Kendi halkını bombalayan Myanmar ordusunun hava saldırıları sertleşiyor

Cunta karşıtı direniş ülkenin neredeyse yarısını kontrol ediyor

Myanmar'da darbe yönetiminin şu ana kadar 70 binden fazla evi yaktığı tahmin ediliyor (Reuters)
Myanmar'da darbe yönetiminin şu ana kadar 70 binden fazla evi yaktığı tahmin ediliyor (Reuters)
TT

Kendi halkını bombalayan Myanmar ordusunun hava saldırıları sertleşiyor

Myanmar'da darbe yönetiminin şu ana kadar 70 binden fazla evi yaktığı tahmin ediliyor (Reuters)
Myanmar'da darbe yönetiminin şu ana kadar 70 binden fazla evi yaktığı tahmin ediliyor (Reuters)

1 Şubat 2021'de ordunun yönetime el koyduğu Myanmar'da cunta yönetimi, darbenin ardından direnişi kırmak için başlattığı operasyonlarda giderek daha sert yöntemlere başvuruyor.

ABD merkezli New York Times gazetesinin haberinde, muhalif gruplara savaş açan Myanmar ordusunun çok sayıda hava saldırısı düzenlediği ve sivil yapılar da dahil olmak üzere birçok hedefi vurduğunu yazdı.

Myanmar'dan gelen fotoğraf ve videoları teyit eden ve uydu görüntülerini inceleyen gazete, ülkede sivillere karşı uygulanan şiddetin tırmanışa geçtiğini belirtti.

Ülkedeki internet kısıtlamaları ve dijital gözetleme yöntemleri birçok olayın Myanmar dışında duyulmasını engellese de, gazete ordunun şiddet kampanyasının artarak sürdüğünü iddia etti.

Myanmar'da ordunun şiddet eylemlerinin uzun bir geçmişi olsa da, birçok uzman yaşanan insani krizin daha önce görülmemiş düzeylerde olduğuna dikkat çekti.

Ordunun alışılmışın ötesinde bir güce sahip olduğu Myanmar, neredeyse bağımsızlığını kazandığı 1948'ten bu yana devam eden çatışmalara tanıklık ediyor. Onlarca yıldır gücü elinde tutan ordu bunu genellikle muhalefeti ezmek için kullanırken, 2017'den Rohingya Müslümanlarına karşı girişilen etnik temizlik harekatı tarihin en büyük mülteci krizlerinden birine neden olmuş ve uluslararası toplumun tepkisini çekmişti.

2021'de darbenin ardından muhalefetin kurduğu Ulusal Birlik Hükümeti silahlı bir direniş gücü oluşturarak Myanmar'da geniş bir bölgeyi kontrolü altına almıştı. Myanmar ordusu da buna karşılık ülke genelinde hava saldırılarını artırdı.

New York Times'ın incelediği verilere göre nisan, mayıs ve haziranda gerçekleştirilen hava saldırılarının sayısı yılın ilk üç ayına göre iki kat artış gösterdi.

Myanmar ordusu üzerine çalışan uzman Anthony Davis, ordunun bir cezalandırma stratejisi olarak sivil hedefleri vurduğunu belirtirken, "Bu durum köyleri bombalamak, yakmak ve sivil nüfusu bu köylerin dışına çıkmaya zorlamakla ilgili" diye konuştu.

Muhalefetin ülkenin neredeyse yarısını kontrol etmeye başladığını hatırlatan Davis, ordunun artık sadece belli bölgelerde değil neredeyse her yerde savaşmak zorunda kaldığına dikkat çekti.

Hava saldırılarında yaşanan can kayıplarının yüzde 85'inin sivil olduğuna dikkat çeken Davis, "Şu anda hava gücü büyük oranda cezalandırma amacı taşıyor. Askeri etkisi oldukça az" dedi.

2021'de ayda ortalama 8 hava saldırısı yaşanırken, bu rakamın 2023'de 30'a kadar çıktığını aktaran New York Times, bu saldırılarda okulların, ibadethanelerin ve hastanelerin de vurulduğunu duyurdu.

Haberde muhalif grupların da hafif silah cephaneliğini genişlettiği ve ev yapımı patlayıcılarla yüklü küçük drone'lar kullanarak ordu mevzilerine saldırılar düzenlediği ifade edildi.

Durumla ilgili gazeteye konuşan Myanmarlı iş insanı U Thet Swe şu ifadeleri kullandı:

Myanmar'da her gün insanlar ordu tarafından öldürülüyor. Ama Facebook'ta profil fotoğrafımızı siyah yaparak yas tutmaya bile cesaret edemiyoruz. Kendi vatandaşlarımızın yasını tutmaya dahi cesaret edemediğimiz bir durumda yaşıyoruz.

Birleşmiş Milletler verilerine göre darbeden bu yana Myanmar'da 60 bin sivil yapı tamamen yandı en az 3 bin 452 kişi de ordu tarafından öldürüldü.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.