Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: “Umman girişimi yeni bir metin içermiyor”

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
TT

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, “Yalnızca İran’ın tam iş birliği ve somut sonuçlar, İran’ın barışçıl bir nükleer programa sahip olduğuna dair güvenilir garantilere yol açacaktır” dedi.

Öte yandan İran’ın nükleer müzakerelerdeki baş yetkilisi olan İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı Muhammed İslami, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşundaki çözülmemiş sorunlar meselesini acilen kapatması çağrısında bulundu.

Viyana’daki UAEA üyelerinin Genel Kurulu’nun başlangıcında Grossi, İran’a nükleer faaliyetlerinde daha fazla şeffaflık sağlaması ve BM kuruluşu nezdinde güven oluşturulması çağrısında bulundu.

UAEA’ın İran ile bazı konularda bazı ilerlemeler kaydettiğini belirten Grossi, ancak aynı zamanda iş birliğinin Mart ayındaki isteklerinin aksine bazı konularda ilerleme kaydedemediğini belirtti. Ayrıca UAEA’nın uranyum izleri bulduğu iki gizli alan sorununun çözülmesi ve Tahran’ın devre dışı bıraktığı güvenlik kameralarının yeniden kurulması konusunda İran ile anlaşmaya varıldığını söyledi.

Ek soruşturma konusuna ve İran’ın Şubat 2011’de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması Ek Protokolü’nün uygulanmasını durdurduktan sonra terk ettiği mekanizmaya değindi. İran, 2015 nükleer anlaşması kapsamında sürpriz denetimler gibi daha geniş denetimlere izin veren Ek Protokolü uygulamayı kabul etti.

UAEA’nın başkanlığı pozisyonunda ikinci dönemine başlayan Grossi, “Bizim veya İran’ın özel konuşması mümkün değil” dedi. Ajans’ın İran ile ortak bir anlayışa ulaşması ihtiyacından bahseden Grossi, “Karşılıklı iş birliği ve şeffaflığa ulaşmak için her birimiz kendi işimizi yapmalıyız” diyerek, ekibinin ellerinde doğru bilgi olmadığında İran’ın faaliyetleri hakkında doğru bir rapor sunamayacağını vurguladı.

Grossi, Tahran’ın teslimini nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması şartına bağladığı, iki buçuk yıl öncesine ait güvenlik kamerası kayıtlarına UAEA tarafından erişim sağlanamadığını dile getirdi.

Askıdaki sorunları kapatma

İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı ise ülkesinin elektrik üretmek ve diğer sivil kullanımlar için nükleer enerjinin kullanımını genişletmeye kararlı olduğunu söyledi. Ayrıca nükleer programın ‘yaptırımlara rağmen ilerleme kaydettiğini’ belirtti.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, ülkesinin nükleer elektrik üretiminin enerji sepetindeki payını 2040 yılına kadar 20 bin megawatta çıkarmaya kararlı olduğunu açıkladı.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirerek eleştiren İslami, ülkesinin UAEA ile işbirliğinin bir başarının sonucu olarak görülmemesi ve siyasi gündem takibinden olumsuz etkilenmemesi gerektiğini bir kez daha dile getirdi. Muhammed İslami, “Beş yılın üzerine de ABD, İran’a yasa dışı yaptırımlar uygulamaktan vazgeçmedi” dedi.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, dün Viyana’daki Uluslararası Ajansın Genel Kurulu’nda bir konuşma yapıyor (AFP)

“İran’ın kuruluşla” devam eden işbirliği göz ardı edilmemelidir” diyen İslami, UAEA’nın İran’ın nükleer tesislerine yönelik en büyük ve en yoğun denetimleri yürüttüğünü açıkladı. Muhammed İslami, İran’ın nükleer programıyla ilgili bilgilerin gizliliğini korumak için somut ve etkili önlemler alma çağrısında bulundu. İslami ayrıca, “Ajans tarafsızlığını ve saygılı davranışını korumalı ve üç aylık raporlarını hazırlarken gereksiz ayrıntılar vermekten kaçınmalıdır” dedi.

İslami, konuşması sırasında UAEA Başkanı’nın İran’ın nükleer anlaşma kapsamında kabul ettiği ek denetimlere geri dönmesi yönündeki taleplerine de üstü kapalı yanıt vererek, “Üye devletlerin Koruma Önlemleri Anlaşması uyarınca yasal yükümlülükleri ile gönüllü yükümlülükleri arasında açık bir ayrım olmalıdır” şeklinde konuştu.

Ülkesinin, UAEA’nın ‘olağanüstü konular meselesinin bir an önce kapatıldığını’ duyurması yönünde çağrıda bulunduğunu söyleyen İslami, İran’ın Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için önerdiği taslağı kabul etmek için gizli sahalara ilişkin soruşturma dosyasını kapatma yönündeki önceki şartına atıfta bulundu.

İslami, konuşmasının bir bölümünde ise İran’ın baş düşmanı İsrail’e sözlü saldırıda bulundu. Muhammed İslami, “İsrail’in İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik tehditleri, UAEA tüzüğüne ve BM Şartı’na aykırıdır” diyerek, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na katılamamasını eleştirdi. Ayrıca dünyanın nükleer silah cephaneliğinin genişlemesi konusundaki endişelerini dile getirdi.

Umman girişimi yeni bir metin içermiyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, New York’tan dönüşünde ülkesinin nükleer anlaşmaya dönüş konusunda Amerikalılardan her zaman olumlu mesajlar aldığını söyledi. Ancak ülkesinin ABD tedbir ve davranışlarının ikiyüzlülüğüne tahammül edemeyeceğine karşı da uyarıda bulundu.

Sultan Heysem bin Tarık’ın nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten İranlı Bakan, resmi IRNA haber ajansına belirttiğine göre ise Umman girişiminin ‘yeni bir metin içermediğini’ vurguladı.

Abdullahiyan, detaylara girmekten kaçınırken, Umman Sultanı’nın inisiyatifinin, hızlandırma ve tüm tarafların yükümlülüklerine dönmesine yönelik bir yol çerçevesinde geldiğini dile getirdi. “Ancak bu Umman Sultanı’nın yeni bir planı veya metni olduğu anlamına gelmiyor” diyen Abdullahiyan, Ummanlı mevkidaşı Bedir el-Busaidi ile New York'ta kaldıkları süre boyunca yaptıkları istişarelere dikkat çekti.

İran - Avrupa gerginliği

Pazar günü CNN’de yayınlanan bir röportajda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin uranyumu silah seviyesine yakın seviyelere kadar zenginleştirmesini savundu. Ayrıca bunun, Avrupa ülkelerinin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmasının sonlanmasına verdikleri desteğe bir yanıt olduğunu belirtti.

Genel Kurul çalışmaları sırasında kaydedilen röportajda ülkesinin başlangıçta zenginleştirmeyi yüzde 60’a çıkarmayı amaçlamadığını söyleyen Reisi, “Ancak Avrupa ülkeleri, yükümlülüklerini ayaklar altına aldılar” dedi.

İran, Nisan 2021'de nükleer görüşmelerin başlamasıyla birlikte uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmeye başladı. O dönemde Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine yapılan ve santrifüjlerin yüzde 60 oranında arızalanmasına neden olan bir saldırı, İran’ın bu adımı için bir gerekçe olarak sunuldu.

Reisi’nin son röportajından önce İran, uranyum zenginleştirme oranının yüzde 60 artırılması da dahil olmak üzere nükleer anlaşmanın yükümlülüklerinden vazgeçmenin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından ABD tarafından yeniden uygulanan yaptırımlara yanıt olarak geldiğini dile getirdi.

Mart ayında UAEA yer altı Fordo tesisinde yüzde 84 oranında zenginleştirilmiş uranyum parçacıkları bulduğunu duyurdu.

Reisi, yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme birikiminin hızlanmasının ardından ülkesinin nükleer bomba üretmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları yalanladı. CNN’e yaptığı açıklamada ise Tahran’ın nükleer silahlara veya askeri boyutu olan herhangi bir faaliyete ulaşma niyetinde olmadığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Reisi, “Avrupalılar yükümlülüklerini yerine getirmeye geri dönerse, İslam Cumhuriyeti de geçmişte olduğu gibi yükümlülüklerine tam olarak uyacaktır” dedi.

Tahran’ın İran’ın faaliyetlerini izleme konusunda en deneyimli UAEK müfettişlerini dışarıda bırakma kararı hakkında da yorum yapan Reisi, Genel Kurul çalışmalarının oturum aralarında düzenlediği basın toplantısında, “İran, UAEA müfettişlerini topraklarında istemediğini söylemedi. İran’ın, kurumun nükleer sahalarını denetlemesinden rahatsız olmadığını belirtti.

İbrahin Reisi, CNN’e yaptığı açıklamada “İran, burada herhangi bir müfettişin bulunmasını istemediğimizi söylemedi. Fransa, İngiltere ve Almanya’nın söylediğini söyledik. UAEA’nın söylediği şu; Bu üç ülkenin bireylerine karşı bazı hassasiyetlerimiz var. Güvenleri, şüphe gölgesi altında” dedi.

İran’ın hamlesi, bu ayın başında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın UAEA’nın Yönetim Kurulu’nda Tahran’a, ‘açıklanmayan yerlerde bulunan uranyum izlerinin varlığına ilişkin açıklama da dahil olmak üzere bazı konularda kurumla derhal iş birliği yapması çağrısında bulunulan’ bir hamlenin ardından geldi.

Avrupa ülkeleri, Tahran’da öfkeye yol açan bir hareketle, İran’ın nükleer anlaşma kapsamında süresi önümüzdeki ay dolması planlanan füze ve drone programlarına yönelik yaptırımları uzatma kararı aldı.

ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya, geçen hafta yaptıkları açıklamada İran’ı, ‘bir dizi BM müfettişinin ülkede çalışmasını engelleme kararını iptal etmeye’ çağırmıştı.

Reisi ve Abdullahiyan’ın, Avrupa Troykası’ndaki mevkidaşlarıyla Genel Kurul çalışmaları sırasında herhangi bir görüşme yapmaması dikkat çekti. Bu durum, iki taraf arasındaki gerginliğin yüksek olduğunun bir göstergesiydi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın bazı uluslararası denetçileri engelleme kararının, İran’ın nükleer programının sorumlu tarafı olmakla ilgilenmediğini gösterdiğini söyledi.



Amerika, Güney Kore'den Ortadoğu'ya silah sevkiyatı yapmaya hazırlanıyor

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung (DPA)
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung (DPA)
TT

Amerika, Güney Kore'den Ortadoğu'ya silah sevkiyatı yapmaya hazırlanıyor

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung (DPA)
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung (DPA)

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD güçlerinin bazı silahları ülke dışına çıkarmalarını engelleyemeyeceğini, ancak bunun Kuzey Kore'ye karşı caydırıcılık kapasitesini etkilememesi gerektiğini söyledi. Bu açıklamayı, söz konusu silahların Ortadoğu'ya konuşlandırılmak üzere hazırlandığına dair haberlerin ardından yaptı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre “Son zamanlarda Kore'de konuşlanmış ABD güçlerinin bazı silahları ülke dışına sevk etmesiyle ilgili bir tartışma var gibi görünüyor” diyen Lee, Seul'un buna karşı olduğunu belirtmesine rağmen, talepte bulunacak durumda olmadığını da belirtti.

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun cuma günü yaptığı açıklamada, ABD ve Güney Kore ordularının, İran'a karşı bir savaşta kullanılmak üzere Güney Kore'de konuşlanmış bazı ABD Patriot füze savunma sistemlerinin yeniden konuşlandırılması olasılığını görüştüklerini söyledi.

Tayvan Savunma Bakanı Wellington Kuo ise bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin Ortadoğu'ya silah transferi konusunda Taipei ile herhangi bir iletişim kurmadığını söyledi.

Parlamento'da gazetecilere konuşan Kuo, Tayvan'da ABD yapımı silahların yeniden konuşlandırılmasının ancak ABD'nin talebi üzerine gerçekleşebileceğini söyledi. Kuo, böyle bir durumda transferden ABD'nin sorumlu olacağını ifade etti.

Kuo, “Ancak şu ana kadar, ABD ile İran arasındaki savaşta ilgili ekipmanlarımızın kullanımı konusunda bizimle iletişime geçmediler” dedi.

ABD, silah cephanesinde Patriot füzeleri bulunan Tayvan'ın ana silah tedarikçisidir.

Demokratik bir hükümet tarafından yönetilen Tayvan, adayı kendi topraklarının bir parçası olarak gören Çin'in artan askeri baskısıyla karşı karşıyadır. Tayvan hükümeti, Pekin'in egemenlik iddialarını reddediyor.

Güney Kore hükümeti kaynaklarına atıfta bulunan medya raporları, Patriot sistemlerinin Orta Doğu'ya yeniden konuşlandırılmak üzere hazırlandığını ve ağır ABD askeri nakliye uçaklarının bunları taşımak için Osan'a ulaştığını belirtti.


İran savaşının başlamasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği en geniş çaplı hava saldırıları

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında çadırları yıkılan iki Filistinli kadın ağlıyor, 9 Mart 2026. (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında çadırları yıkılan iki Filistinli kadın ağlıyor, 9 Mart 2026. (AP)
TT

İran savaşının başlamasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği en geniş çaplı hava saldırıları

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında çadırları yıkılan iki Filistinli kadın ağlıyor, 9 Mart 2026. (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında çadırları yıkılan iki Filistinli kadın ağlıyor, 9 Mart 2026. (AP)

İsrail, Gazze Şeridi’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları mensuplarını hedef alan suikast operasyonlarını üçüncü gününde de sürdürdü. İsrail güçleri, İran’a karşı başlatılan savaşın ardından pazar gecesi ile pazartesi sabahı arasında Gazze Şeridi’ne yönelik en geniş çaplı hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti.

Han Yunus ve Gazze şehrinde gerçekleştirilen iki ayrı suikast saldırısında Kassam Tugayları mensubu bazı kişiler öldürüldü. Gazze Şeridi’nin orta kesimini hedef alan üçüncü saldırıda ise silahlı gruplara mensup herhangi bir kişinin ölmediği, buna karşın iki kadın ile bir çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.

Geçtiğimiz ekim ayında ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiğinin açıklanmasından bu yana İsrail’in anlaşmayı ihlal ederek düzenlediği saldırılarda yaklaşık 650 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi. 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında başlayan savaşta hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 72 bini aştığı ifade ediliyor.

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, pazar gece yarısından sonra bir insansız hava aracı (İHA), yerinden edilmiş sivillerin kaldığı bir çadırda bulunan Kassam Tugayları mensubuna suikast düzenlemeye çalıştı. Ancak hedef alınan kişinin saldırı sırasında çadırda bulunmadığı, saldırı sonucu çevredeki çadırlarda kalan iki kadın ve bir çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi. Yaşamını yitirenler arasında, Katar Radyosu muhabiri olarak çalışan 46 yaşındaki gazeteci Emel Şimali’nin de bulunduğu aktarıldı.

dfv
Gazze Şeridi’nin orta kesiminde İsrail hava saldırısında öldürülen gazeteci Emel Şimali’nin cenaze namazını kılan Filistinliler, 9 Mart 2026 (AP)

Filistinli basın kuruluşları, gazeteci Emel Şimali’nin ölümünü duyurdu. Böylece savaş boyunca hayatını kaybeden medya çalışanlarının sayısının 261’e yükseldiği bildirildi.

Bu olaydan önce, Kassam Tugayları’nın üç önde gelen mensubu, Gazze şehrinin batısındaki el-Ketibe bölgesinde bir araya geldikleri sırada düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybetti. Saldırıda bir kişi de ağır yaralandı. Doktorların, çok sayıda ameliyatın ardından yaralının hayatını kurtarmaya çalıştığı belirtildi.

Saha kaynaklarına göre saldırının asıl hedefi, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya kasabasına bağlı birlikler içinde yer alan ve Askalan Taburu kapsamında görev yapan Kassam Tugayları’na bağlı bir timin komutanı olan Nail el-Baravi idi. Saldırıda Baravi ile birlikte timden iki kişi daha hayatını kaybederken, bir kişi de ağır yaralandı.

İsrail ise saldırının, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde kendi birliklerine karşı keskin nişancı saldırısı planladığını öne sürdüğü Hamas mensuplarını hedef aldığını iddia etti. İsrail, geçtiğimiz cumartesi günü Han Yunus’ta düzenlenen ve Kassam Tugayları’nın askeri üretim faaliyetlerinde rol alan önde gelen bir mensubun öldürüldüğü saldırı için de benzer bir iddiada bulunmuştu.

fdbv
İsrail’in gece saldırısında öldürülen Filistinli bir sağlık görevlisinin akrabaları ve meslektaşları, Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi’nde sağlık görevlisinin cenazesi başında gözyaşı döktüler, 9 Mart 2026. (AFP)

Dün öğleden sonra bir Filistinli daha, İsrail’e ait Quadcopter tipi İHA’nın Gazze şehrinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde bulunan Keşku Caddesi’nde bir grup Gazzelinin üzerine el bombası atması sonucu hayatını kaybetti. Olayda yaralanan birkaç kişiyle birlikte hayatını kaybeden kişinin el-Ehli Baptist Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise yaşananları ‘tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. Kasım, İsrail’in dünyanın İran ve Lübnan’a yönelik saldırıları takip etmesiyle oluşan gündemi fırsat bilerek Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını artırdığını ve sınır kapılarını, özellikle de Refah Sınır Kapısı’nı kapalı tutarak kuşatmayı sıkılaştırdığını öne sürdü. Kasım, “İşgal güçleri, bölgeye yönelik saldırılarında aldığı koşulsuz Amerikan desteğinden yararlanarak ateşkesi ihlal ediyor ve Gazze’de sivillere karşı daha fazla katliam gerçekleştiriyor” ifadesini kullandı. Tüm arabuluculara çağrıda bulunan Kasım, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarının durdurulması, ihlallerin sona erdirilmesi ve Gazze Şeridi üzerindeki ablukaya acilen son verilmesi gerektiğini söyledi.

Suikast operasyonlarının yanı sıra İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde sarı hattın iki tarafında hava saldırıları, topçu atışları, silahlı saldırılar ve patlatma operasyonlarını sürdürdü.

fdv
Gazze şehrindeki bir kampta bulunan yerinden edilmiş Filistinliler (Reuters)

Bu arada Kerem Şalom Sınır Kapısı geçtiğimiz çarşamba gününden bu yana kısmen açık tutuluyor. İran’a karşı yürütülen savaş nedeniyle günlerce kapalı kalan sınır kapısının sınırlı biçimde açılmasıyla Gazze Şeridi’ne kısıtlı miktarda mal girişine izin veriliyor. En iyi ihtimalle günde 100 kamyonu geçmeyen yardım ve ticari malın girişine izin verilirken, İsrail makamları Kissufim Sınır Kapısı ve Zikim Sınır Kapısı’nı kapalı tutmayı sürdürüyor.

İsrail ayrıca dün, İran’a karşı başlatılan savaşın ardından ilk kez Gazze Şeridi’ne yemek pişirmede kullanılan gaz taşıyan 4 kamyonun girişine izin verdi.

Öte yandan Hamas yönetimi, mal kıtlığına rağmen Kerem Şalom Sınır Kapısı’nın kısmen açık tutulmasıyla piyasayı ve fiyatları kontrol altında tutmaya çalıştığını açıkladı. Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda, ‘fiyatları yükseltmek ve halkın temel ihtiyaç maddelerine olan ihtiyacını istismar etmek’ suçlamasıyla çok sayıda tüccar ve satıcının faaliyetlerinin durdurulduğu bildirildi.


Trump: Karmaşık bir askeri operasyon yürütüyoruz ve İran'ın ne zaman teslim olacağını bilmiyoruz

Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin konferansında konuşurken (Reuters)
Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin konferansında konuşurken (Reuters)
TT

Trump: Karmaşık bir askeri operasyon yürütüyoruz ve İran'ın ne zaman teslim olacağını bilmiyoruz

Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin konferansında konuşurken (Reuters)
Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin konferansında konuşurken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran'a karşı savaşın ‘kısa süreli bir yolculuk’ olacağını söyledi. Tahran'a karşı zaferin henüz ‘yeterince’ elde edilmediğini vurgulayan Trump, “Karmaşık bir askeri operasyon yürütüyoruz ve İran'ın ne zaman teslim olacağını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD-İsrail saldırısının hedeflerine ulaştığını belirten ABD Başkanı, savaşın ‘yakında sona ereceğini ve tekrar alevlenirse çok daha sert vurulacaklarını’ söyledi.

Trump, Florida'nın Doral kentindeki golf kulübünde Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin katıldığı bir toplantıda, CBS'ye savaşın ‘sona ermek üzere olduğu’ açıklamasında bulundu ve savaşın takvimine dair belirsizliği artırdı.

Trump, Florida'daki toplantıda “Bazı insanları ortadan kaldırmak için bunu yapmamız gerektiğini düşündüğümüz için küçük bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuğun kısa süreceğini göreceksiniz” şeklinde konuştu.

Trump, İran deniz ve hava kuvvetlerinin yok edilmesinin yanı sıra İran'ın füze programına da tekrar değindi. Ancak, CBS'ye yaptığı açıklamalar petrol fiyatlarının düşmesine ve borsa endekslerinin yükselmesine neden olan Trump, ABD ve İsrail'in daha fazlasını yapması gerektiğini söyledi. “Birçok yönden zaten kazandık, ancak yeterince kazanmadık” diyen Trump, İran'a karşı ‘nihai zafer’ çağrısında bulundu. Eski Dini Lider Ali Hamaney ve diğer İranlı yetkililerin öldürülmesine atıfta bulunan ABD Başkanı, ülkesinin ‘düşman tamamen ve kesin olarak yenilgiye uğratılana kadar geri adım atmayacağını’ söyledi.

Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını durdurması halinde ABD'nin İran'a çok daha büyük bir güçle saldıracağı uyarısında bulunan Trump, sosyal medya hesabından şöyle yazdı:

“İran, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını kesintiye uğratacak herhangi bir şey yaparsa, ABD şimdiye kadar aldığı darbenin yirmi katı güçle karşılık verecek.”

Trump, “Ayrıca, kolayca yok edilebilecek hedefleri yok edeceğiz ve İran'ın bir ülke olarak yeniden inşa olmasını pratik olarak imkansız hale getireceğiz. İran'ın başına ölüm, ateş ve öfke gelecek. Ama umarım ve dua ediyorum ki bu olmaz!” diye ekledi.

CBS News’e konuşan ABD başkanı, İran'a karşı savaşın ‘büyük ölçüde bittiğini’ ve Washington'ın dört ila beş haftalık ilk takvimin ‘çok ilerisinde’ olduğunu düşündüğünü söyledi.

Trump, Hürmüz Boğazı hakkında sorulan bir soruya verdiği yanıtta, gemilerin halen boğazdan geçmeye devam ettiğini, ancak ‘bu boğazı ele geçirmeyi düşündüğünü’ söyledi. Savaş, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının yaklaşık beşte birini taşıyan, dünyanın ana petrol nakil rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına neden oldu.

ABD ve İsrail 28 Şubat'ta İran'a saldırmaya başladı. İran, buna İsrail ve Körfez ülkelerine saldırarak karşılık verdi. Trump, İran'da Dini Lider Ali Hamaney dahil onlarca kişinin hayatını kaybettiği savaş için şimdiye kadar değişen hedefler ve takvimlerden söz etti.

İran'ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney hakkında ise “Ona bir mesajım yok” diyen Trump, Hamaney’in yerine geçecek birini düşündüğünü de sözlerine ekledi, ancak ayrıntılara girmedi. Trump daha önce, İran'ın en üst düzey isminin seçiminde söz sahibi olmak istediğini belirtmiş, ancak Tahran bunu reddetmişti.