İranlı çevik kuvvet polisi, taraf değiştirerek göstericilere katıldı

"İran emniyetinin birçok mensubu ahlaki ve etik bir ikilemle boğuşuyor"

Mahsa Amini gösterilerinden en az 550 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
Mahsa Amini gösterilerinden en az 550 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
TT

İranlı çevik kuvvet polisi, taraf değiştirerek göstericilere katıldı

Mahsa Amini gösterilerinden en az 550 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
Mahsa Amini gösterilerinden en az 550 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)

İran'da sokak gösterilerini bastırmakla görevli Özel Görev Gücü'nün bir parçası olan ancak görevden ayrılıktan sonra taraf değiştirerek Mahsa Amini protestolarına katılan polis memuru Omid Muradi BBC'nin Farsça servisine konuştu.

Gösterilerin ardından İran'ı terk ederek Almanya'ya yerleşen Muradi, burada Birleşik Krallık kamu yayımcısı BBC'nin Farsça servisinden Jiyar Gol'e bir röportaj verdi.

8 yıl önce 21 yaşındayken İran çevik kuvvet ekiplerine katıldığını belirten Muradi, "Fiziken zinde olduğum için Özel Görev Gücü'ne seçildim. Askeri ve dini eğitimlerimiz oldu. Bu eğitimlerde muhaliflere karşı nasıl şiddet uygulayabileceğimizi ve vücutlarının hassas bölgelerini nasıl hedef alabileceğimizi öğrendim" diye konuştu.

Eğitimini tamamladıktan sonra 2016'da yapılan ilk atamasında Tahran'a gönderildiğini söyleyen Muradi, ilk olarak maaşlarına yapılan zamdan memnun olmayan emeklilerin eylemine müdahale ettiğini anlattı.

Muradi, "20 motorsikletli polisten oluşan bir ekiptik. Her araçta iki silahlı polis memuru bulunuyordu. İşimiz insanları korkutmak ve dağıtmaktı" diye konuştu.

Birçok kez üstlerinden gelen göstericilere saldırma emirlerine direndiğini belirten Muradi, birkaç kınama cezasının ardından 4 yıl önce görevden uzaklaştırılmış.

Omid Muradi, Almanya'ya yaptığı sığınma başvurusunun sonuçlanmasını bekliyor
Omid Muradi, Almanya'ya yaptığı sığınma başvurusunun sonuçlanmasını bekliyor

Eski meslektaşlarından birçoğunun kendisi gibi hissettiğini belirten Muradi, "İran emniyetinin birçok mensubu ahlaki ve etik bir ikilemle boğuşuyor. Rejimi sürdürmek için bir baskı aracı olarak kullanılmaktan yoruldular" dedi.

Güvenlik güçlerinin şiddet eylemleri nedeniyle çoğu kez yargılanmadığının hatırlatılması üzerine Muradi, "Bir polis şefi memurlarının vahşi eylemlerini desteklerse, zarar verme ve hatta öldürme gibi olaylarda etkili bir dokunulmazlık kazanır" şeklinde konuştu.

İran'a yönelik ekonomik yaptırımların, polisler de dahil olmak üzere memurlara yapılan maaş ödemelerini zorlaştırdığını belirten Muradi, bu durumun yolsuzluğu yaygınlaştırdığını öne sürdü.

Muradi konuyla ilgili şunları söyledi:

Benim gibi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan polis memurları da vardı. Aynı görevi aynı sorumluluk düzeyinde yapan ama süslü arabalara ve Tahran'ın havalı mahallerinde evlere sahip olan polisler de vardı. Peki bunu nasıl karşıladılar? Birkaç kez uyuşturucu satıcılarını ve hırsızları yakaladılar. Ardından, polis memurlarına yüzde 20 ila 50 oranında komisyon vererek çalışabileceklerini söylediler.

Geçen yıl ülkede gerçekleşen Mahsa Amini protestolarına katıldığını ve bir kadının gözaltına alınmasını engellemeye çalışırken kendisinin yakalandığını belirten Muradi, tutulduğu hücrede fiziksel ve psikolojik işkenceye uğradığını belirtti.

Muradi gözaltındayken yaşandıklarını şu sözlerle özetledi:

Polis annemle iletişime geçerek, ona idam edilmenin eşiğinde olduğumu söyledi. Bu sırada annemin ağlamalarını da kaydetmişler. Bu kaydı hücredeyken bana defalarca kez dinlettiler. O sırada dünyam başıma yıkıldı.

Eski bir polis memuru olan babasının rüşvet ödeyerek kendisini gözaltından kurtardığını belirten Muradi, serbest kaldıktan sonra kaçakçıların kullandığı rotaları kullanarak ülkeden kaçtığını anlattı.

Independent Türkçe



İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
TT

İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)

İranlı üst düzey bir yetkili bugün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve mekanizması konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu belirtti.

Yetkili, nükleer programla ilgili yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını söyledi.

Yetkili, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmını ihraç etme, saflığını düşürme ve uranyum zenginleştirme konusunda bölgesel bir birlik oluşturma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirebileceğini ifade etti. Karşılığında ise İran’a barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkının tanınması gerektiğini vurguladı.

“Görüşmeler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varma imkânı mevcut” diyen yetkili, sürecin devam edeceğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin ardından birkaç gün içinde karşı öneri taslağı hazırlanmasını beklediğini açıklamıştı. Öte yandan Başkan Donald Trump, İran’a sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi değerlendirdiğini belirtmişti.

Yetkili, İran’ın petrol ve maden kaynaklarının kontrolünü Washington’a teslim etmeyeceğini, ancak Amerikan şirketlerinin İran’daki petrol ve gaz sahalarında her zaman faaliyet gösterebileceğini de ifade etti.


Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.