İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



Trump ve İran: Açık bir savaşta dar seçenekler

ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
TT

Trump ve İran: Açık bir savaşta dar seçenekler

ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump'ın önündeki seçeneklerin artık, açık bir zafer ile sınırlı tutulabilecek bir yenilgi arasında değiştiği söylenemez. Bu seçenekler daha çok, İran'ı yıpratabilecek ancak Amerikan ekonomisini de zorlayacak uzun soluklu bir abluka; Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak karşılığında Tahran'a kalıcı bir nüfuz alanı tanıyacak sınırlı bir anlaşma; hesaplarını değiştireceğinin garantisi olmayan yeni bir askeri harekât ya da geride daha zayıf ve daha düşmanca bir devlet bırakan siyasi geri çekilme gibi her biri kendine özgü bedeller taşıyan senaryolar arasında şekilleniyor. Pakistan, yeniden Hürmüz Boğazı krizini sona erdirecek bir ‘düzenlemeye’ yaklaştığını duyururken İran ve ABD'nin tutumları, çatışmanın nihai uzlaşıya değil yıpratma sürecine ulaştığına işaret ediyor. Sorun, kısa bir süre içinde anlaşmaya ulaşılacağına dair açıklamalar defalarca kez yinelenirken genel ifadelerden somut uygulamaya geçişte uçurumun büyümeye devam etmesi. Tahran'ın ‘son aşamasına ulaştı’ dediği İran-Umman Anlaşması, yeni deniz güzergahlarının belirlenmesini öngörürken bu durum otomatik olarak boğazın yeniden açılması anlamına gelmiyor.

dfgreg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araçi, bugün Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi kabul ediyor (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran, Hürmüz Boğazı’nın açılması için ablukanın, yaptırımların, askeri tehditlerin sona ermesi ve tazminat ödenmesini şart koşarken Washington, Tahran'a gemilerden ücret alma ya da geçişe kısıtlama getirme hakkı tanımayı reddediyor. Tahran ayrıca Washington'ın önceki mutabakat muhtırasını ihlal ettiğini öne sürerek ABD ile doğrudan müzakereye oturmayacağını da açıklıyor.

Bu bağlamda Pakistan’ın iyimserliği, tazminat, yaptırımlar, nükleer program ve bölgedeki Amerikan kuvvetleri dosyalarının çözüme kavuşturulmasından çok deniz güvenliğine ya da tırmanmanın durdurulmasına ilişkin geçici bir mutabakata işaret ediyor olabilir. Karşılıklı tazminat talepleri ise yüzü kurtaracak bir formül bulmayı daha da güçleştiriyor. İran’ın savaş tazminatı talep etmesinin ardından Trump, buna Tahran'ı sorumlu tuttuğu kurbanlar için tazminat talep ederek yanıt verdi. Böylece olası herhangi bir müzakereye yeni bir madde daha ekledi.

Bombalama yerine abluka

Trump şu an deniz ablukasını sürdürmeyi ve yaptırımları sıkılaştırmayı, topyekun savaşa geri dönmekten ise bundan kaçınmayı tercih ediyor. Wall Street Journal (WSJ) gazetesine göre yetkililer, bu aşamada sistemin davranışını değiştirmede sınırlı sonuçlar veren saldırılara kıyasla mali baskının daha etkili olabileceği konusunda onu ikna etti. Trump bu mantığı İran'ın ‘iflas ettiğini’ söyleyerek özetledi. ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz da Tahran'ın Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten çok Hazine Bakanı Scott Bessent'tan korktuğu görüşünü dile getirdi. Bu strateji Washington'a yeni bir hava harekâtının risklerini üstlenmeksizin sürdürülebilir bir baskı aracı sunuyor ve Trump'ın savaşı genişletmeden İran'ı cezalandırmayı sürdürmesine imkân tanıyor. Ancak bu yaklaşım, zamanın ABD'nin lehine çalıştığını varsayıyor. Bu ise henüz kanıtlanmış bir önerme değil.

drfgthtg
ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Versailles Sarayı'nda ABD-İran anlaşmasının imza töreninde (AFP)

İran ekonomisi, dövizin çöküşü, enflasyon ve petrol gelirlerinin yitirilmesinden kaynaklanan ciddi bir baskıyla boğuşuyor olsa da Tahran maliyeti gemilere, enerji tesislerine yönelik saldırılar ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla hasımlarına yüklemeye hazır olduğunu kanıtladı. Krizin sürmesi ABD'nin iç dengelerini de etkiliyor. Associated Press (AP)-NORC anketine göre Amerikalıların yalnızca yüzde 28'i Trump'ın savaşı yönetme biçimini onaylıyor. Bu oran bir ay önce yüzde 34'tü. Ara seçimlerin yaklaşması ve yakıt fiyatlarının yükselmesiyle birlikte Washington'ın siyasi ve ekonomik yıpranmaya dayanma kapasitesi, iç acı çok daha şiddetli olsa dahi İran rejiminin baskıya katlanma kapasitesinin altına düşebilir.

Güç seçeneği gündemde kalmaya devam ediyor

Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü (WINEP) Araştırma Direktörü Patrick Clawson, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ‘Trump'ın karşısındaki alternatiflerin tamamının çekici olmadığını’ belirterek karar alma sürecinin büyük ölçüde kişisel nitelik taşıdığını ve Trump'ın sınırlı sayıda danışmanı, daha az sayıda uzmanı dinlediğine dikkati çekti. Bu nedenle Clawson, Trump’ın herhangi bir anda ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'a atfedilen iki haftalık bombalama harekâtını onaylayabileceğini ya da sadece abluka ve ekonomik baskı kampanyasını sürdürmeye karar verebileceğini dışlamıyor.

Trump'ın müttefiklere yönelik yaklaşımındaki değişkenliği de örnek gösteren Clawson, Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile ‘123 Anlaşması’ olarak bilinen sivil nükleer iş birliği anlaşmasını beklenmedik biçimde onayladıysa da ABD Başkanı’nın günler sonra Riyad'ın uzun süredir reddettiği bir talep olan İsrail'in tanınması koşulunu anlaşma metnine eklediğine işaret etti. Clawson, bu yaklaşımın İran'la ilişkide çok daha fazla değişkenlik sergileyebileceğini ve ‘Trump'ın ne yapacağını kimsenin bilemeyeceğini, belki de kendisinin bile henüz bilmediğini’ vurguladı.

fdyjuk
Ortadoğu'da konuşlu Patriot sisteminin jeneratörüne yakıt ikmali yapan bir ABD topçu askeri (ABD Ordusu)

Gerilimin tırmandırılmasından yana olanlar, kısa ve sınırlı bir harekâtın nükleer, füze ve sanayi altyapısındaki daha fazla tesisi yok edip ardından ablukaya dönülebileceğini savunuyor. Ancak bu seçenek Hürmüz Boğazı’nın açılacağını garanti etmiyor ve İran'ı petrol tesislerine, su kaynaklarına ve Amerikan üslerine saldırmaya yöneltebilir. Bazı savunma füzelerinin ve uzun menzilli mühimmatların azalması ve enerji fiyatlarındaki olası artış da ‘iki haftalık bombalamayı’ hesaplanmış bir son nokta değil, uzun soluklu bir yüzleşmenin kapısını aralayan bir başlangıç noktasına dönüştürebilir.

Hürmüz Boğazı ve zorunlu “birlikte yaşama”

Üçüncü seçenek, İran'ın bir dereceye kadar denetimi karşılığında deniz seyrüseferini yeniden başlatan sınırlı bir anlaşmayı kabul etmek ve daha büyük meseleleri erteliyor. Bölge ülkeleri bu sonuçtan memnun olmamakla birlikte, yeni bir savaşa kıyasla buna daha temkinli yaklaşıyor. Pazartesi günü Boğaz'dan geçen gemi trafiği, savaş öncesindeki günlük 130 ila 140 gemilik ortalamaya kıyasla sadece altı gemiye düşüyor. Bu durum, Trump'ın ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı’nı ‘kontrol ettiği’ yönündeki açıklaması ile ticari geçişi fiilen garanti edebilme kapasitesi arasındaki farkı gözler önüne seriyor. Buna rağmen mevcut tablo, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hukuki egemenliğinin tanındığı anlamına gelmiyor, aksine Tahran'ın seyrüseferi aksatma gücüyle geçici bir birlikte yaşama durumu oluşturuyor. Zira alternatif güzergahlar da tehdit ve saldırılara maruz kalıyor. Bu da İran'a, bölge ihracatının bir kısmı üzerinde fiilen bir ‘veto hakkı’ tanımaya devam ediyor.

İran’ın öne sürdüğü bazı şartları kabul etmenin Tahran'ı başka şartlar da eklemeye yöneltebileceği konusunda uyaran Clawson’a göre Tahran, Trump'ın daha fazla baskıya açık olduğunu düşünüyor. Clawson, İran'ın özür, tazminat ve ABD güçlerinin çekilmesi taleplerini ekleyerek mutabakat zaptında yer alanların ötesine geçtiğine dikkati çekti. Ayrıca mutabakat zaptında geçen 300 milyar dolarlık fonun Amerikan tarafında tazminat değil, İran'a yapılacak yatırımlar olarak anlaşıldığını, askerlerle ilgili maddenin ise Washington tarafından bölgeden çekilme değil İran yakınlarında yeni bir yığınak yapılmasının önlenmesi şeklinde yorumlandığını açıkladı. Nükleer bir anlaşma olmadan dahi zafer ilan edip uzaklaşma seçeneği, Trump'ın üzerindeki siyasi yükü hafifletebilir, ancak Hürmüz Boğazı kapatılmaya ve İran gerilimi tırmandırmaya muktedir olduğu sürece krizi sona erdirmeye yetmiyor. Bu nedenle en muhtemel sonuç, hava saldırıları seçeneği yedekte tutularak abluka, yaptırımlar ve dolaylı müzakerelerin bir karışımı olarak öne çıkıyor. Clawson'ın özetiyle, Trump yeni bir askerî harekât emri verse de vermese de bu süreç uzun soluklu bir hesaplaşma niteliği taşıyor. Mevcut karar, hızlı bir zaferin nasıl kazanılacağıyla değil, Trump'ın hangi bedeli ödemeyi seçeceği ve bu bedelin ne kadarını İran'a, müttefiklerine ve kendi seçmenine yükleyebileceğiyle ilgili bulunuyor.


Tayvan, Çin ve Endonezya'nın ortak deniz tatbikatı planını kınadı

Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
TT

Tayvan, Çin ve Endonezya'nın ortak deniz tatbikatı planını kınadı

Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)

Tayvan, Çin'in adanın doğu kıyısı açıklarında Endonezya ile ortak deniz tatbikatı düzenleme planını kınadı. Taipei, Pekin'in söz konusu deniz bölgesi üzerinde yetki sahibi olduğu yönünde "yanlış bir izlenim" oluşturmaya çalıştığını savundu.

Çin Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, bir Çin savaş gemisi ile bir Endonezya fırkateyninin ağustos ayının ortalarında Tayvan'ın doğusunda "denizde geçiş tatbikatı" gerçekleştireceğini duyurdu.

Bakanlık, tatbikatın "iki ülke donanmalarının ortak operasyonel kabiliyetlerini geliştirmeyi" ve "bölgesel barış ve istikrarı ortaklaşa korumayı" amaçladığını bildirdi.

Buna karşılık, Tayvan'ın Çin politikasından sorumlu Anakara İşleri Konseyi, Çin Komünist Partisi'nin "askeri provokasyonu" olarak nitelendirdiği girişimi sert şekilde kınadı.

Konsey, bu adımın fiilen "uluslararası kamuoyunda Çin Komünist Partisi'nin Tayvan'ın doğusundaki sular üzerinde yetkiye sahip olduğu yönünde yanlış bir izlenim oluşturmayı" amaçladığını belirtti. Açıklamada, girişimin Tayvan'ın ulusal egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarının "açık bir ihlali" olduğu ifade edildi.

Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) konuya ilişkin sorusuna Endonezya ordusundan henüz cevap gelmedi.

Çin'in tatbikat duyurusu, Tayvan'ın Çin'in olası bir işgaline karşı halkı hazırlamayı amaçlayan şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yıllık askeri tatbikatlarını gerçekleştirdiği bir dönemde yapıldı.

Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Pekin, nüfusu 23 milyondan fazla olan özerk adayı güç kullanarak ilhak etmekle tehdit ediyor.


Kuzey Kore, Japon Denizi'ne doğru balistik füze fırlattı

Seul'deki bir tren istasyonunda Kuzey Kore'nin füze fırlatmasıyla ilgili bir haber raporunu gösteren ekran, (Arşiv-AFP)
Seul'deki bir tren istasyonunda Kuzey Kore'nin füze fırlatmasıyla ilgili bir haber raporunu gösteren ekran, (Arşiv-AFP)
TT

Kuzey Kore, Japon Denizi'ne doğru balistik füze fırlattı

Seul'deki bir tren istasyonunda Kuzey Kore'nin füze fırlatmasıyla ilgili bir haber raporunu gösteren ekran, (Arşiv-AFP)
Seul'deki bir tren istasyonunda Kuzey Kore'nin füze fırlatmasıyla ilgili bir haber raporunu gösteren ekran, (Arşiv-AFP)

Japonya Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore'nin bugün denize doğru bir balistik füze fırlattığını açıkladı. Bu, ülkenin bir haftadan kısa süre içinde gerçekleştirdiği ikinci balistik füze denemesi oldu.

Japonya Savunma Bakanlığı, şüpheli füzenin denize düştüğünü bildirdi.

Güney Kore'nin Yonhap haber ajansının Güney Kore ordusuna dayandırdığı haberinde de Kuzey Kore'nin ülkenin doğu kıyılarından, Japon Denizi olarak da bilinen bölgeye doğru tanımlanamayan bir mermi fırlattığı belirtildi.

Söz konusu füze denemesi, Güney Kore ve ABD'nin gelecek hafta, Kuzey Kore kaynaklı "tehditlere" karşı hazırlığı güçlendirmek amacıyla her yıl düzenlenen geniş kapsamlı ortak askeri tatbikatlarına başlayacaklarını açıklamasından iki gün sonra gerçekleşti.

"Ulchi Özgürlük Kalkanı" adı verilen tatbikatların, Pyongyang'ın sert tepkisini çekmesi bekleniyordu. Kuzey Kore, söz konusu tatbikatları ülkesine yönelik bir işgal provası olarak değerlendiriyor.

Kuzey Kore daha önce de Güney Kore ve ABD'nin ortak düzenlediği geniş çaplı askeri tatbikatlara, provokatif silah denemeleri ve sert açıklamalarla karşılık vermişti.

Geçen hafta Güney Kore, ABD ve Japonya, Kuzey Kore'nin kısa menzilli bir balistik füze fırlattığını tespit etmişti. Bu deneme, Kuzey Kore'nin haziran sonundan beri gerçekleştirdiği ilk balistik silah testi olarak değerlendirilmişti.

Kuzey Kore, söz konusu son füze fırlatışını henüz doğrulamadı. Pyongyang, silah denemelerine ilişkin ayrıntıları genellikle testlerin ertesi günü kamuoyuyla paylaşıyor.