Ukrayna’ya ait SİHA’lar Rusya hava sahasına girdi

Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın bir bölgesinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)
Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın bir bölgesinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)
TT

Ukrayna’ya ait SİHA’lar Rusya hava sahasına girdi

Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın bir bölgesinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)
Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın bir bölgesinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)

Rusya Savunma Bakanlığı, ülkedeki birkaç eksende yeni saldırıların püskürtüldüğünü duyururken, Ukrayna’ya ait silahlı insansız hava araçları (SİHA) Rusya bölgelerine yeni bir saldırı başlattı ve bunlardan biri Kursk kentindeki bir nükleer santrale yaklaştı.

FOTO: Donetsk bölgesinde iki Ukrayna askeri Rus mevzilerine doğru gönderilen SİHA’yı kontrol ediyor (AFP)
Donetsk bölgesinde iki Ukrayna askeri Rus mevzilerine doğru gönderilen SİHA’yı kontrol ediyor (AFP)

Rusya’nın Voronej eyaleti valisi Alexander Gusev, Rus hava savunma sistemlerinin eyaletten birkaç kilometre uzakta üç SİHA düşürdüğünü bildirdi.

Gusev, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Hava savunması, dün Voronej’den sadece birkaç kilometre uzakta üç SİHA tespit etti ve imha etti. Can kaybı veya hasar bildirilmedi” diye yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Sputnik’ten aktardığı habere göre, Gusev, durumu bizzat izlediğini de ekledi.

Voronej Belediyesi tarafından dün gece geç saatlerde yapılan açıklamada, şehirdeki durumun sakin olduğu ve kurtarma ekiplerinin müdahalesini gerektiren hiçbir acil olayın kaydedilmediği bilgisi verildi.

Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın Belgorod kentinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)
Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın Belgorod kentinde SİHA saldırısının ardından hasar gören bir bina (AFP)

Patlama sesleri duyulmadan dakikalar önce şehirde sirenler çaldı ve Voronej sakinleri, sosyal medyada patlama anlarını ve havadan bir saldırıya karşı kara savunmalarının hareketini içeren videolar paylaştı.

Öte yandan, Ukrayna sınırına yakın Kursk şehrinin yetkilileri, hava sahasına giren bir SİHA’nın Kursk’a 38 kilometre uzaklıktaki Kurçatov kasabasında bulunan bir nükleer santrale birkaç kilometre yaklaştığını duyurdu.

Bölgedeki Acil Durumlar Birimi’nin Sözcüsü, SİHA’nın santrale birkaç kilometre kala 9 katlı bir meskun binanın civarında infilak ettiğini bildirdi.

Kursk Bölge Valisi Roman Starovoyt ise, SİHA saldırısında kritik tesislerin hasar almadığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, savaşın gidişatı hakkında günlük bir brifingde, Yuzhno-Donetsk ve Zaporijya yönlerinde üç saldırının püskürtüldüğünü ve Ukrayna’nın 180’den fazla askeri personel kaybettiğini öne sürdü.

İran’a ait bir SİHA Ukrayna’nın başkenti Kiev’in üzerinde uçuyor (AFP)
İran’a ait bir SİHA Ukrayna’nın başkenti Kiev’in üzerinde uçuyor (AFP)

Ukrayna Hava Kuvvetleri ise, Rusya tarafından bir gecede gönderilen İran yapımı Şahid 136/131 17 SİHA’dan 16’sının düşürüldüğünü duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in doğum yeri olan Kryvyi Rih şehrinde ise, Rusya’ya ait bir SİHA bir idari binayı yıktı ve bir belediye kurumuna ait birkaç başka binaya da zarar verdi.

Ukrayna askerleri Zaporijya bölgesindeki Rus kuvvetlerine topçu ateşi açtı (Reuters)
Ukrayna askerleri Zaporijya bölgesindeki Rus kuvvetlerine topçu ateşi açtı (Reuters)

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Rusya için süresi birkaç gün içinde dolacak olan tahıl anlaşmasının uzatılmasına ilişkin yeni unsurların bulunmadığını söyledi.

Peskov bugün yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tahıl anlaşmasıyla ilgili Moskova’nın tutumunu detaylı bir şekilde açıkladığını vurguladı.

Putin, ülkesinin anlaşmaya katılımını askıya almakla tehdit etmiş ve anlaşmaya dönüşü Rusya’ya vaat edilen koşulların yerine getirilmesine bağlamıştı.

FOTO: Karadeniz’de tahıl anlaşması kapsamında bulunan bir kargo tankeri ve İstanbul Boğazı’nı geçmek için bekleyen diğer ticari gemiler (Reuters)
Karadeniz’de tahıl anlaşması kapsamında bulunan bir kargo tankeri ve İstanbul Boğazı’nı geçmek için bekleyen diğer ticari gemiler (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı, Batı’nın Kiev’e devam eden füze ve tank tedarikinin savaş alanında hiçbir şeyi değiştirmediğini iddia ederek ülkesinin savaşın başlangıcından bu yana üçte biri Batı’dan gelenler olmak üzere yüzlerce Ukrayna tankını imha etmeyi başardığını öne sürdü.

Putin, Rossiya 24 kanalına yaptığı açıklamada, uzun menzilli füzelerin kullanılmasıyla muharebe bölgesinde ciddi bir şey olmadığını söyleyerek, “Aynısı Batı’dan gelen tanklar ve piyade savaş araçları için de geçerli” diye ekledi.

4 Haziran’dan bu yana 311 tankın imha edildiğini açıklayan Putin, Leopard tankları da dahil olmak üzere bunların büyük bir kısmının, en az üçte birinin Batı üretimi olduğunu sözlerine ekledi.



Seçici öfke: Rusya ordusundaki Afrikalı askerler ve küresel insan imha sistemi

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Wagner grubuna bağlı bir Rus paralı asker, 2022 sonbaharı (Telegram)
Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Wagner grubuna bağlı bir Rus paralı asker, 2022 sonbaharı (Telegram)
TT

Seçici öfke: Rusya ordusundaki Afrikalı askerler ve küresel insan imha sistemi

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Wagner grubuna bağlı bir Rus paralı asker, 2022 sonbaharı (Telegram)
Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Wagner grubuna bağlı bir Rus paralı asker, 2022 sonbaharı (Telegram)

Sergey Eledinov

Ukrayna ordusunun esir aldığı Kuzey Afrika ve Sahra altı bölgelerden Afrikalı askerlerin fotoğrafları medyada sıkça yer bulur oldu. Ukraynalı yetkililer, açık kaynak araştırmacıları ve bağımsız soruşturmaların bulgularına göre 2023-2025 yılları arasında 35 ülkeden bin 400'den fazla Afrikalının Rus ordusu bünyesinde savaştığı tespit edildi. Bunlardan 300'ünün hayatını kaybettiği doğrulandı.

Bunun hızlı ve tutarlı açıklaması, arkasında kandırma, zorlama ve silah altına alma ağlarının olduğuydu. Onların savaş bölgesinde bulunduğu gerçeği tartışma konusu değilse de bu anlatının olguyu kavrayıp kavramadığı ve farklı boyutlarını kapsayıp kapsamadığı tartışmalı. Aldatmaca anlatısı elverişli görünüyor, rolleri belirliyor, can sıkıcı sorulardan kaçınmayı sağlıyor ve bir anlama yanılsaması yaratıyor. Tam da bu nedenle siyasi değil, metodolojik ve eleştirel bir incelemeye muhtaç.

Afrikalı savaşçılar, Çeçenistan'dan Afganistan'a, oradan Suriye'ye uzanan çatışmalara katıldı. Bu ne yeni bir olgu ne de Rusya'ya özgü. Yabancıların askeri yapılarda istihdam edilmesi tarihsel olarak köklü ve küresel bir uygulama.

Fransa ordusuna bağlı Fransız Yabancı Lejyonu, üyelerin hangi ülkeden olduğuna bakılmaksızın gönüllüleri kabul ediyor, geçmişlerine ya da belgelerine çok az önem veriyor. ABD ordusu da askerlik hizmeti karşılığında vatandaşlık verme imkânı sunuyor. İngiltere ordusu geçmişten bugüne tüm birliklerini Nepal'den devşirilen askerlerle donattı. İki asrı aşkın bir süredir var olan Gurkha Tugayı (Nepal'in Gurkha bölgesinden gelenlerden oluşan seçkin bir birlik) hesap sorulması gereken mesele olarak değil, kurumsal bir gurur kaynağı olarak görülüyor. Özel güvenlik şirketleri ise dünya genelinde açık ve kurumsal bir biçimde, fazla medya denetimine tabi kalmaksızın personel alımı yapıyor.

Dolayısıyla “Rusya vakası neden istisna olarak sunuluyor?” şeklindeki mantıklı bir soru kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Rusya ordusunda sonuçlanan bu süreçte Afrikalılar Rusya'ya öğrenci ve çalışma vizesiyle yasal olarak giriş yaptı. Paralı askerlik ilanları sosyal medyada ve mesajlaşma platformlarında ilgi çekici ifadelerle yayıldı. Rusya'ya yasal giriş resmi vize mekanizmaları aracılığıyla gerçekleşiyor. Bireyler, ülke içinde herhangi bir paralı askerlik sürecine dahil olmadan önce kendi iradeleriyle ülkeye geliyor. Paralı asker olma süreci nadiren dürüstçe yapılsa da çoğunluğu kandırma, baskı, zor koşulların ve insani zayıflıkların istismarına dayanıyor.

Paralı askerlik sürecindeki aldatmacanın boyutu, ayrı ve ciddi bir mesele olmayı sürdürüyor. Ancak aldatmaca, katılım mekanizmalarını açıklıyor. Bu mekanizmaları mümkün kılan yapısal koşulları değil, birbirinden farklı analiz düzeyleridir ve aralarındaki ayrımı göz ardı etmek her ikisini de kavrayamamak anlamına gelir.

vfrgfb
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Mali Askeri Konseyi Başkanı Assimi Goïta ile bir araya geldi, 23 Haziran 2025 (AFP)

Burada asıl önemli olan başka diğer nokta, bu kişilerin Rusya vatandaşlarına uygulananlarla aynı resmi prosedürler çerçevesinde sözleşme imzalıyor ve onlarla aynı birliklerde omuz omuza görev yapıyor olmaları. Yerli halk ile yabancı ikamet izni sahiplerinin aynı resmi prosedürlere tabi tutulması, iki taraf arasındaki kırılganlık düzeyindeki eşitsizliği ya da yabancı uyruklu kişinin karşılaştığı güçlükleri hiçbir şekilde ortadan kaldırmıyor. Bununla birlikte bu uygulama, ayrı bir ‘sarf edilebilir’ kesimi hedef almıyor. Bu da tüm resmi riskleri ve haklarıyla birlikte ortak bir askeri yapıya entegrasyon anlamına geliyor.

Yasal olarak istikrarlıe bir ikamet statüsüne sahip olmayan yabancı uyruklulara sınır dışı edilme ile askerlik hizmeti arasında seçenek sunan Rusya mevzuatı, askerlik hizmetini göçün kontrolünde bir araç olarak kullanan daha geniş bir küresel örüntüyle örtüşüyor. Pek çoğu için eğitime ya da çalışmaya devam etmek veya herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmaksızın ülkelerine dönmek gibi başka seçenekler de mevcuttu. Dolayısıyla askerlik hizmetini seçmek, kaçınılamayan bir durum değil, başlı başına bir karardı. Bu kararın mantığını anlamak için yapısal bağlamı göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çünkü yapısal bağlam, unsurların o ortamda nasıl işlediğini belirleyen ‘görünmez bir iskelet’ oluşturuyor.

Toplumsal hareketliliğe erişimin kısıtlı olması pek çok Afrika toplumunda yaşanan somut bir gerçek. Yükselme yollarının dar olduğu bir ülkeden gelen biri için askeri sözleşme demek; gelir, statü ve başka bir ülkenin vatandaşlığına açılan bir kapı demektir. Bu, düzensiz göçü harekete geçiren mantığın aynısı. Zira insanlar yapısal kısıtlamaları aşmak için riski göze alıyor. Fark biçimde, mekanizmada değil.

Başka bir deyişle burada gördüğümüz, birbirinden yalıtılmış askere alma planlarından ziyade ekonomik kırılganlık, hukuki belirsizlik ve toplumsal statü vaadinin kesiştiği alternatif hareketlilik mekanizmalarının ve alanlarının belirginleşmesidir.

Askerlik hizmeti, düzensiz sınır geçişi ve gayri resmi güvenlik sözleşmeleri; hepsi aynı temel hesaba dayanıyor. Bu mantığı Rusya icat etmedi, sadece ona genel bir çerçeve sağladı.

İnsanların silahlı çatışmalarda kullanılması evrensel bir uygulama ve uluslararası güvenlik sistemine o denli kök salmıştır ki artık kimseyi şaşırtmıyor.

Bununla birlikte yalnızca maddi boyutlara odaklanırsak tablo eksik kalır. Sömürgeci ve neo-sömürgeci pratiklerin tarihi belleğine dayanan Batı'ya duyulan kırgınlık, ilave bir motivasyon kaynağı oluşturabilir. Rusya, bazı Afrika kültürlerinde mevcut uluslararası hiyerarşinin dışında hareket edebilen bir aktör olarak görülüyor. Bu bağlamda ‘Afrika Kolordusu’, Rusya'nın yalnızca söylemde kalmadığının Afrika'da fiilen var olduğunun somut kanıtı olan canlı bir gövde gösterisi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu yapı bir alternatifin simgesi olmayı sürdürüyor; bir işe alım mekanizması değil.

Bu bireylerin tümüne ‘paralı asker’ damgası vurmak bu karmaşıklığı kavramaktan uzak. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre paralı asker nitelendirmesi yasal ikamet statüsünün yokluğunu varsayar ve meseleyi yalnızca maddi güdüye indirger. Oysa bir ülkede yasal olarak ikamet eden ve resmi hukuki prosedürler çerçevesinde sözleşme imzalayan biri bu kategoriye girmiyor.

dfvfdvfd
Niamey'deki General Seyni Kountché Stadyumu'nda toplanan Nijer Ulusal Konseyi destekçilerinden biri Mali, Burkina Faso, Cezayir, Nijer ve Rusya bayraklarını taşırken, 26 Ağustos 2023 (AFP)

Rusya, kendisinin yaratmadığı önceden var olan kırılganlıkları istismar ederek yabancı ikamet sahiplerini çeken ve onları işe alan etkili bir mekanizma inşa etti. Rusya'yı özgün yapan bu, onu benzersiz kılan değil. Daha kapsamlı bir soru olarak ‘İster yabancı bir devletin ordusuna katılmak, ister düzensiz göç, isterse toplumsal durağanlığın yapısal çıkmazından çıkış sunan her türlü yapı aracılığıyla olsun vatandaşları neden yurt dışında, binlerce kilometre ötede alternatif hareketlilik mekanizmaları arıyor?’ sorusu da bu kişilerin geldiği ülkelere yöneltilmeli. Daha geniş bir boyut da söz konusu. Öyle ki, insanların silahlı çatışmalarda kullanılması evrensel bir uygulama ve uluslararası güvenlik sistemine o denli kök salmıştır ki artık kimseyi şaşırtmıyor. İnsanları savaşlarda tüketilebilir malzemeye dönüştürmek sıradanlaştı. Bu uygulamayı ironik yapan ise var olmasında değil, yalnızca jeopolitik açıdan elverişli hale geldiğinde görünür kılınmasında yatıyor. İnsanlıktan çıkarma, paralı asker yapmaktan çok önce başlıyor. Yapısal eşitsizlik bazı canları feda edilebilir nesnelere dönüştürdü ama görünür hale gelmesi, seçici öfkenin doruğa çıktığı ana kadar erteleniyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız
TT

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan ateşkes anlaşmasının “yoğun bakım odasında” olduğunu söylerken, Tahran yönetimi ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini ve “ders niteliğinde” bir yanıt hazırlığında olduğunu açıkladı. İran, Trump’ın savaşı sona erdirmeye yönelik önerisine verdiği cevabın reddedilmesine rağmen tutumunu koruyor.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ateşkes devasa bir yaşam destek cihazına bağlı durumda. Sanki doktorun odaya girip sevdiğiniz kişinin hayatta kalma şansının yüzde 1 olduğunu söylemesi gibi” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı savaşta “tam bir zafer” elde edeceklerini savunan Trump, İran’ın “Benim yorulacağımı, sıkılacağımı ya da baskı altında kalacağımı düşündüğünü” söyledi.

Trump’ın açıklamalarının ardından İran Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Silahlı kuvvetlerimiz herhangi bir saldırıya karşılık vermeye ve ders vermeye hazırdır” dedi.

Kalibaf ayrıca, “Kötü strateji ve kötü kararlar her zaman kötü sonuçlar doğurur. Bunu artık bütün dünya anladı” ifadelerini kullandı. İran’ın her türlü senaryoya hazır olduğunu belirten Kalibaf, “Her ihtimale karşı hazırlıklıyız. Şaşıracaklar” değerlendirmesinde bulundu.


İran Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün güvence altına alınmasını ve nükleer programının sürdürülmesini talep ederken Trump ateşkesin “komada” olduğunu söyledi

USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
TT

İran Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün güvence altına alınmasını ve nükleer programının sürdürülmesini talep ederken Trump ateşkesin “komada” olduğunu söyledi

USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)

Tahran'ın savaşı sona erdirme ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için öne sürdüğü şartlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın yanıtını reddetmesinin ardından Washington ile sürdürülen müzakere çıkmazını daha da derinleştirdi.

Trump, yanıtı ‘aptalca’ ve ‘çöp’ olarak nitelendirirken İran, taleplerinin taviz değil ‘meşru haklar’ olduğunu savundu.

Beyaz Saray'da gazetecilere ateşkesin ‘komaya’ girdiğini söyleyen Trump, planının ‘esnek’ olduğunu, ancak İran'ın nükleer silah edinmesini engelleme ilkesine dayandığını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise önerileri ‘cömert ve sorumlu’ olarak savunarak bunların savaşın sona erdirilmesini, deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin güvence altına alınmasını kapsadığını belirtti.

Bekayi, nükleer program kararlarının ise ‘uygun zaman geldiğinde’ ele alınacağını sözlerine ekledi.

ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ), ABD’li kaynaklara dayanarak İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun bir bölümünü seyreltmeyi, diğer bir bölümünü ise müzakerelerin başarısız olması halinde iade edilmek üzere üçüncü bir ülkeye transfer etmeyi teklif ettiğini aktardı. Ancak İran, nükleer tesislerinin sökülerek imha edilmesini kesinlikle reddetti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yakın Sobhe No gazetesi ise İran'ın yanıtının üç aşamaya dayandığını yazdı. Gazeteye göre bu aşamalar, savaşın sona erdirilmesi, abluka ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını kapsayan güven inşasına yönelik ilk adımlar, ardından tarafların karşılıklı adımları ve son olarak da bir izleme komitesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla anlaşmanın güvence altına alınmasından oluşuyor. Bunların yanı sıra Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve savaş tazminatları da dahil olmak üzere beş ön koşul da yanıtta yer alıyor.