Çip Savaşı kitabının yazarı Miller: 'Tayvan teknoloji tedarik zincirinde dünyanın en önemli ülkesi'

AA
AA
TT

Çip Savaşı kitabının yazarı Miller: 'Tayvan teknoloji tedarik zincirinde dünyanın en önemli ülkesi'

AA
AA

Chip War (Çip Savaşı) kitabı yazarı Chris Miller, Tayvan'ın çip üretiminin yüzde 92'sini yaptığını belirterek, "Bu da Tayvan'ı teknoloji tedarik zinciri için dünyanın en önemli ülkesi haline getiriyor." dedi.

Berlin’de her yıl düzenlenen Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği fuarı IFA 2023, çeşitli teknoloji konularının tartışıldığı programlar ile devam ediyor.

Fuarda "Teknolojik Silahlanma Yarışı ve Küresel Çip Üstünlüğü Mücadelesi" adlı programda konuşan Chip War (Çip Savaşı) kitabı yazarı Chris Miller, çiplerin ilk olarak 1950'li yıllarda savunma sanayisinde kullanılmaya başlandığını söyledi.

Çiplerin askeri teknolojilerde büyük bir dönüşüme neden olduğunun altını çizen Miller, akıllı füzelerden uydulara kadar pek çok teknolojinin çipler sayesinde mümkün olduğunu söyledi.

"Ordular yapay zekayı her silaha yerleştirmek istiyor"

Miller, Uzak Doğu'da Çin, Japonya ve Tayvan gibi ülkelerin yeni dönem savaş tarzına uyum sağlamak için savunma harcamalarını artırdığına dikkati çekerek, "Çipler ordular için bugüne kadar olduğundan daha önemli hale geldi. ABD önümüzdeki yıllarda savaş sahasında daha fazla veri, iletişim araçları ve sensörlerin kullanılacağını öngörüyor. Bu yüzden çip ve veri merkezleri yatırımları giderek artıyor. Ordular yapay zekayı hemen hemen her silahına ve aracına yerleştirmek için hamleler yapıyor." dedi.

Çiplerin öneminin artması ile birlikte politika malzemesi haline geldiğini söyleyen Miller, ülkeler arasındaki çip rekabetinin bütün dünyadaki elektronik cihazları etkilediğini söyledi.

Miller, son 10 yılda yapay zekada en büyük gelişmenin algoritmalar veya veri setleri değil çipler olduğunun altını çizerek, "Çipler her 2 yılda bir 2 kat daha iyi performans sergiler hale geliyor. Yapay zeka 10 yıl öncesine göre 16 kat daha güçlü işleme gücüne sahip durumda.

Bu tarz bir gelişme diğer alanlarda yok. Bilgisayar mühendislerinin 16 kat daha zeki hale geldiğinden bahsedemeyiz mesela. Yapay zekanın gelişimini çip sektöründeki hızlı ilerleme sağladı." yorumunu yaptı.

Yapay zeka gelişiminde kullanılan çiplerde Amerika, Japonya, Kore, Tayvan ve Hollanda'nın hakimiyeti bulunduğunu vurgulayan Miller, bu ülkelerin katkısı olmadan hiç bir ülkenin çip geliştiremeyeceğini söyledi.

"Çip üreten makineler insanlık tarihinin en kompleks makineleri"

Miller, çip yapmak için üretilen makinelerin insanlık tarihi boyunca üretilen en kompleks makineler olduğunun altını çizerek, "Çip üretimine geldiğimiz zaman bir ülkedeki bir şirketin büyük bir üstünlük sağladığını görüyoruz.

Sadece Tayvan, çiplerinin yüzde 92’sini üretiyor. Bu çipler arabalardan telefonlara kadar günlük hayattaki bütün cihazlarda kullanıyor. Bu da Tayvan'ı teknoloji tedarik zinciri için dünyanın en önemli ülkesi haline getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Devlerin çip kavgası

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, geçen yıl 27-28 Temmuz'da ABD Kongresi'nden geçen "Çip ve Bilim Yasası" ile ABD, çip üretiminde yerlilik vurgusunu artırmıştı. ABD Başkanı Joe Biden, yarı iletken sektörünü desteklemek için 52 milyar dolarlık doğrudan finansman sağlanacağını duyurmuştu.

ABD ayrıca, 2022 yılında Çin'in askeri gücü için ihtiyaç duyulan kritik teknolojilere erişimini engellemek amacıyla gelişmiş çiplerin ülkeye ihracatına yönelik yeni kısıtlamalar getirmişti.

Tüm bu gelişmelerin ardından Çin ise Ağustos 2023'te çip üretimini etkileyecek bir karar alarak çip üretiminde önemli ham maddeler olan galyum ve germanyuma ihracat kısıtlaması getirmişti.



Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.


"Demir Kubbe" olarak bilinen İsrail üssünde görevli bir subay, İran adına casusluk yapmakla suçlanıyor

İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
TT

"Demir Kubbe" olarak bilinen İsrail üssünde görevli bir subay, İran adına casusluk yapmakla suçlanıyor

İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker

İsrail polisi ve Şin Bet'ten (Şabak) teşkilatı bugün, “Demir Kubbe” sisteminde görev yapan bir yedek subay hakkında, para karşılığında İranlı taraflara hassas “güvenlik” bilgileri sızdırmak ve casusluk yapmak suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu.

İki kurumun ortak açıklamasına göre "Polisin Ağır ve Uluslararası Suçlar Soruşturma Birimi (Lahav 433) ile ve Genel Güvenlik Teşkilatı'nın ortak operasyonu kapsamında, Kudüs'te ikamet eden ve Demir Kubbe sisteminde yedek subay olarak görev yapan 26 yaşındaki Roz Cohen, İran istihbarat unsurlarıyla iletişim kurarak bu unsurların talimatıyla güvenlik görevlerini yerine getirdiği şüphesiyle yakalandı»

Açıklamada, “Lahav 433 birimi ve Şin Bet tarafından yürütülen soruşturma, söz konusu vatandaşın birkaç aydır İranlı istihbarat görevlileriyle temas halinde olduğunu ve onların talimatıyla, görevlerini yerine getirirken edindiği hassas güvenlik bilgilerini aktarmak da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik görevlerini yerine getirmesinin istendiğini ortaya çıkardı” denildi.

Ayrıca, “Soruşturma sırasında, vatandaşın bu temasların İranlı unsurlar tarafından yapıldığının farkında olduğu ve bunun karşılığında maddi bir bedel aldığı ortaya çıktı” denildi.

Açıklamada, düşman ülkelerden gelen istihbarat ve terörist unsurlar da dahil olmak üzere birçok unsurun, mevcut savaş ortamında bile İsraillileri askere alıp onları İsrail içinde güvenlik, casusluk ve terör görevlerinde kullanma çabalarını sürdürdüğü belirtildi. Bu unsurlar ayrıca sosyal medya platformları aracılığıyla da İsraillileri askere almaya çalışıyor.

  İsrail ordusuna ait iki asker insansız hava aracı kullanıyor.İsrail ordusuna ait iki asker insansız hava aracı kullanıyor.

İsrail basını, güvenlik kaynaklarına dayanarak, 7 Ekim 2023'te Gazze'de savaşın başlamasından bu yana İran lehine 37 casusluk vakasının ortaya çıkarıldığını bildirdi. Bu vakalara 100'den fazla kişi karışmış olup, bunların ezici çoğunluğu Yahudilerden oluşuyor; aralarında 5 adet dindar Yahudi (Haredi) hücresi de bulunuyor.

Davalar arasında askeri üslerin ve yetkililerin evlerinin fotoğraflanması, sloganların yazılması ve hassas bilgilerin aktarılması yer alıyor. Başsavcılık, casusluk davalarının sayısının fazlalığının İsrail makamlarının caydırıcılığının yetersizliğine işaret ettiğini belirtti ve caydırıcılık için sadece davaların ortaya çıkarılması ve suçluların yargılanmasıyla yetinilmemesi, daha ağır cezaların uygulanması gerektiğini savundu.

İran’ın İsrail’deki casusluk faaliyetleri, İsrail’in Tahran’da yaptığı gibi Tel Aviv’de suikasta kurban giden liderler hakkında değerli bilgiler sağlama düzeyine ulaşmasa da çok sayıdaki hücre ve bunlara karışan kişiler İsrail istihbaratını endişelendiriyor; bu nedenle istihbarat, bu dosyalara büyük çaba sarf ediyor ve geniş çaplı bir değerlendirme yürütüyor.


İran’ın savaş stratejilerini belirleyen yeni isim Muhammed Bakır Kalibaf mı?

Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
TT

İran’ın savaş stratejilerini belirleyen yeni isim Muhammed Bakır Kalibaf mı?

Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)

Tahran yönetimindeki üst düzey yetkililerin öldürülmesinin ardından ABD ve İsrail saldırılarına karşı politikaların belirlenmesinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ön plana çıkıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak operasyonda öldürülen Ali Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney halk önüne çıkmazken, 16 Mart'ta İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin de öldürülmesiyle Kalibaf, karar alma çevrelerinde giderek daha fazla nüfuz kazanıyor.  

64 yaşındaki asker kökenli siyasetçi, Hamaney ve Laricani gibi önemli isimlerin öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada "İran uyuyordu, siz onu uyandırdınız. Bir fırtına kopacak" sözleriyle dikkat çekmişti.

İsrail ordusunun, İran'ın güneyindeki Pars doğalgaz sahasına bağlı rafinelere 18 Mart'ta saldırı düzenlemesi savaşta gerginliği daha da tırmandırmıştı.

Tahran yönetiminden saldırılara tepki gösteren isim yine Kalibaf olmuş, "Düşman enerji alanlarına saldırmaya başladı ve bu altyapı savaşı manasına geliyor" demişti.

AFP'nin irtibata geçtiği İsviçre'deki Cenevre Yüksek Lisans Enstitüsü'nden araştırmacı Farzan Sabet, Laricani'nin öldürülmesinin ardından savaş stratejilerinin Kalibaf tarafından yönetildiğini söylüyor:

Kalibaf, Meclis Başkanı ve eski bir Devrim Muhafızları komutanı. Ayrıca İran'daki farklı gruplar ve kurumlarla güçlü bağları var, bu da onu görev için uygun kılıyor.

"İran'ın şu anda en güçlü adamı muhtemelen Kalibaf" yorumunu yapan Yale Üniversitesi'nden Arash Azizi, siyasetçinin Mücteba Hamaney'in müttefiki olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor:

Kendisi rejimin askeri, güvenlik ve siyasi işlevleri arasında köprü kuran nadir bir figür.

Reuters'ın analizinde de Kalibaf'ın Hamaney'in himayesindeki bir isim olduğu ve onun yerine geçen Mücteba'nın yakın danışmanı olarak görüldüğü belirtiliyor.

1980-1988'deki İran-Irak savaşında cephede çatışan Kalibaf, askeri hiyerarşide hızla yükselerek Devrim Muhafızları'nın hava kuvvetleri birimini yönetti.

İran'daki reformist kanada karşıt tavrıyla tanınan Kalibaf, 1999'daki öğrenci ayaklanmaları sırasında Tahran emniyet teşkilatının başına geçerek eylemcilere sert önlemler uyguladı.

2005, 2013 ve 2024'teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olsa da yarışı kazanamadı. 2005'te dönemin Tahran Belediye Başkanı Mahmud Ahmedinejad karşısında yenildi.   

Kalibaf, Ahmedinejad'ın yerine 2005'te Tahran Belediye Başkanı seçilerek 12 yıl bu görevi yaptıktan sonra 2020'de Meclis Başkanlığı görevini üstlendi.

Independent Türkçe, AFP, Reuters