Mekke Ortak Savunma Anlaşması, stratejik, siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulmasına doğru ilerliyor

MSB: Mekanizmanın oluşturulması ve gerekli düzenlemelerin yapılmasının ardından başka ülkeler de anlaşmaya katılabilir

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, stratejik, siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulmasına doğru ilerliyor
TT

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, stratejik, siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulmasına doğru ilerliyor

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, stratejik, siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulmasına doğru ilerliyor

Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın birkaç gün önce imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçirmek amacıyla stratejik, siyasi ve askeri mekanizmalar kurmaya yöneldiğini bildirdi. Bu adımın, üç ülke arasındaki savunma iş birliğini sürdürülebilir kurumsal bir çerçeveye taşıması hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre MSB bugün yaptığı açıklamada, üç ülke arasındaki ‘savunma paktının’ sürdürülebilir bir kurumsal yapı oluşturmayı amaçladığını belirtti. Açıklamada, anlaşma kapsamındaki iş birliğinin ortak askeri tatbikatlar düzenlenmesini, savunma sanayisinde iş birliğinin güçlendirilmesini, teknoloji transferini ve bu sektörde ortak üretime geçilmesini kapsayacağı ifade edildi.

MSB ayrıca üç ülkenin anlaşmayı faaliyete geçirmek için gerekli mekanizma ve düzenlemeleri oluşturmak üzere çalışacağını kaydederken, söz konusu düzenlemelerin tamamlanmasının ardından diğer ülkelerin de bu yapıya katılabileceğini bildirdi.

dhy
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif arasında yapılan görüşme (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk makamlarından yapılan açıklamalar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın siyasi taahhüt düzeyinden askeri, sınai ve teknik iş birliğini de kapsayan somut savunma koordinasyon yapıları ile mekanizmalarının kurulması aşamasına geçmesine zemin hazırlarken, anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına açık tutulduğuna işaret ediyor.

Caydırıcılık ve koordinasyon anlaşması

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif’in katıldığı zirve kapsamında 7 Ağustos’ta Mekke’de Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı.

Ortak caydırıcılığın artırılmasını ve üç ülke arasında savunma alanında koordinasyon ile entegrasyonun sağlanmasını esas alan anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını öngörerek güvenliklerini tehdit eden unsurlara karşı ortak savunma ilkesini güçlendiriyor.

Mekke Ortak Savunma Zirvesi çatısı altında imzalanan anlaşma; üç ülkenin güvenliğini pekiştirmeyi, bölgesel ve uluslararası güvenlik, barış ile istikrara katkıda bulunmayı hedefliyor.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından açıklama yapan Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bu adımın uzun vadeli bir savunma ortaklığının çerçevesini sağlamlaştırdığını, caydırıcılığı, koordinasyonu ve entegrasyonu artırarak bölge ve dünya güvenliği ile istikrarına katkı sunduğunu vurguladı.

Savunma ortaklığı

Üç taraf da anlaşmanın duyurulmasından bu yana kapalı bir ittifak kurmayı hedeflemediklerine dair sinyaller verdi. Nitekim Erdoğan, anlaşmanın ‘bölgede barış, refah ve istikrarı sağlamayı amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık’ olduğunu ifade etti.

Türkiye’den yapılan yeni açıklamalar, anlaşmanın genişlemesine yönelik muhtemel yollardan birini netleştiriyor. Diğer ülkelerin katılımının anlaşmayı faaliyete geçirmek için gerekli kurumsal mekanizmaların ve düzenlemelerin tamamlanmasına bağlanması, genişlemenin öncelikle ittifakın örgütsel çerçevesinin kurulmasıyla ilişkili olacağına işaret ediyor.

dfgrthyju
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz cuma günü Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalarken (SPA)

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Suudi bir yetkili, bu adımın bir ‘askeri eksen’, mezhepsel veya dini bir blok oluşturma eğilimi taşımadığını; ayrıca nükleer çabalarla ya da bir silahlanma yarışıyla bağlantılı olmadığını, aksine sürdürülebilir öz kapasite inşa etmeyi amaçladığını vurguladı.

Yetkili ayrıca, anlaşmanın Suudi Arabistan’ın Körfez ülkeleri, Arap ülkeleri ve uluslararası ortaklarıyla olan stratejik ilişkilerinin aleyhine olmadığını, bölgedeki herhangi bir ülkenin güvenliğini hedef almadığını veya iki ülke arasında gerilimi tırmandıran bir nitelik taşımadığını altını çizerek belirtti.

Ortak savunma tatbikatları ve üretim

MSB’nin açıklamaları, anlaşmanın özellikle ortak askeri tatbikatlar ve savunma üretimi gibi pratik boyutuna odaklanması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan kuvvetleri arasında ortak tatbikatların düzenlenmesi; koordinasyon düzeyini, operasyonel uyumu ve deneyim paylaşımını artıracak. Savunma sanayisindeki iş birliği ise yerli kabiliyetlerin geliştirilmesi, teknoloji transferi ve ortak üretim için daha geniş bir alan açacak.

Bu durum, geleneksel askeri iş birliğinin ötesine geçerek ortak bir savunma ve sanayi tabanı oluşturma yönelimini yansıtıyor. Söz konusu yapı, üç ülkenin öz kapasitelerini güçlendirme hedeflerini destekleyecek şekilde savunma teknolojileri ile sistemlerinin geliştirilmesini ve tecrübe aktarımını kapsayabilir.

Atılan bu adımlar, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisi ve hizmetlerini yerlileştirme yönündeki artan eğilimiyle eş zamanlı gerçekleşiyor. Türkiye ve Pakistan ise insansız hava araçları, kara, hava ve deniz sistemleri ile askeri teknolojiler dahil olmak üzere çeşitli alanlarda gelişen savunma sanayilerine ve deneyime sahip bulunuyor.

3 bölgesel güç

Mekke Ortak Savunma Anlaşması; Körfez ve Ortadoğu’dan Anadolu ile Güney Asya’ya uzanan bitişik coğrafi bölgelerde siyasi, askeri ve ekonomik ağırlığa sahip üç ülkeyi bir araya getiriyor.

Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan ortaklığı; her üç ülkenin bölge güvenliği, sınır ötesi tehditlerle mücadele ve savunma kabiliyetlerini geliştirme konularındaki ortak çıkarları doğrultusunda, anlaşmaya ikili ilişkileri aşan bölgesel bir boyut kazandırıyor.

dfgthy
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanması sırasında (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye’nin stratejik, siyasi ve askeri mekanizmalar kurulması yönünde çalışıldığını açıklamasıyla birlikte anlaşma kurumsallaşma olarak adlandırılan yeni bir aşamaya geçiyor. Bu mekanizmaların biçimi, yetkileri ve diğer ülkelerin katılımının niteliği ise önümüzdeki süreçte Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın daha geniş kapsamlı bölgesel bir savunma sistemine dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.



Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)

Suudi hava savunma kuvvetleri, başta seyir füzeleri olmak üzere çeşitli hava saldırılarını hedef alınan birçok bölgede başarıyla önledi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın yüksek muharebe hazırlığını ve ülkenin güvenliğini koruma konusundaki üstün kapasitesini ortaya koyarken sivil hedefleri ve kritik altyapıyı sınır ötesinden gelen tehditlere karşı koruyan kapsamlı bir güvenlik sistemi oluşturduğunu gösterdi.

Son dönemde çok sayıda seyir füzesi havada imha edildi. Bunların sonuncusu perşembe günü Medine semalarında engellenirken, bir başka füze El-Harç vilayeti üzerinde etkisiz hale getirildi. Ayrıca başkent Riyad’ı hedef alan 5 füze de önlendi. Bunlardan biri Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldı.

Yerleşim bölgeleri üzerinde gerçekleştirilen başarılı önleme operasyonları sırasında füze parçaları ve enkazın düşmesi sonucu yaklaşık 15 evde sınırlı maddi hasar meydana geldi ve bazı siviller hafif şekilde yaralandı. Ancak hava savunma sistemlerinin yüksek muharebe hazırlığı sayesinde bu tehditler hedefledikleri yıkımı gerçekleştiremedi.

Gelişmiş kapasite ve entegre savunma

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzeleri ve alçak irtifadan gelen hava tehditlerinin oluşturduğu zorluklarla yüksek etkinlikle mücadele ediyor. Bu kapasite, bölgenin en güçlü ve en modern hava savunma ağlarından biri olarak nitelendirilen entegre ve birbirine bağlı bir savunma ağına dayanıyor.

rtnyj6
Riyad’da iki seyir füzesinin önlenmesi sonucu şarapnel parçaları düştü (SPA)

Suudi Arabistan, söz konusu tehditlere karşı koymak için yıllar içinde geliştirdiği çok katmanlı kapasitelere sahip. Sistem, gizli tehditleri tespit eden erken uyarı ve gözetleme katmanlarından başlayarak seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını yüksek hassasiyetle takip ve önleme kabiliyetine sahip gelişmiş önleme sistemlerine, oradan da kritik tesisleri, havalimanlarını ve kent merkezlerini olası sızmalara karşı koruyan kısa ve orta menzilli hava savunma sistemlerine uzanıyor.

Tehdidin niteliği ve teknik takipteki zorluklar

Seyir füzesi, yapısal açıdan küçük savaş uçaklarını andıran, tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracı olarak tanımlanıyor. Jet motoruyla, yani turbofan veya turbojet motorla çalışan bu füzeler uzun mesafeler kat edebiliyor ve binlerce kilometre uçabiliyor.

Seyir füzeleri, küçük radar izleri ve çok alçak irtifalarda uçabilmeleri nedeniyle hava savunma ağları açısından karmaşık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu özellikleri, füzelerin geleneksel radar ufkunun altında kalmasına ve uçuş güzergâhlarının son aşamalarına kadar tespit edilememesine yol açabiliyor.

Askeri analist ve uzman Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, seyir füzesinin atmosfer içinde uçan, jet motoru ve kanatları bulunan güdümlü bir füze olduğunu belirterek bunun tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracına benzediğini söyledi. Eş-Şehri, füzenin radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde çok alçak irtifada uçtuğunu ifade etti.

Eş-Şehri, “Seyir füzesinin güçlü yönleri arasında yüksek isabet hassasiyeti, savunma sistemlerinin etrafından dolaşacak bir güzergâh programlama kabiliyeti ve küçük radar izi bulunuyor” dedi. Uzman, farklı ülkelerin çeşitli seyir füzesi aileleri ürettiğini belirterek bunların başında ABD, Çin, Fransa ve İngiltere’nin geldiğini kaydetti.

Seyir füzelerine karşı koyabilen başlıca hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde eş-Şehri, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bulunan Patriot sistemine işaret etti. Patriot’un uçakları, alçaktan uçan seyir füzelerini ve taktik balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmış mobil bir sistem olduğunu belirten eş-Şehri, bunun yanı sıra başka hava savunma sistemlerinin de bulunduğunu söyledi.

ghyju
Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik terör saldırısında kullandığı seyir füzesine ait parçalar (Şarku’l Avsat)

Eş-Şehri, “Sistemden daha önemli olan, havadan taşınan erken uyarı uçaklarıdır. Bunlar da Suudi Arabistan’da bulunuyor. Ayrıca alçak irtifada, karadaki radarların radar ufkunun altında uçan seyir füzeleriyle mücadele eden savaş uçakları var. Böyle bir füzenin erken tespit edilmesi için hava radarı gerekiyor” diye konuştu.

Tuğgeneral eş-Şehri, Suudi hava savunmasının bu tür füzelere karşı yüksek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın farklı tehdit türleriyle mücadele edebilen çok katmanlı bir hava savunma sistemine sahip olduğunu belirten eş-Şehri, savaş uçakları ve erken uyarı uçaklarının yanı sıra Suudi hava savunmasının zaman içinde kazandığı muharebe tecrübesinin de önemli rol oynadığını söyledi.

Eş-Şehri, söz konusu tecrübelerin büyük bölümünün Husiler, İran ve Irak’tan gelen tehditlerin önlenmesinde başarıyla kullanıldığını belirtti.

Husilerin yerli üretim iddiası

Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, sahadaki verilerin ve göstergelerin Husilerin bu silahları Yemen’de ürettiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu savundu.

Eş-Şehri, Birleşmiş Milletler uzmanlar ekibinin 2020’den bu yana sunduğu kanıtların, “Kudüs-1” füzesinin bazı parçalarının lisanssız bir Çek yapımı küçük jet motorunun kopyasına dayandığını gösterdiğini belirtti. Füzenin gelişiminde gelişmiş Çin teknolojilerinin kullanıldığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu aktaran eş-Şehri, “Kudüs-1”in şekil ve tasarım bakımından tamamen aynı olması nedeniyle Husilerin İran yapımı “Paveh” füzesine verdiği isimden ibaret olduğuna ilişkin değerlendirmelere dikkat çekti.

Eş-Şehri, bu füzelerin yüksek üretim kalitesinin tamamının Yemen dışında üretildiklerine işaret ettiğini söyledi. Motorlar ve güdüm sistemleri gibi kritik tasarım ve bileşenlerin başta İran, Çin ve Rusya olmak üzere farklı kaynaklara dayandığını belirtti.

Askeri uzman, Husilerin bu derece karmaşık üretim kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu savunarak fiili işletme ve fırlatma süreçlerinin İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı mensupları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eş-Şehri, daha önce İran ve Lübnan’ın güneyinde yoğun eğitimlerden geçirilen bazı Husi unsurların da bu süreçlerde kullanıldığını belirtti.

Silahların Yemen’e ulaştırılması

Bu silahların Yemen’e nasıl ulaştığı konusunda ise Tuğgeneral eş-Şehri, sürecin organize kaçakçılık ve finansman ağlarına dayandığını söyledi.

Eş-Şehri, füzelerin yurt dışında üretildikten sonra parça ve bileşenler halinde Yemen’e sevk edildiğini, ardından gizli atölye ve özel bölgelerde bir araya getirildiğini belirtti. Bu yöntemin bazı Husi unsurlarına montaj ve birleştirme teknikleri konusunda pratik deneyim kazandırdığını, ancak bu kişilerin kapasitesinin fırlatma operasyonlarına kıyasla sınırlı kaldığını ifade etti.

Askeri analist, açıklamalarının sonunda Husilerin son dönemde ağır insan ve teknik kayıplara uğradığını söyledi. Bu kayıplar arasında söz konusu sistemleri yöneten bazı İranlı uzmanların öldürülmesinin de bulunduğunu belirten eş-Şehri, bunun Husilerin sahadaki kapasitesine doğrudan yansıdığını kaydetti.

Eş-Şehri, yalnızca geçen hafta içerisinde 4’ten fazla füzenin başarısız şekilde fırlatıldığını ve rotasından saparak Yemen toprakları içine düştüğünü belirtti.


Suudi Arabistan’ın önlediği balistik füzenin parçaları Riyad’da bir kişiyi yaraladı

Suudi hava savunmasının önlediği balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)
Suudi hava savunmasının önlediği balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)
TT

Suudi Arabistan’ın önlediği balistik füzenin parçaları Riyad’da bir kişiyi yaraladı

Suudi hava savunmasının önlediği balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)
Suudi hava savunmasının önlediği balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Husiler tarafından fırlatılan ve Suudi hava savunma sistemlerince önlenerek imha edilen balistik füzenin parçalarının Riyad’da bir konuta ve araca düşmesi sonucu Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını ve sınırlı maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü, yaptığı açıklamada uzman ekiplerin olay yerine müdahale ettiğini ve bu tür durumlarda uygulanan prosedürleri yerine getirdiğini belirtti.

dfvgthyju
Suudi hava savunma sistemlerince önlenen balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen koalisyon, çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada, Husiler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini duyurmuştu.

Bunun öncesinde Sivil Savunma Müdürlüğü, Riyad ve Harc vilayeti sakinlerini olası bir tehlikeye karşı uyarmak amacıyla Ulusal Acil Durum Erken Uyarı Platformu üzerinden alarm vermişti. Tehlikenin ortadan kalktığının duyurulmasının ardından halka güvenlik talimatlarına uymayı sürdürmeleri çağrısında bulunulmuştu.

cdf
Suudi hava savunma sistemlerinin önlediği balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)

Olay, Suudi Arabistan’ın çeşitli bölgelerinin balistik ve seyir füzeleri ile insansız hava araçlarıyla hedef alındığı saldırıların tırmandığı bir dönemde yaşandı. Sivil Savunma Müdürlüğü, salı günü Riyad’da iki seyir füzesinin önlenmesi sırasında düşen parçalar nedeniyle 4 kişinin yaralandığını ve 15 konutta sınırlı maddi hasar meydana geldiğini açıklamıştı.

Erken uyarı mesajlarında halka en yakın güvenli alana geçerek tehlikenin ortadan kalktığı duyurulana kadar burada kalmaları, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durmaları ve resmî kanallardan yayımlanan talimatları takip etmeleri tavsiye ediliyor.

dfgthy
Suudi hava savunma sistemlerince önlenen balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu Riyad’da bir konutta meydana gelen hasar (SPA)

 


Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad’da Irak Başbakanı’nı kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad’da Irak Başbakanı’nı kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkeye ziyaret gerçekleştirmek üzere başkent Riyad’a gelen Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti.

Görüşmede bölgesel gelişmeler ve bölgenin güvenlik ve istikrarını güçlendirmek amacıyla bu konularda yürütülecek çalışmaların koordinasyonu ele alındı. Ayrıca Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilmesi ve özellikle bölgesel güvenlik tehditleriyle mücadele kapsamında iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun güçlendirilmesi yolları değerlendirildi.

Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamada, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin bugün Irak topraklarının Suudi Arabistan’ın ve bölge ülkelerinin güvenliğini hedef alan saldırılar veya eylemler için kullanılmasına izin verilmeyeceği yönündeki Irak’ın değişmez tutumunu yinelediği belirtildi. Ez-Zeydi ayrıca, iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalınması, Irak’ın ve dost ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi konusundaki kararlılığı vurguladı.

(foto altı) Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (SPA)

Ez-Zeydi, Suudi Arabistan’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın hedef alınmasını ve çatışmalar sırasında sivillere ve sivil tesislere zarar veren tüm eylemleri kınadıklarını belirtti. Bu tür saldırıların bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini ifade etti.

Irak Başbakanı, daha önce resmi bir heyetle birlikte Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a gelmişti.