Irak hükümetinin İran sınırındaki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapatma kararı, siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında yeni tartışmalara yol açtı. Ülkenin güneyindeki Meysan vilayetinde protestocular sınır kapısının yeniden açılması talebiyle gösteriler düzenlerken, protestoların büyüyebileceği ve petrol şirketlerinin faaliyetlerinin aksayabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Bağdat ile Tahran arasında kapatma kararının gerekçelerine ilişkin anlaşmazlık derinleşirken, İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar da sınır kapıları ve havalimanlarına ilişkin hükümet kararlarında ABD’nin etkili olduğunu öne sürdü. Gelişmeler, Irak’ın iç siyasetinde ve bölgesel ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı oluşturdu.
Protestolar ve gerilimi artırma tehditleri
Irak’ın Meysan vilayetinde onlarca kişi, federal hükümetin İran sınırındaki Şeyb Sınır Kapısı’nı ikinci bir duyuruya kadar kapatma kararını protesto etmek amacıyla dün petrol şirketlerine giden ana yolu trafiğe kapattı.
Şarku’l Avsat’ın Shafaq News’ten aktardığına göre göstericiler, kritik öneme sahip Bazargan yolunu kapatarak, hükümetten kararını geri almasını isteyen sloganlar attı. Gösteri çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Siyasi gerilimin arttığı süreçte Meysan Vilayet Meclisi Başkanı Mustafa Dair el-Muhammedavi, federal hükümete sınır kapısını yeniden açması için önümüzdeki perşembe gününe kadar süre verdi. Muhammedavi, taleplerin karşılanmaması hâlinde sivil itaatsizlik ve yolların kapatılması dâhil çeşitli adımlar atılabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca kapatmanın sürmesi durumunda Meysan’ın Irak’tan ayrılabileceğini öne sürdü. Bu açıklama, kararın bölgede yarattığı tepkinin boyutunu da ortaya koydu.
Protestoların önemi, Şeyb Sınır Kapısı’nın Irak ile İran arasındaki ticarette oynadığı rolün yanı sıra, ekonomik faaliyetlerinin önemli bir bölümünü ticaret ve petrol sektörlerinden sağlayan Meysan vilayetinin konumundan kaynaklanıyor. Shafaq News’in aktardığına göre kapatma kararının ardından vilayette sebze ve meyve fiyatları keskin biçimde yükseldi. Bunun üzerine vatandaşlar sosyal medya üzerinden ticari geçişlerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Bağdat kararı savunuyor, Tahran tepki gösteriyor
Irak hükümeti, 20 Ekim Salı günü Şeyb Sınır Kapısı’nın ikinci bir duyuruya kadar kapatılmasına karar vermişti. Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, kararın gerekçesini sınır kapısının işletilmesi için gerekli teknik, teknolojik ve geliştirme çalışmalarının tamamlanmamış olmasıyla açıkladı.
Irak Haber Ajansına konuşan el-Abudi, faaliyetlerin durdurulmasının teknik ve lojistik hazırlık seviyesini yükseltmeyi amaçladığını belirtti. Ayrıca İran ile ticaretin sorunsuz sürdüğü başka sınır kapılarının da bulunduğunu ifade etti.
Ancak karar Tahran’ın tepkisini çekti. İran İçişleri Bakanlığı, Bağdat’tan kapatma öncesinde herhangi bir bildirim almadıklarını belirtti.
İran’ın Bağdat Büyükelçiliği de Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin aşiretler ve bataklık bölgelerinden sorumlu danışmanı Abdülemir Tayban’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Tayban, Şeyb ve Şelemçe sınır kapılarının Irak’ın güneyine zarar verdiğini öne sürmüş, bu geçiş noktalarını İran’dan uyuşturucu ve sahte para kaçakçılığıyla ilişkilendirmişti.
Büyükelçilik yayımladığı açıklamada, söz konusu ifadeleri “asılsız iddialar” olarak nitelendirerek Irak’taki ilgili makamlardan iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verdiğini savunduğu açıklamalar karşısında tutum almalarını istedi.
Mevcut bilgilere göre Irak hükümeti, büyükelçiliğin açıklamasına henüz yanıt vermedi ve kapatma kararını geri aldığına ilişkin bir duyuru da yapmadı. Bu gelişmeler, bölgesel çatışmanın etkileri ile deniz ulaşımı ve ekonomik ticaretin güvenliğine ilişkin baskıların arttığı bir dönemde, iki ülke arasındaki sınır ve ticaret meselelerinin daha hassas hâle geldiğini gösteriyor.
Silahlı gruplar ABD’yi müdahaleyle suçluyor

Meysan’daki protestolarla eş zamanlı olarak İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar da ABD’ye yönelik söylemlerini sertleştirdi. Gruplar, Irak hükümetinin İran’la bağlantılı havalimanları ve sınır kapılarını kapatma kararında Washington’un etkili olduğunu iddia etti.
Silahlı gruplar, 30 Eylül ile 23 Ekim tarihleri arasında ABD’ye ait savaş ve keşif uçaklarının Irak hava sahasında 171 hava sahası ihlali gerçekleştirdiğini belgelediklerini ileri sürdü.
Gruplar, söz konusu uçuşların devam etmesini Irak’ın egemenliğinin ihlali ve Bağdat ile Washington arasında imzalanan anlaşma ve taahhütlerin çiğnenmesi olarak değerlendirdi. Irak hükümetinden hava hareketliliklerine ilişkin tutumunu açıklamasını ve ABD ile yürürlükteki mutabakatların içeriğini kamuoyuyla paylaşmasını istediler.
Silahlı gruplar ayrıca iddia ettikleri hava sahası ihlalleriyle hükümetin sınır kapıları ve havalimanlarına ilişkin kararları arasında bağlantı kurdu. Bu adımların, Irak’ın karar alma bağımsızlığı ve egemenliğini ne ölçüde kullanabildiği konusunda soru işaretleri doğurduğunu savundular.
Açıklamada iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği bölgeler veya uçuşlara katılan uçakların özellikleri hakkında ayrıntı verilmedi. Mevcut bilgilerde, sınır kapısının kapatılması kararında ABD’nin müdahalesi olduğu yönündeki suçlamaları bağımsız biçimde doğrulayan ayrı bir kanıt da yer almadı.
Bu gelişmeler, Irak hükümetini karmaşık bir denklemle karşı karşıya bırakıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Bağdat bir yandan ticaret ve fiyat artışları nedeniyle yerel halkın tepkileriyle uğraşırken, diğer yandan sınır kararlarını ABD ve İran’la ilişkilerine bağlayan silahlı grupların siyasi baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
Silahlı gruplarla ateşkes yeni bir sınavla karşı karşıya

Gerilim, bir yandan ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmanın genişleyebileceğine ilişkin kaygıların arttığı, diğer yandan Irak hükümetinin iç gerilimi kontrol altında tutmaya ve bunun güvenlikle istikrara yansımasını önlemeye çalıştığı bir dönemde artıyor.
Bağdat daha önce, Şii Koordinasyon Çerçevesi içindeki siyasi aktörlerin arabuluculuğuyla silahlarını teslim etmeyi reddeden silahlı gruplarla uzlaşmalara varıldığını duyurmuştu.
Aktarılan bilgilere göre bu uzlaşmalar iki aşamalı bir ateşkes düzenlemesini içeriyor. İlk aşamanın bu yılın sonuna kadar sürmesi ve grupların bu süre boyunca Irak’ta veya komşu ülkelerdeki ABD çıkarlarını hedef almaması öngörülüyor. Haziran 2027’de sona ermesi planlanan ikinci aşama ise silahların teslim edilmesine yönelik düzenlemeler ve siyasi sürece katılımla bağlantılı.
Ancak silahlı grupların son açıklaması ve Nuceba Hareketi’nin silahlarını teslim etme karşılığında siyasi sürece katılmayı kabul etmediğini duyurması, varılan uzlaşmaların sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğurdu. Irak hükümeti bu gelişmeler hakkında henüz resmî bir açıklama yapmadı. Dolayısıyla ateşkesin yürürlükte olup olmadığı veya sürecin tıkanma aşamasına girip girmediği belirsizliğini koruyor.
Bu çerçevede Şeyb Sınır Kapısı üzerindeki anlaşmazlık, hükümetin açıkladığı teknik hazırlık eksiklikleri veya yerel ekonomik sonuçlarla sınırlı değil. Sorun, bölgesel rekabetle ve silahlı grupların hükümetin kararları üzerindeki baskısıyla da iç içe geçmiş durumda.
Meysan halkının sınır kapısının yeniden açılması yönündeki talepleri, Bağdat’ın teknik gerekçelerinde ısrar etmesi, Tahran’ın itirazları ve silahlı grupların Washington’a yönelik suçlamaları arasında Irak hükümeti yeni bir sınavla karşı karşıya. Bağdat’ın önündeki temel mesele, birbirine bağlı dış ilişkileri yönetmek, protestoları kontrol altına almak ve sınır ile ticaret kaynaklı bir anlaşmazlığın daha geniş bir siyasi ve güvenlik krizine dönüşmesini önlemek.