SYRIZA Genel Başkanlığı için yarışan Kaselakis'in "KKTC gafı" topa tutuldu

Baş rakibi "Cehaletini gösterdi" dedi

Kaselakis, ABD'de öğrenciyken Joe Biden'ın 2008'deki Demokrat Parti aday adaylığı için yürüttüğü kampanyaya katılmıştı (AA)
Kaselakis, ABD'de öğrenciyken Joe Biden'ın 2008'deki Demokrat Parti aday adaylığı için yürüttüğü kampanyaya katılmıştı (AA)
TT

SYRIZA Genel Başkanlığı için yarışan Kaselakis'in "KKTC gafı" topa tutuldu

Kaselakis, ABD'de öğrenciyken Joe Biden'ın 2008'deki Demokrat Parti aday adaylığı için yürüttüğü kampanyaya katılmıştı (AA)
Kaselakis, ABD'de öğrenciyken Joe Biden'ın 2008'deki Demokrat Parti aday adaylığı için yürüttüğü kampanyaya katılmıştı (AA)

Yunanistan'da ana muhalefet partisi Radikal Sol Koalisyon'un (SYRIZA) liderliği için yarışan Stefanos Kaselakis, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) "devletçik" diye tanımlayınca eleştiri topladı.

Kaselakis, başkent Atina'nın 4 kilometre batısında yer alan Egaleo şehrinde dün yaptığı basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki (BMGK) konuşmasına değindi.

Erdoğan, salı günü BMGK'deki açıklamasında "Uluslararası toplumu, KKTC'nin bağımsızlığını tanımaya, bu ülkeyle diplomatik, siyasi ve ekonomik bağlar kurmaya davet ediyoruz" demişti. KKTC, Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmıyor.

Kaselakis ise Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in bu talebe karşı sessiz kalmasını eleştirerek, "Miçotakis'in Erdoğan'ın Kıbrıs'taki devletçiğini, yani adanın kuzey kısmını tanıma davetine tepki göstermemesi kabul edilemez" dedi.

Fakat 35 yaşındaki Kaselakis, toplantıdaki bir gazetecinin "devletçik" kelimesine dikkat çekmesi üzerine açıklamasını hemen düzelterek "sözümona devlet" ifadesini kullandı. 

Parti liderliği yarışında Kaselakis'e karşı mücadele eden Efi Ahçioğlu ise bunun kabul edilemez bir hata olduğunu belirterek, "Çok ciddi bir yanlış yaptı. Dış politikamızın en kritik konularından biri hakkındaki cehaletini ortaya koydu. Bu bizi endişelendirmelidir" dedi. 

Kaselakis, bugün Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, yoğun kampanya döneminde "yorgun ve uykusuz" kaldığını söyleyerek bu nedenle yanlış bir ifade kullandığını savundu. 

SYRIZA, hazirandaki seçimlerde Miçotakis'in partisi Yeni Demokrasi karşısında ağır yenilgiye uğrayınca, Aleksis Çipras parti liderliğinden istifa etmişti.

Partinin genel başkanlığı için 17 Eylül'de yapılan seçimlerde Kaselakis yüzde 45,4, Ahçioğlu ise yüzde 36,2 oy almıştı. Diğer adaylardan Öklid Çakalatos yüzde 8,8 ve Nikos Papas yüzde 8,7 oy alırken, Stefanos Cumakas ise yüzde 2'nin altında kalmıştı. 

Hiçbir adayın parti lideri olmak için yeterli çoğunluğa ulaşamadığı seçimlerde Kaselakis ve Ahçioğlu, pazar günü yapılacak ikinci turda tekrar yarışacak. 

38 yaşındaki Ahçioğlu, Kasım 2016-Temmuz 2019 döneminde Çipras hükümetinde Çalışma Bakanı olarak görev yapmıştı.

Matematikteki üstün başarısı dolayısıyla burs kazanarak 14 yaşında ABD'ye giden Kaselakis ise finans eğitimi aldıktan sonra bankacılık devi Goldman Sachs'ta çalışmış, ardından kendi deniz taşımacılığı firmasını kurmuştu.

Independent Türkçe



Laricani suikastıyla Ayetullah'a gönderilen “sert mesaj”

Tahran'daki bir spor kompleksi dün düzenlenen hava saldırılarında hasar gördü (DPA) Fotoğrafta, geçtiğimiz cuma günü başkentte düzenlenen bir mitingde son kez görünen Laricani yer alıyor (Reuters)
Tahran'daki bir spor kompleksi dün düzenlenen hava saldırılarında hasar gördü (DPA) Fotoğrafta, geçtiğimiz cuma günü başkentte düzenlenen bir mitingde son kez görünen Laricani yer alıyor (Reuters)
TT

Laricani suikastıyla Ayetullah'a gönderilen “sert mesaj”

Tahran'daki bir spor kompleksi dün düzenlenen hava saldırılarında hasar gördü (DPA) Fotoğrafta, geçtiğimiz cuma günü başkentte düzenlenen bir mitingde son kez görünen Laricani yer alıyor (Reuters)
Tahran'daki bir spor kompleksi dün düzenlenen hava saldırılarında hasar gördü (DPA) Fotoğrafta, geçtiğimiz cuma günü başkentte düzenlenen bir mitingde son kez görünen Laricani yer alıyor (Reuters)

İsrail, dün, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile Besic Güçleri Komutanı Gulamrıza Süleymani'nin, savaşın başlamasından ve çatışmaların ilk gününde Dini Lider Ali Hamaney'in öldürülmesinden bu yana gerçekleştirilen en hassas suikast operasyonlarından biri olan saldırılarla öldürüldüğünü duyurdu. Bu hamle, yeni Dini Lider Mücteba Hamaeney’e gönderilen ‘sert bir mesaj’ olarak değerlendirildi.

Tahran, Laricani'nin akıbeti konusunda ilk saatlerde sessizliğini korudu. Resmi haber ajansları ise iki ismin öldürüldüğüne dair herhangi bir imada bulunmadan Laricani'nin el yazısıyla yazılmış bir mektubu ve Süleymani'ye ait başka bir mektubu yayınlamakla yetindi. Ancak daha sonra İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Süleymani'nin ABD-İsrail saldırılarında öldürüldüğünü doğruladı. Ardından İran Ulusal Güvenlik Konseyi gece saatlerinde bir taziye açıklaması yayınlayarak Laricani'nin de öldürüldüğünü teyit etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Laricani'nin ‘İran'ı fiilen yöneten bir çete lideri’ olduğunu belirterek, ona yönelik saldırının Tahran'daki yönetim yapısını zayıflatma ve İranlılara ‘kendi kaderlerini tayin etme fırsatı’ verme çabalarının bir parçası olduğunu söyledi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise, saldırının İran'ın en önde gelen devlet adamlarından birini ve DMO'nun askeri kanadı olan Besic’in komutanını hedef aldığını doğruladı.

Savaşın on sekizinci günü, Tahran ve çevresinde eşzamanlı patlamalarla İran’a yönelik en şiddetli bombardıman gecelerinden biri yaşandı. Öte yandan İran, İsrail’e ve ABD’nin bölgedeki üslerine yönelik yeni füzeli ve insansız hava araçlı (İHA) saldırılar düzenlediğini duyurdu.

Bu arada Reuters, üst düzey bir İranlı yetkilinin, Ayetullah Mücteba Hamaney başkanlığındaki yeni liderliğin, gerilimi azaltmaya yönelik arabuluculuk önerilerini reddettiğini aktardı. Yetkili, ABD ve İsrail boyun eğmeden önce ‘barış için zamanın uygun olmadığını’ vurguladı.

Washington'da ise ABD Başkanı Donald Trump, gerginliği tırmandıran söylemlerini sürdürdü. ABD'nin İran'ın askeri kapasitesini yok ettiğini vurgulayan Trump, Hürmüz Boğazı meselesinin çatışmanın odak noktası olmaya devam edeceğini belirterek, müttefiklerini boğazın güvenliğini sağlamaya davet etti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı’nın ‘savaş öncesindeki haline dönmeyeceğini’ söyledi. Kalibaf, boğazın, devam eden çatışmada stratejik bir koz haline geldiğini de sözlerine ekledi.


Afrika, Trump’ın Karayipler’deki operasyonlarının ardından uyuşturucu ‘kartellerinin’ sığınağı haline geldi

Uluslararası raporlar, bazı Afrika ülkelerinin uyuşturucunun yayılmasını kontrol altına almak için alternatif yaklaşımlar benimsemeye başladığını gösteriyor. (AFP)
Uluslararası raporlar, bazı Afrika ülkelerinin uyuşturucunun yayılmasını kontrol altına almak için alternatif yaklaşımlar benimsemeye başladığını gösteriyor. (AFP)
TT

Afrika, Trump’ın Karayipler’deki operasyonlarının ardından uyuşturucu ‘kartellerinin’ sığınağı haline geldi

Uluslararası raporlar, bazı Afrika ülkelerinin uyuşturucunun yayılmasını kontrol altına almak için alternatif yaklaşımlar benimsemeye başladığını gösteriyor. (AFP)
Uluslararası raporlar, bazı Afrika ülkelerinin uyuşturucunun yayılmasını kontrol altına almak için alternatif yaklaşımlar benimsemeye başladığını gösteriyor. (AFP)

Sağir el-Hidri

ABD ordusunun Karayipler ve Güney Amerika’da uyuşturucu kaçakçılarına yönelik operasyonlarını artırmasıyla birlikte, bu alanda faaliyet gösteren kartellerin Afrika’ya yöneldiği ve kıtanın söz konusu ağlar için giderek daha güvenli bir sığınak haline geldiği ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, uyuşturucu kartelleri onlarca yıldır Gine-Bissau ve Nijerya gibi Afrika ülkelerine uzanan sevkiyat hatları kurmayı başardı. Bu ülkelerde yeniden paketlenen uyuşturucuların, Avrupa kıyılarına kaçırıldığı ya da yerel pazarlarda dağıtıldığı kaydediliyor.

Aynı verilere göre, gemi ve uçaklar Atlantik Okyanusu’nu aşarak Batı Afrika’daki ülkelere ulaşıyor; buradan sevk edilen uyuşturucular daha sonra İspanya ve İtalya gibi, yüksek kâr potansiyeline sahip pazarların bulunduğu Avrupa ülkelerine kaçırılıyor.

İdeal aktarma noktası

Son aylarda, ABD Başkanı Donald Trump’ın, dünyanın en büyük kokain üreticisi olarak bilinen Kolombiya’ya yönelik baskıyı artırdığı bildirildi. Bu gelişmenin, ABD’nin uyuşturucu kartelleriyle iş birliği yapmakla suçladığı Nicolas Maduro’nun iktidardan uzaklaştırılmasının ardından geldiği ifade ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Jeune Afrique dergisinden aktardığı habere göre  2025 yılında Avrupa’ya ulaşan kokainin yaklaşık yüzde 30’u Batı Afrika üzerinden sevk edildi. Bu durum, kıtanın uluslararası uyuşturucu ticaretinde giderek daha önemli bir transit merkez haline geldiğini ortaya koyuyor.

Afrika çalışmaları alanında uzman siyaset araştırmacısı Maysa Nevaf Abdulhalık, güvenlik raporlarının uyuşturucu kartellerinin faaliyetlerini özellikle Batı Afrika ve Sahel bölgesinde genişlettiğine işaret ettiğini belirtti. Söz konusu bölgelerin, Avrupa’ya yönelik kokain kaçakçılığında başlıca güzergâhlardan biri haline geldiği kaydedildi.

Abdulhalık yaptığı özel açıklamada, Avrupa’daki yüksek kokain talebinin bu eğilimde belirleyici olduğunu vurgulayarak, suç ağlarının Karayipler ve Latin Amerika’daki geleneksel rotalarda denetimlerin sıkılaşması nedeniyle alternatif güzergâhlar aradığını ifade etti. Bu çerçevede Batı Afrika’nın öne çıkan bir geçiş hattına dönüştüğünü dile getirdi.

Araştırmacı ayrıca, bölgenin coğrafi konumunun önemine dikkat çekerek, Latin Amerika’daki üretim merkezleri ile Avrupa’daki tüketim pazarları arasında yer almasının, Batı Afrika’yı uyuşturucu kaçakçılığı açısından ideal bir transit noktası haline getirdiğini belirtti.

Güvenlik kaosu

Fildişi Sahili’nde son dönemde eşi benzeri görülmemiş bir tartışma yaşandı. Güney Amerika ile Batı Afrika arasında uyuşturucu kaçakçılığı ağı yönettiği suçlamasıyla yargılanan bir İspanyol polis memurunun 10 yıl hapis cezasına çarptırılması, bölgenin uyuşturucu ticareti ve sevkiyatında merkez haline gelme riski konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı.

Nijerli siyaset araştırmacısı ve Afrika uzmanı Muhammed Eval, Batı Afrika’daki güvenlik zafiyetinin bölgeyi kokain ticareti ve kaçakçılığı için yeni bir merkez haline getirdiğini belirtti.

Eval, Fildişi Sahili’nin Güney Amerika ile Avrupa arasında önemli bir bağlantı noktası olduğuna dikkat çekerek, ülkenin Afrika’nın önde gelen kıyı devletlerinden biri olması nedeniyle uyuşturucu sevkiyatları için cazip bir güzergâh haline geldiğini ifade etti.

Araştırmacı ayrıca, bölge ülkelerinin ciddi güvenlik sorunları ve siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya olduğunu, bu durumun da uyuşturucu kartellerine karşı etkili bir mücadele yürütülmesini zorlaştırdığını ve söz konusu yapıların kıtada kalıcı bir varlık oluşturmasına zemin hazırladığını vurguladı.

Sorunu kontrol altına alma imkânı yok

Bu gelişmeler, Afrika’da isyancı ve radikal silahlı grupların benzeri görülmemiş şekilde yaygınlaştığı bir döneme denk geliyor. Cemaat Nusrat el-İslam vel-Müslimin gibi El Kaide bağlantılı yapılar, faaliyet gösterdikleri bölgelerde önemli ölçüde nüfuz kuruyor.

Uluslararası raporlar, bu grupların özellikle mali kaynak yetersizliği nedeniyle faaliyetlerini finanse etmek amacıyla uyuşturucu kartelleriyle iş birliğine yöneldiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık söz konusu yapıların askeri kapasitelerini artırmaya ve ulusal ordular karşısında sahada avantaj elde edebilmek için daha fazla savaşçı devşirmeye çalıştıkları belirtiliyor.

Abdulhalık, kıtada kurumsal zayıflık, denetim eksikliği ve özellikle limanlar ile sınır kapılarındaki kontrol yetersizliğinin uyuşturucu kaçakçılığını kolaylaştırdığını ifade etti. Abdulhalık, transit limanlarda uyuşturucu sevkiyatlarının gizlenebildiğini ve bunun kokain ticaretinin yayılmasına zemin hazırladığını vurguladı. Ayrıca Sahel bölgesinde faaliyet gösteren silahlı grupların, artan faaliyetlerini finanse etmek için bu ticarete yöneldiğini kaydetti.

Abdulhalık, mevcut güvenlik sorunları ve yetersiz yasal düzenlemeler nedeniyle Afrika ülkelerinin kısa vadede bu faaliyetleri kontrol altına almasının zor göründüğünü belirtti.

Alternatif yaklaşımlar

Afrika’da uyuşturucu kartellerinin kokain için alternatif güzergâhlar oluşturmasıyla ortaya çıkan olumsuz tabloya rağmen, uluslararası raporlar bazı Afrika ülkelerinin uyuşturucu yayılımını kontrol altına almak amacıyla yeni yaklaşımlar benimsemeye başladığını ortaya koyuyor.

Geçmişte kıtada bağımlılıkla mücadele büyük ölçüde cezai yaptırımlarla sınırlıyken, son yıllarda Fildişi Sahili ve Nijerya gibi ülkelerde tedavi merkezlerinin kurulmaya başlandığına dikkat çekiliyor.

Araştırmacı Eval, bu gelişmenin bağımlılık olgusuna yönelik farkındalığın arttığını gösterdiğini belirterek, söz konusu girişimlerin uyuşturucu kullanımını yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda sağlık, toplumsal ve kültürel bir mesele olarak ele alma yönünde önemli bir adım olduğunu ifade etti.

Eval, bu tür yaklaşımların henüz sınırlı düzeyde kaldığını vurgulayarak, Afrika ülkelerinin sorunu ciddiyetle ele almaları halinde bu politikaları yaygınlaştırmaları ve limanlar ile havaalanlarında denetimi artırmak için uluslararası iş birliğini güçlendirmeleri gerektiğini kaydetti.


Pentagon, saldırı dronlarının seri üretimine geçmeyi planlıyor

Amerika, İran'a karşı hava saldırılarında kullandığı İHA’ların seri üretimini hedefliyor, (Reuters)
Amerika, İran'a karşı hava saldırılarında kullandığı İHA’ların seri üretimini hedefliyor, (Reuters)
TT

Pentagon, saldırı dronlarının seri üretimine geçmeyi planlıyor

Amerika, İran'a karşı hava saldırılarında kullandığı İHA’ların seri üretimini hedefliyor, (Reuters)
Amerika, İran'a karşı hava saldırılarında kullandığı İHA’ların seri üretimini hedefliyor, (Reuters)

Wall Street Journal'a (WSJ) göre, üst düzey bir Pentagon yetkilisi, ABD Savunma Bakanlığı'nın, ABD ordusunun yakın zamanda İran'a karşı hava saldırılarında kullandığı türden kamikaze insansız hava araçlarının (İHA) seri üretimini hedeflediğini söyledi.

Lukas tek rotorlu saldırı dronu, Tahran'ın yoğun olarak kullandığı ve Ukrayna'daki savaşında Rus ordusuna da tedarik ettiği İran yapımı Şahed dronunun Amerikan yapımı versiyonudur.

Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre ABD ordusu geçen yılın sonlarında Ortadoğu'ya Lukas dronları konuşlandırdı.

Savunma Bakanlığı Araştırma ve Mühendislikten Sorumlu Müsteşarı Emil Michael, dün Arlington, Virginia'da düzenlenen bir sektör konferansında, "Sadece birkaç yıl içinde, seri üretime uygun hale getirmek için onları geliştirmeye ve iyileştirmeye devam ediyoruz" dedi. Lukas uçakları hakkında konuşan Michael, "Şimdiye kadar etkinliklerini kanıtladılar ve cephaneliğimiz için değerli bir varlık haline geldiler" ifadelerini kullandı.