Lübnan’da cumhurbaşkanlığı istişareleri yeni engellerle karşı karşıya

Özgür Yurtsever Hareket, bir aday üzerinde ön anlaşmaya dikkat çekerken Lübnan Kuvvetleri ise hareketin, Hizbullah ile ilişkisini kesmek istemediğini savunuyor.

İstişarelerin karmaşıklığı nedeniyle Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı makamının boşluğu uzuyor. (Reuters)
İstişarelerin karmaşıklığı nedeniyle Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı makamının boşluğu uzuyor. (Reuters)
TT

Lübnan’da cumhurbaşkanlığı istişareleri yeni engellerle karşı karşıya

İstişarelerin karmaşıklığı nedeniyle Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı makamının boşluğu uzuyor. (Reuters)
İstişarelerin karmaşıklığı nedeniyle Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı makamının boşluğu uzuyor. (Reuters)

Lübnan’da muhalif bir grubun Özgür Yurtsever Hareket ile başlattığı istişareler, cumhurbaşkanı adayının adı üzerinde uzlaşma olasılığını yavaşlatacak yeni engellerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, Yurtsever Hareket lideri Milletvekili Cibran Basil’in eski müttefiki Hizbullah’ı kışkırtacak bir seçim yapmasının zor olduğu gerçeğinden hareketle, daha önce birden çok tarafın uyarı yaptığı bir durumdu.

Her iki taraf da müzakerelerin başarısız olduğunu duyurdu. Ancak Özgür Yurtsever Hareket’ten önde gelen bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘bir ön anlaşmaya varılana kadar müzakerelerin devam ettiğini’ söyledi. Yurtsever Hareket’ten milletvekili Allan Avn’ın muhalefetle ancak ‘hareketten bir isim’ üzerine uzlaşı sağlanabileceği yönündeki açıklaması soru işaretlerine neden oldu. Lübnan Kuvvetleri’nden kaynakların belirttiğine göre bu yeni şart, yalınızca müzakereleri durdurmak ve Hizbullah ile ilişkileri koparmak istemediklerini söylemek için bir bahane.

Edinilen bilgiler, istişarelerin 'iki eski bakan olan Cihad Azur ve Ziyad Barud, ordu komutanı General Joseph Avn ve eski yardımcısı Salah Hanin’ başta olmak üzere isim arama konusunda ileri bir aşamaya ulaştığını gösteriyordu.

Basil, 22 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığıyla ilgili en önemli konunun reform projesi olduğunu söyledi. Ancak bu projenin, reformları engelleyen aynı yozlaşmış insanlarla uygulanamayacağını vurguladı. ‘Monte Carlo Doualiya’ radyosuna konuşan Cibran Basil konuya dair şunları söyledi:

Bize göre cumhurbaşkanlığı seçimlerini yönetmesi gereken şey, bizi krizden çıkarabilecek bir isim konusunda fikir birliğidir. Sorun isimde değil. Bir kişiyi diğerine dayatmakla çözüm olmaz. Kim tek başına yönetirse ve meclis çoğunluğuna veya gerekli çoğunluğa sahip değilse başarısız olur. Konsensüsle yönetiliyoruz ancak kamu maliyesi, ekonomi, kurumlar ve bankacılık sektörünün yapısal reformlarını gerçekleştiren kişi temelinde idare ediliyor.

Özgür Yurtsever ile muhalefet arasındaki görüşmeler çerçevesinde ise Lübnan Kuvvetleri’nden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundular:

Muhalefet ile hareket arasında var olan iletişimi durduran, iki partinin kesişme olasılığını ortadan kaldıran, bir ay boyunca yaşanan tartışmaların ve diyalogların tüm bağlamından uzak, garip ve şaşırtıcı bir pozisyon ortaya koyan milletvekili Allan Avn’dır.

Avn’ın son tavrından sonra iki taraf arasında iletişim olup olmadığına dair soruya kaynaklar şu cevabı verdi:

Şu ana kadar herhangi bir temas gerçekleşmedi. Ancak Yurtsever Hareket’in müzakere aşamasında önerilmeyen yeni bir kural koyduğu açık görünüyor. Muhalefet ile hareketin kesişmesinin şartı, hareketten bir adayı benimsemektir. Bu durum düşünüldüğünde, Hizbullah ile ilişkisini kesmek istemediğini söylemek için bir argümanın arkasına saklanmak isteyen bir partinin var olduğu anlamına gelir.

Diğer yandan Lübnan Kuvvetleri Partisi’nden milletvekili Pierre Bou Assi, Basil’in muhalefeti Şii İkili’ye şantaj aracı olarak kullandığını dile getirdi. Bou Assi, Twitter üzerinden şu açıklamada bulundu:

Basil, bizi Hizbullah ve Emel Hareketi karşısında şantaj aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Mevcut bazı milletvekilleri, bizi Cibran Basil karşısında şantaj aracı olarak kullanmak istiyor. Bize gelince; demokratik kültüre saygıyı yeniden tesis etmek ve Lübnan ile Lübnanlıların cehennem üçgeninin içine yerleştiği cehennemden kurtarmak istiyoruz.

Milletvekili Allan Avn, pazar günü bir radyo kanalına yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Muhalefettekilerin bir kısmı, Özgür Yurtsever’in hesaplaşmak için karşı tarafla karşı karşıya gelmesini bekliyorlardı. Ancak biz tarafları karşı karşıya getirme değil, birleştirme sürecindeyiz. Cumhurbaşkanlığı sorunu, her adayın bir sonraki aşamaya yönelik verdiği garantilerde yatmaktadır. Ekonomiyi kurtarma ve ademi merkeziyetçilik taahhüdü ve dış dünya ile ilişkileri yeniden kurma konusunda güvence vermeye katkıda bulunan, bize en yakın aday olacaktır.

Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri’nin belirlediği son tarihten önce, yani haziran ortasından önce bir seçim oturumu çağrısı yapmasını beklediğine dikkat çekti. Milletvekili İlyas Bou Saab’ın siyasi partilerle gerçekleştirdiği görüşmelerde yaptığının, cumhurbaşkanlığı dosyasında bir sonuca varılmasını kolaylaştırmak için parlamento blokları arasında bir istişare oturumu olduğunu dile getirdi.

Diğer yandan Hizbullah, Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye’ye bağlılığını sürdürdü. Milletvekili Hasan Fadlallah da Franciyye’yi destekleyenlerin ne pahasına olursa olsun çalışması gerektiğini vurguladı.

Fadlallah, güney bölgesinde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Bölgede ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözme başlıklı yeni iklimler mevcut. Bunun Lübnan’a olumlu yansımasını umuyoruz. Çünkü bu yeni durumdan faydalanmak ve ülkemizin çıkarlarına yatırım yapmak mümkündür. Ancak Lübnan iç mutabakatlarının temeli, mevcut krizlere ve ülkemize çözüm bulma anlayışları üzerine kuruludur. Bölgede nasıl uzlaştıklarını, bazı krizlerin üstesinden nasıl gelindiğini gördük. Biz, Lübnan’da uzlaşmak zorundayız. Lübnanlıların başka seçeneği yok. Çözüme yönelik doğal ve gerekli yaklaşım, cumhuriyet için bir cumhurbaşkanı seçmektir. Bugün desteğini açıkladığımız doğal bir adayımız var. Onu destekleyen başka bloklar da var, başka görüşler de bulunuyor. Parlamenter blok olarak doğal hakkımızı kullanıyoruz. Parlamentoya gittiğimizde, en iyi seçenek olarak gördüğümüz veya bir sonraki aşamada rolünü oynayabilecek bir cumhurbaşkanı olmasını sağlayacak niteliklere sahip olan kişiye oy veriyoruz.



Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyor

Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
TT

Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyor

Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)

Hizbullah, ABD’nin himayesinde Lübnan ile İsrail arasında yürütülen doğrudan müzakerelere iki yönlü siyasi ve askeri bir yaklaşım ile karşılık veriyor. İlk yaklaşım, müzakereleri reddetme ve devleti “İsrail ile müzakere kararını gözden geçirmeye” çağırma şeklinde ortaya çıkarken, bu adımın “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağı” savunuluyor. Öte yandan örgüt, İsrail’e yönelik roket saldırılarını artırarak sahadaki yanıtın devam edeceği mesajını veriyor.

Siyasi açıklamalar

Hizbullah’ın parlamentodaki Direnişe Vefa Bloku milletvekillerinden Hüseyin Fadlallah, yaptığı açıklamada “Beyrut’taki iktidarın yeterli olmadığını, bireysel ve zaman zaman mezhepsel çıkarların ulusal çıkarların önüne geçtiğini” söyledi.

Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, hükümetin düşmana taviz vermeyi artırdığını ve Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı derinleştiren yanlış bir yola girdiğini belirten Fadlallah, “Lübnan makamları hesaplarını yeniden gözden geçirmeli ve halkına dönmelidir” dedi.

Fadlallah güneyden ordunun çekilerek bölgenin işgale açık hale getirildiğini ve böylece düşmana fırsatlar verildiğini ileri sürdü.

“Düşman, Bint Cubeyl sahasını yok etse de içinde fotoğraf çekmeyi başaramadı” diyen Fadlallah, İsrail’in “sahadaki yenilgisini Washington’daki müzakerelerle telafi etmeye çalıştığını” iddia etti.

Milletvekili, Lübnan hükümetine “İsrail ile müzakere kararını yeniden gözden geçirme” çağrısını yineleyerek, bunun “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağını” savundu.

vd
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların enkazı arasında dalgalanan bir İsrail bayrağı (AFP)

Bu açıklamalar, Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi Vekif Safa’nın, örgütün devam eden müzakerelerle ilgilenmediğini söylemesinin ardından geldi. Safa, AP’ye yaptığı açıklamada “Müzakerelerin sonuçlarıyla hiç ilgilenmiyoruz, bizi bağlamıyor. Anlaşmalar ne olursa olsun bağlı değiliz” ifadelerini kullanmıştı.

Askeri gerilimi

Hizbullah, bu tutumunu sahada da yaklaşık bir saat içinde İsrail’e 40’a yakın roket atarak göstermeye çalıştı. Özellikle kuzeydeki yerleşim yerleri hedef alındı.

Örgüt ayrıca, Yukarı Celile’de bir askeri noktaya yönelik bir seyir füzesinin fırlatıldığını gösteren bir video yayımladı ve İsrail’in “Maskaf Am” mevkiinde askerlerin toplandığı bir alanın hedef alındığını duyurdu.

Buna ek olarak, insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve farklı bölgelere roket salvoları düzenlendiği de açıklandı.

Devlet dışı müzakere denklemi

Gelişmelerin anlamına ilişkin değerlendirmede bulunan emekli tuğgeneral Said Kazzah, “Hizbullah’ın bu aşamada İsrail’e net bir denklem dayatmaya çalıştığını; kendisini Lübnan devleti üzerinden yürütülen müzakerelerden bağımsız, ateşkes konusunda muhatap alınması gereken tek taraf olarak konumlandırmak istediğini” söyledi.

Kazzah’a göre örgüt Lübnan devletinin bu dosyada yetkinliğini ve özellikle güney sınırındaki güvenlik müzakerelerini yürütme kapasitesini fiilen tanımıyor. Bu yaklaşımın iki hedefi olduğunu belirten Kazzah, bunlardan ilkinin örgütün müzakere şartlarını dayatabilen bir aktör olarak konumunu güçlendirmek, ikincisinin ise bu kartı İran’ın ABD ile yürüttüğü daha geniş müzakere sürecinde kullanmak olduğunu ifade etti.

dvfv
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların yanından geçen bir yolda ilerleyen İsrail ordusuna ait zırhlı araçlar (AFP)

Kazzah ayrıca zamanlamaya dikkat çekerek, güneydeki askeri operasyonların sürdüğünü ve “Hizbullah’ın İsrail ordusuyla fiili çatışma halinde olmaya devam ettiğini” söyledi. Sabah saatlerinde yaklaşık 40 roket atılmasının, İsrail yerleşimlerinde okulların yeniden açılmasıyla aynı zamana denk gelmesinin sembolik bir anlam taşıdığını belirterek bunun “savaşın sona ermediği ve Washington’daki müzakere sürecinin otomatik bir ateşkes anlamına gelmediği” mesajını taşıdığını ifade etti.

Kazzah, örgütün geçmişte olduğu gibi dolaylı müzakere modelini yeniden üretmeye çalıştığını, 1993, 1996 ve 2000 yılları ile 2006 savaşı örneklerinde olduğu gibi uluslararası arabulucular üzerinden bir iletişim kanalı kurulduğunu hatırlattı. Lübnan devletinin ise çoğu zaman bu süreçte doğrudan taraf olmaktan ziyade, sonuçların resmileştirildiği bir yapı olarak kaldığını söyledi.

Bu yaklaşımın daha yakın dönemde deniz sınırlarının belirlenmesi sürecine de yansıdığını belirten Kazzah, burada da fiilen Hizbullah’ın dayattığı bir denklem oluştuğunu, devletin ise çoğunlukla süreci tamamlayan resmi bir aktör rolünde kaldığını ifade etti.

Siyasi mesajlar, askeri örtüyle

Emekli Tuğgeneral Naci Melaab ise farklı bir değerlendirme yaparak, askeri gerilimin belirleyici bir savaş kapasitesinden ziyade “siyasi ve varoluşsal bir mesaj” taşıdığını söyledi.

Melaab, İran’ın füze doktrininde çoklu salvo saldırılarının hava savunma sistemlerini yıpratmaya yönelik olduğunu, ancak mevcut operasyonların bu düzeyde bir etkinlik taşımadığını belirtti.

“Hizbullah’ın bugün yürüttüğü askeri faaliyetler, İsrail’e yalnızca sınırlı zararlar verebiliyor; güç dengesi üzerinde belirleyici bir değişiklik yaratmıyor” diyen Melaab, İsrail’in gelişmiş savunma sistemleri ve sivil altyapı hazırlığı sayesinde bu tür saldırılara karşı yüksek bir dayanıklılık sergilediğini ifade etti.

İsrail’in özellikle insansız hava araçları alanındaki teknolojik üstünlüğüne dikkat çeken Melaab, bunun sahada bu tür operasyonlara karşı koymayı zorlaştırdığını söyledi.

Tırmanışın müzakere bağlamıyla bağlantılı olduğunu belirten Melaab “Yaşananlar askeri olmaktan çok siyasi bir mesajdır; devlet değil, savaş ve barış kararının hâlâ Hizbullah’ın elinde olduğu vurgulanmaktadır. İsrail saldırılarını sürdürürse biz de devam ederiz” mesajını taşıdığını ancak bunun sahada belirleyici bir askeri sonuç üretmediğini ifade etti.


Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
TT

Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)

Yarın ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad arasında başlayacak olan Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin ilk turu öncesinde temkinli bir bekleyiş hâkim.

Tel Aviv'de ise İsrail'in tutumu, İsrail yönetiminin Lübnan'daki mevcut durumun olduğu gibi kalmasını tercih ettiğini gösteriyor. Zira bir anlaşmaya varılması halinde, Litani Nehri’nin güneyinde kontrol ettiği bölgeden çekilmek zorunda kalacak ve nehrin kuzeyine çekilen Hizbullah'ın silahsızlandırılacağına dair gerçek bir garanti verilmiş değil.

Beyrut'ta ise, her iki tarafın da kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle müzakerelerin başarısızlığa uğrayacağına dair endişeler söz konusu. Ayrıca, müzakerelerin başarılı olması durumunda bile, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını veya sahada yeni dengelerin kurulmasını amaçlayan herhangi bir anlaşmayı kategorik olarak reddetmesi nedeniyle, olası bir uzlaşmanın Lübnan iç politikasına yansıyacağına dair endişeler de var. Bu durum, müzakerelerin daha başlamadan başarısızlığa uğrayacağına işaret ediyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."