ASEAN, Myanmar'daki iç çatışma ve Çin-ABD rekabetinin gölgesinde toplanıyor

Endonezya'nın ev sahipliğinde 5-7 Eylül'de yapılacak 43. ASEAN Zirvesi'nde, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik ihtilafları ve Çin ile ABD arasında artan rekabet ve nüfuz mücadelesi, 10 Güneydoğu Asya ülkesinin liderlerinin gündeminde olacak

(AA)
(AA)
TT

ASEAN, Myanmar'daki iç çatışma ve Çin-ABD rekabetinin gölgesinde toplanıyor

(AA)
(AA)

Güneydoğu Asya Uluslar Birliğinin (ASEAN) 43. Zirvesi, Endonezya'nın başkenti Cakarta'da 5-7 Eylül tarihlerinde düzenlenecek.

Üye ülkelerin ekonomik entegrasyon ve bölgesel sorunları ele alacağı ana zirve kapsamında 26. Çin-ASEAN Zirvesi, Çin, Japonya ve Güney Kore'nin dahil olduğu 26. ASEAN+3 Zirvesi, 18. Doğu Asya Zirvesi ve ASEAN Hint-Pasifik Forumu da gerçekleştirilecek.

Zirvede Myanmar'daki askeri darbe ve süregelen iç çatışmanın çözülememesinin yol açtığı sorunlar, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik ihtilafları, Çin ile ABD arasındaki artan rekabet ve nüfuz mücadelesi de 10 ülke liderinin gündem maddeleri arasında olacak.

Washington’da 10-12 Mayıs’ta düzenlenen ABD-ASEAN Özel Zirvesi'nde 10 ülkenin liderlerini konuk eden ABD Başkanı Joe Biden'ın 43. ASEAN Zirvesi'ne katılmayacağı, onun yerine Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in toplantılarda Washington'ı temsil edeceği bildirildi.

ABD Başkanı, bu hafta sonu Hindistan'da düzenlenecek G20 Zirvesi'nin ardından, 10 Eylül'de ASEAN üyesi Vietnam'a da resmi ziyarette bulunacak.

Çin tarafında ise zirveye Başbakan Li Çiang'ın katılacağı bildirildi. G20 Zirvesi'nde de Çin heyetine başkanlık edecek Li Çiang'ın yapacağı görüşmeler, Pekin ile bazı ASEAN üyeleri arasında egemenlik ihtilaflarına konu olan Güney Çin Denizi'nde "davranış kuralları" mutabakatına varılması açısından önemli görülüyor.

Myanmar'daki çözümsüzlük endişe kaynağı

Ev sahibi Endonezya'nın Dışişleri Bakanı Retno Marsudi, üye ülke dışişleri bakanlarının bugün ASEAN Zirvesi öncesinde yaptığı toplantıda Myanmar'daki çözümsüzlüğe ilişkin endişelerini dile getirdi.

Myanmar'daki süregelen iç çatışmanın ASEAN'ın sorun çözme kabiliyetini ve etkinliğini sorgulanır hale getireceğine dikkat çeken Marsudi, "ASEAN ancak Myanmar'da barışçıl ve kalıcı çözüm sağlayabilirsek tam güçle ilerleyebilir." dedi.

Marsudi, dışişleri bakanları olarak 5 maddelik barış planını kapsamlı şekilde gözden geçireceklerini ve liderlerin tartışması için öneri ortaya koyacaklarını ifade etti.

Myanmar ordusunun, 1 Şubat 2021'de Aung San Suu Çii liderliğindeki Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) hükümetini devirerek yönetime el koyması ve barışçı protestoların kanlı şekilde bastırılmasının ardından ASEAN ülkeleri krizi sonlandırmak üzere diplomatik çabalara öncülük etmişti.

ASEAN üyeleri, ülkedeki durumun yeniden istikrara kavuşturulması için ortaya koyduğu 5 maddelik planda, şiddetin derhal durdurulması, insani yardıma olanak sağlanması, taraflar arasında diyalog başlatılması, ASEAN özel temsilcisinin arabulucu rolü üstlenmesi ve özel temsilcinin ülkeyi ziyaret ederek tüm taraflarla görüşmesini önermişti.

Askeri yönetimin, ülkedeki diyalog ve gerilimi azaltma vaatlerini yerine getirmemesi ve siyasi krizin çözümü için atanan ASEAN Özel Elçisi Erivan Yusuf'un devrik lider Suu Çii ve diğer tutuklu isimlerle görüşmesinin engellenmesi nedeniyle sorunun çözümüne yönelik çabalardan sonuç alınamamıştı.

Askeri cuntanın lideri General Min Aung Hlaing, devrik lider Suu Çii ile müzakerelere başlamayı vadetmiş fakat daha sonra anlaşmaya uymamıştı. ASEAN bunun üzerine askeri lideri, zirve toplantılarına katılmaktan men etmişti.

Güney Çin Denizi'ndeki sorunlar

Öte yandan zirvede üye ülkelerin Çin heyetiyle yapacağı görüşmelerde egemenlik ihtilaflarına konu olan Güney Çin Denizi'nde kıyıdaş ülkeler arasında bir "davranış kuralları" mutabakatının ele alınması bekleniyor.

Pekin yönetimi söz konusu mutabakatın yıl sonuna kadar şekillendirilmesini hedefliyor ancak ihtilaflı bölgelerde yaşanan gerilimler, sorunları içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığının 28 Ağustos'ta yayımladığı haritada, Güney Çin Denizi içine çizdiği hatlarla Malezya, Vietnam, Filipinler'in üzerinde hak iddia ettiği ihtilaflı bölgeleri kara suları içinde göstermesi bölge ülkelerinin tepkisine yol açmış, üç ülkenin dışişleri bakanlıkları haritayı protesto ettiklerini bildirmişti.

Çin, ilk kez 1947'de yayımladığı haritayla Güney Çin Denizi'nin yüzde 80'inde egemenlik iddiasında bulunuyor. Başta Paracel ve Spratly Adaları olmak üzere bölgedeki adacık, resif, kayalık ve deniz bentleri üzerindeki egemenlik ihtilafları zaman zaman ülke donanmaları arasında temaslara ve gerginliklere yol açıyor.

Çin'in ihtilaflı adalarda askeri üsler inşa etmesi ve sivil gemi filolarını uzun süreli bulundurmasına bölge ülkelerinin yanı sıra ABD de karşı çıkıyor.

Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi (PCA), 2016'da Filipinler'in başvurusuyla verdiği kararda, Çin'in, Güney Çin Denizi'nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına karar vermişti.

Çin ile ABD arasındaki artan rekabet

ASEAN'ın, kurucu üyeleri Endonezya, Malezya, Tayland, Filipinler ve Singapur'un yanı sıra Brunei, Vietnam, Laos, Kamboçya ve Myanmar olmak üzere toplam 10 üyesi bulunuyor.

Papua Yeni Gine ve Doğu Timor da örgüte tam üyelik sürecinde yer alıyor.

Örgütün öncülük ettiği bölgesel bütünleşmenin Güneydoğu Asya'da kalkınmanın ve refahın gelişimi açısından kilit önemde olduğu tüm taraflarca kabul ediliyor.

Bölgede nüfuz mücadelesi içerisinde olan ABD ve Çin, her fırsatta Asya-Pasifik bölgesinde "ASEAN'ın merkeziliğine" desteğini dile getiriyor.

Ancak iki büyük ülke arasında artan jeostratejik rekabet ve kamplaşma eğilimi, ASEAN üyeleri arasında taraf seçme konusunda tedirginliğe yol açıyor. Bu ve benzeri endişelerin de zirve gündeminde yer bulması bekleniyor.



Washington ve Tel Aviv, İran'ın nükleer programına yönelik baskıyı artırırken, Arakçi "sert" bir karşılık verileceğini belirtti

Washington ve Tel Aviv, İran'ın nükleer programına yönelik baskıyı artırırken, Arakçi "sert" bir karşılık verileceğini belirtti
TT

Washington ve Tel Aviv, İran'ın nükleer programına yönelik baskıyı artırırken, Arakçi "sert" bir karşılık verileceğini belirtti

Washington ve Tel Aviv, İran'ın nükleer programına yönelik baskıyı artırırken, Arakçi "sert" bir karşılık verileceğini belirtti

İsrail ordusu bu sabah, Tahran'da duyulan şiddetli patlamaların ardından "İran rejimine ait hedeflere" yönelik saldırılar başlattığını duyurdu. Ordu kısa açıklamasında, İsrail güçlerinin "şu anda Tahran'da İran terörist rejimine ait hedeflere saldırı düzenlediğini" ifade etti.

İsrail ordusu, dün İran'ın balistik füzeler ve diğer silahların üretiminde kullandığı tesislerin yanı sıra İran'ın batısındaki füze fırlatma rampaları ve depolama alanlarını "Tahran'ın kalbinde" hedef aldığını açıkladı.

İsrail ordusu, Ortadoğu'daki savaşın 28. gününde, İran medyasının ABD-İsrail saldırılarına ilişkin haberlerinden kısa bir süre sonra, İran'ın merkezindeki Arak ağır su nükleer reaktörünü vurduğunu doğruladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in ülkenin en büyük iki çelik fabrikası ve nükleer tesisini hedef alan saldırılarına sert bir karşılık verileceğini söyledi.

İran Atom Enerjisi Kurumu ise ABD ve İsrail hava saldırılarının bir uranyum işleme tesisini hedef aldığını açıkladı.

Paris'ten yapılan açıklamada, G7 ülkelerinin dışişleri bakanları, İran'ın savaşı bağlamında sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunarak, Hürmüz Boğazı'nda güvenli ve serbest seyrüseferin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.


Savaş, reaktörlere ve fabrikalara yayılıyor

İsrail'in İran'ın merkezindeki Arak ağır su reaktörüne düzenlediği saldırılar (sosyal medya)
İsrail'in İran'ın merkezindeki Arak ağır su reaktörüne düzenlediği saldırılar (sosyal medya)
TT

Savaş, reaktörlere ve fabrikalara yayılıyor

İsrail'in İran'ın merkezindeki Arak ağır su reaktörüne düzenlediği saldırılar (sosyal medya)
İsrail'in İran'ın merkezindeki Arak ağır su reaktörüne düzenlediği saldırılar (sosyal medya)

İsrail, dün savaşın ikinci ayına girilmesinin arifesinde İran içindeki hedef ağını genişleterek, nükleer tesislere ve füze üretim tesislerine odaklandı. Bu tırmanış, Arak'taki ağır su tesisine yapılan saldırıyı da içerirken, aynı zamanda çelik fabrikalarını ve endüstriyel altyapıyı hedef alarak saldırıları genişletme tehdidinde bulundu.

İsrail ordusu, Tahran'ın kalbinde, balistik füze üretiminde kullanılan tesislerin yanı sıra batı İran'daki fırlatma rampaları ve depolama tesislerini hedef alan kapsamlı bir dizi saldırı düzenlediğini duyurdu. Saldırılar ayrıca İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na ait onlarca askeri tesisi ve füze bileşeni üretim tesisini de hedef aldı.

En önemli saldırılar arasında, plütonyum üretimiyle bağlantılı Arak ağır su reaktörü ve uranyum zenginleştirme hammaddesi olan sarı kekin işlendiği Yezd'deki bir tesis yer aldı. Bu saldırılar, tüm nükleer üretim zincirini hedef alma çabasının devamıydı. Tahran, herhangi bir can kaybı veya radyoaktif sızıntı olmadığını vurguladı.

Saldırılar, İsfahan'daki Mubarake Çelik ve Ahvaz'daki Huzistan Çelik tesislerini hedef alarak ağır sanayi sektörüne de yayıldı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in çelik fabrikaları ve nükleer tesisler de dahil olmak üzere hayati öneme sahip altyapıyı hedef aldığını ve saldırıların diplomatik sürece aykırı olduğunu belirterek, İsrail'e "ağır bir bedel" ödetileceğini söyledi.

Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri, Hark, Lark ve Keşm gibi stratejik adaları içeren senaryoları da kapsayan, 10 bine kadar askerden oluşan takviye birlikleri göndermeyi değerlendiriyor.


İran bağlantılı siber saldırı grubu, FBI direktörünün kişisel e-postasına sızdı

FBI Direktörü Kash Patel, Beyaz Saray yakınlarında düzenlenen ortak basın toplantısında bir soruya cevap veriyor (DPA
FBI Direktörü Kash Patel, Beyaz Saray yakınlarında düzenlenen ortak basın toplantısında bir soruya cevap veriyor (DPA
TT

İran bağlantılı siber saldırı grubu, FBI direktörünün kişisel e-postasına sızdı

FBI Direktörü Kash Patel, Beyaz Saray yakınlarında düzenlenen ortak basın toplantısında bir soruya cevap veriyor (DPA
FBI Direktörü Kash Patel, Beyaz Saray yakınlarında düzenlenen ortak basın toplantısında bir soruya cevap veriyor (DPA

Amerikan medyasında yer alan haberlere göre İran destekli bir siber saldırı grubu, FBI Direktörü Kash Patel'in kişisel e-posta hesabına sızarak fotoğraflarını, kişisel materyallerini ve belgelerini internete sızdırdı. Bu olay, Tahran ile yaşanan çatışmayla bağlantılı olarak artan siber savaşı bir kez daha gözler önüne seriyor.

CNN ve Associated Press'in (AP), bilgilendirilmiş kaynaklara dayandırdığı haberlere göre İran destekli bir siber saldırı grubu olan Hanzala, saldırının sorumluluğunu üstlenerek, Patel'in ABD Başkanı Donald Trump tarafından ofis direktörü olarak atanmasından önce, 2011 ile 2022 yılları arasına ait kişisel ve profesyonel yazışmalara ve seyahat kayıtlarına erişim sağladığını iddia etti.

Grup, Patel'e ait olduğunu iddia ettiği özel fotoğrafları, aralarında klasik bir spor arabanın yanında ve puro içerken çekilmiş fotoğrafların da bulunduğu görselleri, biyografisi ve diğer kişisel belgeleri internette yayınladı. Ayrıca e-postalar ve diğer dosyaları da ele geçirdiklerini duyurdu ve materyallerin çoğunun on yıldan daha eski olduğunu belirtti.

Önceki uyarılar

FBI veya Adalet Bakanlığı'ndan henüz bir açıklama gelmedi, ancak konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak AP’ye Patel'in kişisel hesabının gerçekten de hacklendiğini doğruladı, ancak ne zaman olduğunu belirtmedi. Önceki raporlar, Patel'in Aralık 2024'te İran'la bağlantılı siber saldırı girişimlerinin hedefi olduğu konusunda bilgilendirildiğini gösteriyordu.

Bu gelişme, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Adalet Bakanlığı'nın Tahran'la bağlantılı aktörler tarafından gerçekleştirilecek siber saldırıların artma olasılığına ilişkin uyarıları bağlamında yaşandı.

Siber gerilim artıyor

Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz hafta İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı ile bağlantılı bilgisayar korsanları tarafından kullanıldığından şüphelenilen dört alan adının ele geçirildiğini duyurdu. Bunlardan ikisinin Hanzala grubu tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Açıklamada, bu sitelerin çalıntı veriler yayınlayarak ve gazetecilere ve muhaliflere yönelik saldırı çağrısında bulunarak "rejimin muhaliflerini hedef alan propaganda operasyonlarında" kullanıldığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Hanzala, en önde gelen İran yanlısı siber gruplardan biridir ve daha önce, İran'da sivil kayıplara yol açtığı iddia edilen Amerikan saldırılarına yanıt olarak, Amerikan tıbbi teknoloji şirketi Stryker Corporation'ın sistemlerini hedef alan saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

Patel daha önceki bir açıklamasında, İran'ın "korku yaymak ve muhalefeti susturmak için sahte web sitelerinin ve siber tehditlerin arkasına saklanmaya çalıştığını" söylemiş ve Büronun "bu saldırılara karışan herkesi takip edip adalete teslim edeceğini" belirtmişti.

Bu olay, siber saldırıların geleneksel askeri çatışmaya paralel bir araç olarak giderek daha önemli hale geldiği bir dönemde, Washington ve Tahran arasındaki çatışmanın siber alana doğru genişleyen boyutunu yansıtıyor.