Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Sıcaklıklar, Avrupa’dan ABD ve Çin’e kadar tüm bölgeleri etkisi altına aldı.

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
TT

Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)

Avrupa ve ABD’nin büyük bir kısmı, yaz mevsiminin ve eşi benzeri görülmemiş sıcak hava dalgalarının geri gelmesiyle birlikte adeta kavurucu bölgelere dönüştü.

İklim değişikliği krizinin şiddetlenmesi ve uzmanların sıcak hava dalgalarının Avrupa ve ABD’de normal bir olay olarak artacağı yönündeki uyarıları ile birlikte bir dizi Avrupa ülkesi ve ABD eyaleti, önümüzdeki günlerde şiddetli sıcak hava dalgalarına karşı dikkatli olmaları yönünde halka uyarılarda bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre geniş kapsamlı yapılan yeni bir çalışma, ‘rahatsız edici sıcak günlerdeki’ göreli artıştan küresel düzeyde en çok etkilenecek ülkelerin İngiltere ve İsviçre olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

ABD’de devlet kurumları Teksas, Arizona, Nevada ve Kaliforniya’da sıcaklıkların tehlikeli seviyelere çıkmasını beklerken İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkeleri, yer yer sıcaklıkları 48 santigrat dereceye ulaştıracağı tahmin edilen şiddetli sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya.

Rekor sıcaklık dereceleri

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) İtalya’daki Sicilya ve Sardunya adalarında önümüzdeki günlerde Avrupa’nın tanık olduğu en yüksek sıcaklıkların kaydedilebileceğini duyurdu.

ABD Kaliforniya ajansındaki meteorologlar, önümüzdeki iki gün içinde sıcaklığın, Death Valley (Ölüm Vadisi) çölünde daha önce güvenilir araçlarla kaydedilen en yüksek hava sıcaklığına eşitleneceğini veya aşacağını tahmin ediyorlar. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) mutlak dünya rekorunu 56,7 santigrat derece olarak kaydetmişti.

Sıcak hava dalgaları Kuzey Afrika’ya da uzanıyor. Fas, tehlikeli sıcak hava dalgalarının yaşandığı birkaç ilde kırmızı alarm verdi. Bu yıl sıcak hava dalgaları Çin’i de vurdu. Geçen pazartesi günü, büyük elektrik şirketlerinden biri, sıcaklığın artmasıyla bağlantılı olarak talep artışı sebebiyle günlük elektrik üretiminde rekor bir seviye kaydedildiğini duyurdu.

Bu yaz sıcak hava dalgalarının geri dönmesiyle birlikte sıcaktan yaşamını yitirenlerin sayısının da artması bekleniyor.

Ölüm ve yangın riskleri

Geçen yaz, sıcaklıklarda en hızlı artışın yaşandığı Avrupa’da, sıcaklığa bağlı yaklaşık 60 bin ölüm kaydedilmişti. WMO’ya göre, son 20 yılda Avrupa’da sıcaklık her 10 yılda yarım santigrat derece arttı. Şimdi uzmanlar, küresel sıcaklıkların 2050 yılına kadar 2 santigrat derece artmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Ancak uzmanlar, Avrupa’daki sıcaklıklardaki artışın daha da yüksek olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nden Coğrafi Bilimler öğretim üyesi Alan Kennedy-Asser, yeryüzünün sıcaklığında iki derecelik artış olacağı yönündeki tahminin, karadan daha yavaş ısınan okyanusları da içeren genel bir oran olduğunu belirtiyor. Asser, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte bunun karadaki sıcaklıkların daha da artarak Avrupa’da 3 derece veya üzerine çıkacağı anlamına geldiğini bildirdi.

Söz konusu tahminler, mevcut küresel iklim değişikliğiyle mücadele planlarını da dikkate alıyor. Dünya genelindeki iklim değişikliği önleme planlarının tam anlamıyla uygulanacağı ve 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılacağı varsayımına göre yeryüzündeki sıcaklığın artışına ilişkin tahminlerde bulunuyor.

Fotoğraf Altı: Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)
Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)

Şimdiye kadar 10 yılda yaşanan yarım santigrat derecelik bir artış Avrupa’da önemli iklim değişikliklerine neden oldu. Genellikle soğuk olan Güney Avrupa ülkelerinde, yazın şiddetli sıcak hava dalgaları normalleşerek her yıl daha da şiddetlenmeye başladı. Orman yangınları da her yıl yeni alanları içine alarak büyüyor. Peki, sıcaklıklar artmaya devam ederken, önümüzdeki yıllarda Avrupa’yı gerçek anlamda ne bekliyor?

Yaşlıları saran tehlike

Uzmanlar, artan sıcaklıkların etkilerinin insanlarda ve kısıtlamalarda kendini göstereceği görüşünde Almanya’nın Potsdam kentindeki İleri Sürdürülebilirlik Çalışmaları Enstitüsü’ne (IASS) göre önümüzdeki yıllarda yüksek sıcaklıklara bağlı ölümlerin sayısı artacak. Enstitü araştırmacısı Erika von Schneidemesser, havadaki ozon gazı miktarının artmasının neden olduğu yüksek sıcaklıklar ve kirliliğin, erken ölüm sayısında bir artışa neden olacağını ve akciğer işlevleri ve solunum yolu ile ilgili hastalıkları artıracağını belirtiyor. Erika von Schneidemesser Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yüksek sıcaklıktan kaynaklanan havadaki ozon artışının aynı zamanda pek çok kişinin çalışamaz hale gelmesine veya işini yapamamasına yol açacağını vurgulayarak özellikle yaşlıların bu durumdan büyük ölçüde etkileneceğini söyledi.

Fotoğraf Altı: Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)
Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)

Araştırmacı, bunun hastaneler üzerindeki artan baskı nedeniyle Avrupa’daki sağlık sistemleri üzerinde doğrudan etkilerinin olacağını öne sürüyor.

Ekonomide ve tarımsal verimde düşüş

İklim değişikliğinin etkileri tarım ürünlerine de uzanıyor. Erika von Schneidemesser, iki yıl önce yönetip yayınladığı bir araştırmasına göre, Avrupa’da buğday üretiminin 2025 yılına kadar 2000 yılına göre yüzde 10 ve hasat edilen mısır miktarının yüzde 40 oranında düşeceğini tahmin ediyor.

Uzmanlar, canlılar üzerindeki etkilerinin ötesinde, Avrupa ülkeleri için büyük ekonomik sonuçları olacak başka etkiler konusunda da uyarıda bulunuyor. Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü’nde (PIK) araştırmacı olan Hazem Krichene, Avrupa ülkelerindeki ekonomik kayıpların milyarlarca euroyu bulacağını tahmin ediyor. Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, başlıca Avrupa ekonomileri üzerinde yapılan iklim riski stres testine göre İtalya’nın Avrupa’nın en riskli ülkesi olduğunu, Almanya’nın ise en risksiz ülkesi olduğunu söylüyor. Krichene, Avrupa’nın en büyük beş ekonomisinde (Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda) yeşil enerjiye geçiş maliyetine ek olarak esas olarak orman yangınları, su kıtlığı ve sellerin neden olduğu kayıpların 2020 ile 2025 arasında 30 trilyon euro olacağını tahmin ediyor. Sadece İtalya’nın 2025 yılına kadar Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 14’ü kadar bir kayıpla karşı karşıya kalacağını söylüyor. Krichene, bu kayıpların mevcut iklim planlarını uygulama taahhüdü baz alınarak tahmin edildiğine dikkat çekiyor.

Fotoğraf Altı: İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)
İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)

İklim değişikliği uzmanları, Almanya gibi aşırı sıcaklara hazırlıksız olan ülkelerde birçok mülkün değerini kaybetme riskinin arttığına dikkat çekiyor. Yıkılma korkusuyla sigortasındaki artışa karşılık artan riskler nedeniyle değer kaybına uğrayan sel bölgelerinde veya ormanlardaki evleri örnek olarak gösteriyor.

Sıcaklıkla mücadelede altyapı yetersizliği

Başta güney bölgeleri olmak üzere Avrupa ülkelerinin, özellikle altyapılarının uygun olmadığı göz önüne alınınca aşırı sıcak hava dalgalarıyla ne derece başa çıkabileceği karşısında endişeler artıyor.

İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi güney Avrupa ülkeleri iklim değişikliği nedeniyle kabarık bir fatura ile karşı karşıya kalabilecek olsalar da aşırı sıcaklarla baş etmeye alışkınlar ve altyapıları sıcaklıklarda beklenen artışa hazırlık açısından daha nitelikli sayılıyor. Buna karşın, sıcaklıklar artmaya devam ederken kuzey Avrupa ülkeleri benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Bristol Üniversitesi’nden Alan Kennedy-Asser, geçen yaz İngiltere’nin temmuz ortasında sıcaklığın 39 santigrat dereceye ulaşmasının ardından Londra Luton Havalimanı’ndaki iki pistin asfaltının erimesini örnek olarak verdi. Kennedy-Asher, yüksek sıcaklıkların etkisinin, bazı istasyonların yüksek sıcaklıklara maruz kalması nedeniyle trenlerin ve elektrik tedariğinin gecikmesine kadar uzandığına dikkat çekti. Özellikle 19’uncu yüzyılda soğuk hava nedeniyle ısıyı tutacak şekilde inşa edilen eski evlerin yapısına atıfta bulunan Kennedy-Asher, geçmiş yıllardaki yüksek sıcaklıkların, yağmur suyuyla genişlerken kuraklık ve yüksek sıcaklıkla çekilen bir harç kullanılan bu eski binalarda çatlaklara neden olduğunu kaydetti.

Kennedy-Asser, Kıta’nın güneyinde yer alan Avrupa ülkelerinin, yoğun sıcağa nasıl uyum sağlayacaklarını kuzey ülkelerinden ‘öğrenmesi’ ve sıcaktan kaynaklanan sorunların azaltılmasına katkıda bulunacak adımlar atması gerektiğini vurguluyor.

Yüksek sıcaklıklar binaların kusurlarını ortaya çıkarıyor

İngiltere’deki Open Üniversitesi’nden İklim Sistemleri alanında öğretim görevlisi Leslie Mabon, sıcaklık artışlarıyla ilişkili sorunların hazırlıksız ülkelerde artacağını söylüyor. Örnek olarak İngiltere’deki balkonsuz ve havalandırmaya müsait olmayan yapıları veriyor. Serin kalabilen ve sıcaklıkla başa çıkabilen evlerin inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Avrupa’nın sadece evler açısından değil, daha geniş anlamda yollar ve altyapılar açısından da sivil mühendislikle ilgili krizlerle karşılaşacağını belirtiyor. Hükümetlerin iklim değişikliğiyle başa çıkabilme konusunda daha fazla planlama yapması, inşaat ve sivil mühendislik sektörüyle ortak projeler oluşturması, bu alanlarda gerekli kişileri eğitmesi ve istihdam yaratması gerektiğini vurguluyor.

Su seviyesinin yükselme tehlikesi

Dünyanın diğer tarafında, Antarktika’da buz kütleleri küçülmeye devam ediyor. Bu tabakalarının erimesi, okyanus sularının yükselmesi ve sel riskini artırıyor. Uzmanlara göre Antarktika’daki yüzen buz kütleleri, geçen ay sanayi öncesi döneme göre en düşük seviyelerine ulaştı.

Fotoğraf Altı: İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)
İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)

Dünyanın sıcaklığı artmaya devam ettikçe, buzullar daha hızlı bir şekilde erimeye devam edecek. Çevre uzmanları, Grönland ve Batı Antarktika’da ne kadar buzun eriyip okyanuslara ulaşacağını kestiremiyorlar. Ancak dünyadaki tüm buz tabakalarının erimesi deniz seviyesini ortalama 70 metre yükseltecek ve bu da kıyı kentlerinin sular altında kalacağı ve kara alanının büyük ölçüde azalacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, buz tabakasının erimeye devam edeceği yönündeki beklentilere rağmen uzmanlar, geçmişte tamamen erime olmadan sıcak dönemler yaşandığı gerçeğinden hareketle buzdağlarının tamamen eriyeceğine ihtimal vermiyorlar.



İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)

İran savaşı, ABD ile Birleşik Krallık arasında ‘özel ilişki’ olarak nitelendirilen ittifakta gerginliğe yol açtı. Londra yönetimi, ABD uçaklarının üslerini ‘savunma amaçlı’ kullanmasına izin verdiğini ve uçak gemisi HMS Prince of Wales’i bölgeye göndermeye hazır olduğunu açıklasa da iki ülke arasında görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

ABD Başkanı Donald Trump cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, İran’la yürütülen savaşta ABD’nin İngiliz uçak gemilerine ‘ihtiyaç duymadığını’ söyledi. Trump, savaşın başlangıcında İran’a yönelik saldırılar için İngiliz üslerinin kullanılmasına karşı çıktığını belirttiği Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı da yeniden eleştirdi ve bu tutumun iki ülke arasındaki tarihî yakın ilişkilere zarar verdiğini savundu.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, İran’la yaşanan çatışma sırasında Birleşik Krallık’tan yeterli destek gelmediğini ve ABD’nin bunu ‘unutmayacağını’ belirtti. Paylaşımda, “Bir zamanlar büyük müttefikimiz -hatta belki de en büyük müttefikimiz- olan Birleşik Krallık, şimdi Ortadoğu’ya iki uçak gemisi göndermeyi ciddi biçimde değerlendiriyor… Sorun değil Başbakan Starmer, artık onlara ihtiyacımız yok ama bunu unutmayacağız. Zaten kazanılmış savaşlara sonradan katılan insanlara ihtiyacımız yok” ifadeleri yer aldı.

Trump’ın açıklamasından saatler sonra iki lider telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Downing Street’ten yapılan açıklamaya göre görüşmede Ortadoğu’daki son gelişmeler ve Birleşik Krallık ile ABD arasındaki askerî iş birliği ele alındı. Açıklamada, Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerinin bölgedeki ortakların kolektif savunmasını desteklemek amacıyla kullanılmasına yönelik iş birliğinin de görüşüldüğü belirtildi.

Starmer’ın konumu

Starmer, ABD güçlerinin İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemek için İngiliz üslerini kullanmasına izin vermeme kararını savundu. Starmer, herhangi bir askerî eylemin ‘hukuki’ olduğundan ve ‘iyi planlandığından’ emin olması gerektiğini söyledi. Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada Starmer, olası bir İngiliz müdahalesinin ‘her zaman hukuki bir temele ve uygulanabilir, iyi hazırlanmış bir plana dayanması gerektiğini’ vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bu tutumu sert şekilde eleştirdi ve “Karşımızdaki kişi Winston Churchill değil” ifadesini kullandı.

uklo90
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve ABD Başkanı Donald Trump, 18 Eylül 2025, Birleşik Krallık (Reuters)

Ancak Starmer, Tahran’ın bazı Körfez ülkelerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasının ardından tutumunu değiştirdi. Bunun üzerine ABD güçlerine, İran füzelerine, füze depolarına veya fırlatma platformlarına karşı ‘savunma amaçlı’ saldırılar düzenlemek için İngiliz üslerini kullanma izni verdi.

Starmer’ın tutumu, ülkesinin yeni ve uzun süreli bir çatışmaya sürüklenmemesi yönündeki isteğini yansıtıyor. Bu bağlamda Starmer, Birleşik Krallık’ın ‘Irak’ta yapılan hatalardan ders çıkardığını’ hatırlattı. O dönemde Başbakan Tony Blair, Londra sokaklarında milyonların katıldığı büyük protestolara rağmen ABD’nin Irak işgalini desteklemişti. Blair ayrıca Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu iddiasıyla kamuoyunu yanıltmakla suçlanmıştı.

Cuma günü yayımlanan ve Birleşik Krallık’ta bin 45 kişinin katıldığı bir kamuoyu yoklaması da Starmer’ın ilk saldırılara katılmama kararına destek verildiğini gösterdi. Ankete göre katılımcıların yüzde 56’sı Starmer’ın bu kararının doğru olduğunu düşünürken, yüzde 27’si ise yanlış buldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları sorulduğunda Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Yvette Cooper, yerel basına yaptığı değerlendirmede “İngiliz başbakanının görevi, Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliği açısından en doğru kararları almaktır” dedi. Cooper, “Bu görevde öğrendiğim şey, sosyal medya paylaşımlarına değil, asıl meseleye odaklanmak gerektiğidir… Abartılı söylemlerle ilgilenmeyeceğiz; bunun yerine pratik, sakin ve iyi düşünülmüş kararlar alacağız. Çünkü genel olarak İngiliz karakterinin işi ciddiyetle ve kararlılıkla tamamlamaya eğilimli olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Birleşik Krallık’taki Amerikan bombardıman uçakları

Siyasi tartışmalar devam ederken, ABD cuma akşamından itibaren İngiliz üslerini İran’a karşı ‘savunma amaçlı’ operasyonlarda kullanmaya başladı.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın X platformunda yayımladığı açıklamada, “ABD, belirli savunma operasyonları için İngiliz üslerini kullanmaya başladı. Bu operasyonlar, İran’ın bölgeye füze fırlatmasını engellemeyi amaçlıyor” ifadelerine yer verildi.

ıtrhyjuı
İngiltere’nin güneybatısındaki Gloucestershire’da bulunan RAF Fairford Hava Üssü’nde bir ABD B-1 bombardıman uçağı, 7 Mart 2026 (Reuters)

Kullanılan üsler arasında İngiltere’nin güneybatısında bulunan Gloucestershire’daki RAF Fairford Hava Üssü ve Hint Okyanusu’nda Chagos Takımadaları’ndaki Diego Garcia Üssü bulunuyor. RAF Fairford Hava Üssü’ne, yaklaşık 44,5 metre uzunluğunda stratejik bir Amerikan B-1B Lancer bombardıman uçağı ulaştı. BBC’nin Boeing’den aktardığı bilgilere göre, bu uçak ABD Hava Kuvvetleri’nin en hızlı bombardıman uçaklarından biri olarak saatte 900 mil (yaklaşık bin 448 km/h) hızla uçabiliyor. Uçağın ağırlığı yaklaşık 86 ton ve uzun menzilli hedefleri vurmak için 24 adet seyir füzesi taşıyabiliyor.

Askeri çevrelerde ‘Bone’ olarak bilinen B-1B Lancer, gelişmiş radar ve GPS tabanlı konum belirleme sistemleri, elektronik karıştırma cihazları, radar uyarı sistemleri ve hava savunmalarından korunmak için çeşitli aldatma teknolojileriyle donatılmış durumda.

Askeri analistler, bu bombardıman uçağının ABD cephanesinde en önemli uçaklardan biri olduğunu, yüksek hızda uzun menzilli bomba ve füze taşıyabildiğini ve RAF Fairford Hava Üssü’nden operasyon yapmanın, doğrudan ABD’den kalkış yaparak Ortadoğu’daki görevleri yerine getirmekten daha verimli olduğunu belirtiyor.

Askeri konuşlandırmanın güçlendirilmesi

ABD’nin İngiliz üslerini kullanımına ek olarak, Londra bölgedeki askeri varlığını ‘kendisinin ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak’ amacıyla güçlendirdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Typhoon ve F-35 savaş uçaklarının Ürdün, Katar ve Kıbrıs üzerinde ve daha geniş bir bölgede operasyonlarını sürdürdüğünü duyurdu. Bakanlık, bu uçakların Ürdün semalarında ve Irak hava sahasında uçan insansız hava araçlarını (İHA) düşürdüğünü belirtti. Ayrıca, Merlin tipi bir helikopterin de gözetim kapasitesini artırmak üzere bölgeye gönderildiği ifade edildi.

Londra ayrıca, önümüzdeki hafta Doğu Akdeniz’e Type 45 sınıfı hava savunma destroyeri HMS Dragon’u göndereceğini açıkladı. Bu savaş gemisinin hava savunması konusunda uzman olduğu belirtiliyor. Ayrıca, destroyerin gelişi öncesinde Kraliyet Donanması’na ait iki Wildcat tipi helikopterin Kıbrıs’a ulaşması bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) RAF Akrotiri Hava Üssü’ne İHA’larla saldırı düzenlendiği ve saldırının sınırlı hasara yol açtığı, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Birleşik Krallık hükümeti, üslerde koruma önlemlerinin önceden alınmış olduğunu vurguladı. Ayrıca bölgeye ek savaş uçakları ve helikopterler gönderildiğini ve gerekirse Körfez’deki müttefiklerinin savunmasına destek vermeye hazır olduğunu duyurdu.


İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurdu

Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
TT

İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurdu

Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)

İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, dün sabaha karşı Lübnan’ın başkenti Beyrut'un er-Ravşe bölgesindeki bir otele düzenlediği saldırıda, İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü'nün üç komutanı da dahil olmak üzere beş kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Açıklamada, saldırının donanma tarafından gerçekleştirildiği ve DMO Kudüs Gücü'nün Lübnan ve Filistin kolordularından beş komutanı, Lübnan'ın başkentindeki bir otelde toplantı yaparken hedef alındığını belirtildi.

Saldırıda, Kudüs Gücü'nün üç merkezi komutanı, bir istihbarat subayı ve Filistin Kolordusu'nun Hizbullah temsilcisi olmak üzere beş kişinin öldürüldüğü belirtildi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Beyrut'ta İran'ın Kudüs Gücü komutanlarını hedef alan bir operasyon gerçekleştirdik. Ortadoğu'da, ne Beyrut'ta ne de başka bir yerde İran'ın şeytan ekseni için güvenli bir yerin olmadığına sizi temin ederim.”

Ortadoğu'daki savaş, geçtiğimiz hafta Hizbullah'ın İsrail'e füze saldırısı düzenlemesinin ardından Lübnan'a sıçradı. Hizbullah, bu saldırıyı cumartesi günü ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği saldırıda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ‘intikamı’ olarak nitelendirdi.

Saldırının ardından İsrail, Hizbullah’ın ‘ağır bir bedel’ ödeyeceğini söyledi ve hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyine asker gönderdi.

Buna karşılık Hizbullah, İsrail'e onlarca saldırı düzenledi ve İsrail’in kuzeyinde yaşayanlara ‘bu bölgelerin askeri konuşlanma noktaları olarak kullanıldığı’ gerekçesiyle sınırdan beş kilometre uzak durmaları çağrısında bulundu.


Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik 10 saldırı düzenlendi: 7 ölü

Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik 10 saldırı düzenlendi: 7 ölü

Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)

Veri analiz gruplarına göre İran'ın 28 Şubat'ta Tahran'a karşı başlayan ABD-İsrail saldırılarına karşılık olarak hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından sonra, boğazda veya yakınında yaklaşık 10 gemiye saldırı düzenlendi.

Çatışmaların başlamasını takip eden hafta boyunca devam eden saldırılar, petrol ve diğer mallar için hayati bir rota olan boğazdan geçen gemi trafiğini neredeyse tamamen durdurdu.

fergf
4 Mart'ta İran'ın güneyindeki Hürmüz Boğazı kıyısındaki Bender Abbas limanından bir fotoğraf (AFP)

İngiltere Deniz Güvenlik Ajansı yaklaşık 10 saldırı ve şüpheli faaliyet uyarısı yayınladı, ancak olaya karışan gemiler hakkında çok az ayrıntı verdi.

Uluslararası Denizcilik Örgütü ise cuma günü internet sitesinde yaptığı açıklamada, boğazda bir hafta içinde 9 gemiye saldırı gerçekleştiğini ve bunlardan dördünde 7 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Haberlere göre yedi kişi öldü

Uluslararası Denizcilik Örgütü, 2 Mart'ta Skylight, MKD Vyom ve Sea la donna gemilerini hedef alan üç saldırının her birinde bir kişinin öldüğünü, aynı gün Hercules Star gemisinin de saldırıya uğradığını açıkladı.   

3 ve 5 Mart tarihleri ​​arasında dört gemi daha hedef alındı: Libra Trader, Gold Oak, Seven Prestige ve Sonangol Namibia.

6 Mart'ta ise Musaffah 2 gemisi hedef alındığında dört kişi hayatını kaybetti.

 

Endonezya dün, Musaffah 2'nin özelliklerine ve son bilinen konumuna uyan bir geminin iki gün önce battığını duyurdu, ancak farklı bir kayıp sayısı verdi.

Cakarta, üç Endonezyalı mürettebatın kayıp olduğunu ve birinin yaralandığını, diğer uyruklardan dört kişinin ise kurtulduğunu bildirdi.

Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde yirmisi Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor, ancak Kpler adlı analiz firmasının işlettiği Marine Traffic platformuna göre tanker trafiği sadece bir haftada yüzde 90 oranında düştü.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Marine Traffic verileri, geçen pazartesi gününden cuma gününe kadar boğazdan sadece dokuz ticari gemi (tanker, kargo gemisi ve konteyner gemisi) geçtiğini ve bazılarının konumları zaman zaman gizlediğini gösteriyor.

Kurtarma gemilerini hedef alma

Denizcilik güvenlik firması Vanguard, Musaffah 2 gemisinin, iki gün önce bir füzeyle vurulan konteyner gemisi Seven Prestige'e yardım etmeye çalışırken iki füzeyle vurulduğunu belirtti.

juı
İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alacağı tehditleri arasında, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Füceyre kıyıları açıklarında tankerler (Reuters)

Batılı bir denizcilik ittifakı tarafından yönetilen Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi cumartesi günü yaptığı açıklamada, "son olay raporları... daha önce hedef alınan gemilere yardım veya kurtarma operasyonları sağlayan gemilerin de hedef alınma riski altında olabileceğini gösteriyor" denildi.

Ayrıca, “demir atmış gemileri, karaya oturmuş gemileri ve yardım gemilerini hedef alan saldırı modeli, gemi batırma girişiminden ziyade operasyonel belirsizlik yaratmaya ve rutin ticari trafiği caydırmaya odaklanmış bir kampanyayı gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Devrim Muhafızları Ordusu tarafından üstlenilen insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları her zaman bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmıyor; bazıları günler sonra doğrulanıyor ve etkilenen gemilerin kimlikleri her zaman net değil. Dahası, kayıp rakamları da tutarlı değil.

İran'dan çelişkili mesajlar

İran petrolünü Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç ediyor, ancak çelişkili mesajlar göndermesi nedeniyle niyetleri belirsizliğini koruyor.

2 Mart'ta, İslam Devrim Muhafızları Ordusu komutanının danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebari, İran'ın boğazdan geçmeye çalışan "herhangi bir gemiyi yakacağını" ve Körfez'den yapılan tüm petrol ihracatını engelleyeceğini söyledi.

Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi perşembe günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı kapatma "niyetlerinin olmadığını" belirtti.

Enerji Bakanı Chris Wright ise ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'ndan gemilere "mümkün olan en kısa sürede" eşlik etmeye hazırlandığını vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'i Akdeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı olmak üzere iki önemli deniz koridorunda seyrüseferin kontrolünü yeniden sağlamak ve güvenliğini temin etmek amacıyla, askeri olanlar da dahil olmak üzere tüm araçları bir araya getirmeyi hedefleyen bir koalisyon kurma çalışmalarına başladığını" ifade etti.