Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı “yakında” ABD toprağı ilan edeceğini belirterek İran’ın ağır bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. New York eyaletindeki bir polis akademisinde düzenlenen mitingde konuşan Trump, gülerek, “Çok yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim. Bu doğru” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması konusunda Washington ile Tahran'ın ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, ABD'nin İran'ı ekonomik açıdan ağır şekilde vuracağını söyledi.

ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade eden Trump "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. Bu açıklama, Ortadoğu'dan dünya piyasalarına yönelik petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği stratejik su yolu üzerindeki kontrol konusunda karşılıklı sert açıklamaların dozunu daha da artırdı.

Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş trafiği, iki geminin daha saldırıya uğramasının ardından bugün (Cuma) neredeyse durma noktasına geldi. ABD ise İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz olarak sürdürebileceğini açıkladı.

Reuters'ın çarşamba günü üst düzey bir İranlı kaynağa dayandırdığı haberine göre haziran ayında savaşı sona erdirmek amacıyla varılan anlaşmanın temelini oluşturacak görüşmelerde ilerleme sağlanamadı.

Ateşkesin uzatılmasının ardından yeniden bozulmasıyla birlikte İran, boğazdan izinsiz geçmeye çalıştığını öne sürdüğü gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin resmi haber ajansı, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi'ne (ADNOC) ait iki geminin perşembe akşamı boğazdan geçerken saldırıya uğradığını bildirdi. BAE hükümeti saldırıdan İran'ı sorumlu tutarken Tahran'dan konuya ilişkin henüz açıklama gelmedi.

Başlıca nüfuz kaynağı

Gemi takip şirketi Kpler'ın verilerine göre perşembe günü Körfez'in girişindeki su yolundan 9 gemi geçti. Bu sayı çarşamba günü 5 olarak kaydedilmişti. Ancak rakam, ağustos ayındaki günlük 12 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Gemi takip verilerinde cuma gününün ilk saatlerinde izlenebilen herhangi bir geçiş görülmedi.

Bazı gemilerin transponder cihazlarını kapatarak takip sistemlerinden kaçması mümkün olsa da söz konusu rakamlar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama 130'dan fazla geminin geçiş yaptığı seviyeye yaklaşmıyor.

Risk istihbaratı şirketi Verisk Maplecroft'un Ortadoğu başanalisti Torbjorn Soltvedt, "Bölgedeki enerji altyapısına yönelik tehdidin yanı sıra İran'ın boğazdaki deniz taşımacılığını kısıtlama kapasitesi, müzakerelerdeki başlıca nüfuz kaynağını oluşturuyor" dedi.

Yeni tedbir tehdidi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ordusunun İran'a yönelik ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğuran deniz ablukasını sürdürmek için bölgede deniz kuvvetleri bulundurmaya devam edebileceğini söyledi.

Hegseth, Panama ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "ABD Donanması böyle bir ablukayı süresiz olarak sürdürebilir. Gemileri bölgeye girip çıkacak şekilde dönüşümlü olarak kullanacağız. Bunu daha önce de yaptık ve yapmaya devam edeceğiz" dedi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de perşembe günü Washington'ın İran'a daha fazla mali zarar vermeyi planladığını söyledi.

Bessent, Newsmax'te yayımlanan "Rob Schmitt Tonight" programına verdiği röportajda, "Gelecek hafta daha fazla karar bekleyin. Çünkü herhangi bir ülkenin ekonomik izolasyonu tarihinde daha önce görülmemiş tedbirleri uygulayacağız" ifadelerini kullandı.

Başkan Donald Trump, Amerikalıların çoğunun karşı çıktığı savaşı sona erdirmesi yönündeki iç siyasi baskıyla karşı karşıya. Yakıt fiyatlarındaki yükseliş, Trump'ın kamuoyu desteğini aşağı çekerken, bu durum Cumhuriyetçi Parti'nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğunu koruma ihtimalini de zayıflatabilir.

Geçiş yasağı

Hindistan'ın Rus ham petrolüne bağımlılığı temmuz ayında rekor seviyeye yükseldi.

Trump, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde ABD'nin "tam kontrolü" bulunduğunu defalarca söyledi. İran ise bu iddiayı reddediyor.

Tahran, kendi şartları karşılanıncaya kadar su yolunun yeniden açılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu şartlar arasında ekonomik yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması bulunuyor.

İran parlamentosunun bir komisyonu da boğazla ilgili bir planı onayladı. Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansının bildirdiğine göre plan, ABD, İsrail ve diğer "düşman" ülkelerin varlık ve ekipmanlarının boğazdan geçişinin yasaklanmasını öngören bir madde içeriyor.

ABD, haziran ortasında İran'ın deniz taşımacılığı ve limanlarına yönelik ablukasını bir aylığına kaldırmış, ancak daha sonra yeniden uygulamaya koymuştu. Bu adım, Tahran'ın başlıca döviz kaynağını keserken savaş sırasında enerji altyapısına yönelik saldırıların yol açtığı kayıpları da artırdı.

Washington daha önce, İran ile boğazın karşı kıyısında bulunan Umman'ın ticari deniz taşımacılığının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varması halinde ablukayı kaldıracağını açıklamıştı.

Tehdit ve çekimserlik

Trump, kara birlikleri konuşlandırma, stratejik adaları ele geçirme ve su arıtma tesislerini bombalama konusunda şimdiye kadar çekimser kalmasına rağmen askeri operasyonları tırmandırmak ve "İran'ı sert biçimde vurmakla" defalarca tehdit etti.

Trump, haftanın başlarında yaptığı açıklamada ise askeri operasyon yerine ekonomik baskıya ağırlık vereceğinin sinyalini verdi.

ABD, İran'a ve Tahran'ın silah edinmesine yardımcı olduğunu söylediği kişi ve kuruluşlara yönelik ekonomik yaptırımları sıkılaştırdı. Ancak "azami baskı" kampanyası şimdiye kadar Tahran'ı yeniden müzakere masasına döndürmeyi başaramadı.

Ekonomi uzmanları, savaşın uzaması halinde küresel büyümede sert bir düşüş yaşanacağını ve bazı ülkelerin resesyona girebileceğini öngörüyor. Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermemesi halinde ekonomik etkilerin daha da ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor.


Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları
TT

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'nın lüks semtlerinden birinin merkezindeki Jermyn Street'te yavaşça yürüyen ve yoldan geçenlerin bileklerini gözleyen bir kişi, sivil kıyafetli dört polis memurunun dikkatini çekti. Polislerden biri sivil bir araçtan inerek şahsi takibe aldı. Birkaç dakika sonra şüpheli elektrikli bir bisiklete bindi, bir kişinin arkasından yaklaştı ve yaklaşık 250 bin sterlin değerindeki Richard Mille marka saati bileğinden çekip almaya çalıştı.

Polis memuru peşinden koştu ve bir vatandaşın yardımıyla şüpheliyi yakalamayı başardı. Diğer polisler de birkaç dakika içinde olay yerine ulaştı. Saat sahibine iade edildi.

Şüphelinin, 29 yaşındaki İbrahim Kaddad olduğu belirlendi. Kaddad, 7 Ağustos Cuma günü Southwark Mahkemesi tarafından hırsızlığa teşebbüs suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu olaydan birkaç gün sonra Şarku’l Avsat, Londra'da lüks saat hırsızlıklarının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olan Knightsbridge'de İngiliz Metropolitan Polisi'ne bağlı bir devriyeye eşlik etti. Devriyeye, Kaddad hakkındaki soruşturmayı yürüten ve son yıllarını bu tür suçların faillerini takip etmeye adayan dedektif Andy Swindells de katıldı.

dfgthy
Polisin ele geçirdiği Richard Mille saat ile saati çalmaktan hüküm giyen İbrahim Kaddad'ın birlikte yer aldığı kompozit fotoğraf (Londra Polisi tarafından dağıtılan fotoğraflar)

1997'de polis teşkilatına katılan ve 23 yıl dedektif çavuş olarak görev yapan Swindells, yalnızca saat hırsızlıkları konusunda uzman bir dedektif değil, aynı zamanda saatlere ilgi duyan biri. Koleksiyoncuların ve hırsızların peşinde olduğu markaların ayrıntılarını ve fiyatlarını yakından biliyor.

Kârlı bir pazar

Swindells, lüks saat hırsızlıklarının yaygınlaşmasını, bazı modellerin ikinci el piyasasında fahiş fiyatlara ulaşmasına bağlıyor.

Swindells, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir dönem 30-40 bin sterlin arasında satılan Patek Philippe Nautilus'un fiyatının, alıcıların bu saatlere normal fiyatının birkaç katını ödemeye hazır hale gelmesiyle 150 bin, hatta 200 bin sterline kadar çıktığını söyledi.

Fiyatlardaki artışın hızı gerilemiş olsa da suçlular lüks saatleri hedef almaya devam ederek, faaliyetlerini genişletti. Swindells'e göre bir saat “çalınması zor bir eşya değil”; nispeten kolay taşınıp satılabiliyor. Hırsızın saatin değerinin yalnızca küçük bir bölümünü elde etmesi bile operasyonu kârlı hale getiriyor. Zamanla bazı hırsızlar adeta “uzmanlara” dönüştü.

On yıl önce Rolex'in Submariner ve Daytona modelleri en belirgin hedefler arasındaydı. Bugün ise hırsızlar, bazılarının değeri yüz binlerce sterline ulaşabilen Patek Philippe, Richard Mille, Audemars Piguet, Vacheron Constantin ve Jacob & Co. gibi markalara yöneliyor.

Görev paylaşımı

Şarku’l Avsat'ın Knightsbridge'de eşlik ettiği devriye sırasında Swindells, çevredeki insanları bir dedektif gözüyle izliyor: Kim insanların bileklerine bakıyor? Kim ortada görünür bir neden yokken elektrikli bir bisikletin yanında duruyor? Kim lüks bir mağazadan yeni çıkan bir kişiyi takip ediyor?

Çünkü çok sayıda vakada hırsızlık doğrudan saldırıyla başlamıyor. Önce “gözcü” görevi yapan deneyimli bir kişi Mayfair, Bond Street ve Harrods çevresinde dolaşarak değerli bir hedef arıyor.

scdfgthy
Londra Polisi tarafından Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleştirilen bir hırsızlık olayına ilişkin şüphelilerin yakalanması amacıyla yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Hedef belirlendikten sonra ekibin başka bir üyesi kurbanı takip ediyor, diğer ortakları ise birkaç metre ötede bekliyor. Bazıları iletişim kurmak için AirPods ve grup görüşmelerinden yararlanıyor. Swindells'e göre bu yöntem, polisin gözetleme operasyonlarına benziyor; ancak geleneksel telsizler yerine WhatsApp kullanılıyor.

Ardından saldırı gerçekleşiyor. Günümüzde en yaygın yöntem kap-kaç. Bu nedenle deri kayışlı veya kompozit malzemeden üretilmiş saatler metal bilezikli modellere kıyasla daha cazip hale geliyor. Dedektife göre kayış en zayıf noktasından koparılabiliyor ve saat bir veya iki saniye içinde alınabiliyor.

Londra'da giderek yaygınlaşan elektrikli bisikletler de bu operasyonlarda daha fazla kullanılıyor. Swindells, şu anda ilgilendiği saat hırsızlığı vakalarının yaklaşık yarısında elektrikli bisiklet kullanıldığını tahmin ediyor. Bisikletler ya kurbana yaklaşmak ya da saati aldıktan sonra hızla kaçmak için kullanılıyor.

Kaddad'ın birkaç gün önce mahkûm edilmesine yol açan olayda da aynı yöntem kullanılmış, ancak polis memuru kendisini yakalamayı başarmıştı.

Keskin düşüş

Sosyal medya platformlarının Londra'daki saat hırsızlığı olaylarına ilişkin çizdiği karanlık tablonun aksine polis verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Veriler, bu suçlarda belirgin bir düşüş yaşandığını gösteriyor.

Şarku’l Avsat'ın incelediği verilere göre Swindells'in ekibinin sorumluluk alanında kayda geçen saat hırsızlıklarının sayısı 2026'nın ilk altı ayında 97'ye geriledi. Bu sayı 2025'in aynı döneminde 189'du. Böylece yaklaşık yüzde 50'lik bir düşüş yaşandı.

fghyjuk
Londra Polisi'nin, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde meydana gelen bir hırsızlık olayının şüphelilerini yakalamak amacıyla yayımladığı güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Tarihsel olarak hırsızlıkların zirve yaptığı aylardan biri olan haziran ayındaki rakamlar da düşüşün boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bu yıl yalnızca 21 hırsızlık kaydedilirken, bu sayı Haziran 2025'te 52, 2024'te 75, 2023'te 74 ve 2022'de 68 olarak kaydedilmişti.

Bu rakamlar Londra polisi verileriyle de örtüşüyor. Westminster, Kensington and Chelsea ile Hammersmith and Fulham bölgelerinde saat hırsızlıkları yılın ilk yarısında yüzde 50'den fazla azaldı ve 2025'teki 213 vakadan 97 vakaya geriledi.

Londra genelinde kişilere yönelik hırsızlık suçları da yüzde 23 oranında, yani 23 binden fazla vaka azaldı. Kişilere yönelik soygunlarda ise yüzde 11'lik, yaklaşık 3 bin vakalık düşüş kaydedildi.

Ancak Swindells, bu rakamların tablonun tamamı olarak değerlendirilmemesi konusunda uyarıyor. Özellikle Londra'da yalnızca birkaç gün geçiren turistlerden bazıları polise başvurmuyor. Dedektif, polis ekiplerinin zaman zaman TikTok'ta saat hırsızlığı görüntülerine rastladığını, ardından olayın resmi olarak kayda geçirilmediğini tespit ettiklerini söylüyor.

Londra'dan Dubai ve Hong Kong'a

Polisin işi hırsızı yakalamakla bitmiyor. Londra'da bir kişinin bileğinden alınan saat, bir süre sonra binlerce kilometre uzakta ortaya çıkabiliyor.

Swindells, Las Vegas, Hong Kong ve Dubai'den saatler geri aldığını, İngiliz polisinin de başka ülkelerde çalınan saatleri yeniden ele geçirdiğini söylüyor.   Ülkeler arasındaki sınırlar, veri tabanlarının farklılığı ve hukuki sistemlerdeki ayrışmalar ise saatlerin takibini daha karmaşık hale getiriyor.

hyu7
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleşen lüks saat hırsızlığı girişimine ilişkin yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Şüphelilerin bazıları da İngiltere'de sürekli yaşamıyor. Dedektifler, ülkeye kısa süreliğine gelen, bu süre içinde çok sayıda hırsızlık gerçekleştiren ve ardından ülkeyi terk eden kişileri tespit etti. Bu durum özellikle Fransa, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla iş birliğini daha önemli hale getiriyor.

Swindells soruşturmalardaki sorunlardan birini basit bir karşılaştırmayla anlatıyor: Bir kilogram uyuşturucuyu havalimanından geçirmek şüphesiz denetçilerin dikkatini çeker. Buna karşılık yüz binlerce, hatta milyonlarca sterlin değerindeki bir saat bilekte taşınabilir ve herhangi bir şüphe uyandırmadan uçağa sokulabilir. Üstelik kimse saatin nereden geldiğini bilmeyebilir.

Çeteler ve sahte kimlikler

Swindells, saat hırsızlarının tek bir gruba mensup olmadığını belirtiyor. Polisin İngiltere'nin yanı sıra Avrupa'nın farklı bölgelerinden, Doğu Avrupa'dan ve Kuzey Afrika'dan gelen şüphelilerle karşılaştığını anlatıyor.

Ancak Swindells'e göre günümüzde Londra'daki lüks saat hırsızlıklarında şüphelilerin çoğu Kuzey Afrika kökenli ve İngiltere'ye çoğu zaman Fransa ve İrlanda üzerinden geliyor.

Bazıları ülkede kısa süre kalıyor, bu süre içinde hırsızlıklar gerçekleştirip ardından yeniden ayrılıyor. Bazıları ise sahte belgeler ve farklı ülkelerde farklı kimlikler kullanıyor.

gthyj
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde sivil polislerce yürütülen bir operasyon sırasında kaydedilen güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Swindells, Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla DNA verilerinin paylaşılmasının bazı vakalarda aynı kişinin farklı ülkelerde farklı isimlerle kayıtlı olduğunu ortaya çıkardığını söylüyor.

Polis ayrıca, Swindells'in aktardığına göre aynı yöntemleri kullanan organize suç grupları ve çeteler tespit etti. Birbirlerini tanımadıkları açıkça görülen kişilerin bir araya geldiği de gözlemlendi. Bu durum, söz konusu kişilerin bir araya getirilmiş olabileceğine veya aynı kaynaktan bu yöntemleri öğrenmiş olabileceklerine işaret ediyor.

Ancak Swindells, bu kişilerin bazılarının insan ticaretine maruz kalıp kalmadığını veya zorla getirildiklerini doğrulayamayacağını özellikle vurguluyor.

Gizli operasyonlar

Londra polisi bu tabloya karşı gizli operasyonlara da başvuruyor. Bunlardan biri 2025'te Soho'da, diğeri ise 2024'te Mayfair'de gerçekleştirildi. Operasyonlarda sivil polisler, hırsızları tuzağa düşürmek amacıyla lüks saatler taktı.

Düzenlenen bir operasyonda 40 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandığını belirten Swindells, “Gözaltına alınan 40 kişi de hüküm giydi” diyor.

Teknoloji de soruşturmalarda temel bir rol oynamaya başladı. Yüz tanıma programları, bazen düşük kaliteli güvenlik kamerası görüntülerinden bile bir şüphelinin belirlenmesini sağlıyor. Telefon verileri ise zanlıların hareketlerinin yeniden oluşturulmasına yardımcı oluyor.

Bir vakada polis, Harrods'da 73 bin sterlin değerinde Patek Philippe saat satın alan Orta Doğulu bir ziyaretçiyi iki saat boyunca takip eden üç erkeğin izini sürdü. Şüphelilerden birinin kimliği belirlendikten sonra telefon verileri polisi diğer iki kişiye götürdü. Soruşturma kapsamında bu kişilerin çalıntı saatleri takarken çekilmiş fotoğrafları da bulundu.

Ancak Swindells, tüm bu teknolojik araçların çok daha basit bir adımla başladığını vurguluyor: Polise ihbarda bulunmak.

Bazı mağdurlar, saatlerini geri alsalar bile şikâyette bulunmak veya adli süreci desteklemek konusunda tereddüt ediyor. Bu durum, şüphelinin yeniden sokağa çıkmasına ve başka bir kişiyi hedef almasına imkân sağlayabiliyor.


ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program

ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program
TT

ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program

ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran'la savaşta Washington'ın birinci önceliğinin nükleer program değil, petrol arzının yeniden güvence altına alınması ve akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi olduğunu söyledi. Trump yönetimi, yaklaşık altı aydır süren çatışmada askeri saldırıları artırmak yerine İran üzerindeki ekonomik baskıyı yoğunlaştırmaya hazırlanıyor.

Bu kapsamda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Perşembe günü bir televizyon programında yaptığı açıklamada İran'ı yeni ekonomik yaptırımlarla tehdit etti. Washington'ın Tahran'a karşı 40 yılı aşkın süredir uyguladığı baskı politikasının daha da sertleştirileceğinin işaretini verdi.

Vance, Fox News kanalına yaptığı açıklamada, önceliğin petrol arzının Hürmüz Boğazı üzerinden yeniden akışının sağlanması olduğunu ve bunun nükleer meselenin önüne geçtiğini belirtti.

Vance, “Birinci hedef, ülkemizin her yerindeki Amerikalılar için petrol ve gaz fiyatlarının düşük kalmasını sağlamak. İkinci hedefin ise İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak olduğu açık” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Hazine Bakanı Bessent, İran'ı ekonomik izolasyonla karşı karşıya bırakma tehdidinde bulunarak gelecek hafta yeni yaptırımların açıklanabileceğinin sinyalini verdi. Bessent, alınacak önlemlerin dünyanın daha önce benzerini görmediği bir ekonomik izolasyonun bileşimi olacağını söyledi.

Bessent ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden ablukanın İran limanlarına herhangi bir şeyin girmesini veya limanlardan çıkmasını engelleyeceğini belirtti.

Diğer yandan uydu görüntüleri ve video kayıtları, İran karasularında iki petrol sızıntısı bulunduğunu ortaya koydu. Tahran ile Washington arasında petrol tankerleri ve diğer gemilere yönelik karşılıklı saldırıların sürdüğü bir dönemde, söz konusu gelişme Körfez'de meydana gelebilecek çevresel zararlara ilişkin endişeleri artırıyor.