BRICS Lider Zirvesi, Batı'nın hegemonyasını ortadan kaldırılabilecek mi?

15. BRICS Zirvesi'nin katılımcıları, doların küresel ticaret üzerindeki hegemonyasının kırılması, grubun yeni üyelerle genişletilmesi ve beklenen sonuçların alınması umutları arasında Çin'in kapsamlı faaliyetleri ve iddialı dosyaları ele alacaklar

BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
TT

BRICS Lider Zirvesi, Batı'nın hegemonyasını ortadan kaldırılabilecek mi?

BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP
BRICS Liderler Zirvesi'nde ele alınması beklenen dosyalar arasında üye ülkelerin uluslararası ticarette doların hegemonyasından kurtulma çabaları yer alıyor / Fotoğraf: AFP

Ahmed Abulhekim

Bugün tüm dünyanın gözü, koronavirüs (Kovid-19) salgınından bu yana ilk kez yapılacak olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın başını çektiği dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomilerinden oluşan BRICS'in 15. Liderler Zirvesi'nin gerçekleşeceği Güney Afrika'nın en büyük şehirlerinden Johannesburg'a çevrilmiş durumda.

Güney Afrika basınının aktardığına göre Çin'in Pretorya Büyükelçisi Chen Xiaodong, dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomileri, 'geleneksel küresel yönetişim sisteminin işlevsiz ve yetersiz hale gelmesinin' ardından 'Batı'nın hegemonyasından uzakta yeni bir dünya düzeni yaratma' girişimini değerlendirdiklerini söyledi. 

Zirve, ev sahibi Güney Afrika tarafından desteklenen 'BRICS ve Afrika: Karşılıklı olarak hızlandırılmış büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı çok taraflılık için bir ortaklık' başlığı altında yapılıyor olsa da üye ülkeler arasındaki ticaret faaliyetlerinde yerel para birimlerinin kullanımının artırılması ve ortak bir para biriminin oluşturulması amacıyla ortak bir ödeme sisteminin kurulması için çalışılarak BRICS'in nüfuzunu genişletme ve küresel siyasette bir değişime yönelik çabalara dayanan masasındaki 'iddialı' dosyaları zirvenin ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor.

BRICS'in masasındaki önemli konulardan biri de 23'ü resmi talepte bulunan en az 40 ülkenin katılmayı istediği gruba yeni üyelerin katılımı olacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hakkında çıkarılan uluslararası tutuklama emri nedeniyle katılmayacağı zirvede Rusya'yı Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov başkanlığındaki bir heyet temsil edecek.

Bu durum, 2022 şubatından bu yana devam eden Rusya-Ukrayna savaşının jeopolitik ve ekonomik yansımalarının bir göstergesi olarak görüldü.

Ayrıca BRICS Liderler Zirvesi öncesinde 'yeni dönemde Çin-Afrika iş birliğini ilerletmek' amacıyla Afrikalı liderlerle yapacağı görüşmeler çerçevesinde Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile resmi bir görüşme yapması planlanan üç günlük ziyaret programıyla Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in katılımı büyük ilgi görüyor.

Independent Arabia'ya konuşan gözlemcilere göre Çin, 'kara kıtadaki nüfuzunu en üst düzeye çıkarmanın ve güçlendirmenin' peşinde.

Pretorya tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, zirveye ev sahipliği yapan Güney Afrika'nın ve zirveye katılan heyetlerin geniş talepleri ve umutları göz önüne alındığında zirveye 40'tan fazla devlet ve hükümet başkanının katılması bekleniyor.

Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa, zirvenin 'harika' olacağını vurgulasa da bazı gözlemciler, zirveden 'yakında küresel sahneyi, özellikle de ekonomik düzeyde değiştirebilecek' sonuçlar ve kararlar çıkabileceğini düşünmüyorlar.

Buna karşın Güney Afrika'da iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi Partisi'nin cumartesi günü Johannesburg şehrindeki toplantısında, bu kadar çok liderin zirveye katılmasının Güney Afrika'nın 'dünyadaki etkisini ve nüfuzunu gösterdiğine' işaret edildi.

BRICS doların hegemonyasını kırabilir mi?

Zirvede ele alınması beklenen belki de en tartışmalı dosyalar arasında üye ülkelerin (Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin ve Güney Afrika) uluslararası ticarette ABD dolarının hakimiyetinden kurtulma çabaları yer alıyor.

Zirvede ayrıca üye ülkeler arasındaki ticari faaliyetlerde yerel para birimlerinin kullanımının artırılması ve ortak bir ödeme sisteminin kurulmasının yanı sıra ortak para birimiyle ilgili çalışmalara başlamak için bir teknik komite oluşturulması ele alınacak.

BRICS, üyesi olan ülkelerin nüfusunun dünya nüfusunun yüzde 42'sinden fazlasını, dünya gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 23'ünü ve ticaretin yüzde 18'ini oluşturması nedeniyle küresel ticaret anlaşmaları bakımından önemli bir ağırlığa sahip.

Güney Afrika'nın Büyükelçisi Anil Sooklal, geçtiğimiz günlerde Bloomberg'e yaptığı açıklamada ticari faaliyetlerin yerel para birimleriyle yapılması konusunun güçlü bir şekilde gündemde olduğunu belirterek, "Görüşmelerde ortak bir ödeme sisteminin oluşturulması da dahil olmak üzere çeşitli konular üzerinde durulacak. Muhtemelen ortak ortak para birimiyle ilgili çalışmaların başlaması için de bir teknik komite oluşturulacak" dedi.

Rusya, özellikle 2022'nin şubat ayında Ukrayna'ya savaş açmasının ardından Batı'nın kendisine uyguladığı kapsamlı yaptırımların ardından böyle bir adımın atılması konusunda amansız bir mücadeleye girişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu yılın başlarında Batı'nın ülkesine uyguladığı yaptırımlarla ilgili olarak "Moskova Batı'nın finans sisteminden kurtulacak" ifadelerini kullandı.

Ancak bunun biraz zaman alacağını söyleyen Lavrov geçtiğimiz ocak ayında yaptığı Afrika turunda da aynı sözleri tekrarlayarak Güney Afrika'da yapılması planlanan BRICS Zirvesi'nde üye ülkeleri arasında ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere ortak bir para biriminin oluşturulması konusun ele alınacağını belirtti.

Lavrov, BRICS üyeleri ile Latin Amerika ve Karayip ülkeleri arasında özel para birimleri oluşturmanın düşünülmesi gereken bir konu olduğunu da sözlerine ekledi.

Gözlemcilere göre Pekin, Washington ile olan ticaret savaşında elini güçlendirecek olan bu adımı desteklemeye devam ederken, BRICS ülkelerinin dışişleri bakanlarının bununla ilgili öneriyi geçtiğimiz haziran ayında zirveye hazırlık için yapılan toplantıda sunmalarının yanı sıra, BRICS'in küresel ekonomik sistemin hegemonyasından kurtulmak için sahip olduğu araçların ve doların küresel ticaretteki hegemonyasına karşı alternatif para birimlerinin kullanılması meselelerinin tartışılması dikkati çekti.

Bakanlar ayrıca BRICS'in Batılı güçlerle rekabet etmekteki kararlılığını ve küresel sistemde dengeyi yeniden sağlayacak 'çok kutuplu bir dünya' kurma niyetini teyit ettiler.

Ancak BRICS ülkelerinin ötesine geçen ve gelişmekte olan birçok ülkeye, özellikle de Rusya-Ukrayna savaşından ve bir yanda Moskova ile Batı, diğer yanda Washington ve Pekin arasındaki gerilimin yansımalarından büyük ölçüde etkilenen Afrika kıtasına uzanan geniş özlemlere ve umutlara karşın Independent Arabia'nın Johannesburg'da görüştüğü gözlemciler, yakın gelecekte, özellikle dolar ve (Avrupa Birliği ülkelerinin ortak para birimi) euronun dünya genelindeki ticari ve mali işlemlerin yaklaşık yüzde 75'ini kontrol etmesi nedeniyle ticarette dolardan uzaklaşma konusundaki farklı görüşlere sahipler.

Güney Afrika'daki Pretoria Üniversitesi'nden araştırmacı Ayesha Menda, küresel mali sistemin mevcut haliyle, gelişmekte olan ülkelerin çıkarları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 

Menda, sözlerini şöyle sürdürdü:

Doların küresel ekonomi üzerindeki hegemonyasını ortadan kaldırma fikri, her ne kadar fiilen başarılamamış olsa da dünya genelinde birçok ülke Batı'nın küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyetinden ve ekonomilerini halklarının çıkarlarını dikkate almaksızın kontrol etmesinden duyduğu memnuniyetsizliği ifade eden önemli bir siyasi ve ekonomik mesaj olmaya devam ediyor.

Menda, böyle bir hamlenin etkili olabilmesi için ortak bir merkez bankasının kurulması ve üye ülkeler arasında siyasi düzeyde gerçek anlaşmalara varılması gibi başlangıç için birçok prosedürün yerine getirilmesi gerektiğinden BRICS ülkelerinin ve hatta üyeliğe aday ülkelerin yakın gelecekte bu yönde hızlı bir ilerleme kaydedebileceklerini düşünmüyor.

Batı ülkelerinin halen çok güçlü olduklarını söyleyen Menda, Çin'in güçlü yükselişine rağmen henüz küresel sahnede dramatik değişiklikler yaratabilecek hakim bir güç düzeyine ulaşamadığını da sözlerine ekledi.

BRICS ülkeleri arasında öne çıkan yerel para birimlerinin başında Çin yuanı geliyor. Çin yuanı her ne kadar uluslararası ekonomilerde yaygın olsa da uluslararası ticaretteki payı halen çok sınırlı.

Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği (SWIFT) tarafından yayınlanan verilere göre döviz işlemlerinin yüzde 42'sinde doların kullanılırken euronun payı yüzde 32 ve Çin yuanının oranı ise yüzde 2. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) verileri ise küresel döviz rezervlerinin yüzde 59'unun dolar cinsinden olduğunu, bunun yüzde 20'sini euronun ve yalnızca yüzde 5'ini yuanın oluşturduğunu gösteriyor.

Ayrıca Malavi'den zirveye katılacak heyette yer alan Roderick Mulnea, doların hegemonyasını ortadan kaldırma fikrinin halen önemini koruduğunu belirterek, bunun Güney ülkelerinin küresel sistemde, özellikle de ekonomi açısından dengeyi yeniden kurmaya yönelik ciddi girişimlerinin bir ifadesi olduğunu söyledi.

Güçlü bir BRICS bloğunun, uluslararası alanda güçlü ve etkili ekonomik bileşenleriyle bu yaklaşımı benimsemesi gerektiğini belirten Mulnea, böylece dünya genelinde daha fazla ülkeyi, özellikle uluslararası krizlerin ulusal ekonomilere ciddi yansımaları olmasından dolayı doların küresel ekonomi üzerindeki hakimiyetini kırma konusunda adımlar atamaya cesaretlendireceğini vurguladı. 

Daha fazla üyenin katılımı dosyası ve beklenen kararlılık

Ev sahibi Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa ve ülkesini temsil eden Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Brezilya Devlet Başkanı Luis Inacio Lula da Silva ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin katıldığı 15. BRICS Liderler Zirvesi gündemin önemli bir yer tutan ikinci bir dosya daha var.

O da yeni üyelerin katılımı. Zirveye, aralarında tüm Afrika ülkelerinin de bulunduğu toplam 69 ülke davet edildi.

Resmi kaynaklar, BRICS'e olan ilginin arttığını söylerken Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor'a göre sekizi Arap ülkesi olmak üzere resmi üyelik talebinde bulunan 23 ülkenin de aralarında bulunduğu en az 40 ülke zirveye katılmak istediklerini bildirdiler. 

Bakan Pandor, bundan birkaç gün önce Cezayir, Bahreyn, Mısır, Kuveyt, Fas, Filistin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Arap ülkelerinin de aralarında olduğu BRICS'e katılmak için resmi talepte bulunan ülkelerin bir listesini yayımladı.

Listedeki diğer ülkeler arasında ise listede Bangladeş, İran, Kazakistan, Nijerya, Senegal, Etiyopya, Belarus, Bolivya, Arjantin, Venezuela, Vietnam, Küba, Honduras, Endonezya ve Tayland yer aldı.

Güney Afrika'nın Büyükelçisi Sooklal'ın açıklamalarına göre zirvenin resmi açılış töreni öncesinde söz konusu ülkelerin BRICS üyeliği için sıraya girmelerinin nedenlerinden birinin içinde yaşadığımız son derece kutuplaşmış dünya olduğunu ve bu kutuplaşmanın Rusya-Ukrayna krizinin, ülkelerin iki taraftan birinin yanında yer almak zorunda kalmasıyla daha da arttığını söyledi. 

Güney ülkelerinin kimi destekleyeceklerini, nasıl hareket edeceklerini, egemen kararlarını nasıl alacaklarını kendilerine dikte edilmesini istemediklerini söyleyen Sooklal, bu ülkelerin artık kendi konumlarını teyit edecek kadar güçlü olduklarını belirtti.

BRICS'in küresel sistemi yeniden çizmek isteyen ülkelere umut olduğuna işaret eden Sooklal, "Başlıca pazarların artık dünyanın güneyinde yer aldığını düşünürsek, uluslararası kararlar konusunda halen kenarda kalıyoruz" dedi.

Johannesburg'daki aynı kaynaklara göre zirvede, son dönemde BRICS üyeliği için yapılan resmi başvurular kabul ederek bloğun genişletilmesi meselesinin ciddi şekilde masaya yatırılacağı belirtildi.

Zirvede üyelik ilkeleri ve kriterleri konusunda görüşmeler gerçekleştirileceğini kaydeden kaynaklar, birçok ülkenin BRICS'e katılma isteğinin, Batı'nın mevcut hegemonyasına alternatif bir blok arayışında olduğu bir zamanda geldiğine dikkati çektiler.

Ekonomileri farklı büyüme aşamalarında olan üç kıtada milyarlarca vatandaşa sahip olan BRICS ülkelerini bir araya getiren 'Zengin Batılı güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğini söyledikleri dünya düzeninin ortadan kaldırılması' düşüncesi.

BRICS'in bu amaç doğrultusunda Batı'nın küresel ekonomi üzerindeki hegemonyasını kırmak amacıyla 2014 yılında Yeni Kalkınma Bankası'nı kurması dikkat çekici bir gelişmeydi.

Bankanın başlangıç sermayesi yaklaşık 50 milyar dolardı ve Mısır, BAE, Uruguay ve Bangladeş gibi ülkelerin 2021 yılında 10 milyar dolarlık yatırımla bankanın hisselerinden satın almalarıyla blok dışından gelişen ve gelişmekte olan ekonomiler de katılım gösterdi.

Çin'in dikkat çekici etkinliği

Çin, medya ve ekonomi alanlarından büyük heyetlerle Çin'in Johannesburg'da dikkat çekici bir etkinliğe sahip. Çin Devlet Başkanı Şi'nin geçen mart ayında Rusya'ya yaptığı ziyaretin ardından bu yıl ikinci yurt dışı ziyaretini Güney Afrika yapması Çin'in kara kıtaya olan ilgisinin açık bir göstergesiydi. 

Çin'in resmi haber ajansı olan Xinhua Haber Ajansı'na göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde düzenlenen BRICS 15. Liderler Zirvesi'ne katılmak ve Güney Afrika'ya resmi ziyarette bulunmak üzere pazartesi günü Pekin'den ayrıldı.

Ajans, Şi'nin resmi ziyaretine bugün başkent Pretorya'da Güney Afrikalı mevkidaşı Ramaphosa ile yapacağı görüşmeyle başlayacağını ve ardından BRICS Liderler Zirvesine katılmak üzere Johannesburg'a geçeceğini bildirdi.

Çin'in Pretorya Büyükelçisi Chen, Devlet Başkanı Şi'nin 'yeni dönemde Çin-Afrika iş birliğini ilerletmek' amacıyla BRICS Zirvesi sırasında Afrikalı liderlerle bir araya geleceğini açıkladı.

Şi'nin Afrikalı liderlerle üç günlük zirvenin son günü olan perşembe akşamı geç saatlerde görüşeceğini belirten Büyükelçi Chen, Çin Devlet Başkanı'nın, son gün, BRICS'in 'dostları' olarak davet edilen 70'ten fazla ülkenin katılacağı etkinliklerin sonunda ülkeden ayrılacağını da sözlerine ekledi.

Şi ve Afrikalı liderlerin, Afrika'da iş fırsatları oluşturmak ve hayat koşullarını iyileştirmek amacıyla bir yol haritası çizeceklerini kaydeden Çinli Büyükelçi, "Girişimler Afrika ekonomisinin yeniden yapılandırılmasının ve geliştirilmesinin ihtiyaçlarıyla tutarlı olacaktır" dedi.

Gözlemcilere göre tüm bunlar, Çin'in Afrika'ya olan ilgisinin boyutunu ve Afrika'daki rakip Batılı ülkeler karşısında nüfuzunu artırmak isteğini gösteriyor.

Gözlemciler, Pekin'in önümüzdeki dönemde BRICS'in genişletilmesine ve bloğa yeni üyelerin kabul edilmesine destek vereceğine dikkati çektiler.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geçtiğimiz ay St. Petersburg'da düzenlenen ve davet edilen 54 Afrika ülkesinden 17'sinin katıldığı ülkelerin lideriyle Rusya-Afrika Zirvesi gerçekleştirmişti.

 

Independent Arabia-Independent Türkçe



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.