Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Dünya ısındıkça bazı ağaçların hava kalitesini düşürdüğü ortaya çıktı

Pekin'de bulunan yüksek izopren seviyeleri, mevcut ağaç türlerine atfedilebilir (Xianjun He)
Pekin'de bulunan yüksek izopren seviyeleri, mevcut ağaç türlerine atfedilebilir (Xianjun He)
TT

Dünya ısındıkça bazı ağaçların hava kalitesini düşürdüğü ortaya çıktı

Pekin'de bulunan yüksek izopren seviyeleri, mevcut ağaç türlerine atfedilebilir (Xianjun He)
Pekin'de bulunan yüksek izopren seviyeleri, mevcut ağaç türlerine atfedilebilir (Xianjun He)

Şehirlerdeki yeşil alanların tasarlanma biçimini değiştirebilecek yeni bir araştırmaya göre bazı ağaçlar, kentsel ozon kirliliğini artırabilecek ve zehirli olabilecek buharlar yayıyor.

Şehirlerdeki yeşil örtü gaz halindeki kirleticileri emebilir ve kentsel mahalleleri serinletebilirken, bazı ağaçlar aynı zamanda yer seviyesinde ozon kirliliğine katkıda bulunabilecek, zehirli olabilecek uçucu bileşikler de yayıyor.

Çin'deki Jinan Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu uçucu bileşiklerin çözücülerde, boyalarda, temizlik ürünlerinde ve yakıt buharlarında bulunanlara benzer olduğunu söylüyor.

Bilim insanları, küresel iklim ısındıkça, ağaçlardan kaynaklanan bu göz ardı edilen emisyonların önemini anlamanın daha da gerekli hale geldiğini belirtiyor.

Son çalışmada araştırmacılar, Pekin'deki meteoroloji kulesinde yerden 102 metre yükseklikte bulunan bir platforma ve kulenin tabanındaki laboratuvara doğrudan emisyon izleme sistemleri kurdu.

Bilim insanları, atmosferdeki kimyasal sinyalleri saniyede birkaç kez izleyerek şehrin kimyasal "nefesini" gerçek zamanlı olarak kaydetti.

Araştırmacılar, özellikle uçucu organik bileşik (VOC) emisyonlarının miktarını ölçerek bunların ağaçlar, trafik, kimyasal ürünler, yemek pişirme ve ev içi faaliyetler gibi hangi kaynaklardan geldiğini belirledi.

Doğal kauçukta bulunan izopren kimyasalının, tespit edilen temel reaktif bileşiklerden biri olduğu ve çoğunun ağaçlardan kaynaklandığı bulundu.

Sıcak havanın da şehirlerdeki VOC emisyonlarını artırdığı görüldü.

Bilim insanları, 20'yle 35 santigrat derece arasında, kentlerdeki ağaçlar tarafından yayılan uçucu bileşiklerin kimyasal reaktivitesinin 7 ila 8 kat arttığını buldu.

Çalışma, Pekin'deki izopren emisyonlarının gözlemlenen şehirler arasında en yüksek olduğunu ve ılıman iklimli ormanlarda bulunan seviyelere yaklaştığını ortaya koydu.

Araştırmacılar, bunun esas olarak Pekin'de dikilen ağaç türlerinden kaynaklandığını söylüyor.

scdfgthyj
Pekin'deki meteoroloji kulesinin 102 metre yüksekliğindeki platformuna kurulan doğrudan emisyon ölçüm sistemi (Xianjun He)

Pekin'deki yerel ağaçların büyük bir bölümünün, salkım söğüt (Salix babylonica) ve Çin beyaz kavağı (Populus tomentosa) dahil izopren yayıcı olarak bilindiği belirtiliyor.

Bilim insanları, "Bu bulgu, Kuzey Çin'deki diğer şehirler için de geçerli olabilir. Nitekim onlarca yıldır yoğun biçimde söğüt ve kavak dikilen Harbin ve Çangçun'daki ortalama emisyon potansiyelinin Pekin'e benzer, hatta daha yüksek olduğu tahmin ediliyor" diye yazdı.

Araştırmacılar, Asya ve Okyanusya'daki birçok diğer şehrin de ağaç emisyonlarından kaynaklanan benzer hava kalitesi baskılarıyla karşı karşıya kalabileceğini söylüyor.

Çalışmanın yazarlarından Thomas Karl, "Avrupa şehirlerinde, izopren salan ağaç türlerinin sayısının önemli ölçüde daha az olduğunu görüyoruz. Yerel ağaç türleri genellikle ozon oluşturan ancak izoprenden daha az miktarda salınan monoterpenler yayar" dedi.

Ancak bilim insanları, bulguların kentsel yeşillendirmenin azaltılması veya olgun ağaçların kaldırılması anlamına gelmediği konusunda uyarıda bulunuyor.

Bunun yerine, uçucu bileşik emisyon potansiyeli daha düşük ağaçların seçilmesini öneriyorlar.

Araştırmacılar, Pekin'deki toplam ağaç popülasyonunun 10'da birini oluşturan yüksek VOC salımlı ağaçların, düşük emisyonlu türlerle değiştirilmesi halinde izopren emisyonlarının en az yüzde 29 azaltılabileceğini söylüyor.

Bilim insanları, "Bulgularımız, ısınan iklime karşı koymak için yeşillendirme programlarında seçici kentsel planlamanın kritik önemini vurguluyor" diye yazdı.

Independent Türkçe


Suriye ve İsrail’den gerilimi düşürmeye yönelik hamleler

Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın arasında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’te (SANA)
Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın arasında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’te (SANA)
TT

Suriye ve İsrail’den gerilimi düşürmeye yönelik hamleler

Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın arasında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’te (SANA)
Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın arasında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’te (SANA)

İsrailli ve Suriyeli üst düzey yetkililer, iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek amacıyla bugün (Pazar) bir araya geldi. ABD merkezli Axios haber sitesine konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre görüşme, İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan son saldırısının ardından gerçekleşti. Kaynaklar, toplantının nerede yapıldığını belirtmedi.

Görüşmede Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı Roman Gofman bir araya geldi. Toplantı, İsrail’in Suriye’deki bir hava üssüne düzenlediği ve iki ülke arasındaki gerilimin ciddi biçimde tırmanmasına yol açan saldırıdan günler sonra gerçekleşti.

İsrail Başbakanlık Ofisi konuya ilişkin yorum yapmazken, Şeybani’nin sözcüsü de yorum talebine hemen yanıt vermedi.

Bu çerçevede i24NEWS kanalına konuşan konuya yakın bir kaynak, İsrail ile Suriye arasında gerilimi azaltmak amacıyla üst düzey bir toplantı gerçekleştirildiğini belirterek görüşmeleri “iyi” olarak nitelendirdi.

fvghyj
Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait hizmet dışı bırakılmış uçaklar, Suriyeli muhalif savaşçıların 7 Aralık 2024 Cumartesi günü bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından İdlib’in doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nde (AP)

Şeybani de İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü bombalamasından günler sonra bugün yayımlanan bir Reuters röportajında, Şam’ın önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu vurguladı. Şeybani, bu yönde güven tesis edecek adımlar atılmasının gerekli olduğunu söyledi.

Suriye Dışişleri Bakanı, Şam’ın İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediğini belirtti. Söz konusu anlaşmanın İsrail’in Suriye topraklarından çekilmesini sağlamasını umduklarını ifade eden Şeybani, İsrail’e “tarihî bir fırsatı değerlendirme” çağrısında bulundu ve diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.

Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler dondu. Bu konuyu tamamlayabilmek için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” dedi.


Filistin seçimlerinin sürprizleri: Abbas'a karşı Dahlan - Hamas Cephesi

Batı Şeria'da daha önce yapılan seçimlerde oy kullanan Filistinli bir genç (AFP)
Batı Şeria'da daha önce yapılan seçimlerde oy kullanan Filistinli bir genç (AFP)
TT

Filistin seçimlerinin sürprizleri: Abbas'a karşı Dahlan - Hamas Cephesi

Batı Şeria'da daha önce yapılan seçimlerde oy kullanan Filistinli bir genç (AFP)
Batı Şeria'da daha önce yapılan seçimlerde oy kullanan Filistinli bir genç (AFP)

Halil Musa

Eski Fetih Hareketi (El Fetih) yöneticisi Nasır el-Kudva, yaklaşan seçimlere katılmak üzere ‘geniş kapsamlı bir ulusal seçim listesi’ oluşturulması yönünde istişarelerin yürütüldüğünü kabul etmekle birlikte, bu girişimlerin listede yer alacak nihai katılımcılar kesinleşmeksizin halen devam ettiğini vurguladı.

Söz konusu liste, Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin, Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı'nın ve Nasır el-Kudva liderliğindeki Ulusal Demokratik Forum'un katılımıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın politikalarına ‘tepkili olan kesimleri’ bir araya getirirken, diğer siyasi yelpazelerin katılımına da kapıyı açık bırakıyor.

“Hamas Hareketi geçtiğimiz pazartesi günü, Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye'nin Kahire'de Muhammed Dahlan liderliğindeki Fetih Hareketi bünyesindeki Demokratik Ulusal Akım heyetiyle bir araya geldiğini açıkladı. Açıklamada, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına dair yol haritasının kabul edilmesiyle sonuçlanan müzakerelerdeki gelişmelerin ele alındığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Nasır el-Kudva,  yaptığı açıklamada, seçim listesine katılmaları konusunda Mervan el-Bergusi akımından, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nden ve Demokratik Cephe'den yanıt beklediklerini söylese de bunun ‘siyasi bir ittifak değil, bir seçim listesi’ olduğunun altını çizdi.

Bu listenin hedefinin ‘Filistin siyasi sistemini değiştirmek’ olduğunu açıkça belirten Kudva, listenin oluşturulması çabalarının Fetih Hareketi içindeki uzlaşı arayışlarının çıkmaza girmesinin ardından geldiğine dikkati çekti.

Listenin ‘herkesin katılımıyla geniş kapsamlı, herhangi bir kota olmaksızın, ulusal şahsiyetleri barındıran ve herkesin katılımına kapıyı açık tutan’ bir yapıda olacağını vurguladı.

Kudva, geniş tabanlı bu listenin kurulmasının, önümüzdeki 28 Kasım'da yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesine veya iptal edilmesine yol açabileceği ihtimalini de dışlamadı.

Hamas Hareketi ise geçtiğimiz pazartesi günü, Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye'nin Kahire'de Muhammed Dahlan liderliğindeki Fetih Hareketi bünyesindeki Demokratik Ulusal Akım heyetiyle bir araya geldiğini ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik yol haritasının onaylanmasıyla sonuçlanan müzakerelerdeki gelişmelerin ele alındığını bildirmişti.

cdfvghyju
Gözlemciler, Kahire'de birleşik ulusal bir liste oluşturulmasına ilişkin konuşmaları ‘yalnızca bir deneme balonu’ olarak değerlendiriyor (Hamas Hareketi)

Hamas Hareketi’ne göre her iki taraf, Filistin iç düzenini ortaklık ve demokrasi temelleri üzerinde yeniden tanzim etme, ulusal kararlardaki tek adam/tekelleşme durumunu sona erdirme ve mevcut sınamalarla yüzleşip ulusal davayı ileriye taşımak adına kapsamlı bir ulusal strateji oluşturma yollarını ele aldı.

Hamas Siyasi Büro üyesi Husam Bedran, hareketin seçimlere ‘mümkün olan en geniş ulusal koalisyon çatısı altında’ katılacağını vurgulayarak, seçimlerin ‘ulusal kararlardaki yirmi yıldır süregelen tekelleşme durumunu sona erdirmek için tarihi bir fırsat’ olduğuna işaret etti.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu üyesi Ahmed Mecdelani ise bu listenin ortak paydasının ‘Fetih Hareketi’nin ve Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistin siyasi sistemi üzerindeki hegemonyasını sona erdirmek’ olduğunu söyledi.

Mecdelani'ye göre güç dengelerini değiştirmek amacıyla gerek siyasi gerekse mali destekleriyle bölgesel tarafların himayesinde Filistin siyasi sistemini yeniden dizayn etmeye yönelik bölgesel bir karar bulunuyor. Mecdelani ayrıca listenin oluşturulmasının, Filistin siyasi sistemini önümüzdeki bölgesel gelişmelere ve değişkenlere uyumlu olacak şekilde yeniden şekillendirmeye yönelik bölgesel rolden bağımsız olmadığını sözlerine ekledi.

Sözlerini şöyle sürdüren Mecdelani, “Dahlan meşruiyet kazanmak istiyor. Hamas ise siyasi bir partiye dönüşmek üzere silahını teslim etme konusunda Washington ile uzlaştıktan sonra siyasi sisteme dahil olmayı hedefliyor” ifadelerini kullandı.

Seçimlerin ertelenme ihtimaline ilişkin olarak Mecdelani, seçim sürecinden kaçmanın ulusal duruşu güçlendirmeyeceğini, aksine krizini daha da derinleştirebileceğini vurguladı. Genişletilmiş listenin karşısında durmanın, ancak Filistin ulusal hareketi içindeki ulusal demokratik akımın imkanlarını güçlendirmek, farklı toplumsal kesimlere daha fazla açılmak ve Filistin halkının cezalandırıcı oy verme eğilimini hesaba katmakla mümkün olacağını belirtti.

Mecdelani'ye göre Gazze Şeridi'ndeki Filistinli seçmen 7 Ekim 2023'ten bu yana yaşananlar nedeniyle Hamas'ı, Batı Şeria'daki seçmen ise kendisi ile Filistin Yönetimi arasındaki ayrımı netleştirememesi sebebiyle Fetih Hareketini cezalandıracak.

Mecdelani son olarak, Hamas ile Demokratik Reform Akımı arasındaki ittifakın, Hamas’ın Gazze'deki kaybını telafi edeceğini ve buna karşılık olarak Dahlan'ın Batı Şeria'daki yokluğunu dengeleyeceğini sözlerine ekledi.

Ancak FKÖ Yürütme Kurulu'nun Demokratik Cephe üyesi Remzi Rabah, Demokratik Cephe'ye genişletilmiş listeye katılması yönünde bir teklif sunulduğunu yalanladı. Rabah, “Kahire’de ve Ramallah'ta tüm gruplar arasında yürütülen görüşmeler ve diyaloglar var” dedi. Yaşananların istişarelerden ibaret olduğunu, Fetih Hareketi’nin bile ulusal bir liste oluşturmak istediğini ifade ettiğini vurguladı.

Kahire'de birleşik ulusal bir liste oluşturulmasına dair söylemleri ‘sadece birer deneme balonu’ olarak nitelendiren Rabah, yaklaşan seçimlerin herkesin katılımıyla gerçekleşmesini, ortak bir şekilde yönetilmesi üzerinde uzlaşılmasını ve seçilecek kurumlarda daha sonra kurulacak koalisyonlar için uygun bir iklim ve zemin inşa edilmesini talep etti.

Rabah ayrıca, ulusal projemizi ve ulusal kurumlarımızı korumak, Filistin topraklarını savunmak, Filistin halkının ve kurumlarının birliğini sağlamak adına ortak bir siyasi yönelim üzerinde uzlaşıya varma çağrısında bulundu.

Öte yandan Tekaddum (İlerleme) Politikaları Merkezi Müdürü Muhammed Meşarika, Filistin Yönetimi'nin mevcut duruma ulusal çıkış yolları bulmaya yönelik ciddi bir katkı sunmaktan geri durmasının ve diğerlerini dışlamasının, bölgesel aktörleri bile alternatifler aramaya ittiğini değerlendirdi.

Meşarika'ya göre Washington, Hamas ile uzlaşmanın gerekliliği sonucuna vardı, onunla masaya oturdu, çözümler üretilmesine katkıda bulundu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu köşeye sıkıştırdı. Meşarika ayrıca, bu gelişmelerin Gazze ve Hamas dosyasının ABD-İran müzakere masasından çıkarılmasına yol açtığını, bunun da en büyük başarı olduğunu ve Hamas'ın hanesine yazılacağını ifade etti.

Meşarika'ya göre Dahlan'ın oynadığı rol, Hamas ile Washington arasında bir çözüm üretilmesine ve Demokratik Akım'ın masada etkin ve karar alıcı bir aktöre dönüşmesine katkı sağladı.

Yine Meşarika'ya göre Fetih Hareketi'nin sekizinci kongresinin ardından Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı'nda Fetih ile uzlaşı arayışını sonlandırmayı, yalnızca harekete değil, tüm Filistin tablosuna ve siyasi sistemin geneline odaklanmayı içeren bir dönüşüm yaşandı. Meşarika, Demokratik Reform Akımı’nın Hamas'ın müttefikleri de dahil olmak üzere geniş Arap ve uluslararası ilişkileri sayesinde, genişletilmiş listeye liderlik etmenin tüm unsurlarına ve imkanlarına sahip olduğunu ifade etti.

Mervan el-Bargusi'nin genişletilmiş listedeki rolüne de değinen Meşarika, ulusal sembolizmi sebebiyle kendisine sunulan formülün ‘başkanlık seçimlerinde adaylığının desteklenmesi karşılığında onun bu listeyi desteklemesi’ olduğuna işaret etti. Meşarika ayrıca, Fetih Hareketi Merkez Komitesi'ndeki bazı tarafların dahi Demokratik Reform Akımı ile iletişim kanalları açtığını ve Merkez Komite çerçevesi dışında birleşik bir ulusal listeye dahil olmaya hazır olduklarını belirttiklerini sözlerine ekledi.

Seçimlerin zamanında yapılma ihtimaline ilişkin olarak Meşarika, bu ihtimalin yüzde 50'ye yüzde 50 olduğunu belirterek seçimlerin yapılabilmesinin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail'i özellikle Gazze Şeridi'nde seçimlerin yapılmasına izin vermeye zorlamasını gerektirdiğini ifade etti.

Siyasi araştırmacı Cihad Harb ise, ‘Dahlan’ın Demokratik Reform Akımı ile Hamas Hareketi arasındaki zorunluluk ittifakı’ olarak nitelendirdiği birlikteliğin Hamas'a Gazze Şeridi içindeki üyeleri ve lider kadrosu için dokunulmazlık sağlayacağını ve -merkezi figürler olmasa dahi- siyasi sisteme dahil olmasına imkan tanıyacağını değerlendirdi. Harb, Dahlan'ın özellikle Trump yönetimi ve Gazze Barış Konseyi ile iletişim kurabilen, dolayısıyla harekete bu dokunulmazlığı sağlama kabiliyetine sahip kişi olduğunu ifade etti.

Harb'a göre genişletilmiş listenin oluşturulması Filistin Devlet Başkanı Abbas'ı rahatsız edecek. Çünkü Fetih Hareketi içindeki çözülmeyle birlikte tüm rakipleri onun karşısında birleşmiş durumda. Aynı zamanda, bu durumun seçimlerin önümüzdeki aylara ertelenmesine yol açabileceğine de işaret eden Harb, “Seçim tarihinin İsrail seçimlerinin yapılmasından bir ay sonrasına belirlenmesi, oylamanın gerçekleştirilmesine ilişkin nesnel koşulları gözetmedi. Çünkü o tarihte İsrail'de henüz istikrarlı bir hükümet bulunmayacak, dolayısıyla hiç kimse ona baskı uygulayamayacak” ifadelerini kullandı.

Harb sözlerini, seçimlerin yapılmasına dair kararnamenin Gazze Şeridi'nde oylamanın gerçekleştirilememesi sebebiyle Merkezi Seçim Komisyonu'nun teknik tavsiyesi doğrultusunda Filistin Devlet Başkanı'na seçimleri erteleme imkânı tanıdığını belirterek sonlandırdı.