Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında mı topluyor?

Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
TT

Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında mı topluyor?

Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)

ABD’li siyasi analist Marc Champion, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un’un kişiliği ve eylemlerinin tuhaf görünmesine rağmen, Rusya’ya yaptığı ziyaretin, Ukrayna’nın çıkarına ters düştüğü için hafife alınamayacağına dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı analize göre, Champion, ‘Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında topluyor’ başlıklı makalesinde Kim’in Rusya ziyaretine değindi.

Champion makalesine, “Açıkça söylemek gerekirse, bu Ukrayna için kötü. Çünkü Vladimir Putin’in işgale devam edebilmesini sağlamaya yardımcı olacak. Rus askerlerinin Ukrayna’nın karşı saldırısı sırasında silah kıtlığından şikayet ettiği bir dönemde, Kim’in tedarik etmesi gereken geniş bir Sovyet uyumlu mühimmat stoğu var” ifadeleriyle başladı.

Analize göre, Rusya ve Kuzey Kore, çarşamba günü iki lider arasında gerçekleşen görüşmelerin ayrıntılarını vermedi.

Ancak ABD istihbaratına göre Kim, Rusya’ya Ukrayna’da kullanması için geçen yıl bazı top mermileri gönderdi ve şimdi masada daha büyük şeylerin olduğu açık görünüyor.

Putin bir soruya yanıt olarak, toplantı için yer seçiminin (Rusya’nın uzak doğusundaki Amur bölgesindeki Vostochny Kozmodromu) Kim’in zorlu uydu programı konusunda yardım alacağı anlamına geldiğini vurguladı.

Champion makalesine şu ifadelerle devam etti:

Elbette, Ukrayna üçüncü taraflardan da silah alıyor. Ancak bir işgal için silah sağlamanın, bir ülkenin kendisini savunması için silah sağlamakla aynı şey olduğunu söylemek yanlış. Kim, ‘kötü’ bir hegemon ve düşman olan ABD’ye karşı ‘stratejik’ bir ittifak kurmak için orada olduğunu açıkça belirtti.

Analize göre, Brookings Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacılarından Constanze Stelzenmuller’in yakın tarihli bir makalesinde, “Ukrayna’dan alınacak ders, Batı’nın eşit büyüklükte bir düşmanı olmadan 30 yıldır devam etme durumunu artık sona erdirmesi oldu” denildi.

Elbette, ABD ve Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı düşman ve rakip devletlerin yanı sıra uluslararası teröristler ve sözde ‘haydut’ ülkeler, özellikle de Kim’in Kuzey Kore’si vardı. Ancak Batı’ya karşı çalışan stratejik bir düşman yoktu.

Şimdi Rusya, benzer düşüncelere sahip uluslardan oluşan çok çeşitli bir grubu kendi davasına çekiyor.

Kremlin’in, 2015 gibi yakın bir tarihte nükleer yakıt ve nükleer silah olduğundan şüphelenilen programını askıya alması için baskı yapmak amacıyla mesafeli tuttuğu İran da bu kapsamdaki bir diğer ülke.

Rusya, hem İran hem de Kuzey Kore’nin kendi geniş arka bahçesinde istikrarı bozan etkiler yarattığını, kullanılabilir nükleer cephanelikler inşa etmeleri durumunda durumun daha da kötüleşebileceğini anlamıştı. Ancak bu, Putin’in Ukrayna’yı işgal etmesinden ve işler ters gitmeden önceydi.

Champion'un makalesi şöyle devam etti:

Artık bu ülkeler, Putin’in ihtiyaç duyduğu top mermilerine ve insansız hava araçlarına sahip ve bunları elde etmek için ne gerekiyorsa yapacak. Bu, onlara kendi güvenlik öncelikleri konusunda yardımcı olmak anlamına gelecektir. Putin, savaşın başlamasından bu yana ilk yurt dışı seyahatini İran’a yaparak Tahran’da dini lider Ayetullah Hamaney’i ziyaret etti. Bunu savunma ve sanayi heyetleri takip etti. Bunun sonuçları sadece Avrupa’da değil, Asya ve Ortadoğu’da da hissedilecek. Çünkü Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi, büyük bir nükleer güç. Ayrıca Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerde bulunmayan Vostochny Kozmodromu gibi kaynaklara sahip. ABD öncülüğündeki ekonomik yaptırımlar da bunu değiştirmedi.

Analize göre, Rusya için bu türden yeterince dost ülke varken, ‘haydut devlet’ fikrinin anlamı kalmayabilir.

Bu ülkeler, elbette çekici olmayan ve nispeten zayıf, ancak önemli ölçüde zarar verebilecek bir blok haline gelecekler.

Rusya, yoluna çıkan Batı yanlısı liderlerin yakın olduğu ülkelerdeki darbeleri himaye ederek  Afrika’da da sıkı bir şekilde asker topluyor.

Champion makalesine şu değerlendirmeyle devam etti:

Bu henüz Soğuk Savaş değil ya da en azından hatırladığımız bir Soğuk Savaş değil. Rusya da eski Sovyetler Birliği değil. Putin Kim’e, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni devlet olarak ilk tanıyanın da 1950’lerde Kuzey Kore’nin ABD destekli Güney Kore’ye karşı ‘bağımsızlık savaşına’ destek verenin de Rusya olduğunu anımsattı.”

Rusya’nın izolasyondan kurtulma çabasının dünyayı etkileyeceğine dikkat çeken Champion, “Bu, Putin’in küçümsediği kurallara dayalı uluslararası düzeni baltalayacak” diye yazdı.

Analize göre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya merkezli Global Affairs dergisinin son sayısında, “Tıpkı Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi, insanlık bir zamanlar tehlikeli ve hatta belki şimdi daha da tehlikeli bir çizgiye yaklaştı” diye yazdı.

Champion, “Putin ve Lavrov’un söylediklerinin çoğu alaycı bir şekilde dile getirilmiş ve doğru değil. Ancak yine de onların söylediklerini daha ciddiye almamız gerekiyor. Bu, özellikle Avrupa için daha fazla stratejik düşünme ve daha fazla savunma anlamına gelecektir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Champion makalesinde, Kiev’de askeri analist olan Mykola Bielieskov’a, Ukrayna’nın karşı saldırısının bir yıpratma savaşına dönüşmesi, Putin’in daha fazla seferberlik emri vermesi ve Kim’den cephane almasıyla birlikte tüm bunların ne anlama gelebileceğini sorduğunu yazdı.

 Ukrayna Devlet Başkanlığına bağlı Kiev Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırmacı olan Bielieskov ise beklediğinden daha iyimser bir yanıt vererek şunları söylemiş:

Karşı saldırının ilerleyişi ve Rusya ile hesaplaşma konusunda büyük bir karamsarlık ve kötümserliğin olduğu temmuz ayına kıyasla, doğru yönde bir değişiklik görüyorum.

Bielieskov, Ukrayna’ya verilen uluslararası desteği izleyen Almanya merkezli Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporuna atıfta bulunarak, “Politika yapıcıların çoğu artık uzun bir savaş olacağına ve Ukrayna’yı uzun süre desteklemenin, NATO ülkelerinin çıkarına olduğuna inanıyor” demiş.

Enstitü raporunda, Avrupa’nın yaz boyunca Ukrayna’ya ve savunmasına yönelik taahhütlerini iki katına çıkararak, ABD’den daha fazla katkıda bulunduğuna dikkat çekmişti.

Bielieskov yaptığı değerlendirmeyi şu ifadelerle sürdürdü:

Batılı liderler, Ukrayna’ya ‘uygunsuz’ bir çözümü kabul etmesi için baskı yapmak amacıyla desteğini çekerse durum korkunç olur. Ancak bu uzun sürmez. Rusya saldırmak ve zulmetmek için geri döner. Ukrayna’yı desteklemeye devam eden ABD ve Avrupa’daki seçmen çoğunlukları, bir kez daha hükümetlerinden işleri tersine çevirmeye yardım etmelerini talep edebilir.

Desteğin geri çekileceğini düşünmediğini söyleyen Bielieskov, “Politika yapıcılar artık Rusya’nın Ukrayna’daki herhangi bir askeri zaferinin güvenliklerini tehdit edeceğinin farkındalar” diye ekledi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.