Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.