Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderler

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
TT

Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderler

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, yakın zamanda Ohio'da düzenlediği mitingde destekçilerinden Çin'in ABD karşısında avantaj sağlamasının bedelini düşünmelerini isteyerek eyalet sakinlerini veri merkezleri fikrine ikna etmeye çalıştı.

The Hill'in haberine göre Ohio eyaletinde Dayton'ın hemen kuzeyindeki Vandalia kentine yaptığı ziyarette Trump, eyaletteki işçilerden veri merkezleri hakkında karar verirken ABD'nin Çin'le girdiği varsayılan yapay zeka yarışını göz önünde bulundurmasını istedi.

Trump, "Ohio'nun kazanabileceği çok büyük paralar var. Bunları öylece reddedemezsiniz. Yoksa Çin'e giderler" dedi.

Trump yakın zamanda yapay zekanın adını "süper zeka" diye değiştirme yönünde ilginç bir karar almıştı. Ayrıca veri merkezi inşasına yönelik moratoryumlara ve OpenAI'dan Sam Altman'la Anthropic'ten Dario Amodei gibi yapay zeka geliştiricilerinin güvenlik endişeleri nedeniyle yapay zeka araştırmalarını yavaşlatma çağrılarına karşı çıkmıştı.

Başkan, veri merkezlerinin Ohio'daki yerel topluluklara ekonomik faydalar sağlayacağında ısrarcı oldu.

Eleştirenler ise veri merkezlerinin genellikle çok fazla yerel istihdam yaratmadığını, enerji fiyatlarını yükselttiğini, gürültü ve ışık kirliliğinin yanı sıra konvansiyonel çevre kirliliğine de yol açtığını savunuyor.

Demokrat eski Senatör Sherrod Brown'a karşı yeniden seçilme mücadelesi veren Senatör Joh Husted, eyaletin vali yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde veri merkezlerinin eyalete getirilmesindeki rolü nedeniyle Ohio sakinlerinin eleştirilerine maruz kalmıştı.

Husted, büyük enerji tüketicilerini enerji kullanımlarının maliyetini daha fazla üstlenmeye zorlayarak veri merkezleriyle ilgili endişeleri gidermeyi amaçlayan bir yasa tasarısı sunmuş ancak bu tasarı Senato'daki Demokratlar tarafından engellenmişti.

Brown, seçim kampanyasında Husted'ın veri merkezleriyle bağlantılarını rakibine yönelik eleştirilerinin merkezine yerleştirdi.

Brown bir sosyal medya paylaşımında, "Senatör Jon Husted, veri merkezlerini Ohio'da kurmalarını sağlamak için büyük teknoloji şirketlerine milyarlarca dolarlık vergi muafiyeti sağladı" dedi.

Şimdiyse faturayı Ohio halkına ödetiyor.

Independent Türkçe


Trump yönetimi Suudi Arabistan'ın Husilere karşı kendini savunma hakkını destekliyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Maryland'den İzlanda'ya götürecek uçağa binmeden önce (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Maryland'den İzlanda'ya götürecek uçağa binmeden önce (Reuters)
TT

Trump yönetimi Suudi Arabistan'ın Husilere karşı kendini savunma hakkını destekliyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Maryland'den İzlanda'ya götürecek uçağa binmeden önce (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Maryland'den İzlanda'ya götürecek uçağa binmeden önce (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun Yemen'deki Husilere karşı attığı adımları anlayışla karşıladığını belirtti. Rubio, Başkan Donald Trump yönetiminin İran yanlısı Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'la arasındaki ikili güvenlik taahhütlerini yerine getirmeye kararlı olduğunu vurguladı.

Rubio, İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i kapsayan Avrupa turuna çıkmadan önce Washington'da gazetecilerin Yemen'deki meşru hükümetin, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun desteğiyle Husilere karşı başlattığı operasyon ve ABD'nin bu girişimlere hava desteği sağlayıp sağlamayacağı yönündeki sorularını yanıtladı.

ABD Dışişleri Bakanı, “Her şeyden önce yardım meselesine ilişkin olarak ABD'nin Suudi Arabistan'la bir savunma ve güvenlik anlaşması var ve biz bu anlaşmaya bağlı kalmaya kararlıyız” dedi. Rubio, askeri operasyonların ayrıntıları hakkında daha fazla bilgi vermekten kaçındı.

Rubio, “Suudi ve Yemen güçleri, BabulMendeb Boğazı yakınındaki bu bölgenin Husilerin kontrolünde olmasını desteklemiyor” dedi. Bölgenin “bir Husi saldırısı sonucunda ele geçirildiğini” belirten Rubio, mevcut operasyonun buna karşı bir tepki olduğunu söyledi. “Bunun olmasını bekliyorduk ve şu anda olan da bu” ifadelerini kullandı.

Rubio, “Açıkça görülüyor ki Suudiler bir Husi saldırısına maruz kaldı ve bunun oluşturduğu tehlikenin farkındalar. Kendilerini savunma hakları var. Aynı şekilde Yemen güçlerinin de Husilerin daha önce ele geçirdiği toprakları geri almaya çalışacağı açık” diye konuştu.

Aynı zamanda Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yapan Rubio, Husilerin Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlar ile Suudi Arabistan'daki diğer sivil hedeflere yönelik devam eden saldırılarına ve bunun oluşturduğu tehdide de dikkat çekti. Rubio, Suudi ve Yemen güçlerinin deniz geçiş güzergahının çevresindeki bölgede Husi kontrolüne karşı çıktığını belirtti.

Rubio'nun açıklamaları, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin pazar günü başkent Sana'yı geri almak ve 2014'ten bu yana kenti kontrol eden Husilerden devlet kurumlarını yeniden ele geçirmek amacıyla “kardeşler ve dostların” desteğiyle askeri operasyon başlatıldığını duyurmasının ardından geldi.

Bunun ardından Yemen ordusuna bağlı birlikler Zubab bölgesini ve BabulMendeb Boğazı boyunca uzanan stratejik noktaları güvence altına aldıklarını açıkladı.

Ulusal Güvenlik Konseyi

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, geçen cuma Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlığında Camp David'de saatler süren bir toplantı gerçekleştirdi. ABD merkezli Axios'un üç Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre toplantıda İran'la savaşta atılacak sonraki adımların yanı sıra Yemen'deki Husilere karşı verilecek yanıt ele alındı.

Rubio'ya pazartesi günü bu toplantı sorulduğunda, “Uzun vadeli stratejik planlama ve benzeri konuları görüşmek üzere sürekli toplantılar yapıyoruz. Bir ekip olarak bir araya gelmemiz olağandışı değil” dedi.

Rubio, bunun Ulusal Güvenlik Konseyi'nin görevlerinden biri olduğunu belirterek “Uzun vadeli planlar hazırlamak üzere farklı tarafları bir araya getirmek. Altı ay, dokuz ay ve çoğu durumda beş veya 10 yıl” ifadelerini kullandı.

Toplantıya katılan diğer isimler arasında Savaş Bakanı Pete Hegseth, Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ve Hazine Bakanı Scott Bessent yer aldı.

Trump yönetimi Husileri İran tarafından desteklenen bir terör örgütü olarak sınıflandırıyor. Washington, bölgesel ortaklarıyla birlikte “Husi grubunun kapasite ve operasyonlarını ortadan kaldırmak” ve özellikle Kızıldeniz'deki bölgesel ortaklara ve ticari gemilere yönelik saldırıları durdurmak amacıyla grubun kaynaklarını kesmek için çalışıyor.

fhyj
Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine bağlı güvenlik güçlerinden bir unsur, Taiz kentindeki kontrol noktasında (AFP)

ABD, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası ticaret açısından da tehdit olarak değerlendiriyor. Beyaz Saray, Husi saldırıları ile küresel deniz ticaretindeki aksamalar arasında doğrudan bağlantı kuruyor.

Washington ayrıca İran'ın Husilere verdiği desteği sorunun temel unsurlarından biri olarak görüyor. ABD'nin Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimi Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce da daha önce yaptığı açıklamada İran'ı Husilere askeri ve füze teknolojisi, insansız hava araçları ve diğer unsurlar konusunda destek sağlamakla suçlamıştı. Bruce, Washington'ın uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine “İran destekli Husilerin oluşturduğu terör tehdidi karşısında” verdiği desteği teyit etmişti.

İnsani yardımların ulaştırılması da ABD'nin endişe duyduğu konular arasında bulunuyor. Washington, Husilerin Birleşmiş Milletler çalışanları ve insani yardım görevlilerini alıkoymasını birçok kez kınarken, bu kişilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulundu.


Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!

Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
TT

Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!

Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)

Samoa Başbakanı, kendisini “Heil Hitler” (Yaşasın Hitler) diye slogan atarken ve Nazi selamı verirken gösteren görüntülerin yayılmasının ardından bugün özür diledi.

La’auli Leuatea Schmidt yaptığı açıklamada, görüntülerin yaklaşık 20 yıl önce düzenlenen bir aile toplantısına ait olduğunu ve hiçbir zaman kamuoyuna yansımalarının amaçlanmadığını belirtti. Schmidt, “Görüntülerde, özel bir aile toplantısı sırasında ‘Heil Hitler’ dediğim ve Nazi Almanyası ile ilişkilendirilen bir hareket yaptığım görülüyor (...) Bu, kamuya açık bir etkinlik değildi” ifadelerini kullandı.

Schmidt, “20 yıl önceki bu toplantının bağlamı veya niyeti ne olursa olsun, söz konusu ifadelerin ve hareketin uygunsuz olduğunu ve insanların incinmesine ve rahatsızlık duymasına yol açabileceğini kabul ediyorum. Bu nedenle bunları kullandığım için özür diliyorum” dedi.

Schmidt daha önce İsrail’e güçlü desteğini dile getirmiş ve yıl sonundan önce Kudüs’te bir büyükelçilik açma sözü vermişti. Schmidt, “Nazizmi, antisemitizmi, ırkçılığı ve her türlü siyasi aşırılığı reddediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Schmidt, 2025 yılında başbakan olarak yemin ederken Yahudi dua şalı (tallit) giymiş, tören salonuna da törensel şofar sesi eşliğinde girmişti. Yerel basına göre o dönemde Schmidt, “İsrail’in, Tanrı’nın topraklarının yanında duruyorum” demişti. Schmidt sözlerini, “Samoa, Tanrı’nın kutsal topraklarının yanında duracak ve onu destekleyecek” şeklinde sürdürmüştü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Samoa gibi dindarlığın güçlü olduğu Pasifik ülkelerinde, Yahudilerin bir gün İsrail topraklarına geri dönmesinin kaderlerinde olduğunu öngören Eski Ahit kehanetlerine inanılıyor.