Washington raporu: Trump yine tarih yazıyor

Eski başkan yokluğuna rağmen Cumhuriyetçiler arasındaki münazarayı kazandı mı?

Trump’ın sabıka fotoğrafı (AFP)
Trump’ın sabıka fotoğrafı (AFP)
TT

Washington raporu: Trump yine tarih yazıyor

Trump’ın sabıka fotoğrafı (AFP)
Trump’ın sabıka fotoğrafı (AFP)

Eski ABD Başkanı Donald Trump, ABD’de haber yayınlarında bir kez daha zirveye yerleşti. Cumhuriyetçilerin ilk başkanlık münazarasının üzerinden 24 saatten az bir süre geçti. Trump ise eski bir Başkan için tarihi bir emsal olarak Georgia eyaletinde Fulton Hapishane yönetimine teslim oldu. Trump, sabıka fotoğrafı çekildikten sonra 200 bin dolar kefalet ile hapishaneye girdikten 20 dakika sonra serbest bırakıldı.

Ancak ilgi odağı olmayı ve davalarını kamuoyu davasına dönüştürmeyi başaran Trump, hesabının dondurulmasının iptalinden bu yana ilk kez hızlı bir şekilde tweet attı. Eski Başkan, sabıka fotoğrafını yayınlayarak, “Seçimlere müdahale. Asla teslim olmayın!” açıklamasında bulundu.

Trump ve 11 sanığın sabıka fotoğrafları çekildi (Reuters)
Trump ve 11 sanığın sabıka fotoğrafları çekildi (Reuters)

Şarku’l Avsat ve eş-Şark gazeteleri arasındaki iş birliğinin meyvesi olan ‘Washington Raporu’, genel olarak Trump’ın ABD siyaset sahnesindeki etkisini, özel olarak ise katılmayı reddettiği ilk Cumhuriyetçilerin başkanlık münazarası üzerindeki etkisini değerlendiriyor.

Kazanan Trump oldu

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un eski iletişim direktörü Brian Darling, Trump’ın münazaraya katılmayarak kazanan olduğunu söyledi. Darling, “Her ne kadar katılmasa da tartışmanın büyük bir kısmı Donald Trump ve gündeme getirdiği konular ve başkanlığı sırasındaki performansı etrafında dönüyordu. Bunlar, onu münazaranın merkezine yerleştirdi” dedi. 

‘The Hill’ gazetesi Editörü Jesse Burns, Darling’in değerlendirmesine destek verirken, Trump’ın dikkat çekmeyi başardığını ve katılmamasına rağmen münazarayı kazandığını belirtti. Burns, “Tabi ki kazanan kesinlikle o. O gecenin başından itibaren en iyi yarışmacıydı ve sonuna kadar da konumunu korudu” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Tom Coburn’un eski iletişim direktörü John Hart ise farklı bir görüşe sahip. Münazara gecesini kazananın ABD seçmeni olduğunu belirten Hart, “Münazara gecesinde tanık olduğumuz şey, Cumhuriyetçi Parti’nin tek kişi tarafından yönetilmeseydi nasıl olacağıydı” dedi.

Anketlerde en yakın rakibi Florida Valisi Ron DeSantis’ın 40 puan üzerinde büyük bir farkla önde olmasına rağmen Hart, ‘şu anki aşamada yarışa bakmak için ulusal anketlere güvenilmemesi’ konusunda uyardı. Hart ayrıca, “Anketlere baktığımızda Trump’ın destekçilerinin ona aşırı güvendiğini görüyoruz. Ancak örneğin Iowa ve New Hampshire’de eyalet anketlerine baktığımızda seçmenlerin yüzde 58 ila yüzde 67’sinin başka bir aday istediğini görüyoruz. Bu sonuçlar Trump’ın destekçileri için endişe kaynağı olmalı” açıklamasında bulundu.

Trump’ı perşembe günü Fulton Hapishanesi’ne götüren aracın etrafını polis motosikletleri sardı (AFP)
Trump’ı perşembe günü Fulton Hapishanesi’ne götüren aracın etrafını polis motosikletleri sardı (AFP)

Ramaswamy, Trump’ın ‘yardımcısı’ mı olacak?

Genç Cumhuriyetçi aday Vivek Ramaswamy, münazara sırasında geniş yer işgal etti ve kışkırtıcı tarzı, diğer adayların ona saldırmasına neden oldu. Ancak Darling, performansını ‘harika’ olarak nitelendirdi. Yarış sırasında Ramaswamy’ın güçlü bir yüz olacağını dile getiren Darling, “Çünkü çok aktif ve pek çok dikkate değer fikri var” dedi.

Öte yandan Burns, 38 yaşındaki Ramaswamy’nin Trump’a yönelik destekleyici ve cesaretlendirici duruşlarıyla, başkan yardımcısı olarak aday gösterilmesinin önünü açabileceği ihtimaline dikkat çekti. Burns, “Elbette onun hedefi budur. Bu aşamada ‘Eski başkana af çıkarıp genel olarak ona destek vermeye devam edebilir misiniz’ sorusu sorulduğunda ilk onay elini kaldıran o oldu. Onun ‘Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap)’ sloganı ile diğer adaylardan, hatta Trump yönetiminden daha fazla çağrı yapan tabana hitap ettiğini gördük. Dolayısıyla şüphesiz Trump tabanının yönelimlerini benimsemeye çalışıyor” dedi.

Perşembe günü Fulton Hapishanesi önünde Trump destekçileri (AFP)
Perşembe günü Fulton Hapishanesi önünde Trump destekçileri (AFP)

Harts ise tartışma sırasında rakiplerinden farklı olarak öne çıkan kişinin ABD’nin eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley olduğuna dikkat çekerken, “Nikki Haley, grubun en iyisi. Çünkü kendisi hakkında çok şey söyleyen bir aday olarak öne çıkıyor. Bahsettiğim konular arasında pek çok muhafazakâr için çok önemli olan mali sorumluluk, harcamalar ve bütçe açığı yer alıyor” dedi.

Cumhuriyetçi Parti’nin geleceği

Hart, çoğu adayın, suçlu bulunması durumunda Trump’ı affedip affetmeyecekleri sorulduğunda ‘evet’ cevabını vermesinin nedeninin, ‘Trump seçmenlerini yabancılaştırma korkuları’ olduğuna dikkat çekti. “Cumhuriyetçi Parti, yönelimini tamamen kaybetmiş, temsil ettiği ilkelerden habersiz. Donald Trump’ın partideki tartışmaya hâkim olmasına izin verdi” diyen Hart, Trump’ın münazaraya katılmayı reddetmesinin ve partinin onu katılmaya ikna edememesinin ‘partiyle ilgili varoluşsal sorulara yol açtığını’ söyleyerek yaklaşımını açıkladı. Hart ayrıca, “Cumhuriyetçi Parti, kuralların ve standartların üstünde olduğuna inanan bir kişinin kendisini kontrol etmesine izin verdi. Yeni bir liderliğe ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

Çarşamba günü televizyonda yayınlanan münazaranın başlangıcında Cumhuriyetçi adaylar (Reuters)
Çarşamba günü televizyonda yayınlanan münazaranın başlangıcında Cumhuriyetçi adaylar (Reuters)

Ancak Darling bu yaklaşımı reddederken, “Cumhuriyetçi Parti’nin onu desteklemeye devam edeceğini düşünüyorum. Cumhuriyetçi seçmenlerin onu desteklediğini gösteren anket verilerini gördük. Hiç şüphe yok ki Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri de onu takip edecek, anket sayılarına bakacaklar. Trump’ı desteklemenin kendi çıkarlarına olduğunu anlayacaklar. Dolayısıyla o, partinin adayı olacak” dedi.

Ukrayna konusunda anlaşmazlık

Münazara, Ukrayna’ya destek hususunda Cumhuriyetçiler arasında giderek büyüyen uçurumu yansıtıyordu. Öyle ki Burns, münazaranın Kongre’deki partiler arasında fon meselesine ilişkin farklılıkları yansıttığını dile getirirken, “Hiç şüphe yok ki Kongre, şu anda Cumhuriyetçiler arasında bile bölünmüş durumda. Senato’da Ukrayna’ya Cumhuriyetçilerden daha fazla destek varken, Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler bu desteğe karşı çıkıyor. Aynı zamanda mevcut önde gelen Cumhuriyetçi aday Trump, Zelenskiy’i ve Biden yönetiminin bu çatışmayı ele alma biçimini oldukça eleştiriyor. Yani bu onlar için zor bir durum. Çünkü bir yandan seçmen tabanlarının ve Cumhuriyetçi Parti’nin yönelimlerini desteklemek zorundalar, diğer yandan da Cumhuriyetçi Parti’nin yönelimlerini desteklemek zorundalar. Ama aynı zamanda Ukrayna’yı desteklemeye devam etmezlerse Rusya’nın kazanacağını biliyorlar” ifadelerini kullandı.

Aday Vivek Ramaswamy, çarşamba günü televizyonda yayınlanan tartışma sırasında aday Nikki Haley’in yanında zafer işareti yapıyor (AFP)
Aday Vivek Ramaswamy, çarşamba günü televizyonda yayınlanan tartışma sırasında aday Nikki Haley’in yanında zafer işareti yapıyor (AFP)

Öte yandan Darling, Ukrayna’ya verilen desteğin azaldığını söylerken, “ABD halkının başlangıçta bu savaşların çok popüler olduğu Irak ve Afganistan’da yaşananlara baktığını düşünüyorum. Ancak ABD, bu savaşlara ne kadar çok karışırsa, popülerliği de o kadar azalıyor. Aynı şeyi Ukrayna’da da görüyoruz. Bu savaş ne kadar uzun sürerse, ABD de o kadar işin içine girecek. Bu da daha fazla yardım ve askeri teçhizat anlamına geliyor. Hatta ABD’liler, uçak gönderme ihtimali bile olsa, çok fazla şey yaptığımızdan giderek daha fazla endişe duyuyorlar. ‘Önce Amerika’ hareketi içinde ve genel olarak Amerikalılar arasında büyük bir eğilim var. Sadece Cumhuriyetçiler değil, bağımsızlar ve Demokratlar da, yurt içinde harcamaların güçlendirildiği ve yurt dışında eskisi kadar harcama yapılmadığı, daha ölçülü bir dış politika görmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.