Ruslar, Ermenistan’da yeni bir hayat arıyor

110 bin Rusya vatandaşı Erivan’a taşınırken 6 bin 500’den fazla yeni şirket kuruldu.

Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
TT

Ruslar, Ermenistan’da yeni bir hayat arıyor

Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)

Nazareth Seferian

Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın merkezinde, 2022 yazında bir ev yeniden tasarlandı. Kısa bir süre sonra da gururla yeni bir tabela asılıp bayrak göndere çekildi. Burası artık ‘Estetik Zevkler Elçiliği’ adlı yeni bir kurumdu. Çok geçmeden taksi şoförleri burayı ‘Rusların kafesi’ olarak adlandırdı. Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin, eski Sovyetler Birliği’ne bağlı bazı ülkeler üzerindeki etkisine bir örnektir. Nitekim Rus göçmenler, başka bir ülkeye sadece yaşamak için taşınmayıp, aynı zamanda işlerini de oraya taşıdılar ya da yeni şirketler kurdular.

‘Elçilik’ binasının açılmasından kısa bir süre sonra kurucu ortak Misha Raifisher, bir Ermeni medya kuruluşuyla yaptığı röportajda şöyle dedi:

Moskova’da ‘Estetik Zevkler’ adında bir sanat derneğimiz vardı. Her yıl farklı mekânlarda ‘Estetik Zevk Akşamları’ adıyla üst düzey etkinlikler düzenliyorduk. Ukrayna’daki savaş patlak verdikten sonra hem Ermenistan hem de Gürcistan’da yeni bir şey ortaya koymak için fırsat aramaya başladık. Ermenistan’da bir yer bulma konusunda şanslıydık.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Kurum, çeşitli fikirleri aynı binada bir araya getiriyor. Bir alan bar, başka bir alan kafe olarak kullanılıyor ve binanın geri kalanında da bu böyle devam ediyor.

Mekânın kreatif direktörü İlya Kusnirovich şu açıklamalarda bulundu:

Oldukça endişeli bir şekilde Rusya’dan ayrıldım. Üzgündüm. Ben savaş karşıtıyım… Çoğunlukla da uluslararası şirketlerle çalışıyorduk; sözleşmelerimiz feshedildi ya da donduruldu. Hem savaşa karşı olmam nedeniyle hem de maddi sebepler yüzünden kalmamız için hiçbir sebep olmadığını fark ettik.

Rus işlerinin sayısal ifadesi

Ermenistan Ekonomi Bakanı Vahan Kerobyan, rakamları şöyle özetledi:

2022 yılında Ermenistan’a 108 ila 110 bin Rusya vatandaşı taşındı. Çok daha fazlası da Ermenistan’ı yaşamak için yeni bir yer bulmadan önce bir ‘geçiş bölgesi’ olarak tercih etti. Ülkede Rusya vatandaşlarının kurduğu ya da ortak olduğu yaklaşık 2 bin 500 yeni şirket kayıtlı. Bunun yanı sıra bağımsız girişimci olarak kayıtlı 4 bin Rusya vatandaşı da mevcut. Başbakan Nikol Paşinyan da Ermenistan’ın 2022 yılındaki ekonomik performansına dair konuşmasında, “Bu taşınma dalgası, yüzde 7’lik asıl büyüme hedefimizi aşmamıza kısmen katkı sağladı ve Ermenistan’ın GSYİH’si yaklaşık yüzde 13 oranında arttı

aswqd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2019’da Erivan’daki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısında bir araya geldiler. (AFP)

Ermenistan’a taşınan Rusya vatandaşlarının birçoğu otel, restoran ve kafe sektöründe iş kurmuş olsalar da en büyük yeni yatırımları, bilgi teknolojileri sektörü çekti. Kerobyan, bu yaz Forbes dergisiyle yaptığı bir röportajda şunları söyledi:

“Ermenistan’da bilgi teknolojileri sektörü, bize komşu ülkelerle karşılaştırıldığında daha gelişmiş durumda. Ermenistan’a taşınan şirketler için yerel yeteneklerin mevcut olması önemli. Rusya’dan rakip şirketlerin girişine engel olmuyoruz. Aslında başka ülkelerden şirketlerin yerel şirketlerimize rakip olması daha iyi, bu yerel şirketleri ilerlemeye mecbur eder. Ayak uyduramayan ve yeterli hızla ilerleyemeyen şirketler, yok olur.”

2022 yılında Ermenistan’a 108 ila 110 bin Rusya vatandaşı taşındı. Ülkede Rusya vatandaşlarının kurduğu ya da ortak olduğu yaklaşık 2 bin 500 yeni şirket kayıtlı. Bunun yanı sıra bağımsız girişimci olarak kayıtlı 4 bin Rusya vatandaşı da mevcut.

Ermenistan, yeni bir hayat peşinde koşan Rusya vatandaşları için uygun bir adres olarak görülüyor. Nitekim Erivan’dan Rusya’nın çeşitli şehirlerine her gün onlarca uçuş yapılıyor ve Rusya vatandaşlarının bu ülkeye gelmek için pasaporta dahi ihtiyacı yok; yanlarında ulusal kimlik kartlarını bulundurmaları yeterli. Sonra birçok Ermeni Rusçayı biliyor ki bu da gündelik yaşamı kolaylaştırıyor. Rusya vatandaşları, daha anlayışlı ve daha az düşmanca muamele görüyor. Bu da Ermenistan’ı duygusal açıdan daha cazip bir yer haline getiriyor. Ermenistan, Ukrayna’daki savaş konusunda da daha farklı bir tutum sergiliyor. Nihayetinde Ermenistan’ın Rusya ile askerî bir ittifakı var. Ermenilerin yaşadığı ve çatışmalara sahne olan Dağlık Karabağ’da barışı korumak ve sınırlarını savunmak için de Rusya’ya bağımlı. Bununla birlikte Haziran 2023’te Başbakan Paşinyan’ın, “Ukrayna’daki savaş söz konusu olduğunda Rusya’nın müttefiki değiliz” ifadesinden hareketle hükümet, net bir duruş sergiledi.

Erivan iş kurmak için de cazip bir yer. Rusya Ekonomi Okulu Müdürü, Pompeu Fabra Üniversitesi’nde Katalan İleri Araştırmalar Enstitüsü ile Barselona Politik Ekonomi Enstitüsü’nde Profesör Robin Nikolubov, konuyu şu sözlerle değerlendirdi:

Bu taşınan şirketler, hükümetten tam destek bekleyebilir. Vergiler oldukça düşük, hatta ülkenin bazı yerlerinde yok bile. Ermenistan, Avrupa’nın herhangi bir yerine kıyasla Rusya ile rahatlatıcı ticari bağlantıları sürdürüyor.

xscdf
Erivan’daki Vernissage Pazarı’nda seramik kaplar ve hediyelik eşyalar satılıyor. (Getty Images)

Ama bu, Ermenistan’ın, Ruslara diğer hükümetlerin uyguladığı yaptırımları aşmaları için alan açtığı anlamına gelmiyor. Nitekim Temmuz 2023’te Ermenistan’daki 18 bankadan sekizi, daha önce Ermenistan ile Rusya arasındaki para transferi için hızlı ve uygun bir çözüm sunan Unistream ödeme sistemine dayalı işlemleri durdurduğunu ilan etti. Kararın arkasındaki sebep ise sistemi işleten bankanın ABD yaptırımlarına maruz kalması. Ermenistan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Armen Nurbekyan, ağustos ayında yaptığı açıklamada, sadece altı bankanın Unistream sistemini Rus rublesi ve Ermeni dramıyla işletmeye devam ettiğini belirtti.

Ermenistan’daki enflasyon oranı, 2022 yılında yüzde 8,6’ya ulaşırken, ortalama daire metrekare fiyatı da yüzde 14 arttı. Yeni göçmen seli ülke ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturarak birçok ürünün ve hizmetin fiyatını yükseltti. Doların fiyatı ise Ağustos 2023’te, Şubat 2022’ye göre yüzde 19,5 oranında düştü.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasının üzerinden 500 günden fazla zaman geçti ve belirsizlik halen devam ediyor. Ermenistan’da yaşayan pek çok Rusya vatandaşı, geleceğin ne getireceğinden habersiz. Bu yüzden bugüne ve Ermenistan’daki yeni yaşamlarının olumlu yönlerine odaklanıyorlar. Tam ismini açıklamak istemeyen ve büyük bir bilişim şirketi için Ermenistan’da uzaktan çalıştığını belirten Denis, şöyle dedi:

Burada durum harika. Hava sıcak, yemekler güzel, insanlar kibar. İlk başta tek bir engelle karşılaştık: Nereye gideceğimizi bilmiyorduk ve telefonlarımızda konumları anlamaya çalışıyorduk. İki vatandaş bize yardım etti. Bu, insani yönden Rusya’da uzun bir zamandır şahit olmadığım bir şey.

Bununla birlikte Denis’e göre Ermenistan’ın iyileştirmek için çalışması gereken bazı alanlar da var:

Buradaki bazı hizmetler ve teknolojik çözümler, halen Rusya’da 2007 yılındakine benzer seviyelerde. Örneğin banka uygulamaları, halen çok basit. Bir mühendis olarak bunların dikkatime takılmaması mümkün değil. Ekonomik açıdan bakıldığında Erivan’daki bazı fiyatların St. Petersburg ve hatta Moskova’daki fiyatlara denk olması beni çok şaşırttı.

df
VTB Bankası’nın Erivan’daki merkez binası. (Getty Images)

Ermenistan’daki enflasyon oranı, 2022 yılında yüzde 8,6’ya ulaşırken, ortalama daire metrekare fiyatı da yüzde 14 arttı. Nitekim yeni göçmen seli, ülke ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturarak birçok ürünün ve hizmetin fiyatını yükseltti. Aynı zamanda Ermenistan’da serbest çalışanlara ve memurlara ödeme yapan Batı’daki bilişim şirketlerinden yabancı para akışının artması da döviz kurlarının düşmesine yol açtı. Bunun sonucunda doların fiyatı, Ağustos 2023’te, Şubat 2022’ye göre yüzde 19,5 oranında düşerken, euro da yüzde 23,2 oranında azaldı. Doğal olarak bu, Ermenistan’da uluslararası şirketler için uzaktan çalışan kişilerin satın alma gücünde büyük bir düşüş anlamına geliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Temmuz 2023’te, 2023-2024 arası dönemde ulusal para birimi dram değerinde ılımlı bir düşüş yaşanacağını, ancak yine de Ukrayna’daki çatışmanın başlamasından önce olduğundan daha güçlü kalacağını öngördüğünü belirtti. Çekirdek enflasyon da bir düşüşe sahne olarak, Haziran 2023’te yıllık bazda yüzde 1,5’e ulaştı.  

Sonuç olarak Ermenistan’a taşınan pek çok Rus’un Ukrayna’daki savaş sona erdiğinde ne yapacağı belli değil. Bununla birlikte birçoğu, olumlu yönlere odaklanmayı tercih ediyor. Ermenistan’da yeni bir danışmanlık şirketinin kurucu ortağı Boris Fokin, durumu şöyle değerlendirdi:

“Burada etkileme ve yaptığınız işin sonuçlarını görme imkânı gerçekten harika. Mesele sadece şahsi gelirinizle değil, etrafınızda meydana gelen dönüşümü görmekle de alakalı. Aktif olup meselenize ilişkin durumu değiştirebilirsiniz. Bu, harika bir şey! Büyük bir ülkede yaşadığınızda etkiniz çok zayıf oluyor ve kendinizi aciz, karar alamaz bir durumda hissediyorsunuz. Burada ise bir karar alabilir ve bazen geniş ölçekte etki sahibi olabilirsiniz.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Çin ordusu, Tayvan Boğazı'ndan geçen iki ABD gemisini "izliyor"

Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
TT

Çin ordusu, Tayvan Boğazı'ndan geçen iki ABD gemisini "izliyor"

Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)

Çin ordusu bugün resmi WeChat hesabından yaptığı açıklamada, ABD'ye ait güdümlü füze destroyeri USS Finn ve okyanus araştırma gemisi USS Mary Sears'ın 16 ve 17 Ocak tarihlerinde Tayvan Boğazı'ndan geçişini izlediğini belirtti.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Doğu Harekat Komutanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, ordunun "ulusal egemenliği ve güvenliği kararlılıkla savunmak için her zaman yüksek alarmda" olduğunu ifade etti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise Çin ordusunun açıklamasına henüz yorum yapmadı.


Mısırlı ve yedi çocuk annesi... Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham hakkında ne biliyoruz?

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
TT

Mısırlı ve yedi çocuk annesi... Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham hakkında ne biliyoruz?

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)

Son aylarda Laila Cunningham’ın adı, Birleşik Krallık siyasetinin en karmaşık ve hassas yarışlarından biri olarak görülen Londra Belediye Başkanlığı seçimlerinde öne çıkan isimler arasında yer aldı.

Birleşik Krallık’taki Reform UK Partisi’nin lideri Nigel Farage, Laila Cunningham’ın 2028 yılında başkentte yapılacak Londra Belediye Başkanlığı seçimlerinde partisinin adayı olacağını açıkladı.

Mısır kökenli

Eski bir savcı olan Cunningham, 1960’lı yıllarda Birleşik Krallık’a göç eden Mısırlı bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Cunningham ile Farage, 7 Ocak Çarşamba günü düzenlenen bir basın toplantısında birlikte kamuoyunun karşısına çıktı. Toplantıda, üzerinde ‘Londra reform istiyor’ ifadelerinin yer aldığı pankartlar dikkat çekti.

Basın toplantısında konuşan Farage, Cunningham’ın, mayıs ayında yapılacak ve bir sonraki genel seçimler öncesinde ‘en önemli seçim sınavı’ olarak nitelenen seçimlerde, partinin Londra’daki kampanyasının merkezindeki isim olacağını söyledi.

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, parti lideri Nigel Farage ile Southwark'taki Glaziers Hall'da düzenlenen basın toplantısında (DPA)Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, parti lideri Nigel Farage ile Southwark'taki Glaziers Hall'da düzenlenen basın toplantısında (DPA)

Cunningham, 2022 yılında Muhafazakâr Parti’den Westminster Belediye Meclisi üyeliğine seçildikten sonra, yedi çocuk annesi olarak geçen yıl haziran ayında Reform UK Partisi’ne katıldı. Cunningham, bu adımını ‘vergileri düşürmek, sınırları kontrol altına almak ve Birleşik Krallık’ın çıkarlarını her şeyin önüne koymak’ amacıyla attığını açıkladı.

Orta sınıf bir sosyal çevreden gelen Laila Cunningham, Güney Londra’da büyüdü. Konut sorunu, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine ilişkin meselelerin, erken dönem siyasi bilincinin şekillenmesinde etkili olduğunu ifade ediyor.

Cunningham, sosyal bilimler ve kentsel siyaset alanında eğitim aldı. Siyasete girmeden önce, sosyal konut ve kentsel yoksullukla mücadele eden sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllar görev yaptı.

Eski savcı... Basketbolu çok seviyor

Cunningham, başkente duyduğu sevgiden söz ederken, Londra Gençlik Oyunları’nda basketbol oynayarak ‘takım ruhunun önemini’ öğrendiğini söyledi. Birleşik Krallık merkezli Independent’a konuşan Cunningham, “Burada kıdemli bir savcı oldum, yedi çocuğumu burada büyütüyorum ve bunlar bu göreve talip olmam için makul nedenler” ifadelerini kullandı.

Cunningham, Reform UK Partisi’ne katıldığını açıkladığı sırada yaptığı bir dizi siyasi içerikli açıklamanın ardından, geçtiğimiz yıl haziran ayında savcılıktaki görevinden ayrılmıştı. Savcı olarak yürüttüğü görevin, tarafsızlığı zedeleyebilecek her türlü siyasi faaliyeti sınırlayan sıkı kurallara tabi olduğu, bunun da kamu görevlileri için geçerli düzenlemelerle uyumlu olduğu belirtildi.

Cunningham’ın açıklamalarının The Standard gazetesinde yayımlanmasının ardından Başsavcılık, istifasının sunulduğunu ve kabul edildiğini duyurdu. Cunningham daha sonra yaptığı açıklamada, bir toplantıya çağrıldığını ve kamu hizmeti etik kurallarını ihlal etmiş olabileceğinin kendisine bildirildiğini söyledi.

Londra için güvenlik planı

Reform UK Partisi’nin Londra Belediye Başkan Adayı Cunningham, kampanyasında suçla mücadeleye odaklanacağını belirtti. Bu kapsamda, İşçi Partisi’nden eski Londra Belediye Başkanı Sir Sadık Han’ın bu alandaki sicilini eleştirdi ve Londralılara ‘farklı bir mesaj’ sunduğunu söyledi. Cunningham, “Şehir için yeni bir lider olacak ve suça karşı kapsamlı bir mücadele başlatacağım” ifadesini kullandı.

 Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, Londra'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (EPA)Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, Londra'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (EPA)

Cunningham, “Londra Metropolitan Polisi için bıçaklı saldırılar, uyuşturucu suçları, hırsızlık, mağaza hırsızlığı ve tecavüzle mücadeleye odaklanan net ve üst düzey öncelikler belirleyeceğim” dedi. Ayrıca polise, ‘Londra’daki tecavüz çetelerini hedef alma, takip etme ve yargı önüne çıkarma’ talimatı vereceğini açıkladı.

Suç oranlarının nasıl düşürüleceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Cunningham, Suçla Mücadele Planı’nı yeniden şekillendireceğini ve Metropolitan Polisi için ‘ağır suçlarla mücadeleye yönelik yeni talimatlar’ yayımlayacağını söyledi.

Tartışmalı ifadeler

Londra Belediye Başkanlığı’na aday olan Cunningham, peçe ve burkaya ilişkin açıklamalarının hakaret içeren ve kışkırtıcı bulunduğu bir tartışmanın da odağına yerleşti. Cunningham’ın, burka giyen kadınların durdurulup aramaya tabi tutulması çağrısı yapması, çok kültürlü bir toplumda inanç özgürlüğü ve siyasi söylemin sınırları konusunda geniş bir tartışma başlattı.

The Standard gazetesinin podcastine konuşan Cunningham, “Londra’nın bazı bölgelerine gittiğinizde, gerçekten Müslüman bir şehirdeymişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Tabelalar farklı dillerde yazılmış, pazarlarda burka satılıyor” ifadelerini kullandı. Cunningham, ‘tek bir sivil kültüre’ ihtiyaç olduğunu savunarak, bunun da ‘Britanyalı olmak’ anlamına geldiğini söyledi.

Birleşik Krallık Müslüman Kadınlar Ağı’nın (Muslim Women’s Network UK – MWNUK) İcra Kurulu Başkanı Shaista Gohir, Cunningham’ın açıklamalarını ‘tehlikeli’ ve ‘ırkçıları kışkırtıcı’ olarak nitelendirdi. Gohir, bu söylemlerin, aralarında peçe takan küçük bir azınlığın da bulunduğu Müslüman kadınların daha fazla dışlanmasına yol açacağını belirtti. Cunningham’ın geçmişine rağmen Müslümanlara ‘buraya ait olmadıkları’ mesajını verdiğini savunan Gohir, bu tür açıklamaların Müslümanlara yönelik kötü muameleyi teşvik ettiğini ve yanlış bilgileri okuyanlar üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Guardian’dan aktardığına göre peçe konusu Reform UK Partisi içinde de hassas bir başlık olarak öne çıkıyor. Temmuz ayında partinin eski başkanı Zia Yusuf, parti Milletvekili Sarah Pochin’in burkanın yasaklanmasını öngören bir sorusunu ‘aptalca’ olarak nitelendirmiş ve bunun parti politikasını yansıtmadığını söylemişti. Yusuf’un cuma günü Cunningham’ın X platformundaki bir röportajını yeniden paylaşması ise partinin tutumuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.


İran'ın başlıca nükleer tesislerinin mevcut durumu nedir?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
TT

İran'ın başlıca nükleer tesislerinin mevcut durumu nedir?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)

ABD’nin İran’a saldırabileceğine yönelik bölgesel endişeler, Başkan Donald Trump’ın Tahran’ın kendisine protestocuların idam edilmeyeceği yönünde güvence verdiğini söylemesinin ardından azaldı. Buna rağmen Beyaz Saray, ‘tüm seçeneklerin masada olduğunu’ bildirdi.

İsrail ve ABD, İran’a yönelik son büyük saldırıları geçtiğimiz haziran ayında gerçekleştirdi. Saldırıların başlıca hedefi, ülkenin ana nükleer tesisleri oldu.

Hangi nükleer tesisler bombalandı?

İran’daki üç uranyum zenginleştirme tesisi bombalandı. Bunlardan ikisi Natanz’da, üçüncüsü ise Fordo’da bir dağın altında bulunuyordu. Ayrıca, nükleer yakıt döngüsüyle bağlantılı tesisleri barındıran geniş bir kompleksin yer aldığı İsfahan da hedef alındı. Diplomatlar, yer altındaki bir bölgede İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun önemli bir bölümünün depolandığını ifade etti.

ABD saldırıları sonrasında Natanz uranyum zenginleştirme tesisindeki kraterleri gösteren uydu görüntüsü (Arşiv – Reuters)ABD saldırıları sonrasında Natanz uranyum zenginleştirme tesisindeki kraterleri gösteren uydu görüntüsü (Arşiv – Reuters)

Ne kadar hasar meydana geldi?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA), saldırıdan önce Natanz ve Fordo dahil olmak üzere nükleer tesislerde düzenli denetimler yürüttüğü, ancak bombalamaların ardından bu tesislere erişimine izin verilmediği bildirildi.

Kum şehrinin dışındaki Fordo Nükleer Tesisi’nin girişi (Arşiv – IRNA)Kum şehrinin dışındaki Fordo Nükleer Tesisi’nin girişi (Arşiv – IRNA)

UAEA, zarar görmeyen diğer tesislerde denetimler gerçekleştirdi. Ancak bombalanan sahaların mevcut durumuna ilişkin kesin bilgilerin hâlâ bilinmediği belirtildi.

UAEA, kasım ayında yayımlanan İran’a ilişkin üç aylık raporunda, bilinen yedi nükleer tesisin ‘askeri saldırılardan etkilendiğini’, 13 tesisin ise etkilenmediğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre raporda raporda, hasar gören sahalardaki zararın boyutuna ilişkin ayrıntılara yer verilmedi.  

Bombardımanın ardından UAEA, üç zenginleştirme tesisinden en küçüğü olan ve Natanz’da yer üstünde bulunan Yakıt Zenginleştirme Tesisi’nin tamamen tahrip edildiğini duyurdu.

UAEA, Natanz ve Fordo’da yer altındaki daha büyük tesislerin ise en azından ağır hasar görmüş olabileceğini değerlendirdi.

İran’ın nükleer programının ne ölçüde gerilediği ise tartışma konusu olmaya devam ediyor. Trump, İran’ın nükleer tesislerinin yok edildiğini defalarca dile getirirken, UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi haziran ayında yaptığı açıklamada, İran’ın aylar içinde sınırlı ölçekte uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlayabileceğini söyledi.

Haziran 2025'te ABD'nin saldırısına uğramadan önce Natanz Nükleer Tesisi’ndeki uranyum zenginleştirme salonunda bulunan santrifüjler (İran Atom Enerjisi Kurumu)Haziran 2025'te ABD'nin saldırısına uğramadan önce Natanz Nükleer Tesisi’ndeki uranyum zenginleştirme salonunda bulunan santrifüjler (İran Atom Enerjisi Kurumu)

İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ne oldu?

Zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ise tam olarak netlik kazanmış değil. Hava saldırılarında bir kısmının imha edildiği değerlendirilirken, İran, bombalanan tesislerine ve zenginleştirilmiş uranyum stokuna ne olduğu konusunda UAEA’ya henüz bir rapor sunmadı. Bunun acil bir konu olduğunu ve bildirimin geciktiğini vurgulayan UAEA, söz konusu durumu ancak İran’ın rapor sunmasının ardından doğrulayabilecek.

Grossi, eylül ayında Reuters’a yaptığı açıklamada, “Genel olarak malzemenin hâlâ mevcut olduğuna dair yaygın bir kanaat var. Ancak elbette bunun doğrulanması gerekiyor. Bir kısmı kaybolmuş olabilir” dedi. Diplomatlar, o tarihten bu yana durumun büyük ölçüde değişmediğini ifade ediyor.

Grossi, “Malzemelerin büyük çaplı bir şekilde taşındığına dair elimizde herhangi bir gösterge yok” diye konuştu.

Tahran'ın 270 kilometre güneyinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Arşiv – AFP)Tahran'ın 270 kilometre güneyinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Arşiv – AFP)

İran, saldırılar öncesinde uranyumu yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştiriyordu. Bu saflık oranı, nükleer silah yapımı için gerekli olan yaklaşık yüzde 90 seviyesine nispeten kolaylıkla çıkarılabiliyor.

UAEA’nın tahminlerine göre İran, bombardıman başladığında bu düzeyde zenginleştirilmiş 440 kilogram uranyuma sahipti. UAEA’nın ölçütlerine göre bu miktar, saflık derecesinin daha da artırılması halinde teorik olarak 10 nükleer silah üretmeye yetecek düzeyde. İran’ın ayrıca daha düşük seviyelerde zenginleştirilmiş uranyum stokları da bulunuyor.

UAEA, İran’ın bu malzemeleri nerede depoladığını açıklamıyor. Diplomatlar, İsfahan’daki ana yer altı depolama tesislerinden birinin, yalnızca ona ulaşan tünelin girişinin bombalanması dışında büyük ölçüde zarar görmemiş göründüğünü belirtiyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak 2014 tarihinde Natanz Nükleer Tesisi’nde bir denetim gerçekleştiriyor. (Arşiv – AFP)Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak 2014 tarihinde Natanz Nükleer Tesisi’nde bir denetim gerçekleştiriyor. (Arşiv – AFP)

Hangi endişeler devam ediyor?

ABD ve İsrail’in bombardımanı gerekçelendirmek için öne sürdüğü nedenlerden biri, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesine tehlikeli biçimde yaklaşmış olmasıydı. Uranyum, silah yapımına elverişli düzeyde zenginleştirildiğinde nükleer bombanın çekirdeğinde kullanılabiliyor. Aynı zamanda, farklı zenginleştirme seviyelerinde nükleer santraller için yakıt olarak da değerlendirilebiliyor.

Batılı güçler, İran’ın uranyumu bu denli yüksek fisyon düzeyinde zenginleştirmesi için makul bir sivil gerekçe bulunmadığını savunuyor. UAEA da bunun ciddi endişe yarattığını belirtiyor. Ajansa göre, nihayetinde nükleer silah üretimine yönelmeden bu seviyede zenginleştirmeye giden başka bir ülke bulunmuyor.

Buna karşın, saldırılardan önce UAEA, İran’da nükleer silah edinmeye yönelik koordineli bir program olduğuna dair güvenilir bir gösterge bulunmadığını açıklamıştı. İran’ın böyle bir yola girmesi halinde nükleer bomba geliştirmesinin ne kadar süreceği ise yoğun tartışma konusuydu.

Tahran, nükleer silah edinme hedefi olduğunu reddediyor. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olan İran’ın, nükleer silah geliştirmeye yönelmediği sürece enerji üretimi ve araştırma amaçlarıyla uranyum zenginleştirme hakkı bulunuyor.

İsfahan’da bulunan Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin iç görünümü (Reuters)İsfahan’da bulunan Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin iç görünümü (Reuters)

İran’ın, uranyumu zenginleştirebilen santrifüjlerden sayısı bilinmeyen bir miktarı, yeri açıklanmayan depolarda muhafaza ettiği belirtiliyor. Zenginleştirilmiş uranyum stokunun mevcut büyüklüğü de şu aşamada netlik kazanmadığı için, İran’ın bu iki unsuru gizlice bir araya getirerek silah yapımında kullanılabilecek düzeyde uranyum üretme riski bulunduğu ifade ediliyor. Bunun, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali anlamına geleceği kaydediliyor.

Mevcut durumda, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun tespitine yönelik arayışın bir süre daha devam etmesinin muhtemel olduğu değerlendiriliyor.