BRICS Lider Zirvesi, Batı'nın hegemonyasını ortadan kaldırılabilecek mi?

15. BRICS Zirvesi'nin katılımcıları, doların küresel ticaret üzerindeki hegemonyasının kırılması, grubun yeni üyelerle genişletilmesi ve beklenen sonuçların alınması umutları arasında Çin'in kapsamlı faaliyetleri ve iddialı dosyaları ele alacaklar

BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
TT

BRICS Lider Zirvesi, Batı'nın hegemonyasını ortadan kaldırılabilecek mi?

BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP

Ahmed Abulhekim

Bugün tüm dünyanın gözü, koronavirüs (Kovid-19) salgınından bu yana ilk kez yapılacak olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın başını çektiği dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomilerinden oluşan BRICS'in 15. Liderler Zirvesi'nin gerçekleşeceği Güney Afrika'nın en büyük şehirlerinden Johannesburg'a çevrilmiş durumda.

Güney Afrika basınının aktardığına göre Çin'in Pretorya Büyükelçisi Chen Xiaodong, dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomileri, 'geleneksel küresel yönetişim sisteminin işlevsiz ve yetersiz hale gelmesinin' ardından 'Batı'nın hegemonyasından uzakta yeni bir dünya düzeni yaratma' girişimini değerlendirdiklerini söyledi. 

Zirve, ev sahibi Güney Afrika tarafından desteklenen 'BRICS ve Afrika: Karşılıklı olarak hızlandırılmış büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı çok taraflılık için bir ortaklık' başlığı altında yapılıyor olsa da üye ülkeler arasındaki ticaret faaliyetlerinde yerel para birimlerinin kullanımının artırılması ve ortak bir para biriminin oluşturulması amacıyla ortak bir ödeme sisteminin kurulması için çalışılarak BRICS'in nüfuzunu genişletme ve küresel siyasette bir değişime yönelik çabalara dayanan masasındaki 'iddialı' dosyaları zirvenin ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor.

BRICS'in masasındaki önemli konulardan biri de 23'ü resmi talepte bulunan en az 40 ülkenin katılmayı istediği gruba yeni üyelerin katılımı olacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hakkında çıkarılan uluslararası tutuklama emri nedeniyle katılmayacağı zirvede Rusya'yı Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov başkanlığındaki bir heyet temsil edecek.

Bu durum, 2022 şubatından bu yana devam eden Rusya-Ukrayna savaşının jeopolitik ve ekonomik yansımalarının bir göstergesi olarak görüldü.

Ayrıca BRICS Liderler Zirvesi öncesinde 'yeni dönemde Çin-Afrika iş birliğini ilerletmek' amacıyla Afrikalı liderlerle yapacağı görüşmeler çerçevesinde Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile resmi bir görüşme yapması planlanan üç günlük ziyaret programıyla Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in katılımı büyük ilgi görüyor.

Independent Arabia'ya konuşan gözlemcilere göre Çin, 'kara kıtadaki nüfuzunu en üst düzeye çıkarmanın ve güçlendirmenin' peşinde.

Pretorya tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, zirveye ev sahipliği yapan Güney Afrika'nın ve zirveye katılan heyetlerin geniş talepleri ve umutları göz önüne alındığında zirveye 40'tan fazla devlet ve hükümet başkanının katılması bekleniyor.

Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa, zirvenin 'harika' olacağını vurgulasa da bazı gözlemciler, zirveden 'yakında küresel sahneyi, özellikle de ekonomik düzeyde değiştirebilecek' sonuçlar ve kararlar çıkabileceğini düşünmüyorlar.

Buna karşın Güney Afrika'da iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi Partisi'nin cumartesi günü Johannesburg şehrindeki toplantısında, bu kadar çok liderin zirveye katılmasının Güney Afrika'nın 'dünyadaki etkisini ve nüfuzunu gösterdiğine' işaret edildi.

BRICS doların hegemonyasını kırabilir mi?

Zirvede ele alınması beklenen belki de en tartışmalı dosyalar arasında üye ülkelerin (Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin ve Güney Afrika) uluslararası ticarette ABD dolarının hakimiyetinden kurtulma çabaları yer alıyor.

Zirvede ayrıca üye ülkeler arasındaki ticari faaliyetlerde yerel para birimlerinin kullanımının artırılması ve ortak bir ödeme sisteminin kurulmasının yanı sıra ortak para birimiyle ilgili çalışmalara başlamak için bir teknik komite oluşturulması ele alınacak.

BRICS, üyesi olan ülkelerin nüfusunun dünya nüfusunun yüzde 42'sinden fazlasını, dünya gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 23'ünü ve ticaretin yüzde 18'ini oluşturması nedeniyle küresel ticaret anlaşmaları bakımından önemli bir ağırlığa sahip.

Güney Afrika'nın Büyükelçisi Anil Sooklal, geçtiğimiz günlerde Bloomberg'e yaptığı açıklamada ticari faaliyetlerin yerel para birimleriyle yapılması konusunun güçlü bir şekilde gündemde olduğunu belirterek, "Görüşmelerde ortak bir ödeme sisteminin oluşturulması da dahil olmak üzere çeşitli konular üzerinde durulacak. Muhtemelen ortak ortak para birimiyle ilgili çalışmaların başlaması için de bir teknik komite oluşturulacak" dedi.

Rusya, özellikle 2022'nin şubat ayında Ukrayna'ya savaş açmasının ardından Batı'nın kendisine uyguladığı kapsamlı yaptırımların ardından böyle bir adımın atılması konusunda amansız bir mücadeleye girişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu yılın başlarında Batı'nın ülkesine uyguladığı yaptırımlarla ilgili olarak "Moskova Batı'nın finans sisteminden kurtulacak" ifadelerini kullandı.

Ancak bunun biraz zaman alacağını söyleyen Lavrov geçtiğimiz ocak ayında yaptığı Afrika turunda da aynı sözleri tekrarlayarak Güney Afrika'da yapılması planlanan BRICS Zirvesi'nde üye ülkeleri arasında ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere ortak bir para biriminin oluşturulması konusun ele alınacağını belirtti.

Lavrov, BRICS üyeleri ile Latin Amerika ve Karayip ülkeleri arasında özel para birimleri oluşturmanın düşünülmesi gereken bir konu olduğunu da sözlerine ekledi.

Gözlemcilere göre Pekin, Washington ile olan ticaret savaşında elini güçlendirecek olan bu adımı desteklemeye devam ederken, BRICS ülkelerinin dışişleri bakanlarının bununla ilgili öneriyi geçtiğimiz haziran ayında zirveye hazırlık için yapılan toplantıda sunmalarının yanı sıra, BRICS'in küresel ekonomik sistemin hegemonyasından kurtulmak için sahip olduğu araçların ve doların küresel ticaretteki hegemonyasına karşı alternatif para birimlerinin kullanılması meselelerinin tartışılması dikkati çekti.

Bakanlar ayrıca BRICS'in Batılı güçlerle rekabet etmekteki kararlılığını ve küresel sistemde dengeyi yeniden sağlayacak 'çok kutuplu bir dünya' kurma niyetini teyit ettiler.

Ancak BRICS ülkelerinin ötesine geçen ve gelişmekte olan birçok ülkeye, özellikle de Rusya-Ukrayna savaşından ve bir yanda Moskova ile Batı, diğer yanda Washington ve Pekin arasındaki gerilimin yansımalarından büyük ölçüde etkilenen Afrika kıtasına uzanan geniş özlemlere ve umutlara karşın Independent Arabia'nın Johannesburg'da görüştüğü gözlemciler, yakın gelecekte, özellikle dolar ve (Avrupa Birliği ülkelerinin ortak para birimi) euronun dünya genelindeki ticari ve mali işlemlerin yaklaşık yüzde 75'ini kontrol etmesi nedeniyle ticarette dolardan uzaklaşma konusundaki farklı görüşlere sahipler.

Güney Afrika'daki Pretoria Üniversitesi'nden araştırmacı Ayesha Menda, küresel mali sistemin mevcut haliyle, gelişmekte olan ülkelerin çıkarları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 

Menda, sözlerini şöyle sürdürdü:

Doların küresel ekonomi üzerindeki hegemonyasını ortadan kaldırma fikri, her ne kadar fiilen başarılamamış olsa da dünya genelinde birçok ülke Batı'nın küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyetinden ve ekonomilerini halklarının çıkarlarını dikkate almaksızın kontrol etmesinden duyduğu memnuniyetsizliği ifade eden önemli bir siyasi ve ekonomik mesaj olmaya devam ediyor.

Menda, böyle bir hamlenin etkili olabilmesi için ortak bir merkez bankasının kurulması ve üye ülkeler arasında siyasi düzeyde gerçek anlaşmalara varılması gibi başlangıç için birçok prosedürün yerine getirilmesi gerektiğinden BRICS ülkelerinin ve hatta üyeliğe aday ülkelerin yakın gelecekte bu yönde hızlı bir ilerleme kaydedebileceklerini düşünmüyor.

Batı ülkelerinin halen çok güçlü olduklarını söyleyen Menda, Çin'in güçlü yükselişine rağmen henüz küresel sahnede dramatik değişiklikler yaratabilecek hakim bir güç düzeyine ulaşamadığını da sözlerine ekledi.

BRICS ülkeleri arasında öne çıkan yerel para birimlerinin başında Çin yuanı geliyor. Çin yuanı her ne kadar uluslararası ekonomilerde yaygın olsa da uluslararası ticaretteki payı halen çok sınırlı.

Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği (SWIFT) tarafından yayınlanan verilere göre döviz işlemlerinin yüzde 42'sinde doların kullanılırken euronun payı yüzde 32 ve Çin yuanının oranı ise yüzde 2. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) verileri ise küresel döviz rezervlerinin yüzde 59'unun dolar cinsinden olduğunu, bunun yüzde 20'sini euronun ve yalnızca yüzde 5'ini yuanın oluşturduğunu gösteriyor.

Ayrıca Malavi'den zirveye katılacak heyette yer alan Roderick Mulnea, doların hegemonyasını ortadan kaldırma fikrinin halen önemini koruduğunu belirterek, bunun Güney ülkelerinin küresel sistemde, özellikle de ekonomi açısından dengeyi yeniden kurmaya yönelik ciddi girişimlerinin bir ifadesi olduğunu söyledi.

Güçlü bir BRICS bloğunun, uluslararası alanda güçlü ve etkili ekonomik bileşenleriyle bu yaklaşımı benimsemesi gerektiğini belirten Mulnea, böylece dünya genelinde daha fazla ülkeyi, özellikle uluslararası krizlerin ulusal ekonomilere ciddi yansımaları olmasından dolayı doların küresel ekonomi üzerindeki hakimiyetini kırma konusunda adımlar atamaya cesaretlendireceğini vurguladı. 

Daha fazla üyenin katılımı dosyası ve beklenen kararlılık

Ev sahibi Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa ve ülkesini temsil eden Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Brezilya Devlet Başkanı Luis Inacio Lula da Silva ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin katıldığı 15. BRICS Liderler Zirvesi gündemin önemli bir yer tutan ikinci bir dosya daha var.

O da yeni üyelerin katılımı. Zirveye, aralarında tüm Afrika ülkelerinin de bulunduğu toplam 69 ülke davet edildi.

Resmi kaynaklar, BRICS'e olan ilginin arttığını söylerken Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor'a göre sekizi Arap ülkesi olmak üzere resmi üyelik talebinde bulunan 23 ülkenin de aralarında bulunduğu en az 40 ülke zirveye katılmak istediklerini bildirdiler. 

Bakan Pandor, bundan birkaç gün önce Cezayir, Bahreyn, Mısır, Kuveyt, Fas, Filistin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Arap ülkelerinin de aralarında olduğu BRICS'e katılmak için resmi talepte bulunan ülkelerin bir listesini yayımladı.

Listedeki diğer ülkeler arasında ise listede Bangladeş, İran, Kazakistan, Nijerya, Senegal, Etiyopya, Belarus, Bolivya, Arjantin, Venezuela, Vietnam, Küba, Honduras, Endonezya ve Tayland yer aldı.

Güney Afrika'nın Büyükelçisi Sooklal'ın açıklamalarına göre zirvenin resmi açılış töreni öncesinde söz konusu ülkelerin BRICS üyeliği için sıraya girmelerinin nedenlerinden birinin içinde yaşadığımız son derece kutuplaşmış dünya olduğunu ve bu kutuplaşmanın Rusya-Ukrayna krizinin, ülkelerin iki taraftan birinin yanında yer almak zorunda kalmasıyla daha da arttığını söyledi. 

Güney ülkelerinin kimi destekleyeceklerini, nasıl hareket edeceklerini, egemen kararlarını nasıl alacaklarını kendilerine dikte edilmesini istemediklerini söyleyen Sooklal, bu ülkelerin artık kendi konumlarını teyit edecek kadar güçlü olduklarını belirtti.

BRICS'in küresel sistemi yeniden çizmek isteyen ülkelere umut olduğuna işaret eden Sooklal, "Başlıca pazarların artık dünyanın güneyinde yer aldığını düşünürsek, uluslararası kararlar konusunda halen kenarda kalıyoruz" dedi.

Johannesburg'daki aynı kaynaklara göre zirvede, son dönemde BRICS üyeliği için yapılan resmi başvurular kabul ederek bloğun genişletilmesi meselesinin ciddi şekilde masaya yatırılacağı belirtildi.

Zirvede üyelik ilkeleri ve kriterleri konusunda görüşmeler gerçekleştirileceğini kaydeden kaynaklar, birçok ülkenin BRICS'e katılma isteğinin, Batı'nın mevcut hegemonyasına alternatif bir blok arayışında olduğu bir zamanda geldiğine dikkati çektiler.

Ekonomileri farklı büyüme aşamalarında olan üç kıtada milyarlarca vatandaşa sahip olan BRICS ülkelerini bir araya getiren 'Zengin Batılı güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğini söyledikleri dünya düzeninin ortadan kaldırılması' düşüncesi.

BRICS'in bu amaç doğrultusunda Batı'nın küresel ekonomi üzerindeki hegemonyasını kırmak amacıyla 2014 yılında Yeni Kalkınma Bankası'nı kurması dikkat çekici bir gelişmeydi.

Bankanın başlangıç sermayesi yaklaşık 50 milyar dolardı ve Mısır, BAE, Uruguay ve Bangladeş gibi ülkelerin 2021 yılında 10 milyar dolarlık yatırımla bankanın hisselerinden satın almalarıyla blok dışından gelişen ve gelişmekte olan ekonomiler de katılım gösterdi.

Çin'in dikkat çekici etkinliği

Çin, medya ve ekonomi alanlarından büyük heyetlerle Çin'in Johannesburg'da dikkat çekici bir etkinliğe sahip. Çin Devlet Başkanı Şi'nin geçen mart ayında Rusya'ya yaptığı ziyaretin ardından bu yıl ikinci yurt dışı ziyaretini Güney Afrika yapması Çin'in kara kıtaya olan ilgisinin açık bir göstergesiydi. 

Çin'in resmi haber ajansı olan Xinhua Haber Ajansı'na göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde düzenlenen BRICS 15. Liderler Zirvesi'ne katılmak ve Güney Afrika'ya resmi ziyarette bulunmak üzere pazartesi günü Pekin'den ayrıldı.

Ajans, Şi'nin resmi ziyaretine bugün başkent Pretorya'da Güney Afrikalı mevkidaşı Ramaphosa ile yapacağı görüşmeyle başlayacağını ve ardından BRICS Liderler Zirvesine katılmak üzere Johannesburg'a geçeceğini bildirdi.

Çin'in Pretorya Büyükelçisi Chen, Devlet Başkanı Şi'nin 'yeni dönemde Çin-Afrika iş birliğini ilerletmek' amacıyla BRICS Zirvesi sırasında Afrikalı liderlerle bir araya geleceğini açıkladı.

Şi'nin Afrikalı liderlerle üç günlük zirvenin son günü olan perşembe akşamı geç saatlerde görüşeceğini belirten Büyükelçi Chen, Çin Devlet Başkanı'nın, son gün, BRICS'in 'dostları' olarak davet edilen 70'ten fazla ülkenin katılacağı etkinliklerin sonunda ülkeden ayrılacağını da sözlerine ekledi.

Şi ve Afrikalı liderlerin, Afrika'da iş fırsatları oluşturmak ve hayat koşullarını iyileştirmek amacıyla bir yol haritası çizeceklerini kaydeden Çinli Büyükelçi, "Girişimler Afrika ekonomisinin yeniden yapılandırılmasının ve geliştirilmesinin ihtiyaçlarıyla tutarlı olacaktır" dedi.

Gözlemcilere göre tüm bunlar, Çin'in Afrika'ya olan ilgisinin boyutunu ve Afrika'daki rakip Batılı ülkeler karşısında nüfuzunu artırmak isteğini gösteriyor.

Gözlemciler, Pekin'in önümüzdeki dönemde BRICS'in genişletilmesine ve bloğa yeni üyelerin kabul edilmesine destek vereceğine dikkati çektiler.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geçtiğimiz ay St. Petersburg'da düzenlenen ve davet edilen 54 Afrika ülkesinden 17'sinin katıldığı ülkelerin lideriyle Rusya-Afrika Zirvesi gerçekleştirmişti.

 

Independent Arabia-Independent Türkçe



Prens Harry: Gazze’deki yıkım görüntüleri endişe verici… İngiltere’deki Antisemitizm ise “son derece kaygı uyandırıcı"

 Prens Harry (EPA)
 Prens Harry (EPA)
TT

Prens Harry: Gazze’deki yıkım görüntüleri endişe verici… İngiltere’deki Antisemitizm ise “son derece kaygı uyandırıcı"

 Prens Harry (EPA)
 Prens Harry (EPA)

Prens Harry, İngiltere’de antisemitizm eğilimlerinin artış gösterdiği uyarısında bulunarak, Yahudilere yönelik düşmanca söylemlerdeki yükselişi “son derece kaygı verici” olarak nitelendirdi. Harry, Ortadoğu’daki gelişmelere duyulan öfkenin bireylere ya da dinlere yönelik nefrete dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Harry, “New Statesman” dergisinde yayımlanan makalesinde, İsrail politikalarına dolaylı eleştiriler yöneltirken, meşru protestoların Yahudi toplumlarına karşı nefret veya kışkırtmaya dönüşmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Kral Charles III’ün küçük oğlu olan Harry, İngiltere’de “oldukça endişe verici bir antisemitizm artışı” yaşandığını belirterek, çok sayıda Yahudi aile, çocuk ve toplum üyesinin artık yaşadıkları ülkeyi güvenli hissetmediğini söyledi.

Harry, “Bu kaygı verici bir durum, ancak aynı zamanda bizi birlik olmaya yöneltmeli” ifadelerini kullandı.

Prens Harry’nin açıklamaları, Hamas’ın 2023 yılında İsrail’e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşı sonrası İngiltere’de antisemitik olayların artış gösterdiği bir dönemde geldi. Son haftalarda Londra’daki Yahudi kurumlarına yönelik kundaklama girişimleri ile nisanda iki Yahudi’nin bıçaklandığı ve polisin “terör saldırısı” olarak değerlendirdiği olay dikkat çekmişti.

Bazı siyasetçiler ve Yahudi toplumunun önde gelen isimleri de Filistin yanlısı gösteriler sırasında aşırılıkçı söylemlerin arttığı uyarısında bulunmuştu. Londra polisi ise kısa süre önce, Filistin yanlısı ve göç karşıtı büyük protestolar öncesinde “benzeri görülmemiş” güvenlik önlemleri alınacağını açıkladı.

Harry, İsrail’in adını doğrudan vermeden, Ortadoğu’daki insani kayıplara ilişkin “derin ve haklı bir endişe” bulunduğunu ifade etti. Gazze, Lübnan ve diğer bölgelerdeki yıkım görüntülerinin dünya genelinde insanlar üzerinde derin etki bıraktığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kaliforniya’da yaşayan Harry, “Ortadoğu’daki devlet politikalarına yönelik meşru protestoların, ülke içinde Yahudi toplumlarına karşı düşmanlıkla birlikte ortaya çıktığını görüyoruz. Aynı şekilde, bu politikalara yönelik eleştirilerin kolayca görmezden gelinebildiğine veya çarpıtılabildiğine de tanık oluyoruz” dedi.

Prens Harry, “Hiçbir şey; ister bir hükümete yönelik eleştiri olsun ister şiddet ve yıkım gerçeği, bir halka veya dine yönelik düşmanlığı asla haklı çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

Harry ayrıca yaklaşık 20 yıl önce bir kostüm partisinde Nazi üniforması giymesi nedeniyle gündeme gelen olaya da değindi. O dönemde büyük tepki çeken olayla ilgili olarak, “Geçmişte yaptığım hataların tamamen farkındayım. Bunlar düşüncesiz davranışlardı. Özür diledim, sorumluluğunu üstlendim ve ders çıkardım” ifadelerini kullandı.


Trump: Şi ile görüşmeler çok olumlu ve verimli geçti

Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
TT

Trump: Şi ile görüşmeler çok olumlu ve verimli geçti

Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerin “son derece olumlu” geçtiğini açıkladı.

Trump, Pekin’de düzenlenen zirvenin ilk gününde verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “Bugün Çin heyetiyle son derece verimli ve olumlu görüşmeler ve toplantılar gerçekleştirdik” dedi. Trump, akşam yemeğini ise “dostlar arasındaki diyalog için değerli bir fırsat” olarak nitelendirdi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Pekin’de Trump’ı resmî törenle karşıladı. İki liderin, ticaret, İran ve Tayvan başta olmak üzere birçok ihtilaflı konuyu ve bunların küresel etkilerini ele alacağı bir zirve gerçekleştireceği belirtildi.

Şi, Trump’ı yerel saatle 10.00’dan kısa süre sonra Büyük Halk Salonu’nda karşıladı. Şi, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Çin karşıtı tutumuyla bilinen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda Amerikalı yetkiliyle tokalaştı.


Adalar sorunu İran'ı alarma geçirdi

8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
TT

Adalar sorunu İran'ı alarma geçirdi

8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)

İran’da dün, ABD ve İsrail’in daha geniş çaplı bir askerî harekâta hazırlandığı yönündeki uyarılar öne çıktı. Tahran’da, operasyonların güneydeki bazı adaların kontrolünü hedef alabileceğine dair kaygı ve endişeler dile getirildi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı “bir güç kaldıracına” dönüştürmek istediğini söyledi. Komisyon üyesi Alaeddin Burucerdi ise İran’ın “Hürmüz Boğazı kozunu kaybetmeyeceğini” ve uranyum zenginleştirme konusunda müzakere etmeyeceğini belirtti.

Devrim Muhafızları, alarm durumunu andıran bir atmosferde, Tahran’daki tatbikatlarının ikinci gününde ABD helikopterlerini düşürmeye yönelik senaryolar üzerinde eğitim gerçekleştirdi. Tahran Devrim Muhafızları Komutanı Hasan Hasanzade, birliklerinin “mümkün olan en kısa sürede” her türlü operasyonu gerçekleştirmeye hazır olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Pekin ziyareti sırasında tehdit dozunu artırarak, İran’ın “ya iyi bir anlaşmaya varacağını ya da yıkımla karşı karşıya kalacağını” söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’la bağlantılı 67 geminin uygulanan yaptırımlar nedeniyle rotasını değiştirmek zorunda kaldığını açıkladı.

Tahran yönetimi ise bugün Hindistan’da düzenlenecek BRICS toplantılarında, müttefiki Moskova’nın desteğiyle diplomatik mücadeleyi uluslararası platforma taşımayı hedefliyor.

Öte yandan Avrupa ülkeleri de Hürmüz Boğazı’na yönelik hamlelerini hızlandırıyor. İtalya, Körfez çevresine iki mayın tarama gemisi göndereceğini açıklarken; İngiltere ve Fransa’nın boğazda savunma amaçlı bir deniz misyonu için istişareler yürüttüğü bildirildi.