Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Ateş altında direnç ve ‘ertesi gün’ için verilen mücadele arasında kalan İran

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bir ABD destroyerinden İran’a doğru fırlatılan seyir füzesi gözüküyor. (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bir ABD destroyerinden İran’a doğru fırlatılan seyir füzesi gözüküyor. (AFP)
TT

Ateş altında direnç ve ‘ertesi gün’ için verilen mücadele arasında kalan İran

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bir ABD destroyerinden İran’a doğru fırlatılan seyir füzesi gözüküyor. (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bir ABD destroyerinden İran’a doğru fırlatılan seyir füzesi gözüküyor. (AFP)

Savaşın yedinci gününde artık en önemli soru, İran’ın ne kadar kayıp verdiği değil; Washington ve Tel Aviv’in askeri üstünlüğünü İran’da siyasi bir çöküşe dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir. ABD ile İsrail’in saldırıları, İran’ın liderlik ve askeri yapısını hedef aldı. İran içinde 3 binden fazla noktanın vurulduğu belirtilirken, Washington yönetimi deniz gücünün ve füze tesislerinin önemli bir bölümünün imha edildiğini açıkladı. ABD ayrıca önümüzdeki aşamada, İran’ın füze üretim kapasitesini uzun vadede parçalamaya odaklanılacağını ifade ediyor. Ancak bu yoğun saldırılara rağmen, hızlı bir çöküşün önünü açabilecek belirgin bir iç çatlağa dair henüz kesin işaretler bulunmuyor.

İran’daki mevcut tablo bu açıdan dikkat çekici bir paradoks ortaya koyuyor. Yönetim, hava ve teknoloji üstünlüğüne sahip bir rakip karşısında askeri dengeleri tersine çevirebilecek durumda görünmüyor. Buna karşın yenilgiyi kabul edip beyaz bayrak çekmeye hazırlanan bir güç gibi de davranmıyor. Son iki gün içinde aktarılan Batılı ve Arap değerlendirmeleri, yönetim yapısının hâlâ görece sağlam olduğunu ve ülke içindeki güvenlik aygıtının, Tahran’a ve devlet kurumlarına yönelik saldırıların genişlemesine rağmen çökmüş olmadığını gösteriyor. Bu nedenle Tahran’ın stratejisinin zafer kazanmak değil, rakiplerinin askeri üstünlüğünü hızlı bir siyasi sonuca dönüştürmesini engellemek olduğu değerlendiriliyor.

Rejimin bütünlüğü ve halefiyet krizi

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasa Koruma Konseyi üyesi Ali Rıza Arafi ile birlikte Liderlik Konseyi toplantısına katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasa Koruma Konseyi üyesi Ali Rıza Arafi ile birlikte Liderlik Konseyi toplantısına katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Bu bağlamda halefiyet krizi olağanüstü bir önem kazanıyor. Dini Lider Ali Hamaney için bir halefin açıklanmasındaki gecikme yalnızca idari karmaşayı değil, aynı zamanda açıklanacak ismin doğrudan hedefe dönüşmesi yönündeki gerçek bir korkuyu da yansıtıyor. ABD Başkanı Donald Trump ise yaptığı açıklamalarla tabloyu daha da karmaşık hâle getirdi. Trump, İran’da bir sonraki liderliğin belirlenmesinde rol oynamak istediğini söyledi; Mücteba Hamaney’i ‘kabul edilemez’ bir seçenek olarak nitelendirdi ve Washington’un, yıllar sonra benzer bir savaşa girmek zorunda kalmamak için ‘uyum ve barış getirecek’ bir liderliğin oluşmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, savaşın hedefini netleştirmekten çok, ABD’nin yalnızca askeri kapasiteyi zayıflatmayı değil, çatışma sonrası ortaya çıkabilecek siyasi düzenin biçimini de etkilemeyi amaçladığı yönünde bir algının kapısını aralıyor.

Bu noktada Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü araştırmacısı Alex Vatanka’nın değerlendirmeleri dikkat çekiyor. Vatanka, yaptığı açıklamada ‘yeni bir dönemin fiilen başladığını’ belirterek, Ali Hamaney’in öldürüldüğünü ve İran İslam Cumhuriyeti’ni şekillendiren ‘1979 kuşağının’ artık aynı şekilde bir sonraki aşamayı yönetebilecek durumda olmadığını söyledi. Vatanka’ya göre belirleyici soru artık yalnızca ‘iktidara kimin geleceği’ değil. Asıl mesele, sistemden geriye kalan aktörlerin ABD’ye yönelik düşmanlığı daha da tırmandırıp tırmandırmayacağı ya da Donald Trump ile bir anlaşmaya giderek Ortadoğu’daki Amerikan varlığıyla yaşamayı kabul edip etmeyecekleri. Bu değerlendirme, tartışmayı “Rejim ayakta kalacak mı yoksa çökecek mi?” ikileminden çıkarıp, ayakta kalması halinde ortaya çıkacak sistemin niteliğine taşıyor: ‘Daha sert ve çatışmacı bir yapı mı, yoksa varlığını koruyabilmek için davranışlarını değiştirmek zorunda kalan bir yönetim mi?’

Kararlılık değil, yıpratma üzerine bir kumar

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapan bir F-18 görülüyor. (AFP)ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapan bir F-18 görülüyor. (AFP)

Sahadaki gelişmeler, İran’ın stratejisinin her zamankinden daha net olduğunu gösteriyor: ‘belirleyici bir zaferden çok yıpratma savaşına dayanmak’. Şarku’l Avsat’ın The Wall Street Journal’dan aktardığına göre İran’ın füze tehdidi son dönemde azaldı; Tahran artık daha fazla hedefe karşı daha az sayıda füze fırlatıyor. Diğer bazı raporlar ise İran’ın balistik kapasitesinin ağır şekilde zarar gördüğünü ve savaşın ilk günlerinde olduğu gibi yoğun füze saldırıları düzenleme kabiliyetinin belirgin biçimde azaldığını ortaya koyuyor.

Buna karşılık İran, insansız hava araçları (İHA) ve düşük maliyetli saldırılar yoluyla çatışma alanını genişletmeyi sürdürüyor. Bu yöntem, bölge ülkeleri ile enerji ve deniz taşımacılığı hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor. New America Vakfı araştırmacısı Barak Barfi, yaptığı değerlendirmede İranlıların ‘zamana oynayarak kazanmayı umduğunu’ belirtiyor. Barfi’ye göre Tahran, Amerikalıları birden fazla cephede yıpratmayı hedefliyor: sınırlı önleyici mühimmat stokları, kamuoyunda oluşabilecek savaş yorgunluğu, baskı altındaki enerji piyasaları ve zorlanan ekonomiler. Bu mantık çerçevesinde Tahran’ın doğrudan bir askeri zafer elde etmesine gerek yok; savaşın daha uzun, daha pahalı ve daha karmaşık hale gelmesi bile rakiplerini bir çıkış yolu aramaya zorlayabilir.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü araştırmacısı Ferzin Nedimi ise tabloya daha teknik bir boyut ekliyor. Nedimi’ye göre İran yönetimi ABD ve İsrail hava gücünün yoğun baskısı altında bulunuyor ve yürütülen askeri kampanyanın nihai hedefinin rejimi devirmek olduğunu biliyor. Buna rağmen savaşmayı sürdürüyor; çünkü hâlâ hayatta kalabileceğine inanıyor.

Nedimi’ye göre bu durum, İran’ın bölgedeki enerji altyapısı, tuzdan arındırma tesisleri ve hatta siyasi liderlik hedeflerine yönelik saldırılarının neden görece sınırlı kaldığını da açıklıyor. Tahran, elindeki tüm kozları aynı anda kullanmak istemiyor; çünkü hâlâ dayanma ve rakiplerine karşı bir yıpratma dengesi kurma ihtimali gördüğünü düşünüyor.

Nedimi ayrıca, İran’ın bu ‘ölçülü’ tutumunun farklı görünebileceğini de vurguluyor. Eğer bölge ülkelerine fırlatılan çok sayıda balistik füze engellenmeden hedeflerine ulaşabilseydi tablo başka olabilirdi. Bu nedenle saldırıların sınırlı etkisi yalnızca İran’ın siyasi tercihinden değil, karşı tarafın hava savunma sistemlerinin etkinliğinden de kaynaklanıyor.

Öte yandan İsrail’e yönelik füze saldırılarının, ABD ve İsrail’in füze bağlantılı hedeflere yönelik sürekli bombardımanı nedeniyle belirgin biçimde azaldığı ifade ediliyor. Ancak bu durum tehdidin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Nedimi’ye göre İran hâlâ yeni nesil füzeleriyle yıkıcı sonuçlar doğurabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca öngörülebilir gelecekte her gün büyük sayılarda İHA fırlatmayı sürdürebilecek durumda bulunuyor.

Kürt hesapları

Erbil kentinin dışındaki bir üste eğitim kursuna katılan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’ne (PJAK) mensup Kürt savaşçılar (Reuters)Erbil kentinin dışındaki bir üste eğitim kursuna katılan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’ne (PJAK) mensup Kürt savaşçılar (Reuters)

Buna karşılık Washington ve Tel Aviv’in hesaplarının yalnızca hava saldırılarıyla sınırlı olmadığı görülüyor. Reuters’ın haberine göre ABD ile bazı Kürt taraflar arasında İran içinde olası bir operasyon konusunda görüşmeler yapılıyor. Bu durum, askeri kampanyaya kara unsuru ya da yarı kara niteliğinde yeni bir boyut eklenmesinin değerlendirildiğine işaret ediyor. Böyle bir senaryoda, yerel muhalif gruplar ya da sınırlı operasyonlar üzerinden hareket edilmesi ihtimali gündeme geliyor.

Nedimi savaşın en az iki hafta daha sürebileceğini, hatta daha uzun bir döneme yayılabileceğini değerlendiriyor. Nedimi’ye göre bu süreçte olası bir ‘kara bileşeninin’ ortaya çıkma ihtimali yakından izlenmeli. Ancak böyle bir adım son derece hassas bir gelişme olabilir. Zira azınlık kartının oynanması rejim üzerinde baskıyı artırabilir; fakat aynı zamanda dini yönetime karşı olan, ancak devletin parçalanmasına da karşı çıkan kesimler arasında güçlü bir milliyetçi tepkiyi de tetikleyebilir.

Dış cephede ise tablo Tahran açısından büyük ölçüde kapalı görünüyor. The Washington Post’un bir haberine göre Rusya, İran’a bölgedeki Amerikan varlıklarını takip edebilmesi için istihbarat desteği sağlıyor. Ancak Moskova’nın savaşın seyrini doğrudan değiştirecek bir kapasitesi ya da isteği bulunmuyor. Aynı zamanda Reuters’ın aktardığı bazı raporlar, Irak’taki İran yanlısı bazı ağların çatışmaya tam anlamıyla dahil olma konusunda tereddütlü davrandığını ortaya koyuyor. Bu durum, Tahran’ın geçmişe kıyasla bölgesel müttefiklerini seferber etme kapasitesinin zayıfladığını gösteriyor. Böylece İran bugün stratejik açıdan daha izole bir konumda bulunuyor: Rakiplerini rahatsız etmeye yetecek araçlara sahip, ancak savaşın dengelerini kökten değiştirecek güce sahip görünmüyor.

Sonuç olarak rejim değişikliğinin yakın ve kesin bir ihtimal haline geldiğini söylemek zor. Aynı şekilde İran’ın bu süreçten zarar görmeden çıktığı da söylenemez. Görünen o ki, fiilen ‘ertesi gün’ aşamasına girilmiş durumda, ancak bu durum henüz resmî olarak ilan edilmiş değil. Rejimin itibarı ve geleneksel caydırıcılık kapasitesi gerilemiş olsa da sistem henüz çökmüş değil. Buna karşılık halefiyet meselesi ve Washington ile gelecekte kurulacak ilişkinin niteliği, artık çatışmanın kendisinin bir parçası haline gelmiş durumda. Eğer Tahran’ın bugünkü stratejisi rakibini yıpratana kadar dayanmaksa, rakiplerinin beklentisi de bu direncin zamanla iç çözülmeye ya da yeni bir siyasi uzlaşmaya yol açması. Bu uzlaşma yeni bir sistemin doğmasına da mevcut sistemin farklı bir davranış biçimi benimsemesine de neden olabilir. İran’ın gelecekteki şekli, büyük ölçüde bu iki stratejik hesap arasındaki mücadele tarafından belirlenecek.


Savaş, Pentagon'a günde 890 milyon dolara mal oluyor

 ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
TT

Savaş, Pentagon'a günde 890 milyon dolara mal oluyor

 ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri harekat ikinci haftasına girerken, operasyonların maliyetine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor; araştırma merkezleri günlük maliyetin 890 milyon dolara ulaşabileceğini öne sürüyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), operasyonun ilk 100 saatindeki maliyeti yaklaşık 3,7 milyar dolar veya günde 891 milyon dolar olarak tahmin etti; bu rakam, Pentagon'a günde 30 milyon dolara mal olan hava operasyonlarına ve günde 15 milyon dolara mal olan deniz operasyonlarına odaklanıyor. Merkez, bu rakamların Hürmüz Boğazı'ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksamasından kaynaklanan küresel ekonomik kayıpları içermediğini belirtti.


İran, İHA’larla İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu

İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
TT

İran, İHA’larla İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu

İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)

İran ordusu bugün yaptığı açıklamada, ABD-İsrail savaşının ikinci haftasına girilirken, deniz kuvvetlerinin İsrail'e ve Körfez'deki Amerikan üslerine bir dizi insansız hava aracı saldırısı başlattığını duyurdu.

İran resmi haber ajansı IRNA'da yer alan açıklamada, İran ordusunun ABD üslerini ve İsrail işgali altındaki bölgeleri insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırı dalgasıyla hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, hedef alınan yerler arasında İsrail'deki stratejik bir tesisin de bulunduğu da ifade edildi.

Bununla bağlantılı olarak, İran Devrim Muhafızları dün akşam, ABD-İsrail savaşı nedeniyle deniz trafiğinin neredeyse felç olduğu Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilere eşlik edecek Amerikan kuvvetlerini "beklediklerini" açıkladı.

Devrim Muhafızları sözcüsü Ali Muhammed Naeini, ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın ABD Donanmasının stratejik boğazda gemilere refakat etmeye hazırlandığı yönündeki açıklamasına ilişkin olarak, "Onları bekliyoruz" dedi. Şarku’l Avsat’ın Fars Haber Ajansı'dan aktardığına göre Naeini, "Amerikalılara, herhangi bir karar vermeden önce, 1987'de dev ABD petrol tankeri Bridgeton'a yapılan saldırıyı ve yakın zamanda hedef alınan petrol tankerlerini hatırlamalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.