Türkiye genel seçim sonuçları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Türkiye genel seçim sonuçları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye tarihi 14 Mayıs seçimini geride bıraktı. Türkiye, 13. cumhurbaşkanını seçiyor: Sandıkların yüzde 92'dan fazlası açıldı.

İşte son sonuçlar:

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: 49,76

KEMAL KILIÇDAROĞLU: 44,49

SİNAN OĞAN: 5,30

MUHARREM İNCE: 0.46

Açılan sandık yüzde 92,61

YSK Başkanı Yener'den açılan sandık sonuçlarına ilişkin açıklama

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, "YSK'nın veri girişinde şu anda herhangi bir aksama ya da gecikme söz konusu değildir. Verilerimiz, anlık olarak siyasi partilerle de paylaşılmaktadır." dedi.

Yener, YSK önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, YSK'nın veri girişinde şu anda herhangi bir aksama ya da gecikme söz konusu olmadığını, verilerin anlık olarak siyasi partilerle de paylaşıldığını söyledi.

Seçime katılan cumhurbaşkanı adayı sayısının 4 olduğunu, 24 siyasi partinin de seçime katıldığını belirten Yener, şunları kaydetti:

Sandık alanlarından gelen sonuçların ilçe seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarından da il seçim kurullarına intikali ve bu şekilde sisteme veri girişi söz konusu olmaktadır. Şu an itibarıyla yurt içerisinde yüzde 47.08, yurt dışında ise yüzde 12.60 oy girişi gerçekleşmiştir.

Yener, soru üzerine, gecikme durumunda da nasıl bir yöntem izleneceğinin hem kanunda hem de seçim takviminde belli olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "sandıkları terk etmeyin" çağrısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tüm dava ve yol arkadaşlarımdan, sonuçlar resmi olarak neticelenene kadar, her ne olursa olsun sandıkların başından ayrılmamalarını rica ediyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 14 Mayıs seçimlerinin uhulet ve suhulet ile büyük bir demokrasi şöleni şeklinde gerçekleşmesinin, Türkiye'nin sahip olduğu demokratik olgunluğun ifadesi olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti:

Seçim böylesine olumlu ve demokratik atmosferde geçmişken, oy sayımı da halen sürerken, alelacele sonuçlar açıklamaya kalkmak, milli iradenin gaspı anlamını taşır. Milletimizin teveccühünün devam eden oy sayımına yansıyor olmasından memnuniyet duyuyoruz. Tüm dava ve yol arkadaşlarımdan, sonuçlar resmi olarak neticelenene kadar, her ne olursa olsun sandıkların başından ayrılmamalarını rica ediyorum. Demokrasi adına oy veren ve seçim çalışmalarında yer alan tüm vatandaşlarımı tebrik ediyor, her birine ayrı ayrı şükranlarımı ifade ediyorum.

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Oğan'dan açıklama

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, "En başından beri gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak ve Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ikinci turun belirleyeni olacaklar." dedi.

Oğan, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin sonuçlarını takip ettiği otelde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Seçimlerin millete hayırlı olması temennisinde bulunan Oğan, "Uzun ve yorucu bir maratondu bizim için, oldukça zor bir seçim oldu. Çünkü çok kısıtlı imkanlarla biz bu seçime girdik, Ata İttifakı ve Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olarak anketlerle televizyonlarda yok sayıldık. Türlü türlü saldırılara maruz kaldık." dedi.

HDP ve HÜDA PAR gibi terörle arasına mesafe koymayan siyasi partilerin "kilit olma" hesabını bozacaklarını ilk günden beri söylediklerini vurgulayan Oğan, seçimlerin ikinci tura kalacağını öngördüklerini aktardı.

- "Gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak"

Oğan, Türk milliyetçilerini ve Atatürkçüleri yeniden Türkiye'deki seçimlerin merkezine, göbeğine oturtmak için yola çıktıklarının altını çizerek, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener'in son açıklamasında yurt içerisinde yüzde 47,08, yurt dışında ise yüzde 12,60 oy girişi gerçekleştiğini açıkladığını anımsattı.

Seçimlerin ikinci tura kaldığı görüşünü paylaşan Oğan, "En başından beri gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak ve Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ikinci turun belirleyeni olacaklar." dedi.

- "Şu an asla şunu veya bunu destekleyeceğiz demiyoruz"

Bu çerçevede zorlu bir 15 gün daha yaşanacağını belirten Oğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer seçimler bu sonuçlarla tamamlanırsa ve ikinci tura kalırsa, bu süreçte milletimize, memleketimize hayırlı bir sonuç olması için elimizden geleni yapacağız. Şu an asla şunu veya bunu destekleyeceğiz demiyoruz, demeyeceğiz. Ata İttifakı'nı oluşturan siyasi partilerle milletimizin bize oy veren, imza veren temsilcileriyle istişareler yapacağız ve bu istişarelerin sonucunda bir karar vereceğiz."

- "Bizi koltuk derdinde olan bir yapıymış gibi göstermek istediler"

En baştan beri ortaya koydukları tavrın son günlerde "bir pazarlık içerisine girilecek" gibi lanse edildiğini ama bunun doğru olmadığını vurgulayan Oğan, Anayasa'nın ilk dört maddesinin değişmezliği, 13 milyon sığınmacının gönderilmesi, "faiz sebep enflasyon sonuç" anlayışından vazgeçilmesi gibi temel şartlarının bulunduğunu, bunu en başından beri dile getirdiklerini ve söz konusu şartlar olmadan ikinci aşamaya geçilemeyeceğini söyledi.

Oğan, FETÖ, PKK, Hizbullah gibi terör örgütlerinin karşısında olduklarının, bu şartlar sağlandıktan sonra ancak diğer meselelerin konuşulabileceğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Oysa son üç gündür Muharrem İnce'ye yapılan linç girişiminin benzeri bize yapılmaya çalışıldı. Bizi sanki koltuk derdinde olan bir yapıymış gibi göstermek istediler. Ancak bunu yapanlar gördüler ki Sinan Oğan ve Ata İttifakı'nın aslında bu seçimlerde rolü onların hayal ettiğinden çok daha önemliymiş.

O sebeple de tüm milletimize, memleketimize bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Bizim takınacağımız tavır kesinlikle milletimizden yana, istişareden yana olacaktır. Sonuç ne olursa olsun inanıyorum ki milletimizin, memleketimizin faydasına olacaktır."

- "Terör örgütlerinin ve onun siyasi uzantılarının Meclise taşınmasına karşıyız"

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Oğan, HÜDA PAR'a ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:

"Biz terör örgütlerinin ve onun siyasi uzantılarının Meclise taşınmasına karşıyız.Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu Mecliste herhangi bir terör örgütünün uzantısı bulunmamalıdır. Eğer ikinci turda bizim desteğimize ihtiyaç duyan birisi olursa önce terörle, terör örgütlerinin siyasi uzantılarıyla arasına mesafe koymak zorunda. Siyasete ilk girdiğimiz günden bu yana söylediğimiz şeylerde hiç değişiklik olmadı, ilk gün ne diyorsak şimdi de aynısını diyoruz."

Oğan, "Söylediğimiz çok net, terör örgütüyle arasına mesafe koymayan zaten gelmesin." dedi.

AK Parti'li Yavuz, yurt dışı oylarının sayımının yapıldığı ATO Congresium'da açıklama yaptı: Türkiye'de yoğun bir itiraz süreci yaşanmıyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nin sonuçlarına ilişkin Türkiye'de yoğun bir itiraz sürecinin yaşanmadığını belirtti.

Yavuz, yurt dışı oylarının sayımının yapıldığı ATO Congresium'da gazetecilere yaptığı açıklamada, yurt dışı oylarının sayımının yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi.

ATO Congresium'da işlerin rutin şekilde ilerlediğini dile getiren Yavuz, "Burada partilerin müşahitleri, temsilcileri, itiraza yetkili kişileri var, YSK'nın görevlileri, sandık başkanları var, kurullar tam teşekkül etmiş. Çok nizami bir şekilde sayımlar yapılıyor. Sonucu hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

İtirazlarla ilgili bir soru üzerine Ali İhsan Yavuz, şunları kaydetti:

Bu duruma vurgu yaparken bir kısım diyorum. Türkiye'de yoğun bir itiraz süreci yaşanmıyor. Aslında belki bundan sonra eğer tutanaklar arasında bir çelişki görülürse, mesela bizim sayım döküm cetvellerimiz var kendimize has, aslında sandığın başında da sayım döküm çizelgeleri var, yine sandık kuruluna ait. Ama aynı zamanda ıslak imzalı tutanaklar var, iki tutanak etti, bir de birleşme tutanakları üç tutanak... Bütün bu tutanaklar arasında fark ortaya çıktığı oranda partiler bundan sonraki süreçte itiraz edecek. Mesela Cumhurbaşkanlığına ilişkin yarın 17.00'ye kadar mühlet var. Partilere ilişkin biraz daha fazla, salı günü 15.00'e kadar. Dolayısıyla bu itirazlar için böyle hemen bir şey kaçıyor demek mümkün değil. Şu anda sandığın dışında seçim kurullarındaki itirazları hazırlıyoruz. O tamamen gelişi engelleyen bir şey değil, onu öyle anlamayın.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe