Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Kanada kökenli Amerikalılar arasında aile kayıtlarına yönelik ilgi hızla artıyor. Bunun nedenlerinden biri, Kanadalıların soyundan gelen kişilerin vatandaşlık almasını kolaylaştıran bir yasa değişikliği.

Kanada'nın yeni yürürlüğe giren yasasına göre, 15 Aralık 2025'ten önce Kanada dışında doğmuş ve bir Kanadalının soyundan geldiğini kanıtlayan herkes vatandaş olabiliyor. Daha önce vatandaşlık, Kanadalı bir ebeveynin birinci kuşak çocuklarıyla sınırlıydı.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden bir arşivci geçen ay CBC'ye, sonuç olarak Amerikalılardan gelen kayıt taleplerinde muazzam bir artış olduğunu söyledi. Kanada'nın göçmenlik ve vatandaşlık internet sitesi, vatandaşlık sertifikaları için 10 aylık bir bekleme süresi tahmin ediyor.

Bu ilginin bir kısmı, kökleriyle yeniden bağlantı kurmayı uman Kanadalıların soyundan gelen kişilerden kaynaklanıyor olabilirken, bir kısmı da 2024 başkanlık seçiminden sonra farklı bir siyasi iklim arayan Amerikalılara atfediliyor.

Ottawa'dan yasal göçmenlik danışmanı Cassandra Fultz, CNN'e, "Kasım 2024'ten bu yana Kanada'ya taşınmaya olan ilgide son derece istikrarlı bir artış var, bu daha önce görülmemiş bir durum. Sektördeki 17 yılımda bunu hiç görmedim" diye konuştu.

Fultz, ABD'de hangi partinin kazandığına bakılmaksızın her seçimden sonra Kanada vatandaşlığına yönelik ilginin hızla arttığını söyledi.

Fultz, "İnsanlar genellikle bunu atlatır" dedi.

Ama ara seçimlere yaklaşıyoruz ve insanlar iki yıl sonra bile konuya çok ilgi gösteriyor.

Kanada vatandaşlığı verilen ABD vatandaşlarının sayısına ilişkin resmi veriler mevcut olmasa da 2016'yla 2020 arasında yaklaşık 34 bin 700, 2021'le 2024 arasındaysa 42 bin 300 Amerikalıya Kanada'da kalıcı oturma izni verildi.

Bu yıl şimdiye kadar yaklaşık 8 bin kişiye kalıcı oturma izni verildi.

Kanada dışında ABD, soy bağıyla Kanada vatandaşı olan en fazla sayıda kişiye ev sahipliği yapıyor. Ebeveynleri Kanadalı olduğu için Kanada vatandaşlığına sahip kişilerin neredeyse üçte biri ABD'de doğmuş durumda.

bfrb
Bir uzman, ABD'de her seçimden sonra, kimin kazandığına bakılmaksızın, Kanada vatandaşlığı edinme ilgisinin hızla arttığını söyledi (AP)

Artık yasa değişikliğiyle birlikte, Kanada kökenli ABD doğumlu daha fazla kişi soylarını kanıtlamak istiyor.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden Sarah Hanahem, CBC'ye, "Ocak 2025'te, hayati istatistik kayıtlarının onaylı kopyaları için 32 talep almıştık ve Ocak 2026'da binden fazla talep geldi" dedi.

Hanahem, bu taleplerin çoğunun Amerikalılardan geldiğini söyledi.

Kanadalıların soyundan gelip 15 Aralık 2025'ten sonra doğanlar, ebeveynlerinin doğum anında Kanada vatandaşı olması veya doğumdan önce en az 1095 gün Kanada'da kalmış olması koşuluyla Kanada vatandaşlığı alabiliyor.

Yeni yasa, Ontario Yüksek Adalet Mahkemesi'nin 2023'te birinci nesil kuralının anayasaya aykırı olduğuna karar vermesinin ardından kabul edilmişti.

Independent Türkçe


Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
TT

Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)

Artemis II görevi ve Dünya'ya başarılı dönüşü, Amerikan kamuoyunun gözlerini şimdilik NASA'ya ve insanlığın uzaydaki sınırlarını zorlamayı amaçlayan vizyoner misyonuna geri çevirdi.

Bu hedeflere ulaşmak milyarlarca dolara mal oluyor ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki Yönetim ve Bütçe Ofisi, NASA bütçesinde büyük kesintiler planlıyor.

Ünlü bilim iletişimcisi ve öğretmen Bill Nye, MS NOW için kaleme aldığı yeni bir görüş yazısında Trump'ın planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi.

"Bu kesintiler astronotlarımıza ve tüm NASA çalışanlarına hakaret olurdu. Astronotlar ve meslektaşları, çok çalışan, neredeyse imkansız şeyleri başaran ve ülkemizi dünyada temsil eden kamu görevlileridir" diye yazdı.

Trump yönetiminin planladığı kesintiler, planlanan veya devam eden 53 NASA Bilim misyonunu sona erdirecek, bütçede 13 milyar dolarlık kesinti yapacak ve planlanan NASA Bilim misyonlarının çoğunun geliştirilmesini durduracak.

NASA Bilim, ülkenin uzay ve havacılık kuruluşunun araştırma ve keşif kolu.

Bu miktarı kıyaslamak gerekirse, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde görev yapan emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, NPR'ye, İran'daki savaşın ilk 40 gününün, mühimmat, üslere verilen hasar ve askeri uçak kayıpları gibi unsurları hesaba katınca, ABD'ye yaklaşık 28 milyar dolara mal olduğunu söyledi.

Ancak Trump yönetiminin planladığı kesintiler, NASA'nın keşif görevleri başlatma kapasitesini sadece zayıflatmakla kalmayacak, aynı zamanda öğrenciler için STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) teşvik programlarını da kesecek.

Nye, NASA'nın sadece "Amerikan hikayesinin eşsiz bir parçası" olmakla kalmayıp, aynı zamanda "Ülkemizin sahip olduğu en güçlü marka değeri" olduğunu savundu:

Dünyanın dört bir yanındaki insanlar ABD'yi en iyi haliyle düşündüğünde, Ay'ı keşfeden astronotları, kozmosa yeni pencereler açan teleskopları ve diğer gezegenlerde önemli keşifler yapan uzay araçlarını düşünür. NASA, meraklı, cesur ve birlik içinde olduğumuzda kim olduğumuzu gösterir.

Ulusal kimlik ve insan merakı gibi daha yüce fikirleri bir kenara bırakırsak bile Nye, NASA'nın fonlanmasının devam etmesi için pratik ve politik bir neden öne sürüyor: Çin.

fdbfdb
10 Nisan 2026'da Kaliforniya'nın San Diego kentindeki San Diego Hava ve Uzay Müzesi'nde, Artemis II mürettebatının Pasifik Okyanusu'na inişini canlı izlerken, astronot kostümü giymiş genç bir çocuk, bayrak sallayan bir kadının yanında seviniyor (AFP)

Nye, Çin'in 2030 için Ay'a iniş planladığına dikkat çekerek, Pekin'in uzay hedeflerini ABD için yeni bir uzay yarışına benzetiyor.

Eğer yarış başladıysa, neden bu kadar çok şeyden vazgeçiliyor? Neden liderlikten vazgeçiliyor? ABD, bilim ve teknolojide ikinci sıradaysa uzayda birinci olamaz.

Nye ayrıca, kesintilere karşı çıkanların 20 Nisan'da Washington DC'de "NASA Bilimini Kurtar" kampanyası için toplanacağını duyurdu ve davayı destekleyenlerin şahsen veya çevrimiçi olarak katılmalarını istedi.

Nye, "Bilime yapılan yatırımları kısmak sadece keşifleri geciktirmekle kalmaz, onları yok eder. STEM alanındaki yetenek havuzumuzu paramparça eder. Uluslararası ortaklarımızı terk etmemize neden olur. Ve ABD'nin uzay bilimindeki liderliğini Çin ve diğer ülkelere kaptırmasına yol açar" diye uyardı.

Independent Türkçe


Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
TT

Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)

Macaristan’da seçmenler, 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban’ın yönetimine son verebilecek parlamento seçimleri için bu sabah sandık başına gitmeye başladı. Sonuçları, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip edilen seçimler, uluslararası düzeyde büyük ilgi görüyor.

Sandıklar yerel saatle 06.00’da açılırken, oy verme işleminin 19.00’da sona ereceği bildirildi.

Ülke içinde 7,5 milyon seçmen ile yurt dışında kayıtlı 500 binden fazla seçmen, beş siyasi parti arasından tercih yapıyor. Seçimler, büyük ölçüde iktidardaki Fidesz Partisi lehine işleyen karma çoğunlukçu bir seçim sistemiyle gerçekleştiriliyor.

Bağımsız araştırma şirketlerinin anketleri, Avrupa yanlısı ve muhafazakâr çizgideki Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin ezici bir zafer kazanabileceğini öngörüyor. Magyar, son iki yıl içinde Orban’a rakip olabilecek güçlü bir muhalefet hareketi oluşturmayı başardı. Başbakan Orban’ın milliyetçi çizgideki popülaritesinin ise Macaristan’daki ekonomik büyümenin yavaşlaması nedeniyle gerilediği belirtiliyor.

fv
Bu oylama, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 16 yıldır süren iktidarını sona erdirebilir. (AFP)

Buna karşılık, iktidara yakın kamuoyu araştırma kuruluşları, Viktor Orban’ın beşinci kez üst üste başbakanlık hedefi doğrultusunda liderliğini yaptığı Fidesz Partisi ile Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakının seçimleri kazanacağını öngörüyor.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın güçlü desteğini alan Fidesz cephesinde belirgin bir gerginlik olduğu dikkat çekiyor.

Bu destek, Trump’ın yardımcısı J. D. Vance’in bu hafta Budapeşte’ye yaptığı ziyaretle de somutlaştı. Vance, ziyarette Viktor Orban’ın politikalarını övgüyle değerlendirirken, ‘Brüksel bürokratlarının müdahalelerini’ eleştirdi.

Trump ise cuma günü yaptığı açıklamalarda Orban’a açık destek vererek, Macar seçmenlerin müttefikini desteklemesi halinde ABD’nin ‘tüm ekonomik gücünü’ Macaristan’a yardım için kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Orban’ı göçle mücadele ve ‘Batı medeniyetini savunma’ mücadelesinin bir temsilcisi olarak nitelendirdi.

Negatif kampanya

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 9,5 milyon nüfuslu ülkesini ‘liberal olmayan demokrasi’ modeli haline getirerek, dünyanın farklı bölgelerindeki bazı aşırı sağ hareketler için örnek bir figür konumuna geldi.

Orban’ın ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın olduğu biliniyor. Macar lider, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Avrupa Birliği’nin (AB) Moskova’ya uyguladığı yaptırımları düzenli olarak eleştiriyor.

Brüksel seçimler konusunda açık bir tutum sergilemekten kaçınsa da, bir Avrupalı diplomat, “AB üye ülkelerinin çoğu Orban’dan kurtulmaktan memnuniyet duyar” değerlendirmesinde bulundu. Aynı diplomat, “Sabır artık tükenme noktasına ulaştı” ifadesini kullandı.

f
Muhalefet partisi Tisza’nın lideri Peter Magyar, Macaristan parlamento seçimleri için Budapeşte’de oy kullandı. (Reuters)

62 yaşındaki Orban, sık sık AB’yi oluşturan diğer 26 üye ülkenin politik çizgisine aykırı tutumlar alırken, Brüksel de hukukun üstünlüğünü zayıflattığı gerekçesiyle Macaristan’a yönelik milyarlarca euroluk fonları dondurdu.

Orban, seçim kampanyası sürecinde ‘sözde sivil toplum kuruluşları’, ‘paralı gazeteciler’, yargı mensupları ve siyasetçileri hedef almaya devam edeceğini söyledi.

ELTE Üniversitesi Sosyal Bilimler Merkezi’nden Andrea Szabo ise Orban’ın olası bir seçim zaferinin ‘açık biçimde otoriter bir sisteme doğru kayış anlamına geleceğini’ ifade etti.

Orban ayrıca, kendisini Ukrayna’ya karşı bir ‘set’ olarak konumlandırmaya çalışarak, Ukrayna’yı Macarları savaşa sürüklemek istemekle suçladı. Ancak analistler, Macaristan’daki ekonomik durgunluk ve yaygın yolsuzluk iddiaları nedeniyle bu söylemin vatandaşları ikna etmede yetersiz kaldığını belirtiyor.

 fdv df
Macaristan parlamento seçimleri sırasında bir oy verme merkezinde görev yapan seçim görevlisi, Budapeşte (Reuters)

Andrea Szabo, Fidesz’in ‘tamamen negatif bir kampanya yürütmeyi tercih ettiğini’ belirterek, kampanyada ‘ulusu birleştirmeye gerçekten katkı sağlayabilecek tek bir önerinin bile yer almadığını, aksine partinin yalnızca savaş konusuna odaklandığını’ ifade etti.

Öte yandan, 45 yaşındaki Peter Magyar, şubat ortasından bu yana Macaristan’ın farklı bölgelerini ziyaret ederek seçim kampanyasını sürdürüyor. Magyar, özellikle sağlık ve eğitim sektörleri başta olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini vadetti.

Perşembe günü düzenlenen bir seçim mitinginde konuşan Magyar, ‘değişime bir şans verilmesi’ çağrısında bulundu. Magyar ayrıca yolsuzlukla mücadele, demokratik kurumların yeniden canlandırılması ve Macaristan’ın 2004’ten bu yana üyesi olduğu AB içinde güvenilir bir ortak haline getirilmesi gibi temel vaatler sıraladı.

Müdahale suçlamaları

60 yaşındaki Daniel Pastor, cuma günü düzenlenen bir başka seçim mitinginde AFP’ye verdiği demeçte, ‘gerçekten yeni bir dönemin başlamasının ve yaşanabilir yeni bir Macaristan’ın doğmasının önemli olduğunu’ söyledi.

Buna karşılık, taksi şoförü 50’li yaşlardaki Attila Csöke ise perşembe günü Orban’ın katıldığı bir mitingde tamamen farklı bir görüş dile getirerek, “Tisza’nın kazanması Macaristan için korkunç olur” ifadesini kullandı.

rtb
Budapeşte’de oyunu kullanan bir kadın (AP)

Analistler, seçimlere katılım oranının yüzde 75 ile rekor seviyeye ulaşmasını bekliyor. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra ilk kısmi sonuçların açıklanacağı, ancak sonuçların çok yakın çıkması halinde kesin galibin Macaristan Ulusal Seçim Ofisi’nin oy sayımını tamamlamasının ardından açıklanabileceği belirtiliyor.

Macar muhalefeti, Orban’ın seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceğinden endişe ederken, Rusya’nın sürece müdahil olduğu ve Fidesz’in geniş çaplı oy satın alma girişimlerinde bulunduğu yönünde iddialar gündeme geldi.

Orban ise bu iddialara karşılık, Tisza Partisi’ni sonuçları manipüle etmek amacıyla ‘yabancı istihbarat servisleriyle iş birliği yapmakla’ suçladı.