Ukrayna'nın First Lady'si, Putin'e Britanya üzerinden ağır bir darbe indirdi

Olena Zelenska'yla Kiev'deki müstahkem başkanlık kompleksinde otururken, abartısız konuşması, Rusya'nın istilasına karşı güçlü meydan okumayı gizliyordu. Röportajımız sonrasında Britanya'nın Moskova'nın savaş makinesine yaptırımları hızla genişletildi

(Anton Kulakowskiy)
(Anton Kulakowskiy)
TT

Ukrayna'nın First Lady'si, Putin'e Britanya üzerinden ağır bir darbe indirdi

(Anton Kulakowskiy)
(Anton Kulakowskiy)

Ukrayna First Lady'si Olena Zelenska, Moskova açısından Ukrayna'yı istila ettikten sonra en beklenmedik sonuçlardan birinin "yumuşak gücün karşılık vermesi" olduğunu defalarca söyledi.

Onunla Kiev'in kalbinde röportaj yapana kadar Zelenska'nın ne demek istediğini tam anlayamamıştım. Orada yumuşak diplomasinin dünya sahnesinde nasıl ani etki doğurabileceğini ilk elden öğrendim.

Kiev'deki sığınak benzeri komuta merkezinde oturan Zelenska, bu savaşı sona erdirmenin anahtarlarından birinin, üçüncü ülkeler aracılığıyla Moskova'yla ticaret yapan ülkelerin yaptırımlardan kaçınmasına son vermek olduğunda netti.

Kremlin'in savaş makinesine sağlanan bu fon kesilmediği takdirde, istila sonsuza kadar sürecek ve bu durum Batılı müttefiklerin Ukrayna ordusuna akıttığı para ve silahları baltalayacaktır. Ve nihayetinde, Moskova'nın kazanabileceği anlamına geliyor.

Zelenska, karakteristik abartısız konuşmasıyla kasvetli bir sonuç çizdi.

Bu durum, gücü, kuvveti ve yeterli mali kapasitesi olan herkesin bu dünyada istediği her istediğini yapabileceği anlamına gelecek. Bu, küresel caydırıcıların işe yaramadığı manasına gelecek. Tüm insanlık açısından en kötü senaryo bu olacak.

Etkisi hemen kendini gösterdi. Vladimir Putin'in istilası başladığından bu yana dünyanın dört bir yanındaki ülkeler Rusya'ya bir dizi yaptırım uygularken, Birleşik Krallık (BK) Dışişleri Bakanlığı'nın bir sözcüsü, The Independent'a yaptığı açıklamada hükümetin "First Lady'nin dile getirdiği hayal kırıklıklarını yansıttığını" söyleyerek açıkları kapatmak için hızla çalıştıklarını ekledi.

Aradan 24 saat geçmeden BK Dışişleri Bakanlığı, Rusya'ya yardım eden üçüncü ülkelere yönelik şimdiye kadarki en büyük kısıtlamayı duyurdu.

Bu, Zelenska'nın, kendi first lady rolünü ve dünyanın dört bir yanındaki diğer devlet başkanı eşlerinin rolünü uyarlayarak kullanabileceği yumuşak gücü arttırma çabasının bir parçası. Bana eylülde Kiev'de düzenleyeceği Devlet Başkanı Eşleri Zirvesi'nden bahsetti. Zelenska, dünyada değişim gerçekleştirmek için devlet başkanı eşlerinin katılımıyla bir kolektif kurmayı umuyor.

Zelenska, diğer eşler için "Artık sadece dekoratif bir rol oynayamayız. Sadece devlet başkanının yanında öyle kibarca duramayız" dedi.

Daha çok çabalayabilir ve çok daha fazlasını yapabiliriz. Bunun topluluğumuzda yarattığı tepkiyi gördüm.

Ukrayna, yaptırımlardan kaçınanlara karşı daha sert önlemler alınmasında Britanya'nın dünyanın takip edeceği bir emsal olmasını umuyor.

Zelenska eylemsizliğin sonuçlarına dair netti.

Sayıca ve silahça yetersiz kalan Ukrayna, geçen şubatta Rusya geniş çaplı istilasını başlattığında sadece dayanmakla kalmayıp Rus ordusunun tüm gücünü de defalarca geri püskürterek herkesi şaşırtmıştı. Ukraynalılar Kiev, Harkov ve Herson bölgelerinde geniş toprak parçalarını ve şimdi de Kiev'in son karşı saldırısı sayesinde doğu ve güneydeki arazileri geri kazandı.

Ancak savaşın 18. ayında, bizler bir çıkmaza doğru ilerlerken, bu tür ani kazanımlar geçmişte kalmış olabilir. Rusya, güneyde Zaporijya ve doğuda Donbas gibi bölgelere tahkim ettiği savunmalarla iyice yerleşmiş durumda. Buralar şu anda en kanlı savaş alanları.

Ukraynalı tugaylar ve gözlemcileri bana defalarca Rusya'nın cephe hatları boyunca ölümcül bir siper ve mayın tarlası ağı kurduğunu ve bunların arkasında da topçu birlikleri bulunduğunu anlattı. Bu da ilerlemek bir yana keşif yapmayı bile son derece ölümcül kılıyor.

Rusya'nın ordusunu güçlendirmek için yaptırımlardan kaçınabilmesi durumunda sonsuz bir silah ve mühimmat kaynağı edinmesinden korkuluyor. Moskova askerlerini sorunun üzerine sürmekten çekinmezken zaman da ondan yana.

Kiev'de ise Zelensksa bunun ne anlama geldiği hakkında açık konuştu.

Zelenska, "Ukraynalılar bu savaşın bedelini yurttaşlarının hayatlarıyla ödüyor. Dünyanın geri kalanıysa kaynaklarıyla ödüyor" dedi ve bunların "kıyaslanamaz" olduğunu ekledi.

Bir kez daha, saldırgan durdurulana kadar bu kaynakların sonsuza kadar kullanılma riskinden bahsediyorum.

Zelenska, bunun Ukrayna'ya ve dünyaya maliyetinin ne olacağına ilişkin netti.

Ukrayna için bu sadece savaş alanında asker kaybı demek değil, aynı zamanda yeni bir ampute nesille bocalayacak bir ulus anlamına geliyor. Halihazırda dünyanın en yoğun mayınlanmış ülkesi olma yolunda hızla ilerleyen Ukrayna için bu durum, savaşın en yaygın yaralarından biri.

Zelenska, istilanın psikolojik bedelinden de bahsetti. Siviller ve askerler şiddet düzeyiyle başa çıkmaya çalışırken, bu durum giderek büyüyen bir akıl sağlığı krizini besliyor. Buna işkenceden kurtulmak, tecavüzün bir savaş silahı olarak kullanılması ve ülke çapındaki amansız bombardıman da dahil.

Zelenska, insan hakkı gruplarının yasadışı evlat edinme ve "Ruslaştırma" programlarını belgelediği, Rusya'ya götürülen onbinlerce kayıp çocuğu bulma ve geri getirme çabalarından bahsetti. Bunun, genç neslin Ukraynalı kimliğini bilfiil yok etmeye yönelik daha geniş ve koordineli bir Rus çabasının parçası olduğu öne sürüyor.

Zelenska, BM'nin bütünüyle yeniden inşasının 411 milyar dolara mal olacağını tahmin ettiği Ukrayna'nın yıkılmış bölgelerin yeniden imarı için yaptığı çalışmalardan da bahsetti. Bu meblağ, kanlı savaş sürdükçe daha da artacak.

Dolayısıyla Zelenska'ya göre, bazı ülkelerin Rusya'yla ticareti üçüncü ülkeler üzerinden yürütmeye devam etmesi "basitçe ve kritik biçimde yanlış".

Bana kasvetli bir ifadeyle, "Hepimizin saldırgan ülkeler üzerindeki baskıyı arttırarak onların savaşa devam etmesini imkansız kılmamız gerekiyor" dedi. Rusya'nın "çok güçlü, çok büyük bir düşman" olması nedeniyle böylesi bir yardım olmazsa bu savaş "uzun, sonsuz bir süre devam edebilir".

İşte bu, Olena Zelenska'nın Batılı müttefiklere ve dünyaya acil mesajı.

 



BM toplantıları öncesi bölgede gerilimi düşürme arayışı sürüyor

Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
TT

BM toplantıları öncesi bölgede gerilimi düşürme arayışı sürüyor

Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için gözler New York'a çevrilirken ABD Başkanı Donald Trump'ın temasları, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin düşürülmesi yönündeki diplomatik çabaların merkezine oturdu.

Trump'ın BM Genel Kurulu kapsamında çok sayıda lider ve yetkiliyle görüşmesi beklenirken Pakistan başta olmak üzere çeşitli ülkeler de ABD ile İran arasındaki çıkmaza giren diplomatik süreci yeniden canlandırmaya çalışıyor. Trump, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile New York'ta görüşmeye açık olduğunu söylemişti.

Ancak diplomatik temasların yoğunlaştığı sırada sahadaki gerilim de yükseliyor. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, ABD'nin yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran'ın “farklı” bir karşılık vereceğini ve daha önce hedef alınmamış noktaları vuracağını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, yeni bir saldırı durumunda İran'ın savaşta kullandığı silahların niteliğini ve çatışmanın coğrafyasını değiştireceğini söyledi. Muhibbi, İran'ın uzun süreli bir savaşa da hazır olduğunu belirtti.

Açıklama, İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığının pazar günü ABD'nin askeri operasyonları yeniden başlatmaya hazırlandığı yönünde bilgi aldığını duyurmasının ardından geldi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasında müzakerelerin yeniden başlamasının önündeki anlaşmazlıkların hâlâ giderilemediğini gösteriyor.

Pakistan arabuluculukta ısrarcı

Pakistan, ABD ile İran arasında arabuluculuk çabalarını sürdüreceğini açıkladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İslamabad'ın çatışmaya barışçıl bir çözüm bulunması için diyalog ve diplomasi yolunu desteklemeye devam edeceğini bildirdi.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin Tahran ziyareti de bu çerçevede gerçekleşti. Nakvi, İranlı mevkidaşı İskender Mümini ile görüştü. Pakistan hükümet kaynakları, görüşmelerde bölgesel gelişmeler, ikili ilişkiler ve Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması için yürütülen girişimlerin ele alındığını belirtti.

İranlı kaynaklar ise ziyaretin ağırlıklı olarak ikili ilişkilere ve iki ülke arasındaki iş birliğine odaklandığını bildirdi. Tesnim Haber Ajansının aktardığına göre Nakvi, Tahran'a ABD'den bir mesaj getirmediği gibi İran'ın Washington'a iletilmek üzere verdiği bir mesajı da taşımayacak.

Pakistan, son aylarda iki taraf arasındaki başlıca arabuluculardan biri olarak öne çıktı. Nakvi, mayıs ayından bu yana gerilimin düşürülmesi ve diplomatik çözüm yollarının yeniden canlandırılması amacıyla Tahran'a birkaç kez gitti. Son ziyaret ağustosta gerçekleşti.

İslamabad'ın girişimleri, Washington ile Tahran arasında haziran ayında varılan ilk anlaşmanın çökmesinin ardından hız kazandı. Anlaşmazlıkların merkezinde Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve yönetimi de bulunuyordu.

Anlaşmanın bozulmasının ardından ABD'nin İran'daki hedeflere ve İran gemilerine yönelik saldırıları yeniden başladı. İran limanlarına yönelik deniz ablukası ve ABD yaptırımları da devam etti.

28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından yaşanan görece sakin dönem, tarafların karşılıklı saldırılarıyla sona ererken diplomatik kanal yeniden tıkandı.

Hürmüz'de askeri ve denizcilik gerilimi

İran Devrim Muhafızları pazartesi günü Hürmüz Boğazı üzerinde ABD'ye ait “MQ-1” tipi bir İHA'yı düşürdüğünü açıkladı. Devrim Muhafızları, İHA'nın birleşik hava savunma ağına bağlı modern bir sistem tarafından imha edildiğini bildirdi.

İran tarafı, ABD'nin görece eski İHA modellerinden biri olduğunu belirttiği MQ-1'in daha önce ABD Donanması ve Hava Kuvvetlerinin muharebe envanterinden çıkarıldığını ve yerini MQ-9 tipi İHA'lara bıraktığını savundu.

Aynı saatlerde Hürmüz'deki deniz trafiğine yönelik tehditler de arttı. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Birimi (UKMTO), bir tankerin boğazdan geçişi sırasında kaynağı belirsiz bir mermiyle vurulduğunu ve 2 mürettebatın hafif yaralandığını açıkladı. Gemi, olayın ardından seyrine devam etti.

İngiliz deniz güvenliği şirketi Vanguard, İngiliz bayraklı “La Stephanie” adlı tankerin bir İHA saldırısına uğradığını ve 2 mürettebatın hafif yaralandığını bildirdi.

Ayrı bir olayda UKMTO, bir LPG tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan ayrılırken kaynağı belirsiz mermilerin şarapnel parçaları nedeniyle hasar gördüğünü açıkladı. Olayda yaralanan olmazken çevreye yönelik bir zarar da bildirilmedi.

Hürmüz'de gerilim riski

Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzının önemli geçiş noktalarından biri olması nedeniyle çatışmanın en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. İran, bu ayın başında stratejik su yolunda uyguladığı “yasak bölgeyi” genişleterek Umman Körfezi ve Arap Denizi'nin bazı kesimlerini de kapsayacak şekilde genişlettiğini açıklamıştı.

Sahadaki askeri gerilim yükselirken Pakistan ve diğer ülkelerin diplomatik kanalları yeniden açma çabaları devam ediyor. Trump'ın New York'taki temasları da bu nedenle yakından izleniyor.

BM Genel Kurulu toplantıları, Washington ile Tahran arasında doğrudan veya dolaylı temasların kurulması için yeni bir diplomatik zemin oluşturabilir. Arabulucular ise müzakerelerin yeniden başlaması ve çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesinin önlenmesi için girişimlerini sürdürüyor.


Hürmüz'de ABD koridoruna rağmen petrol akışı normale dönmedi

ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardımcı olduklarını açıkladı (CENTCOM)
ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardımcı olduklarını açıkladı (CENTCOM)
TT

Hürmüz'de ABD koridoruna rağmen petrol akışı normale dönmedi

ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardımcı olduklarını açıkladı (CENTCOM)
ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardımcı olduklarını açıkladı (CENTCOM)

Dünyanın en önemli stratejik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği, Ortadoğu'da gerilimin ve ABD ile İran arasındaki çıkmazın sürmesiyle yavaşladı. Washington, petrol akışını güvence altına alan bir deniz koridoru oluşturduğunu belirtirken uzman gemi takip verileri, taşımacılık hacminin savaş öncesi seviyelerin hâlâ oldukça altında olduğunu gösteriyor.

Pazartesi günü açıklanan verilere göre haftanın başında Hürmüz Boğazı'ndan 17 emtia gemisi geçti. Bu sayı bir hafta önce 37 idi.

Savaştan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazdaki izlenebilir deniz trafiği önemli ölçüde azalırken Ortadoğulu üreticiler petrol ihracatını sürdürüyor. Ancak İran'ın belirlediği güzergâhları kullanmayan gemileri hedef alma tehdidi nedeniyle birçok gemi, ABD'nin güvenliğini sağladığı koridordan geçerken konum belirleme sistemlerini kapatıyor. Bu da gerçek deniz trafiğinin doğrudan takip edilmesini zorlaştırıyor.

Lloyd's List Intelligence, gemi takip çalışmalarında bir hata payı bulunduğunu belirtirken Kpler, toplam petrol akışlarına ilişkin görece yüksek güven düzeyine sahip olduğunu ancak tüm geçişlerin gerçek zamanlı olarak izlenemediğini bildirdi.

Deniz trafiğindeki hareketlilik

Şarku’l Avsat’ın Kpler’den aktardığı ilk verilere göre pazar günü takip edilebilen 5 gemi boğazdan çıktı, 2 küçük petrol tankeri ise Körfez'e girdi. Çıkış yapan gemiler arasında “Pineus” adlı dev ham petrol tankeri ile rafine petrol ürünleri taşıyan 2 tanker ve boş 2 kuru yük ve gaz gemisi bulunuyordu.

Kpler ve Londra Borsası Grubu verilerine göre Pineus, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Füceyre açıklarında Irak'ın Basra petrolünden 2 milyon varili Çin'e gitmesi beklenen New Constant adlı başka bir dev tankere aktardı.

Cumartesi günü ise 8 gemi ham petrol, tarım ve petrol ürünleri, LNG, LPG ve gübre yükleriyle Körfez'den ayrıldı. Aynı gün bir LNG tankeri ve bir dev petrol tankeri Körfez'e giriş yaptı.

Katar'ın Ras Laffan Limanı'ndan yük alan Shandong Redwood adlı LNG tankeri de cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Pakistan'a doğru ilerledi.

Savaş öncesine kıyasla sert düşüş

ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının 28 Şubat'ta başlamasından önce Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 125 büyük ticari gemi geçiyordu.

“Kpler” verilerine göre 13 Eylül'de sona eren haftada 22 tanker boğazdan çıkarak 42 milyon varil ham petrol taşıdı. Suudi Arabistan ve Irak, bu miktarın yüzde 43'erlik bölümünü oluşturdu.

Aynı verilere göre Kızıldeniz'in güneyindeki Babül Mendeb Boğazı'ndan 51 gemi geçti. Haftanın başında boğazdan ayrılan 33 gemi arasında yaklaşık 700 bin varil Suudi ham petrolü taşıyan bir Aframax sınıfı tanker de vardı. Bu sayı bir önceki haftanın başındaki 57 geminin altında kaldı.

CENTCOM: 1 milyardan fazla varilin taşınmasını destekledik

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, son iki ayda Hürmüz Boğazı üzerinden 1 milyardan fazla varil petrolün taşınmasına destek verdiklerini açıkladı.

Cooper, yayımlanan video mesajında 2 binden fazla ticari geminin koordineli koruma sağlanarak boğazdan geçirildiğini ve ana geçiş güzergâhlarının mayınlardan temiz olduğunu belirtti.

Beyaz Saray yetkilileri de ABD'nin İran'la mutabakat zaptına varıldığı haziran ortasından bu yana Umman kıyılarına paralel deniz koridorunu kontrol ettiğini söyledi. ABD ordusu, çatışmaların 8 Temmuz'da yeniden başlamasının ardından bu güzergâhı kullanan gemi konvoylarına eşlik ediyor.

AFP'nin Lloyd's verilerine dayandırdığı analize göre 8 Temmuz'dan bu yana İran'la bağlantılı olmadığı değerlendirilen gemilerle boğazdan yaklaşık 330 milyon varil petrol taşındı. Bu, günlük ortalama 4,9 milyon varile denk geliyor.

Petrol akışı ağustos ve eylül aylarında ise yükseldi. Eylülün ilk 7 gününde günlük ortalama yaklaşık 8 milyon varile ulaşan akış, sadece 7 Eylül'de 14 milyon varili aştı.

Buna rağmen savaş öncesindeki günlük yaklaşık 18 milyon varillik seviyenin oldukça gerisinde kalındı. Savaşın ilk aşamasında akış günlük 1,4 milyon varile kadar gerilemiş, kısıtlamaların görüşmeler sırasında kaldırılmasıyla 9,4 milyon varile yükselmişti.

İran'ın kontrolü ve gemilerin takip sistemlerini kapatması

İran stratejik boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürürken Washington da İran limanlarına yönelik baskısını artırıyor. Tahran, boğazdan geçen gemilerden ücret talep etmeye çalışıyor ve belirlediği güzergâhtan kaçındığını öne sürdüğü gemileri hedef alma tehdidinde bulunuyor.

Bu nedenle gemilerin bir bölümünün takip sistemlerini kapatması, gerçek petrol akışının ölçülmesini güçleştiriyor. ABD yönetimi günlük petrol akışının hareketli ortalamasının yaklaşık 9 milyon varil olduğunu savunuyor. Bu rakam, takip şirketlerinin tespit ettiği en yüksek haftalık ortalamadan yaklaşık 1 milyon varil daha fazla.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, takip şirketlerinin aksine ABD'nin düzenlediği konvoylarda “her gemiyi ve taşıdığı yükü” bildiklerini söyledi.

ABD hükümeti ayrıca 24 saatlik bir dönemde yaklaşık 18 milyon varil petrolün boğazdan geçtiğini açıkladı. Çok sayıda geminin kısa bir zaman diliminde geçmesi halinde bu seviyeye ulaşılması mümkün olsa da mevcut takip verileri, günlük 18 milyon varillik akışın kalıcı biçimde yeni normal haline geldiğini doğrulamıyor.

Trump da ağustos ortasında Hürmüz'den muazzam miktarda petrol taşındığını açıklamıştı. Ancak Kpler ve Lloyd's List Intelligence verileri toplam akışın savaş öncesi seviyelerin hâlâ belirgin biçimde altında olduğunu ortaya koyuyor.


Washington, İran Cumhurbaşkanı'nın BM heyetindeki bazı isimlere vize vermedi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yaparken (Arşiv - BM)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yaparken (Arşiv - BM)
TT

Washington, İran Cumhurbaşkanı'nın BM heyetindeki bazı isimlere vize vermedi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yaparken (Arşiv - BM)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yaparken (Arşiv - BM)

Şarku’l Avsat’ın İran Haber Ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre  İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Halkla İlişkiler Genel Müdürü Habibullah Abbasi bugün (Salı) yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere yarın (salı) hava yoluyla New York'a gideceğini belirtti.

Öte yandan ABD, İran Cumhurbaşkanı'na eşlik eden heyetteki bazı isimlere giriş vizesi vermeyi reddetti. Resmi medya kuruluşlarının bugün (pazartesi) bildirdiği bilgiye göre Washington, heyette yer alan bazı kişilere vize vermedi.

IRNA, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın heyetinde yer alan bazı isimlere ABD vizesi vermeyi reddettiğini duyurdu. Vize verilmeyenler arasında Pezeşkiyan’ın medya ekibinden bazı üyelerin de bulunduğu belirtildi.