Ankara’nın sınır dışı edilmeyeceklerine dair verdiği güvenceye rağmen Mısır İhvanı’nın korkuları sürüyor

İhvan mensubu bir vaiz, Türkiye’deki vatandaşlık ve ikamet krizi hakkında tekrar konuştu.

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Dünya Kupası’nın açılışı sırasında Katar Emiri’nin yanında el sıkışırken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Dünya Kupası’nın açılışı sırasında Katar Emiri’nin yanında el sıkışırken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara’nın sınır dışı edilmeyeceklerine dair verdiği güvenceye rağmen Mısır İhvanı’nın korkuları sürüyor

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Dünya Kupası’nın açılışı sırasında Katar Emiri’nin yanında el sıkışırken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Dünya Kupası’nın açılışı sırasında Katar Emiri’nin yanında el sıkışırken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye’de ikamet eden İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Örgütü’nden bazı unsurların “Türk vatandaşlığı ve ikamet izni alamama ve üzerlerindeki güvenlik baskılarının artmasına ilişkin krizin devam ettiğini” söylemeleri, ‘Ankara’nın sınır dışı edilmeyeceklerine dair verdiği son güvencelere rağmen İhvan unsurlarının mevcut endişeleri’ hakkında soruları gündeme getirdi.

dwfwe
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Uluslararası Müslüman Alimler Birliği’nden bir heyet ile

bu ayın başlarında görüşmesinin ardından İhvan mensupları derin bir nefes aldıklarını ifade etmişlerdi. Nitekim bu görüşme, İhvan mensuplarına, son zamanlarda özellikle İstanbul’daki güvenlik kampanyaları ve ‘sınır dışı etme faaliyetleri’ konusunda net bir güvence mesajı verilmesine tanık olmuştu. Erdoğan “İkamet koşullarını ihlal edenler ve yasa dışı göçmenler dışında kimseye dokunulmayacağını” vurgulamıştı.

‘Mısır’daki şiddet olaylarında hüküm giyen’ İhvan’a bağlı Mısırlı Vaiz Vecdi Ganim, saatler önce iletişim sitelerinde yayınlanan bir videoda, Erdoğan ile yaptıkları görüşme dolayısıyla İhvan ve Müslüman Alimler Birliği’ni hedef alarak “toplantıya katılma yönünde kendisini davet etmemeleri ve 2014’ten beri ülkede bulunmasına rağmen Türk makamlarının kendisine ikamet veya vatandaşlık vermeyi reddetmesi sorununu bugüne kadar gündeme getirmemelerini” eleştirdi.

Ganim’in videosu ile eş zamanlı olarak, bir kısmı İhvan’a bağlı olan ve Türkiye’de ikamet eden Mısırlıların sosyal paylaşım sitelerindeki sayfaları, “Erdoğan’ın güvencelerine rağmen durumlarının kesinleşmediğine ilişkin” şikayetlerle doldu. Abdullah eş-Şerif “Türkiye’nin İhvan’a karşı son zamanlardaki uygulamalarını” eleştirirken, Amr Abdulhadi “Türkiye’deki bazı İhvan” unsurlarını eleştirerek, “onları, bazılarının Türk vatandaşlığı alamaması ile ilgili krizin sebebi olmakla” itham etti. Muhammed Muntasır “Türkiye’nin İhvan unsurları, özellikle de gençlerinin aleyhindeki uygulamalarının sonlandırılması” çağrısında bulundu. Hüseyin Rıza ise Türkiye’de ikamet sıkıntısı yaşayanlara “İstanbul’u bırakıp geçici süreliğine civar illere gitmelerini” tavsiye etti.

Geçen mayıs ayında Türkiye’de yapılan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sona ermesinin ardından başta çoğu İhvan mensubunun yaşadığı İstanbul olmak üzere çeşitli illerde başlatılan ‘güvenlik kontrolü’ kampanyaları nedeniyle İhvan unsurları son dönemde büyük tedirginlik yaşadılar. Gerek ikameti bitip yenilemeyerek gerekse geçici vize ile giriş yapıp ikamet başvurusunda bulunmayarak ikamet şartlarını ihlal eden çok sayıda kişi gözaltına alındı.

İstanbul’da ikamet eden Mısırlı yazar ve romancı Ali es-Savi, “Türkiye’de durumlarının yasallaşmasının göz ardı edilmesinden muzdarip birçok kişi var ve bunlar örgütle bağlantılı” dedi. Savi, “Türkiye hala örgüte siyasi baskı aracı olarak yaklaşıyor, daha fazlası değil” ifadelerini kullandı. Ayrıca “Türkiye’nin siyasi her sahneden uzaklaşmış bir örgütü tercih etmek için Mısır ile ilişkileri yeniden tesis etme yönünde attığı ileriye dönük adımları feda etmeyeceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Savi Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda sözlerini şöyle sürdürdü:

“İhvan örgütünün, Türkiye’deki mevcut durumunu iyileştiren bir pazarlık konusu olmasını sağlayacak artık herhangi bir siyasi avantajı yok. Şu anda alternatif bir dayanak ve varoluşsal bir gerekçe olarak, Türkiye’de kendisine mümkün olduğunca uzun bir süre istikrar garanti edecek olan yatırım kartına güveniyor. Bu, her şeyin dizginlerini elinde tutan İhvan liderlerine bağlı, örgütün en geniş kesimini temsil eden gençlere ve örgütün yöntemini reddeden bazı kişilere değil. Bu insanların çoğu sınır dışı edilme korkusuyla oldukça kötü koşullarda yaşıyor.”

Mısır-Türkiye yakınlaşması, Türkiye’deki İhvan üyeleri arasında, Türk yetkililerin kendilerini Mısır’a sınır dışı edeceğine ilişkin derin endişelere yol açmıştı. Zira birçoğu Mısır’da cezai hükümlerle karşı karşıya ya da Mısır yargısı tarafından aranıyor.

Fotoğraf altı: Erdoğan ve Müslüman Alimler Birliği’nin heyeti arasında geçen görüşmeden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Radikal hareketler ve uluslararası terörizm konusunda uzman Mısırlı araştırmacı Munir Edib’e göre “İhvan’a sadık unsurlar var ve Türkiye onlara ikamet veya vatandaşlık vermeyi reddediyor. Çünkü bunların bir kısmı, Erdoğan’ın İhvan’a verdiği son güvencelerden sonra bile Türk hükümetine rahatsızlık verebilir.”

Edib Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Türkiye, Mısır’da terör listesinde yer alan Yahya Musa ve Alaa es-Semahi’ye ikamet ve vatandaşlık vermeyecek. Aynı şey radikal fikirleri ve Mısır’da hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle Vecdi Ganim için de geçerli” ifadelerini kullandı. Edib, bunun delili olarak “özellikle bu kişilerin aleyhinde Mısır’da şiddetle bağlantılı hükümler olduğu göz önüne alınırsa, Türkiye’nin bu kişilere vatandaşlık vermesinin Ankara’yı dışarıda ve ABD karşısında zor bir duruma sokacağını” söyledi.

2017’de bir Mısır mahkemesi, Vecdi Ganim ve İhvan’ın bazı üyelerini “Mısır’da terör eylemleri gerçekleştirmek için Vecdi Ganim Hücresi adlı bir oluşum kurmaktan” suçlu bularak ölüm cezasına çarptırmıştı. Mısır Savcılığı, Ganim ve diğerlerini “2013 ile Ekim 2015 arasında illegal bir grup kurmakla” suçlamış, bu grubun “amacının, anayasa ve kanun hükümlerinin çiğnenmesi, devlet kurumlarının ve kamu kurumlarının görevlerini yapmasına engel olunması, vatandaşların kişisel hürriyetlerine saldırılması ve millî birlik ve toplumsal barışın zedelenmesi yönünde çağrı yapmak” olduğunu belirtmişti. Ganim, geçtiğimiz haziran ayında bir videoda “Türk makamlarının dokuz yıldır yaptığı vatandaşlık talebini reddetmesine üzüldüğünü” söylemişti.

Öte yandan Savi “Vecdi Ganim’in (saatler önce yeni bir videoda) sınır dışı edilme korkusuyla vaziyetini yasallaştırma konusunda kendisine yardım eli uzatmaması sebebiyle örgüte sitem etmesi, Türkiye’nin Mısır ile başlattığı siyasi yola bağlılığının ve cezai olarak aranan bazı kişiler üzerindeki baskıları artırmasının yanı sıra, İhvan’ın mevcut güçsüzlüğünün, Türk karar mercilerinin üzerindeki zayıf etkisinin ve önceden sahip olduğu imtiyazların sona erdiğinin bir göstergesidir. Şu anda Türkiye’deki bazı İhvan mensupları arasında ciddi bir endişe var. Türkiye’de bulunan İhvan mensubu bazı gençler, örgütün liderlerine öfkeli. Çünkü vatandaşlık adaylarının isim listesini Türk makamlarına sunan örgüt ve baş kaldıran -veya örgütün kararlarını reddeden ya da Türkiye’deki örgüt liderlerine biat etmeyen- herhangi bir ismin reddedilmesi Türkiye’deki bazı İhvan liderlerinin elinde” ifadelerini kullandı.



Avustralya'nın güneydoğusunda çıkan orman yangınları nedeniyle ‘afet durumu’ ilan edildi

Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harkort kasabasında yangın sonucu yıkılan bir ev (EPA)
Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harkort kasabasında yangın sonucu yıkılan bir ev (EPA)
TT

Avustralya'nın güneydoğusunda çıkan orman yangınları nedeniyle ‘afet durumu’ ilan edildi

Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harkort kasabasında yangın sonucu yıkılan bir ev (EPA)
Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harkort kasabasında yangın sonucu yıkılan bir ev (EPA)

Avustralya, ülkenin güneydoğusunda etkili olan ve geniş ormanlık alanları küle çeviren yangınlar nedeniyle bugün ‘afet durumu’ ilan etti.

Victoria eyaletinde (başkenti Melbourne) hava sıcaklıklarının 40 dereceyi aşması ve kuvvetli rüzgârların etkili olması, orman yangınlarının yayılması için elverişli koşullar oluşturdu. Yetkililer, mevcut durumun 2019’un sonu ile 2020’nin başında yaşanan ve ‘kara yaz’ olarak anılan büyük yangınları hatırlattığını belirtti.

En yıkıcı yangınlardan birinin, ormanlarla kaplı Longwood yakınlarında çıktığı ve yaklaşık 150 bin hektarlık alanı etkilediği bildirildi.

Victoria Eyaleti Başbakanı Jacinta Allan tarafından ilan edilen afet durumu, itfaiye ve acil durum ekiplerine zorunlu tahliye dahil olmak üzere geniş yetkiler tanıyor.

Allan, alınan önlemlerin amacının ‘Victoria halkının hayatını korumak’ olduğunu vurgulayarak, “Bu çok net bir mesaj: Eğer sizden bölgeyi terk etmeniz istenirse, derhal ayrılın” dedi.

Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harcourt'ta alevler içinde kalan bir ormana helikopterle su bırakılıyor. (EPA)Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Harcourt'ta alevler içinde kalan bir ormana helikopterle su bırakılıyor. (EPA)

Allan, eyaletteki en şiddetli yangınlardan biri sonrası kayıp olarak aranan üç kişinin sağ olarak bulunduğunu açıkladı.

Victoria Acil Durum Yönetimi Direktörü Tim Wiebusch ise eyalet genelinde en az 130 yapının tamamen tahrip olduğunu bildirdi. Wiebusch, 10 büyük yangının halen kontrol altına alınamadığını ve bunların bir kısmının ‘günler, hatta haftalar’ boyunca sürebileceğini söyledi.

Yetkililer, şimdiye kadar en ağır hasarın, nüfusu birkaç yüz kişiyi geçmeyen, seyrek yerleşimli kırsal bölgelerde meydana geldiğini belirtti. Yangınlarla mücadele için ülkenin dört bir yanından yüzlerce itfaiyeci bölgeye sevk edildi.

Araştırmacılar ise Avustralya’da iklim kaynaklı ısınmanın 1910 yılından bu yana ortalama 1,51 derece arttığını, bunun da karada ve denizde giderek daha sık görülen aşırı hava olaylarını körüklediğini vurguladı.


Washington ve Karakas, bir petrol tankerini Venezuela sularına geri götürmek için ortak operasyon düzenledi

Venezüella'nın Maracaibo limanında bir petrol tankeri, (AP)
Venezüella'nın Maracaibo limanında bir petrol tankeri, (AP)
TT

Washington ve Karakas, bir petrol tankerini Venezuela sularına geri götürmek için ortak operasyon düzenledi

Venezüella'nın Maracaibo limanında bir petrol tankeri, (AP)
Venezüella'nın Maracaibo limanında bir petrol tankeri, (AP)

Venezuela Petrol Bakanlığı ve devlet petrol şirketi PDVSA, dün yaptıkları ortak açıklamada, ABD ve Venezuela'nın Minerva petrol tankerini Venezuela sularına geri getirmek için ortak bir operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi.

Açıklamaya göre gemi “Venezüella makamlarına herhangi bir ücret ödemeden veya izin almadan” limandan ayrılmıştı.


Avrupa ülkeleri İran'da protestocuların öldürülmesini kınadı

Tahran'da düzenlenen gösteride protestocular yolları kapattı (Arşiv-AFP)
Tahran'da düzenlenen gösteride protestocular yolları kapattı (Arşiv-AFP)
TT

Avrupa ülkeleri İran'da protestocuların öldürülmesini kınadı

Tahran'da düzenlenen gösteride protestocular yolları kapattı (Arşiv-AFP)
Tahran'da düzenlenen gösteride protestocular yolları kapattı (Arşiv-AFP)

Fransa, İngiltere ve Almanya liderleri İran'da protestocuların öldürülmesini kınadı ve İranlı yetkililere itidal gösterip şiddete başvurmaktan kaçınmaları çağrısında bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in yaptıkları ortak açıklamada, “İran güvenlik güçlerinin şiddet uyguladığına dair haberlerden derin endişe duyuyoruz ve protestocuların öldürülmesini şiddetle kınıyoruz... İranlı yetkilileri itidal göstermeye çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “İranlı yetkililer halkını korumakla yükümlüdür ve misilleme korkusu olmadan ifade özgürlüğünü ve barışçıl toplanma özgürlüğünü sağlamalıdır” denildi.

Daha önce, Avrupa Birliği'nin dış politika şefi Kaja Kalas, İran halkının “gelecekleri için mücadele ettiğini” belirterek, rejimin meşru taleplerini göz ardı etmesinin “gerçek yüzünü ortaya çıkardığını” belirtmişti.

X platformunda yaptığı paylaşımda, Tahran'dan gelen görüntülerde güvenlik güçlerinin “orantısız ve aşırı tepki” gösterdiğini belirterek, “barışçıl protestoculara yönelik her türlü şiddet kabul edilemez” diye vurguladı.

 İran'ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde bir protesto yürüyüşü (Reuters)İran'ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde bir protesto yürüyüşü (Reuters)

“İnterneti kesmek ve protestoları şiddetle bastırmak, kendi halkından korkan bir rejimi ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Uluslararası tepkiler artarken, çok sayıda Avrupa Parlamentosu üyesinin protestoculara açık destek verdiğini açıklaması üzerine Tahran ile Avrupa Birliği kurumları arasındaki anlaşmazlık daha da keskinleşti.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, “dünya bir kez daha cesur İran halkının ayağa kalktığına tanık oluyor” diyerek “Avrupa halkın yanında” olduğunu vurguladı.

Buna karşılık, İran'ın Avrupa Birliği nezdindeki misyonu, Avrupa Parlamentosu'nu çifte standart ve iç işlerine müdahale etmekle suçladı.

Belçika Başbakanı Bart De Vever, “cesur İranlıların yıllarca süren baskı ve ekonomik sıkıntılardan sonra özgürlüğü savunmak için ayaklandıklarını” belirterek, onların “tam desteğimizi hak ettiklerini” ve “şiddet yoluyla onları susturma girişimlerinin kabul edilemez olduğunu” vurguladı.

İsveç ve Avusturya, İran büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırdıklarını açıkladı.