Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilimin insani sonuçları ağırlaşırken, hükûmet kaynaklarına göre grup, Lahic vilayetinin kırsal kesimlerinde ve Taiz kenti çevresinde yerleşim bölgelerini hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Çatışma bölgelerinden kaçan ailelerin sayısı artarken, hâlihazırda dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşayan ülkede yardım kuruluşlarının karşı karşıya olduğu ihtiyaçlar da giderek büyüyor.
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından Husilerin Lahic vilayetine bağlı el-Mudâribe ilçesindeki köyleri neredeyse her gün füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almaya başladığını belirtti. Saldırıların yüzlerce ailenin evlerini terk etmesine ve Batı Sahili ile Lahic’in çevre bölgelerinden gelen göç dalgalarına katılmasına yol açtığı kaydedildi.

Kaynaklar, bu saldırılarla aşiret mensupları üzerinde baskı kurulmasının ve onların hükûmet güçlerine verdikleri desteği kesmeye zorlanmasının amaçlandığını değerlendirdi.
Taiz kenti çevresinde ise Husilerin, hükûmet güçlerine bağlı birliklerin ve gönüllü sivillerin direnişini kırmak amacıyla Cebel Sabır’daki köyleri insansız hava araçları ve havan toplarıyla hedef aldığı bildirildi. Kaynaklar, yerel halktan gönüllülerin son günlerde, cephe hattını yarmaya yönelik tekrarlanan Husi saldırılarını püskürttüğünü aktardı.

Kaynaklara göre bu gelişmeler, Taiz’in 20 gündür devam eden bir kuşatma altında bulunduğu sırada yaşanıyor. Çatışmalar sivillerin temel hizmetlere ve ihtiyaçlara erişimini zorlaştırırken yerel yönetimler ile insani yardım kuruluşlarının üzerindeki yükü de artırıyor.
İnsani durumla ilgili uyarılar
Husi saldırılarının insani sonuçları ağırlaşırken Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, mevcut tırmanışın uzun süredir devam eden insani krizi daha da derinleştirdiği uyarısında bulundu. Federasyon, Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu, bunların yaklaşık 5,2 milyonunun son tırmanış dalgasından önce ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluştuğunu bildirdi.
Federasyonun yakın tarihli raporunda, çatışmalar ve güvenlik sorunlarının sağlık hizmetlerine, eğitime, pazarlara ve temel ihtiyaç malzemelerine erişimi engellediği belirtildi. Yerinden edilen ailelerin barınma alanlarına sınırlı sayıda eşyayla ulaştığı, bu ailelerin barınak, ev eşyası, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu kaydedildi.

Raporda, yerinden edilenleri kabul eden toplulukların da hizmetler ve kaynaklar üzerindeki baskıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Tekrarlanan göçlerin geçim kaynaklarını zayıflattığı ve korunma risklerini artırdığı, daha fazla ailenin yaşadığı bölgeleri terk etmek zorunda kalma ihtimalini yükselttiği ifade edildi.
Federasyon, insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının ve sahadaki ihtiyaçların değişimine uyum sağlayabilecek esnek bir müdahalenin sürdürülmesinin önemini vurguladı. Özellikle güvenlik koşullarının insanların ve yardım malzemelerinin hareketini kısıtladığı bölgelerde bu ihtiyacın daha da belirginleştiği kaydedildi.
Rapora göre yerinden edilen aileler; barınma, gıda, temiz su, sanitasyon, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde birbiriyle bağlantılı çok sayıda engelle karşılaşıyor. Güvenlik sorunları ve yolların kapanması pazar faaliyetlerini, tedarik hatlarını ve yardım ulaştırma çalışmalarını aksatıyor. Gelir kaynaklarının kaybedilmesi, mevcut varlıkların tükenmesi ve fiyatların yükselmesi de ailelerin temel ihtiyaçlarını satın alma kapasitesini azaltıyor.
Federasyon, tecrit edilmiş bölgelerde yaşayan toplulukların daha ağır kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu bölgelerde ticari mal tedarikinin sürdürülmesi ve temel hizmetlerin devam ettirilmesi zorlaşırken gıda güvensizliği, zaten yeterli besine erişemeyen ailelerin kırılganlığını daha da artırıyor.
Krizin boyutunu ortaya koyan raporda, ülke genelinde beş yaşın altındaki yaklaşık 2,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenmeden etkilendiği bildirildi. Kuşatmanın ve yardımların kesintiye uğramasının devam etmesinin, özellikle küçük çocuklar ile hamile ve emziren kadınların durumunu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuldu.
Raporda ayrıca tekrarlanan yerinden edilmelerin ailelerin krizlerle başa çıkma kapasitesini tükettiği belirtildi. Üç ayrı yerinden edilme bölgesinde gerçekleştirilen hızlı değerlendirme, incelemeye katılan ailelerin yaklaşık yüzde 45’inin daha önce de yerinden edildiğini ortaya koydu.
Federasyon, bu oranın yalnızca söz konusu üç bölgedeki değerlendirmeye katılan ailelerin durumunu yansıttığını ve Yemen’deki tüm yerinden edilmiş kişilere genellenmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.
Ek riskler
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, insani duruma ilişkin endişeler kapsamında, mülk kaybı ve geçim kaynaklarındaki istikrarsızlığın ailelerin krizlerle mücadele kapasitesini zayıflattığına dikkat çekti. Bu koşulların, çocuk işçiliği gibi zararlı başa çıkma yöntemlerine başvurma riskini artırdığı belirtildi.

Federasyon, yaşanan sıkıntıların gıda ve barınma eksikliğiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Kadınların geçimini sağladığı ailelerin, ailelerinden ayrı düşen çocukların, yaşlıların, engellilerin ve düzenli tedaviye ihtiyaç duyan hastaların da ek güçlüklerle karşı karşıya olduğu kaydedildi.
Uygun barınma imkânlarının ve sanitasyon tesislerinin yetersiz olduğu bölgelerde kadınlar ve kız çocukları daha fazla korunma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Hareket kabiliyeti veya kaynakları sınırlı olan kişiler ise tecrit edilmiş bölgelerden ayrılmakta ya da temel hizmetlere ulaşmakta güçlük çekebiliyor.
Bu uyarılar, insani ihtiyaçlarla bunları karşılama kapasitesi arasındaki açığın giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor. Çatışmaların sürmesi, insanların tekrar tekrar yerinden edilmesi, yolların kapanması ve tedarik hatlarının aksaması ailelerin kırılganlığını artırırken, yerinden edilenleri kabul eden toplulukların üzerindeki yükü de ağırlaştırıyor.

