Trump kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında soruyor: Neden şimdi?

Eski Başkan ve ona yakın isimler, Georgia eyaletinde 2020 başkanlık seçiminin sonucuna müdahale etmekle ve organize suç örgütü kurmakla suçlanıyor

Trump, geçtiğimiz pazar günü New Jersey'de düzenlenen bir golf turnuvasında seyircilere jest yaparken (AFP)
Trump, geçtiğimiz pazar günü New Jersey'de düzenlenen bir golf turnuvasında seyircilere jest yaparken (AFP)
TT

Trump kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında soruyor: Neden şimdi?

Trump, geçtiğimiz pazar günü New Jersey'de düzenlenen bir golf turnuvasında seyircilere jest yaparken (AFP)
Trump, geçtiğimiz pazar günü New Jersey'de düzenlenen bir golf turnuvasında seyircilere jest yaparken (AFP)

Eski ABD Başkanı Donald Trump ve Trump'a yakın 18 kişi, 2020’de Georgia eyaletinden çıkan başkanlık seçim sonucunu değiştirmek ve mevcut Başkan Joe Biden'ın zaferinin tescillenmesini engellemek için eyalet seçim yetkililerine baskı yapmakla ve onları manipüle etmekle suçlandılar.

Georgia eyaletinin Fulton İlçesi Bölge Savcısı Fani Willis tarafından açıklanan iddianame dışında, eski Başkan Trump’ın, önce yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde kendisinden çok önde olan Cumhuriyetçi Parti’den rakipleri, ardından mevcut Demokrat Partili Başkan Joe Biden karşısında seçim kampanyası yürüttüğü bir dönemde birkaç eyaletteki mahkeme salonları arasında mekik dokumasına neden olacak üç iddianame daha var.

Bölge Savcısı Willis, mafya patronlarına karşı yapılan küçük düşürücü operasyonları çağrıştıran bir dille, Trump aleyhine 98 sayfalık bir iddianame açıkladı. İddianamede Trump’ın başkanlık dönemi sırasında Beyaz Saray Genel Sekreterliğini yapan Mark Meadows, Trump’ın avukatı Rudolph Giuliani, eski Beyaz Saray avukatı John Eastman, eski Adalet Bakanı Asistanı Jeffrey Clark, Trump'ın hukuk ekibinin eski üyesi Avukat Sidney Powell, Trump’ın avukatlarından Kenneth Chesibro ve diğerleri, Trump'ın Beyaz Saray'da kalması için Georgia ve diğer eyaletlerde yasadışı işlere karışan bir ‘suç örgütünün’ üyesi olmakla suçlandılar.

İddianamede, 19 sanık hakkında bazıları 20 yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü 41 suçlama yer aldı.

sdf
Georgia eyaletinin Fulton İlçesi Bölge Savcısı Fani Willis, pazartesi günü basın açıklaması yaparken (Reuters)

İddianamede, Trump’ın Georgia Eyalet Sekreteri Brad Raffensperger’i arayarak ‘sonucu değiştirmeye yetecek kadar oy bulun’ dediği ses kaydı, asılsız hile iddialarıyla karşılaşan bir eyalet seçim görevlisini taciz etmek, eyalet üyelerini seçmenlerin iradesini göz ardı etmeye ikna etmeye çalışmak ve Trump lehine yeni bir Seçim Kurulu atamaya ikna etmeye çalışmak gibi Trump ve 18 ‘müttefiki’ hakkında seçim yenilgisine karşı yaptıkları onlarca eylem sıralandı.

İddianamede ayrıca, Trump'ın avukatlarından birinin Georgia eyaletinin kırsal bölgesinde oylama makinelerine müdahale etmek ve bir oylama makinesi şirketinden veri çalmak için plan yaptığı öne sürüldü.

“Suç teşkil eden şantaj”

Davayı açan Fulton Bölge Savcısı Willis iddianamesinde, sanıkların seçim sonuçlarına yönelik itiraz için yasal sürece uymak yerine, Georgia'nın başkanlık seçim sonuçlarını bozmak amacıyla suç teşkil eden bir şantaj girişiminde bulunduklarını iddia etti. Sanıkların 25 Ağustos günü öğlene kadar gönüllü olarak adalete teslim olmaları için izin verileceğini açıklayan Savcı Willis, altı ay içinde bir duruşma tarihi talep etmeyi ve sanıkları bir grup olarak yargılamayı planladığını bildirdi.

New York, Florida ve Washington eyaletlerinde açıklanan üç iddianamenin ardından 5 ay içinde dördüncü iddianameyle karşı karşıya kalan Trump, 2024 seçimlerini kazanmaya çalışan bir başkan adayı olarak çalışmalarına devam ederken duruşmalara katılmak zorunda kalacak.

scd
Georgia eyaletinde açıklanan Trump hakkındaki iddianameden sayfalar (Reuters)

Adalet Bakanlığı tarafından ABD Kongre Binası'na yönelik 6 Ocak 2021'deki baskının ardından yürütülen soruşturmalar bir buçuk yıl sürdü. Trump’ın Biden karşısında kaybettiği 2020 seçimi sonuçlarına müdahale iddiası ve geçen yıl Florida’daki konutunda bulunan devlete ait gizli belgelerle ilgili soruşturmaları yürütmek üzere özel savcı Jack Smith atandı. Smith’in atanmasından iki hafta sonra yaşanan bu gelişme, savcıların Trump'ı ABD'de ‘demokrasinin temellerine saldırdığı’ suçlamasıyla cezalandırılmasını sağlayacak adımlar atmaya hazır olduklarını teyit ediyor.

“Cadı avı”

Trump, Truth Social platformunda Willis'e karşı eleştirilerini yineleyerek hakkındaki iddianameyi başkanlık adaylığı sırasında başlatılan ‘cadı avının’ parçası olarak nitelendirdi. Trump, “Neden iki buçuk yıl önce dava açmadılar? Çünkü bunu benim başkanlık kampanyamın ortasında yapmak istediler” diye yazdı.

Georgia’daki iddianame, Trump ve müttefiklerinin 6 Ocak 2021'de Kongre Binası'ndaki seçim oylarının sayımı sürecini bozmak için yaptıkları girişimler de dahil olmak üzere, Smith'in Washington’da Trump hakkında açıkladığı son iddianamenin bazı temel unsurlarını barındırıyor.

Ancak 19 sanığın yer aldığı iddianame, Özel Savcı Smith tarafından açılan ve şimdiye kadar sadece Trump'ın sanık olarak anıldığı davadan bir noktada ayrılıyor. Georgia iddianamesi, Smith'in yalnızca ‘işbirlikçi’ olarak adlandırdığı Trump’a yakın isimlere belirli suçlamalarda bulunurken, suç teşkil eden şantaj kapsamının eski Başkan’ın ötesine geçtiğini öne sürüyor.

df
Pazartesi günü Fulton Adliyesi önünde güvenlik önlemleri alan polisler (EPA)

Georgia iddianamesi, eyaletin Fulton County Government adlı resmi internet sitesinde eski Başkan’a yöneltilen suçlamaların bir listesinin yayınlanması nedeniyle mahkeme salonunda geçen uzun ve kaotik bir günün sonunda açıklandı. Ancak liste hızla siteden silindi. Bölge Savcısı Willis’in Sözcüsü öğleden sonra yaptığı açıklamada, iddianamenin başsavcılığa iade edildiğini söylemenin ‘yanlış’ olacağını söyledi. Sözcü, soruşturmaların bütünlüğünü sorgulayan Trump'ın avukatlarıyla yaşanan anlaşmazlıkla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı.

Trump ve müttefikleri hiç vakit kaybetmeden bu açık hatayı kullanarak soruşturmayı ‘siyasi amaçlı’ olarak tanımladılar. İddianamenin yayınlanmasının ardından Trump'ın avukatları yaptıkları açıklamada, yaşananları ‘iddianamenin resmi olarak yayınlanmadan, tanıklar ifade vermeden ve büyük jüri konuyu müzakere etmeden önce sızdırılmasıyla başlayıp, savcının herhangi bir açıklama yapamamasıyla son bulan korkunç ve saçma bir süreç’ olarak nitelendirdiler. Avukatlar, iddianameleri hazırlayan savcıların ‘kendi kişisel ve siyasi çıkarları olan tanıklara güvendiklerini ve bazılarının sanıklara karşıt olan çalışmaları destekleyen kampanyalar başlattığının’ altını çizdiler.

Bağlantılar ve baskılar

Georgia iddianamesine göre 2 Ocak 2021 tarihinde gerçekleşen ve Trump’ın Eyalet Genel Sekreteri Raffensperger'ı seçimleri kazanması için gereken 11 bin 780 oyu bulmasını istediği bir telefon konuşmasının ses kaydı gibi Trump ve müttefikleri tarafından işlenen 161 eylemin birçoğu geniş ilgi görüyor. Savcılara göre söz konusu ses kaydı, bir devlet görevlisine yasal yeminini bozması için baskı yapılmasını yasaklayan Georgia eyaleti yasalarının bir ihlali. Trump ayrıca, yanlış beyanlarda bulunmakla ve Raffensperger ve eyaletteki diğer seçim yetkililerine karşı, ‘2020 seçimlerinde 300 bin kadar oy pusulasının bilinmeyen bir şekilde seçim listelerine düşürülmesi’, 4.500'den fazla kişinin düşmediği ve oy kullandıkları da dahil olmak üzere çeşitli ihlaller gerçekleştirmekle suçlanıyor. İddianamede Fulton County seçim çalışanı Ruby Freeman da ‘seçimlerde hile yapmakla’ suçlandı.

İddianamede ayrıca, Trump’ın avukatı Giuliani, Georgia’ya postayla gönderilen 96 binden fazla oy pusulasının seçim ofisine iade edildiğine dair hiçbir kayıt olmamasına rağmen oyların sayıldığını açıklayarak ve Michigan'daki bir oylama makinesinin, Trump’ın 6 bin oyunu yanlışlıkla Biden adına kaydettiğini iddia ederek, eyalet üyelerine yalan beyanda bulunmakla suçladı.

İddianamede Trump ve müttefiklerine Georgia’da sahada seçim çalışanlarını etkilemek ve yıldırmak için yardım etmekle suçlanan kişiler de yer aldı. İddiaya göre Stephen Cliffgard Lee adlı bir kişinin, Ruby Freeman'ın evine ‘ifadesini etkilemek amacıyla’ gitti. Ruby Freeman ve kızı Shaye Moss geçtiğimiz yıl Kongre'de, Trump ve müttefiklerinin 2020 kasımında güvenlik kamerası görüntülerini kullanarak her iki kadını da seçim sahtekarlığı yapmakla suçladıklarına dair ifade vermişlerdi. İddialar hızla çürütülse de muhafazakar çizgideki medya kuruluşları tarafından geniş çapta yayıldı ve iki kadın, seçimden sonra birkaç ay boyunca ölüm tehditleri aldılar.

İddianamede Trump'ın hukuk ekibinin eski üyesi Powell ve başka isimler, Georgia eyaletinin Coffee ilçesindeki oy makinelerine müdahale etmek ve uzun bir süre komplo teorilerinin odak noktası olan oy makinelerinin üreticisi Dominion Voting Systems'den veri çalmakla suçlandılar. Kongre Baskını olayını soruşturan Kongre komitesi tarafından yayınlanan kanıtlara göre Trump'ın müttefikleri seçim sahtekarlığı yapıldığına ilişkin teorilerini destekleyecek kanıtlar bulmak amacıyla Coffey ilçesini hedef aldılar.

Dört iddianame

Trump, tartışmalı başkanlık seçimleriyle ilgili iki davanın yanı sıra Florida Mar-a-Lago'daki evinde gizli belgeleri yasadışı olarak saklamakla suçlandığı bir başka iddianameyle de karşı karşıya. Bu iddianameyle ilgili mahkeme önümüzdeki yıl mayıs ayında başlayacak. Bunun yanında bir porno yıldızına para verdiğine ilişkin 2024 martında New York’ta bir eyalet davası daha başlayacak. Trump, her iki davada da hakkındaki suçlamaları reddetti.

Washington'daki bir diğer iddianamede ise Trump, 2020 başkanlık seçimlerindeki yenilgisini yasa dışı bir şekilde tersine çevirmeye çalışmakla suçlanıyor. İddianameyle ilgili mahkemenin başlayacağı tarihi henüz netleşmedi.

Hakkındaki iddianameler arttıkça, 2024 başkanlık seçimlerinde şimdiye kadar Cumhuriyetçilerin en önde gelen adaylarından olmaya devam eden Trump, ‘suçlamalarla karşı karşıya kalan tek eski Başkan’ olma özelliğini sık sık dile getirirken kampanyasını bu çerçevede yürütüp bağış topluyor ve kendisini ‘Demokrat Parti yanlısı savcıların kurbanı’ olarak gösteriyor. Dördüncü iddianamenin yayınlanmasının ardından, Trump destekçisi Cumhuriyetçiler bir kez daha Trump'ı savunmaya başladılar. Cumhuriyetçi Parti'den Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy, (eski adı Twitter olan) X hesabından yaptığı paylaşımda, “ABD’liler bu çaresiz sahtekarlığı görüyor” diye yazdı.



Gölge koridorlar: Yaptırım anlaşmaları ve Afrika'nın serveti BAE'den nasıl geçiyor?

Milyarlarca dolarlık altın ticareti Sudan'daki çatışmayı körüklüyor (Reuters)
Milyarlarca dolarlık altın ticareti Sudan'daki çatışmayı körüklüyor (Reuters)
TT

Gölge koridorlar: Yaptırım anlaşmaları ve Afrika'nın serveti BAE'den nasıl geçiyor?

Milyarlarca dolarlık altın ticareti Sudan'daki çatışmayı körüklüyor (Reuters)
Milyarlarca dolarlık altın ticareti Sudan'daki çatışmayı körüklüyor (Reuters)

İnci Mecdi

Var olmaması gereken gemiler açık denizlerde seyir halinde. Bu gemiler, izleme cihazlarını kapatarak gölgelerde seyrediyor. Sahipleri paravan şirketlerin arkasına saklanıyor ve yaptırım uygulanan petrol, kaynağı bilinmeyen mineral maddeler ve nereden gelip nereye gittiği bilinmeyen yükleri taşımak için seferler arasında isimlerini değiştiriyorlar.

Denizcilik uzmanları tarafından ‘gölge filo’ olarak adlandırılan bu gemiler, küresel denizcilik endüstrisinde gizlice büyüyor ve karşılıklı anlaşma ile birden fazla rota kullanıyor. Son yıllarda yayınlanan birçok uluslararası raporda ortaya çıktığı üzere, bu rotaların çoğunun merkezinde Körfez bölgesi, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor.

Bin ton uranyum

Araştırmacılar ve yaptırım uzmanları son yıllarda, gölge filonun unsurlarının BAE'den faaliyet gösteren tüccarlar, komisyoncular ve şirketlerle nasıl kesiştiğini belgeledi. Yaptırım uygulanan petrolün Afrika altınlarına yönlendirilmesinden, yeniden ihracat merkezleri aracılığıyla küresel pazarlara giren yüksek değerli emtialara kadar, 250 milyon dolar değerinde bin ton uranyumun da olduğu yeni bir sevkiyat Afrika'nın kalbinde ortaya çıktı. Ancak Nijer ve Fransa arasındaki yasal anlaşmazlık nedeniyle alıcı bulamıyor. Uzmanlar, Nijer'de iktidardaki askeri cuntanın, geçtiğimiz yıl haziran ayında Fransız devletine ait nükleer enerji şirketi Orano'nun varlıklarını kamulaştırdıktan sonra el koyduğu sevkiyat için alıcı bulma kabiliyetini sorgularken, BAE merkezli bir şirket sevkiyatla ilgilendi.

İngiliz gazetesi Financial Times'a göre Nijer Maden Bakanı Sayın Ousmane Abarchi, BAE merkezli Axia Power şirketinin ilgilendiğini açıklarken, “Onlarla görüşmelerimiz devam ediyor” dedi. Nijer'in herhangi bir tercihi olmadığını vurgulayan Abarchi, ancak, sevkiyatın gerçek varış noktası hakkında şüphe uyandıran ise pek tanınmayan bir şirket olan Axia Power'ın yönetiminde Rusya’nın resmi nükleer enerji şirketi Rosatom'un eski bir üst düzey çalışanının yer alması. Ancak bu kişi, LinkedIn hesabında şirketten Ağustos 2025'te ayrıldığını belirtiyor.

Rusya, yaptırım uygulanan petrolü kaçırmak için gölge filosunu kullanıyor (Getty)Rusya, yaptırım uygulanan petrolü kaçırmak için gölge filosunu kullanıyor (Getty)

Gözlemciler, Rusya'nın bu anlaşmayı kazanma olasılığının yüksek olduğunu düşünüyorlar. Almanya merkezli Konrad Adenauer Vakfı'nın (KAS) Mali Uzmanı Ulf Laessing’e göre sıradan bir alıcı Fransız tarafının hemen yasal işlem başlatacağına inanıyor. Laessing, “Bunu satın almak için haydut bir devlet gerekir” ifadesini kullandı.

Nijer, azalan hazinesini doldurmak için acilen bir anlaşma yapmaya ihtiyaç duyuyor, ancak liderliğe yakın bir kaynak, Rusya'ya fazla yakınlaşmanın ters tepebileceğinin farkında olduklarını söyledi. Ülke ordusunun, Fransız şirketi Orono tarafından onlarca yıldır işletilen uranyum madenlerini ele geçirmesinin ardından Batı ile gerilimin daha da artacağına dair endişeler, Nijer'i, yaptırım altındaki Rus petrolünün satıldığına benzer şekilde, uranyumunu satmak için bir aracı bulmaya itiyor olabilir. Nijer, nükleer santraller için yakıt üretmek için kullanılan işlenmiş uranyum konsantresi olan ‘sarı pasta’ olarak bilinen bir tür uranyum ihraç ediyor. Bu uranyum, silah programlarında kullanılmak üzere zenginleştirilebilir. Ordu, 2023 yılında iktidarı ele geçirmeden önce Nijer, Avrupa'daki enerji santrallerinde kullanılan doğal uranyumun dörtte birini tedarik ediyordu.

Afrika altını

Nijer'in uranyumu bizi başka bir değerli metalin hikayesine geri götürüyor. Afrikalı uzmanlar ve yetkililer, Afrika altınının büyük miktarlarının yasal ya da kaçak olarak Dubai'den geçtiğini söylüyor. Bern'deki sivil toplum örgütü Swissaid'in daha önceki bir uyarısına göre, bu kanlı ticaretten elde edilen kârlar, Sudan'ın Faşir kentinde suçlar ve zulümler işleyen HDK'yı destekleyen BAE’deki gelişen altın merkezi aracılığıyla alıcı bulmaya devam ediyor.

Swissaid, son bulgularının “BAE'nin kaçak Sudan altınının başlıca varış noktası olarak rolünü” doğruladığını söylüyor. Bu bulgu, geçtiğimiz yıl mayıs ayında yayınlanan Afrika altını hakkındaki raporunda belgelendi. Londra merkezli Chatham House Araştırma Enstitüsü’ne göre milyarlarca dolarlık altın ticareti Sudan'daki çatışmayı körüklüyor.

Sudan'ın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Hasan Hamid, geçtiğimiz yıl kasım ayında düzenlediği basın toplantısında “HDK güçlerine silah tedarikçisi iyi biliniyor. Ne yazık ki bu ülke BAE'dir” açıklamasında bulunurken, Abu Dabi savaş suçları işlemekle suçlanan HDK’yı desteklediği ve silahlandırdığı yönündeki uluslararası iddiaları reddediyor.

The Sentry tarafından yapılan son araştırma, Dubai merkezli şirketleri HDK finansörlerinin yararına yasadışı Sudan altınlarının aklanmasıyla ilişkilendirdi. 2022 ile 2024 yılları arasında, küresel finans suçlarını izleyen Finansal Eylem Görev Gücü (FATF), Dubai altın piyasasının yasadışı finansal akışlara katkısı nedeniyle BAE'yi gri listesine dahil etti.

Gana’nın 229 ton altını

Swissaid tarafından hazırlanan başka bir rapor, Gana'nın hızla gelişen altın madenciliği sektöründe kaçakçılık nedeniyle her yıl milyarlarca dolar gelir kaybettiğini ve bu altının büyük bir kısmının BAE’ye aktığını ortaya koydu. Raporda Gana'nın, altın ihracatı ile ilgili ithalatı arasında sadece beş yıl içinde 229 metrik tonluk yani 11,4 milyar dolarlık büyük bir ticaret açığı olduğu ve kaçak altının çoğunun Dubai'ye gittiği ortaya çıktı.

Bunun sadece buzdağının görünen tarafı olduğunu vurgulayan Ulf Laessing, “Dubai'de elle taşınan altın beyan edilmesine gerek yok ve gayri resmi altın genellikle uçakla getiriliyor” diye belirtti. Laessing, Afrika'dan BAE'ye altın kaçakçılığı yapılan diğer şeffaf olmayan yöntemlere de dikkati çekti.

Swissaid raporunda, Gana altınının çoğunlukla Togo'ya kaçırıldıktan sonra Dubai'ye ulaştığı, bazı altın külçelerinin ise sınırın geçirgenliğinden yararlanarak Burkina Faso üzerinden Mali'ye ulaştığı belirtildi.

Reuters'ın haberine göre Gana'nın madencilik düzenleme kurumundaki üst düzey bir yetkili, Swissaid'in bulgularını ‘ortak bilgi’ olarak nitelendirdi.

BM tarafından geçtiğimiz yıl mayıs ayında yayınlanan bir rapor, gayri resmi madencilik faaliyetlerinin Sahra altı Afrika'da 10 milyondan fazla insana geçim kaynağı sağladığını, ancak giderek organize suç ve silahlı çatışmaların finansmanında bir kanal haline geldiğini belirtiyor.

Kaçak sermaye

Oxford Üniversitesi'nin geçtiğimiz ocak ayında yayınladığı bir araştırma, Afrikalı elitlerin ve şirketlerin ‘kaçak sermaye için güvenli liman’ olarak başta Dubai, Singapur ve Hong Kong olmak üzere Asya'daki finans merkezlerine giderek daha fazla yöneldiklerini ortaya koydu.

Sermaye kaçırma, Afrika ekonomilerine büyük zararlar veriyor. BM verilerine göre kıta her yıl 88 milyar dolardan fazla kayıp yaşıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre İsviçre gibi geleneksel finans cenneti ülkeler düzenleyici ve finansal kontrollerini sıkılaştırdıktan sonra, bu üç Asya finans merkezi bu fonlar için giderek daha fazla cazip hale geldi. Hatta “Afrika için en hızlı büyüyen ve en önemli sınır ötesi bağlantılar” arasına girdi.

Paris Siyasi Bilimler Akademisi (Sciences Po) siyaset bilimi profesörü ve Oxford Üniversitesi'nde kıdemli araştırmacı olan Ricardo Soares de Oliveira tarafından hazırlanan çalışmada, Asya'daki finans merkezleri arasında Dubai'nin, sadece kıtadaki büyük BAE şirketlerinin varlığıyla değil, aynı zamanda yasadışı finansal akışlar ve emtia temelli kara para aklamada oynadığı rolle de Afrika ile olan derin finansal bağları nedeniyle açıkça öne çıktığı belirtiliyor.

Rusya'da petrol kaçakçılığı

Uydu haritalarında, bu sahne ara sıra tekrarlanıyor. Öyle ki bir gemi kıyı yakınlarında izleme sistemlerinden kayboluyor, ardından günler sonra binlerce kilometre uzakta yeniden ortaya çıkıyor. Kargo belgeleri ve rotası değiştiriliyor, ödemeler hızı ve esnekliği ile tanınan finans merkezlerindeki aracılar vasıtasıyla yapılıyor. İngiliz gazetesi Financial Times'ın cuma günü yayınladığı bir araştırma raporu, özel bir e-posta sunucusundaki teknik bir hata sayesinde, bağımsız gibi görünen ancak Rusya’nın petrol ticaretinde koordineli bir şekilde faaliyet gösteren 48 şirketten oluşan bir ağın izinin sürülebildiğini ortaya çıkardı. Bu şirketlerin çoğu BAE merkezli olarak faaliyet gösteriyor.

Soruşturma, aynı sunucuyu kullanan 442 elektronik alan adı tespit etti ve alan adlarını Rusya ve Hindistan'daki gümrük kayıtlarıyla karşılaştırarak, bu kuruluşların 90 milyar dolardan fazla değerde petrol ihraç ettiğini ortaya çıkardı.

Soruşturma ayrıca bu şirketlerin çoğunun BAE'de kayıtlı olduğunu ve serbest bölgelerin, yaptırımlardan kaçınmak ve hızla değiştirilen kısa ömürlü şirketler kurmak için kullanıldığını gösterdi.

BAE, aracı şirketlerle yapılan anlaşmalar ve ham petrolün genel isimler altında yeniden sınıflandırılması yoluyla, sevkiyatların yönünü değiştirme ve petrolün menşeini gizleme konusunda bir geçiş noktası olarak da öne çıkıyor. Bazı sevkiyatlar ülkenin limanlarından veya orada kayıtlı ticari yapılar üzerinden geçerek, özellikle ABD'nin Rosneft ve Lukoil'e ABD yaptırımları uygulandıktan sonra gerçek kaynağı tespit etmeyi zorlaştırdı. Nakliye uzmanları, bu mekanizmaların, gölge filoların kullanımı ve gemi isimleri ile yöneticilerin değiştirilmesinin yanı sıra, fiyat sınırlamalarını ve Batı'nın yaptırımlarını atlatmak ve Rus petrolünün pazarlara akışını sürdürmek için entegre bir sistem oluşturduğuna inanıyor.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
TT

Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)

Elie Kuseyfi

İran'a karşı Amerikan askeri saldırısını geciktiren tek şeyin, sanki zaten gerçekleşmiş ve hedeflerine ulaşmış gibi, etkilerinin tamamlanması olduğu açıkça ortaya çıktı. Bunun dışında, saldırı bir zaman meselesi ve görünüşe göre hiçbir sebeple, hatta son günlerde ve haftalarda Donald Trump'ı saldırıyı başlatmadan önce durup on, yüz veya bin kere saymaya iten sebeplerle bile ertelenmesi söz konusu değil. Bu sebepler arasında İran'ın Nicolás Maduro Venezuelası ya da Saddam Hüseyin Irakı olmaması da yer alıyor. Bu nedenle, savaşın uzayacağı ve Amerika Birleşik Devletleri ve bölge içinde çok sayıda yankısı olacağı korkusu var. Mühimmatta, özellikle de İsrail'in geçen haziran ayındaki savunmasında kullanılan, Ukrayna'ya da gönderilen ve üretim sorunları yaşanan önleme füzelerinde bir yetersizlik de yaşanabilir.

Buna ilave olarak, Dini Lider Ali Hamaney'in tehdit ettiği gibi bu “uyarı saldırısının” bölgesel bir savaşı tetiklemesi korkusu da var. Trump da bu tehdide “Ne olacağını göreceğiz” diyerek meydan okumuştu. Ancak ABD Başkanı, İran'a, daha doğrusu Hamaney'e karşı bir “zafer” elde etmeden yarı yoldan geri dönemeyeceğine ikna olmuş gibi görünüyor. Muhtemelen, 2003’teki Irak işgalinden bu yana benzerinin konuşlandırılmadığı bir askeri gücü bölgede kullanmaktan kaçınmanın maliyetinin, özellikle de ABD ara seçimleri yaklaşırken, kullanmanın maliyetinden daha büyük olduğuna ikna olmuş durumda. Trump bu saldırıyı, kritik bir seçim fırsatı (aksi değil) olarak düşünüyor da olabilir.

Yani, ABD’nin savaş hazırlıkları artık tamamlandı, geriye sadece “başlama saati”ni beklemek kaldı. USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Yunanistan'ın Girit adasına ulaşarak, onlarca savaş uçağı, bombardıman uçağı, yakıt ikmal uçağı ve füze savunma bataryasıyla birlikte USS Abraham Lincoln'e katıldı. Haberler, bu askeri yığınağın ABD hava kuvvetlerinin küresel konuşlanma kapasitesinin yüzde 40 ila 50'sini temsil ettiğine ve “ABD’nin daha önce hiç bu kadar gücü kullanmadan konuşlandırmadığına” işaret ediyor. Ayrıca, ABD Başkanı pazartesi akşamı Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı General Dan Keane'in İran'a saldırı düzenlenmesine karşı yaptığı uyarılarla ilgili haberleri ve raporları yalanladı. Haberler Keane'in, mühimmat ve müttefiklerden destek eksikliği ve ABD kuvvetleri için olası önemli riskler nedeniyle böyle bir saldırıya karşı çıktığını aktarmışlardı. Bu yalanlamayla Trump, yönetimi içindeki tartışmaya İran rejimine karşı askeri bir saldırı düzenleme lehine son noktayı koyuyor gibi görünüyordu.

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı

Bundan önce, ABD Özel Temsilcisi Steve Wittkof, Donald Trump'ın Tahran'ın neden henüz “teslim olmadığını” sorguladığını açıklamıştı. Bu, İran'a bu son fırsatı değerlendirmesi ve mevcut Amerikan mantığına göre, İran rejimini “zorunlu teslimiyete” zorlayacak askeri bir saldırıdan önce “gönüllü teslimiyeti” kabul etmesi için açık bir davetti.

Trump'ın İran'a askeri saldırı düzenleme seçeneğine meyilli olduğunun göstergelerinden biri de Washington'un gerekli olmayan diplomatlara Beyrut'tan ayrılmaları direktifini vermesi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İsrail'e yapmayı planladığı hafta sonu ziyaretini gelecek ayın başına ertelemesidir.

Dahası, New York Times gazetesinin sızdırdığı “Trump'ın İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için sınırlı bir saldırı düşündüğü ve saldırı başarısız olursa rejimi devireceği” yönündeki bilgiler, esasen “İran sorunu” ile başa çıkmakla ilgili mevcut seçenekleri tartışan bir Beyaz Saray toplantısının tutanaklarıydı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu sadece gazetecilik açısından bir sansasyon haber değildi; İran liderliğine, muhtemelen önümüzdeki perşembe Cenevre'de olacak son fırsatı değerlendirmesi için doğrudan bir mesajdı. Buna göre ya nükleer konuda ciddi tavizler verip “sembolik bir zenginleştirme” oranını kabul etmeli ya da Tahran, Trump'ın uzun süreceğinden korkmadığı bir askeri harekat için hazır olmalıdır. New York Times'ın sızdırdığı bilgiler, Trump'ın savaşın uzun sürmesinden korkmadığını, aksine İran “teslim olmazsa” kendisi ile aylarca, belki de ikinci ve son döneminin geri kalanında, aşamalı olarak sürecek bir savaş olasılığını dışlamadığını gösteriyor. Amerikan gazetesinin haberine göre Trump, yakın danışmanlarına, diplomasi başarısız olursa önümüzdeki aylarda İran'a karşı büyük bir saldırı başlatacağını veya Tahran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için kısa, açılış niteliğinde bir saldırı düzenleyeceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı. Gelgelelim, Irak ile sekiz yıllık savaş İran rejiminin sosyal, siyasi ve askeri temellerini sağlamlaştırdıysa, ABD ile bir savaş, bu rejimi en azından “yumuşatılmış İslami versiyonu” ile yeniden üretecektir.

Ancak, dikkat çekici olan şu ki, önemli ve mesaj yüklü Amerikan sızıntılarına karşılık, İran sızıntıları da en az onlar kadar önemli ve anlamlı; sanki İran rejiminin kendi isteğiyle bir geçiş evresine girdiğini doğruluyor gibi. Nitekim Fransız Le Figaro gazetesi, bilgili kaynaklara dayanarak, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesinde baskıların başlamasından kısa bir süre önce, rejim içinde Dini Lideri görevden almaya yönelik bir harekete öncülük ettiğini belirtti. Kaynaklar, bu girişimin başarısız olduğunu, çünkü toplantıda hazır bulunan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin desteğini alamadığını ifade etti.

Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınması, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasındaydı

Bu haber, New York Times gazetesinin, protestolar ve Dini Lider başta olmak üzere İran liderliğine yönelik suikastlar da dahil olmak üzere, ABD ile artan savaş olasılığının gölgesinde, Dini Lider'in, en güvendiği adamlarından biri olan Laricani'yi ülkeyi yönetmekle görevlendirdiğini bildirmesinin ardından geldi. Cumartesi günü Axios sitesi de bilgi sahibi olduğunu söylediği kaynaklara dayanarak, Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınmasının, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasında yer aldığını bildirdi.

Gazete, adlarını vermediği altı üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı üyesi ve iki eski diplomatın, Laricani'nin ülkenin geniş çaplı protestolar ve ABD askeri saldırısı tehditleriyle karşı karşıya kaldığı ocak ayı başından beri hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını etkin bir şekilde yönettiğini söylediğini aktardı. Bu arada, İran medyası da Ayetullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da göreve gelen Dini Lider'in yerine bir halef atama çabaları hakkındaki spekülasyonları körükledi.

 İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)

Bütün bunlar, İran iktidar yapısı içinde bir tür “hareketliliğe” veya daha doğrusu, olanların Laricani'ye yönetim gücünün devredilmesinden başka bir şey olmadığına işaret ediyor. Bu, “fırtına geçene” kadar geçici bir icraat olmaktan ziyade, büyük olasılıkla kalıcı bir icraat olacaktır. Yine bu, “Cenevre süreci”ne paralel bir yol izliyor gibi görünen Ali Laricani liderliğinde İran rejiminin gidişatında yeni bir aşamanın duyurusu niteliğindedir. Kendisi büyük olasılıkla Umman ve belki de Katar'ın arabuluculuğuyla Amerikalılarla siyasi müzakereler yürütüyor ve bu müzakereler, Washington'un “yeni rejimi” tanımasını sağlamayı da içeriyor.

Peki, bu gerçekleşecek mi? Amerikan iç kaygılarından bölgesel endişelere kadar, İran meselesini çevreleyen karmaşıklıklar göz önüne alındığında, bu sorunun cevabı şüphesiz zor. Ancak, İran rejiminin şahin kanadından ve son protestoların bastırılmasını denetleyen Laricani'nin hem içeride hem de dışarıda rejimin meşruiyetini yeniden inşa edebileceğini hayal etmek de aynı derecede zor. Bu kesinlikle Trump'ın İran’dan beklediği türden bir “teslimiyet” değil, aksine İran rejiminin tarihinin en zayıf döneminde elde ettiği bir zafer olacaktır. Bu ise Donald Trump “teslimiyet” kelimesini yeniden tanımlamadığı sürece, mevcut bölgesel ve uluslararası iklimde gerçekleşmesi pek olası görünmeyen bir paradoks.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
TT

Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)

Brendan Rascius 

ABD Başkanı Donald Trump, salı akşamı yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, üçüncü döneminin ortasında olması gerektiğine dair espri yaptı.

79 yaşındaki Cumhuriyetçi başkan, Temsilciler Meclisi salonunda toplanan meclis üyelerine, kabine üyelerine ve Yüksek Mahkeme yargıçlarına, "İkinci dönemimin ilk yılı... Üçüncü dönemim olmalıydı" dedi.

Bu, Trump'ın, eski Başkan Joe Biden'a kaybettiği 2020 seçiminin kendisinden "çalındığını" kanıt olmadan ima ettiği son olaylardan sadece biri.

Geçen yıl göreve döndüğünden beri başkan, Anayasa'nın 22. maddesi başkanların iki dönemden fazla görev yapmasını yasaklamasına rağmen, üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de defalarca dile getirdi.

Martta NBC News'a 2028'de aday olma konusunda "şaka yapmadığını" söylemiş ve "Birçok insan bunu yapmamı istiyor" diye eklemişti.

Ekimde Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Kongre Demokratlarıyla yaptığı bir toplantıda "Trump 2028" şapkalarının Oval Ofis'teki çalışma masasına yerleştirildiğini söylemişti.

Aralık ayında Beyaz Saray'da düzenlenen bir resepsiyonda Trump, İsrail asıllı Amerikalı mega bağışçı Miriam Adelson'ın kendisine 2028'de anayasaya aykırı bir üçüncü dönem için aday olması karşılığında 250 milyon dolar teklif ettiğini öne sürmüştü.

Ancak zaman zaman bu kuşkulu olasılık hakkında karışık sinyaller verdi.

Ekimde Air Force One'da tekrar aday olup olmayacağı sorulduğunda gazetecilere, "Bunu yapmayı çok isterim. Şimdiye kadarki en iyi rakamlarıma sahibim" demişti. Ancak daha sonra 2028'de aday olmanın "fazla kurnazca" ve "yanlış" olacağını söylemişti.

Üçüncü bir dönem için aday olmayı tamamen masadan kaldırıp kaldırmadığı sorulduğunda Trump şu yanıtı vermişti:

Masadan kaldırmıyor muyum? Yani, siz söyleyin.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news/world/americas/us-politics