Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Kongre yenilgisinin ardından Trump'a 'yön değiştirme' baskısı

Kongre yenilgisinin ardından Trump'a 'yön değiştirme' baskısı
TT

Kongre yenilgisinin ardından Trump'a 'yön değiştirme' baskısı

Kongre yenilgisinin ardından Trump'a 'yön değiştirme' baskısı

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde aldığı ağır yenilginin ardından sonuçların siyasi etkileriyle karşı karşıya. Demokratlar, Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirirken, geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bölgelerde de önemli kazanımlar elde etti. Seçim sonuçları, özellikle İran savaşı ve hayat pahalılığı başta olmak üzere yönetimin politikalarına yönelik seçmen tepkisini ortaya koydu.

Trump, savaşın partisinin seçim yenilgisinde etkili olduğunu kabul etti ancak savaşı başlatma kararını savundu. Kararından pişmanlık duymadığını belirten Trump, zamanı geri alabilseydi yine aynı kararı vereceğini söyledi.

Seçim sonuçlarının ardından Cumhuriyetçi Parti içinde yönetimin politikalarını değiştirmesi ve Beyaz Saray ekibinde değişikliğe gitmesi yönündeki çağrılar arttı. Parti içinden bazı isimler, yönetimin yeniden disiplinli bir çizgiye dönmesini ve seçimlerde siyasi yük haline gelen İran savaşı ile gümrük tarifeleri gibi politikalardan vazgeçilmesini istedi.

Başkan Yardımcısı JD Vance'in seçim yenilgisinden savaşı sorumlu tutması, yenilginin partinin geleceği üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi. Vance'in bu açıklaması, Trump'tan siyasi açıdan mesafe koyduğu şeklinde yorumlandı. Bu gelişme, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'de olası liderlik ve haleflik hesaplarına ilişkin spekülasyonları da beraberinde getirdi.

Washington'da Demokratların Kongre'nin her iki kanadında çoğunluğu elde etmesi, Trump'ın yasa tasarılarını engelleme, yönetiminin faaliyetleri hakkında soruşturma başlatma ve başkanın aday gösterdiği isimlere itiraz etme imkânı veriyor. Bu durumun, Trump'ı yürütme yetkilerini daha fazla kullanmaya yöneltebileceği değerlendiriliyor. Öte yandan Beyaz Saray, bazı çalışanların görevlerinden ayrılması ve yönetim kadrosunda değişiklik yapılması ihtimaline hazırlanırken Demokratların başlatmayı planladığı Kongre soruşturmaları da yakından izleniyor.

Ekonomik cephede ise seçim sonuçları küresel piyasalara yansıdı. Dolar, petrol fiyatları ve ABD Hazine tahvillerinin getirileri gerilerken altın ve genel olarak hisse senetleri yükseldi. Piyasalarda, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin Trump'ın özellikle savaş, ticaret ve enerji politikalarındaki sert gündemini sürdürme kapasitesini sınırlayabileceği beklentisi öne çıktı. Bununla birlikte piyasalardaki tepkiler sektörlere göre farklılık gösterdi. Teknoloji ve veri merkezi şirketlerinin hisseleri, bu alanda düzenleyici denetimlerin sıkılaştırılabileceği endişesiyle değer kaybetti.


Arabulucuların çabaları, Washington ve Tahran arasındaki savaşın fitilini söndürmekte başarılı olacak mı?

İyimser işaretlere rağmen, bölge hâlâ kritik anlardan geçiyor (AFP)
İyimser işaretlere rağmen, bölge hâlâ kritik anlardan geçiyor (AFP)
TT

Arabulucuların çabaları, Washington ve Tahran arasındaki savaşın fitilini söndürmekte başarılı olacak mı?

İyimser işaretlere rağmen, bölge hâlâ kritik anlardan geçiyor (AFP)
İyimser işaretlere rağmen, bölge hâlâ kritik anlardan geçiyor (AFP)

Hasan Fahs

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ve ikisi ile birlikte bölgeyle olan ilişkiler en hassas ve kırılgan aşamasından geçiyor. Bu, açık ve yıkıcı bir askeri çatışmaya dönüş uçurumu ile Washington ve Tahran arasında ve Tahran ile bölge arasında yeni bir ikili uzlaşı aşamasıyla sonuçlanabilecek düzlük arasında ince bir ipte yürümek gibi.

Son haftalarda etkili bölge başkentlerinin Tahran'a yönelik yürüttüğü diplomatik faaliyetler ve etkili uluslararası başkentlerin İran liderliğinin ne düşündüğünü öğrenme arzusu, bölgeyi hiçbir büyük oyuncunun istemediği savaş hayaletinden kurtaracak bir çıkış yoluna yönelik umutları artırdı.

Bir yandan Mekke Savunma Paktı ülkelerini temsil eden üst düzey güvenlik ve askeri heyetlerin Tahran'a yaptığı ziyaret, diğer yandan Pakistan-Katar ortak çabaları, bu tür ziyaretlerin geleneksel diplomatik boyutunu açıkça aşıyor. Heyetlerin ilettiği mesajlar, bu tarafların krizi yönetmek, şiddete ve savaşa geri dönüşü önlemek için ciddi ve samimi girişimlerini ortaya koyuyor. Ayrıca bu, ülkeler arasında Batı Asya bölgesindeki güvenlik mimarisini yeniden tanımlamak ve bu çabaların savaş tehlikesini önlemede başarılı olması durumunda alacağı biçimi belirlemek için siyasi zemin hazırlamak yönünde ciddi bir çabayı da gösteriyor.

Amerikan talepleri ile İran’ın şartlarını uzlaştıran bir formüle varmayı amaçlayan ve Katar tarafının mesajları iletmek ve iki tarafın sert tutumlarını uzlaştırma formülleri bulmak görevini üstlendiği arabuluculuk çabaları, ABD tarafının İran tarafına gönderdiği bir mesajın ortaya çıkmasıyla eş zamanlı olarak geldi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in mesajı, arabulucu Katar tarafından İran rejiminin Dini Liderinin onayıyla, müzakerelerden sorumlu yetkili ve karar verici olan İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai'ye iletildi.

Vance'in mesajı, Beyaz Saray yetkilileri ile İran liderliği arasında türünün ilk örneği olmayabilir. Zira bu mesaj, İran rejimi ile Başkan Ronald Reagan yönetimi arasında 1986 yılında ortaya çıkan İran-Kontra skandalının (İran-Gate veya McFarlane skandalı olarak da bilinir) 40. yıldönümüne denk geliyor. Dahası, Başkan Donald Trump suikastından önce, Haziran 2019'da Tahran'ı ziyaret eden Japonya Başbakanı Shinzo Abe aracılığıyla eski Dini Lider Ali Hamaney'e benzer birkaç mesaj göndermişti. Bu mesajları, İran'a ve nükleer tesislerine yönelik ilk büyük ölçekli saldırıdan üç ay önce, Mart 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri kanalı aracılığıyla bir kez daha göndermişti.

Dolayısıyla bu mesaj alışverişi, uzlaşmaya varma konusunda gerçek bir irade eksikliğiyle birleştiğinde, potansiyel anlaşmaya giden bir pencere açmayabilir. Zira her iki taraf da bölgeyi çatışma döngüsünden ve savaş mantığından kurtaracak, hesaplarını yeniden değerlendirmesine ve taleplerini yumuşatmaya, stratejik ve taktiksel tavizleri kabul etmeye yönelik gerçek bir isteklilik göstermesine dayanan kapsamlı çözüme doğru ciddi bir arayışa yönlendirecek iradeden yoksun. Dolayısıyla mesaj alışverişi uzlaşıyı sağlamak yerine durumu daha da karmaşık hale getirebilir, sonuçları tahmin edilmesi zor olan dramatik yankıları önlemek için sürdürülen çabalara diğer tarafları da katılmaya itebilir.

Müzakerelere, diyaloglara ve mesaj alışverişi kanallarına katılan bütün taraflardan gelen iyimser sinyallere rağmen, bölge hâlâ savaş ve barış yarışında kritik anlar yaşıyor; bu da bölgeyi ve ülkelerini alışılmadık sonuçlar doğuracak açık çatışma ile güç dengelerini yeniden şekillendirmeye katkıda bulunacak bir uzlaşma seçeneği arasında bırakıyor.

Rızai'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi yapması, İran'ın dost ve müttefik ülkelerin nükleer krizden ciddi bir çıkış yolu bulma girişimlerine karşılık verme eğiliminde olduğuna dair inancı güçlendiriyor. Zira nükleer kriz ABD Başkanı için Tahran ile herhangi bir uzlaşmayı kabul etme konusunda bir ikilem haline geldi.

Çin'in bu çabalara katılımı tamamen yeni olmasa da Rusya'nın uranyum stokları konusundaki önerisiyle ilgili olarak göreceli uzlaşmalara ulaşma olasılığı açısından olumlu sonuçlar doğuruyor. Son günlerde Pekin'deki hareketlilik ve etkili bölgesel Arap aktörlerin ziyaretleri, Çin liderliğinin bu iyimserlik anını değerlendirdiğini gösteriyor. Bu iyimserlik Çin'i önemli diplomatik kaynaklarını harekete geçirmeye, ABD-İran anlaşması sonrası dönem için bölgesel yönetişim veya İran'ın “bölgesel güvenlik iş birliği sistemi” olarak adlandırdığı konuda bölgesel aktörler tarafından kabul edilebilir bir çerçeve oluşturmaya odaklanmaya yöneltti.

Mart 2023'te İran ve Suudi Arabistan arasında varılan anlaşmada oynadığı olumlu arabuluculuk rolüne dayanarak Pekin, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve Dini Lidere yakın bir isim olan (selefiyle birlikte suikasta kurban giden mevcut Dini Liderin kız kardeşinin eşi) Ali Bakıri Kani'yi ve Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid bin Muhammed el-Ayban'ı ağırladı. Ancak bu diplomatik aktivizmin en önemli ayağı Umman Sultanı Heysem bin Tarık'ın ziyaretiydi. Bu ziyaret Maskat'ın Tahran ve Washington arasında arabuluculukta yeniden daha aktif ve etkili bir rol üstlenmesinin önünü açıyor.

Rusya ve Çin'in, Tahran ile Washington arasında nükleer mesele konusunda ve Tahran ile bölge devletleri arasında bölgenin geleceği, güç dengeleri ve beklenen uzlaşmalar konusunda oluşan uçurumu kapatma çabalarının başarısı, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin'in Shenzhen kentinde yapılması planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi kapsamında ABD, Rusya ve Çin başkanları arasında üçlü bir zirvenin düzenlenip düzenlenmeyeceğinin belirlenmesinde çok önemli rol oynayabilir. Zira Trump daha önce böyle bir zirveye katılımının nükleer silahsızlanma meselesinin görüşülmesine bağlı olduğunu belirtmişti.

Bu gelişmelerin yanı sıra, 8 Mart'ta Dini Lider'in seçilmesinden bu yana eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik gelişmesi yaşandı. Bu gelişme Dini Lider tarafından yapılan toplantıların sıklığının ve yoğunluğunun artmasıyla karakterize ediliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre bu durum, kendisine herhangi bir mesaj iletilirken günler süren iletişim zorluklarının yaşandığı veya kendisinden üst düzey rejim yetkililerine herhangi bir direktif veya mesaj iletilirken karmaşık güvenlik prosedürlerinin uygulandığı önceki dönemle tam bir zıtlık oluşturuyor.

İran'ın güvenlik anlayışında bir değişimin göstergesi olan Dini Lider ile üst düzey askeri komutanlar arasındaki görüşme, Rızai ile yaptığı ve Mekke Savunma Paktı ülkeleriyle yapılan zirvenin sonuçlarını ve Amerikan mesajının içeriğini kendisine ilettiği görüşmenin hemen ardından gerçekleşti. Bu görüşme aynı zamanda Dini Lider'in rejimin karşı karşıya olduğu zorlukların ayrıntılarıyla doğrudan ilgilenmeye geri döndüğünü ve uzaktan mesaj gönderme politikasından vazgeçmeye başladığını da işaret ediyor.

Bu açıdan bakıldığında, Dini Lider'in askeri liderlikle yaptığı görüşmede açıkladığı pozisyonlar büyük bir önem kazanıyor ve önceki pozisyonlarından farklılık gösteriyor. İran’ın müzakere masasına koyduğu koşullara bağlılık ve ne pahasına olursa olsun taviz vermenin veya geri adım atmanın zorluğu ile ifade edilen görünüşte gerilimi artırıcı tona, ayrıca ABD ve İsrail'in başlatabileceği herhangi bir saldırganlığa veya taarruza karşı koymak için silahlı kuvvetlere verilen geniş yetkilere rağmen, bu pozisyonlara Dini Lider tarafından atılan ezber bozan bir adım da eşlik etti: Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki hükümete ve yürütme organına, İran'ın yüksek ulusal çıkarlarıyla uyumlu kararlar almak ve müzakere etmek yetkisi verilmesi. Bu, İranlı müzakereciye uzlaşma için çabalamak, bir anlaşmayı kolaylaştırmak için köşeleri yumuşatmak, tehditler ve yeniden savaş döngüsünden kurtulmak için ortak zemin bulmak için bir özgürlük alanı sağlıyor. Peki, bu çabalar gerçekten meyve verecek mi, yoksa felaketin eşiğinde durulmaya devam mı edilecek?

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Trump, partisinin seçim yenilgisini değerlendirdi: İran’a karşı savaş buna değerdi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
TT

Trump, partisinin seçim yenilgisini değerlendirdi: İran’a karşı savaş buna değerdi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki balo salonunun inşaat çalışmalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerde ağır bir yenilgiye uğramasının ardından dün yaptığı ilk açıklamada, İran savaşının partisinin seçim kaybından sorumlu tutulmasının “büyük ölçüde doğru” olduğunu söyledi. Ancak Tahran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilemeyeceğini vurgulayan Trump, “Buna değdi” dedi.

Gazetecilere konuşan Trump, adının da oy pusulasında yer alması hâlinde Cumhuriyetçilerin kazanacağını savundu. Partisinin, kendisine yönelik desteği adaylarına yansıtamadığını öne sürdü.

Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance’in dün sosyal medyada yaptığı ve seçimlerdeki büyük kayıplara ilişkin değerlendirmesinde, “Kaybetmemizin nedeni savaş” ifadesini kullanmasına da itiraz etmediğini belirtti.

Trump, “Söz konusu savaş olduğunda, hiçbir şeyi farklı yapmazdım” diye konuştu.

Cumhuriyetçilerin kendisinin aday olduğu bir seçimde kazanacağını düşündüğünü yineleyen Trump, “Ancak bu sevgiyi bir türlü adaylarımıza aktaramadılar. Mitinglerde büyük bir sevgi vardı, inanılmazdı. Fakat bu sevgiyi adaylara yansıtmayı başaramadık” ifadelerini kullandı.

Hakkında olası bir azil sürecinin başlatılması ihtimaline ilişkin soruya ise Trump, “Bence böyle bir adım atarlarsa Demokrat Parti’yi yıkıma uğratırlar” cevabını verdi. Trump, görevden azledilmesini gerektirecek “hiçbir neden” bulunmadığını savundu.

Beyaz Saray’da yeni balo salonu

Trump, açıklamalarına Beyaz Saray’da inşası devam eden yeni balo salonu projesinden söz ederek başladı.

Beyaz Saray’daki inşaat alanına gazetecileri davet eden Trump, yaklaşık 20 dakika boyunca projeyi anlattı ancak konuşmasının başında Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisine değinmedi.

Trump, “Burası yalnızca dünyanın en büyük balo salonlarından biri olmakla kalmayacak, bence dünyanın en güzeli olacak” dedi.

rgtyhju
Demokratların Kongre’de kontrolü ele geçirmesinin ardından Trump, Washington’daki Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda inşa edilen balo salonu hakkında gazetecilere açıklamalarda bulundu (AFP)

Başkanın programında başlangıçta kamuoyuna açık herhangi bir etkinlik yer almıyordu. Ancak Trump son anda gazetecileri inşaat alanına davet etti. Kısa süreliğine soruları da cevaplayan Trump, “Oy pusulasında ben olsaydım kazanırdım” iddiasını yineledi.

Cumhuriyetçilerin seçimlerde aldığı yenilgi, Kongre’deki kontrolün Demokratlara geçmesine yol açtı. Demokratlar, daha önce Cumhuriyetçilerin kalesi olarak görülen eyaletlerde Senato seçimlerinde de bir dizi başarı elde etti.

Seçim sonuçları, on milyonlarca seçmenin Donald Trump’ın politikalarına yönelik tepkisini ortaya koydu.

İki yıl önce Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesini sağlayan muhafazakâr seçmenler, bu kez güçlü biçimde Demokratlara yöneldi. Bu değişimde, kamuoyunda destek görmeyen İran savaşına yönelik hoşnutsuzluk, artan yaşam maliyetleri karşısındaki endişeler ve Trump yönetiminin ülkeyi yönetme biçimine duyulan tepkinin etkili olduğu belirtildi.

Kansas eyaletinde, yaklaşık bir asırdır ilk kez Demokrat bir aday senatör seçildi.

Trump’ın 2024 seçimlerinde yaklaşık 18 puan farkla kazandığı ve 1932’den bu yana Demokrat bir senatör çıkarmayan Güney Carolina’da da Demokratlar, Trump’ın Senato üyeliği için desteklediği adayı mağlup etti.

Teksas’ta ise Demokratlar, eyalet genelindeki seçim yarışlarında 30 yılı aşkın süredir elde edemedikleri bir zaferi salı günü kazanmayı başardı.