Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Sıcaklıklar, Avrupa’dan ABD ve Çin’e kadar tüm bölgeleri etkisi altına aldı.

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
TT

Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)

Avrupa ve ABD’nin büyük bir kısmı, yaz mevsiminin ve eşi benzeri görülmemiş sıcak hava dalgalarının geri gelmesiyle birlikte adeta kavurucu bölgelere dönüştü.

İklim değişikliği krizinin şiddetlenmesi ve uzmanların sıcak hava dalgalarının Avrupa ve ABD’de normal bir olay olarak artacağı yönündeki uyarıları ile birlikte bir dizi Avrupa ülkesi ve ABD eyaleti, önümüzdeki günlerde şiddetli sıcak hava dalgalarına karşı dikkatli olmaları yönünde halka uyarılarda bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre geniş kapsamlı yapılan yeni bir çalışma, ‘rahatsız edici sıcak günlerdeki’ göreli artıştan küresel düzeyde en çok etkilenecek ülkelerin İngiltere ve İsviçre olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

ABD’de devlet kurumları Teksas, Arizona, Nevada ve Kaliforniya’da sıcaklıkların tehlikeli seviyelere çıkmasını beklerken İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkeleri, yer yer sıcaklıkları 48 santigrat dereceye ulaştıracağı tahmin edilen şiddetli sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya.

Rekor sıcaklık dereceleri

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) İtalya’daki Sicilya ve Sardunya adalarında önümüzdeki günlerde Avrupa’nın tanık olduğu en yüksek sıcaklıkların kaydedilebileceğini duyurdu.

ABD Kaliforniya ajansındaki meteorologlar, önümüzdeki iki gün içinde sıcaklığın, Death Valley (Ölüm Vadisi) çölünde daha önce güvenilir araçlarla kaydedilen en yüksek hava sıcaklığına eşitleneceğini veya aşacağını tahmin ediyorlar. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) mutlak dünya rekorunu 56,7 santigrat derece olarak kaydetmişti.

Sıcak hava dalgaları Kuzey Afrika’ya da uzanıyor. Fas, tehlikeli sıcak hava dalgalarının yaşandığı birkaç ilde kırmızı alarm verdi. Bu yıl sıcak hava dalgaları Çin’i de vurdu. Geçen pazartesi günü, büyük elektrik şirketlerinden biri, sıcaklığın artmasıyla bağlantılı olarak talep artışı sebebiyle günlük elektrik üretiminde rekor bir seviye kaydedildiğini duyurdu.

Bu yaz sıcak hava dalgalarının geri dönmesiyle birlikte sıcaktan yaşamını yitirenlerin sayısının da artması bekleniyor.

Ölüm ve yangın riskleri

Geçen yaz, sıcaklıklarda en hızlı artışın yaşandığı Avrupa’da, sıcaklığa bağlı yaklaşık 60 bin ölüm kaydedilmişti. WMO’ya göre, son 20 yılda Avrupa’da sıcaklık her 10 yılda yarım santigrat derece arttı. Şimdi uzmanlar, küresel sıcaklıkların 2050 yılına kadar 2 santigrat derece artmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Ancak uzmanlar, Avrupa’daki sıcaklıklardaki artışın daha da yüksek olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nden Coğrafi Bilimler öğretim üyesi Alan Kennedy-Asser, yeryüzünün sıcaklığında iki derecelik artış olacağı yönündeki tahminin, karadan daha yavaş ısınan okyanusları da içeren genel bir oran olduğunu belirtiyor. Asser, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte bunun karadaki sıcaklıkların daha da artarak Avrupa’da 3 derece veya üzerine çıkacağı anlamına geldiğini bildirdi.

Söz konusu tahminler, mevcut küresel iklim değişikliğiyle mücadele planlarını da dikkate alıyor. Dünya genelindeki iklim değişikliği önleme planlarının tam anlamıyla uygulanacağı ve 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılacağı varsayımına göre yeryüzündeki sıcaklığın artışına ilişkin tahminlerde bulunuyor.

Fotoğraf Altı: Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)
Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)

Şimdiye kadar 10 yılda yaşanan yarım santigrat derecelik bir artış Avrupa’da önemli iklim değişikliklerine neden oldu. Genellikle soğuk olan Güney Avrupa ülkelerinde, yazın şiddetli sıcak hava dalgaları normalleşerek her yıl daha da şiddetlenmeye başladı. Orman yangınları da her yıl yeni alanları içine alarak büyüyor. Peki, sıcaklıklar artmaya devam ederken, önümüzdeki yıllarda Avrupa’yı gerçek anlamda ne bekliyor?

Yaşlıları saran tehlike

Uzmanlar, artan sıcaklıkların etkilerinin insanlarda ve kısıtlamalarda kendini göstereceği görüşünde Almanya’nın Potsdam kentindeki İleri Sürdürülebilirlik Çalışmaları Enstitüsü’ne (IASS) göre önümüzdeki yıllarda yüksek sıcaklıklara bağlı ölümlerin sayısı artacak. Enstitü araştırmacısı Erika von Schneidemesser, havadaki ozon gazı miktarının artmasının neden olduğu yüksek sıcaklıklar ve kirliliğin, erken ölüm sayısında bir artışa neden olacağını ve akciğer işlevleri ve solunum yolu ile ilgili hastalıkları artıracağını belirtiyor. Erika von Schneidemesser Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yüksek sıcaklıktan kaynaklanan havadaki ozon artışının aynı zamanda pek çok kişinin çalışamaz hale gelmesine veya işini yapamamasına yol açacağını vurgulayarak özellikle yaşlıların bu durumdan büyük ölçüde etkileneceğini söyledi.

Fotoğraf Altı: Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)
Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)

Araştırmacı, bunun hastaneler üzerindeki artan baskı nedeniyle Avrupa’daki sağlık sistemleri üzerinde doğrudan etkilerinin olacağını öne sürüyor.

Ekonomide ve tarımsal verimde düşüş

İklim değişikliğinin etkileri tarım ürünlerine de uzanıyor. Erika von Schneidemesser, iki yıl önce yönetip yayınladığı bir araştırmasına göre, Avrupa’da buğday üretiminin 2025 yılına kadar 2000 yılına göre yüzde 10 ve hasat edilen mısır miktarının yüzde 40 oranında düşeceğini tahmin ediyor.

Uzmanlar, canlılar üzerindeki etkilerinin ötesinde, Avrupa ülkeleri için büyük ekonomik sonuçları olacak başka etkiler konusunda da uyarıda bulunuyor. Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü’nde (PIK) araştırmacı olan Hazem Krichene, Avrupa ülkelerindeki ekonomik kayıpların milyarlarca euroyu bulacağını tahmin ediyor. Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, başlıca Avrupa ekonomileri üzerinde yapılan iklim riski stres testine göre İtalya’nın Avrupa’nın en riskli ülkesi olduğunu, Almanya’nın ise en risksiz ülkesi olduğunu söylüyor. Krichene, Avrupa’nın en büyük beş ekonomisinde (Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda) yeşil enerjiye geçiş maliyetine ek olarak esas olarak orman yangınları, su kıtlığı ve sellerin neden olduğu kayıpların 2020 ile 2025 arasında 30 trilyon euro olacağını tahmin ediyor. Sadece İtalya’nın 2025 yılına kadar Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 14’ü kadar bir kayıpla karşı karşıya kalacağını söylüyor. Krichene, bu kayıpların mevcut iklim planlarını uygulama taahhüdü baz alınarak tahmin edildiğine dikkat çekiyor.

Fotoğraf Altı: İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)
İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)

İklim değişikliği uzmanları, Almanya gibi aşırı sıcaklara hazırlıksız olan ülkelerde birçok mülkün değerini kaybetme riskinin arttığına dikkat çekiyor. Yıkılma korkusuyla sigortasındaki artışa karşılık artan riskler nedeniyle değer kaybına uğrayan sel bölgelerinde veya ormanlardaki evleri örnek olarak gösteriyor.

Sıcaklıkla mücadelede altyapı yetersizliği

Başta güney bölgeleri olmak üzere Avrupa ülkelerinin, özellikle altyapılarının uygun olmadığı göz önüne alınınca aşırı sıcak hava dalgalarıyla ne derece başa çıkabileceği karşısında endişeler artıyor.

İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi güney Avrupa ülkeleri iklim değişikliği nedeniyle kabarık bir fatura ile karşı karşıya kalabilecek olsalar da aşırı sıcaklarla baş etmeye alışkınlar ve altyapıları sıcaklıklarda beklenen artışa hazırlık açısından daha nitelikli sayılıyor. Buna karşın, sıcaklıklar artmaya devam ederken kuzey Avrupa ülkeleri benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Bristol Üniversitesi’nden Alan Kennedy-Asser, geçen yaz İngiltere’nin temmuz ortasında sıcaklığın 39 santigrat dereceye ulaşmasının ardından Londra Luton Havalimanı’ndaki iki pistin asfaltının erimesini örnek olarak verdi. Kennedy-Asher, yüksek sıcaklıkların etkisinin, bazı istasyonların yüksek sıcaklıklara maruz kalması nedeniyle trenlerin ve elektrik tedariğinin gecikmesine kadar uzandığına dikkat çekti. Özellikle 19’uncu yüzyılda soğuk hava nedeniyle ısıyı tutacak şekilde inşa edilen eski evlerin yapısına atıfta bulunan Kennedy-Asher, geçmiş yıllardaki yüksek sıcaklıkların, yağmur suyuyla genişlerken kuraklık ve yüksek sıcaklıkla çekilen bir harç kullanılan bu eski binalarda çatlaklara neden olduğunu kaydetti.

Kennedy-Asser, Kıta’nın güneyinde yer alan Avrupa ülkelerinin, yoğun sıcağa nasıl uyum sağlayacaklarını kuzey ülkelerinden ‘öğrenmesi’ ve sıcaktan kaynaklanan sorunların azaltılmasına katkıda bulunacak adımlar atması gerektiğini vurguluyor.

Yüksek sıcaklıklar binaların kusurlarını ortaya çıkarıyor

İngiltere’deki Open Üniversitesi’nden İklim Sistemleri alanında öğretim görevlisi Leslie Mabon, sıcaklık artışlarıyla ilişkili sorunların hazırlıksız ülkelerde artacağını söylüyor. Örnek olarak İngiltere’deki balkonsuz ve havalandırmaya müsait olmayan yapıları veriyor. Serin kalabilen ve sıcaklıkla başa çıkabilen evlerin inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Avrupa’nın sadece evler açısından değil, daha geniş anlamda yollar ve altyapılar açısından da sivil mühendislikle ilgili krizlerle karşılaşacağını belirtiyor. Hükümetlerin iklim değişikliğiyle başa çıkabilme konusunda daha fazla planlama yapması, inşaat ve sivil mühendislik sektörüyle ortak projeler oluşturması, bu alanlarda gerekli kişileri eğitmesi ve istihdam yaratması gerektiğini vurguluyor.

Su seviyesinin yükselme tehlikesi

Dünyanın diğer tarafında, Antarktika’da buz kütleleri küçülmeye devam ediyor. Bu tabakalarının erimesi, okyanus sularının yükselmesi ve sel riskini artırıyor. Uzmanlara göre Antarktika’daki yüzen buz kütleleri, geçen ay sanayi öncesi döneme göre en düşük seviyelerine ulaştı.

Fotoğraf Altı: İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)
İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)

Dünyanın sıcaklığı artmaya devam ettikçe, buzullar daha hızlı bir şekilde erimeye devam edecek. Çevre uzmanları, Grönland ve Batı Antarktika’da ne kadar buzun eriyip okyanuslara ulaşacağını kestiremiyorlar. Ancak dünyadaki tüm buz tabakalarının erimesi deniz seviyesini ortalama 70 metre yükseltecek ve bu da kıyı kentlerinin sular altında kalacağı ve kara alanının büyük ölçüde azalacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, buz tabakasının erimeye devam edeceği yönündeki beklentilere rağmen uzmanlar, geçmişte tamamen erime olmadan sıcak dönemler yaşandığı gerçeğinden hareketle buzdağlarının tamamen eriyeceğine ihtimal vermiyorlar.



Kuraklık İran’ı vurdu: Ülkenin en önemli barajlarından biri elektrik üretimini durdurdu

İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
TT

Kuraklık İran’ı vurdu: Ülkenin en önemli barajlarından biri elektrik üretimini durdurdu

İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)

İranlı yetkililer, ülkenin en büyük barajlarından birinde su seviyesinin önemli ölçüde düşmesi nedeniyle dün elektrik üretimini durdurdu.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre Karkheh Barajı ve ilgili santralinin müdürü Emir Mahmudi, "Karkheh Barajı rezervuarındaki düşük su seviyesi nedeniyle santralin üniteleri devre dışı bırakıldı" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Mahmudi, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için barajın alt vanalarından su verildiğini belirtti.

Mahmudi, barajın rezervuarında şu anda yaklaşık bir milyar metreküp su depolandığını belirterek, "Şu an su seviyesi 180 metre olup, elektrik üretimi için normal işletme seviyesinden 40 metre daha düşüktür" dedi.

IRNA'ya göre Karkheh Barajı, dünyanın en büyük toprak barajlarından biri ve İran ile Ortadoğu'nun en büyüğü. Baraj, İran'ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinin Andimeşk şehrinin 22 kilometre kuzeybatısındaki Karkheh Nehri üzerine inşa edilmiş olup, suları İran ve Irak sınırında bulunan Hawizeh (El-Azim) bataklıklarına akmaktadır.

Baraj, ülkenin batısındaki nehirleri merkeze yönlendirmeyi amaçlayan birkaç projeden biri.

Bu gelişme, İran'ın altmış yıl önce kayıtları tutmaya başlamasından bu yana en kötü kuraklıklarından biriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor.

İran medyası son haftalarda, yağış seviyelerinin bu yıl uzun vadeli ortalamaya kıyasla yaklaşık yüzde 90 oranında düştüğünü bildirdi.

Birçok ile su sağlayan barajlardaki su seviyeleri rekor seviyelerde düştü ve son birkaç haftadır birçok şehirde yağmur duası yapılıyor.

İranlı yetkililer ayrıca yağış sağlamak için bulut tohumlama operasyonları başlattı ve tüketimi azaltmak için periyodik su kesintilerine başvurdu. Büyük ölçüde kurak bir ülke olan İran, yıllardır kronik kuraklık ve sıcak hava dalgalarından muzdarip ve bu durumun iklim değişikliği nedeniyle daha da kötüleşmesi bekleniyor.


Taliban, İngiliz ordusuyla çalışan Afganları Batı teknolojisiyle izledi

Paktiya vilayetinin Gardez kenti yakınlarındaki 203 Mansuri Kolordusu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde bir askeri aracın üzerinde poz veren Taliban ordusuna yeni katılan askerler, 2 Kasım 2025 (AFP)
Paktiya vilayetinin Gardez kenti yakınlarındaki 203 Mansuri Kolordusu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde bir askeri aracın üzerinde poz veren Taliban ordusuna yeni katılan askerler, 2 Kasım 2025 (AFP)
TT

Taliban, İngiliz ordusuyla çalışan Afganları Batı teknolojisiyle izledi

Paktiya vilayetinin Gardez kenti yakınlarındaki 203 Mansuri Kolordusu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde bir askeri aracın üzerinde poz veren Taliban ordusuna yeni katılan askerler, 2 Kasım 2025 (AFP)
Paktiya vilayetinin Gardez kenti yakınlarındaki 203 Mansuri Kolordusu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde bir askeri aracın üzerinde poz veren Taliban ordusuna yeni katılan askerler, 2 Kasım 2025 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın İngiliz gazetesi The Telegraph’tan katardığı habere göre Afganistan'da bırakılan ‘hassas malzeme ve ekipmanlar’ Taliban'ın İngiliz ordusuyla çalışan Afganların izini sürmesini sağladı. Bu bilgi, casusların ve İngiliz özel kuvvetleri üyelerinin kimliklerini ortaya çıkaran veri sızıntısı ile ilgili devam eden resmi soruşturmada bir ihbarcının ifadesine göre ortaya çıktı.

Gazete, sadece ‘Şahıs E’ kod adlı ihbarcının, 18 Kasım’da kapalı bir oturumda Avam Kamarası Savunma Seçme Komitesi üyelerine, Afganistan Özel Kuvvetleri üyeleri ve diğerlerinin Taliban üyelerinin saldırılarından kaçmak için evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söylediğini ve bu oturumun tutanaklarının cuma günü yayınlandığını bildirdi.

gynt
Kandahar vilayetinin Sipin Buldak ilçesinde hasar görmüş bir evin yanında duran bir Taliban güvenlik görevlisi, 16 Ekim 2025 (EPA)

İhbarcı, Afganistan Özel Kuvvetleri üyeleri ve diğerleri, Taliban'a karşı operasyonlarda İngiliz ordusuyla birlikte çalışmışlardı ve Taliban'ın artık onların peşine düşebilecek teknolojiye sahip olması nedeniyle kendilerini korumak için telefon numaralarını değiştirmek zorunda kaldıklarını da ekledi.

İhbarcı, 2022 yılında bir İngiliz deniz piyadesi yanlışlıkla paylaştığı için yaklaşık 33 bin kişinin isminin çevrimiçi olarak yayınlandığı veri sızıntısını İngiliz hükümetine ilk bildiren kişiydi. Sızıntı 2023 yılına kadar fark edilemedi. Bu olay hükümeti, yaklaşık 24 bin Afgan askeri ve ailelerine gizlice acil yeniden yerleştirme teklifinde bulunmaya itti. Bu hatanın sonucu olarak, İngiliz hükümeti, kimlikleri sızdırılan Afganları İngiltere’ye götürmek ve barındırmalarını sağlamak için beş yıllık bir plan çerçevesinde 7 milyar sterlin harcadı.

Gazetenin aktardığına göre İhbarcı şöyle dedi:

“Taliban'ın bizim sahip olduğumuz yeteneklere sahip olmadığına dair bir yanılgı var gibi görünüyor. Afganistan'da her şeyi geride bıraktık ve onlar da buna sahip. Telefon numaranız varsa, sizi bulabilirler.”

İngiltere Avam Kamarası Üyesi Jesse Norman, ihbarcıya Taliban'ın verilerin şifresini çözme ve kullanma kapasitesine sahip olup olmadığını sorduğunda, ihbarcı “Her şeye sahipler” şeklinde kısa ve öz bir şekilde cevap verdi. Norman, “Bu, onlara bize karşı kullanılan hassas malzemeleri ve ekipmanları bıraktığımız anlamına mı geliyor?” diye açıklığa kavuşturması istendiğinde, tek kelimeyle “Evet” yanıtını verdi. Taliban, 2021 yılının ağustos ayında Kabil'in düşüşünün ardından Afganistan'ın kontrolünün tamamını yeniden ele geçirdi ve daha sonra, 2022'deki sızıntının hemen ardından İngiltere Savunma Bakanlığı'na ait hassas verileri ele geçirdiğini duyurdu.

sdfrg
Sipin Buldak ilçesinde Taliban güvenlik devriyesi, 15 Ekim 2025 (EPA)

Avam Kamarası üyeleri bu olayı ve geçtiğimiz ay ortaya çıkan kanıtları soruşturuyor. Savunma Seçme Komitesi’ne sızıntının, bundan etkilenen kişilerden 49’unun ölümüne yol açtığının tahmin edildiği bildirildi.

Ağustos 2023'te, sızıntı ile ilgili herhangi bir bilginin bu yılın temmuz ayına kadar yayınlanmasını yasaklayan bir mahkeme kararı çıkarıldı ve ihbarcı, korumaya çalıştığı Afganlara sızıntı konusunda uyarıda bulunması da yasaklandı.

İngiltere Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Vakaya ilişkin bağımsız bir inceleme sonucunda, sızan verilerde isimlerin bulunmasının tek başına bir kişiyi hedef almaya neden olmasının olası olmadığı sonucuna varıldı” dedi.


30 yıl sonra “Barselona ruhu” geri mi dönüyor? Akdeniz ülkeleri yeni yol haritası mı arıyor?

Akdeniz için Birlik, Avrupa-Akdeniz ortaklığını teşvik etmek amacıyla 1995 tarihli Barselona Süreci’nden yola çıkarak 2008 yılında kurulmuştur (AiB)
Akdeniz için Birlik, Avrupa-Akdeniz ortaklığını teşvik etmek amacıyla 1995 tarihli Barselona Süreci’nden yola çıkarak 2008 yılında kurulmuştur (AiB)
TT

30 yıl sonra “Barselona ruhu” geri mi dönüyor? Akdeniz ülkeleri yeni yol haritası mı arıyor?

Akdeniz için Birlik, Avrupa-Akdeniz ortaklığını teşvik etmek amacıyla 1995 tarihli Barselona Süreci’nden yola çıkarak 2008 yılında kurulmuştur (AiB)
Akdeniz için Birlik, Avrupa-Akdeniz ortaklığını teşvik etmek amacıyla 1995 tarihli Barselona Süreci’nden yola çıkarak 2008 yılında kurulmuştur (AiB)

Ahmed Abdulhakim

Akdeniz için Birlik (AiB) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ve temsilciler cuma günü Barselona'daki Akdeniz için Birlik 10. Bölgesel Forumu'na katılarak güney Akdeniz'i etkileyen jeopolitik krizler, siyasi ve güvenlik sorunları ile güney ve kuzey arasındaki büyüme oranlarındaki eşitsizlikler çerçevesinde ortak sorunları ele alma ve Avrupa-Akdeniz ortaklığını derinleştirme konusundaki taahhütlerini yenilemeyi görüştüler. Bölge halkları, ekonomileri ve ülkelerini birbirine bağlamaya odaklanan forum, Akdeniz Paktı'nı siyasi olarak destekleyen yeni bir stratejik vizyon onaylandı.

Ancak, birçok Avrupa ve Kuzey Afrika ülkelerinin dışişleri bakanının da belirttiği üzere AiB’e Avrupa ve Akdeniz Havzası'ndan üye olan 43 ülkenin bu ‘tarihi’ yeni başlangıca verdiği siyasi desteğin ivmesine rağmen, siyasi ve güvenlikle ilgili zorluklar, Akdeniz'in iki yakasındaki ülkeler arasındaki ortaklığı derinleştirmek amacıyla başlatılan Barselona Süreci’nin 30’uncu yıldönümünde düzenlenen forumu gölgede bıraktı.

Yeni bir strateji ve Akdeniz Paktı

Barselona'da ‘Daha güçlü bir Avrupa-Akdeniz ortaklığı için birlik’ sloganı altında düzenlenen 10. Bölgesel Forumu'nda yapılan görüşme ve tartışmaların ardından, AiB yetkilileri yaptıkları açıklamalarda forumun ‘verimli’ geçtiğini söylediler. Akdeniz'in iki yakası arasında 2008 yılında kurulan ortaklığı teşvik etmek amacıyla 1995 yılında başlayan Barselona Süreci olarak da bilinen Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’ndan (EUROMED) doğan AiB’e üye üyelerin temsilcileri, ‘bölgesel zorluklar karşısında birlik olma’ çabası çerçevesinde aralarındaki iş birliği ve koordinasyonu derinleştirmek için ‘önemli bir adım’ attılar.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas ve Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi başkanlığında, AiB Genel Sekreteri Nasır Kamil ve AB Komisyonunun Akdeniz'den sorumlu üyesi Dubravka Suica’nın katılımıyla gerçekleşen forumda katılımcılar, Akdeniz bölgesinin ‘barış, refah ve karşılıklı anlayış için ortak bir alan’ olarak kalmasının önemini vurguladılar. Ayrıca “Çok taraflılık bir seçenek değil, bir zorunluluktur” diyen katılımcılar, Barselona Süreci'nin ve sürekliliğinin öneminin altını bir kez daha çizdiler.

rfhy
AiB üyeleri, insanları, ekonomileri ve ülkeleri birbirine bağlamaya ve Akdeniz Paktı'nı siyasi olarak desteklemeye odaklanan yeni bir stratejik vizyon benimsedi (AiB)

Forum katılımcıları, geniş kapsamlı bölgesel istişareler sonucunda geliştirilen ve önümüzdeki yıllarda AiB’in çalışmalarını yönlendirecek olan örgüt için yeni bir stratejik vizyonu onayladılar. Bu stratejik çerçeve, ‘eğitim, gençlerin hareketliliği, beceri geliştirme, cinsiyet eşitliği ve sosyal içerme yoluyla’ insanları, ‘gelişmiş diyalog, iklim direnci, su ve enerji güvenliği ve krizlere hazırlık yoluyla’ ülkeleri ve ‘gelişmiş ticaret, dijital iş birliği, sürdürülebilir altyapı ve yeşil yatırım yoluyla’ ekonomileri olmak üzere birbiriyle bağlantılı üç temel unsur üzerine inşa edildi.

Forum çerçevesinde, AiB Genel Sekreteri Kamil ve İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, İspanya ile AiB arasında ‘AiB’in uluslararası bir kuruluş olarak statüsünü daha net hale getiren ve onu uluslararası en iyi uygulamalarla uyumlu hale getiren ve misyonunu yerine getirme kabiliyetini güçlendiren’ yeni bir genel merkez anlaşması imzaladılar.

AiB yetkililerine göre yeni stratejik vizyon ve genel merkez anlaşması, AiB’yi iklim değişikliği ve su kıtlığından gençler arasındaki işsizlik oranları ve kriz sonrası toparlanmaya kadar ortak zorluklara kolektif çözümler sunmak için kilit bir konuma yerleştiriyor. Akdeniz Paktı'nın resmi olarak yürürlüğe girmesi, AB ve güney Akdeniz ülkeleri tarafından yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, işgücü kaynağı ve bölgesel istikrar gibi ortak önceliklerin ilerletilmesi konusunda daha güçlü bir siyasi ve mali taahhüdü de yansıtıyor. Ayrıca, Akdeniz bölgesinin AB için stratejik önemi ve ortaklık ve entegrasyona dayalı ortak bir Akdeniz alanı oluşturmak için güney ülkeleriyle iş birliğini derinleştirme ihtiyacı da vurgulandı.

Anlaşma ayrıca, çatışmaların önlenmesi, arabuluculuk, organize suçla mücadele ve deniz güvenliği ve emniyeti dahil olmak üzere barış, güvenlik ve savunma alanlarında iş birliğinin kapsamının genişletilmesini öngörürken, Akdeniz ülkelerinde kapasite geliştirmeyi desteklemekte ve bölgesel alışverişi teşvik ediyor. Ayrıca, göç konusunda kapsamlı ve hak temelli bir yaklaşım çağrısında bulunan anlaşmada bu yaklaşım, düzensiz göçü azaltmak, göçmenleri, sığınmacıları ve mültecileri korumak ve etkili geri dönüş ve geri kabul politikalarını teşvik etmek amacıyla, tüm hükümet kademelerini ve göç sürecinin tamamını kapsıyor.

AB Konseyi, karşılıklı anlayışı derinleştirmek ve büyüme ve sürdürülebilir kalkınma için fırsatlar yaratmak amacıyla halklar ve ülkeler arasındaki bağların güçlendirilmesinin önemini vurgularken ekonomik entegrasyonu artırma, ticareti ve yatırımı kolaylaştırma, mavi ekonomi ve enerjiyi geliştirme ve Avrupa ile güneydeki ortakları arasındaki bağlantıları iyileştirme yoluyla istihdam yaratılmasına ve ekonomik dayanıklılığa katkıda bulunma konusunda önemli bir potansiyel olduğunun altını çizdi.

EUROMED’in temel taşı

Şarku’l Avsat’ın  Independent Arabia’dan aktardığı habere göre  AiB Genel Sekreteri Nasır Kamil, “Barselona Süreci, otuz yıl sonra, halen EUROMED’in temel taşı olmaya devam ediyor. Bugün, barış, refah ve dayanışma içinde bir Akdeniz bölgesi için ortak vizyonumuzu yeniliyoruz” dedi.

cfrgt
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas ve AiB Genel Sekreteri Nasır Kamil (AiB)

AiB’in yeni vizyonunun, daha dinamik ekonomiler inşa etme gibi temel hedeflerini korurken, halklar, devletler ve ekonomiler arasındaki karşılıklı bağımlılık ilkesine dayandığını belirten Genel Sekreter Kamil, ayrıca, ticareti teşvik etmenin, iklim değişikliğinin getirdiği zorlukları ele almanın, kadınların işgücüne katılımını artırmanın ve cinsiyet eşitliğini sağlamanın da hedefler arasında yer aldığını belirtti. Kamil, serbest ticaret ve yatırım yoluyla ekonomik bağları güçlendirmenin, üretim merkezlerini tüketime yaklaştırmanın ve Güney ülkelerindeki güneş ve rüzgar enerjisinin muazzam potansiyelini kullanarak ortak bir enerji pazarı oluşturmaya çalışmanın yanı sıra, halklar arasında eğitim, değişim ve işbirliğine dayalı etkili programları daha iyi uygulayabilecek bir organizasyon oluşturmaya dayandığını açıkladı.

Kamil'e göre son 30 yıl, Akdeniz'in iki yakası arasında ortak bir kimlik oluşturulmasına ve iş birliği, girişimler ve ortak projeler için geniş çerçeveler kurulmasına katkıda bulundu ve böylece Avrupa-Akdeniz kimliği hem Güney hem de Kuzey'deki sıradan vatandaşların bilincinde sağlam bir şekilde yer edindi. Ancak, projenin henüz tüm hedeflerine ulaşamadığını ve elde edilenlerin başlangıçtaki hedeflerin sadece bir kısmını temsil ettiğini kabul eden Kamil, “Kuzey ve güney arasındaki ekonomik uçurum devam ediyor. Her iki kıyının ekonomilerindeki büyüme dengesizlikleri, adil ve dengeli bir kalkınmaya dayalı daha uyumlu bir Avrupa-Akdeniz alanı oluşturmak için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini yansıtmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonunun Akdeniz'den sorumlu üyesi Dubravka Suica, forumun eğitim ve ekonomi alanlarında ortaklığın önemini vurguladığını, Kuzey Afrika'daki Avrupa ve Arap üniversiteleri arasında ortak projeler için temel oluşturduğunu, Körfez ve Kuzey Afrika ülkeleriyle yatırımları artırdığını, ayrıca yeni ve yenilenebilir enerji, göç, istihdam, güvenlik ve yeni proje ve girişimlerin geliştirilmesi alanlarında iş birliğini güçlendirdiğini belirtti. Suica, AB’nin ‘Güney Akdeniz bölgesinde kilit bir oyuncu olmayı hedeflediğini’ de sözlerine ekledi.

Barselona Süreci’nin 30’uncu yıldönümünün kutlama için değil, Avrupa ve Akdeniz havzası ülkeleri arasındaki ortaklığı güçlendirme konusundaki ortak taahhüdü yenilemek ve bölge ülkeleri arasındaki uzun ortaklık tarihini hatırlamak için ‘özel bir an’ olduğunu söyleyen Suica, AiB çerçevesindeki onlarca yıllık deneyimin ‘yararlı ve verimli’ sonuçlar verdiğini belirtti. Farklı aşamalar ve isimlere rağmen, 43 üyeli birlik artık daha derinlemesine stratejik çalışmalara, fırsatların daha net bir şekilde belirlenmesi ve güvenlik, istikrar, ikili işbirliği ve bölgesel kalkınma düzeylerini yükseltmek için çalışmalara, ayrıca dayanıklılığı güçlendirmeye ve karşılıklı güveni artırmaya ihtiyaç duyuyor.

AiB’nin, Suriye'nin yaklaşık 13 yıllık bir aradan sonra birliğe geri dönmesini onaylaması da dikkat çekiciydi. Şam, Suriye Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşleri Direktörü Muhammed Bera Şukri başkanlığındaki diplomatik heyetle Barselona'daki görüşmelere katıldı.

Gazze krizi ve İsrail'in ihlalleri gündemi domine etti

Forum sırasında görüşmelerin ve hatta Avrupalı ve Arap yetkililerin açıklamalarının gündeminin başındaki konular arasında Gazze'deki insani kriz ve İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının sonuçlarının yanı sıra Tel Aviv'in Lübnan ve Suriye'de sürdürdüğü ihlaller yer aldı. Yetkililer, tüm bunları Akdeniz'in iki yakasındaki ülkeler arasında arzu edilen iş birliği ve koordinasyonu engelleyebilecek ‘tehlikeli bir jeopolitik sorun’ olarak değerlendirildi.

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, forumda yaptığı konuşmada, ‘iki devletli çözümün’ Ortadoğu'da kalıcı barışı sağlamanın tek yolu olduğunu söyledi. Albares, “Tüm bu acıları sona erdirip kalıcı barışı inşa etmenin zamanı geldi” şeklinde konuştu. Bölgedeki tüm halklar için ‘adil ve kapsamlı bir barışa ihtiyaç olduğunu’ vurgulayan İspanyol Bakan, “Filistin halkına adil bir çözüm sunulmadan Ortadoğu'da barışın geleceği olamaz” dedi.

ABD'nin Gazze’de barış planı ve bunu destekleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2803 sayılı kararının ‘iki devletli çözümün uygulandığının kanıtı’ olduğunu belirten Albares, AiB'nin ‘Filistinlilerle İsraillileri aynı masaya oturtan tek kuruluş’ olduğunu dikkate alarak, “Bu, Ortadoğu'daki tüm halklara barış ve güvenliği geri getirebilecek tek alternatiftir” şeklinde konuştu.

İspanya Dışişleri Bakanı, İsrail'i Gazze Şeridi'ne yeterli insani yardımın girmesine izin vermemesi ve Lübnan ve Suriye'yi ihlal etmeye devam ederek bölgedeki istikrar ve güvenliği tehdit etmesi nedeniyle eleştirdi.

Öte yandan Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, İsrail'in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'de devam eden ihlallerini eleştirdi. İsrail’in Gazze'de işlediği ‘soykırıma’ rağmen ‘uluslararası hukuku tanımayı reddetmesi ve cezasız kalmasına’ dikkati çeken Safadi, “Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam edemeyiz” dedi. Filistinlilere karşı bir apartheid rejiminin kurulmasını asla kabul etmeyeceklerini vurgulayan Ürdünlü Bakan, iki devletli çözüm arayışının devam edeceğini ekledi.

Peki bu ivme devam edecek mi?

Güney Akdeniz ülkelerindeki karmaşık jeopolitik ve güvenlik durumu göz önüne alındığında ve Avrupa ve Akdeniz havzası ülkeleri arasındaki bu ivmeye rağmen, AiB koridorlarında ‘tüm bu zorlukların nasıl aşılacağı ve ortaklık ve koordinasyonun derinleştirilmesi hedeflerine nasıl ulaşılacağı’ sorusu dolaşıyordu. Bu konuda farklı görüşler dile getirildi. Overseas Development Institute (ODI) kıdemli araştırmacısı, İnsani yardım sistemlerini iyileştirmeye yönelik Grand Bargain (Büyük Pazarlık) Girişimi Eşbaşkanı Büyükelçi Michael Köhler, yaptığı değerlendirmede, “Bunun AiB için kararlı bir an olduğuna şüphe yok, ancak siyasi liderlerin çözülmemiş zorlukları aşmak ve belirtilen hedeflere ulaşmak için daha fazla istekli olmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Köhler, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Akdeniz'in iki yakası arasındaki ortaklığı güçlendirmek ve derinleştirmek için tüm Akdeniz ülkelerinin acil bir ihtiyacı ve doğrudan menfaati olduğuna inanıyorum ve bu ülkelerin, bu iş birliğini siyasi ve güvenlik açısından engelleyen her türlü zorluğu ve krizi çözmek için büyük bir potansiyeli ve yeteneği var.”

Aynı bölgede yaşadıklarını ve zorlukları birlikte çözmeleri gerektiğini vurgulayan Büyükelçi Köhler, “Bu ortaklığı derinleştirmek için yeni bir stratejimiz var, ancak bu strateji belge ve planların sayısı ile ilgili değil, daha çok bu planın hedeflerine ulaşma kararlılığı ve çabasıyla bağlantılı. Bu yüzden bunu başarmak için gerekli siyasi iradenin olmasını umuyorum. Jeopolitik sorunlar ve krizler, AiB’nin ortak çalışmalarını kesinlikle etkili oluyor. Zira güney Akdeniz bölgesi, Filistin ve İsrail arasındaki çatışma, İsrail'in Lübnan ve Suriye'de devam eden ihlalleri, Fas ve Cezayir arasındaki çatışma ve krizler veya Libya ve diğer yerlerdeki karışıklıklar gibi siyasi ve güvenlik sorunlarıyla dolu. Ama tüm bu zorlukların esiri olmamalı, iş birliği için ortak bir zemin bulmalı ve hedeflerimize ulaşmalıyız” şeklinde konuştu.

Avrupa-Akdeniz İklim Değişikliği Merkezi (CMCC) Veronica Casertelli ise forumun Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nı güçlendirmek için kesinlikle önemli bir an olduğunu ve bu ortaklığın söz konusu anın üzerine geliştirilmesi ve derinleştirilmesi gerektiğini söylerken, bunu engelleyen krizlere siyasi çözümler bulunmasının önemini vurguladı. Casertelli, The Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Herhangi bir ortak kolektif eylemin karşılaşabileceği krizleri ve zorlukları çözmek için toplumlar ve hükümetler arasındaki doğrudan iletişim kanallarını güçlendirmeye ihtiyacımız var” dedi.