Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yaklaşıldığına dair sinyaller

USS George H.W. Bush uçak gemisi Umman (Arap) Denizi yakınlarında seyrederken görülüyor (CENTCOM/AP)
USS George H.W. Bush uçak gemisi Umman (Arap) Denizi yakınlarında seyrederken görülüyor (CENTCOM/AP)
TT

ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yaklaşıldığına dair sinyaller

USS George H.W. Bush uçak gemisi Umman (Arap) Denizi yakınlarında seyrederken görülüyor (CENTCOM/AP)
USS George H.W. Bush uçak gemisi Umman (Arap) Denizi yakınlarında seyrederken görülüyor (CENTCOM/AP)

ABD/İsrail-İran savaşında çözüme doğru yaklaşıldığına dair bazı işaretler belirdi. Taraflar, savaşı sona erdirecek tek sayfalık bir mutabakat muhtırasında uzlaşmaya doğru ilerliyor. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek Hürmüz Boğazı'ndaki ‘Özgürlük Projesi’ operasyonunu dondurma yönünde sürpriz bir adım atmasının ardından gündeme geldi.

Axios sitesinin haberine göre önerilen formül, 30 günlük müzakereler çerçevesinde geçici zenginleştirme durdurmasını, kademeli yaptırım kaldırımını, dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını kapsıyor.

Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, ABD’nin boğazdaki operasyonunu askıya almasının kalıcı bir anlaşmanın önünü açmasını umduğunu dile getirerek Trump'ı Pakistan'ın ve başta Suudi Arabistan ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmak üzere kardeş ülkelerin bölgesel barış ve istikrarı pekiştirme talebine ‘nazik bir yanıt verdiği’ için teşekkür etti.

Buna karşın Trump, anlaşmanın başarısızlıkla sonuçlanması halinde Tahran'ı ‘çok daha güçlü ve sert’ saldırılar düzenlemekle tehdit etmekten geri durmadı.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin ‘adil ve kapsamlı bir anlaşmada’ kararlılığını sürdürdüğünü teyit ederken Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ‘düşmanın’ İran’ın birliğini sarsmaya ve onu teslim olmaya zorlamaya çalıştığı konusunda uyardı.

Diğer taraftan çözüme yaklaşıldığına dair sinyaller, enerji piyasalarında düşüşe neden oldu. Brent ham petrolü varil başına 100 doların altına gerilerken küresel borsalarda risk iştahı arttı.


24 yaşındaki Billie Eilish'ten estetik açıklaması

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

24 yaşındaki Billie Eilish'ten estetik açıklaması

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Doğal şekilde yaşlanacağı için çok heyecanlı olduğunu söyleyen Billie Eilish, asla estetik ameliyat yaptırmayacağını ilan etti.

24 yaşındaki şarkıcı, salı günü Amy Poehler'ın Good Hang podcast'inde yaşlanmak hakkında konuştu. "Yüzümle vücudumun yaşlanmasından ve onları değiştirmemekten çok heyecan duyuyorum" dedi.

Çocuklarım bana baktığında yüzümün onların yüzü gibi görünmesini istiyorum, şu anda ortalıkta ne yaşanıyorsa onun kötü yapılmış bir versiyonu gibi değil.

Birds of a Feather'la bilinen şarkıcı, ergenliğinde yaşlanmaya karşı farklı bir bakış açısına sahip olduğunu itiraf etti.

"Sadece 'Hep böyle kalacağım' diye düşünüyordum" diye hatırladı.

17 yaşındayken 'Tamam, ben şu an sonsuza dek olacağım kişiyim' diye düşünüyordum. Ama tabii ki işler böyle yürümüyor.

Eilish daha önce de ünlülerin estetik ameliyat yaptırması hakkındaki düşüncelerini paylaşmıştı. 2021'de The Guardian'a verdiği röportajda, OverHeated şarkısının ulaşılmaz beden standartlarını teşvik eden insanları nasıl eleştirdiğini ele almıştı.

v dfvfd
Billie Eilish, salı günü yayımlanan Good Hang programında yaşlanmak hakkında konuştu (Good Hang/YouTube)

"Estetik işlem yaptırmak, şunu bunu yaptırmak, sizi mutlu eden şeyleri yapmak tamamen normal. Ama bunu inkar edip, 'Ah, ben bunu kendi başıma başardım, biraz daha çabalasanız siz de başarabilirsiniz' dediğinizde, bu beni gerçekten çok kızdırıyor" diye açıkladı.

Bunu görmek genç kadınlar ve erkekler için çok kötü.

Bad Guy'la tanınan şarkıcı, "İnternette, benim asla görünmediğim şekilde görünen insanlar görüyorum" diye devam etti.

Ve hemen şöyle düşünüyorum: 'Aman Tanrım, nasıl böyle görünüyorlar?' Bu sektörün inceliklerini, insanların fotoğraflarda gerçekten ne kullandığını biliyorum ve gerçek görünen şeyin sahte olabileceğini de biliyorum. Yine de görüyorum ve 'Aman Tanrım, bu beni gerçekten kötü hissettiriyor' diyorum.

Estetik cerrahi hakkındaki görüşlerinin yanı sıra Eilish, görünümü ve tarzı hakkında da açıkça konuştu. Geçen hafta Elle'de yayımlanan röportajda, "vücuduyla toksik bir ilişki" yaşadığı dönemde kendine özgü bol kıyafetlerini giymeye başladığını söyledi.

"Çok fazla yeme problemi yaşadım. Büyük bir gömlek giydiğimde hissettiğim rahatlamayı hatırlıyorum. Aynı zamanda, hip-hop kültürüne olan sevgim ve erkek olmak istemem de etkiliydi" diyen Grammy ödüllü sanatçı, genellikle bol gömlek ve pantolonlarla sahne alıyor.

Bu, hepimizin içinde taşıdığı kadın düşmanlığı... Yani kadınsı görülmek, dolayısıyla zayıf algılanmak istemiyordum. Bu doğru değil. Bu şekilde hissetmemenin iyi bir yolunu buldum.

Independent Türkçe


Trump’ın İran savaşındaki U dönüşleri Körfez’i endişelendiriyor

İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
TT

Trump’ın İran savaşındaki U dönüşleri Körfez’i endişelendiriyor

İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz'deki gemilerin geçişi için başlattığı "Özgürlük Projesi'ni" askıya alırken Körfez ülkeleri, İran'ın güçlenmesinden endişeleniyor.

Trump, mahsur kalan gemilerin ABD ordusunun desteğiyle Hürmüz'den geçmesi için 4 Mayıs'ta başlattığı "Özgürlük Projesi" girişimini bir gün sonra askıya aldığını duyurdu.

ABD Başkanı, sosyal medyadaki açıklamasında Tahran yönetimiyle görüşmelerde "ilerleme kaydedildiğini" savunurken, İran basınında Trump'ın projeyi askıya alma kararı "başarısızlık ve geri adım" diye yorumlandı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Trump'ın projeyi başlattığını açıklamasının ardından İran'ın füze saldırısı düzenlediğini iddia etmişti. Körfez ülkesi, saldırıda tek faal petrol ihracat limanı Füceyre'nin hedef alındığını, tesiste yangın çıktığını ve üç kişinin yaralandığını duyurmuştu.

Diğer yandan İran yönetimi, BAE'ye saldırı düzenlendiğine dair haberlerin asılsız olduğunu savunmuştu. BAE'nin İran'a yönelik saldırılarda üs olarak kullanılması halinde sert karşılık verileceği uyarısı yapılmıştı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Trump yönetiminin müttefiki BAE'ye yönelik saldırıyı "görmezden geldiğine" dikkat çekiliyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ateşkesin ihlal edilmediğini söylemişti.

Körfez ülkelerinin, bu tavrı gören Tahran'ın daha da güçlenebileceğinden endişelendiği aktarılıyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey isim öldürüldü. İran da İsrail'in yanı sıra ABD'nin varlıklarının yer aldığı Körfez ülkelerine misilleme yaptı. İran ordusu, savaşın başından bu yana BAE'ye en az 2 bin 838 füze ve drone'la saldırı düzenledi.

Analize göre ABD'nin "tereddütlü tavrı" Körfez ülkelerinin güvenini sarsıyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Gulf International Forum'un direktörü Dania Thafer, şu yorumu yapıyor:

Körfez ülkelerinin bakış açısına göre ABD onların güvenliğini öncelikli görmüyor. Körfez ülkelerini feda ediyor gibi görünüyor. ABD karşılık vermezse, İranlılar ABD'nin savaşa geri dönmek istemediği sonucuna varacak ve bu da caydırıcılığın etkisini azaltacaktır.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Ellie Geranmayeh de Devrim Muhafızları'ndaki daha şahin kanadın "stratejik sabır" yaklaşımını bıraktığını belirtiyor:

Oyunun kuralları değişti. Stratejik sabır dönemi sona erdi ve Tahran artık ilk hamleyi yapmaktan çekinmiyor.

Bazı analistler de İsrail'le artan işbirliği nedeniyle İran'ın BAE'yi daha sık hedef aldığını söylüyor. Ayrıca Tahran yönetiminin, Yemen ve Sudan'daki çatışmalarda BAE'yle Suudi Arabistan arasında yaşanan gerginliği kendi lehine çevirmek istediği yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Khaleej Times, Press TV