İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



İsrail neden Avrupa'daki radikal sağcılarla yakınlaşıyor?

Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda geçen ay yaptığı konuşma sırasında birçok kişi tepki olarak salonu terk etmişti (AP)
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda geçen ay yaptığı konuşma sırasında birçok kişi tepki olarak salonu terk etmişti (AP)
TT

İsrail neden Avrupa'daki radikal sağcılarla yakınlaşıyor?

Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda geçen ay yaptığı konuşma sırasında birçok kişi tepki olarak salonu terk etmişti (AP)
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda geçen ay yaptığı konuşma sırasında birçok kişi tepki olarak salonu terk etmişti (AP)

Uluslararası arenada yalnızlaşan İsrail, Avrupa'daki radikal sağcıları kazanmaya çalışıyor.

Fransa'da radikal sağcı Ulusal Birlik (RN) Genel Başkanı Jordan Bardella'nın gençken Yahudiler hakkında aşağılayıcı ifadeler kullandığına yönelik iddialar gündemden düşmezken, İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amihay Şikli, 31 yaşındaki siyasetçiyi "Avrupa'da Hamas'a karşı en net seslerden biri" diye niteleyerek savundu.

Bardella, Marine Le Pen'in gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması halinde başbakan olabilir.

Times of Israel'in analizine göre İsrail yönetiminin radikal sağcı Avusturya Özgürlük Partisi'yle (FPÖ) ilişkileri de değişti.

Eski SS üyesi olan Anton Reinthaller tarafından kurulan FPÖ, 2000'de hükümete katılınca İsrail, tepki olarak Viyana'daki büyükelçisini geri çekmişti.

Ancak analizde, Binyamin Netanyahu'nun FPÖ'yle ilişkileri normalleştirdiğine işaret ediliyor. Şikli, FPÖ lideri Herbert Kickl'ın antisemitizmle mücadele sözü vermesini "tarihi bir dönüm noktası" diye nitelemişti.

Netanyahu yönetiminin ayrıca İsveç, İspanya ve Britanya'daki radikal sağcı liderlerle de yakınlaştığına dikkat çekiliyor.

İsrail'in eski Berlin Büyükelçisi Jeremy Issacharoff, Avrupa'daki bazı radikal sağ partilerin Tel Aviv'le iyi ilişki kurarak geçmişteki antisemitist söylemlerinden uzaklaştıkları görüntüsü vermeye çalıştığını savunuyor. Eski büyükelçi, bunun uzun vadede İsrail'in uluslararası itibarına zarar verebileceğini söylüyor.

İsrail'in radikal sağ partilerle yakınlaşmasının Avrupa'daki Yahudi topluluklarına etkisinin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Azriel Bermant ise Netanyahu'nun Avrupa içindeki bölünmeleri artırmak istediğini savunuyor.

Diğer yandan İsrail, radikal sağcı Almanya için Alternatif'le (AfD) mesafesini koruyor.

Tel Aviv Üniversitesi'nden Rémi Daniel, "İsrail'de bazıları, radikal sağın İsrail için hayal edilebilecek en doğal ya da en uygun ortak olduğunu düşünüyor" derken, AfD'nin bu tabloya uymadığını söylüyor:

Almanya sözkonusu olduğunda durum böyle değil. AfD içinde, Almanya ve geçmişiyle ilgili endişe verici tutumların yanı sıra İsrail karşıtı akımlar da var.

Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül'de düzenlenen seçimde AfD, oyların yüzde 43,8'ini alarak tarihi bir zafer elde etmişti.

Amerikan Yahudi Komitesi'nin açıklamasında "Holokost'tan bu yana ilk kez radikal sağcı bir parti Almanya'da bir eyalet seçimini kazandı" denmişti.

Independent Türkçe, Times of Israel, Washington Post


Denizler ve okyanusların yönetimine ilişkin uluslararası sistem çöküşün eşiğinde

Arktik buzullarının erimesi yeni ticaret yollarının önünü açıyor (Reuters)
Arktik buzullarının erimesi yeni ticaret yollarının önünü açıyor (Reuters)
TT

Denizler ve okyanusların yönetimine ilişkin uluslararası sistem çöküşün eşiğinde

Arktik buzullarının erimesi yeni ticaret yollarının önünü açıyor (Reuters)
Arktik buzullarının erimesi yeni ticaret yollarının önünü açıyor (Reuters)

Son beş yüzyıl boyunca insan toplulukları arasındaki rekabet ve çatışmaların merkezinde kara parçaları yer aldı. Antarktika dışında dünyanın neredeyse her karışının bir devletin egemenliği altına girmesine karşın, okyanuslar ve denizler büyük ölçüde bu egemenliğin dışında kaldı.

Panama City, önemini Panama Kanalı’ndan alan bir şehir (AFP).
Panama City, önemini Panama Kanalı’ndan alan bir şehir (AFP).

Bazı devletler denizler üzerinde hâkimiyet kurmaya ve onları düzenlemeye çalıştığında ise bu girişimler başarısız oldu. Çünkü denizler, uzun süreli kontrolü son derece zorlaştıracak kadar genişti. 20. yüzyılın ikinci yarısındaki Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği de okyanusları ele geçirmek için yoğun bir rekabete girmekten kaçındı.

Bunun yerine hükümetlerin çoğu, uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaya çalışan bir dizi anlaşma ve kurum aracılığıyla denizleri yönetme konusunda uzlaştı. Kıyı devletlerine ise karasuları ve münhasır ekonomik bölge statüleriyle belirli deniz alanları tahsis edildi.

Ancak Chicago Üniversitesinde siyaset bilimi profesörü Michael Albertus, Foreign Affairs dergisinde yayımlanan analizinde, denizler ve okyanuslara ilişkin bu uluslararası sistemin bugün çökmekte olduğunu belirtiyor. Yemen’de Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini aksattığını, Hürmüz Boğazı çevresinde ise bir çatışmanın yaşandığını kaydediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, temmuz ayında Hürmüz Boğazı’ndan geçişler için ABD’nin ücret talep etmesi fikrini gündeme getirmiş, ancak daha sonra bu plandan geri adım atmıştı.

Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman sularında demirleyen gemiler (AFP).
Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman sularında demirleyen gemiler (AFP).

Bu sırada başka hükümetler de uluslararası sular ve deniz kaynakları üzerinde kontrol kurmak için rekabet ediyor. Rusya Arktik Okyanusu’ndaki geniş deniz alanları ve deniz tabanları üzerindeki kontrolünü artırmaya çalışırken, Çin Güney Çin Denizi’nde yapay adalar inşa ediyor. ABD ise münhasır ekonomik bölgesinin ötesindeki deniz tabanlarında nüfuz alanını genişletiyor. Çok sayıda ülke de okyanuslardan kritik ve nadir mineralleri çıkarmaya hazırlanıyor.

Küresel eğilim

Deniz ulaşım güzergâhları veya geniş deniz ve okyanus alanları üzerinde kontrol kurmaya yönelik bu küresel eğilim, onlarca yıldır okyanuslarda seyrüsefer özgürlüğünü koruyan uluslararası kurum ve anlaşmaların gücünü kaybettiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Hükümetlerin, karalarda yaptıkları gibi dünya denizleri üzerinde de egemenlik kurmaya yönelmesi halinde küresel ticaret varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalabilir. Bu durum, dünyayı yeni bir deniz çatışmaları dönemine sürükleyebilir.

Yayımlanmayı bekleyen “The Return of Conquest” adlı kitabın yazarı Albertus, okyanusların bölüşüldüğü bir dünyanın kaçınılmaz olarak daha yoksul ve daha tehlikeli olacağını belirtiyor.

Bab el-Mendeb yakınlarında Yemen kıyısı açıklarında demirleyen bir yük gemisi (AFP).
Bab el-Mendeb yakınlarında Yemen kıyısı açıklarında demirleyen bir yük gemisi (AFP).

İran’ın, ABD ve İsrail’in şubat ayının sonunda düzenlediği saldırıların ardından fiilen kontrol edip kapattığı Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti uygulama niyetini açıklamasının ardından Endonezya Maliye Bakanı da Malakka Boğazı’nda benzer bir geçiş ücreti getirilmesi ihtimaline işaret etti. Ancak bakan daha sonra bu açıklamasından geri adım attı.

Güneydoğu Asya’daki kritik deniz geçişlerinden biri olan Malakka Boğazı’ndan dünya deniz yoluyla taşınan petrol arzının yaklaşık yüzde 29’u geçiyor.

Çin de 2016 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında verilen ve Güney Çin Denizi’ndeki geniş kapsamlı hak iddialarını reddeden bağlayıcı kararı uzun süredir dikkate almıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Pekin, tartışmalı resifler üzerinde yapay adalar inşa ederek, Filipinler’in münhasır ekonomik bölgesine müdahale ederek ve Tayvan’ı kuşatarak bu karara aykırı hareket ediyor.

Rusya ise denizaltı kablolarını kesmek amacıyla kimliklerini gizleyen gemileri kullandığı yönündeki şüphelerle karşı karşıya. Bu faaliyetlerin, Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya verdiği desteğe karşı yürütülen daha geniş kapsamlı bir istikrarsızlaştırma kampanyasının parçası olduğu öne sürülüyor.

İklim değişikliği

İklim değişikliğinin okyanuslar üzerinden yeni çatışmalara yol açması bekleniyor. Arktik buzullarının erimesi sürdükçe, Avrupa ile Asya’yı Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca birbirine bağlayan yeni deniz güzergâhındaki gemi trafiğinin artması bekleniyor.

Moskova’nın bu güzergâhta serbest geçişe izin vermesi ise zor görünüyor. Rusya hâlihazırda bu rotayı kullanan yabancı gemileri karmaşık ve ağır bir izin-lisans sistemine tabi tutuyor. Ayrıca Sibirya kıyıları açıklarındaki Vilkitski Boğazı gibi bazı su yollarını uluslararası boğazlar yerine Rusya’nın yargı yetkisine tabi iç sular olarak değerlendiriyor.

Okyanuslardaki rekabet yalnızca deniz ulaşımının kontrolüyle sınırlı değil. Çin’in küresel nadir toprak elementi tedarikindeki hâkimiyetini güçlü bir baskı aracına dönüştürmesiyle birlikte diğer ülkeler de okyanus tabanlarından mineral çıkarma potansiyelini araştırıyor.

Hawai ile Meksika arasında Kuzey Pasifik’te yer alan Clarion-Clipperton Bölgesi, Orta Hint Okyanusu Havzası ve Güney Pasifik’teki Penrhyn Havzası gibi bölgelerin deniz tabanlarında kritik mineraller içeren büyük miktarda kaya ve nodül bulunduğu belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi, hükümetlerin okyanus tabanını araştırmasına ve haritalandırmasına, çevresel veriler toplamasına ve madencilik teknolojilerini test etmesine izin veren onlarca arama sözleşmesi düzenledi.

Ancak kurum, üyeler çevresel standartlar ve bunların uygulanmasına ilişkin kurallar konusunda anlaşamadığı için ticari deniz madenciliğine şu aşamada izin vermiyor.

Deniz tabanındaki kaynaklar

ABD’nin açık denizlerde madencilik projeleri yürütmeye başlaması halinde, Çin, Hindistan ve Rusya gibi okyanuslardaki çıkarma faaliyetlerini sınırlayan uluslararası anlaşmalara taraf ülkelerin buna itiraz etmesi bekleniyor.

Pekin ve Moskova diğer deniz hukuku kurallarını göz ardı etse de ABD’nin deniz madenciliğine başlamasını kendi politikalarını meşrulaştırmak için gerekçe olarak kullanabilir.

Tayvan’a ait bir denizaltının kulesi Tayvan Boğazı sularında görülüyor (Reuters).
Tayvan’a ait bir denizaltının kulesi Tayvan Boğazı sularında görülüyor (Reuters).

Kurallara dayalı diğer uluslararası sistemlerde olduğu gibi, okyanusların yönetimine ilişkin düzenin bir anda çökmesi beklenmiyor. Büyük güçler, bazı alanlarda düzenlemelere ihtiyaç duymaya devam ediyor. Örneğin balıkçılığın yönetimi, kuralsızlığın başka alanlarda sağlayabileceği avantajlara rağmen devletlerin ortak çıkarlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu nedenle sistemin daha çok aşamalı biçimde aşınması bekleniyor.

Albertus son olarak, devletlerin okyanuslar üzerinde kontrol için rekabet ettiği bir dünyada ticaretin yavaşlayacağı uyarısında bulunuyor. Gemiler denizlerde daha dolambaçlı rotalar izlemek zorunda kalacak, boğazlardan geçiş ücretleri artacak, malların fiyatları yükselecek ve tedarik zincirleri daha fazla aksama ve kesinti riskiyle karşı karşıya kalacak.

Okyanusların paylaşılması süreci zamanla kara parçalarının ele geçirilmesine benzer bir nitelik kazanabilir. Güçlü olan veya ilk davranan devletler kaynakların mülkiyetini ele geçirmeye çalışabilir. Hükümetlerin okyanuslardan mümkün olan en büyük payı almak ve iddia ettikleri egemenliği güç kullanarak korumak için yarışması, jeopolitik gerilim noktalarının da artmasına yol açabilir.


Washington ve Tahran yeni bir çatışmanın eşiğine yaklaşıyor

USS George Washington uçak gemisi, Ortadoğu'daki karasularında seyir halindeyken hava operasyonları gerçekleştiriyor (CENTCOM)
USS George Washington uçak gemisi, Ortadoğu'daki karasularında seyir halindeyken hava operasyonları gerçekleştiriyor (CENTCOM)
TT

Washington ve Tahran yeni bir çatışmanın eşiğine yaklaşıyor

USS George Washington uçak gemisi, Ortadoğu'daki karasularında seyir halindeyken hava operasyonları gerçekleştiriyor (CENTCOM)
USS George Washington uçak gemisi, Ortadoğu'daki karasularında seyir halindeyken hava operasyonları gerçekleştiriyor (CENTCOM)

Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte Washington ile Tahran yeni bir askeri çatışmanın eşiğine yaklaşırken, açıklamalar ve tehditlerin tonu da giderek sertleşiyor. Her iki tarafın da sert tutumlarını sürdürdüğü bir dönemde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler saldırıların hedefi olmaya devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump son dönemde yaptığı açıklamalarda, Tahran'ın yönetimiyle bir anlaşmaya varmaması halinde İran'a “çok büyük bir güçle” saldıracağını defalarca dile getirdi. Trump, böyle bir saldırının gelecek ay yapılacak Kongre ara seçimlerinden sonra, hatta belki de seçimlerden önce gerçekleşebileceğini belirtti. Trump ayrıca Tahran'a, “çok geç olmadan doğru kararı” alması çağrısında bulunurken, İran'da “kiminle muhatap olduğunu bilmediğini” belirtti. Tahran ise buna karşılık, Washington'un saldırılarını yeniden başlatması halinde silahlı kuvvetlerinin “yıpratma savaşına” veya “hızlı bir operasyona” hazır olduğunu açıkladı.

Gerilimin arttığı bu süreçte İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), üçüncü bir taraftan, bir tankerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında kimliği belirsiz bir mühimmatın isabetine uğradığı ve bunun sonucunda gemide yangın çıktığı yönünde bir ihbar aldığını duyurdu. İran'ın son dönemde boğazdan geçen ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdığı; Şarku’l Avsat’ın New York Times’ten aktardığına göre Batılı bir güvenlik yetkilisi gizli verilere dayanarak, İran'ın haftada yaklaşık 30 insansız hava aracı (İHA) ve 10 gemisavar füze saldırısı düzenlediğini belirtti.

Yetkili ayrıca son 10 gün içinde en az 4 ticari geminin İran saldırılarında isabet aldığını söyledi. İngiliz denizcilik makamlarının raporlarına göre ise 10 Eylül'den bu yana çoğunluğu petrol tankeri olmak üzere en az 13 gemi mühimmat veya mühimmat parçalarının isabet etmesi sonucu hasar gördü.