BM Genel Sekreteri Guterres: Reformun alternatifi daha fazla bölünmedir. Ya reform ya da kopuş

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası kurumlar ve BM reformuyla ilgili "Reformun alternatifi statüko değildir. Reformun alternatifi daha fazla bölünmedir. Ya reform ya da kopuş" dedi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres (sol altta), 19 Eylül 2023 Salı günü Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentindeki genel merkezinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunda konuşuyor (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres (sol altta), 19 Eylül 2023 Salı günü Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentindeki genel merkezinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunda konuşuyor (AP)
TT

BM Genel Sekreteri Guterres: Reformun alternatifi daha fazla bölünmedir. Ya reform ya da kopuş

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres (sol altta), 19 Eylül 2023 Salı günü Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentindeki genel merkezinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunda konuşuyor (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres (sol altta), 19 Eylül 2023 Salı günü Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentindeki genel merkezinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunda konuşuyor (AP)

Guterres, New York'ta düzenlenen BM 78. Genel Kurulu'nun açılış konuşmasını yaptı.

Çok kutuplu bir dünyanın oluşmaya başladığına işaret eden Guterres, "Çok kutuplu dünyanın güçlü ve etkili çok taraflı kurumlara ihtiyacı var" ifadesini kullandı.

Guterres, "yönetimin zaman içinde takılı kaldığını" ve dünyanın dengesinin bozulduğunu belirterek, BM Güvenlik Konseyi ve Bretton Woods sisteminin bu durumun örneklerini teşkil ettiğini söyledi.

"Dünya değişti, kurumlarımız aynı kaldı"

Söz konusu kurumların 1945 yılının siyasi ve ekonomik gerçeklerini yansıttıklarını dile getiren Guterres, "Dünya değişti ancak kurumlarımız aynı kaldı" vurgusu yaptı.

Guterres, dünyayı yansıtmayan kurumlarla sorunların çözülemeyeceğine dikkati çekerek, "Sorun çözmek yerine sorunun bir parçası haline geliyorlar. Bölünmeyi derinleştiriyorlar" açıklamasında bulundu.

"21. yüzyılın ekonomik ve siyasi gerçekleri uyarınca eşitlikçilik, dayanışma ve evrenselliğe dayalı, BM Şartı ve uluslararası hukuk prensiplerine bağlı olarak çok taraflı kurumlarımızı yenilemenin tam zamanı" ifadelerini kullanan Guterres, "Bu, BM Güvenlik Konseyi'ni bugünün dünyasına uyumlu bir şekilde reform etmek anlamına geliyor" diye konuştu.

"Ya reform ya kopuş"

Küresel finans mimarisinin de yeniden tasarlanması gerektiğine işaret eden Guterres, bunun ayın zamanda gelişmekte olan ülkelere de hizmet etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Guterres, reformun bir "güç" meselesi olduğunun farkında olduğunu ve "hayallere kapılmadığını" söyledi.

Üye ülkeler arasında çıkar ve gündem çatışması bulunduğunu belirten Guterres, "Reformun alternatifi statüko değildir. Reformun alternatifi daha fazla bölünmedir. Ya reform ya da kopuş" mesajını verdi.



İran'daki bir petrokimya tesisine düzenlenen İsrail-ABD ortak saldırısında 5 kişi öldü

Tahran'da İran bayrağının önünden geçen bir kişi (EPA)
Tahran'da İran bayrağının önünden geçen bir kişi (EPA)
TT

İran'daki bir petrokimya tesisine düzenlenen İsrail-ABD ortak saldırısında 5 kişi öldü

Tahran'da İran bayrağının önünden geçen bir kişi (EPA)
Tahran'da İran bayrağının önünden geçen bir kişi (EPA)

İranlı üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail ve ABD'nin İran'ın güneybatısındaki bir petrokimya tesisine düzenlediği hava saldırılarında 5 kişinin öldüğünü duyurdu.

ISNA haber ajansı, Huzistan Vali Yardımcısı Veliyullah Hayati'nin "Mahşehr'daki Petrokimya Özel Ekonomik Bölgesi'nde bulunan şirketlere Amerikan-Siyonist düşmanlar tarafından düzenlenen saldırı sonucu 5 kişinin şehit olduğunu" söylediğini bildirdi, ancak kurbanların kimlikleri hakkında ayrıntı vermedi.

rbgrfb
Resim Çarşamba günü Tahran'da bir sokaktaki İranlı kadınlar (Reuters)

 


Kalibaf’tan diğer stratejik su yollarına saldırılar düzenlenebileceği iması

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, geçtiğimiz yıl DMO komutanları yıllık konferansına katılmıştı (Sepah News)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, geçtiğimiz yıl DMO komutanları yıllık konferansına katılmıştı (Sepah News)
TT

Kalibaf’tan diğer stratejik su yollarına saldırılar düzenlenebileceği iması

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, geçtiğimiz yıl DMO komutanları yıllık konferansına katılmıştı (Sepah News)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, geçtiğimiz yıl DMO komutanları yıllık konferansına katılmıştı (Sepah News)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, cuma akşamı geç saatlerde sosyal medyada paylaştığı bir gönderide üstü kapalı bir tehditte bulundu.

Kalibaf, paylaşımında, Babu’l-Mendeb Boğazı’ndan geçen petrol tankerleri ve konteyner gemilerinin trafiğinin ne kadar yoğun olduğunu sordu.

Yaklaşık 20 mil (32 kilometre) uzunluğundaki boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlıyor ve dünya ticaretinde en yoğun su yollarından biri olarak kabul ediliyor. Deniz yoluyla taşınan dünya petrolünün onda birinden fazlası ve konteyner gemilerinin dörtte biri buradan geçiyor.

İran, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışında şimdiden büyük bir kargaşaya yol açtı. Bu durum yakıt fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu ve dünya ekonomisini sarstı. Babu’l-Mendeb Boğazı'ndaki trafiğin kesintiye uğramasının, nakliye şirketlerini gemilerini Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'ndan dolaştırmaya zorlaması ve bunun da fiyatların daha da yükselmesine yol açması bekleniyor.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün sosyal medyada yaptığı paylaşımda, Buşehir Nükleer Santrali'ne yönelik devam eden saldırıların sebep olduğu radyoaktif serpintinin, sadece Tahran'da değil, bölgedeki diğer başkentlerde de ‘yaşamı yok edeceğini’ belirtti. Arakçi, Batı hükümetlerini santrale yönelik tekrarlanan saldırılara karşı sessiz kalmakla suçladı.

Dün Buşehr Nükleer Santrali’ne dördüncü saldırı düzenlendi. Saldırı sonucunda bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti ve bir destek binası hasar gördü. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) göre radyasyon seviyelerinde herhangi bir artış bildirilmedi.

Diplomatik süreç

Arakçi dün yaptığı açıklamada, hükümetinin Pakistan'da görüşmeleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu vurguladı. Arakçi, savaşa ‘nihai ve kalıcı’ bir son vermeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

Arakçi ayrıca son gelişmeleri görüşmek üzere cuma günü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile telefonda görüştüğünü söyledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Hüseyin Andrabi, arabuluculuk çabalarının çıkmaza girdiğine dair haberlerin ardından Associated Press (AP) haber ajansına yaptığı açıklamada, Pakistan hükümetinin ateşkes için yaptığı arabuluculuk çabalarının ‘doğru yolda ilerlediğini’ söyledi.

Andrabi'nin açıklamalarından yaklaşık bir hafta önce Pakistan Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'dan üst düzey diplomatları ağırlamamış ve Washington ile Tahran arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmaya hazır olduğunu yeniden teyit etmişti.

efrgtftr
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, İslamabad'da İranlı mevkidaşı Abbas Araçi ile ikili görüşmelerde bulundu, 5 Mayıs 2025 (AFP)

İran Dışişleri Bakanı Arakçi dün sabah, hükümetinin ‘İslamabad'a gitmeyi hiçbir zaman reddetmediğini, ancak savaşa kesin ve kalıcı bir son vermeyi hedeflediğini’ söyledi. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar bu açıklamayı memnuniyetle karşılarken sosyal medya platformu X üzerinden “Sevgili kardeşim Arakçi, açıklamanı gerçekten takdir ediyorum” diye yazdı.

Pakistan ve İran dışişleri bakanlarına göre Pakistan, Türkiye ve Mısır'dan arabulucular, ABD ve İran'ı müzakere masasına geri döndürmek için çalışmaya devam ediyor.

İki bakan, bölgesel güçlerin savaşı durdurmak ve hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için ABD ve İran'ın talepleri arasındaki uçurumu kapatacak bir uzlaşı üzerinde çalıştıklarını söylerken henüz tamamlanmamış olan uzlaşının, tarafların Pakistan'da bir araya gelmesinin önünü açmayı amaçladığını da eklediler.

Kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik görüşmeleri tartışmak üzere kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan, söz konusu çabalarda yer alan bir bölgesel yetkili ve konuyu yakından takip eden Körfez ülkelerinden bir diplomata göre bu çabalar, diplomatik bir çözüme olanak sağlamak için belirli bir süreliğine düşmanlıkların durdurulmasını öngörüyor.

Avusturya Dışişleri Bakanı ile telefon görüşmesi

Öte yandan Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘komşu ülkelere yönelik saldırıların durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüsefer trafiğinin yeniden sağlanması gerektiğini’ vurguladığını söyledi.

Dün sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, Arap Körfezi'ndeki seyrüseferin, ‘gübre ve diğer temel mallara odaklanarak, küresel gıda güvenliğinin insani yönü açısından’ özellikle önemli olduğunu belirten Mainl-Reisinger, ülkesinin İran'ın nükleer programı konusunda yeni bir anlaşmaya varılmasını ve ülkenin UAEA ile tam iş birliğini yeniden tesis etmesini desteklediğini de ekledi.

Arakçi dün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ın ‘İslamabad'a gitmeyi hiçbir zaman reddetmediğini’ yazdı. İranlı bakan, ülkesi için önemli olanın, ‘kendisine dayatılan bu gayrimeşru savaşın nihai ve kalıcı bir şekilde sona erdirilmesi koşulları’ olduğunu vurguladı.


Şah'ın savaşın tehdidi altındaki projesi: Buşehr Nükleer Santrali

Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
TT

Şah'ın savaşın tehdidi altındaki projesi: Buşehr Nükleer Santrali

Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)

İran'da faaliyetteki tek sivil nükleer tesis olan Buşehr Nükleer Santrali, İran'ın çalkantılı tarihi nedeniyle onlarca yıllık gecikmenin ardından Rusya tarafından inşa edilen santraldi ve 2013 eylülünde resmen hizmete açıldı.

İran'ın resmi haber ajanslarının bildirdiğine göre dün ABD ve İsrail, bin megavat kapasiteli bir reaktörü barındıran santralin çevresini hedef alan ortak saldırı düzenledi. Saldırıda bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin bildirdiğine göre 28 Şubat'ta Ortadoğu'da savaşın başlamasından bu yana, İran'ın güneybatısında Körfez kıyılarında bulunan bu bölge dördüncü kez hedef alındı.

Rusya, santralin inşasına katılmış ve Rus teknisyenler santralin işletilmesine yardımcı oluyor. Rusya dün, İran'daki santralden Rosatom Nükleer Ajansı çalışanları olan 198 işçiyi tahliye etmeye başladığını duyurdu.

Şah döneminde başlatılan proje

Başlangıçta Almanya merkezli Siemens şirketine verilen proje, 1975 yılında Şah dönemine kadar uzanıyor. Ancak 1979 İran İslam Devrimi ve Irak-İran Savaşı (1980-1988) nedeniyle çalışmalar durduruldu.

Önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisi olan İran, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve yerel tüketim için fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmak amacıyla 1980'lerin sonlarında projeyi yeniden canlandırmaya çalıştı. Fakat bu kez de Almanya, nükleer silahların yayılmasına ilişkin endişeler nedeniyle Siemens’i projeden çekilmeye ikna etti.

Bunun üzerine Tahran, 1995 yılının ocak ayında basınçlı su reaktörü inşa etmek üzere sözleşme imzalayan Rusya'ya yöneldi.

Moskova ile imzalanan sözleşme, reaktörün 1999 yılında faaliyete geçmesini öngörüyordu. Buna karşın birçok sorun projenin tamamlanmasını 11 yıl geciktirdi. Projede binlerce Rus mühendis ve teknisyen çalışıyordu.

Maliyeti 1 milyar dolardan fazla olduğu tahmin edilen bu projeyle ilgili olarak Ruslar ve İranlılar arasında birçok mali anlaşmazlık da yaşandı.

Washington’ın baskısı

Diğer engellerin yanı sıra Washington da santralin faaliyete geçmesinin İran’ın nükleer silahlara sahip olma olasılığını kolaylaştıracağından endişesiyle Moskova’yı nükleer santralin inşasını tamamlamamaya ikna etmek için yoğun baskı uyguladı.

Bununla birlikte Moskova, nükleer yayılma riskini azaltmak amacıyla santrale nükleer yakıt sağlanması ve bu yakıtın Rusya'ya iade edilmesini öngören bir anlaşma imzalayarak santralin inşasını tamamlamak için bir istisna elde etti.

Çok sayıda analist ve diplomat, Rusya'nın İran üzerindeki etkisini korumak, özellikle de İran'ı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği yapmaya zorlamak için santralin tamamlanmasını geciktirdiğini düşünüyor.

Sivil kullanım

Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi veya ağır su ile enerji üretmek üzere kurulması planlanan Arak Nükleer Reaktörü’nden farklı olarak, Buşehr Nükleer Santrali, nükleer silahların yayılmasına katkıda bulunan bir faktör olarak değerlendirilmiyor.

Batı güçleri, İran’ı yıllardır nükleer silah geliştirmeye çalıştığıyla suçluyor; ancak Tahran bu iddiaları reddediyor.

Buna karşılık İran, bölgedeki tek nükleer askeri güç olan İsrail'i, uranyum zenginleştirme tesislerinden bazılarını sabote etmekle defalarca kez suçladı.

ABD, İran'ın uranyum zenginleştirmesini engellemenin önemini vurgularken, Tahran sivil amaçlı nükleer enerjiye sahip olma hakkını savunuyor. Ancak İran, uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirdi. Bu oran, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90'a yakın ve sivil kullanım için gerekli seviyenin oldukça ötesinde.

Körfez ülkelerine yakın konumu

Buşehr Nükleer Santrali, Arap Körfezi ülkelerine yakın bir konumda bulunuyor ve 750 kilometreden fazla uzaklıktaki Tahran’dan çok, Kuveyt ve Doha gibi Arap başkentlerinin yakınlarında yer alıyor.

Komşu Arap Körfez ülkeleri, özellikle deprem riski yüksek bir bölgede büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda radyasyon sızıntısı tehlikesi açısından bu santralin güvenilirliği konusunda defalarca endişelerini dile getirdi.

Buşehr bölgesi 2021 yılının nisan ayında, 5,8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Ancak yetkililer, nükleer santralin zarar görmediğini açıkladı.