ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımları 45 milyar dolara yaklaştı

ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı yaklaşık 76 milyar dolarlık destek askeri, insani ve mali yardım olarak 3'e ayrılırken, söz konusu yardımın 44,4 milyar dolarını askeri yardımlar oluşturuyor

Yardımın 44 milyar doları, savaşın başladığı 24 Şubat 2022'den beri yapıldı (AA)
Yardımın 44 milyar doları, savaşın başladığı 24 Şubat 2022'den beri yapıldı (AA)
TT

ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımları 45 milyar dolara yaklaştı

Yardımın 44 milyar doları, savaşın başladığı 24 Şubat 2022'den beri yapıldı (AA)
Yardımın 44 milyar doları, savaşın başladığı 24 Şubat 2022'den beri yapıldı (AA)

Ukrayna-Rusya savaşı sürerken, Ukrayna'ya en çok yardım gönderen ülkelerin başını ABD çekti.

ABD'de Biden yönetimi, göreve geldiği Ocak 2021'den itibaren Ukrayna'ya çeşitli kanallar üzerinden yaklaşık 45 milyar dolar değerinde askeri yardım sağladı. Söz konusu yardımın yaklaşık 44 milyar dolara yakını, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı 24 Şubat 2022'den beri yapıldı.

Almanya merkezli Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü, savaşın başlamasından bu yana ABD'nin, Ukrayna'ya insani, mali ve askeri destek içeren yaklaşık 76 milyar dolar değerinde yardım sağladığını ortaya koydu.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) verilerine göre, ABD, savaşın başından bu yana Ukrayna'ya 2,6 milyar dolar insani yardım sağladı.

Mali yardımın değerine ilişkin ABD'den resmi açıklama gelmezken, Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü, yapılan bu yardımın yaklaşık 27 milyar dolara tekabül ettiğini öne sürüyor.

ABD, savaşın başlamasıyla Ukrayna'ya ilk askeri yardım paketini gönderdi

Biden, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bir gün sonra 350 milyon dolarlık askeri yardım paketini onayladı.

Pentagon'dan yapılan açıklamaya göre, bu paket, küçük silahlar ve mühimmatın yanı sıra "Ukrayna'nın ön saflardaki savunucuları" için zırh ve teçhizat içeriyordu.

Biden, 13 Nisan 2022'de yaptığı yazılı açıklamada, Ukrayna'ya 800 milyon dolarlık ilave silah ve savunma yardımı yapacaklarını duyurdu.

Pentagon, Temmuz 2022'de Rusya'nın okul, hastane gibi altyapıyı hedef almaya başlamasıyla Ukrayna'ya aralarında gelişmiş hava savunma sistemleri de bulunan 820 milyon dolarlık ek güvenlik yardımı yapılacağını açıkladı.

Paketin, 2 Ulusal Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemi (NASAMS); 150 bin 155 milimetre topçu mühimmatı ve 4 adet ek karşı topçu ateşi takip radarı içerdiği aktarıldı. Böylece Ukrayna hava savunması için ilk NASAMS'larına sahip oldu.

ABD, Ukrayna’ya 1 yılda 30 milyar dolara yakın silah ve ekipman verdi

ABD, savaşın ilk yılında Ukrayna ordusuna 29,8 milyar dolar değerinde silah ve ekipman verdi.

Pentagon, 7 Eylül'de yayımladığı "ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı güvenlik yardımı" adlı raporunda, bu ülkeye bugüne kadar gönderilen askeri yardıma ilişkin detaylara yer verdi.

Rapora göre, Ukrayna ordusuna bugüne kadar 300 milyon hafif silah mühimmatı ve el bombası, 12 NASAMS, Patriot hava savunma sistemi, HAWK hava savunma sistemi ve füzeleri, 198 tane 155 milimetre top mermisi fırlatan "M777" tipi obüs, 2 milyondan fazla 155 milimetre top mermisi veren ABD, 500'ü aşkın Mayına Karşı Korumalı Pusu Korumalı (MRAP) araç, 186 Bradley zırhlı piyade muharebe aracı sağladı.

ABD ayrıca bu ülkeye, 20 "Mi-17" helikopteri, 45 "T-72B" tankı, Yüksek Hızlı Anti-Radyasyon Füzeleri (HARM), 2 binden fazla Yüksek Hareketli Çok Amaçlı Tekerlekli Araç (HMMWV) gönderdi.

Almanya ile ABD arasında tank pazarlığı

ABD, uzun süre Ukrayna'ya tank vermeme konusunda direndi. Ancak Almanya'nın Leopard tanklarının Ukrayna'ya tedarik edilmesine ilişkin tartışmada, ABD'nin önce tank vermesini şart koşması Biden yönetimini zor durumda bıraktı.

Yönetim kısa sürede Ukrayna ordusuna verilmek üzere 31 adet "M1 Abrams" tankı satın alınacağını duyurdu.

ABD yönetimi, bu tankların en geç sonbaharda Ukrayna'da cephede olabileceğini tahmin ediyor.

ABD'nin Ukrayna'ya misket bombası desteği vermesi dikkati çekti

ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı yardımlar arasındaki misket bombası ve seyreltilmiş uranyum mermileri transferleri dikkati çekti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 7 Temmuz'da "Ukrayna'yı savunmasız bırakmayacaklarını", bu ülkeye misket bombası vereceklerini açıkladı.

Misket bombalarının sivillere zarar verme riskinin farkında olduklarını kaydeden Sullivan, Ukrayna'ya misket bombaları vermenin "kolay bir karar" olmadığını ifade etti. ABD Başkanı Joe Biden da bunun "çok zor bir karar" olduğunu belirterek, bu konuda müttefiklerle ve Kongre'deki milletvekilleriyle görüştüğünü bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Orta Doğu’daki tecrübelerin misket bombalarının çatışmalar sona erdikten sonra bile patlayabileceğini gösterdiğini belirtti. Zahavora, ABD'nin Ukrayna'ya vereceği bu bombalarla Ukraynalı ve Rus çocuklar dahil ölenlerin sorumluluğunu taşıyacağını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu da Rusya'nın elinde daha etkili misket bombaları olduğunu söyleyerek, "ABD, Ukrayna'ya misket bombası gönderirse, Rusya Silahlı Kuvvetleri, cevap olarak Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine karşı benzer silahları kullanmak zorunda kalacak" dedi.

Savaş kalıntısı olarak yıllarca tehdit olmayı sürdüren ve kullanımı hala tartışmalara yol açan misket bombalarının stoklanması ve satışı 2008'de imzalanan sözleşmeyle yasaklanmıştı. Söz konusu sözleşmeye ABD, Ukrayna ve Rusya taraf değil.

Seyreltilmiş uranyum mermileri Abrams tanklarında kullanılacak

Pentagon, 6 Eylül'deki açıklamasında, Ukrayna'ya savunma yardımı çerçevesinde ilk kez seyreltilmiş uranyum mermileri gönderileceğini ve bunların 31 "M1 Abrams" tankında kullanılacağını bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise bu karara tepki göstererek, "Seyreltilmiş uranyum mermilerinin kullanılmasının sonuçlarının sorumluluğu tamamen ABD'nin olacaktır" açıklamasını yaptı. Bu mühimmatların kullanımının daha önce onkoloji ve diğer hastalıklardan muzdarip insan sayısını artırdığını aktaran Peskov, bu sorunların, mühimmatların kullanıldığı bölgelerde bulunanların sonraki nesiller üzerinde de hissedildiğini dile getirdi.

Pentagon ise "seyreltilmiş uranyum mermilerinin sağlık için tehdit olabileceği ve kansere yol açabileceğine" ilişkin Kremlin tarafından ortaya atılan iddiaları reddetti.

ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımı, 2023 savunma bütçesinin yaklaşık yüzde 5'ine denk geliyor

ABD Merkezli Düşünce Kuruluşu Hudson Enstitüsünce yayımlanan "Ukrayna zaferi, Amerikalılar için neden önemli" başlıklı raporda, ABD'nin savaşın başlamasından itibaren Ukrayna'ya yaptığı toplam yardımın, ABD'nin 2023 mali yılı savunma bütçesinin yaklaşık yüzde 5'ine, gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık binde 2'sine denk geldiği belirtildi.

Biden, ek bütçe istedi

Biden, 10 Ağustos'ta başta Ukrayna'ya verilen destek, afet yardımı ve sınır ile göçmen sorunlarıyla mücadele kapsamında ek finansman sağlayabilmek için Kongre'den 40 milyar dolarlık ek acil durum fonunun onaylamasını talep etti.

Kongre'nin onaylaması halinde fonun 24 milyar dolar kadarlık kısmının Ukrayna'ya yardım ve diğer uluslararası ihtiyaçlar, 12 milyar doları afetle mücadele, 4 milyar dolar kadarının ise sınır ve göç sorunlarıyla mücadele için kullanılması planlanıyor.

ABD'den yakın dönemde Ukrayna'ya 2 yeni yardım paketi

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 6 Eylül'de "sürpriz bir şekilde" gerçekleştirdiği Ukrayna ziyaretinde, bu ülkeye 1 milyar dolarlık yeni yardım paketini açıkladı.

Söz konusu paket kapsamında, Ukrayna'ya 175 milyon dolarlık savunma yardımı verilecek. Bu yardım, Yüksek Performanslı Topçu Roket Sistemi (HIMARS) füzeleri, Javelin zırh delici füze sistemleri, tanksavar sistemleri ve Abrams tankları için uranyum tank mühimmatları içeriyor.

Ayrıca yeni açıklanan paketin 300 milyon doları, Rusya'dan alınan bölgelerde düzenin tesisi için kolluk kuvveti desteğini kapsıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da Blinken'ın yeni askeri ve insani yardım taahhüdünden sadece bir gün sonra Ukrayna'ya 600 milyon dolarlık daha yardım paketini açıkladı.

Ukrayna Güvenlik Yardımı Girişimi (USAI) ile sağlanacak bu uzun vadeli yardım paketine, Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinin sürdürülebilirliği ve entegrasyonu için ekipman, HIMARS için teçhizat, topçu mermileri, elektronik harp araçları, imha mühimmatları ve mayın temizleme teçhizatı dahil olacak.

Pakette, eğitim ve bakım faaliyetleri de olacak.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.