İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri, halkı açlıkla boğuşurken bile yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
TT

İsviçre peyniri ve özel bir ada... Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un abartılı ve tuhaf hobileri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un. (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hobileri sadece Pyongyang ile Moskova arasında zırhlı tren sürmekle sınırlı değil. Kim Jong-un boş zamanlarında füze ve nükleer denizaltı fırlatmakla da yetinmiyor. Tartışmalı liderin daha pek çok abartılı hobisi var. Uzun hobiler listesine ek olarak Kuzey Kore medyası Kim’in olağanüstü yeteneklerinin olduğunu iddia ediyor.

Kim ve basketbol

Kim, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından beri basketbola meraklı. Öğrencilik yıllarında sosyal bir yapıya sahip olmadığı için basketbol onun en büyük arkadaşı oldu. Kim, kilosuna ve boyuna rağmen bir süre basketbol ile ilgilendi. Odasının duvarlarını ABD’li basketbolcu Michael Jordan’ın fotoğraflarıyla doldurdu, sınıf arkadaşları arasında devasa spor ayakkabı koleksiyonuyla tanınıyordu.

Fotoğraf Altı: Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)
Kuzey Kore devlet televizyonu tarafından yayınlanan Kim Jong-un’un çocukluk fotoğrafları. (EPA)

Daha önce İngiliz medyasına konuşan okul arkadaşları, Kim’in gergin bir oyuncu olduğunu, yarışmayı sevdiğini ve kaybetmekten de nefret ettiğini aktardı. Kim, çocukluk kahramanı Michael Jordan’ı, 2011 yılında babasından iktidarı devraldıktan sonra Pyongyang’a davet etti. Ancak Jordan ziyaret davetini kabul etmediği için onun yerine Chicago Bulls takımındaki meslektaşı Dennis Rodman’a davet gönderdi.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)
Kim Jong-un ve ABD’li basketbolcu Dennis Rodman. (AP)

Rodman’ın 2013 yılında ülkesi ile Pyongyang arasındaki kalın, yüksek demir duvarı nasıl aştığı uzun süre dünya gündemini meşgul etti. Rodman, Pyongyang’da sıcak bir şekilde karşılandı. Rodman’ın ziyarette Kim’e yönelik, “Ömür boyu bir dostun var” sözleri insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Ancak Rodman bunu umursamadı, Kuzey Kore’ye geri döndü ve kendisiyle Kim arasındaki dostluk antlaşmasını yineledi.

Rodman Kim’in halka açık bir şekilde kutladığı doğum gününde ‘Doğum günün kutlu olsun sevgili mareşal’ şarkısını söyledi.

Atlara aşık bir lider

Kim, medyada genellikle at sırtında beliriyor. 2019’daki bir medya kampanyasında, Kuzey Kore’nin en yüksek zirvesine beyaz bir atla tırmandığı söylendi. 2021’de Kuzey Kore televizyonu tarafından yayınlanan bir belgeselde, aynı kare ekranlarda yerini aldı.

Beyaz atlar ülkenin sembolü. Kurucu büyükbabası Kim İl-sung’un beyaz bir ata bindiği ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon sömürgeciliğine karşı savaşlara öncülük ettiği söylendiği için beyaz atlar ülkenin kuruluş dönemini hatırlatıyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)
Kim Jong-un, seçim kampanyalarında genellikle beyaz bir atın üzerinde görünüyor. (AFP)

Lüks otomobil filoları

Kuzey Kore liderinin koleksiyonunda Rusya’dan onlarca ithal at, zırhlı bir tren, özel bir uçak ve çok çeşitli lüks arabalar yer alıyor. Basında yer alan haberlere göre araba koleksiyonunda iki Maybach, bir Mercedes filosu, bir dizi Rolls Royce ve Land Roverlar bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden edindiği bilgilere göre tren Kim’in, uçak, araba ve atların yanı sıra altı milyon dolar değerinde bir yatı da var. Bu yatın Kim’in tatillerini geçirdiği özel adasına götürecek ulaşım aracı olması muhtemel.

Arkadaşı Kim ile birlikte bu adayı ziyaret eden Rodman, adada birçok yüzme havuzu ve su tesisinin yanı sıra bir futbol ve basketbol sahası olduğunu belirtti. Adada ayrıca Kim’in özel partilerinin düzenlendiği bir alan da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)
 Lüks arabaları seven Kim’in ve geniş bir araç koleksiyonu var. (DPA)

Milyon dolarlık geniş bir bütçe

Kim, hiçbir lüksten kaçınmıyor. Halkı açlıkla boğuştuğu zamanlarda bile hayatının ve saltanatının hiçbir aşamasında lüksü terk etmedi. 2014 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Pyongyang rejiminin büyük miktarlarda pahalı mal satın aldığını ortaya koydu. Raporda, Kim’in bir kayak ve binicilik merkezi inşa ettiği, Kuzey Kore’deki yönetici seçkinlerin birçok pahalı araba, 35’ten fazla piyano ve bir dizi gelişmiş kayıt cihazı ithal ettiği yer aldı.

Rapora göre iktidar rejimi 2012 yılında, yani 3. Kim saltanatının ilk yılında lüks eşyalara yaklaşık 645 milyon dolar harcadı. Kim, lükse olan bu düşkünlüğünü babasından miras aldı, ancak masraflarında babasını geçti. Kim, sevdiklerine değerli saatler, özel içkiler, kürk mantolar ve mücevherler hediye ediyor.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)
Kim Jong-un özel jeti bulunuyor. (KCNA)

Yemekler, filmler ve şarkılar

Kim’in ithal etmediği tek ürün sigara olabilir. Zira çok fazla yerel üretim tütün içiyor. Ancak geriye kalan yiyecek ve içecekler, yurt dışından büyük miktarlarda saraylarının depolarına getiriliyor. Kuzey Kore lideri hakkında dolaşan bilgilerde, alkollü içeceklerin hayranı olduğu ve sadece pahalı olanları tükettiği de yer alıyor. Sadece 2016 yılında bir milyon dolar değerinde alkollü içecek ithal etti.

Yemek masasının vazgeçilmezleri arasında İsviçre peynirleri yer alıyor. Bu, İsviçre’deki öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık. Öğle yemeklerin de ise ıstakoz ve havyar neredeyse her zaman mevcut olan iki yemek.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)
Kim Jong-un ev yapımı yiyecekleri titizlikle hazırlanıyor. (AFP)

Eğlence, Kim’in hayatının büyük bir bölümünü kapsıyor, sarayda bin kişilik bir sinema salonu bile var. Belki de onları kitlesel parti toplantıları için kullanıyor, ancak asıl amacı çok sevdiği Godzilla ve Jackie Chan’ın filmlerini izlemek. Yakınlarının aktardığına göre Kim’in ekrana olan düşkünlüğü, çocukluğundan beri bilgisayar oyunlarına olan ilgisine kadar uzanıyor.

Kuzey Kore liderinin hobileri arasında hiç ihmal etmediği müzikte yer alıyor. Hatta bir kadın grubu kurup şarkıcılarını kendisi seçecek kadar ileri gitti ve gruba Moranbong adını verdi.

Süper yetenekler

Kim, ülkesinin medyasına ve halkının inançlarına göre doğaüstü yeteneklere sahip. Kim’in üç yaşındayken araba kullandığı ve dokuz yaşında yelkenli yarışlara katıldığı söyleniyor. Ayrıca arkeolog ekibiyle birlikte efsanevi gergedanın yerini keşfettiği haberleri de yer alıyor.

Kim’in efsanevi yetenekleri tüm alanlara yayılıyor. Kim ve bir grup Kuzey Koreli bilim insanı, AIDS’i, belirli kanser türlerini, soğuk algınlığını, yaşlanmanın etkilerini ve diğer birçok hastalığı iyileştiren bir mucize ilaç icat etti.

Fotoğraf Altı: Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)
Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin en yüksek dağı olan Baekdu’nun zirvesinde. (AFP)

Kuzey Kore devlet televizyonu bu olağanüstü güçlerin zirvesi olarak, soğuk kış günlerinden birinde Kim’in yüksek zirvelerden birine tırmandığı anda fırtınanın dindiğini ve güneşin açtığını duyurdu. Medyada yer alanlara göre Kim bu olağanüstü güçleriyle doğayı kontrol edebiliyor.



Pakistan, Afganistan'a yönelik baskınları savunuyor ve Kabil'den silahlı grupları dağıtmasını istedi

Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
TT

Pakistan, Afganistan'a yönelik baskınları savunuyor ve Kabil'den silahlı grupları dağıtmasını istedi

Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)

Pakistan Cumhurbaşkanı Asif Ali Zerdari dün, komşu ülke Afganistan'da devam eden askeri saldırıları savunarak, İslamabad'ın Afganistan topraklarından faaliyet gösteren militanları hedef almadan önce her türlü diplomatik yolu denediğini söyledi.

Associated Press'e (AP) göre Zerdari, Kabil'deki Taliban hükümetine Pakistan'daki saldırılardan sorumlu grupları dağıtması çağrısında bulundu.

Pakistan daha önce Afganistan ile ‘açık savaş’ halinde olduğunu açıklamış ve uluslararası toplumda endişe yaratmıştı.

Sınır bölgesi, El Kaide ve DAEŞ dahil olmak üzere silahlı örgütlerin kalesi olmaya devam ediyor.

Asif Ali Zerdari parlamentoda yaptığı konuşmada, “Taliban, çatışma ve savaş ekonomisinden beslenen terörist grupları çökertmeyi seçmeli” dedi. Zerdari, hiçbir ülkenin kendi topraklarında art arda saldırılara izin vermeyeceğini de sözlerine ekledi.

Afganistan, pazar günü Pakistan'ın hava saldırılarına yanıt olarak perşembe günü saldırılar başlattı.

Pakistan daha sonra sınır boyunca operasyonlar düzenledi ve Enformasyon Bakanı Ataullah Tarar, 435 Afgan askerinin öldürüldüğünü ve 31 mevziinin ele geçirildiğini açıkladı.

Pakistan, Taliban’ı ‘kendisine yönelik saldırıların tırmanmasına neden olan militanları barındırmakla’ suçlarken, Kabil ise topraklarının Pakistan'a saldırı düzenlemek için kullanıldığı iddialarını reddediyor.

Pakistan ve Afganistan, geçtiğimiz ekim ayında Katar'ın arabuluculuğunda bir ateşkes anlaşması imzaladı, ancak her iki taraf da diğerini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor. Bunu, Türkiye'nin İstanbul kentinde iki taraf arasında yapılan ve sonuçsuz kalan görüşmeler izledi.

Kabil'de, Taliban Dışişleri Bakanı Mali ve İdari İşlerden Sorumlu Yardımcısı Muhammed Naim Vardak, sosyal medya platformu X'te yayınlanan bir açıklamada, Taliban güçlerinin Durand Hattı'nı geçtiğini ve Pakistan topraklarında ‘şiddetli çatışmalara’ girdiğini söyledi.

Afgan haber ajansı Khaama Press'e göre Vardak, çatışmaların şu anda sınır boyunca bulunan Pakistan askeri üslerinde yaşandığını belirtti.

Vardak, çatışmaların devam etmesi ve Taliban güçlerinin saldırmaya karar vermesi halinde Pakistan topraklarında önemli ilerlemeler kaydedebileceklerini de sözlerine ekledi. Pakistanlı yetkililer Vardak'ın açıklamalarına resmi olarak yanıt vermedi.

Bu açıklamalar, sınır ötesi çatışmaların ve Pakistan'ın Afganistan'da hava saldırıları düzenlediğine dair haberlerin dördüncü gününe girildiği bir dönemde yapıldı.

Basında yer alan haberlere göre Pakistan savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) Kabil, Taliban askeri merkezleri ve Bagram Hava Üssü dahil olmak üzere birçok yeri hedef aldı.


Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
TT

Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte, Ortadoğu ekonomilerinin yeni şokları absorbe edebilme kapasitesi ve büyüme, enflasyon ve sermaye akışları üzerindeki etkiler konusunda endişeler artıyor. Bu bağlamda Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İstikrarsızlık hiçbir bölge için iyi değildir” dedi. Banga, etkilerin boyutunu belirlemede kritik faktörün ‘gerilimin ne kadar süreceği’ olduğunu vurguladı ve “Şu anda bunu kimse söyleyemez… Ben de söyleyemem” ifadelerini kullandı.

Banga’nın açıklamaları, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusundaki bir fabrika ziyareti sırasında, Şarku’l Avsat’ın bölgedeki tırmanışın etkileri, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının olası sonuçları, petrol fiyatlarının varil başına 100 doları geçip geçmeyeceği ve bunun 2026 yılında küresel büyüme, enflasyon ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışları üzerindeki etkileriyle ilgili sorularına yanıt olarak geldi. Banga, “Cevaplar birbirine bağlı; çünkü ekonomik etkilerin derinliği, bozulmaların ne kadar süreceğine bağlı” dedi.

Banga, Mısır örneğini vererek, ülkenin son yıllarda Kovid-19 salgını, küresel dalgalanmalar ve Süveyş Kanalı gelirleriyle ilgili zorluklar gibi ardışık belirsizlik dalgalarıyla başa çıktığını belirtti. Bu durumun ekonomik kalkınma üzerinde yaratacağı zorlukları anlamanın zor olmadığını ifade ederek, maliye, para birimi ve enflasyon üzerinde baskı yaratan küresel istikrarsızlığa dikkat çekti.

Banga’nın açıklamaları, Ortadoğu’daki gerilimin yayılmasına ilişkin kaygıların arttığı bir döneme denk geliyor. Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesi, doğrudan küresel enflasyonu artırabilir ve merkez bankalarını fiyatları kontrol etme ile büyümeyi destekleme arasında zor bir denkleme sokabilir. Küresel finansal koşulların sıkılaşması ise dış finansman ve yabancı yatırımlara bağımlı gelişmekte olan piyasalara sermaye akışlarının yavaşlamasına yol açabilir.

tbgt
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Kısa ve orta vadeli etkilerle ilgili olarak Banga, istikrarsızlığın ‘kısa süreli’ olması durumunda etkilerin sınırlı kalabileceğine işaret etti, ancak gerilimlerin daha uzun sürmesi halinde baskıların katlanacağını belirtti. Bu yaklaşım, Dünya Bankası’nın belirsiz bir ortamda sayısal tahminler yapmak yerine, öngörülerini zaman çerçevelerine dayandırmayı tercih eden temkinli tutumunu yansıtıyor.

Dünya Bankası, Mısır hükümetiyle iş birliğini sürdürüyor

Mısır bağlamında Banga, Dünya Bankası’nın hükümetle finansmanı aşan geniş bir program yelpazesi üzerinden çalışmaya devam ettiğini vurguladı. Bu programlar, iş ve yönetim reformlarının desteklenmesini, özel sektörün rolünün güçlendirilmesini, fiziksel altyapının geliştirilmesini ve insan sermayesine yapılan yatırımları kapsıyor; amaç, sürdürülebilir istihdam yaratmak.

Banga, Kahire ziyaretinde sosyal konut projesi ve elektrikli otobüs üretim hatlarını inceledi. Sosyal konut projesinin, büyüklük ve hedef açısından dünyadaki en iddialı projelerden biri olduğunu belirtti. Projeden yararlananların büyük kısmının ilk kez ev sahibi olan ve 40 yaşın altındaki kişiler olduğunu kaydetti. Banga, projeden çıkarılacak önemli derslerin ‘hükümetin iddiası, ipotek piyasasının inşası ve finansal kapsayıcılığın artırılması’ olduğunu; bunların gençleri güçlendirmek ve konut sahipliğini yaygınlaştırmak için gerekli olduğunu ifade etti.

Daha geniş bir perspektifte Banga, -konut, ulaşım ve enerji gibi alanlarda- altyapıya yapılan yatırımları gelişmekte olan ekonomilerin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmakla ilişkilendirdi. Banga’ya göre büyüme kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve tarım, turizm ve imalat gibi sektörlerin desteklenmesi, enerji ve küresel ticaret piyasalarındaki dalgalanmaların etkilerini azaltabilir.

Banga’nın Dünya Bankası adına özetlediği yaklaşım, istikrarsızlık riskine karşı uyarıda bulunurken, belirsiz zaman çizelgesi altında tahminleri abartmaktan kaçınmak üzerine kurulu. Kısa süreli bir bozulma ile uzun süreli bir kriz senaryosu arasında 2026’nın ekonomik çerçevesi şekillenecek. Netlik sağlanana kadar esneklik, yapısal reformlar ve özel sektörün güçlendirilmesi, hem Mısır’da hem de bölgede şokları yönetmenin temel araçları olmaya devam edecek.


Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan çatışmanın tehlikelerine ve bunun bölgesel istikrara etkisine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin daha fazla kan dökülmeden bölgeyi bu kargaşadan kurtarmak için elinden gelenin en iyisini yaptığını belirtti.

Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin barışçıl diplomasi yoluyla diyalog ve müzakereler aracılığıyla sorunlara adil ve eşitlikçi çözümler bulmak için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti.

Türkiye'nin bölgede "barış, huzur ve istikrarı teşvik etme" çabalarında kararlı olduğunu teyit etti.

Türk-Amerikan görüşmeleri ve uyarılar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile üç taraf arasında çatışmadaki gelişmeleri ve bölge üzerindeki etkilerini görüştü.

Dışişleri Bakanlığı merkezinde bugün Barak ile yapılan görüşmenin arifesinde Fidan, son gelişmelerin bölgenin geleceğini ve küresel istikrarı tehdit edebileceğini belirterek, ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının başlangıçta bölgedeki İran yanlısı güçler arasında önemli bir hareketliliğe yol açmadığını, ancak Hizbullah'ta bazı hareketlenmeler yaşandığını kaydetti.

Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)

Sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda İran halkı içinde rejim değişikliğine yol açacak bir huzursuzluk dalgası görünmüyor, ancak mevcut koşullar altında en tehlikeli senaryo, çatışmanın tırmanması ve İran da dahil olmak üzere tüm bölgeye yayılan bir istikrarsızlık ortamı yaratmasıdır."

Ankara'da Türk medya temsilcileriyle pazartesi akşamı yaptığı iftar yemeğinde konuşan Fidan, İran ve Ortadoğu'da istikrarın korunmasının kritik önemini vurguladı. Türkiye'nin gerilimi azaltmak ve barışı yeniden tesis etmek için yoğun çabalar sarf ettiğini ve bu çabaların savaşın patlak vermesini geciktirmeye katkıda bulunduğunu belirten Fidan, İran ve ABD arasındaki müzakerelerin sonuç vereceğini umduğunu ifade etti.

Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun amacının İran'da rejim değişikliği olduğunu ve İsrail ile ABD'nin İran'ı gelecekteki bir tehdit olmaktan çıkarmak için çalıştığını belirtti.

İran'a Uyarılar

İran'ın ise Körfez ülkelerindeki enerji hedeflerini bombalayarak "ağır bedel ödetmeye" çalıştığını, ancak ABD'ye savaşı durdurması için baskı yapılması yönündeki beklentisini karşılamadığını belirtti.

Şöyle devam etti: "İran'ın kaç füzesi kaldığını bilmiyorum, ancak İran füzelerini ve insansız hava araçlarını ciddi şekilde kullanırsa, İsrail'e önemli ölçüde zarar verebilir."

Fidan, İran'ın Arap ülkelerindeki ABD üslerini doğrudan hedef almasının, durumun daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme olasılığını artırdığı konusunda uyardı. Hürmüz Boğazı da bir diğer sorun; çünkü kapanması küresel finans ve enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açabilir ve potansiyel olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni hızlı bir şekilde harekete geçmeye zorlayabilir.

Körfez ülkelerinin İran'a misilleme yapma olasılığına ilişkin olarak Fidan, “İran resmi olarak hiçbir şey açıklamadı, ancak bölgesel ülkelerin saldırılarına karşılık verdiği yönünde bazı iddialar var ve biz de bu iddiaları duyuyoruz. Bu doğru olabilir” dedi.

İran'ın Amerikan ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Türkiye'deki üsleri hedef alma olasılığına ilişkin olarak ise Fidan, İran meselesinden bağımsız olarak Türkiye'nin her zaman kendini koruduğunu ve bunu yapacak irade ve kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Fidan ayrıca İran'ın Kıbrıs'ı hedef alma olasılığını da dışlayarak, "Şu anda Kuzey Kıbrıs için önemli bir tehdit olduğuna inanmıyorum ve güneydeki tehdidin de sınırlı, gerçekten çok sınırlı olduğuna inanıyorum. Sivil altyapıya önemli bir zarar gelmeyebilir" dedi.

Fidan, Türkiye'nin temel talebinin açık olduğunu belirtti: Saldırıların derhal durdurulması ve diplomatik diyaloğun yeniden başlaması.

Potansiyel etkiler

İran'daki savaşın Gazze üzerindeki potansiyel etkilerine ilişkin olarak, Gazze'nin "ciddi" şekilde etkileneceğini belirten Fidan, İsrail'in Gazze'ye giriş ve çıkışı durdurduğunu da ifade etti.

Fidan, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Ürdün'ün Gazze sorunu konusunda Türkiye ile birlikte çalıştığını ve Mısır hariç bu ülkelerin şu anda başka acil sorunları olduğunu ve gündemlerinin kaçınılmaz olarak değiştiğini belirtti.

Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)

İran'dan Türkiye'ye olası bir göç dalgasıyla ilgili olarak Fidan, ülkesinin gerekli kaynaklara ve planlara sahip olduğunu belirtti. Ayrıca, İran'ın şu anda vatandaşlarının sınırdan geçmesine izin vermediğini ve bu nedenle İran'dan Türkiye'ye şu anda herhangi bir göç akışı olmadığını kaydetti.

İran'da şu anda çifte vatandaşlar da dahil olmak üzere yaklaşık 20 bin Türk'ün yaşadığını ve hem Türk vatandaşlarının hem de diğer ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'nin İran ile olan üç sınır kapısından herhangi bir engel olmadan Türkiye'ye geçebildiğini belirtti.

Ahmet Davutoğlu (X hesabından)Ahmet Davutoğlu (X hesabından)

Bu bağlamda, eski Başbakan ve muhalefetteki Gelecek Partisi'nin mevcut lideri Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir koşulda İran'daki mevcut savaşa karışmaması ve topraklarının, üslerinin ve hava sahasının İran'a karşı kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini vurguladı.

Davutoğlu yaptığı açıklamalarda, bölgeyi gerçekten istikrarsızlaştıracak senaryonun İran ile Körfez ülkeleri arasında bir çatışma olduğunu belirterek, İran ile Suudi Arabistan arasında olası bir gerilim artışının vahim sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Davutoğlu, Türkiye'nin bunun olmasını önlemek için etkili diplomasi yürütmesi gerektiğini vurguladı ve gerekirse, iki tarafın da müzakere masasına davet edilmesi gerektiğini ifade etti.