İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



Mücteba’nın yokluğunda Hamaney’in mirası için mücadele... Sertlik yanlıları İran liderlerini darbe yapmakla suçluyor

Tahran’daki cenaze töreninde Ali Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir İranlı (AP)
Tahran’daki cenaze töreninde Ali Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir İranlı (AP)
TT

Mücteba’nın yokluğunda Hamaney’in mirası için mücadele... Sertlik yanlıları İran liderlerini darbe yapmakla suçluyor

Tahran’daki cenaze töreninde Ali Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir İranlı (AP)
Tahran’daki cenaze töreninde Ali Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir İranlı (AP)

ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının ardından İran yönetimi içindeki görüş ayrılıkları giderek derinleşiyor. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, ABD-İran savaşı sonrasında oluşan öfke, Washington ile herhangi bir uzlaşmayı reddeden sertlik yanlısı kanat ile yeni dönemi yönetmeye çalışan siyasi liderler arasında iç mücadeleye dönüştü.

Habere göre İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçen hafta Tahran’da İran eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninde tabutun yanında yürürken, siyah giysiler giyen bazı katılımcılar doğrudan kendisini hedef alarak “Müzakerecilere ölüm” sloganı attı.

CNN, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de cenaze töreni sırasında taşlı saldırıya uğradığını, ‘hain’ ve ‘ilkelerini satan kişi’ suçlamalarıyla karşı karşıya kalmasının ardından tören alanından ayrılmak zorunda kaldığını aktardı.

Habere göre, üst düzey yetkililerin cenaze töreninde maruz kaldığı bu tepki, son aylarda İran’ın sertlik yanlısı çevrelerinde giderek güç kazanan bir görüşü yansıtıyor. Söz konusu görüşe göre savaş sırasında ABD ile müzakere eden ve anlaşmayı imzalayan İranlı yöneticiler, rejime karşı ‘yumuşak darbe’ gerçekleştiriyor. Bu süreçte yeni İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ise ya güvenlik endişeleri nedeniyle ya da bazı iddialara göre görevini yerine getiremediği için kamuoyundan uzak kaldığı belirtiliyor.

Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)

Radikaller, yeni liderliği Hamaney’in mirasını terk etmekle suçluyor

Habere göre cenaze törenine yoğun katılım sağlayan sertlik yanlısı kesimler, İranlı yetkililerin Ali Hamaney’in öldürülmesinin intikamını almak yerine, Mücteba Hamaney’in talimatlarına aykırı olduğunu savundukları ateşkes anlaşmasını imzalayarak teslim olduklarına inanıyor.

Ancak oğul Hameney kamuoyu önüne çıkmamayı sürdürdü. Yetkililer müzakereleri yürütürken veya ülkeyi yönetirken onun adına yönetse de o, halka doğrudan bir hitap etmedi ve otoritesini tesis ettiğini kanıtlayacak kamuoyu önünde bir görüntü vermedi.

Haberde sertlik yanlısı çevreler, Mücteba Hamaney’in yokluğunda ülkeyi yöneten ve İran’ı temsil eden mevcut siyasi kadroyu, parlamentonun çalışmalarını askıya alarak nüfuzunu artırmayı planlamakla, müzakereler sırasında Hamaney’in talimatlarını göz ardı etmekle ve son dönemde sertlik yanlısı grupların önemli bir güç merkezi haline gelen sokak gösterilerini dağıtmaya çalışmakla suçluyor.

Ali Hamaney’in cenaze töreninden birkaç gün önce, sert söylemleriyle tanınan İran Milletvekili Mahmud Nebeviyan, X platformundaki paylaşımında, “İran halkına uyarı: Bir darbe mi geliyor?” ifadelerini kullandı.

Nebeviyan, birkaç gün sonra yaptığı başka bir paylaşımda ise “Hamaney’e veda ettiğimiz bu günlerde, kanının intikamı için bayrağı yükseltiyor ve darbeye karşı kararlılıkla duruyoruz” dedi.

Tahran'daki törene milyonlarca kişi katıldı (AP)Tahran'daki törene milyonlarca kişi katıldı (AP)

Mücteba’nın yokluğu, rejim içinde çatışmanın önünü açıyor

Mücteba Hamaney’in kamuoyundan uzak kalmayı sürdürmesiyle birlikte, savaş sonrası dönemde İran’ın yönetiminde başlıca isimler, Baş Müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi oldu.

ABD’de yaşayan İran uzmanı ve “İranlılar Ne İstiyor?” adlı kitabın yazarı Arash Azizi, CNN’e yaptığı değerlendirmede, bu isimlerin yönetim tarzından rahatsız olan sertlik yanlılarının, yeni dini lidere ulaşamamaları nedeniyle söz konusu yetkilileri darbe hazırlığı yapmakla suçladığını söyledi.

Azizi, “Mücteba’nın kamuoyundan uzak kalmayı sürdürmesi, onunla doğrudan temas kuramadıkları anlamına geliyor. Bu da fiilen Kalibaf ve müttefiklerinin ülkeyi yönettiği izlenimini doğuruyor. Bu nedenle sertlik yanlıları, Kalibaf ile Pezeşkiyan’ı Mücteba’ya karşı darbe planlamakla suçluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Radikalleri iktidar merkezlerinden uzaklaştırmak

Geçtiğimiz salı günü, ABD ile varılan mutabakata sert şekilde karşı çıkan Nebeviyan, anlaşmayı eleştiren bir başka milletvekiliyle birlikte İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’ndaki görevinden alındı.

Nebeviyan, daha önce İran’ın müzakere heyetinde yer almasına rağmen daha sonra görüşmelere karşı çıktı. Geçen ay imzalanmadan önce anlaşma metnini basına sızdırarak süreci engellemeye çalıştığı da öne sürüldü.

Nebeviyan, İran’ın ABD ile yürüttüğü müzakerelerde heyetin, Dini Lider tarafından belirlenen ‘kırmızı çizgileri’ göz ardı ettiğini savundu. CNN, Nebeviyan’ın konuya ilişkin görüşünü alamadığını belirtti.

Nebeviyan ve benzer görüşteki isimler, gözlemcilerin sıklıkla ‘aşırı devrimciler’ olarak tanımladığı Paydari Cephesi’ne mensup. Bu grup, kendisini Batı yanlısı monarşiyi devirerek İran İslam Cumhuriyeti’ni kuran 1979 Devrimi’nin temel ilkelerinin koruyucusu olarak görüyor.

CNN’e konuşan uzmanlara göre, İran’daki mevcut yönetim bu sertlik yanlısı çevreleri siyasi olarak etkisizleştirmeye çalışıyor.

Almanya Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nde (SWP) misafir araştırmacı olarak görev yapan Hamid Rıza Azizi, CNN’e yaptığı değerlendirmede, “Kalibaf’ın bu sertlik yanlısı isimleri sistemin dışına itmek için nüfuzunu kullandığını görüyoruz. Bu kesimler rejim açısından artık ciddi bir maliyet oluşturuyor ve özellikle ülkedeki istikrarsızlığın arttığı bir dönemde iç anlaşmazlıkları kamuoyuna taşıyorlar” dedi.

Sayıları sınırlı olmasına rağmen söz konusu grubun parlamento ile İran devlet televizyonu da dahil olmak üzere ülkenin çeşitli kurumlarında etkili pozisyonlarda bulunduğu belirtiliyor. Devlet televizyonunun son dönemde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a yönelik eleştirel yayınlar yaptığına dikkat çekilirken, bu sertlik yanlısı akımın toplumdaki gerçek destek düzeyinin ise belirsizliğini koruduğu ifade edildi.


Abdülati, Witkoff’a ABD-İran Mutabakat Zaptı’na bağlılığın önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Abdülati, Witkoff’a ABD-İran Mutabakat Zaptı’na bağlılığın önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Mısır'ın bölgedeki askeri gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çabaları desteklediğini ve ABD ile İran arasındaki krizin diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre Bakan Abdulati görüşmede, "ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptına bağlı kalınmasının, gerilimi azaltmak ve bölgede güvenlik ile istikrarı güçlendirmek adına yapıcı bir adım olduğunu" belirtti.

Dün gerçekleşen görüşmenin, bölgesel gelişmeleri takip etmek ve iki ülke arasındaki koordinasyonu sağlamak amacıyla yapıldığı ifade edildi. ABD'li temsilci Witkoff’un ise Mısır’ın bölgesel istikrarı sağlama çabalarını ve Kahire'nin diyalog ortamını desteklemek için ilgili taraflarla yürüttüğü koordinasyonu takdirle karşıladığı kaydedildi.

Mısır’ın diplomatik trafiği yoğunlaşıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz pazar günü el-Alameyn’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid’i ağırlamış, ardından salı günü Bahreyn ve Katar’a ziyaretler gerçekleştirmişti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Sisi, bu görüşmelerde "Mısır'ın bölgesel istikrarı korumak ve mevcut gerilimi düşürmek için yoğun çaba harcadığını" belirterek, krizlerin barışçıl yollarla çözülmesinin önemini vurgulamıştı.

Bakan Abdulati dün ayrıca Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad el-Busaidi ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, bölgedeki artan gerilimin güvenlik ve istikrar üzerindeki ciddi riskleri ele alınırken, tansiyonu düşürme ve müzakere sürecine geri dönme çabaları değerlendirildi.

"Gerilimi düşürün" çağrısı

İki bakan, bölgenin daha fazla gerilime sürüklenmemesi ve çatışma alanının genişlememesi için "tırmanıştan kaçınılması" gerektiği konusunda mutabık kaldı. Siyasi çözüm yollarının krizleri aşmak için en uygun yöntem olduğu üzerinde duran bakanlar, önümüzdeki dönemde istikrarı desteklemek amacıyla yakın istişare ve koordinasyonun sürdürülmesi kararını aldı.

Öte yandan Kahire yönetimi, geçtiğimiz günlerde bazı Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirilen İHA ve füze saldırılarını kınayan çeşitli açıklamalar yapmış, bu eylemleri "Arap devletlerinin egemenliğini ihlal eden ve bölgedeki tansiyonu artıran tehlikeli gelişmeler" olarak nitelendirmişti.


Pakistan ve Kuveyt savunma anlaşmasını genişletmek istiyor

Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
TT

Pakistan ve Kuveyt savunma anlaşmasını genişletmek istiyor

Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)

Pakistan ve Kuveyt, geniş kapsamlı bir savunma anlaşması üzerinde çalışıyor.

Reuters'ın aktardığına göre Pakistan, enerji işbirliği ve yatırım karşılığında Kuveyt'e savaş jeti ve drone vermeyi değerlendiriyor.  

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan kaynaklar, görüşmelerin henüz erken aşamada olduğunu ve İran savaşının süreci karmaşıklaştırabileceğini söylüyor.

İki ülke arasındaki görüşmeler, Pakistan'ın geçen yıl Suudi Arabistan'la imzaladığı karşılıklı savunma anlaşmasının ardından geldi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları başlatmasıyla İslamabad yönetimi, bu anlaşma yüzünden ülkenin savaşa çekilmesinden endişeleniyor.

İran destekli Husilerin pazartesi günü Suudi Arabistan'a saldırmasının ardından nükleer silaha sahip Pakistan, Tahran'la iletişime geçerek saldırıları durdurmasını istedi. İran'a gönderilen mesajda, Suudi Arabistan'a düzenlenen saldırıların Pakistan'a yapılmış sayılacağı uyarısında bulunuldu.

İslamabad yönetimi, anlaşma kapsamında mayısta Riyad'da 8 bin askeri personel, savaş uçağı filosu ve hava savunma sistemi göndermişti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in geçen yıl eylülde imzaladığı anlaşma, herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı artırmayı hedefliyor.

Pakistan'ın Kuveyt'le savunma anlaşmasıysa sınırlı. 2023'te imzalanan anlaşma kapsamında ortak tatbikat ve eğitim yapılıyor.

Ancak Ortadoğu'da artan tehditler nedeniyle Kuveyt yönetimi, Riyad-İslamabad anlaşmasına benzer şekilde Pakistan'dan daha güçlü güvenlik taahhütleri istiyor.

Pakistanlı bir yetkili, Kuveyt'in "binlerce asker, savaş uçağı, insansız hava aracı ve hava savunma sistemi istediğini" söylüyor. Talebin değerlendirildiğini belirtirken, şimdilik Kuveyt'e asker gönderilmesinin planlanmadığını vurguluyor.

Son dönemde İran'ın misillemelerinin hedefindeki Körfez ülkeleri, ABD'nin güvenlik garantilerine yönelik artan soru işaretleri nedeniyle alternatif savunma ortakları arıyor. Büyük bir orduya sahip olan ve kendi savaş uçaklarını üretebilen Pakistan, bölgedeki ülkeler için giderek daha cazip bir seçeneğe dönüşüyor.

Riyad ve İslamabad arasındaki anlaşma, İsrail'in Katar'a saldırmasının ardından yapılmıştı. Türkiye'nin de bu anlaşmaya katılabileceğine dair haberler çıkmıştı.

Diğer yandan Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında "dörtlü ittifak" çalışmaları da gündemde. Mısır ve Türkiye, haziranda ortak tatbikat düzenlemiş, ardından 13-14 Temmuz'da savunma işbirliği ve savunma sanayi için iki anlaşma imzalamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Times of Islamabad