İsrail’den Hamas'ın üst düzey dört ismine suikast tehdidihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5150344-i%CC%87srail%E2%80%99den-hamas%C4%B1n-%C3%BCst-d%C3%BCzey-d%C3%B6rt-ismine-suikast-tehdidi
İsrail’den Hamas'ın üst düzey dört ismine suikast tehdidi
Yahya es-Sinvar, Halil el-Hayya ile birlikte (2017), (AFP)
İsrail’İn Hamas Hareketi’nin önde gelen bazı liderlerine yönelik gerçekleştirdiği suikastların ardından, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Hamas’ın askeri komutanlarından İzzeddin el-Haddad ve siyasi lideri Halil el-Hayya'yı açıkça suikastla tehdit etmesinden sonra İsrailli güvenlik kaynakları, suikast listesinde Usame Hamdan ve Sami Ebu Zuhri gibi başka isimlerin de bulunduğunu açıkladı.
İsrail gazetesi Maariv, ‘İşte İsrail ordusunun hedefindeki üst düzey Hamas liderleri’ başlığı altında yayınladığı haberde Hamas’ın siyasi büro başkanları İsmail Heniyye ve Yahya es-Sinvar'ın da aralarında bulunduğu birçok isme düzenlenen suikastın ardından ‘sırada’ Lübnan'da yaşayan Hamdan ve Cezayir'de yaşayan Ebu Zuhri’nin yanı sıra, Haddad ve hatta Hamas adına müzakereleri yürüten Hayya’nın olduğunu yazdı.
İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin-Bet hafta başında ortak bir açıklama yayınlayarak, Hayya'nın yanı sıra Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'nın komutanlarından Haddad'ı da öldürmekle tehdit etti.
Katz, ofisi tarafından cumartesi günü yayınlanan açıklamasında, İsrail tarafından öldürülen İsmail Heniyye, Muhammed ed-Deyf, Yahya es-Sinvar ve Muhammed es-Sinvar gibi Hamas’ın siyasi ve askeri liderlerinin akıbetlere atıfla “Gazze'deki İzzeddin el-Haddad, yurtdışındaki Halil el-Hayya... Listede sırada siz varsınız” ifadesini kullandı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz (Reuters)
Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinden aktardığına göre üç hafta önce Han Yunus'taki Avrupa Hastanesi'nin altında bulunan bir tünele sekiz ton patlayıcı atılarak gerçekleştirilen operasyonda, abisi Yahya es-Sinvar’ın öldürülmesinin ardından Gazze’de Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'nın başına geçen Muhammed es-Sinvar, Refah Tugayı Komutanı Muhammed Şabana ve Han Yunus Güney Taburu Komutanı Mehdi Kevarağ’ın öldüğü, Haddad’ın ise saldırıdan sağ kurtulduğu doğrulandı.
Haddad, sonuncusu şubat ayında olmak üzere, kendisine yönelik çok sayıda başarısız suikast girişimi nedeniyle hayalet olarak adlandırılıyor. İsrail ordusu ve Şin-Bet, Haddad’ın, üzerinde ölüm işareti bulunan bir fotoğrafını Arapça olarak ‘Haddad, yoldaşları Heniyye, Deyf ve Sinvar ile buluşacak’ başlığıyla yayınladı.
Maariv gazetesine göre bir sonraki hedef, müzakereleri yürüten ve daha önce Hamas’ın Lübnan'daki liderliğini yapan Usame Hamdan. Hamdan, Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından beri Hamas'ın sözcülüğünü yapıyor. Zamanının çoğunu Katar'da geçiren Hamdan'ı, şu anda Cezayir'de yaşayan ve sık sık medyada boy gösteren Sami Ebu Zuhri ve savaştan sonra bir başkan seçilinceye kadar fiilen Hamas’ın başında olan Halil el-Hayya izliyor.
Hamas liderlerinden Usame Hamdan (Reuters)
İsrail ordusu ve Şin-Bet'in Muhammed es-Sinvar, Muhammed Şabana ve Mehdi Kevarağ’ın öldüğünü açıklamasının ardından İsrail Savunma Bakanı Katz cumartesi akşamı yayınladığı bir tehdit mesajında, “Gazze'deki İzzeddin el-Haddad ve yurtdışında Halil el-Hayya... listede sırada siz varsınız” ifadelerini kullandı.
Katz, mesajına şöyle devam etti:
“İsrail'in uzun eli, 7 Ekim'de işlenen cinayetlerin ve vahşetin tüm sorumlularına yakın ve uzak her yerde ulaşacak.”
Ebu Suhayb olarak da bilinen Haddad, Kassam Tugaylarının Gazze Şehri Tugayı'nın komutanı ve Hamas’ın emektarlarından biri. Haddad, savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nin kuzeyinin fiili komutanlığını yürütüyor. İsrail ordusu, üst düzey askeri komutanların öldürülmesinin ardından, Haddad’ın Hamas tarafından Gazze Şeridi'nin başına getirildiğini tahmin ediyor.
İsrail’in tehdidinin Hamas'ın Gazze'deki siyasi büro başkanı, liderlik konseyi üyesi ve başkan yardımcısı Hayya'yı da kapsaması dikkati çekti. Şu an Katar'ın başkenti Doha'da ikamet eden Hayya, siyasi bir lider ve kendisine yönelik suikast tehdidi İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk yapan devletin egemenliğine karşı bir ihlal teşkil ediyor.
İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanlığı, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki bir askeri havaalanına düzenlediği saldırının ardından, Ankara’nın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suriye’de kurduğu “tuzağa düşmeyeceğini” açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Bölgemizde barış ve istikrarı baltalamayı amaçlayan Netanyahu gibi aktörlerin tuzağına düşmeyecek kadar deneyimliyiz” ifadelerini kullandı. Açıklamanın, NATO üyesi Türkiye’nin İsrail’le doğrudan bir çatışmaya girmeyi düşünmediğine işaret ettiği değerlendirildi.
Öte yandan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Washington’un bölgede gerilimi düşürmeye yönelik uygulanabilir bir plan üzerinde çalıştığını söyledi. Huckabee, planın “halihazırda mevcut olduğunu, ancak işlerliğinin güvence altına alınması ve bütün tarafların katılmaya hazır olduğundan emin olunması için geliştirilmesi gerektiğini” ifade etti.
Huckabee’ye, İsrail’in adımlarının İsrail ile Türkiye arasında bir çatışmaya yol açmasından Washington’un endişe duyup duymadığı da soruldu. ABD’li büyükelçi, “Bunun o noktaya geldiğini düşünmüyorum; hatta buna yaklaştığımızı bile düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün X hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklediğini” söyledi. Katz, İsrail'in, “hiçbir aktörün güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyeceğini” belirtti.
Türkiye ise dün İsrail'in, Ankara'nın Suriye'deki askeri varlığına ilişkin “asılsız iddialar” olarak nitelendirdiği açıklamalarını sert bir şekilde reddetti. İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla Türkiye sınırına yakın bir Suriye hava üssünü bombalamıştı.
Şam yönetimi de hava üssünde Türk askeri üssü kurulması veya kalıcı Türk askeri varlığı oluşturulması yönünde herhangi bir plan bulunmadığını açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri'nin kullanımına hazırlanmakta olduğunu söyledi
Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5307058-gazze-bat%C4%B1-%C5%9Feria-ve-se%C3%A7imler-kushner-netanyahuyu-ikna-edebilecek-mi
Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın gelecek hafta İsrail ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Gazze'de tıkanan planı yeniden canlandırmaya yönelik sıradan bir turdan ibaret görünmüyor. Barış Konseyi’nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ile Konseyin yürütme kurulu üyesi ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de yer aldığı heyet, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği ve 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine ilişkin hesapların bölgesel dosyaları doğrudan etkilemeye başladığı bir dönemde bölgeye geliyor.
Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra, Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği saldırılar da Netanyahu hükümetinin ve İsrail ordusunun sahayı kontrol altında tutma ve Washington'ın taleplerine yanıt verme kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşmüş durumda.
Uygulamadan önce uzlaşma
Associated Press’in bildirdiğine göre Kushner, Mladenov ve Blair pazar günü İsrail'e ulaşacak, ardından Kahire'ye geçecek. Heyet İsrail'de Netanyahu ve üst düzey yetkililerle görüşürken, Kahire'deki temaslarda Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların yanı sıra Gazze'nin yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat Filistinli grubun gerçekleştirdiği toplantılar da gündemde olacak.
Doğrudan hedef, Trump'ın planında bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayacak bir formül bulmak. Bu aşama, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, sivil ve güvenlik yönetiminin teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetine devredilmesi, buna paralel olarak İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesi ve güvenliğin tesis edilmesine yardımcı olmak üzere uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılmasını içeriyor.
Trump, Steve Witkoff, Jared Kushner ve Nikolay Mladenov, Davos'ta (Arşiv - Reuters)
Reuters’a konuşan konuya yakın bir kaynak, Washington ile İsrail'in Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda mutabık olduğunu, ancak İsrail tarafının meşru kaygıları bulunduğunu ve iki tarafın bunları gidermek için çalıştığını söyledi.
Sorun ise adımların hangi sırayla uygulanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlığın hâlâ çözülememiş olması. Hamas planı kabul etti ancak uygulamayı, başta saldırıların durdurulması ve İsrail güçlerinin çekilmesi olmak üzere İsrail'in önce kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi şartına bağladı. Netanyahu ise silahsızlandırma tamamlanmadan İsrail güçlerini çekmeyeceğini açıkladı ve böylece Washington'ın önerdiği kademeli uygulama formülünü fiilen reddetti.
Axios haber sitesinin ortaya koyduğuna göre kamuoyu önündeki anlaşmazlık, kapalı kapılar ardında yaşananların tamamını yansıtmıyor. Netanyahu daha önce Kushner ile yaptığı bir görüşmede plana fırsat vereceğine ve silahsızlandırma sürecinin başlaması için uygun koşulların oluşturulması amacıyla Gazze'ye yönelik saldırıları sınırlayacağına söz verdi. O tarihten bu yana hava saldırılarının temposu düştü ve İsrail ordusu, mutabakatlarda öngörülen sarı hata çekildi. Bu nedenle ABD yönetimi, Netanyahu'nun kamuoyu önündeki itirazını kısmen nihai bir karar olmaktan ziyade seçimlere yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.
Seçimler ayrılığı derinleştiriyor
Trump yönetimi, ekim ayında yapılacak seçimlerin Gazze dosyasını daha aylar boyunca dondurmak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyor. Ancak Netanyahu da İsrail güçlerinin Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesinden önce çekilmesini kabul etmesi halinde, özellikle kendi sağ tabanı karşısında ABD baskısı altında taviz veren bir lider görüntüsü vermek istemiyor. Netanyahu, İsrail'in geri çekilmesine ilişkin olası bir anlaşma nedeniyle hem müttefikleri hem de rakipleri tarafından sert biçimde eleştiriliyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)
Axios’a konuşan bir ABD'li yetkili, Netanyahu'nun siyasi ihtiyaçlarını anladıklarını, ancak başta Gazze'ye yönelik saldırıların sınırlandırılması olmak üzere Washington'ın taleplerini uygulamaya devam ettiği sürece bunu dikkate alacaklarını söyledi. Bir başka ABD'li yetkili ise durumu, “Seçimler herkesi paniğe sürüklüyor” sözleriyle özetleyerek görüşmeleri çevreleyen gerilime dikkat çekti.
Netanyahu seçimlere zor bir konumda giriyor. Axios’un aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu liderliğindeki ittifakın 49 ila 53 sandalye kazanması bekleniyor. Bu rakam, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyenin altında kalıyor. Muhalefet partilerinin ise 67 ila 70 sandalye elde edebileceği tahmin ediliyor.
Bu ortamda Trump'ın tutumu özel önem taşıyor. Trump, kendisine dört kez sorulmasına rağmen Netanyahu'ya destek açıklamaktan kaçındı. Oysa önceki dönemlerde Trump'ın Netanyahu'ya desteği neredeyse kesin kabul ediliyordu.
Bu tutum kişisel bir kopuş anlamına gelmiyor. Nitekim Trump, Netanyahu ile ilişkisinin çok iyi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak yaklaşım, iki liderin siyasi çıkarları arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD Başkanı Gazze'de bir sonuç elde etmek, Lübnan ve Suriye dosyalarını ilerletmek ve normalleşme sürecini canlandırmak isterken, Netanyahu güvenlik konusunda sert bir tutum sergilemenin ve dış baskılara meydan okumanın seçim açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyor.
Bu nedenle Kushner'ın ziyareti iki yönlü bir mesaj taşıyor: Washington açık bir çatışma istemiyor, ancak İsrail'in iç siyasi gündeminin Trump'ın bölgesel planını sekteye uğratmasına da izin vermeye hazır değil.
Batı Şeria ikinci baskı cephesi
Bu sınama, Batı Şeria'daki durumun kontrolden çıkmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yerleşimciler bazı Filistinlilerin evlerini kuşatarak bu evlerin su ve elektriğini kesti. Kuşatılan evlerden biri ABD vatandaşı olan bir Filistinliye ait.
İsrail ordusunun müdahale ederek yerleşimcilerin kurduğu bazı yapıları sökmesine ve bir yerleşimciyi gözaltına almasına rağmen, grubun bir kısmı saatler sonra yeniden bölgeye döndü. Bu durum, ordunun saldırıları engelleme konusunda hem kapasitesine hem de iradesine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Washington, Netanyahu'ya Kusra'daki kuşatmayı kamuoyu önünde kınaması için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı bu konuda sessizliğini koruyor. Yerleşimlere verdiği tarihsel destekle bilinen ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise alışılmadık derecede sert bir dil kullanarak yaşananları terörist ve suç teşkil eden bir eylem olarak niteledi ve sorumluları İsrailli teröristler olarak tanımladı.
New York Times’ın Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı bilgilere göre aşırılık yanlısı yerleşimciler, 2026'nın ilk yedi ayında 250 Filistinli yerleşim bölgesini kapsayan en az 1380 saldırı gerçekleştirdi. Saldırılarda neredeyse tam bir cezasızlık ortamının hâkim olduğu belirtiliyor. Gazete, daha önce Batı Şeria'da görev yapmış emekli İsrailli Tuğgeneral Guy Hazut'un, ordunun bölgede kontrolü kaybettiğini söylediğini aktardı.
Batı Şeria'daki Kusra beldesinde çarşamba günü taş atan yerleşimciler; görüntü bir video kaydından alınmıştır (Reuters)
Bu nedenle Kushner'ın ziyareti, Gazze'de geri çekilme ve silahsızlandırma konusunda düzenleme yapma girişiminden daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Ziyaret, Washington'ın Netanyahu'ya seçim desteği vermeden ondan pratik iş birliği sağlayıp sağlayamayacağının ve İsrail hükümetinin hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da aşırı sağcı müttefiklerini kontrol altına alıp alamayacağının sınanması niteliğinde.
Ortaya çıkacak sonuç, Trump'ın planının siyasi bir sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini ya da seçim hesapları ve sahadaki kaosun kuşattığı kırılgan mutabakatlar olarak kalıp kalmayacağını belirleyecek.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة