İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



Kasım seçimlerinin arifesinde ekim sürprizi sorusu

ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
TT

Kasım seçimlerinin arifesinde ekim sürprizi sorusu

ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)

Refik Huri

ABD, başkanlık seçimlerine doğru ilerlerken, Kongre ve eyalet valileri için yapılacak ara seçimler de anayasal olarak belirlenmiş tarihte, kasım ayının ilk salı günü yapılacak. Bazı partilerin çıkarlarına aykırı olduğu gerekçesiyle seçimleri ertelemek için “mücbir sebep” bahanesiyle başkanın veya parlamentonun görev süresini uzatma yoluna başvuran Lübnan gibi diğer ülkelerin aksine, koşullar, savaşlar veya iktidar partisinin kaybetme korkusu bahanesiyle bir erteleme söz konusu değil. Ender istisnalar dışında kural, özellikle ikinci dönemde, Beyaz Saray'da başkanı olan partinin kaybetmesidir; ancak bu mücadeleden kaçış yok.

Seçimlerin arifesinde, kampanya reklamlarının yoğunluğu, kamuoyu yoklamaları ve tahminlerle meşguliyet, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat partilerdeki “stratejik” seçim analistlerinin tavsiyeleri ve geçmiş seçim sonuçlarının gözden geçirilmesi arasında, “ekim sürprizi” olarak adlandırılan şeyin yaşanması olasılığı hakkındaki sorgulamalar öne çıkıyor. Burada kastedilen, ABD içinde veya dışında, tamamen koşulların gücüyle kendini dayatan veya yenilgiden korkanlar tarafından organize edilen, seçmenlerin tutumlarını, duygularını, hesaplarını ve beklenen sonuçları değiştiren son derece etkili bir olayın meydana gelmesidir. Ekim ayında böyle bir sürprizin olma olasılığı var mı? Zaman kısa ve seçenekler sınırlı, ancak Beyaz Saray'ın efendisi bir sürprizler kralı.

Politikalarının çok tartışılan doğasına rağmen, Başkan Donald Trump'ın son derece şanslı olduğu inkar edilemez. İmam Ali bin Ebu Talib'e atfedilen şu söz onun için de geçerli olabilir: “Beni şanslılardan kıl ki, bilgeler bana hizmet etsin; beni bilgelerden kılma ki, ben de şanslılara hizmet etmeyeyim.” Trump, zengin dostlarının ve akrabalarının kendisine hizmet etmesiyle yetindi ve Denison Üniversitesi'nin “Amerikalıların dörtte birinin modern çağda mucizelere inandığını” gösteren anketinden faydalandı. Ayrıca, destekçileri arasında “Trump'ın başkan olmak için Tanrı tarafından seçildiğine” inanan mevcut Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın da bulunduğu güçlü “Apostolik Hareket”in gücünden de faydalandı. Amerikan tarihinde, ikinci dönemi için girdiği seçimleri kaybettikten sonra Beyaz Saray'a geri dönen ve rakibinin döneminin sonunda tekrar seçilen Grover Cleveland'dan sonraki ikinci başkandır. Bu, Amerikan medyasının “Lazarus faktörü” olarak adlandırdığı, yani kutsal kitaplarda anlatılan Lazarus'un mucizevi dirilişi gibidir.

Şansın ötesinde, asıl soru bunun ne tür bir “ekim sürprizi” olacağı ve sonuçları değiştirip değiştiremeyeceğidir. Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'nin her iki kanadındaki (Senato ve Temsilciler Meclisi) kontrolünü korumayı umarak şimdiye kadar elinden gelen her şeyi yaptı. Cumhuriyetçi valilerin yönetimindeki eyaletlerin kongre seçim bölgelerinin haritalarında, partisinin adaylarına fayda sağlayacak değişiklikler talep etti ve Cumhuriyetçiler kazanırsa her Amerikalıya 5 bin dolar sözü verdi; bu miktar, ulusal borcu 40 trilyon dolara ulaşan bir ülke için bir trilyon doları aşan bir rüşvet anlamına geliyor. Ukrayna'daki savaş nedeniyle kendisinin ve Batı'daki şirketlerinin Rusya'ya uyguladığı tüm yaptırımları hiçe saydı ve seçimlerden önce enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla Başkan Vladimir Putin'den ABD ve Avrupa'ya milyonlarca ton dizel göndermesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analizlere göre Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski bunu protesto ettiğinde, Trump Ukrayna'nın Putin ile anlaşmaya varacak yeni bir başkana ihtiyacı olduğunu söyledi. Son aylarda Tahran'ı “kışkırtmaktan” alıkoyduğu Binyamin Netanyahu'dan, ABD’nin katılımı olmadan İran'a saldırmamasını istedi. Müzakereler devam ederken, İran'la savaşı yeniden başlatarak bir “ekim sürprizi” hazırlayıp hazırlamadığı bilinmiyor.

Ancak tüm bunlara rağmen, büyük bir “ekim sürprizinin” neler yapabileceğini belirleyemiyoruz. Ipsos anketine göre, seçmenlerin endişeleri “ekonomi, sığınma, göç, suç ve iklim değişikliği”. Bu endişelere, Trump'ın savaşı sonrasında artan enerji maliyetleri, Hürmüz Boğazı krizi ve kıtalar ve ülkeler arasındaki mal akışının bozulması nedeniyle genel olarak artan fiyatlar eklendi ve ön plana çıktı.

Robert Pape'ye göre, ABD için tehlike kaynağı terörizmden ziyade “ABD'nin doğası ve kimliği üzerine kültürel bir çatışmadan kaynaklanan siyasi şiddettir.” Amerika Birleşik Devletleri, havaalanlarında, trenlerde, okullarda, otobüslerde ve alışveriş merkezlerinde kaydedilen masum insanlara yönelik yüzlerce şiddet ve silahlı saldırı olaylarında birçok ülkenin önünde yer alıyor.

En önemli faktör demografik değişimdir. “Yeni ABD”nin Başkanı Anne Marie Slaughter’ın aktardığına göre “büyük George Shultz” kendisine şöyle demiş: “Dünyayı ve geleceği şekillendiren güçleri anlamak için her zaman demografiye odaklanmalısınız.” İstatistiklere göre, ABD önümüzdeki yirmi yıl içinde “beyaz çoğunluklu bir ulustan çoğulcu bir ulusa; hiçbir etnik veya ırksal grubun çoğunluğu oluşturmadığı bir ülkeye” dönüşecek. Bugün, “18 yaşın altındaki Amerikalıların yarısından azı beyaz ve 2027'ye kadar bu durum 30 yaşın altındakiler için de geçerli olacak, kırklı yaşlarda ise hiçbir çoğunluk olmayacak.” Herkes biliyor ki Trump, artık çoğunluğu oluşturmayan beyazlar üzerine oynayarak bahsi kazandı. Trump'ın, sayıları milyonları bulan belgesiz göçmenlere karşı savaşı yoğunlaştırması ve Demokratlar tarafından yönetilen şehirleri “savaş bölgesi” deklare etmesi tesadüf değil.

Oyun açık ve net; Venezuela'nın işgalinden Grönland anlaşmasına, keza İran'la savaştan jeopolitik ve ticari hesapların karışımına kadar Trump'ın tüm politikaları sürprizlerle dolu. J.D. Vance, Trump'ın “Amerika Birleşik Devletleri'nin Hitler'i” olduğu yönündeki açıklamasından geri adım attı ve başkan yardımcısı oldu. Ancak Michael Solokov, “Gerçek gücün korkuda yattığına inanan Trump, başkalarının korktuğunu görmesinden korkuyor” ve onu kaybetmekten daha çok korkutan veya kızdıran hiçbir şey yok diyor.


The Guardian: İsrail, Gazze’de Barış Kurulu’na ait üssün inşasını engelliyor

Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
TT

The Guardian: İsrail, Gazze’de Barış Kurulu’na ait üssün inşasını engelliyor

Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)

İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre İsrail, Gazze Barış Kurulu tarafından Gazze Şeridi’nde kurulması planlanan ileri askeri üs projesinin hayata geçirilmesine izin vermeyi reddediyor.

Geçtiğimiz ağustos ayı başlarında, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2025 yılında yetkilendirilen ve başkanlığını ABD Başkanı Donald Trump’ın yürüttüğü uluslararası bir kuruluş olan Barış Kurulu, Gazze Şeridi’ndeki ilk inşaat sözleşmesini imzalamıştı. ABD’nin Louisiana eyaleti merkezli Arkel International şirketine verilen sözleşme, uluslararası istikrar gücünün öncüsü olarak 150 uluslararası askere ev sahipliği yapacak ileri bir askeri üssün inşasını kapsıyordu.

Konuya yakın bir kaynağın aktardığı bilgilere göre, aradan iki ay geçmesine rağmen İsrail söz konusu sözleşmenin uygulanmasına izin vermemekte direniyor. Yüklenici firmaların ve nakliye araçlarının Gazze’ye girerek çalışmalara başlamasına izin verilmediği belirtilirken, kaynağın İsrail’in sınır kapısını açmayacağını ifade ettiği kaydedildi.

Barış Kurulu Sözcüsü konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, İsrail ordusu ve İsrail hükümeti de yorum yapmayı reddetti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı, Trump’ın sonlandırdığını iddia ettiği 8 savaş arasında yer alıyor. Trump, geçen hafta sosyal medya hesabından yaptığı uzun bir paylaşımda bu konuyu yeniden gündeme getirerek, Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmemesinin haksızlık olduğunu öne sürmüştü.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre, Ekim 2025’te Gazze Şeridi’nde sağlanan ateşkesin ardından kurulan Barış Kurulu, Trump’ın çatışmayı sona erdirdiği yönündeki iddialarının merkezinde yer alıyor.


Doğu Libya’daki yetkililer, geçtiğimiz ağustos ayından bu yana 31 kişiyi idam etti

(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
TT

Doğu Libya’daki yetkililer, geçtiğimiz ağustos ayından bu yana 31 kişiyi idam etti

(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) dün yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusundaki askeri makamların geçtiğimiz ağustos ayının sonlarından bu yana en az 31 kişiyi idam ettiğini bildirdi. HRW, söz konusu idamların 2010’dan bu yana Libya genelinde kamuoyuna duyurulan ilk idamlar olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre HRW, yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusu ve güneyini kontrol eden Mareşal Halife Hafter’e bağlı güçlerin, söz konusu kişileri ‘son derece adaletsiz askeri yargılamaların ardından’ idam etmesini kınadı. Açıklamada, bu yargılamaların ‘adalet standartlarından’ açıkça yoksun olduğu vurgulandı.

Bu vakaların ‘2010’dan bu yana Libya’da bilinen ilk idamlar’ olduğuna dikkat çeken HRW, askeri cezaevinde tutulan en az 50 kişinin daha yakın zamanda idam edilme riskiyle karşı karşıya bulunduğu uyarısında bulundu. Ancak idamların ne zaman ve nerede gerçekleştirildiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Libya, Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilmesi ve öldürülmesinden bu yana güvenlik alanında kaosun yanı sıra siyasi ve kurumsal bölünmeyle karşı karşıya. Mareşal Halife Hafter’e bağlı güçler, kendisini destekleyen bir yönetimin bulunduğu ülkenin doğusunu kontrol ederken, batıdaki bölgeler ise merkezi Trablus’ta bulunan ve Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki hükümet tarafından yönetiliyor.

Libya’daki ıslah ve rehabilitasyon kurumlarının (cezaevlerinin) çoğu, yerel ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sık sık ciddi hak ihlalleriyle suçlanıyor. Bu ihlaller arasında işkence sonucu ölümler ile bazı kişiler hakkında gerekli yargı usulleri yerine getirilmeden askeri mahkemelerce hapis veya idam cezalarının uygulanması da bulunuyor. Bu tür uygulamaların özellikle Hafter güçlerinin kontrolündeki doğu bölgelerinde görüldüğü belirtiliyor.

Gırnada Cezaevi, Bingazi’nin yaklaşık 100 kilometre kuzeydoğusunda bulunuyor. Büyük ölçüde askeri kontrol altında olan cezaevi, yargı makamlarının yetki alanı dışında kalıyor. Cezaevi, işkence ve kötü muamele de dahil olmak üzere ağır insan hakları ihlalleriyle sık sık gündeme geliyor.

HRW Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Bessam Havaca, Hafter güçlerini, ‘işkence yoluyla alındığı öne sürülen itiraflara dayanan gizli yargılamaların ardından’ kişileri idam etmekle suçladı. Havaca, söz konusu davaların, Libya Yüksek Mahkemesi’nin de sivilleri yargılamaması gerektiğini belirttiği mahkemelerde görüldüğünü ifade etti.

Havaca, “Bu koşullarda gerçekleştirilen her idam, geri dönüşü olmayan bir adaletsizliktir. Silahlı güçler üzerinde etkisi bulunan her hükümet, bir sonraki idamın önüne geçmek için güçlü baskı uygulamalıdır” dedi.

Libya’da idam cezası yürürlükte bulunuyor. Ceza kanununda cinayet, terör eylemleri ve devlet güvenliğine karşı suçlar için idam cezası öngörülüyor. Libya mahkemeleri idam kararları vermeye devam etse de bu cezalar bugüne kadar infaz edilmemişti.

Havaca, “Libya 15 yıldır hiçbir idam cezasını infaz etmedi” diyerek bu uygulamasızlık döneminin sona ermesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Hafter güçlerinin ve onları destekleyen hükümetlerin idamları durdurup durdurmama yönünde alacağı karara bağlı olarak en az 50 kişinin daha hayatının tehlikede olduğunu vurguladı.

HRW ayrıca, hükümlülerin ailelerine idamların gerçekleştirileceği tarihin önceden bildirilmediğini kaydetti. Libya’nın doğusundaki yetkililerin idam edilen kişilerin cenazelerini ailelerine teslim etmeyi reddettiği, yakınlarından kimlik tespiti yapmalarını istediği ve ardından aileleri hazır bulunmadan cenazeleri defnettiği belirtildi. Yetkililerin ayrıca, aileleri cenaze töreni düzenlememeleri konusunda uyardığı aktarıldı.