Ruslar, Ermenistan’da yeni bir hayat arıyor

110 bin Rusya vatandaşı Erivan’a taşınırken 6 bin 500’den fazla yeni şirket kuruldu.

Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
TT

Ruslar, Ermenistan’da yeni bir hayat arıyor

Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)
Moskova’daki Kültürel Miras alanında, Ulusal Ekonomi Başarıları sergisindeki Ermenistan Cumhuriyeti pavyonu (Shutterstock)

Nazareth Seferian

Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın merkezinde, 2022 yazında bir ev yeniden tasarlandı. Kısa bir süre sonra da gururla yeni bir tabela asılıp bayrak göndere çekildi. Burası artık ‘Estetik Zevkler Elçiliği’ adlı yeni bir kurumdu. Çok geçmeden taksi şoförleri burayı ‘Rusların kafesi’ olarak adlandırdı. Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin, eski Sovyetler Birliği’ne bağlı bazı ülkeler üzerindeki etkisine bir örnektir. Nitekim Rus göçmenler, başka bir ülkeye sadece yaşamak için taşınmayıp, aynı zamanda işlerini de oraya taşıdılar ya da yeni şirketler kurdular.

‘Elçilik’ binasının açılmasından kısa bir süre sonra kurucu ortak Misha Raifisher, bir Ermeni medya kuruluşuyla yaptığı röportajda şöyle dedi:

Moskova’da ‘Estetik Zevkler’ adında bir sanat derneğimiz vardı. Her yıl farklı mekânlarda ‘Estetik Zevk Akşamları’ adıyla üst düzey etkinlikler düzenliyorduk. Ukrayna’daki savaş patlak verdikten sonra hem Ermenistan hem de Gürcistan’da yeni bir şey ortaya koymak için fırsat aramaya başladık. Ermenistan’da bir yer bulma konusunda şanslıydık.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Kurum, çeşitli fikirleri aynı binada bir araya getiriyor. Bir alan bar, başka bir alan kafe olarak kullanılıyor ve binanın geri kalanında da bu böyle devam ediyor.

Mekânın kreatif direktörü İlya Kusnirovich şu açıklamalarda bulundu:

Oldukça endişeli bir şekilde Rusya’dan ayrıldım. Üzgündüm. Ben savaş karşıtıyım… Çoğunlukla da uluslararası şirketlerle çalışıyorduk; sözleşmelerimiz feshedildi ya da donduruldu. Hem savaşa karşı olmam nedeniyle hem de maddi sebepler yüzünden kalmamız için hiçbir sebep olmadığını fark ettik.

Rus işlerinin sayısal ifadesi

Ermenistan Ekonomi Bakanı Vahan Kerobyan, rakamları şöyle özetledi:

2022 yılında Ermenistan’a 108 ila 110 bin Rusya vatandaşı taşındı. Çok daha fazlası da Ermenistan’ı yaşamak için yeni bir yer bulmadan önce bir ‘geçiş bölgesi’ olarak tercih etti. Ülkede Rusya vatandaşlarının kurduğu ya da ortak olduğu yaklaşık 2 bin 500 yeni şirket kayıtlı. Bunun yanı sıra bağımsız girişimci olarak kayıtlı 4 bin Rusya vatandaşı da mevcut. Başbakan Nikol Paşinyan da Ermenistan’ın 2022 yılındaki ekonomik performansına dair konuşmasında, “Bu taşınma dalgası, yüzde 7’lik asıl büyüme hedefimizi aşmamıza kısmen katkı sağladı ve Ermenistan’ın GSYİH’si yaklaşık yüzde 13 oranında arttı

aswqd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2019’da Erivan’daki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısında bir araya geldiler. (AFP)

Ermenistan’a taşınan Rusya vatandaşlarının birçoğu otel, restoran ve kafe sektöründe iş kurmuş olsalar da en büyük yeni yatırımları, bilgi teknolojileri sektörü çekti. Kerobyan, bu yaz Forbes dergisiyle yaptığı bir röportajda şunları söyledi:

“Ermenistan’da bilgi teknolojileri sektörü, bize komşu ülkelerle karşılaştırıldığında daha gelişmiş durumda. Ermenistan’a taşınan şirketler için yerel yeteneklerin mevcut olması önemli. Rusya’dan rakip şirketlerin girişine engel olmuyoruz. Aslında başka ülkelerden şirketlerin yerel şirketlerimize rakip olması daha iyi, bu yerel şirketleri ilerlemeye mecbur eder. Ayak uyduramayan ve yeterli hızla ilerleyemeyen şirketler, yok olur.”

2022 yılında Ermenistan’a 108 ila 110 bin Rusya vatandaşı taşındı. Ülkede Rusya vatandaşlarının kurduğu ya da ortak olduğu yaklaşık 2 bin 500 yeni şirket kayıtlı. Bunun yanı sıra bağımsız girişimci olarak kayıtlı 4 bin Rusya vatandaşı da mevcut.

Ermenistan, yeni bir hayat peşinde koşan Rusya vatandaşları için uygun bir adres olarak görülüyor. Nitekim Erivan’dan Rusya’nın çeşitli şehirlerine her gün onlarca uçuş yapılıyor ve Rusya vatandaşlarının bu ülkeye gelmek için pasaporta dahi ihtiyacı yok; yanlarında ulusal kimlik kartlarını bulundurmaları yeterli. Sonra birçok Ermeni Rusçayı biliyor ki bu da gündelik yaşamı kolaylaştırıyor. Rusya vatandaşları, daha anlayışlı ve daha az düşmanca muamele görüyor. Bu da Ermenistan’ı duygusal açıdan daha cazip bir yer haline getiriyor. Ermenistan, Ukrayna’daki savaş konusunda da daha farklı bir tutum sergiliyor. Nihayetinde Ermenistan’ın Rusya ile askerî bir ittifakı var. Ermenilerin yaşadığı ve çatışmalara sahne olan Dağlık Karabağ’da barışı korumak ve sınırlarını savunmak için de Rusya’ya bağımlı. Bununla birlikte Haziran 2023’te Başbakan Paşinyan’ın, “Ukrayna’daki savaş söz konusu olduğunda Rusya’nın müttefiki değiliz” ifadesinden hareketle hükümet, net bir duruş sergiledi.

Erivan iş kurmak için de cazip bir yer. Rusya Ekonomi Okulu Müdürü, Pompeu Fabra Üniversitesi’nde Katalan İleri Araştırmalar Enstitüsü ile Barselona Politik Ekonomi Enstitüsü’nde Profesör Robin Nikolubov, konuyu şu sözlerle değerlendirdi:

Bu taşınan şirketler, hükümetten tam destek bekleyebilir. Vergiler oldukça düşük, hatta ülkenin bazı yerlerinde yok bile. Ermenistan, Avrupa’nın herhangi bir yerine kıyasla Rusya ile rahatlatıcı ticari bağlantıları sürdürüyor.

xscdf
Erivan’daki Vernissage Pazarı’nda seramik kaplar ve hediyelik eşyalar satılıyor. (Getty Images)

Ama bu, Ermenistan’ın, Ruslara diğer hükümetlerin uyguladığı yaptırımları aşmaları için alan açtığı anlamına gelmiyor. Nitekim Temmuz 2023’te Ermenistan’daki 18 bankadan sekizi, daha önce Ermenistan ile Rusya arasındaki para transferi için hızlı ve uygun bir çözüm sunan Unistream ödeme sistemine dayalı işlemleri durdurduğunu ilan etti. Kararın arkasındaki sebep ise sistemi işleten bankanın ABD yaptırımlarına maruz kalması. Ermenistan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Armen Nurbekyan, ağustos ayında yaptığı açıklamada, sadece altı bankanın Unistream sistemini Rus rublesi ve Ermeni dramıyla işletmeye devam ettiğini belirtti.

Ermenistan’daki enflasyon oranı, 2022 yılında yüzde 8,6’ya ulaşırken, ortalama daire metrekare fiyatı da yüzde 14 arttı. Yeni göçmen seli ülke ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturarak birçok ürünün ve hizmetin fiyatını yükseltti. Doların fiyatı ise Ağustos 2023’te, Şubat 2022’ye göre yüzde 19,5 oranında düştü.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasının üzerinden 500 günden fazla zaman geçti ve belirsizlik halen devam ediyor. Ermenistan’da yaşayan pek çok Rusya vatandaşı, geleceğin ne getireceğinden habersiz. Bu yüzden bugüne ve Ermenistan’daki yeni yaşamlarının olumlu yönlerine odaklanıyorlar. Tam ismini açıklamak istemeyen ve büyük bir bilişim şirketi için Ermenistan’da uzaktan çalıştığını belirten Denis, şöyle dedi:

Burada durum harika. Hava sıcak, yemekler güzel, insanlar kibar. İlk başta tek bir engelle karşılaştık: Nereye gideceğimizi bilmiyorduk ve telefonlarımızda konumları anlamaya çalışıyorduk. İki vatandaş bize yardım etti. Bu, insani yönden Rusya’da uzun bir zamandır şahit olmadığım bir şey.

Bununla birlikte Denis’e göre Ermenistan’ın iyileştirmek için çalışması gereken bazı alanlar da var:

Buradaki bazı hizmetler ve teknolojik çözümler, halen Rusya’da 2007 yılındakine benzer seviyelerde. Örneğin banka uygulamaları, halen çok basit. Bir mühendis olarak bunların dikkatime takılmaması mümkün değil. Ekonomik açıdan bakıldığında Erivan’daki bazı fiyatların St. Petersburg ve hatta Moskova’daki fiyatlara denk olması beni çok şaşırttı.

df
VTB Bankası’nın Erivan’daki merkez binası. (Getty Images)

Ermenistan’daki enflasyon oranı, 2022 yılında yüzde 8,6’ya ulaşırken, ortalama daire metrekare fiyatı da yüzde 14 arttı. Nitekim yeni göçmen seli, ülke ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturarak birçok ürünün ve hizmetin fiyatını yükseltti. Aynı zamanda Ermenistan’da serbest çalışanlara ve memurlara ödeme yapan Batı’daki bilişim şirketlerinden yabancı para akışının artması da döviz kurlarının düşmesine yol açtı. Bunun sonucunda doların fiyatı, Ağustos 2023’te, Şubat 2022’ye göre yüzde 19,5 oranında düşerken, euro da yüzde 23,2 oranında azaldı. Doğal olarak bu, Ermenistan’da uluslararası şirketler için uzaktan çalışan kişilerin satın alma gücünde büyük bir düşüş anlamına geliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Temmuz 2023’te, 2023-2024 arası dönemde ulusal para birimi dram değerinde ılımlı bir düşüş yaşanacağını, ancak yine de Ukrayna’daki çatışmanın başlamasından önce olduğundan daha güçlü kalacağını öngördüğünü belirtti. Çekirdek enflasyon da bir düşüşe sahne olarak, Haziran 2023’te yıllık bazda yüzde 1,5’e ulaştı.  

Sonuç olarak Ermenistan’a taşınan pek çok Rus’un Ukrayna’daki savaş sona erdiğinde ne yapacağı belli değil. Bununla birlikte birçoğu, olumlu yönlere odaklanmayı tercih ediyor. Ermenistan’da yeni bir danışmanlık şirketinin kurucu ortağı Boris Fokin, durumu şöyle değerlendirdi:

“Burada etkileme ve yaptığınız işin sonuçlarını görme imkânı gerçekten harika. Mesele sadece şahsi gelirinizle değil, etrafınızda meydana gelen dönüşümü görmekle de alakalı. Aktif olup meselenize ilişkin durumu değiştirebilirsiniz. Bu, harika bir şey! Büyük bir ülkede yaşadığınızda etkiniz çok zayıf oluyor ve kendinizi aciz, karar alamaz bir durumda hissediyorsunuz. Burada ise bir karar alabilir ve bazen geniş ölçekte etki sahibi olabilirsiniz.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.


Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)

Somali hükümeti, Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan anlaşmaların tamamını sonlandırdı. Bakanlar Kurulu’nun aldığı bu karar, federal ve bölgesel tüm yönetimleri ve bağlı devlet kurumlarını kapsıyor.

Somali Ulusal Haber Ajansı, söz konusu kararın Berbera, Bosaso ve Kismayo limanlarındaki tüm anlaşma ve iş birliklerini kapsadığını aktardı.

Bakanlar Kurulu, Somali Federal Hükümeti ile BAE Hükümeti arasında imzalanan ikili güvenlik ve savunma iş birliği anlaşmaları da dâhil olmak üzere tüm anlaşmaları iptal etti. Açıklamada, bu kararın “ülkenin egemenliğini, ulusal birliğini ve siyasi bağımsızlığını zayıflatan kötü niyetli adımlara ilişkin güçlü raporlar ve kanıtlar” doğrultusunda alındığı belirtildi.

Ajansın açıklamasında ayrıca, “Söz konusu tüm bu kötü niyetli adımlar; Somali’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Şartı, Afrika Birliği Şartı, İslam İşbirliği Teşkilatı Şartı ve Arap Birliği Şartı’nda yer alan egemenlik, iç işlerine karışmama ve anayasal düzene saygı ilkeleriyle açıkça çelişmektedir” ifadelerine yer verildi.


Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

ABD’li kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un hafta başında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den bir telefon aldığını bildirdi. Aynı dönemde ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “kırmızı çizgileri aştığını” söyleyerek, askerî seçenekler de dâhil olmak üzere “çok güçlü seçeneklerin” masada olduğunu açıkladı.

Trump, bugün (Pazartesi) sabahı yaptığı açıklamada, ordunun durumu son derece ciddiyetle izlediğini belirterek, çok sert seçeneklerin değerlendirildiğini ve uygun kararın alınacağını ifade etti. Beyaz Saray’dan bir yetkili de Trump’ın İran’a yönelik askerî bir saldırı seçeneğini ciddi biçimde değerlendirdiğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre kaynaklar, Arakçi ile Witkoff arasındaki temas, Tahran’ın tansiyonu düşürme ya da Trump’ın İran rejimini daha da zayıflatacak bir adım atmasından önce zaman kazanma girişimi olarak değerlendiriliyor. Kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde olası bir görüşmeyi de ele aldığını söyledi.

Trump’ın salı sabahı, askerî liderler, yönetimin üst düzey isimleri ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmede; askerî saldırılar, siber silahların kullanımı, yaptırımların sertleştirilmesi ve protestocuların ihtiyaçlarını desteklemeye yönelik seçenekler masaya yatırılacak. Toplantıya Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Kane de katılacak.

ABD yönetimi, protestolara destek vermekle bölgesel bir savaştan kaçınmak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Uzmanlar, tırmanmanın geniş çaplı bir bölgesel kaosa yol açabileceği endişesiyle askerî olmayan seçenekleri tercih ediyor. Değerlendirmelere göre Trump, kararını saatler içinde verebilir; bu da kritik bir karar için geri sayımın başladığı anlamına geliyor.

ABD’li yetkililer, Witkoff ile Arakçi arasındaki mesajlaşmanın geçen yıl yapılan nükleer görüşmeler sırasında başladığını ve ABD’nin haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri vurmasının ardından da sürdüğünü belirtti. Tarafların, ekim ayına kadar olası müzakereler konusunda temas hâlinde kaldığı ifade edildi.