Putin'in Prigojin’in yerine seçtiği isim: Andrey Troşev

Troşev; Afganistan, Kuzey Kafkasya ve Suriye’de görev yaptı.

Sedoi (gri saçlı) lakaplı Andrey Troşev (Reuters)
Sedoi (gri saçlı) lakaplı Andrey Troşev (Reuters)
TT

Putin'in Prigojin’in yerine seçtiği isim: Andrey Troşev

Sedoi (gri saçlı) lakaplı Andrey Troşev (Reuters)
Sedoi (gri saçlı) lakaplı Andrey Troşev (Reuters)

Wagner’in kurucularından Yevgeni Prigojin paralı askerler, madencilik şirketleri, siyasi danışmanlar ve dezenformasyon yapanlardan oluşan geniş ve karmaşık bir ağla kendisinin yerine kimsenin geçemeyeceği bir lider olarak görülüyordu. Afrika ülkelerinin hükümetleriyle ilişkiler kurarak, Wagner'in kıtada çoğunlukla silah kullanarak Moskova'nın çıkarlarına hizmet etmesini sağladı. Fakat bundan iki ay önce kendisine yakınlığıyla bilinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e karşı isyan girişiminde bulunması, Putin’i Prigojin’in yerine gelecek kişiyi aramaya itti. Prigojin’in ölümünün ardından Putin onun yerine Sedoi (gri saçlı) lakaplı Andrey Troşev’i seçti. Putin, bir zamanlar Troşev’i Wagner’in gerçek komutanı olarak tanımladı.

Rus kaynaklara göre Troşev, 5 Nisan 1962 tarihinde Sovyetler Birliği döneminde adı St. Petersburg olarak değiştirilen Leningrad'da doğdu. Batı ülkeleri tarafından kendisine uygulanan yaptırımlarla ilgili belgelerde doğum tarihi 5 Nisan 1953 olarak gösteriliyor, ancak bunun nedeni bilinmiyor. Sovyetler Birliği adına Afganistan'da savaştı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ise Rus ordusunda Kuzey Kafkasya'da görev yaptı. Daha sonra İçişleri Bakanlığı'na bağlı Özel Hızlı Müdahale Birimi'nin (SOBR) komutanlığı görevini üstlendi. Troşev’e Afganistan'daki üstün hizmetleri nedeniyle iki kez Kızıl Yıldız Nişanı verildi. Bunun yanında 2016 yılında Suriye'nin Palmira (Tedmur) kentinde DEAŞ’a karşı gerçekleştirilen askeri operasyonlar sırasında elde ettiği başarılar neticesinde Rusya’da verilen en üst düzey madalya olan ‘Rusya’nın Kahramanı’ madalyasına layık görüldü.

Öte yandan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Prigojin’in uçak kazasından bir gün önce Wagner üyelerinin sadece Moskova'nın kontrolü altında ülkede kalacağının garantisini vermek üzere Libya'yı ziyaret etmişti. Libyalı bir yetkilinin aktardığına göre Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, geçtiğimiz salı günü Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter ile Bingazi kentinde bir araya geldi. Libyalı yetkili, Yevkurov’un Hafter ile yaptığı görüşmede, Wagner’in yeni bir komutanın komutası altında olacağını söylediğini belirtti.



İran, Husilere desteği kesmeyi planlıyor: Sayılı günleri kaldı

ABD ordusunun geçen ayki bombardımanlarında Yemen'in başkent Sana'da bazı yerlerde yangın çıkmıştı (Reuters)
ABD ordusunun geçen ayki bombardımanlarında Yemen'in başkent Sana'da bazı yerlerde yangın çıkmıştı (Reuters)
TT

İran, Husilere desteği kesmeyi planlıyor: Sayılı günleri kaldı

ABD ordusunun geçen ayki bombardımanlarında Yemen'in başkent Sana'da bazı yerlerde yangın çıkmıştı (Reuters)
ABD ordusunun geçen ayki bombardımanlarında Yemen'in başkent Sana'da bazı yerlerde yangın çıkmıştı (Reuters)

ABD’nin baskılarının ardından İran’ın, Yemen’deki Husilere desteği kesmeyi planladığı aktarılıyor. 

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Telegraph’a konuşan İranlı bir yetkili, askeri personele Yemen’den çekilme talimatı verildiğini söylüyor. Kaynak, ABD’nin saldırıları sırasında İranlı bir askerin öldürülmesinin gerginliği tırmandıracağından endişelenildiğini belirtiyor. 

Ayrıca Tahran yönetiminin, ABD Başkanı Donald Trump’ın yürüttüğü siyaset nedeniyle başta Husiler olmak üzere bölgedeki çeşitli kuvvetlere desteği büyük ölçüde azaltmayı planladığı ifade ediliyor. Yetkili, İran’ın doğrudan Trump yönetiminden gelebilecek tehditlere odaklandığını söylüyor: 

Her toplantıda Trump’la ilgili tartışma yapılıyor. Desteklediğimiz bölgesel grupların hiçbiri tartışılmıyor.

İranlı yetkili, Ortadoğu’daki son gelişmelere de dikkat çekerek Husilerin “son günlerini yaşadığını” savunuyor: 

Burada, Husilerin hayatta kalamayacağı ve son aylarını hatta günlerini yaşadıkları yönünde bir görüş hakim. Dolayısıyla onları listemizde tutmanın bir anlamı yok. Onlar Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah ve eski Suriye lideri Beşar Esad’a dayanan bir zincirin parçasıydı. Gelecek için bu zincirin sadece bir parçasını tutmak mantıklı değil.

Telegraph’ın haberinde, Tahran yönetiminin Esad rejiminin devrilmesini ya da Hizbullah’ın İsrail karşısında verdiği kayıpları önleyemediği hatırlatılarak, Husilerin oluşan güç boşluğundan faydalanmak istediği yazılıyor. ABD’nin de bunu önlemek ve İran üzerindeki baskıyı artırmak için devreye girdiği belirtiliyor.

CNN’in salı günkü haberinde, ABD’nin İran ve Husilere gözdağı vermek amacıyla B2 gizli bombardıman uçaklarını Hint Okyanusu’na konuşlandırdığı da bildirilmişti. 

Eski ABD Başkanı Joe Biden, 2021’de Husileri terör örgütü listesinden çıkarmıştı. Ancak Trump göreve gelir gelmez milisleri tekrar listeye aldı. 

Trump, geçen ay Husilere yönelik saldırı düzenlenmesi talimatını vermiş, bombardımanlarda en az 61 kişinin öldüğü, 140’tan fazla kişinin de yaralandığı kaydedilmişti. Husiler, Gazze savaşında Hamas’a desteklerini açıklayarak, bölgedeki denizcilik faaliyetlerini sekteye uğratan saldırılar düzenlemişti. 

Trump, 5 Mart’ta İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e bir mektup gönderdiğini ve nükleer programla ilgili anlaşma yapmak istediğini söylemişti. Cumhuriyetçi lider, "Onlara, 'Umarım müzakere edersiniz çünkü ülkenize ordumuzu sokmamız gerekirse bu korkunç bir şey olur' ifadelerini kullandığım bir mektup yazdım" demişti. 

Hamaney ise Trump’ın müzakere çağrısını ve tehditlerini reddettiklerini duyurmuştu. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da Trump’a sert çıkışarak, "Tehdit ettiğin için seninle müzakere yapmayacağım. Ne halt yersen ye" demişti. 

Independent Türkçe, Telegraph, Times of Israel