Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Askere gitmeyi reddeden 40 Haredi’nin gözaltına alınması İsrail’de seçim tartışmalarını alevlendirdi

Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
TT

Askere gitmeyi reddeden 40 Haredi’nin gözaltına alınması İsrail’de seçim tartışmalarını alevlendirdi

Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)

İsrail ordusunun, askerlik hizmetinden kaçınan yaklaşık 40 Haredi genci (dinî açıdan aşırı muhafazakâr Ortodoks Yahudiler) dün gözaltına alması, seçimlere bir hafta kala siyasi tartışmaları alevlendirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun gözaltılara karşı çıkmasının ardından muhalifleri, iktidarda kalabilmek için Haredi partileriyle önceden “kirli bir pazarlık” yapmakla suçladı.

Haredi partileri de sert tepki göstererek, İsrail’deki bazı çevreleri bu gözaltılar aracılığıyla seçim sürecine müdahale etmeye çalışmakla suçladı. Askerî polis, New York’tan dönen 40’tan fazla Haredi gencini, Ben Gurion Havalimanı’na iner inmez askerlik hizmetinden kaçındıkları gerekçesiyle gözaltına aldı. Operasyon, İsrail ordusunda askerlik işlemlerinden sorumlu olan Mitav birimiyle iş birliği içinde gerçekleştirildi.

İsrail ordusundan bir sözcü, gözaltına alınanların “askerlik hizmetine katılmakla yükümlü olduklarını ve yasalar çerçevesinde yargılanacaklarını” belirtti. Sözcü, askerlik yasasının eşit biçimde uygulanması ve askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmesinin sağlanması için çalışmaların sürdürüleceğini vurguladı.

Ordunun açıkladığı prosedürlere göre gözaltına alınanlara askerlik hizmetine katılmaları teklif edilecek. Katılmayı kabul edenler, askere alım işlemleri tamamlanmadan önce disiplin cezasına tabi tutulacak. Askerlik yapmayı reddedenler ise her bir vakanın koşullarına bağlı olarak gözaltı, hapis veya ertelenmiş hapis cezasıyla sonuçlanabilecek yasal yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Netanyahu’dan gözaltılara tepki

İsrail ordusunun tutumuna karşı çıkan Netanyahu, askerlikten kaçınanların gözaltına alınmasını kabul edilemez bulduğunu söyledi. Netanyahu, bir radyo programına verdiği röportajda, “Tora dünyasını korumalıyız; çünkü bizi ayakta tutan odur” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, gözaltıları “Haredilerin zor kullanılmadan askere alınması sürecine kasıtlı olarak zarar verme girişimi” olarak nitelendirdi. Şöyle konuştu:

“Tora dünyasına büyük saygı duyuyorum. Ancak Tora öğrenmeyenler orduya katılmalı.”

Netanyahu, gözaltıların seçimlere müdahale girişimi olduğunu açıkça söylemedi ancak mevcut hükümetinin yasalaştıramadığı bir düzenlemeyi geçirme sözü verdi.

Netanyahu’dan farklı olarak, Likud Partisi mensubu Meclis Başkanı Amir Ohana ise seçimlere müdahale ihtimalini gündeme getirdi. Ohana, Ben Gurion Havalimanı’nda gerçekleştirilen türden özel bir operasyonun seçimlerden hemen önce yapılmasının uygun olup olmadığını sorguladı.

Muhalefetten Netanyahu’ya sert suçlamalar

İsrail muhalefeti, Netanyahu’nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Muhalefet lideri Yair Lapid, “Netanyahu, Şas Partisi lideri Aryeh Deri ile yaptığı kirli pazarlığı açığa çıkardı. İsrail ordusunda askerlikten kaçınma karşılığında hükümet kurmak” dedi.

İsrail Evimiz Partisi lideri ve Milletvekili Avigdor Lieberman ise şu ifadeleri kullandı:

“Netanyahu, askerlikten kaçanların rehinesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Herkes kanun önünde eşittir. İnsanlar arasında ayrımcılık yapılmasına izin verilemez.”

30 Haziran 2024’te Kudüs’te, İsrail ordusuna alınmalarına yönelik kararı protesto eden gösteri sırasında Haredi Yahudiler (AP
30 Haziran 2024’te Kudüs’te, İsrail ordusuna alınmalarına yönelik kararı protesto eden gösteri sırasında Haredi Yahudiler (AP

Netanyahu’nun en önemli rakiplerinden biri olan Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot da tartışmaya katıldı. Eisenkot, Netanyahu’ya cevap olarak şunları söyledi:

“Bunun yaşanmasına izin vermeyeceğim. Seçimlere bir hafta kala Netanyahu, hükümet kurmanın şartı olarak Haredilere askerlikten kaçınmalarını sağlayacak bir yasa sözü veriyor. Önümüzdeki seçimler, Netanyahu liderliğindeki askerlikten kaçınma hükümeti ile benim liderliğimdeki Siyonist bir askerlik hükümeti arasında geçecek.”

Birlikte Partisi lideri Naftali Bennett de Netanyahu’nun açıklamalarına tepki gösterdi:

“Bibi-Deri pazarlığı açığa çıktı ve artık resmiyet kazandı: İktidar karşılığında askerlikten kaçınma. Netanyahu bu sabah kendi ağzıyla, yeni hükümet kurulmadan önce askerlik muafiyeti yasasını, yani askerlikten kaçınma yasasını çıkarma sözü verdi. Netanyahu İsrail ordusunu dağıtıyor.”

Likud’dan açıklama: Tora öğrenmeyenler orduya katılacak

Artan tepkiler üzerine Likud Partisi, Başbakan’ın açıklamalarına açıklık getiren bir bildiri yayımlamak zorunda kaldı.

Bildiride şu ifadelere yer verildi: Dinî açıdan muhafazakâr kesimler orduya katılmalıdır. Tora öğrenmeyen herkes askere gidecek. ‘Ölürüz de askere gitmeyiz’ diyen herkes hapse atılacak.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Bir başka yalan haber fırtınasıyla karşı karşıyayız. Başbakan Netanyahu, Haredi toplumuna yönelik röportajında da doğrudan ifade ettiği üzere, Haredilerin askere gitmesi gerektiğini sürekli dile getiriyor. Tora öğrenmeyenler orduya katılacak.

“Biz üç yıl içinde 23 bin Harediyi askere almayı hedeflerken sol blok, yalnızca 5 bin kişinin askere alınmasını öngören bir yasa sundu. Kapalı kapılar ardında ise Netanyahu’nun devrilmesi şartıyla Haredilere tam muafiyet teklif ediyorlar.”

Haredilerin askere alınması tartışması derinleşiyor

Haredilerin askerlik hizmetine alınması, uzun süredir İsrail siyasetinin gündeminde olan bir konu. Ancak Gazze’ye yönelik savaşın ardından kriz daha da derinleşti.

İsrail Yüksek Mahkemesi, geçen yıl haziran ayında Haredilerin askerlik hizmetine alınmasını zorunlu kılan ve öğrencileri askerlik yapmayı reddeden dinî kurumlara mali yardım verilmesini engelleyen bir karar aldı. İsrail’deki dinî partiler ise karara karşı çıktı.

Haredilerin askere alınması, ülke içindeki kutuplaşmayı derinleştiren en önemli seçim meselelerinden biri olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yaklaşık 10 milyon nüfuslu İsrail’de Haredilerin nüfusun yüzde 13’ünü oluşturduğu belirtiliyor. Harediler, hayatlarını Tora öğrenmeye adadıklarını savunuyor.

İsrail’deki Kiryat Ono askerlik şubesinde, zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet işlemleri için sıraya giren Haredi Yahudiler, mart ayında (Reuters).
İsrail’deki Kiryat Ono askerlik şubesinde, zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet işlemleri için sıraya giren Haredi Yahudiler, mart ayında (Reuters).

Haredi partilerinden seçimlere müdahale suçlaması

Haredi partileri, gözaltıların arkasında olduğunu düşündükleri çevrelere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Şas Partisi, gözaltıları “seçim kampanyasına yönelik açık ve eşi benzeri görülmemiş bir siyasi müdahale” olarak nitelendirdi.

Birleşik Tora Yahudiliği Partisi lideri Yaakov Asher de yetkilileri, askerlikten kaçınan muhafazakâr seçmenleri gözaltına alarak gelecek haftaki seçimlere müdahale etmeye çalışmakla suçladı. Asher, gözaltıların muhafazakâr seçmenleri korkutmayı amaçlayan siyasi bir kampanyanın parçası olduğunu ileri sürdü.

İsrail ordusu ise tutumunu değiştirmeyeceğinde ısrar ederek, askerlik yapmayı reddetmekte direnen kişilerin hiçbirini serbest bırakmayacağını açıkladı.

Kan televizyon kanalının haberine göre, askerlikten kaçınanların sayısı 2026 yılının başından bu yana 75 binden 110 bine yükseldi. Bu kişilerin yüzde 80’inin Haredi toplumuna mensup olduğu belirtiliyor.

İsrail ordusu, son haftalarda gösteriler düzenleyen, yolları kapatan ve kolluk kuvvetlerine saldıran Haredilerin yeni protestolar düzenleyebileceği ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.


İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
TT

İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)

İtalya, dün bir dizi yeni güvenlik önlemini kabul etti. Reuters’ın haberine göre düzenlemeler, gösteriler sırasında şiddet eylemlerinin suç sayılmasını, kamu düzenini bozan kişilere daha ağır cezalar verilmesini ve çocuklarının vandalizm ya da yağma eylemlerine katılması durumunda anne babaların mali sorumluluk üstlenmesini öngörüyor.

Karar, hafta başında İtalya’nın kuzeyindeki kentlerde, özellikle ülkenin finans merkezi Milano’da yaşanan olayların ardından geldi. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu gruplar sokaklarda olay çıkardı, mağazaların camlarını kırdı, iş yerlerini yağmaladı ve polise saldırdı.

Başbakan Giorgia Meloni, yeni kararnameyi duyururken sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Vandalizm ve hırsızlıkta devrimci hiçbir şey yok. Vandalizm ve hırsızlık protesto değil, suçtur” ifadelerini kullandı.

Yeni güvenlik önlemleri neler getiriyor?

Derhal yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında, en az beş kişiden oluşan bir grubun parçası olarak gösteriler sırasında kamu güvenliğini tehlikeye atan kişiler beş yıla kadar hapis ve en fazla 20 bin avro (22 bin 460 dolar) para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.

Yüzün gizlenmesi veya kişilerin yaralanması durumunda cezalar ağırlaştırılacak.

Yetkililere, meydana gelen zararların tazminini derhal talep etme yetkisi verilecek. Suçun reşit olmayan kişiler tarafından işlenmesi halinde mali sorumluluk ebeveynlerine ait olacak.

xsrgt
17 Ekim 2026’da Milano’daki Duomo Meydanı’nda hükümet karşıtı gösteri sırasında protestocular polisle çatıştı. (AFP)

Polise ayrıca 14-17 yaş arasındaki gençleri, henüz bir suç işlememiş olsalar bile tehlike oluşturduklarına ilişkin kanıt bulunması durumunda gözaltına alma yetkisi tanınacak. Böylece daha önce yalnızca yetişkinler için geçerli olan bazı yetkilerin kapsamı genişletilecek.

Yetkililer, cumartesi günü düzenlenmesi planlanan gösterilerde yeni olaylar yaşanmasından endişe ederken hükümet, 2026 yılı sonuna kadar Milano’da polise destek amacıyla 500 asker görevlendirileceğini açıkladı.

Savunma Bakanlığı, ordunun önemli noktalarda güvenliği güçlendireceğini, hassas bölgelerde gözetimi artıracağını ve bölge genelindeki denetim faaliyetlerine katkıda bulunacağını bildirdi.

Meloni’nin güvenlik politikaları

Kuzey İtalya’daki olaylar, komşu Fransa’da yaşanan benzer şiddet olaylarının ardından geldi. Fransa’da cumartesi günü yüz binlerce kişi sokaklara çıkmış, ülke son yılların en şiddetli toplumsal olaylarından bazılarına sahne olmuştu.

Meloni, 2022’de başbakanlık görevine gelmesinden bu yana bir dizi sıkı güvenlik önlemini yürürlüğe koydu. Ancak eleştirmenler, bu politikaların suç ve toplumsal düzensizliğin temel nedenlerini çözmekte yetersiz kaldığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın resmi verilerden aktardığına göre İtalya’daki mahkûm sayısı son dört yılda yüzde 17’den fazla arttı. Bu artış, yaklaşık 10 bin kişiye karşılık geliyor.

Meloni hükümeti, ülkenin güneyinde yükselen bir başka protesto dalgasıyla da karşı karşıya. Dizel fiyatlarının ve yaşam maliyetinin artmasına tepki gösteren kamyon şoförleri, yollara tedarik zincirlerini aksatan barikatlar kurdu.

Bazı makarna üreticileri üretimi durdurmak zorunda kalırken tarım örgütleri, meyve ve sebzelerin çürümeye terk edilmesi riski konusunda uyarıda bulundu. Hükümet, sektör temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin ardından kara yolu taşımacılığı şirketlerine yeni destekler sağlama sözü verdi.

Kuzeydeki ve güneydeki protestocular, artan fiyatların aileleri yoksulluğa sürüklediğini söylüyor. Bu durum, 2027’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Meloni üzerindeki baskıyı artırıyor.

Başbakan, dün yaptığı açıklamada, “İş aramanın, yetersiz bir maaş kazanmanın ve geleceğe dair hiçbir umut görememenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak yaşanan sıkıntılar asla şiddete gerekçe olarak kullanılmamalı” ifadelerini kullandı.


Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
TT

Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)

İsrail’de yapılacak parlamento seçimlerine bir hafta kala Başbakan Binyamin Netanyahu, İran yönetimini devirmeye yönelik kararlılığını sürdürdüğünü açıkladı. Netanyahu’nun ofisinden dün akşam yapılan açıklamada, İsrail Başbakanı’nın bu konudaki tutumunu yinelediği belirtildi.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Netanyahu, “İran rejimini ortadan kaldırma sürecini tamamlamaya kararlıyız” dedi. Bunun İsrail açısından en önemli mesele olduğunu vurgulayan Netanyahu, bu konuyu yalnızca pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile yeniden görüştüğünü söyledi.

Netanyahu, İran yönetimi varlığını sürdürdüğü sürece nükleer silah üretmeye çalışacağını öne sürerek, “Bunu engellemenin tek yolu bu rejimi devirmektir” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a birlikte saldırdığı dönemde de İran yönetimini devirmeyi hedeflemişti. Saldırılarda çok sayıda İranlı general ve üst düzey siyasetçi hayatını kaybetmiş, ancak İran hükümeti devrilmemişti.

İsrailliler, 27 Ekim’de yeni parlamentoyu seçmek üzere sandık başına gidecek. Seçimlerde Netanyahu ile en önemli rakiplerinden, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot arasında çekişmeli bir yarış yaşanması bekleniyor.

İsrail basınında yer alan haberlere göre Netanyahu, dün ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. ABD merkezli Axios haber sitesi, Hegseth’in İsrail ziyaretini İran’la yaşanan çatışmada yeni bir gerilim yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmelerle ilişkilendirdi.

Netanyahu ayrıca, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde tek taraflı olarak oluşturulan “güvenlik bölgesi” içinde, İran destekli Hizbullah’a ait bütün terör altyapısını imha ettiğini ileri sürdü.