Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



Trump: İran konusunda Çin Devlet Başkanı'nın yardımına ihtiyacımız yok

ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
TT

Trump: İran konusunda Çin Devlet Başkanı'nın yardımına ihtiyacımız yok

ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, salı günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile son derece önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere ülkesinden ayrılarak Pekin’e hareket etti. Zirvenin gündeminde İran savaşı önemli bir yer tutacak.

ABD Başkanı Donald Trump, yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, İran’daki çatışmalar konusunda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile kapsamlı bir görüşme yaptığını belirtti. Trump, buna rağmen İran dosyasında Pekin’in desteğine ihtiyaç duymadığını ifade etti.

İran konusunda konuşan Trump, “İran ya doğru olanı yapar ya da biz askerî görevi tamamlarız” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’ne gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

“İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Bir şekilde kazanacağız; ister barışçıl yollarla ister başka şekilde.”

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri, ticaret anlaşmazlıkları, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı ve diğer ihtilaflı konular nedeniyle gerilen ilişkileri istikrara kavuşturma amacıyla altı aydan uzun bir sürenin ardından ilk kez yüz yüze görüşecek.

Trump, İran’la ilgili savaşın henüz sonuçlanmadığı ve diplomatik müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Çin’e gidiyor.

Pekin yönetimi İran ile ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda İran petrol ihracatının en büyük tüketicilerinden biri olmaya devam ediyor. Trump, Çin’e baskı yaparak Tahran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını, İran’ı Washington ile anlaşmaya varmaya ikna etmesini ve ABD ile İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmesini istemişti.

ABD Başkanı’nın çarşamba günü Pekin’e ulaşması, perşembe ve cuma günleri ise resmî görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu ziyaret, Trump’ın 2017 yılından bu yana Çin’e yapacağı ilk ziyaret olacak.

Trump daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, “Konuşacak çok fazla konumuz var. Açıkçası İran’ın bunlardan biri olduğunu söylemiyorum çünkü İran büyük ölçüde kontrolümüz altında” dedi.

Öte yandan Trump, Venezuela’daki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması için çalışacağını belirterek, ülkenin geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez’e güvendiğini ifade etti.

Trump bu konuda şunları söyledi:

“Hepsinin serbest bırakılması için çalışacağız. Şunu söyleyebilirim ki Delcy Rodriguez olağanüstü bir iş çıkarıyor. Venezuela halkı yaşananlardan memnun.”


Huckabee: Trump seçimden önce İsrail'i ziyaret edebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
TT

Huckabee: Trump seçimden önce İsrail'i ziyaret edebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Donald Trump’ın yakında İsrail’e resmî bir ziyaret gerçekleştirebileceğini, hatta bunun Ekim ayında yapılması beklenen parlamento seçimlerinden önce gerçekleşebileceğini söyledi.

Ziyaretin seçimlerden önce yapılması durumunda, birçok krizle karşı karşıya bulunan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçim şansını artırabileceği değerlendiriliyor. Huckabee, Tel Aviv Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, Trump’ın İsrail ile ittifakı güçlendirmekte kararlı olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın  Yedioth Ahronoth gazetesinden aktardığı habere göre Huckabee, söz konusu ziyaretin bu yaz çok yakında gerçekleşmesini umduğunu belirterek, “Trump, İsrail’e en yakın Amerikan başkanıdır ve İsrail ile ortaklığın değerini en iyi anlayan liderdir. Trump’ı her gördüğümde ona İsrail’e gelmesi gerektiğini söylüyorum. Burada halkın sevgisi ve takdiriyle karşılanacaktır. Ona, eğer burada yani İsrail’de seçimlere girseydi oyların yüzde 95’ini alacağını söyledim. Geriye kalan yüzde 5 ise ona oy vermezdi çünkü onlar akıl hastanelerinde bulunuyor ve zaten oyları sayılmaz” dedi.

Öte yandan İsrail Parlamentosu (Knesset), pazartesi günü seçimler öncesindeki son yaz dönemine çeşitli krizlerin gölgesinde başladı. En ciddi kriz ise salı günü, aşırı muhafazakâr Haredi partilerinin parlamentoyu feshetme yönünde adım atacaklarını açıklamasıyla patlak verdi.

Degel HaTorah partisinin ruhani lideri Haham Dov Landau, salı günü partiye mensup milletvekillerine Knesset’i feshetmek için harekete geçmeleri talimatını verdi. Netanyahu ve ekibinin Haredi temsilcilerle yaptığı görüşmelerde, askerlik muafiyeti yasa tasarısının mevcut haliyle geçirilemeyeceğinin iletilmesinin ardından Landau, “Artık Netanyahu’ya güvenmiyoruz” dedi.

Landau’nun milletvekillerine el yazısıyla gönderdiği mesajda şu ifadeler yer aldı:

“Başbakana güvenmiyoruz ve artık kendimizi onun ortağı olarak görmüyoruz. Ona karşı herhangi bir yükümlülüğümüz kalmamıştır. Bundan sonra yalnızca Haredi Yahudiliği için en doğru olduğunu düşündüğümüz şekilde hareket edeceğiz. Seçimlerin mümkün olan en kısa sürede yapılması gerektiğine inanıyoruz. Artık bir blok oluşturulmasından söz edilemez.”

vfrbtgrft
30 Haziran 2024'te Kudüs'te İsrail ordusuna askere alınmaları kararına karşı düzenlenen gösteri sırasında Harediler (AP)

Knesset’te dört sandalyeye sahip olan ve milletvekili Moşe Gafni’nin liderliğini yaptığı “Degel HaTorah” fraksiyonu da diğer Haredi partilere katılarak, “Netanyahu’ya güvenilemeyeceğini ve artık bir ittifakın kalmadığını” açıkladı.

Toplantı öncesindeki son dakikalara kadar Netanyahu, Gafni’yi Knesset’in feshi yönünde adım atmaktan vazgeçirmeye çalıştı ve askerlik muafiyeti yasasını geçirmeye uğraşacağını söyledi. Ancak Landau buna karşılık, “Ona inanmıyorum” dedi.

Açıklamadan dakikalar sonra Degel HaTorah, Yisrael Beiteinu, Yesh Atid (şu anda Naftali Bennett ittifakının bir parçası), ayrıca Birleşik Arap Listesi partileri Knesset’in feshedilmesine ilişkin yasa tasarısını sundu. Tasarının gelecek hafta parlamentonun gündemine alınması bekleniyor.

Muhalefet lideri ve Yesh Atid Partisi Başkanı Yair Lapid de Knesset’in yaz dönemi açılışında parlamentonun feshedilmesi çağrısı yaparak, “acıların, bölünmenin, felaketlerin ve hükümet çöküşünün sona erdirilmesi gerektiğini” söyledi.

Yedioth Ahronoth gazetesi ise “Degel HaTorah” açıklamasının ardından seçimlerin Ekim sonu yerine Eylül ayında yapılma ihtimalinin belirgin şekilde arttığını yazdı.


Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
TT

Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’ın hükümetinden salı günü peş peşe istifalar geldi. İstifaların nedeni, iktidardaki İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı ağır yenilgiye rağmen Starmer’ın görevde kalmayı sürdürmesi oldu.

Starmer, kabine toplantısında yaptığı açıklamada, son iki gündür artan istifa çağrılarına rağmen görevini sürdüreceğini söyledi. Partide düzenli bir liderlik geçişi sağlanabilmesi için görevden ayrılma takvimi açıklamasını isteyen 80’den fazla milletvekili kamuoyu önünde çağrıda bulundu.

Yaklaşık iki yıldan kısa süredir başbakanlık görevini yürüten Starmer, İşçi Partisi’nin tarihindeki en ağır seçim yenilgilerinden birinin sorumluluğunu üstlendiğini kabul etti. Ancak parti liderliği için resmi bir seçim sürecinin başlatılmadığını vurguladı.

Kabine üyelerine hitabında, “Ülke bizden yönetmeye devam etmemizi bekliyor. Ben de bunu yapıyorum ve bizim yapmamız gereken de bu” ifadelerini kullandı.

sdvfdvfd
Starmer bir inşaat alanını gezerken ve kapıya yazılmış talimatlarda şöyle yazıyor: "Çıktıktan sonra kapıyı kapatmayı unutmayın" (Reuters)

Başbakanlık Ofisi “10 Downing Street” tarafından paylaşılan açıklamada Starmer, son 48 saatte yaşanan siyasi istikrarsızlığın hem ülke ekonomisi hem de hane halkı üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

Starmer ayrıca, “Ülke görev süremi sürdürmemi bekliyor. Benim yaptığım da budur ve hükümet olarak yapmamız gereken de budur” ifadelerini kullandı.

Ancak Starmer’ın bu tutumu, parti içindeki çok sayıda ismin beklentileriyle açık biçimde çelişiyor.

Bakanlardan istifa dalgası

İngiliz basınında yer alan haberlere göre İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, pazartesi akşamı Starmer’a tutumunu yeniden değerlendirmesi yönünde tavsiyede bulundu.

Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamalarda, İngiltere’nin kronik sorunlarıyla daha sert şekilde mücadele edeceği sözünü vererek konumunu güçlendirmeye çalıştı.

Ülkenin, Brexit referandumundan bu yana yaşadığı siyasi kaosun ardından İşçi Partisi’ne verilen güçlü parlamenter çoğunluğun yalnızca iki yıl sonra liderlik tartışmalarıyla zayıflatılmasını affetmeyeceğini savundu.

sdcd
Portföysüz Bakan Anna Turley Salı günü Downing Street'ten ayrılıyor (EPA)

Salı günü İngiltere Adalet Bakan Yardımcısı Alex Davies-Jones da Starmer’ın parti liderliği ve başbakanlık görevini sürdürmesini protesto ederek istifa etti.

Davies-Jones, X platformunda yayımladığı mesajında Starmer’a hitaben, “Daha fazlasını yapmak zorundaydık. Bu nedenle büyük bir üzüntüyle istifa etmekten başka seçeneğim kalmadı” dedi.

Kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetten korunmadan sorumlu Bakan Jess Phillips de aynı gerekçeyle görevinden ayrıldı.

Şarku’l Avsat’ın Sky News’ten aktardığı habere göre istifa mektubunda Phillips, “Tartışmadan kaçınma isteği, neredeyse hiç tartışmamamız anlamına geliyor. Bu da ilerleme fırsatlarını engelliyor ve geciktiriyor” ifadelerini kullandı.

sds
Sağlık Bakanı Wes Streeting (EPA)

Phillips ayrıca, “İşçi Partisi hükümetinin başarılı olmasını istiyorum. Ancak ne benim ne de ülkenin beklediği değişimi görebiliyorum. Bu nedenle mevcut liderlik altında bakan olarak görevime devam edemem” dedi.

Devlet Bakanı Miatta Fahnbulleh de X platformunda yayımladığı istifa mektubunda Starmer’a, “Ülke ve parti için doğru olanı yapmaya, düzenli bir geçiş süreci için takvim belirlemeye çağırıyorum. Böylece yeni bir ekip ülkeye vaat ettiğimiz değişimleri hayata geçirebilir” ifadeleriyle seslendi.

Epstein Tartışması Krizi Derinleştirdi

Starmer’a yönelik istifa çağrıları, eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile bağlantılarına rağmen göreve getirilmesine ilişkin haberlerin ardından hız kazandı.

Cinsel suçlardan hüküm giyen Epstein ile ilişkileri nedeniyle tartışma yaratan bu atama, parti içindeki rahatsızlığı artırdı.

vdfvfd
Starmer, Güney Londra turu sırasında bir inşaat işçisiyle konuşuyor (AP)

Başbakan Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamada mücadeleyi sürdüreceğini ve kendisinden şüphe duyanların yanıldığını kanıtlayacağını söyledi.

İngiliz gazeteleri, Başbakan Yardımcısı David Lammy ve Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın da aralarında bulunduğu bazı üst düzey bakanların Starmer’la mevcut durumu görüştüğünü yazdı.