İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

Sanal alemden gerçek ringe: Musk vs Zuckerberg

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera
TT

İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera

Halid el-Kassar

Bu yazı yazılırken Threads uygulaması yaklaşık 100 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Böylece toplumları boğan ve bu toplumların önde gelenlerini bir platformdan diğerine savuran sosyal medya alemlerindeki yüz milyonlarca kişinin arasına katıldılar.

Twitter platformundan kopyalanan yeni yazılı sohbet uygulaması, mavi kuşa büyük bir rakip olarak değil, ‘Twitter katili’ olarak tanıtıldı. Uygulamanın adı medyada büyük yankı uyandırdı. Twitter ise buna avukatı tarafından Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg'e gönderilen ve onu dava etmekle tehdit eden bir mektupla karşılık verdi. Zuckerberg’i ticari sırlara ve diğer çok gizli bilgilere erişimleri olan ve halen de olmaya devam eden eski Twitter çalışanlarını işe almakla suçladı. META'nın şirketler arasındaki ticari ilişkiler etiği açısından bu tür bilgileri kasıtlı olarak elde etmeyi düşünüyorsa bu, büyük bir ihmal olarak kabul edilebilir.

Threads, özellikleri arasında herhangi bir yenilik sunmamasına rağmen ‘olumlu ve yaratıcı’ paylaşımlar için ek bir alan olarak tanımlanıyor. META, Twitter platformunun Elon Musk tarafından geçtiğimiz ekim ayında satın alınmasından bu yana yaşadığı karmaşadan yararlanarak açıklamalarda bulunmak, reklam ve tanıtım yapmak ve daha birçok amaçla kullanılmak üzere benzer bir platformu hayata geçirdi.

Peki, Threads kullanıcılarına ne gibi faydalı sağlayabilir? Cevap, sosyal medya kullanıcılarının platformların çeşitliliği konusunda verecekleri yanıt olacak. Fakat içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Threads, şimdiye kadar heyecan verici sayıda takipçi kazanıyor gibi görünüyor. Threads'in sunduğu en büyük özellik, Twitter’dan atılan ya da baskı altına alınan ‘mültecilerin’ kabul edildiği yer olması ve özellikle yeni hayata geçilen uygulamanın ağabeyleri olan Facebook ve Instagram’ın itibarını da hesaba katarsak ciddiyetine dair henüz bir kanıtın olmadığı ‘özgürlükler vahası’ olarak görülmesinde saklı. Buna karşın Twitter'ın yeni CEO'su Linda Iaccarino, geçtiğimiz haziran ayında göreve geldiğinde verdiği sözü tutarsa platform dünyanın en doğru bilgi kaynağı haline gelecek.

Threads kullanıcılarına ne gibi faydalar sağlayabilir? içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Twitter platformuyla biçim ve içerik olarak rekabet etme niyetini açıklayan yeni uygulamanın arkasında Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın çatı şirketi META olmasaydı Threads, bu çılgın katılıma ve büyük ilgiye tanık olmazdı. Yöntem, iki taraf arasında katılık, esneklik ve hatta kabalık arasında farklılık gösterse bile, her biri saf ticari kar elde etmeye çalışan iki milyarder arasındaki bir düello olduğu kadar iki platform arasındaki bir rekabet değildir.

Musk ve Zuckerberg ringte

Belki de Threads’ın yarattığı heyecanı artıran ve yaygınlaştıran, rakip platformun kurulduğunun duyurulmasından önce çıkanlardı. Twitter'ın sahibi Elon Musk (52), rakibi META'nın sahibi Mark Zuckerberg'i (39) geçtiğimiz ay gerçek bir fiziksel düello için kafes dövüşü için ringe davet etti. Hem Musk hem de Zuckerberg fitness eğitimi alıyor ve dövüş için ciddi bir şekilde hazırlanıyorlar. Eğer dövüşürlerse iki milyarder arasında eşi ve benzeri görülmemiş tarihi bir olay olacak. Ultimate Fighting Championship (UFC) Dana White, bunu teknoloji, zenginlik ve özellikle de iki adam arasındaki ego düzeyinde eşit bir şekilde organize etme konusunda oldukça hevesli görünüyor.

Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)
Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)

Kafes dövüşünün Threads'in tanıtılmasına hizmet ettiğinin en büyük kanıtı, yeni uygulamayla ilgili neredeyse hiçbir haber ya da makalede Musk ve Zuckerberg'in ringte karşı karşıya boks eldivenleri giymiş fotoğraflarının yer almıyor olması.

Geçtiğimiz nisan ayında Twitter'ın tepe şirketini X Corp yaptıktan sonra Twitter’ın ‘Everything App’ (Her Şey Uygulaması) olması için çeşitli adımlar atan Musk, 250 milyondan fazla kullanıcısı olan Twitter’ın dünyanın en güçlü finansal teknoloji şirketi Fintech olmasını mı hedefliyor? Bunu ne zaman duyuracak? Uygulama neden halen hayatta kalma savaşı veriyor ve dört bir yandan gelen zorluklarla karşı karşıya kalıyor?

Threads beş günlük oldu

Threads, beşinci gününde daha da tanınır hale gelirken uygulamayı telefonuna indirenlerin kimlikleri Instagram sayfalarında bir sayı ile özetlendi. Duyurulmasından sonraki ilk dört saat içinde beş milyon kullanıcıyı aşan uygulama, ilk 24 saat içinde 30 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Sadece 5 günde bir milyon kullanıcıya ulaşan ChatGPT’nin rekorunu egale etti! Ancak burada bir milyar 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasındaki karşılaştırmanın eşit olmadığı unutulmamalı.

Bir milyar ve 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile ChatGPT gibi devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasında takipçi hızı açısından kıyaslama yapılmamalı

Ancak kamuoyu ve ne yazık ki medya için Threads'in Kim Kardashian, Shakira, Jennifer Lopez, Hugh Jackman, eski ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Jeff Bezos gibi ünlülerin yanı sıra The Washington Post, Reuters ve The Economist gibi medya kuruluşlarını ve The Hollywood Reporter, Vice ve Netflix gibi platformları hemen kendine çekmesi önemli görünüyor.

Bu durum elbette Threads'in bir milyar 350 milyonu aşan Instagram’ın kullanıcı tabanından yararlandığı gerçeğine dayanıyor. Fotoğraf ve video paylaşımı yapılan ikizi Instagram'ın metin tabanlı bir uzantısı olarak kabul edilen Threads, tüm kullanıcılarına, resim ve kısa videolarla birlikte metin yayınlama olanağı sunan özellikleriyle ve hizmetleriyle sağlam temellerden yola çıktığı için yoktan doğmadı. Instagram ve Threads birbiriyle o kadar bağlantılı ki, Threads’da yalnızca Instagram üzerinden profil oluşturulabiliyor. Ancak işin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi? Zuckerberg, Threads’ı daha önce Snapchat ile rekabet etmek amacıyla Instagram'ın bir uzantısı olarak 2019 yılında tanıtmıştı. Ancak başarısız olmuş ve Threads’ı geri çekmişti. Son iki yılda kripto para birimi ve Metaverse tabanlı girişimlerinde de bazı başarısızlıklarla karşı karşıya kaldı.

Mahremiyetin utanmazca ihlali

Öte yandan Threads’ı Twitter'dan ayıran üç ana özellik var. Bunlardan ilki, Twitter mesajları halen 280 karakterle sınırlıyken, Threads 500 karaktere kadar metin yazabilme olanağı tanıyor. Twitter’ın ilk kullanıcıları, uygulamanın ilk çıktığı dönemdeki diğer iletişim araçlarına kıyasla çok az sayıda karaktere izin vermesi nedeniyle söyleyeceklerini kısaltmanın ne kadar zor olduğunu hep söylediler. İkinci özellik ise Threads’ın video süresinin iki dakika ile sınırlandıran Twitter’ın aksine beş dakikaya kadar olan videoların yayınlanmasına izin vermesi. Belki de Threads’ı işletmelerini ve ürünlerini tanıtmak için geniş pencereler arayan sosyal medya kullanıcıları için daha çekici kılan da bu. Başta TikTok olmak üzere bu hizmeti veren uygulama sayısının çokluğu rekabetin tersine dönmesine neden oluyor. Böylece kullanıcılar sıkılmadan ve yayıncıyı takip etme şevkini kaybetmeden daha fazla veriye daha kısa sürede ulaşabilirler.

İşin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı ise Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha sonra daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi?

Kayda değer olan üçüncü özellik ise META'nın yeni uygulamasıyla kullanıcıların mahremiyetini ihlal etme konusundaki utanmazca sürdürdüğü ısrarı ve hassas olarak kabul edilen en fazla kişisel veriyi (yaklaşık 25 kategoride) toplama çabası. META zaman zaman kullanıcılarına sağlık, spor, finansal bilgiler, iletişim bilgileri, arama ve satın alma geçmişi ve hatta diğer şeylerin yanı sıra kullanıcının fiziksel adresini soracak kadar ileri gidebiliyor.

Sonuçta bu uygulamalar yüz milyonlarca dolarlık reklam gelirleriyle geçiniyorlar ve kullanıcılarının verilerini kullanarak şirketlerinin kasalarını doldurmaktan ve mahremiyetleri pahasına büyük karlar elde etmekten çekinmiyorlar.

Threads uygulamasının logosu (Reuters)
Threads uygulamasının logosu (Reuters)

Threads henüz ilk aşamalarında olmasına rağmen reklamsızdır. Ancak, müşterinizin hayatına ne kadar çok nüfuz ederseniz, getirisi o kadar büyük olur. Örneğin META hiç ırksal ya da etnik veriler, sosyal yönelim, aile durumu, engellilik, dini yahut felsefi inançlar, siyasi konumlar, genetik bilgiler ya da biyometrik veriler hakkında bilgi istiyor mu? Eğer bunları talep ederse şimdiye kadar İngiltere dahil 100 ülkede kullanıma sunulan yeni uygulama Avrupa Birliği'ne (AB) giremez. İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) göre yeni Dijital Pazarlar Yasası (DMA) büyük sosyal medya şirketlerinin hassas verileri izinsiz reklamlar için kullanmasına ilişkin katı düzenlemeler ve kurallar getirdi.

Bunları, gizlilik politikası uyarınca Twitter’da bulamazsınız. Threads ise Twitter uygulamasının kullanıcılarına dayatmaya devam ettiği kısıtlamalar karşılığında META’nın gösterdiği bir tür esneklik ve açıklık olarak kullanıcıların takipçilerini seçtikleri herhangi bir alternatif platforma aktarılabilecekleri ActivityPub protokolüne dayanarak kullanıcıların bir gün takipçi kaybetmeden platformdan ayrılabilme isteğini dikkate alıyor. Twitter’ın kullanıcılarına dayattığı kısıtlamaların sonuncusu, özellikli mavi tikli olmayan hesaplar ve üçüncü şahıslar aracılığıyla yapay zeka kullanılarak verilerin çekildiği bahanesiyle Musk'ın platform kullanıcılarının bir günde görüntüleyebileceği gönderi sayısı oldu. Bu sayı, mavi tikli, yani ücret ödeyen hesaplar için günlük 10 bin gönderi olarak belirlendi.

Kriterlerin yitirildiği gün!

META'nın AB ülkelerinden kullanıcıların verilerini ABD'ye aktardığı ve geçtiğimiz mayıs ayında yaklaşık 1,3 milyar dolar para cezasına çarptırıldığı olayda olduğu gibi AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’nü (GDPR) ihlal ettiği birçok örnek söz konusu.

Kullanıcılar, Twitter'da kısıtlanan ifade özgürlüğünü kendilerine garanti eden ücretsiz bir platformda yayınlarını serbestçe yapabilmek için tüm bunları görmezden mi gelecekler?

Twitter'ın zayıflığı, Threads için bir sıçrama rampası oldu

Threads’in Twitter’daki kısıtlamalardan kaçan mülteci kullanıcıları Twitter'dan almak için kapı açmaktan başka yeni bir şey sunmuyor. Musk'ın Twitter’ı satın almasından bu yana uygulamanın politikalarında meydana gelen bazen mantıksızlık olan değişiklikler halen tartışılıyor.

Zuckerberg, Threads için yalnızca Instagram ve diğer kardeş uygulamalarına değil, New York Times'a göre Twitter’ın geçtiğimiz yıl 5 milyar dolar el ettiği reklam gelirinde bir önceki yıla kıyasla yüzde 59 düşüşe neden olan idari zayıflığına da güveniyor. Twitter’ın gelirinin yüzde 90'ını reklamcılık oluşturuyor. ‘Twitter katili’ olarak adlandırılan Threads’ın hızlı başlangıcı, Twitter'ın ve özellikle Musk'ın gelir mücadelesi verdiği bir zamana denk geliyor. Araştırma şirketi Sensor Tower'ın tahminlerine göre Musk'ın Twitter’ı satın almasından sonra platforma reklam veren ilk on, geçtiğimiz yılın eylül ve ekim aylarında harcamalarını yüzde 89 azaltarak 71 milyon dolardan 7,6 milyon dolara düşürünce Twitter bu alanda ağır bir darbeyle sarsıldı.

Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)
Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)

Twitter’ın son umudu Linda Yaccarino

Musk, Twitter'ın CEO'luğu görevinden istifa etti. Şimdi şirkette yönetim kurulu başkanı ve baş teknoloji sorumlusu olarak yoluna devam ediyor. Yerine ise reklamcılık alanında önde gelen bir isim olan ve NBCUniversal İcra Direktörü olarak tanınan Linda Yaccarino’yu getirdi. Yaccarino’nun hedefi, Twitter'ı terk edip özellikle Bluesky, Mastodon ve Post'a giden General Motors ve United Airlines gibi markalar ve ünlüler, siyasetçiler ve diğer etkili taraflarla ilişkilerini geliştirmek.

Bahsi geçen kurumlar ve şahıslar, Musk’ın radikal hesapların yeniden aktifleştirilmesine izin verilmesi, birçok gazetecinin hesabının askıya alınması, nefret söylemiyle mücadelede daha  dikkatli olan içerik yöneticilerinin Twitter’dan uzaklaştırılması gibi adımlarının ve bazı ırkçı davranışları ve tartışmalı tweetlerinin yanı sıra çalışanlarının, içerik oluşturucuların ve Twitter kullanıcıların duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle Twitter’ı terk ettiler.

Eski Twitter CEO'su Jack Dorsey, daha önce yaptığı bir açıklamada Musk'ın Twitter’ın CEO’su olmasını eleştirmişti. Dorsey, nisan ayında Twitter’ın çehresindeki olumsuz değişime, pratik ve mali düzeyde uğradığı kayıplara atıfta bulunarak “her şey kötüye gitti” demişti. Dorsey, Bluesky Social adında Twitter'a alternatif ve Threads'e rakip olarak kabul edilen bir uygulama üzerinde çalışıyor. Halen test aşamasında olan Bluesky Social’ın ne zaman kamuoyunun kullanımına açılacağı bilinmiyor.

Genellikle taklit ediliyoruz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz

 Twitter CEO’su Linda Yaccarino

AJL Advisory'nin CEO'su ve pazarlama uzmanı Lou Paskalis, Yaccarino’nun Musk’ın reklam gelirini ve şirketin değerini kurtarması için son umut olduğunu, ancak Yaccarino'nun güvenilirliğinin Musk’ın Twitter'da neden olduğu karmaşayı toparlamak için tek başına yeterli olmayabileceğini söyledi.

META, klonlama kültürü ve başarısızlığı

Forrester Research'ün araştırma direktörü Mike Proulx’e göre META’nın geçmişinde, başarılı deneyimlerin, uygulamaların ve işletmelerin klonlamasından ötürü kara lekeler söz konusu. Çok az durumda bu başarıları klonlayabilmiştir. Bu başarılar arasında Snapchat Stories'in özelliklerini taklit eden Instagram Stories yer alıyor. Diğer yandan TikTok’un başarısını kopyalama çabaları sürüyor. 2021 yılında Substack 'özel' haber bültenlerini Facebook’ta klonlama girişimi ise başarısız oldu. META tarafından daha önce ortaya koyulan, ancak başarısız olunca kaldırılan uygulamalar da var. Slingchat, Piper, Rooms ve AGTF yer alıyor.

Tüm bu deneyimler, Twitter'ın karşılaştığı zorluklara rağmen Threads'in Twitter gibi köklü bir uygulamanın yerine geçmeye çalışırken önemli engellerle karşılaşmasını ve bunun pazar payı için çetin bir mücadele olmasını bekleyen ilk değerlendirmeleri haklı çıkarabilir.

Zuckerberg, Musk ile aralarındaki savaşın uzayacağını kabul ediyor. Zuckerberg, Threads'in Twitter'ın yerini alıp alamayacağı sorusuna ise bunun biraz zaman alacağını, ancak bir milyardan fazla insanı bir araya getiren sohbetler için bir uygulama olması gerektiğini düşündüğü yanıtını verdi. Zuckerberg'e göre böyle bir sohbet uygulaması, Twitter'ın yakalama fırsatını kaçırdığına iddialı bir vizyon.

Threads metin platformlarının zirvesine oturacak mı yoksa sadık ve prestijli destekçileri Twitter’ın itibarını koruyup onu zirvede tutmaya devam mı edecek?

Belki de Yaccarino'nun Zuckerberg'in Threads adımıyla ilgili üstü kapalı “Genellikle taklit ediliriz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz” tweeti, Threads ve Twitter arasındaki savaşının geleceğine ışık tutabilir.

Deneyimlerimiz ise bize en nihayetinde içeriğin kazandığını öğretti.

* Şarku’l Avsat okurları için Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe


Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
TT

Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, yarın (Perşembe) sabah Gazze Şeridi’nin durumunu ele almak üzere kurulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 27 ülkeden heyetler katılırken; Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev gibi isimler devlet başkanı düzeyinde temsil edilecek.

Mısır Başbakanı Mustafa Madbouly, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán da toplantıya katılacak. Çok sayıda Arap ülkesinin dışişleri bakanlarının yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da hazır bulunacak. İtalya, Romanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Asya’dan Güney Kore ve Japonya gözlemci statüsünde katılacak; ayrıca Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan temsilciler de toplantıda yer alacak.

vfdv
Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Öte yandan bazı Avrupa ülkeleri toplantıya katılmayacaklarını açıkladı ve Barış Konseyi’nin Birleşmiş Milletler’in yetkilerini aşabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi. Vatikan ise, “açıklığa kavuşturulması gereken bazı temel noktaların belirsizliği ve krizin Birleşmiş Milletler tarafından yönetilmesi gerektiği” vurgusuyla Kutsal Makam’ın toplantıya katılmayacağını duyurdu.

Trump, konuşmasını Aralık ayında adını “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” olarak değiştirdiği ABD Barış Enstitüsü’nde yapacak.

Toplantının “Gazze’nin yeniden imarı ve Ortadoğu’da istikrarın sağlanması yönünde tarihî bir adım” olarak tanıtılması, sonuçlarına ilişkin beklentileri artırdı. İki ABD’li yetkili, Trump’ın toplantı sırasında Gazze’nin yeniden imarı için şu ana kadar 5 milyar dolarlık bir plan açıklayacağını, Birleşmiş Milletler’in onayladığı istikrar gücünün oluşturulmasına ilişkin ayrıntıları paylaşacağını ve Hamas’ın silahsızlandırılmasının önemini vurgulayarak düzenin tesisine geçiş sürecini başlatma çağrısı yapacağını belirtti. Ancak takvim, aşamalar ve uygulama yöntemlerine ilişkin ayrıntıların henüz netleşmediği ifade ediliyor.

vcdsfvcds
Gazze Şehri’nde iki yıl süren İsrail saldırıları sırasında yıkılan bir cami, yerinden edilen Filistinlileri barındıran çadırlarla çevrili (Reuters)

Gözler, toplantının Gazze’deki karmaşık dosyalar karşısında hangi karar ve önerilerle sonuçlanacağına çevrildi. Özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in çekilmesinin uygulanması ve yerel ile uluslararası meşruiyete sahip bir istikrar gücünün fiilen oluşturulup oluşturulamayacağı temel başlıklar arasında yer alıyor. Filistin yönetiminin geleceği ve Batı Şeria’daki İsrail genişleme adımlarına ilişkin soru işaretleri de gündemdeki yerini koruyor.

Batı Şeria

Toplantı, özellikle Batı Şeria konusundaki görüş ayrılıkları ve ABD ile İran arasında artan gerilimler nedeniyle belirsizlik ve kuşkularla çevrili. Bu durumun girişime yönelik uluslararası desteği etkileyebileceği belirtiliyor. Ayrıca Barış Konseyi’nin uluslararası alandaki geniş yetki ve rolüne ilişkin endişeler ile Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve Filistin devletine ilişkin uluslararası kararların devre dışı bırakılabileceği ihtimali de tartışılıyor.

vdfvf
İsrail askerleri, Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında (AFP - Arşiv)

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Oslo Anlaşmaları’nı iptal etme, egemenlik ilanı ve Gazze ile Batı Şeria’dan göçü teşvik etme yönündeki açıklamaları, Trump yönetiminin tutumuna ilişkin yeni soru işaretleri doğurdu. Bu açıklamalar, Trump’ın Hamas’ın silahsızlandırılması, kısmi İsrail çekilmesi ve geçici, teknokrat bir Filistin yönetiminin Gazze’yi devralması adımlarının ardından Barış Konseyi gözetiminde yeniden imarı öngören 20 maddelik planıyla çelişiyor.

İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki geniş alanları 1967’den bu yana ilk kez “devlet arazisi” olarak tescil etmesine izin vermesi de, yerleşimlerin ve yasa dışı karakolların genişletilmesini meşrulaştırma ve Filistin Yönetimi’ni zayıflatma çabası olarak değerlendiriliyor. Bu adımın iki devletli çözümü aşındırdığı ve Gazze’de istikrarın sağlanması ya da yeniden imar planlarının uygulanması ihtimalini zayıflattığı belirtiliyor.

Birçok Arap ve Körfez ülkesinin, Filistin yönetiminin geleceğine ilişkin açık siyasi güvenceler ve çatışmaların yeniden patlak vermesini önleyecek istikrarlı güvenlik düzenlemeleri olmaksızın Gazze’nin yeniden imarı için büyük yatırımlar yapmayacaklarını bildirmesi de belirsizliği artırıyor.

Trump’ın yetkileri

Uzmanlar, konseyin Trump’ın iddialı beklentilerini karşılamasını zorlaştırabilecek yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Atlantik Konseyi’nden Eric Alter, toplantının “anlaşma odaklı bir yaklaşım” için fırsat sunduğunu, ancak Gazze’nin Batı Şeria ile bağlantısı kurulmadan ele alınmasının “parçalanmayı derinleştirebileceği ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı şekilde işgal altındaki toprakları tek bir bütün olarak görme yaklaşımından uzaklaşabileceği” uyarısında bulundu.

Carnegie Enstitüsü’nden araştırmacılar Nur Arafeh ve Mandy Turner ise, Filistinlilerin Barış Konseyi planlarına dâhil edilmemesinin, bunun “Filistinlilere siyasi egemenlik tanımaksızın İsrail kontrolünü ve ekonomik kazancı pekiştiren bir toplantı” anlamına gelebileceğini savundu.

Uluslararası Kriz Grubu’nda İsrail-Filistin Projesi Direktörü Max Rodenbeck, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kasım 2025’te Barış Konseyi’nin kurulmasını onayladığını ve ona Gazze’de barış arayışını yürütme görevi verdiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi bunu, İsrail ile yakın ilişkileri nedeniyle savaşı etkili biçimde sona erdirmeye en muktedir ülkenin ABD olması sebebiyle yaptı. Ancak BM Şartı’na göre uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birincil derecede sorumlu organ Güvenlik Konseyi’dir” dedi.

cdfv fd
Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yıkılmış evler (AFP)

Son aylarda Trump’ın Barış Konseyi’ne ilişkin vizyonunun genişlediği görülüyor. Trump, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, konseyin çalışmalarının “Gazze’nin ötesine geçerek tüm dünyada barışın tesisine uzanacağını” ve Birleşmiş Milletler ile koordinasyon içinde çalışacağını söyledi.

Analistler ayrıca, Trump’a geniş yetkiler tanıyan konsey tüzüğünü de eleştiriyor. Buna göre Trump, yönetim kuruluna katılacak ülkeleri davet etme, konseyin çalışma yönünü belirleme, kararları veto etme ve bağlı kuruluşları kurma, değiştirme veya feshetme konusunda münhasır yetkilere sahip. Tüzük uyarınca Trump, ABD başkanlığı süresince ve sonrasında konsey başkanlığını sürdürebilecek; üyeler 1 milyar dolar karşılığında kalıcı koltuk satın alabilecek. Ancak mali kaynakların kontrolü Trump’ta olacak ve başkanlıktan ne zaman ayrılacağına ve yerine kimin geçeceğine de kendisi karar verecek. Rodenbeck, “ABD’nin kontrol ettiği bir yapının demokratik meşruiyete sahip uluslararası bir örgüt olarak nitelendirilmesi mevcut haliyle sorunludur” değerlendirmesinde bulundu.

Washington’daki genel kanaat, Barış Konseyi’nin karşı karşıya olduğu temel zorluğun mali değil, öncelikle siyasi ve güvenlik boyutlu olduğu yönünde. Zira finansman sağlanabilir, asker konuşlandırılabilir; ancak yerel meşruiyet ve uluslararası mutabakat belirleyici unsur olmaya devam edecek.


Uydu görüntüleri… İran, ABD ile artan gerilimler ortasında hassas noktaları tahkim ediyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
TT

Uydu görüntüleri… İran, ABD ile artan gerilimler ortasında hassas noktaları tahkim ediyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).

Uydu görüntüleri, İran’ın son dönemde hassas bir askerî sahada yeni bir tesisin üzerine beton bir kalkan inşa ettiğini ve yapıyı toprakla örterek gizlediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, söz konusu adımın, geçen yıl İsrail’in hedef aldığı belirtilen bir sahadaki çalışmaların ilerlediğine işaret ettiğini belirtiyor. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasında tırmanan gerilimler eşliğinde yaşanıyor.

Görüntüler ayrıca, İran’ın Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren savaş sırasında ABD’nin vurduğu bir nükleer tesiste tünel girişlerini kapattığını, başka bir saha yakınındaki tünel girişlerini tahkim ettiğini ve çatışmalar sırasında bombardımana maruz kalan füze üslerinde onarım gerçekleştirdiğini gösteriyor.

Söz konusu görüntüler, Washington’ın nükleer program konusunda Tahran’la müzakere arayışını sürdürürken, görüşmelerin başarısız olması halinde askerî seçeneği masada tuttuğu bir dönemde, İran’ın İsrail ve ABD ile gerilimlerin odağındaki bazı sahalardaki faaliyetlerine ışık tutuyor.

Aşağıda değişikliklerin görüldüğü bazı sahalar yer alıyor:

Parchin askeri kompleksi

Parchin Kompleksi, Tahran’ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusunda yer alıyor ve İran’daki en hassas askerî tesislerden biri kabul ediliyor. Batılı istihbarat servisleri, Tahran’ın burada yirmi yılı aşkın süre önce nükleer bomba patlamalarıyla bağlantılı testler gerçekleştirdiğini öne sürmüştü. İran ise nükleer silah edinme arayışında olduğu iddialarını sürekli reddediyor.

sdvfv
Birleşik uydu görüntüsü, Parchin Askerî Kompleksi’nin İsrail saldırıları öncesi ve sonrasındaki durumunu farklı tarihlerde göstermektedir (Reuters)

İsrail’in Ekim 2024’te Parchin’i vurduğu bildirilmişti. Saldırı öncesi ve sonrasında çekilen uydu görüntüleri, kompleks içindeki dikdörtgen biçimli bir binada ciddi hasar oluştuğunu gösteriyor. 6 Kasım 2024 tarihli görüntüler ise binada belirgin yeniden inşa faaliyetlerine işaret ediyor.

12 Ekim tarihli görüntüler, sahada yeni bir bina iskeletinin ve ona bitişik iki küçük yapının ortaya çıktığını gösteriyor. 14 Kasım tarihli görüntülerde ise büyük binanın üzerinin metal bir çatıyla kaplandığı görülüyor.

Ancak 13 Aralık tarihli görüntüler, tesisin kısmen örtüldüğünü; 16 Şubat itibarıyla ise uzmanların beton bir yapı olduğunu belirttiği bir örtüyle tamamen gizlendiğini ortaya koyuyor.

dfvdfv
Planet Labs uydusundan elde edilen birleşik görüntü, İsfahan Nükleer Kompleksi’ndeki tünel girişlerini göstermektedir (Reuters)

Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü (ISIS), 22 Ocak tarihli analizinde, sahada “Talekan 2” olarak adlandırdığı yeni bir tesisin etrafında “beton bir tabut” inşasında ilerleme kaydedildiğini bildirdi.

Enstitü, Kasım ayında yayımladığı değerlendirmede ise görüntülerin “inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü ve bir bina içinde yaklaşık 36 metre uzunluğunda ve 12 metre çapında, muhtemelen yüksek patlayıcılar için bir muhafaza kabı olan uzun silindirik bir odanın” varlığına işaret ettiğini aktarmıştı.

Enstitü, “yüksek patlayıcı muhafaza kaplarının nükleer silah geliştirme açısından gerekli olmakla birlikte, konvansiyonel silah geliştirme süreçlerinde de kullanılabileceğini” kaydetti.

dscf
Planet Labs uydusu tarafından çekilen görüntü, Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde bulunan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve savunma amaçlı tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteriyor (Reuters)

“Tadcon Ground” şirketinde adli görüntü analisti olarak görev yapan William Goodhind, yeni çatının renginin çevredeki alanla benzerlik gösterdiğini belirterek, “Muhtemelen betonun rengini gizlemek amacıyla üzeri toprakla kaplandı” değerlendirmesinde bulundu.

Enstitünün kurucusu David Albright ise “X” platformunda yaptığı paylaşımda, “Müzakerelerin askıya alınmasının faydaları var: Son iki-üç haftadır İran, yeni Talekan 2 tesisini gömmekle meşgul... Daha fazla toprak mevcut ve tesis yakında hava saldırılarına karşı ciddi koruma sağlayan, tanınmaz bir sığınağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

İsfahan Nükleer Kompleksi girişlerinin kapatılması

İsfahan Kompleksi, ABD’nin Haziran ayında vurduğu üç İran uranyum zenginleştirme sahasından biri. Nükleer yakıt döngüsüyle bağlantılı tesislerin yanı sıra, diplomatik kaynaklara göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun büyük bölümünün depolandığı yer altı alanını da içeriyor.

Enstitünün 29 Ocak tarihli raporuna göre, Ocak ayı sonlarında çekilen görüntüler, kompleks içindeki iki tünel girişinin toprakla kapatılması için yeni çalışmalar yapıldığını ortaya koydu. 9 Şubat tarihli güncellemede ise üçüncü bir girişin de toprakla kapatıldığı ve böylece tünel kompleksinin tüm girişlerinin “tamamen gömüldüğü” belirtildi.

dcf vf
Planet Labs uydusundan elde edilen birleşik görüntü, Şiraz Güney Füze Üssü’nü göstermektedir (Reuters)

Enstitü, 9 Şubat tarihli değerlendirmesinde, “Tünel girişlerinin toprakla kapatılması, muhtemel bir hava saldırısının etkisini zayıflatır ve içeride depolanmış olabilecek yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma kara operasyonuyla ulaşmayı veya onu imha etmeyi son derece zorlaştırır” ifadelerine yer verdi.

Natanz yakınındaki tünel girişlerinin tahkimi

Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü, 10 Şubat’tan bu yana çekilen uydu görüntülerinin, Natanz’a yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki bir dağın altındaki tünel kompleksine ait iki girişte “güçlendirme ve savunma amaçlı tahkimat” çalışmalarının sürdüğüne işaret ettiğini bildirdi. Natanz sahasında ayrıca iki uranyum zenginleştirme tesisi daha bulunuyor.

Görüntüler, kompleks genelinde bu çalışmalara ilişkin sürekli faaliyet olduğunu; damperli kamyonlar, beton mikserleri ve diğer ağır iş makineleri dâhil çok sayıda aracın hareket ettiğini gösteriyor.

Enstitü, “Pickaxe Dağı” olarak bilinen söz konusu tesisle ilgili İran’ın planlarının ise hâlâ netlik kazanmadığını belirtti.

Şiraz Güney Füze Üssü

Şiraz’ın yaklaşık 10 kilometre güneyinde yer alan bu üs, İsrailli Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi’ne göre orta menzilli balistik füzeler fırlatma kapasitesine sahip 25 ana üssten biri. Merkez, sahanın geçen yılki savaş sırasında yüzey üstü yapılarda sınırlı hasar gördüğünü tahmin ediyor.

Goodhind, 3 Temmuz 2025 ve 30 Ocak tarihli görüntülerin karşılaştırılmasının, üssün ana lojistik kompleksinde ve muhtemelen komuta merkezi olan komplekste onarım ve hasar giderme çalışmalarını ortaya koyduğunu söyledi.

Goodhind, “Temel nokta şu ki kompleks, hava saldırılarından önce sahip olduğu tam operasyonel kapasitesine henüz kavuşmuş değil” değerlendirmesinde bulundu.

Kum Füze Üssü

Kum kentinin yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde bulunan bu üs, Alma Merkezi’ne göre yüzey üstü yapılarda orta düzeyde hasar gördü.

Geçen yıl 16 Temmuz ile 1 Şubat tarihleri arasında çekilen görüntülerin karşılaştırılması, hasar gören bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığını gösteriyor. Goodhind, çatı onarımının muhtemelen 17 Kasım’da başladığını ve yaklaşık on gün sonra tamamlandığını belirtti.