Eski Cumhurbaşkanı yetiştirdi, güvendiği adamdı: Nijer’in darbecisi General Omar Tchiani kimdir?

Nijer’de darbenin lideri olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Omar Tchiani (Yerel Basın)
Nijer’de darbenin lideri olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Omar Tchiani (Yerel Basın)
TT

Eski Cumhurbaşkanı yetiştirdi, güvendiği adamdı: Nijer’in darbecisi General Omar Tchiani kimdir?

Nijer’de darbenin lideri olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Omar Tchiani (Yerel Basın)
Nijer’de darbenin lideri olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Omar Tchiani (Yerel Basın)

Güvenlik, sosyal ve ekonomik krizlerin kuşattığı karayla çevrili bir ülke olan Nijer, modern siyasi tarihinde beşinci kez askeri darbeler meydanına döndü. Her darbede ülkeyi yöneten güçlü bir askeri isim ortaya çıktı. Bu kez Nijeryalıların tekrarladığı tek bir isim var: General Omar Tchiani.

Büyük Sahra çölünün merkezinde yer alan ülkede adı her dilde tekrarlanan bu ‘gizemli generalin’ kim olduğu hakkında çok az bilgi var. Ayrıca, iki yıl önce iki seçilmiş cumhurbaşkanı arasında ilk barışçıl iktidar devrini kutlayan bir ülkede, onu hükümeti devirmeye iten nedenler konusunda da yetersiz açıklamalar var.

General Omar Tchani, Nijer'in güneybatısında, Mali ve Burkina Faso ülkeleri ile sınırda, ‘sınır üçgeni’ olarak bilinen bölgede yer alan ‘Tillaberi’ bölgesinde doğdu. Bu bölgede ‘Büyük Sahra İslam Devleti’ DEAŞ örgütüne bağlı gruplar olduğu gibi, El Kaide bağlantılı ‘Nusratu’l-İslam vel Müslimin Grubu’na bağlı gruplar da var.

Tillabéri bölgesi, aynı zamanda 2017 yılında dört ABD özel kuvvet askerinin öldürüldüğü bir yer. Askerler, Nijer Ordusu'ndan askerlere eğitim verirken DEAŞ tarafından düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.

Kaynaklar, Tchani'nin Nijer'deki en yaygın etnik köken olan Hausa etnik kökeninden geldiğini ve başta Nijerya olmak üzere bölgesel mahallelerde geniş demografik uzantılara sahip olduğunu belirtiyor. Arap kökenleri nedeniyle ‘vatandaş olmadığı’ bahanesiyle Muhammed Bazoum'un son cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığına karşı çıktılar, bu tartışma sonunda Bazoum lehine çözüldü.

Şarku'l Avsat’a açıklama yapan kaynaklar, Tchani'nin Nijer Silahlı Kuvvetleri'ne katıldığını ve bir subay olarak görev yaptığını daha sonra, iç kesimlerde bazı askeri birlikleri komuta ettiğini söyledi. Ancak, 2011 yılında eski Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou'nun iktidara gelmesinin ardından öne çıktığına işaret etti. Issoufou’nun, Tchani'yi ‘güvendiği adam’ yaptığını ifade etti.

Issoufou'nun iktidarda olduğu dönemde, General Omar Tchaniyi hızlı bir şekilde terfi etti ve general rütbesine ulaştı. Bu, birçok askeri subay ve komutanın hoşnutsuzluğuna neden oldu. Tchaniyi'nin, askeri okuldan mezun olmadan generalliğe terfi ettiğine inanıyorlardı.

Issoufou, 2015 yılında Tchani'yi Nijer Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın başına atadı. Bu, Nijer Ordusu'nun elit bir birliği ve cumhurbaşkanını korumakla görevli birim. Tchani, bu görevde başarılı oldu ve 2015 yılında Issoufou'ya karşı düzenlenen bir darbe girişimini engelledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tchani, ülke kamuoyunda ‘izole ve sessiz bir adam’ olarak tanımlanıyor. Ancak, Nijer Silahlı Kuvvetleri'nde güçlü bir nüfuz merkezi oluşturmayı başardı. Özellikle, 10 yıl boyunca komuta ettiği Nijer Cumhurbaşkanı Koruma Birliği'nde bu nüfuzunu gösterdi. Birliğin çoğu askeri, Tchani'ye kişisel olarak bağlı.

Muhammed Bazoum, 2021'de iktidara geldiğinde, cumhurbaşkanı olarak yemin edip göreve başlamadan önce sadece iki gün süren başarısız bir darbe girişimine maruz kaldı. Bu da onu Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nda kapsamlı değişiklikler yapmaya sevk etti. Ancak, gücü gönüllü olarak devreden ve Bazoum ile yakın dostluk içinde kalan Issoufou'nun ‘tavsiyesi’ üzerine Tchani’yi Alay’ın başında bıraktı.

Issoufou, cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra bir hayır kurumu kurdu ve ona odaklanacağını açıkladı. Ancak, Nijer siyasetinde hala güçlü bir etkiye sahipti. Partideki en önemli figür oydu ve oğlunu hükümetin Petrol ve Madenler Bakanlığına atamıştı. Ayrıca, birçok hükümet yetkilisi, kişisel olarak ona yakındı, bunlardan biri de Başbakandı.

Nijer'deki kaynaklar, Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum'a yakın kişilerin, General Omar Tchaniyi'den dikkatli olmasını ve onu Nijer Cumhurbaşkanı Koruma Birliği'nin komutasından almasını tavsiye ettiğini söylüyor. Ancak, Bazoum, bu tavsiyeleri reddetti ve Tchaniyi'yi, eski Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou'nun tavsiyesi üzerine birliğin komutasında tuttu.

Son zamanlarda, Nijer'deki sosyal medya kullanıcıları, Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum'un askeri kurumun başında, özellikle de cumhurbaşkanlığı muhafızlığında değişiklikler yapmayı planladığına dair haberler yaydılar. Bu haberlere göre ‘gizemli general’ olarak bilinen Tchani'yi görevden alacaktı. Bu haberler, söylenti olarak kaldı, ancak tekrarlandı ve büyüdü.

Nijer'deki yerel meseleler gözlemcileri, bu haberin - doğrulanmasa da - General ‘Tchani’nin başkanı tutuklamaya ve askeri oluşumların geri kalanını bir askeri darbede kendisine katılmaya ikna etmeye karar verdiğinde yaptığı hamlede rolü olduğuna inanıyor.

Evet, Nijer'deki yerel meseleleri izleyen bazı gözlemciler, General Tchani'nin darbesini başka olaylarla da ilişkilendiriyor. Örneğin, bazı gözlemciler, Eski Cumhurbaşkanı'nın oğlu olan Petrol ve Madenler Bakanı'ndan gelen şikayetlerin darbeye katkıda bulunmuş olabileceğini düşünüyor. Bu şikayetler, Bakan'ın yönetiminin bakanlıkta birçok soruna neden olduğunu ve Bakan'ın istifa etmesi gerektiğini söylüyor.

Bazoum'un eski cumhurbaşkanının oğlunu, uranyum ve altın açısından zengin madenler ve bazı petrol kuyularının varlığı nedeniyle Nijer'deki en önemli bakanlık olan Petrol ve Madenler Bakanı görevinden almayı düşündüğü ihtimalini göz ardı etmiyorlar. İki dost Cumhurbaşkanı Issoufou ve Bazoum arasındaki ilişkinin soğumasına neyin sebep olduğunu merak ediyorlar.

Bu bilgiler, Tchani'nin Bazoum'a karşı darbesinin gerçek nedenini anlamak için yeterli olmasa da, Issoufou’nun arkadaşı ülke cumhurbaşkanlığından indirilse bile, güvendiği adamın önümüzdeki dönemde Nijer'in güçlü adamı olacağı kesin.



Trump: İran çöküyor ve Hürmüz Boğazı'nın hızla yeniden açılmasını istiyor

İranlı bir kadın, dün Tahran'ın merkezindeki Devrim Meydanı'nda "Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı" yazan dev bir reklam panosunun önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın, dün Tahran'ın merkezindeki Devrim Meydanı'nda "Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı" yazan dev bir reklam panosunun önünden geçiyor (AFP)
TT

Trump: İran çöküyor ve Hürmüz Boğazı'nın hızla yeniden açılmasını istiyor

İranlı bir kadın, dün Tahran'ın merkezindeki Devrim Meydanı'nda "Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı" yazan dev bir reklam panosunun önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın, dün Tahran'ın merkezindeki Devrim Meydanı'nda "Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı" yazan dev bir reklam panosunun önünden geçiyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın Washington’a “çöküş halinde” olduğunu bildirdiğini ve Hürmüz Boğazı’nın “hızla açılmasını” istediğini açıkladı. Ancak Trump, İran’ın nükleer dosyanın görüşülmesini erteleyip önceliği savaşın sona erdirilmesi ve yaptırımların kaldırılmasına veren önerisine ilişkin tutumunu netleştirmedi.

Bir ABD’li yetkili dün yaptığı açıklamada Trump’ın söz konusu öneriden memnun olmadığını belirtirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio da teklifi reddetti. Rubio, “nükleer meselenin” krizin temelini oluşturduğunu vurgulayarak, Tahran’ı zaman kazanmaya çalışmakla suçladı. Hürmüz Boğazı’nın açılmasının İran’ın uluslararası su yollarında izin verme ya da geçiş ücreti talep etme hakkı olduğu anlamına gelmediğini belirten Rubio, boğazın kullanılmasını “dünya için ekonomik nükleer silah” olarak nitelendirdi.

Arabuluculuğa yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a Pakistan’ın, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Moskova’dan Tahran’a dönerek rejim liderleriyle yaptığı istişarelerin ardından birkaç gün içinde revize edilmiş bir İran önerisi beklediğini aktardı. Aynı kaynaklar, Rehber Mücteba Hamaney ile iletişim kurmanın zor olduğuna dikkat çekti.

ABD ordusunun, yaptırımların baskısı altında İran’a ait petrol tankerlerini geri çevirdiği ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş trafiğinin azaldığı bildirildi. İran hükümet sözcüsü Fatıma Muhacerani ise Tahran’ın 2024 seçimlerinden beri yaptırımlara hazırlandığını ve Körfez limanlarına bağımlı olmayan alternatif güzergâhlar kullandığını ifade etti.


Birleşmiş Milletler, Sudan HDK komutanının kardeşine yaptırım uyguladı

Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı Muhammed Hamdan Dagalo'nun (Hemedti) (Arşiv-AP)
Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı Muhammed Hamdan Dagalo'nun (Hemedti) (Arşiv-AP)
TT

Birleşmiş Milletler, Sudan HDK komutanının kardeşine yaptırım uyguladı

Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı Muhammed Hamdan Dagalo'nun (Hemedti) (Arşiv-AP)
Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı Muhammed Hamdan Dagalo'nun (Hemedti) (Arşiv-AP)

Birleşmiş Milletler (BM), dün Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanının küçük kardeşi olan Algoney Hamdan Dagalo Musa ile birlikte, Sudan’da savaşmak üzere Kolombiyalı eski askerleri işe almakla suçlanan üç Kolombiyalı paralı askere yaptırım uyguladı.

BM nezdindeki Birleşik Krallık Misyonu tarafından yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yaptırımları ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’nın önerisiyle kabul ettiği bildirildi.

Yaptırım listesinde Algoney Hamdan Dagalo Musa’nın, HDK adına silah ve askerî teçhizat temin etme faaliyetlerini yönettiği ifade edildi.

Ayrıca Alvaro Andrés Quijano Becerra, Claudia Viviana Oliveros Forero ve Mateo Andrés Duque Botero isimli üç kişinin de yaptırım kapsamına alındığı ve bu kişilerin eski Kolombiyalı askerlerin Sudan’daki çatışmalara katılması için kilit rol oynadığı belirtildi.

BM açıklamasına göre video ve fotoğraf kanıtları, söz konusu kişilerin HDK’ye taktik ve teknik destek sağladığını, piyade, topçu, drone operatörü ve araç kullanımı gibi alanlarda görev aldıklarını ve hatta çocuklara savaş eğitimi verdiklerini ortaya koydu.

ABD, Birleşik Krallık ve Fransa şubat ayında, el-Faşir kuşatması sırasında işlenen ihlaller nedeniyle HDK’nın dört üst düzey komutanına yaptırım uygulamıştı.

Kolombiyalı paralı askerlerin Hartum, Omdurman, Kordofan ve El-Faşir dahil olmak üzere Sudan’ın çeşitli bölgelerindeki çatışmalarda yer aldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın yardım kuruluşlarından aktardığına göre Sudan ordusu ile HDK arasında üç yıldır süren savaş, dünyanın en ağır insani krizlerinden birine yol açtı.

Nisan ayında ABD, HDK için Kolombiyalı eski askerlerin işe alınmasında rol oynadıkları gerekçesiyle beş şirket ve kişiye daha yaptırım uygulamış ve yüzlerce eski Kolombiyalı askerin HDK’ye destek vermek üzere Sudan’a gittiğini açıklamıştı.


Ultra-Ortodoks Yahudiler, zorunlu askerlik uygulamasına karşı protesto amacıyla İsrail askeri polis şefinin evini bastı

Zorunlu askerlik hizmetine karşı çıkan ultra-Ortodoks bir Yahudi protestocu, (AFP)
Zorunlu askerlik hizmetine karşı çıkan ultra-Ortodoks bir Yahudi protestocu, (AFP)
TT

Ultra-Ortodoks Yahudiler, zorunlu askerlik uygulamasına karşı protesto amacıyla İsrail askeri polis şefinin evini bastı

Zorunlu askerlik hizmetine karşı çıkan ultra-Ortodoks bir Yahudi protestocu, (AFP)
Zorunlu askerlik hizmetine karşı çıkan ultra-Ortodoks bir Yahudi protestocu, (AFP)

İsrail’de zorunlu askerliğe karşı çıkan bir grup vicdanî retçi ultra-Ortodoks Yahudi, dün İsrail askeri polis şefinin evine baskın düzenledi ve yoklama çağrılarına uymayanlara yönelik cezai tedbirleri protesto etmek için bahçesinde oturma eylemi yaptı.

Bu gelişme, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin pazar günü devlete, askerlikten kaçınan ultra-Ortodoks Yahudilere sağlanan mali ayrıcalıkları durdurma ve haklarında cezai soruşturmalar başlatma kararı vermesinin ardından geldi.

Söz konusu eylem, askeri ve siyasi liderlikten sert tepkiler aldı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, onlarca protestocunun Yuval Yemin’in Aşkelon’daki evinin bahçesinde slogan attığı görülürken, Yemin’in olay sırasında ailesiyle birlikte evde olduğu ifade edildi.

Başbakan Binyamin Netanyahu, “Askeri polis başkanına yönelik vahşi ve şiddet içeren saldırıyı şiddetle kınıyorum ve sorumlular hakkında kararlı adımlar atılmasını istiyorum” dedi.

Savunma Bakanı Yisrael Katz ise Yemin’in evine “ailesi içerideyken kasıtlı şekilde girilmesini” kınayarak, güvenlik güçlerine yönelik her türlü girişimin “kırmızı çizginin aşılması” anlamına geldiğini vurguladı.

Ultra-Ortodoks Yahudiler, İsrail’in 1948 yılında kuruluşundan bu yana dini eğitimle meşgul olmaları şartıyla zorunlu askerlikten muaf tutuluyordu. Ancak mahkeme son yıllarda bu istisnayı sık sık tartışmaya açtı ve 2024’te hükümeti bu grubu askere almaya zorlayan bir karar verdi.

Buna rağmen Netanyahu’nun iktidarda kalmak için ultra-Ortodoks partilerin desteğine ihtiyaç duyması, bu muafiyetin kaldırılmasına karşı çıkmasına yol açıyor.

Ultra-Ortodoks (Haredi) toplumu, İsrail’deki Yahudi nüfusun yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturuyor ve askerlik çağında yaklaşık 66 bin erkek bulunuyor. Son mahkeme kararıyla birlikte, bu gruba yerel vergiler, toplu taşıma ve çocuk bakımında sağlanan mali desteklerin de fiilen kesilmesi öngörülüyor.