Erdoğan, İsveç’i NATO’ya kabul etmek için AB kartını niye açtı?

Türkiye ve Yunanistan diyalog ve işbirliği konusunda anlaşarak yeni bir sayfa açtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
TT

Erdoğan, İsveç’i NATO’ya kabul etmek için AB kartını niye açtı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki aylık Meclis tatili olduğu için Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini Ekim ayından önce onaylayamayacağını söyledi.

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin yapıldığı LITEXPO Sergi ve Fuar Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, “TBMM, İsveç’in NATO’ya katılım sürecine ilişkin kararını Ekim ayında alabilir mi?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi;

“İki aylık bir Meclis tatili var. Tabii ekim ayında bu tatilden çıkma durumu söz konusu değil. Zira birçok uluslararası sözleşmeler var, birçok görüşülmesi gereken yasa önerileri var. Bunların önem sırasına göre bu attığımız adım da burada yerini alacak ama mümkün olduğu kadar kısa zamanda bu işi bitirmek bizim hedefimiz.”

Erdoğan’ın, özellikle “Önce Avrupa Birliği’nde (AB) Türkiye’nin önünü açın biz de İsveç’in önünü açalım” şeklinde ifadesi nedeniyle, İsveç’in NATO üyeliğini aniden onaylamasıyla ilgili yorumlar devam ediyor.

Türk kaynakları, Ankara’nın NATO zirvesinden önce Washington’dan ‘AB’ye üyelik müzakerelerinin hızlandırılmasına’ destek istediğini ve buna dayanarak müzakereler için yeni bir yol haritası çizildiğini ortaya çıkardı.

Batıya yönelme

Hande Fırat’ın Hürriyet gazetesinde yer alan ‘İsveç’in üyeliğine şartlı vize’ başlıklı yazısında şu ifadelere yer verildi;

“Türkiye’nin AB konusunu gündeme taşıyacağını zirve öncesi ilk olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan telefonda görüştüğü ABD Dışişleri Bakanı Blinken’a söyledi. Clinton döneminde de Türkiye’nin AB sürecini destekleyen Blinken, Hakan Fidan’a telefonda aynı desteği yineledi. Blinken-Hakan Fidan görüşmesinin ardından bu kez aynı mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden’a verdi. Biden’ın kısa bir şaşkınlık anından sonra Türkiye’nin politikasını destekleyeceğini söylemesinin ardından yeni yol haritası devreye sokuldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günü NATO Zirvesi’nin yapıldığı Vilnius’a gitmeden önce şunları söyledi;

“Şu an 50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen bir Türkiye var ve şu anda NATO üyesi ülkelerin hemen hemen tamamı AB üyesidir. Türkiye’yi AB kapısında 50 yılı aşkın zamandır bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum, ama aynı zamanda Vilnius’ta da sesleneceğim; önce gelin Türkiye’nin AB’de önünü açın, ondan sonra biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç’in de önünü açalım.”

Muhalefetten eleştiri

Erdoğan’ın, İsveç’in NATO’ya katılımı ile Türkiye’nin AB ile müzakerelerinin yeniden canlanması arasında bağlantı kurması, iki konu arasında bağlantı olmadığını vurgulayan Avrupalı ​​yetkililerin yanı sıra Türk muhalefetinin de eleştirilerine yol açtı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın İsveç’in talebini onaylayacağına dair açıklamasına şu ifadelerle tepki gösterdi;

“İsveç terör örgütü üyelerini tuttuğu için, ‘Asla üye olamazlar’ diye ifadeler kullanıldı. İsveç geri adım atmadı, tam tersine kutsal kitabımızı yaktılar. Ona da yeterince tepki göstermediler. Biden Erdoğan’a telefon etti ve Erdoğan ‘Evet diyeceğiz ve Meclis’e getireceğiz’ dedi. Kardeşim bunlar senin dediklerini yaptılar mı? Dün hayır diyordun, bugün neden evet dedin? İsveç AB için Türkiye’ye destek verecek. Dünyadan haberi yok. AB ayrı, NATO ayrı. Yalan üzerine dış politika oluşturuyorsunuz. Bu kabul edilebilecek bir şey değil arkadaşım.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, Twitter üzerinden Kılıçdaroğlu’nun bu eleştirilerine yanıt verdi.

Çelik, söz konu paylaşımında şunları yazdı;

“Kendi partisi içinde liyakati tartışılan birinin, Cumhurbaşkanımızın siyasi liderliğini ve devlet yönetme liyakatini tartışması bir siyasi komedi örneğidir.”

Erdoğan AB kartını niye açtı?

Gazeteci Serpil Yılmaz’ın ‘Halktv’ sitesi için kaleme aldığı ‘Erdoğan NATO’da AB kartını niye açtı?’ başlıklı yazısında konuya ilişkin şu değerlendirme yapıldı;

“Erdoğan’ın Batı ile nikah tazelemeye (ki bu AB ile dondurulan Gümrük Birliği müzakerelerinin açılmasıdır) samimi olarak gönlünün olduğu ancak Avrupa değerlerine, hukukuna yaklaşmasıyla ortaya çıkar. Erdoğan 11-12 Temmuz’da düzenlenen NATO Zirvesi için Litvanya'ya gidiş yolunda yaptığı açıklamada, ‘Türkiye’yi AB kapısında 50 yılı aşkın zamandır bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Ama aynı zamanda Vilnius'da da sesleneceğim. Önce gelin Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde önünü açın ondan sonra biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç'in de önünü açalım’ ifadelerini kullanarak, hiç hesapta olamayan bir kart açıyor.”

Erdoğan’ın Litvanya dönüşünün, Türkiye’nin Batı dünyasından ‘destek’ görüp görmediğinin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar dönüşünün de Arap dostlarının ‘cömertliğinin’ testi olacağına vurgu yapan Yılmaz yazısını şu ifadelerle sürdürdü;

“Türkiye AB’ye karşı el yükseltiyor ya da Erdoğan, Batı finans pastasından daha büyük bir dilim almak için konum güncelliyor diyebiliriz. Türkiye’nin İsveç ile meselesi ülkenin ‘terör ile ilişkisi’ ve ‘PKK’lıların Türkiye’ye teslim edilmesi’ ile sınırlıyken, AB üyeliğinin ‘NATO müzakerelerine’ dahil edilmesi farklı açılardan değerlendirilebilir.”

Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz ise, T24’te yayınlanan ‘Erdoğan’ın AB oyunu’ başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı;

“AKP medyası, Erdoğan’ın çaresizliğini istediği kadar ‘diplomatik başarı’ diye anlatmaya çalışsın, gerçek bu: Erdoğan’ın AB’ye girmeye niyeti filan yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsveç’in NATO üyeliğinin TBMM tarafından onaylanmasının karşılığında Türkiye’nin AB önünün açılmasını istediğine dikkat çeken Yılmaz, yazısına şöyle devam etti;

“Bu isteğe olumlu yanıt veren sadece NATO Genel Sekreteri (Jens Stoltenberg) oldu, ki onun da AB ile ilgili ne yetkisi var ne de görevi. Buna karşılık AB ile ilgili söylediği sözü ciddiye alınacak iki ülkeden biri olan Almanya Başbakanı ‘Türkiye’nin AB üyeliği süreci ile İsveç’in NATO’ya katılımı arasında bağlantı olmadığını’ söyledi. AB’nin bir diğer büyük ağabeyi Fransa ise hiç oralı bile olmadı. Lüksemburg Dışişleri Bakanı da ‘Türkiye’nin AB üyeliği süreci ile İsveç’in NATO’ya katılımı birbiriyle alakasız’ diyenlerden biriydi. AB kapısı 2005’ten beri Türkiye’ye açık, özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygı açısından belirtilen koşulları karşılaması yeterli’ diye de ekleyecekti. Erdoğan bunları bilmiyor olabilir mi? Elbette biliyor, bilmiyorsa 22 senedir ülkenin başında boşuna oturmuş demektir.”

Türkiye ve Yunanistan yakınlaşması

Erdoğan, Türkiye’nin ‘Batı ile yakınlaşmaya yönelik yeni yaklaşımını’ pekiştirmek amacıyla, Çarşamba günü Vilnius Zirvesi oturum aralarında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl “Yunanistan ile Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey anlaşmamızı bozduk” şeklinde konuşmuştu.

Miçotakis’in geçtiğimiz yıl yaptığı ABD ziyaretinde Türkiye karşıtı açıklamalar yapması ve ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satmasına karşı duruşu nedeniyle, Erdoğan “Benim için artık Miçotakis diye biri yok” ifadelerini kullanmıştı.

İletişim Başkanlığı tarafından Vilnius’taki görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Görüşme iyi bir atmosferde gerçekleşmiştir. Sayın Erdoğan ve Sayın Miçotakis, son aylarda ikili ilişkilerde oluşan olumlu iklimin süreklilik ve tutarlılık arzetmesinin her iki ülkenin de yararına olduğu hususunda mutabık kalmışlardır. Bu amaçla iki taraf, önümüzdeki dönemde olumlu ivme üzerine inşa etme ve iki ülke arasında çoklu iletişim kanallarını harekete geçirme konusunda mutabakata varmışlardır. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin bir sonraki toplantısının sonbaharda Selanik’te düzenlenmesi konusunda anlaşmışlardır. İki Dışişleri Bakanını süreçlere rehberlik etmek ve ilerleme hakkında rapor vermekle görevlendirmişlerdir. İki lider, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin iyileşmesini sağlayacak güven ortamının ve koşulların oluşturulması amacıyla her düzeyde daha sık temaslarda bulunulması niyetlerini vurgulamışlardır.”

NATO Liderler Zirvesi için Vilnius’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a refakat eden Milli Savunma Bakanı Güler de, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias ile bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Görüşmede, iki ülke ilişkilerindeki olumlu gündemin devam etmesi ve diyalog kanallarının açık tutulmasının önemi vurgulandı, Güven Artırıcı Önlemler Toplantılarının yeniden başlaması konusundaki mutabakat teyit edildi” denildi.

6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından Yunanistan ve Türkiye arasında dayanışma yaşanırken, aralarındaki kronikleşmiş meselelerde yeniden diyalog kapısı da açıldı.

NATO, 2020’de Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkları çözmek için bir mekanizma başlattı.

Türkiye ve Yunanistan’dan askeri heyetler arasında, iki ülke arasında güven inşa etmek, istenmeyen olayları önlemek ve bir iletişim hattı oluşturmak için önlem paketi öngören bir belgeyi görüşmek üzere beş toplantı düzenlendi.

Bu kapsamda, Türkiye ve Yunanistan, planlanan deniz tatbikatlarını, ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla karşılıklı olarak iptal etme kararı aldı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, Cumartesi günü yeni hükümet programını meclise sunduğu sırada yaptığı konuşmada, Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıkların çözümünü ertelemenin fayda sağlamayacağına dikkat çekti.

Yunan medyasına göre Gerapetritis, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini sabırsızlıkla bekliyoruz ve güven artırıcı önlemler ve ekonomik işbirliğini güçlendirme yoluyla müzakereleri yeniden başlatmanın yanı sıra olumlu bir gündem geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.



İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, İngiliz hükümeti bugün ABD'ye, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan İran füze mevzilerine saldırı düzenlemek üzere İngiltere'deki askeri üsleri kullanma izni verdi.

Downing Street'ten yapılan açıklamada, İngiliz bakanların bugün İran'la savaş ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması konusunu görüşmek üzere bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada, “Bölgenin kolektif savunması için ABD'nin İngiliz üslerini kullanmasına izin veren anlaşmanın, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere saldırmak için kullanılan füze mevzileri ve kapasitelerini imha etmeye yönelik ABD savunma operasyonlarını da kapsadığını teyit ettiler” denildi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bu hafta, Londra'nın İran'a karşı bir savaşa sürüklenmeyeceğini açıklamıştı.

Başlangıçta, herhangi bir askeri harekatın meşruiyetinden emin olunması gerektiği gerekçesiyle, İran'a saldırı düzenlemek için İngiliz üslerinin kullanılması yönündeki ABD talebini reddetmişti.

 ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Ancak Starmer, İran'ın Ortadoğu'daki İngiliz müttefiklerine saldırılar düzenlemesinin ardından tutumunu değiştirdi ve ABD'nin Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait Fairford Hava Üssü ile Hint Okyanusu'ndaki ortak ABD-İngiltere üssü Diego Garcia'yı kullanabileceğine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın başlamasından bu yana Starmer'a defalarca saldırdı ve onun yeterli destek sağlamadığını söyledi.

Trump pazartesi günü, “bazı ülkelerin beni büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi ve ardından bir zamanlar “ABD'nin en iyi müttefikleri” olarak nitelendirdiği İngiltere'yi özellikle zikretti.

Bugün yayınlanan Downing Street bildirisi, «gerginliğin acilen azaltılması ve savaşa hızlı bir çözüm bulunması» çağrısında bulundu.

İngiltere’deki kamuoyu yoklamaları, savaş konusunda yaygın bir şüphe olduğunu gösteriyor; YouGov’un yaptığı ankete katılanların yüzde 59’u, ABD-İsrail saldırılarına karşı olduklarını belirtti.


Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla
TT

Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla

Önümüzdeki günler çok önemli. Fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar

Körfez'deki çatışmanın çehresini değiştirebilecek bir hamleyle, istihbarat raporları ve resmi ABD açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin, Tahran rejiminin petrol can damarı olan Hark Adası'nın tam kontrolünü ele geçirmek için cesur bir amfibi operasyona hazırlandığını ortaya koyuyor.

Bu haberler, ABD güçlerinin 13-14 Mart 2026'da adada İran Devrim Muhafızları'na ait füzeler, radarlar, mayın depoları ve deniz üsleri de dahil olmak üzere 90'dan fazla askeri hedefi imha etmesinin ardından geldi.

Beyaz Saray şu anda, amfibi hücum gemileriyle desteklenen 2.500-5.000 ABD Deniz Piyadesi ile karadan işgal seçeneğini görüşüyor.

Trump, adayı “kıracağımız taç” olarak nitelendirerek şu uyarıda bulundu: “Eğer Hürmüz Boğazı'nı açmaz ve nakliyeyi engellemeyi bırakmazlarsa, tüm petrol altyapısını yok edeceğiz!”

Peki, neden özellikle Hark Adası?

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki baskıyı kırmayı başaramadıktan sonra, bu küçük adayı (sadece 20 kilometrekarelik bir alan) işgal etmenin en büyük silahı olduğuna inanıyor. Bunun, İran rejimini geri adım atmaya ve dünyanın petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlayacak ve on yıllardan beri yaşanan en büyük küresel enerji krizine neden olan engellemeye son verecek bir “ekonomik darbe” olacağını düşünüyor.

Washington, operasyonu İran'ın gelirinin yüzde 40'ını besleyen damarı keserek “rejimin ekonomik olarak durdurulması” olarak tanımlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)

Çatışma ve muazzam güç dengesizliği

Çatışma olasılığı oldukça yüksek, ancak eşitsiz. Deniz Piyadeleri ve Beşinci Filo liderliğindeki ABD kuvvetleri, ezici hava ve deniz üstünlüğüne sahip: F-35 savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve denizaltılar.

Şarku'l Avsat'ın al Majalladan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları'nın 112. Deniz Tugayı tarafından yönetilen adadaki İran savunmasının ise sadece 500-1000 askerden oluştuğu tahmin ediliyor ve bu savunma hattı ABD saldırılarıyla ağır hasar gördü.

Ancak, İran anakarasına sadece 25 km uzaklıkta olması, Tahran'ın adayı dakikalar içinde balistik füzeler, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle bombalayabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: “Burayı işgal etmek, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması veya Körfez'deki ABD üslerine asimetrik saldırılar riskiyle birlikte, minyatür bir Vietnam kabusuna dönüşebilir.”

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor

Adanın petrol açısından önemi: Rejimin hayatı buna bağlı

 Hark sadece bir ada değil, aynı zamanda İran'ın ana ihracat tesisi. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 94'ü buradan geçiyor (toplam 1,5-1,7 milyon varilin yaklaşık 1,5-1,55 milyon varili).

Kapasite: Günde 7 milyon varil yükleme ve 30-31 milyon varil depolama.

Son ABD saldırılarından sonra bile, İran’ın petrol ihracatı yangınlar arasında devam etti.

resim

Önemli bilgiler

Adanın Konumu: Buşehr'e 2 km uzaklıkta, 8 km uzunluğunda küçük bir mercan resifi. Tatlı su kaynakları ve bir havaalanı bulunuyor.

- İran Kuvvetleri: Yüzlerce Devrim Muhafızı, karadan havaya füzeler ve gemisavar füzeleri hasar gördü.

- Nüfus: Çoğunluğu petrol işçisi olmak üzere 8 bin sivil.

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar.


Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.