Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



Trump, Almanya’daki ABD askerlerinin sayısında ‘önemli bir azalma’ planlıyor

Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Almanya’daki ABD askerlerinin sayısında ‘önemli bir azalma’ planlıyor

Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Almanya’daki Amerikan askeri varlığında önemli bir azaltma planladıklarını açıkladı. Açıklama, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) bir gün önce 5 bin askerin geri çekilmesini değerlendirdiğini duyurmasının ardından geldi. Bu adımın Cumhuriyetçi Parti içinde bile eleştirilere yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, Florida eyaletine bağlı West Palm Beach’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sayıyı önemli ölçüde azaltacağız… 5 binden çok daha fazla azaltacağız” ifadelerini kullandı.

Washington yönetimi, Almanya’daki yaklaşık 36 bin kişilik askeri varlığını yüzde 15 oranında azaltmayı planlıyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, bu çekilmenin önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde tamamlanabileceğini belirtti.

Öte yandan ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler komitelerinin Cumhuriyetçi başkanları, söz konusu karar karşısında ‘derin endişe’ duyduklarını ifade etti. Yetkililer, bu adımın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘yanlış bir mesaj’ vereceğini savundu.

Mike Rogers ve Roger Wicker yaptıkları açıklamada, müttefiklerin savunma harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarmayı hedeflese bile bu yatırımların zaman alacağını vurguladı. Ayrıca Avrupa’daki ABD askeri varlığının azaltılmasının, bu kapasiteler tam olarak hazır olmadan yapılması halinde caydırıcılığı zayıflatacağı uyarısında bulundular.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, bakanlığı aracılığıyla AFP’ye gönderilen açıklamada, ABD’nin Avrupa’dan ve Almanya’dan asker çekmesinin beklenen bir gelişme olduğunu belirtti. Pistorius, Avrupalıların artık kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Daha önce ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı’nın İran savaşı konusundaki tutumundan memnun olmadığını dile getirmişti.

Nükleer anlaşmazlıkta diplomatik çözüm çabaları sürerken Trump, geleneksel Avrupalı müttefiklerine yönelik eleştirilerini artırarak, onları kendisinin şubat sonunda başlattığını söylediği savaş sürecine yeterli destek vermemekle suçladı.

NATO Sözcüsü ise dün yaptığı açıklamada, ittifakın ABD ile birlikte Almanya’daki askeri konuşlanmaya ilişkin kararın ayrıntılarını netleştirmek için çalıştığını bildirdi.

Trump’ın Almanya’yı hedef alan açıklamaları, NATO müttefiki olan ülkeye yönelik gerilimin arttığı bir dönemde geldi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran konusunda ‘net bir stratejiden yoksun’ olduğunu ve Tahran’ın küresel güç dengelerini zorladığını söylemişti.

Trump ise salı günü Merz’e yanıt vererek, Alman liderin İran’ın nükleer silaha sahip olmasının kabul edilebilir olduğunu düşündüğünü öne sürdü ve “Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” ifadesini kullandı.

Merz perşembe günü Atlantik’in iki yakası arasında ‘güvenilir bir ortaklık’ çağrısında bulunarak, Trump’ın eleştirilerine doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Alman otomobilleri

Trump cuma günü Almanya’yı ve ülkenin büyük otomotiv ihracatını dolaylı olarak hedef alarak, Avrupa Birliği’nden (AB) ABD’ye ithal edilen otomobillere yönelik gümrük vergilerini gelecek hafta itibarıyla yüzde 25’e çıkarma niyetinde olduğunu açıkladı.

Trump, AB’yi geçtiğimiz yaz varılan ticaret anlaşmasına uymamakla suçladı. Ancak 27 üyeli blok içinde bu anlaşmanın onay sürecinin henüz tamamlanmadığı belirtiliyor.

AB Washington delegasyonu ise AFP’ye yaptığı açıklamada, AB’nin ABD ile üzerinde uzlaşılan yükümlülükleri ‘yasal süreçler çerçevesinde’ yerine getirdiğini ve süreç boyunca ABD hükümetinin bilgilendirildiğini ifade etti.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin anlaşma hükümlerine uymaması halinde AB’nin ‘çıkarlarını korumak için tüm seçenekleri açık tutacağı’ vurgulandı.

Söz konusu tarifelerin özellikle Alman otomotiv sektörünü ciddi şekilde etkilemesi bekleniyor. Trump daha önce Alman üreticiler Mercedes-Benz ve BMW’yi yıllardır ABD’yi ‘sömürmekle’ suçlamıştı.

Almanya Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA) Başkanı Hildegard Müller dün yaptığı açıklamada, bu tür ek gümrük vergilerinin zaten zor koşullar altında bulunan Alman ve Avrupa otomotiv sektörüne ‘ağır maliyetler’ getireceğini söyledi.

Müller, taraflara acilen gerilimi düşürme ve hızlı şekilde müzakerelere başlama çağrısında bulundu.

Toplu caydırıcılık

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ABD’nin Almanya’daki askeri varlığı önemli ölçüde azalmış olsa da, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana artan tehdit algısı nedeniyle Almanya’nın güvenlik politikalarında temel bir unsur olmayı sürdürüyor.

Pistorius, ülkedeki Amerikan askerlerinin varlığının hem Almanya hem de ABD’nin çıkarına olduğunu belirterek, bu birliklerin ‘kolektif bir caydırıcılık gücü’ oluşturduğunu ifade etti.

ABD Senatosu’ndaki Demokrat üye Jack Reed ise Avrupa’daki ABD askerî varlığının azaltılmasının, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve NATO müttefiklerini baskı altında tuttuğu bir dönemde ‘Vladimir Putin için değerli bir hediye’ olacağını söyledi. Reed ayrıca bu durumun, ABD’nin müttefiklerine yönelik taahhütlerinin başkanın tutumuna bağlı olduğu mesajını verebileceği uyarısında bulundu.

Trump perşembe günü, Almanya’nın yanı sıra İtalya ve İspanya’daki askerleri de geri çekebileceğini söylemişti. Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, “İtalya bize hiçbir yardım sağlamadı. İspanya ise korkunçtu; gerçekten çok kötüydü” ifadelerini kullanmıştı.

31 Aralık 2025 itibarıyla ABD’nin İtalya’daki asker sayısının 12 bin 662, İspanya’daki asker sayısının 3 bin 814 ve Almanya’daki asker sayısının ise 36 bin 436 olduğu bildirildi.

AB perşembe günü yaptığı açıklamada, Avrupa’daki Amerikan askerî varlığının ABD’nin küresel operasyonlarında kendi çıkarlarına da hizmet ettiğini vurguladı.


Mali, son olaylarda ayrılıkçılarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla ordu subaylarını ve politikacıları suçluyor

(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
TT

Mali, son olaylarda ayrılıkçılarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla ordu subaylarını ve politikacıları suçluyor

(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)

Mali yönetimi, ülkede son dönemde düzenlenen ve son on yılı aşkın sürenin en büyük saldırı dalgası olarak değerlendirilen eylemlerle bağlantılı olarak bazı askerleri silahlı ve ayrılıkçı gruplarla iş birliği yapmakla suçladı. Başkent Bamako’daki askeri mahkemenin savcılığı tarafından yayımlanan ve cuma gecesi devlet televizyonunda duyurulan açıklamada, şüpheli iş birlikçileri listesinde görevde olan üç asker, emekli bir asker ve daha önce ordudan ihraç edilmiş bir kişinin yer aldığı belirtildi. Söz konusu kişinin, başkente 15 kilometre uzaklıktaki Kati’de bulunan ülkenin ana askeri üssü yakınlarında çıkan çatışmada öldüğü ifade edildi.

vfev
Mali’nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goita (ortada), perşembe günü Savunma Bakanı Sadio Camara’nın cenaze törenine katıldı. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı açıklamada, ‘ilk tutuklamaların başarıyla gerçekleştirildiği ve diğer tüm suçlular ile iş birlikçilerin aktif şekilde arandığı’ bildirildi; ancak kimliği tespit edilen ya da gözaltına alınan şüphelilerin sayısı paylaşılmadı. Savcılık, söz konusu askerlerin ‘saldırıların planlanması, koordinasyonu ve icrasında’ rol aldığını öne sürerken, sürgünde bulunan önde gelen Malili siyasetçilerden Oumar Mariko’nun da dahil olduğu bazı siyasi isimlerin olaya karıştığını belirtti.

gthyj
Fransız ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Nisan 2022’de Mali’nin kuzeyinde Rus paralı askerlerin bir helikoptere bindiği görülüyor. (Fransız ordusu – AP)

Ayrılıkçı isyancılar, cuma günü erken saatlerde ülkenin kuzeyindeki Tessalit’te bulunan stratejik bir askeri kampın kontrolünü ele geçirdiklerini duyurdu. Açıklamada, Mali ordusu ve Rus müttefiklerinin bölgeden çekildiği belirtildi. Bu gelişme, silahlı grupların son on yılı aşkın sürenin en geniş kapsamlı saldırı dalgasını başlattığı bir döneme denk geldi. Söz konusu duyuru, ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi tarafından yapıldı ve Mali’de iktidardaki askeri yönetim için son dönemde yaşanan en ciddi gerilemelerden biri olarak değerlendirildi. Yönetim, birkaç gün önce kuzeydeki önemli şehirlerden Kidal üzerindeki kontrolünü kaybetmişti. Saldırılar sırasında Mali Savunma Bakanı Sadio Camara’nın hayatını kaybettiği bildirildi.

Analistler, saldırıların Mali’nin kuzeyinde farklı bölgelerde çatışmaları tetiklediğini ve bunun silahlı grupların önemli kazanımlar elde etme ihtimalini artırdığını belirtiyor. Uzmanlara göre bu gruplar, komşu ülkelere yönelik saldırılar düzenleme konusunda artan bir istek gösterirken, hedeflerini daha uzak bölgelere de yöneltebilir.

25 Nisan sabahı başlayan eş zamanlı saldırılar, farklı hedeflere sahip gruplara bağlı militanların Batı Afrika’daki ülkede askeri yönetimin merkezine ulaşma kapasitesine sahip olduğunu ortaya koydu. 2020 ve 2021 yıllarındaki darbelerle iktidara gelen yönetim, bu süreçte ağır darbe alırken, hükümet yanlısı Rus güçlerinin de kuzeydeki Kidal kentinden çekilmek zorunda kaldığı ifade edildi.

DV
Mali Savunma Bakanı Sadio Camara, 15 Şubat 2024 tarihinde Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da düzenlenen bir toplantıda (AFP)

Tuareg isyancıları, hafta sonu iktidardaki askeri yönetime karşı düzenledikleri saldırıların ardından Mali’nin kuzeyindeki stratejik Tessalit askeri kampının kontrolünü ele geçirdi.

Bölgede faaliyet gösteren Azavad Kurtuluş Cephesi, El-Kaide bağlantılı silahlı gruplarla iş birliği içinde çatışıyor. El-Kaide ile bağlantılı ve Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin olarak bilinen grup, sivillere hükümete karşı ayaklanma ve şeriat uygulamalarına yönelme çağrısı yaptı. Grup ayrıca başkent Bamako’yu kuşatma tehdidinde bulundu. Güvenlik kaynakları, söz konusu grubun yaklaşık dört milyon nüfusa sahip başkent çevresinde kontrol noktaları kurduğunu bildirdi.

ILO9
Azavad Kurtuluş Cephesi’ne bağlı Tuareg isyancıları Kidal’de kamyonetlerle ilerliyor. (AFP)

Mali’nin askeri lideri Assimi Goita, salı günü devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında ülkedeki durumun kontrol altında olduğunu belirterek saldırıların arkasındaki isyancı grupların ‘etkisiz hale getirileceğini’ söyledi. Öte yandan Mali ordusu ile Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu unsurlarının perşembe gününden itibaren Tessalit’ten çekildiği bildirildi. Ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi’nin üst düzey komutanlarından Eşafghi Bouhenda, sosyal medyada yayımlanan bir videoda askeri kampın ele geçirildiğini açıkladı. AP ise internet erişiminin sınırlı olduğu bölgede bulunan kampın durumuna ilişkin bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını aktardı.

DGH
Fransız ordusu tarafından yayınlanan tarihi belirtilmemiş bir fotoğrafta, Mali’nin kuzeyindeki Rus paralı askerler görülüyor. (AP)

Yerel bir yetkili, Mali ordusu ile Rusya’ya bağlı silahlı grupların Tessalit’teki mevzilerini cuma sabahı terk ettiğini açıkladı. AFP ile konuşan bir güvenlik kaynağı ise Tuareg birlikleri bölgeye ulaşmadan önce kampın boşaltıldığını ve herhangi bir çatışma yaşanmadığını belirtti. İsyancı gruplardan bir yetkili de Tessalit’te ‘teslimiyet’ yaşandığını ifade etti.

Cezayir sınırına yakın bir konumda bulunan Tessalit askeri kampı, coğrafi konumu ve büyük havaalanı pisti nedeniyle stratejik önem taşıyor.

Kampın, çok sayıda Mali askeri ile Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu unsurlarını (eski adıyla Wagner Grubu) ve çeşitli askeri teçhizatı barındırdığı bildirildi.

FVGYU
Mali’nin başkenti Bamako’da, ordu, Tuareg isyancıları ve militanlar arasında 26 Nisan’da başlayan çatışmaların ardından bir sokak (AFP)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) cuma günü yaptığı açıklamada, Mali’de düzenlenen saldırılar sırasında sivillerin ve çocukların öldüğünü ve yaralandığını duyurdu. Açıklamada, yaralanan çocukların yerel sağlık tesislerinde tedavi altına alındığı belirtilirken, kesin sayı verilmedi.

UNICEF ayrıca, ülkenin kuzeyindeki Gao kentinde bir sağlık merkezinin saldırıya uğradığını, Mopti bölgesinde ise silahlı grupların bir okulu işgal ettiğini ve yakınında bir patlayıcı düzeneğin bulunduğunu bildirdi.

Öte yandan Mali ordusunun, Tessalit’in yaklaşık 100 kilometre güneyinde yer alan daha küçük ölçekli Aguelhok askeri üssünü terk etmek zorunda kaldığı, yerel bir yetkili ve Azavad Kurtuluş Cephesi temsilcisi tarafından doğrulandı.

Mali, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ve ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı ve koordineli saldırıların ardından ciddi bir güvenlik krizi ve belirsizlik yaşıyor. Saldırıların, askeri yönetim tarafından kontrol edilen stratejik noktalara yönelik olduğu belirtildi.

Diplomatik cephede ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Mali’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm saldırıları kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Açıklama, Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop ile yapılan telefon görüşmesinin ardından Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından duyuruldu. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve Sahel bölgesinde terörle mücadele konuları ele alındı.

FBYUK
Mali’nin başkenti Bamako’nun dışında bulunan Kati üssü yakınlarında devriye gezen askerler, 27 Nisan 2026 (Reuters)

Diop, ülkesindeki güvenlik durumuna ilişkin son gelişmeleri ve terör ile aşırılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaları aktardı. Diop, bu çabaların Mali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlamayı hedeflediğini belirtti.

Abdulati ise iki ülke arasındaki güçlü ilişkilere dikkat çekti. Abdulati, Mali’de son dönemde yaşanan terör saldırılarını kınadıklarını yineleyerek, Mısır’ın bu süreçte Mali ile tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

GB
Bamako’dan bir genel görünüm (Reuters)

Abdulati ayrıca, terörizm ve aşırılığın tüm biçimlerine karşı Mısır’ın kararlı tutumunu vurguladı. Bu tehditle mücadelede bölgesel ve uluslararası çabaların artırılmasının, finansman kaynaklarının kurutulmasının ve aşırılıkçı ideolojinin engellenmesinin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın, Sahel bölgesi ve Afrika kıtasında güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

Görüşmede ayrıca, Afrika kıtasında güvenlik, barış ve kalkınmanın sağlanmasına yönelik yollar ele alındı. Taraflar, ikili ve çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesi, mevcut siyasi ve kalkınma ivmesinin değerlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Bu çerçevede ortak çıkarların korunması ve Afrika’da istikrar ile kalkınmanın desteklenmesi hedefi vurgulandı.


İsrail, Avn’ın Netanyahu ile görüşmeyi reddetmesinin ardından mülteciler ve ateş gücüyle baskı uyguluyor

Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
TT

İsrail, Avn’ın Netanyahu ile görüşmeyi reddetmesinin ardından mülteciler ve ateş gücüyle baskı uyguluyor

Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)

İsrail, Lübnan üzerindeki baskıyı artırarak tahliye uyarılarını genişletti ve hava saldırılarını yeniden iç bölgelere taşıdı. Saldırılar, Nebatiye ve Sur’a bağlı yerleşimlerin büyük bölümünü kapsarken, Nebatiye çevresinden tamamen izole edildi. Bu gelişme, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Washington’da ABD arabuluculuğunda bir görüşme düzenlenmesine yönelik girişimlerin başarısız olmasının ardından geldi.

Lübnanlı kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, benzer bir görüşmenin düzenlenmesinin ‘henüz çok erken’ olduğunu belirtti. Kaynaklar, önceliğin savaşın durdurulması, İsrail’in işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmesi, yerinden edilenlerin bölgelerine dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması olduğunu ifade etti.

İsrail’in Beyrut’a yönelik son saldırıları, siyasi sürecin tıkanması ortamında Lübnan devleti ve Hizbullah üzerinde ek baskı aracı olarak değerlendiriliyor. İsrail ordusu, geçen hafta pazar gününden bu yana yaptığı uyarılara yenilerini ekleyerek Nebatiye’de dokuz yerleşim için daha tahliye çağrısında bulundu. Bu uyarılar, on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı.

Yeni tahliye uyarısı, Kaakait el-Cisr, Adşit eş-Şekif, Cebşit, Abba, Kfercuz, Haruf, Duvayr, Deyr ez-Zehrani ve Habbuş yerleşimlerini içeriyor. Bu durum, Litani Nehri’nin kuzeyinde yer alan Nebatiye’ye ulaşım hatlarının tüm yönlerden kısıtlandığı ve kentin fiilen izole edildiği anlamına geliyor. İsrail ordusu, bölge sakinlerine evlerini derhal terk etmeleri ve en az 1 km uzaklıktaki açık alanlara gitmeleri çağrısında bulunarak, “Hizbullah unsurlarına, tesislerine ve askeri araçlarına yakın bulunan herkes hayatını tehlikeye atar” açıklamasını yaptı.

Hava saldırıları

Tahliye uyarısının üzerinden saatler geçmeden, uyarı kapsamındaki köyleri hedef alan hava saldırıları başladı. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail savaş uçaklarının Nebatiye’ye bağlı Duvayr beldesindeki eski Hüseyniye binasına hava saldırısı düzenlediğini ve yapının tamamen yıkıldığını bildirdi.

Saldırının, kabirlere ciddi zarar verdiği, ayrıca yakınlarında park halinde bulunan bazı araçların da hasar gördüğü belirtildi.

fvfbfrgt
 İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mefdun kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail savaş uçakları, Kaakait el-Cisr, Safed el-Battih, Baraşit, Şakra, eş-Şihabiye, Zevter eş-Şarkiye, Kunin, Adşit, Mecdelzevn, eş-Şuaytiye ve es-Semaiyye’nin yanı sıra Kafra ile Yater arasındaki bölge ve Şukin-Nebatiye yolu çevresini hedef aldı. Saldırılarda yaralanmalar olduğu bildirildi. Öte yandan Mecdel Silm ve Kabriha kasabaları topçu atışına maruz kaldı.

Hava saldırıları, Nebatiye’de meslek okulu binası yakınını ve Kudüs Kavşağı çevresini de hedef aldı. Ayrıca Keferdcal-Nebatiye yolu üzerinde bir aracın vurulması sonucu iki kişi hayatını kaybetti. Nebatiye’ye bağlı Şukin beldesine düzenlenen hava saldırılarında ise üç yerel sakin, Meyfdu beldesinden bir kişi ve iki Suriyeli yaşamını yitirdi.

Topçu bombardımanı ve takipler

Buna ek olarak, Yahmur eş-Şekif beldesi İsrail tarafından fosfor içerikli mühimmatla hedef alınırken, Litani Nehri çevresinde, Tayyibe yönünde ağır makineli silah sesleri duyuldu. İsrail topçusu, Zevter eş-Şarkiye, Zevter el-Garbiye, Mefdun, Mansuri, Mecdel Zevn, Tulin ve Kabriha beldelerini de vurdu. İklim et-Tuffah bölgesindeki Luveyze beldesinde bir eve düzenlenen hava saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

Batı kesiminde ise İsrail ordusu, Ramiye ve el-Kuzah beldeleri çevresine ağır makineli silahlarla ateş açtı. Sur’un güneyindeki Deyr Kanun Ras el-Ayn kavşağında bir motosiklet, İsrail’e ait kamikaze insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındı; saldırıda bir kişi öldü, bir kişi yaralanarak Sur’daki hastaneye kaldırıldı.

cd cdc
Lübnan topraklarında Hizbullah tarafından öldürülen bir İsrail askerinin cenaze töreninden (AFP)

İsrail ordusu ayrıca Sur’a bağlı Şuaytiye yolu üzerinde bir motosikleti İHA’yla vurdu; sürücünün ağır yaralandığı bildirildi. İHA’ların ez-Zehrani bölgesindeki köyler üzerinde uçuş yaptığı da kaydedildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nin verilerine göre, 2 Mart’tan bu yana ülkede toplam 2 bin 659 kişi hayatını kaybetti, 8 bin 183 kişi yaralandı.

Hizbullah

Buna karşılık Hizbullah, Lübnan’ın işgal altındaki güney bölgelerinde İsrail askerleri ve zırhlı araçlarını hedef alan kamikaze İHA’ları kullanmayı sürdürdü. Örgüt yaptığı açıklamada, savaşçılarının el-Beyyade beldesinde İsrail ordusuna ait bir birlik toplanmasını saldırı tipi bir İHA’yla hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise hava kuvvetlerinin dün öğle saatlerinde Güney Lübnan’daki birliklerine doğru atılan bir roketi engellediğini bildirdi.

Açıklamada ayrıca, aynı gün içinde yaşanan diğer olaylarda Hizbullah’ın roketler ve patlayıcı yüklü İHA’lar fırlattığı, bunların güney Lübnan’da İsrail güçlerinin faaliyet gösterdiği bölgelerin yakınlarına düştüğü, ancak herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.