İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



Trump, partisinin seçim yenilgisini değerlendirdi: İran’a karşı savaş buna değerdi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
TT

Trump, partisinin seçim yenilgisini değerlendirdi: İran’a karşı savaş buna değerdi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerde ağır bir yenilgiye uğramasının ardından dün yaptığı ilk açıklamada, İran savaşının partisinin seçim kaybından sorumlu tutulmasının “büyük ölçüde doğru” olduğunu söyledi. Ancak Tahran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilemeyeceğini vurgulayan Trump, “Buna değdi” dedi.

Gazetecilere konuşan Trump, adının da oy pusulasında yer alması hâlinde Cumhuriyetçilerin kazanacağını savundu. Partisinin, kendisine yönelik desteği adaylarına yansıtamadığını öne sürdü.

Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance’in dün sosyal medyada yaptığı ve seçimlerdeki büyük kayıplara ilişkin değerlendirmesinde, “Kaybetmemizin nedeni savaş” ifadesini kullanmasına da itiraz etmediğini belirtti.

Trump, “Söz konusu savaş olduğunda, hiçbir şeyi farklı yapmazdım” diye konuştu.

Cumhuriyetçilerin kendisinin aday olduğu bir seçimde kazanacağını düşündüğünü yineleyen Trump, “Ancak bu sevgiyi bir türlü adaylarımıza aktaramadılar. Mitinglerde büyük bir sevgi vardı, inanılmazdı. Fakat bu sevgiyi adaylara yansıtmayı başaramadık” ifadelerini kullandı.

Hakkında olası bir azil sürecinin başlatılması ihtimaline ilişkin soruya ise Trump, “Bence böyle bir adım atarlarsa Demokrat Parti’yi yıkıma uğratırlar” cevabını verdi. Trump, görevden azledilmesini gerektirecek “hiçbir neden” bulunmadığını savundu.

Beyaz Saray’da yeni balo salonu

Trump, açıklamalarına Beyaz Saray’da inşası devam eden yeni balo salonu projesinden söz ederek başladı.

Beyaz Saray’daki inşaat alanına gazetecileri davet eden Trump, yaklaşık 20 dakika boyunca projeyi anlattı ancak konuşmasının başında Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisine değinmedi.

Trump, “Burası yalnızca dünyanın en büyük balo salonlarından biri olmakla kalmayacak, bence dünyanın en güzeli olacak” dedi.

rgtyhju
Demokratların Kongre’de kontrolü ele geçirmesinin ardından Trump, Washington’daki Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda inşa edilen balo salonu hakkında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AFP)

Başkanın programında başlangıçta kamuoyuna açık herhangi bir etkinlik yer almıyordu. Ancak Trump son anda gazetecileri inşaat alanına davet etti. Kısa süreliğine soruları da cevaplayan Trump, “Oy pusulasında ben olsaydım kazanırdım” iddiasını yineledi.

Cumhuriyetçilerin seçimlerde aldığı yenilgi, Kongre’deki kontrolün Demokratlara geçmesine yol açtı. Demokratlar, daha önce Cumhuriyetçilerin kalesi olarak görülen eyaletlerde Senato seçimlerinde de bir dizi başarı elde etti.

Seçim sonuçları, on milyonlarca seçmenin Donald Trump’ın politikalarına yönelik tepkisini ortaya koydu.

İki yıl önce Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesini sağlayan muhafazakâr seçmenler, bu kez güçlü biçimde Demokratlara yöneldi. Bu değişimde, kamuoyunda destek görmeyen İran savaşına yönelik hoşnutsuzluk, artan yaşam maliyetleri karşısındaki endişeler ve Trump yönetiminin ülkeyi yönetme biçimine duyulan tepkinin etkili olduğu belirtildi.

Kansas eyaletinde, yaklaşık bir asırdır ilk kez Demokrat bir aday senatör seçildi.

Trump’ın 2024 seçimlerinde yaklaşık 18 puan farkla kazandığı ve 1932’den bu yana Demokrat bir senatör çıkarmayan Güney Carolina’da da Demokratlar, Trump’ın Senato üyeliği için desteklediği adayı mağlup etti.

Teksas’ta ise Demokratlar, eyalet genelindeki seçim yarışlarında 30 yılı aşkın süredir elde edemedikleri bir zaferi salı günü kazanmayı başardı.


Trump, geleceğine ilişkin soru işaretlerinin artmasının ardından Hegseth’e desteğini yineledi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 31 Mart'ta Pentagon'da İran'a ilişkin düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 31 Mart'ta Pentagon'da İran'a ilişkin düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
TT

Trump, geleceğine ilişkin soru işaretlerinin artmasının ardından Hegseth’e desteğini yineledi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 31 Mart'ta Pentagon'da İran'a ilişkin düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 31 Mart'ta Pentagon'da İran'a ilişkin düzenlenen basın toplantısında (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Savunma Bakanı Pete Hegseth’e desteğini açıkladı. Bu açıklama, seçmenlerin İran savaşına yönelik tepkisini ortaya koyan ara seçimlerde Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu kazanmasının bir gün ardından geldi.

Trump, savaşın en güçlü destekçilerinden biri olarak nitelendirdiği Hegseth’i görevden almayı düşünüp düşünmediği yönündeki soruya, “Hayır, bence son derece iyi bir iş çıkarıyor” cevabını verdi.

rfgtyhuj
Trump ve Hegseth, 14 Mayıs’ta Pekin’de düzenlenen resmî karşılama töreninde (Reuters)

Trump’ın bu açıklaması, eski ABD Başkanı George W. Bush’un tutumuyla tezat teşkil etti. Bush, 2006 yılındaki ara seçimlerin ardından, seçmenlerin Irak savaşına yönelik hoşnutsuzluğunun Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanmasına katkıda bulunmasının ertesi sabahı Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’i görevden almıştı.

Ancak kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Cumhuriyetçilerin seçim kayıplarını değerlendirmeyi sürdürdüğü süreçte Trump’ın Hegseth’i görevden alma ihtimalinin hâlâ bulunduğunu belirtti.

Trump’ın danışmanlarından biri, savaş nedeniyle Hegseth’in “görevini kaybetmenin eşiğinde olabileceğini” söyledi. Danışman, “Bunun sorumluluğu birilerine yüklenecek. Bu kişinin Trump olmayacağı ise açık” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı daha önce de Hegseth’i kamuoyunda destek görmeyen İran savaşının başlıca savunucularından biri olarak nitelendirmişti. Trump, 23 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Pete, sanırım sesini ilk yükselten ve ‘Hadi yapalım’ diyen sendin. Çünkü onların nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyiz” demişti.

Başkan Yardımcısı JD Vance ise dün İran savaşının sonuçlarını açıkça sorgulayarak, savaşın Cumhuriyetçilere Kongre’deki çoğunluğu kaybettirdiğini söyledi.

Savunma Bakanlığı, Hegseth’in Trump’ın görev süresinin sona ereceği 20 Ocak 2029’a kadar Pentagon’un yönetiminde kalmaya “yüzde 100 bağlı” olduğunu bildirdi.

Görevden azil ve hesap verme olasılığı

Hegseth, ABD siyasetinde uzun süredir tartışmalı bir figür olarak öne çıkıyor. Kendi partisi Cumhuriyetçi Parti içinde de kendisine karşı ciddi bir muhalefet bulunuyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie, bu yılın başlarında Hegseth hakkında azil sürecinin başlatılmasını öngören bir önerge sunmuştu. Massie, bakanı Kongre’nin onayı olmaksızın İran’a yönelik askerî operasyonlar yürütmek için makamını kötüye kullanmakla suçlamıştı.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis de salı gecesi CBS News’e yaptığı açıklamada, Hegseth’in hesap vermesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Tillis, bakanın milletvekilleriyle yaşadığı gergin ilişkinin, Trump yönetiminin Kongre’den 1,5 trilyon dolarlık savunma harcaması paketini geçirme çabalarını sekteye uğrattığını söyledi.

Ara seçim sonuçları netleşirken konuşan Tillis, “Bence seçimlerin ardından, mevcut Kongre döneminin sona ermesine yalnızca 60 gün kalmışken bir şeyleri hayata geçirmek istiyorsa, ihtiyaçları Kongre’ye sunmak için doğru kişinin o olup olmadığını değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Demokratlar, Hegseth ve Pentagon yönetimindeki uygulamaları hakkında soruşturma başlatma sözü verdi. Yardımcılarına göre bu soruşturmalar, İran savaşının yönetiminden Hegseth’in Genelkurmay Başkanı da dâhil olmak üzere üst düzey askerî yetkililerin görevden alınmasındaki rolüne kadar pek çok konuyu kapsayabilir.

Hegseth’in Ukrayna politikasına ilişkin tutumu ve ABD ordusunun Latin Amerika sularında uyuşturucu kaçakçılığına karıştığından şüphelenilen teknelere yönelik saldırıları da incelemeye alınabilir. Bazı Demokratlar, söz konusu saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini savunuyor.


Arap sesinin karşılaştığı zorluklar: Eisenkot cesaret edebilecek mi?

Netanyahu’yu devirme’ başlıklı programlarını yürüten Eisenkot ve arkadaşlarının tek seçeneği Arap milletvekilleriyle ittifak kurmak (AFP)
Netanyahu’yu devirme’ başlıklı programlarını yürüten Eisenkot ve arkadaşlarının tek seçeneği Arap milletvekilleriyle ittifak kurmak (AFP)
TT

Arap sesinin karşılaştığı zorluklar: Eisenkot cesaret edebilecek mi?

Netanyahu’yu devirme’ başlıklı programlarını yürüten Eisenkot ve arkadaşlarının tek seçeneği Arap milletvekilleriyle ittifak kurmak (AFP)
Netanyahu’yu devirme’ başlıklı programlarını yürüten Eisenkot ve arkadaşlarının tek seçeneği Arap milletvekilleriyle ittifak kurmak (AFP)

Refik Huri

İsrail’de hiçbir şey, bölgedeki sabitelerden ve değişkenlerden bağımsız değildir. Ne parlamento seçimlerinin sonuçları, ne Arap-İsrail çatışmasında barış sürecinin tıkanması, ne Güney Lübnan ve Suriye’nin güneyini işgal etmek için askeri üstünlüğün kullanılması, ki buna İran’la savaş ve elbette ABD ile olan organik ilişki de dahildir.

Tablo son derece karmaşık. Binyamin Netanyahu, sanki kendisi İsrail’in kaderiymiş ve İsrail de Arapların ve dünyanın kaderiymiş gibi hareket ediyor. Çoğunluğu kaybetse bile yoldan çekilmeyi reddediyor; siyasetin kendi etrafında dönmesinde, kendisiyle ve kendisine karşı yapılmasında ve oyunun kendi elinde kalmasında ısrar ediyor. Bu inatla tarihin akışına karşı koyarak sonunda aşılmaz bir çift duvara çarptı: Birincisi, Arap sesinin gücünü marjinalize etmeye ve herhangi bir siyasi rolün dışında bırakmaya devam etme duvarı; ikincisi ise Gazze Şeridi, Batı Şeria ve diasporadaki Filistinlilerin ‘iki devletli çözüm’ denklemi çerçevesinde bir Filistin devleti kurma hakkını inkâr etme duvarı.

İsrail devletinin kurucu babalarının çoğu; savaşlar, hatalar veya baskılar sonucunda istifa etmişlerdi: Ben-Gurion, Menachem Begin, Golda Meir, Yitzhak Rabin, Yitzhak Shamir ve Ariel Şaron. Netanyahu’ya gelince; o, rüşvet ve görevi kötüye kullanma davalarında herhangi bir yargı kararıyla hapse girme ve siyasi hayatını bitirme korkusuyla istifaya karşı çıkıyor. Bunu da ‘tarihi bir görevi tamamlama’ idaresiyle örtbas ediyor. Nitekim bunu Gazze, Lübnan ve İran savaşları sırasında, “Ben tarihi ve manevi bir görevdeyim; Büyük İsrail vizyonuna duygusal olarak bağlıyım, Yahudi halkı adına nesiller boyu sürecek bir görevdeyim” diyerek tekrarlamıştı.

Aluf Benn’in yazdığı gibi, Netanyahu 1990 yılında ‘Batı liberalizmini kopyalayan yumuşak ve zayıf’ olarak gördüğü ‘elitin değiştirilmesi’ sloganını yükseltmişti. Şaron’un uğruna çalıştığı Likud blokunu hileyle ele geçirdiği 1996 yılında başbakanlığa gelmesinden bu yana siyasi oyunun merkezinde yer alıyor. Kaybettiği her seferde sanki merkez kişisel bir mirasmış gibi daha güçlü döndü; kazandığı her seferde ise hükümete kendisinden bile daha aşırı isimlerle geldi.

Ancak bundan böyle Arap meydan okumasından kaçınmak zor. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da belirttiği gibi, İsrail ‘anayasal ve toplumsal bir çöküşün eşiğinde’. Herzog, parti liderlerini hükümeti kuracak adayın belirlenmesi konusunda istişare etmek üzere yanına çağırırken, her liderin görüşmeye ‘aklıyla gelmesini’ temenni etmişti. Bu çağrı, seçimlere dikey olarak bölünmüş bir şekilde yansıdı. Sağda, hükümeti kurmak için 61 sandalyeyi garanti etmeye gücü yetmeyen iki kamp var: Ne Netanyahu ne de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. ‘Zaruretler yasak olan şeyleri mübah kılar’ ilkesinden hareketle gerçeği kabul etme cesaretini gerektiren tek seçenek hariç, tüm senaryolar Netanyahu’ya hizmet ediyor.

Çünkü hükümet kurma konusundaki becerisizlik, Netanyahu’yu geçici hükümetin başbakanı olarak tutuyor ve aylar sonra yeniden seçime gitmek ona ek bir güç kazandırıyor.

Muhalefet kampındaki etkili güçlerden birini cezbetmekteki başarı ise Netanyahu’yu kalıcı olarak ‘İsrail’in Kralı’ konumuna getiriyor. Her şeye rağmen seçim sonuçlarının net dökümü şu: Seçmenler değişim için ve Netanyahu’dan kurtulmak için oy kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre seçim sloganı ‘Netanyahu’yu devirmek’ olan Eisenkot ve arkadaşlarının önündeki tek seçenek, 19 Arap milletvekiliyle ittifak kurmak. Zira demografinin çoktan aştığı bir demokratik bozukluğun sürdürülmesi artık makul değil: Araplara oy verme hakkı tanınması, ancak seçilen milletvekillerinin normal bir siyasi rolden mahrum bırakılması ve hükümetin kurulmasının mutlaka Siyonist bir çoğunlukla sınırlı olmasında ısrar edilmesi... Bu durum geçmişteki sol ve merkez hükümetler döneminde böyle olduğu gibi, bugünkü sağ hükümetler döneminde de böyle.

Kendini demokratik olarak adlandıran, ancak pratikte Apartheid sistemi gibi çalışan bir düzende, Arap demografik ve siyasi gerçeğini inkâr etmenin hiçbir faydası yok. Nitekim son resmi nüfus sayımına göre İsrail’in bugünkü nüfusu 9,9 milyon; bunların 7,2 milyonu (yüzde 73,2) Yahudi, 2,8 milyonu (yüzde 21,1) ise Arap.

Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı Ulusal Güvenlik Enstitüsü’nün raporuna göre, ‘Filistinlilerle anlaşmaya varılamaması, tek devletli çözüm ve İsrail’in demokratik bir Yahudi devleti olarak sonu anlamına gelmekte.’

Nisan 1973’te İsrail Başbakanı Golda Meir, Foreign Affairs dergisinde şu makaleyi yazmıştı: “Biz, bizimle Araplar arasındaki anlaşmazlıkların ve farklılıkların çözümleri olduğuna inanıyoruz. Filistin’de, anayasası kendi sorumluluklarında olan iki devlet, yani bir Yahudi ve bir Arap devleti için yer var.” Bugün ise her iki kamp da, tek devlet içindeki Arap nüfusun Yahudi nüfustan daha fazla olacağını bilmelerine rağmen iki devletli çözümü reddediyor. Aşırılıkçılık ne kadar şiddetlenirse İsrail’deki çıkmaz o kadar derinleşiyor. Arap sesine doğal siyasi rolünü vermekten başka kaçış yolu yok. Tıpkı iki devletli çözümden kaçmak için Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ni tek bir devlet olarak İsrail’e ilhak etmenin, tek devlet içinde demografik ve demokratik bir değişimin reçetesi olmaktan başka bir anlamı olmadığı gibi... Bu, ‘değişim’ kampındaki Eisenkot ve arkadaşları için hayati bir meydan okuma.