Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında mı topluyor?

Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
TT

Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında mı topluyor?

Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)
Putin ve Kim, Vladivostok’taki görüşmede (Reuters)

ABD’li siyasi analist Marc Champion, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un’un kişiliği ve eylemlerinin tuhaf görünmesine rağmen, Rusya’ya yaptığı ziyaretin, Ukrayna’nın çıkarına ters düştüğü için hafife alınamayacağına dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı analize göre, Champion, ‘Putin, Batı’nın düşmanlarını etrafında topluyor’ başlıklı makalesinde Kim’in Rusya ziyaretine değindi.

Champion makalesine, “Açıkça söylemek gerekirse, bu Ukrayna için kötü. Çünkü Vladimir Putin’in işgale devam edebilmesini sağlamaya yardımcı olacak. Rus askerlerinin Ukrayna’nın karşı saldırısı sırasında silah kıtlığından şikayet ettiği bir dönemde, Kim’in tedarik etmesi gereken geniş bir Sovyet uyumlu mühimmat stoğu var” ifadeleriyle başladı.

Analize göre, Rusya ve Kuzey Kore, çarşamba günü iki lider arasında gerçekleşen görüşmelerin ayrıntılarını vermedi.

Ancak ABD istihbaratına göre Kim, Rusya’ya Ukrayna’da kullanması için geçen yıl bazı top mermileri gönderdi ve şimdi masada daha büyük şeylerin olduğu açık görünüyor.

Putin bir soruya yanıt olarak, toplantı için yer seçiminin (Rusya’nın uzak doğusundaki Amur bölgesindeki Vostochny Kozmodromu) Kim’in zorlu uydu programı konusunda yardım alacağı anlamına geldiğini vurguladı.

Champion makalesine şu ifadelerle devam etti:

Elbette, Ukrayna üçüncü taraflardan da silah alıyor. Ancak bir işgal için silah sağlamanın, bir ülkenin kendisini savunması için silah sağlamakla aynı şey olduğunu söylemek yanlış. Kim, ‘kötü’ bir hegemon ve düşman olan ABD’ye karşı ‘stratejik’ bir ittifak kurmak için orada olduğunu açıkça belirtti.

Analize göre, Brookings Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacılarından Constanze Stelzenmuller’in yakın tarihli bir makalesinde, “Ukrayna’dan alınacak ders, Batı’nın eşit büyüklükte bir düşmanı olmadan 30 yıldır devam etme durumunu artık sona erdirmesi oldu” denildi.

Elbette, ABD ve Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı düşman ve rakip devletlerin yanı sıra uluslararası teröristler ve sözde ‘haydut’ ülkeler, özellikle de Kim’in Kuzey Kore’si vardı. Ancak Batı’ya karşı çalışan stratejik bir düşman yoktu.

Şimdi Rusya, benzer düşüncelere sahip uluslardan oluşan çok çeşitli bir grubu kendi davasına çekiyor.

Kremlin’in, 2015 gibi yakın bir tarihte nükleer yakıt ve nükleer silah olduğundan şüphelenilen programını askıya alması için baskı yapmak amacıyla mesafeli tuttuğu İran da bu kapsamdaki bir diğer ülke.

Rusya, hem İran hem de Kuzey Kore’nin kendi geniş arka bahçesinde istikrarı bozan etkiler yarattığını, kullanılabilir nükleer cephanelikler inşa etmeleri durumunda durumun daha da kötüleşebileceğini anlamıştı. Ancak bu, Putin’in Ukrayna’yı işgal etmesinden ve işler ters gitmeden önceydi.

Champion'un makalesi şöyle devam etti:

Artık bu ülkeler, Putin’in ihtiyaç duyduğu top mermilerine ve insansız hava araçlarına sahip ve bunları elde etmek için ne gerekiyorsa yapacak. Bu, onlara kendi güvenlik öncelikleri konusunda yardımcı olmak anlamına gelecektir. Putin, savaşın başlamasından bu yana ilk yurt dışı seyahatini İran’a yaparak Tahran’da dini lider Ayetullah Hamaney’i ziyaret etti. Bunu savunma ve sanayi heyetleri takip etti. Bunun sonuçları sadece Avrupa’da değil, Asya ve Ortadoğu’da da hissedilecek. Çünkü Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi, büyük bir nükleer güç. Ayrıca Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerde bulunmayan Vostochny Kozmodromu gibi kaynaklara sahip. ABD öncülüğündeki ekonomik yaptırımlar da bunu değiştirmedi.

Analize göre, Rusya için bu türden yeterince dost ülke varken, ‘haydut devlet’ fikrinin anlamı kalmayabilir.

Bu ülkeler, elbette çekici olmayan ve nispeten zayıf, ancak önemli ölçüde zarar verebilecek bir blok haline gelecekler.

Rusya, yoluna çıkan Batı yanlısı liderlerin yakın olduğu ülkelerdeki darbeleri himaye ederek  Afrika’da da sıkı bir şekilde asker topluyor.

Champion makalesine şu değerlendirmeyle devam etti:

Bu henüz Soğuk Savaş değil ya da en azından hatırladığımız bir Soğuk Savaş değil. Rusya da eski Sovyetler Birliği değil. Putin Kim’e, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni devlet olarak ilk tanıyanın da 1950’lerde Kuzey Kore’nin ABD destekli Güney Kore’ye karşı ‘bağımsızlık savaşına’ destek verenin de Rusya olduğunu anımsattı.”

Rusya’nın izolasyondan kurtulma çabasının dünyayı etkileyeceğine dikkat çeken Champion, “Bu, Putin’in küçümsediği kurallara dayalı uluslararası düzeni baltalayacak” diye yazdı.

Analize göre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya merkezli Global Affairs dergisinin son sayısında, “Tıpkı Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi, insanlık bir zamanlar tehlikeli ve hatta belki şimdi daha da tehlikeli bir çizgiye yaklaştı” diye yazdı.

Champion, “Putin ve Lavrov’un söylediklerinin çoğu alaycı bir şekilde dile getirilmiş ve doğru değil. Ancak yine de onların söylediklerini daha ciddiye almamız gerekiyor. Bu, özellikle Avrupa için daha fazla stratejik düşünme ve daha fazla savunma anlamına gelecektir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Champion makalesinde, Kiev’de askeri analist olan Mykola Bielieskov’a, Ukrayna’nın karşı saldırısının bir yıpratma savaşına dönüşmesi, Putin’in daha fazla seferberlik emri vermesi ve Kim’den cephane almasıyla birlikte tüm bunların ne anlama gelebileceğini sorduğunu yazdı.

 Ukrayna Devlet Başkanlığına bağlı Kiev Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırmacı olan Bielieskov ise beklediğinden daha iyimser bir yanıt vererek şunları söylemiş:

Karşı saldırının ilerleyişi ve Rusya ile hesaplaşma konusunda büyük bir karamsarlık ve kötümserliğin olduğu temmuz ayına kıyasla, doğru yönde bir değişiklik görüyorum.

Bielieskov, Ukrayna’ya verilen uluslararası desteği izleyen Almanya merkezli Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporuna atıfta bulunarak, “Politika yapıcıların çoğu artık uzun bir savaş olacağına ve Ukrayna’yı uzun süre desteklemenin, NATO ülkelerinin çıkarına olduğuna inanıyor” demiş.

Enstitü raporunda, Avrupa’nın yaz boyunca Ukrayna’ya ve savunmasına yönelik taahhütlerini iki katına çıkararak, ABD’den daha fazla katkıda bulunduğuna dikkat çekmişti.

Bielieskov yaptığı değerlendirmeyi şu ifadelerle sürdürdü:

Batılı liderler, Ukrayna’ya ‘uygunsuz’ bir çözümü kabul etmesi için baskı yapmak amacıyla desteğini çekerse durum korkunç olur. Ancak bu uzun sürmez. Rusya saldırmak ve zulmetmek için geri döner. Ukrayna’yı desteklemeye devam eden ABD ve Avrupa’daki seçmen çoğunlukları, bir kez daha hükümetlerinden işleri tersine çevirmeye yardım etmelerini talep edebilir.

Desteğin geri çekileceğini düşünmediğini söyleyen Bielieskov, “Politika yapıcılar artık Rusya’nın Ukrayna’daki herhangi bir askeri zaferinin güvenliklerini tehdit edeceğinin farkındalar” diye ekledi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.