Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Trump'tan FIFA Başkanı’na Folarin Balogun’un gördüğü kırmızı kartın iptali için telefon

ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
TT

Trump'tan FIFA Başkanı’na Folarin Balogun’un gördüğü kırmızı kartın iptali için telefon

ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)

FIFA dün ABD Milli Takımı'nın forveti Folarin Balogun'a verilen kırmızı kart cezasını kaldırdı. Balogun, Bosna Hersek'e karşı oynadığı önceki maçta doğrudan kırmızı kart görmüştü. ABD Milli Takımın golcüsü Balogun, alınan bu karar sayesinde Belçika'ya karşı oynanan Dünya Kupası son 16 turunda sahaya çıkabildi.

ABD Haber Ajansı’nın haberine göre Beyaz Saray, cezanın yeniden değerlendirilmesi talebiyle doğrudan FIFA ile temasa geçti. New York Times (NYT) gazetesi ise Donald Trump'ın bizzat FIFA başkanıyla telefon görüşmesi yaptığını ve bu gelişmenin konunun Disiplin Komitesi önüne taşınmasına yol açtığını aktardı.

FIFA, kararını Disiplin Tüzüğü'nün 27. maddesine dayandırdı. Bu madde, Disiplin Komitesi'ne bazı kararları resen inceleme yetkisi tanırken kulüp ve milli takımların kırmızı kart kararlarına doğrudan itiraz hakkı ise bulunmuyor.

Karar geniş yankı uyandırdı. Trump, FIFA'ya ‘büyük bir haksızlığın düzeltilmesi’ olarak nitelendirdiği bu adım için teşekkür ederken Belçika Futbol Federasyonu karardan duydukları şaşkınlığı dile getirerek bu gelişmeye yanıt vermek için mevcut tüm seçenekleri değerlendirdiklerini açıkladı.

FIFA'nın kararı Beyaz Saray'dan Avrupa futbol çevrelerine uzanan geniş bir kesimde tepki dalgası yarattı.

Balogun'un Bosna Hersek maçında aldığı doğrudan kırmızı kart nedeniyle bir sonraki maçta sahada olmayacağı herkesçe bekleniyordu. Fakat FIFA'nın cezanın uygulanmasını bir yıllığına askıya alması, ABD’li forvete Belçika karşısındaki kritik maçta oynama imkânı tanıdı.

Takım kaptanı Christian Pulisic, kararın takıma büyük bir moral verdiğini belirterek kırmızı karta yol açan müdahalenin kasıtsız olduğunu vurguladı. Pulisic, "Onsuz oynamaya hazırdık, ama dönmesine sevindik. Bu maçta sahada olmayı hak ediyor" şeklinde konuştu.

Savunma oyuncusu Chris Richards ise oyuncuların başlangıçta haberin yapay zeka (AI) ile üretildiğini sandığını belirterek "Sosyal medyada gördük; gerçek olduğuna antrenman tesisine geldiğimizde inandık" dedi.

Bir diğer savunma oyuncusu Alex Freeman de Balogun'un dönüşünün takıma ek güven verdiğini söyleyerek oyuncuların karardan şaşkınlık duyduğunu belirtti.

Öte yandan Belçika Futbol Federasyonu şaşkınlığını dile getirerek kararın turnuva kurallarıyla çeliştiğini ve tüm hukuki seçenekleri değerlendirdiklerini açıkladı.

Belçika Milli Takımı teknik direktörü Rudy Garcia ise alaycı bir üslupla "Dünya Kupası'nda 5 Temmuz'un 1 Nisan olduğunu bilmiyordum" diyerek Belçika Futbol Federasyonu’nun yalnızca kendi takımını değil futbolun bütünlüğünü ve etiğini savunduğunu vurguladı.

Eski İngiliz hakem Graham Scott ise kararın FIFA'nın disiplin ilkeleriyle çeliştiğini belirterek turnuvanın önceki bölümlerinde benzer bir müdahale nedeniyle Katarlı oyuncu Assim Madibo'nun cezasının ağırlaştırıldığını hatırlattı.

Eski Fransız yıldız Thierry Henry de asıl kırmızı kartın haksız olduğu görüşünde olmakla birlikte FIFA'nın kararı neden bu kadar geciktirdiğini sorgulayarak "Karar doğruysa neden baştan alınmadı?" diye sordu.

Eski İngiliz savunma oyuncusu Rio Ferdinand, bu karara destek verirken yalnızca alkış emojileri paylaştı. ABD'li Kongre üyesi Darin LaHood da adımı ‘doğru karar’ olarak nitelendirdi.


Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin oturum aralarında Şara ve Zelenskiy ile görüşecek

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
TT

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin oturum aralarında Şara ve Zelenskiy ile görüşecek

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın gelecek hafta Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile görüşeceğini duyurdu.

Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, gazetecilerle telekonferans yöntemiyle düzenlediği basın toplantısında "Başkan Trump çarşamba öğleden sonra, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek" dedi.

ABD’li üst düzey bir yetkili de Zelenskiy ile yapılacak görüşmelere ilişkin “Başkan’ın savaşın nasıl sona erdirileceğini görüşmek üzere Zelenskiy ile bir araya geleceği açık. Bu, onun için uzun süredir öncelikli bir konu olmaya devam ediyor" dedi.

Kimliğinin açıklanmamasını isteyen aynı yetkili, Trump'ın Zelenskiy’nin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşeceğini ekledi.

Putin ve Zelenskiy cumartesi günü Trump'ı ABD'nin 250. bağımsızlık yıl dönümü vesilesiyle tebrik etmek için ayrı ayrı telefon görüşmesi gerçekleştirdiler.

sdvdefvf
ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı Beyaz Saray'da kabul ederken (arşiv - Reuters)

Trump tarafından geçtiğimiz kasım ayında Beyaz Saray'da kabul edilen Suriye Cumhurbaşkanı Şara ise haziran ayında ABD Başkanı’nın açıklamalarının aksine İran yanlısı Hizbullah'a karşı Lübnan'a askeri müdahalede bulunma niyetinde olmadığını açıklamıştı.

Şara, Lübnan ile Suriye arasında şu an askeri değil, ekonomik kanallar açma arayışında olunduğunu belirtti.

ABD ile İran arasında 17 Haziran'da imzalanan mutabakat muhtırası, Lübnan'daki kırılgan ateşkesin 21 Haziran'da yürürlüğe girmesine zemin hazırladı ve ardından 26 Haziran'da Lübnan ile İsrail arasında ‘kalıcı barış’ tesis etmeyi amaçlayan bir anlaşmaya hazırlık niteliğinde çerçeve anlaşma imzalandı.


Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya, Kızıldeniz'e çıkış hakkı konusundaki ısrarcı tutumunu sürdürürken ordu da ‘bu hakkın güvence altına alınması için yüksek hazırlık düzeyinin korunmasının önemini’ vurgulayarak bu sürece dahil oldu. Mısır ve Eritre ise söz konusu yaklaşımı sert biçimde reddediyor.

Öte yandan bir Etiyopyalı parlamenter bu söylemin ‘karşı çıkanlarla çatışma anlamı taşımadığını, aksine kalkınma ve refahın korunmasını teyit etmeye yönelik iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olduğunu’ düşünüyor. Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise bu yaklaşımı reddederek Etiyopya'nın, bu söylemin Etiyopya iç kamuoyuna yönelik olsun ya da bir gerilimi ifade etsin, tehlikesinin farkında olması gerektiğinin altını çizdi.

Etiyopya, Eritre'nin otuz yıllık bir savaşın ardından 1993'te bağımsızlığını kazanmasıyla denize çıkışı olmayan bir devlet hâline geldi ve başta Cibuti Limanı olmak üzere komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kaldı.

Mısır ve Eritre kıyısı olmayan bir devlet olarak Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki herhangi bir varlığını reddederken Başbakan Abiy Ahmed bu meseleyi halkının vazgeçilmez bir hakkı olarak görüp ısrarcı tutumunu sürdürüyor.

Etiyopya Haber Ajansı'nın pazartesi günü aktardığına göre Etiyopya Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula, Ulusal Savunma Akademisi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada ordunun ‘sürdürülen reformlar kapsamında örgütsel yapısını genişlettiğini, yüksek bir hazırlık düzeyini koruduğunu ve kendisini en güncel askeri teçhizat ve teknoloji ile donattığını’ söyledi.

Etiyopya'nın denize erişim arayışının yüksek bir hazırlık düzeyinin korunmasını gerektirdiğini ve özellikle Kızıldeniz ve Boynuz Afrika'daki güvenlik durumunun kötüleştiğini’ vurgulayan Halime, ‘dış güçlerin ve yerel silahlı grupların Etiyopya'nın güvenliğini zayıflatmak ve bölgede istikrarı sağlama rolünü engellemek amacıyla tam bir koordinasyon içinde hareket ettiği’ uyarısında bulundu.

Etiyopyalı parlamenter Muhammed Nur Ahmed ise Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Jula’nın sözlerinin ‘kimseyle çatışmak istediği anlamına gelmediğini, aksine ülkenin kapasitesini ve çıkarlarını koruma iradesini yansıttığını’ belirtti. Ülkesinin ‘kalkınma ve refaha odaklandığını ve başka engellerle ilgilenmediğini’ vurgulayan parlamenter, “Özellikle büyük nüfusumuz göz önüne alındığında Kızıldeniz'e erişim dahil meşru hedeflerimizi ve haklarımızı gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” şeklinde konuştu.

Muhammed Nur Ahmed, Addis Ababa'nın denize erişim talebinin uluslararası hukukla örtüştüğünü ve ‘bu hakkın reddedilmesinin uluslararası hukukla çeliştiğini’ vurguladı.

Halime ise Etiyopya'nın ‘Kızıldeniz'e erişim iddialarına dayanak oluşturacak hiçbir hukuki gerekçeye sahip olmadığını’ belirtirken ‘bu hakkın yalnızca egemen bir devletin Etiyopya'nın orada yer edinmesine mutabakat ve iş birliği çerçevesinde onay vermesi halinde söz konusu olabileceğini’ ifade etti. Halime, “Gerçek şu ki güvenliğinden hukuken sorumlu Kızıldeniz kıyısındaki devletlerden Etiyopya'nın talebine kolektif bir ret geldi; bu da uluslararası hukukun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

Abiy Ahmed, Nisan 2018'de göreve gelmesinden bu yana ‘liman diplomasisi’ aracılığıyla Kızıldeniz'e erişim sağlamaya çalışıyor. Etiyopya 2024 yılı başlarında ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki Berbera Limanı üzerinden denize erişim hakkı elde etmek için bir girişimde bulundu, ancak bu girişim Mogadişu, Kahire ve Arap Birliği'nin (AL) reddine takıldı.

sfdevbfrb
Etiyopya Ordusu Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula (Etiyopya Haber Ajansı)

Mısır'ın 2025 yılı sonlarında su payı üzerinde tehdit olarak değerlendirdiği ‘Büyük Etiyopya Rönesans (Hedasi) Barajı’nın işletmeye açılmasıyla birlikte Etiyopya'nın denize çıkış hakkına ilişkin açıklamaları da kesintisiz sürdü. Abiy Ahmed, ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdiği, 1993 yılında Eritre'nin bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkesinin denize erişimini yitirmesini düzeltme kararlılığını yineleyerek ülkenin artan ekonomik ve demografik ihtiyaçlarına dikkati çekti.

Eritre bu açıklamaları o dönemde sert biçimde reddederek bunu ‘bölgesel istikrara yönelik bir tehdit ve uluslararası hukukun açık ihlali’ olarak değerlendirdi ve ‘Assab Limanı'nın bağımsızlığından bu yana tartışmasız egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu’ vurguladı.

Geçtiğimiz mayıs ayında ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Eritre ziyaretinin ve kıyısı olmayan devletlerin Kızıldeniz'de var olmasını reddeden resmi teyidin ardından Etiyopya, Mısır'ı ‘denize erişimini engellemeye çalışmakla’ suçladı.

Abdulati, geçtiğimiz yılın ekim ayında yaptığı açıklamalarda ‘Mısır'ın Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarının yönetimine katılmasını reddettiğini’ de açıkça ortaya koymuştu.

 ‘Etiyopya'nın tek taraflı görüşünü ne bu bölgedeki herkese ne de uluslararası topluma dayatamayacağını’ vurgulayan Halime ise ‘hukuka uymak ve devletlerin egemenliğine saygı göstermekten başka yolu olmadığını’ da sözlerine ekledi.