Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: “Umman girişimi yeni bir metin içermiyor”

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
TT

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, “Yalnızca İran’ın tam iş birliği ve somut sonuçlar, İran’ın barışçıl bir nükleer programa sahip olduğuna dair güvenilir garantilere yol açacaktır” dedi.

Öte yandan İran’ın nükleer müzakerelerdeki baş yetkilisi olan İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı Muhammed İslami, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşundaki çözülmemiş sorunlar meselesini acilen kapatması çağrısında bulundu.

Viyana’daki UAEA üyelerinin Genel Kurulu’nun başlangıcında Grossi, İran’a nükleer faaliyetlerinde daha fazla şeffaflık sağlaması ve BM kuruluşu nezdinde güven oluşturulması çağrısında bulundu.

UAEA’ın İran ile bazı konularda bazı ilerlemeler kaydettiğini belirten Grossi, ancak aynı zamanda iş birliğinin Mart ayındaki isteklerinin aksine bazı konularda ilerleme kaydedemediğini belirtti. Ayrıca UAEA’nın uranyum izleri bulduğu iki gizli alan sorununun çözülmesi ve Tahran’ın devre dışı bıraktığı güvenlik kameralarının yeniden kurulması konusunda İran ile anlaşmaya varıldığını söyledi.

Ek soruşturma konusuna ve İran’ın Şubat 2011’de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması Ek Protokolü’nün uygulanmasını durdurduktan sonra terk ettiği mekanizmaya değindi. İran, 2015 nükleer anlaşması kapsamında sürpriz denetimler gibi daha geniş denetimlere izin veren Ek Protokolü uygulamayı kabul etti.

UAEA’nın başkanlığı pozisyonunda ikinci dönemine başlayan Grossi, “Bizim veya İran’ın özel konuşması mümkün değil” dedi. Ajans’ın İran ile ortak bir anlayışa ulaşması ihtiyacından bahseden Grossi, “Karşılıklı iş birliği ve şeffaflığa ulaşmak için her birimiz kendi işimizi yapmalıyız” diyerek, ekibinin ellerinde doğru bilgi olmadığında İran’ın faaliyetleri hakkında doğru bir rapor sunamayacağını vurguladı.

Grossi, Tahran’ın teslimini nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması şartına bağladığı, iki buçuk yıl öncesine ait güvenlik kamerası kayıtlarına UAEA tarafından erişim sağlanamadığını dile getirdi.

Askıdaki sorunları kapatma

İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı ise ülkesinin elektrik üretmek ve diğer sivil kullanımlar için nükleer enerjinin kullanımını genişletmeye kararlı olduğunu söyledi. Ayrıca nükleer programın ‘yaptırımlara rağmen ilerleme kaydettiğini’ belirtti.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, ülkesinin nükleer elektrik üretiminin enerji sepetindeki payını 2040 yılına kadar 20 bin megawatta çıkarmaya kararlı olduğunu açıkladı.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirerek eleştiren İslami, ülkesinin UAEA ile işbirliğinin bir başarının sonucu olarak görülmemesi ve siyasi gündem takibinden olumsuz etkilenmemesi gerektiğini bir kez daha dile getirdi. Muhammed İslami, “Beş yılın üzerine de ABD, İran’a yasa dışı yaptırımlar uygulamaktan vazgeçmedi” dedi.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, dün Viyana’daki Uluslararası Ajansın Genel Kurulu’nda bir konuşma yapıyor (AFP)

“İran’ın kuruluşla” devam eden işbirliği göz ardı edilmemelidir” diyen İslami, UAEA’nın İran’ın nükleer tesislerine yönelik en büyük ve en yoğun denetimleri yürüttüğünü açıkladı. Muhammed İslami, İran’ın nükleer programıyla ilgili bilgilerin gizliliğini korumak için somut ve etkili önlemler alma çağrısında bulundu. İslami ayrıca, “Ajans tarafsızlığını ve saygılı davranışını korumalı ve üç aylık raporlarını hazırlarken gereksiz ayrıntılar vermekten kaçınmalıdır” dedi.

İslami, konuşması sırasında UAEA Başkanı’nın İran’ın nükleer anlaşma kapsamında kabul ettiği ek denetimlere geri dönmesi yönündeki taleplerine de üstü kapalı yanıt vererek, “Üye devletlerin Koruma Önlemleri Anlaşması uyarınca yasal yükümlülükleri ile gönüllü yükümlülükleri arasında açık bir ayrım olmalıdır” şeklinde konuştu.

Ülkesinin, UAEA’nın ‘olağanüstü konular meselesinin bir an önce kapatıldığını’ duyurması yönünde çağrıda bulunduğunu söyleyen İslami, İran’ın Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için önerdiği taslağı kabul etmek için gizli sahalara ilişkin soruşturma dosyasını kapatma yönündeki önceki şartına atıfta bulundu.

İslami, konuşmasının bir bölümünde ise İran’ın baş düşmanı İsrail’e sözlü saldırıda bulundu. Muhammed İslami, “İsrail’in İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik tehditleri, UAEA tüzüğüne ve BM Şartı’na aykırıdır” diyerek, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na katılamamasını eleştirdi. Ayrıca dünyanın nükleer silah cephaneliğinin genişlemesi konusundaki endişelerini dile getirdi.

Umman girişimi yeni bir metin içermiyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, New York’tan dönüşünde ülkesinin nükleer anlaşmaya dönüş konusunda Amerikalılardan her zaman olumlu mesajlar aldığını söyledi. Ancak ülkesinin ABD tedbir ve davranışlarının ikiyüzlülüğüne tahammül edemeyeceğine karşı da uyarıda bulundu.

Sultan Heysem bin Tarık’ın nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten İranlı Bakan, resmi IRNA haber ajansına belirttiğine göre ise Umman girişiminin ‘yeni bir metin içermediğini’ vurguladı.

Abdullahiyan, detaylara girmekten kaçınırken, Umman Sultanı’nın inisiyatifinin, hızlandırma ve tüm tarafların yükümlülüklerine dönmesine yönelik bir yol çerçevesinde geldiğini dile getirdi. “Ancak bu Umman Sultanı’nın yeni bir planı veya metni olduğu anlamına gelmiyor” diyen Abdullahiyan, Ummanlı mevkidaşı Bedir el-Busaidi ile New York'ta kaldıkları süre boyunca yaptıkları istişarelere dikkat çekti.

İran - Avrupa gerginliği

Pazar günü CNN’de yayınlanan bir röportajda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin uranyumu silah seviyesine yakın seviyelere kadar zenginleştirmesini savundu. Ayrıca bunun, Avrupa ülkelerinin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmasının sonlanmasına verdikleri desteğe bir yanıt olduğunu belirtti.

Genel Kurul çalışmaları sırasında kaydedilen röportajda ülkesinin başlangıçta zenginleştirmeyi yüzde 60’a çıkarmayı amaçlamadığını söyleyen Reisi, “Ancak Avrupa ülkeleri, yükümlülüklerini ayaklar altına aldılar” dedi.

İran, Nisan 2021'de nükleer görüşmelerin başlamasıyla birlikte uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmeye başladı. O dönemde Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine yapılan ve santrifüjlerin yüzde 60 oranında arızalanmasına neden olan bir saldırı, İran’ın bu adımı için bir gerekçe olarak sunuldu.

Reisi’nin son röportajından önce İran, uranyum zenginleştirme oranının yüzde 60 artırılması da dahil olmak üzere nükleer anlaşmanın yükümlülüklerinden vazgeçmenin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından ABD tarafından yeniden uygulanan yaptırımlara yanıt olarak geldiğini dile getirdi.

Mart ayında UAEA yer altı Fordo tesisinde yüzde 84 oranında zenginleştirilmiş uranyum parçacıkları bulduğunu duyurdu.

Reisi, yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme birikiminin hızlanmasının ardından ülkesinin nükleer bomba üretmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları yalanladı. CNN’e yaptığı açıklamada ise Tahran’ın nükleer silahlara veya askeri boyutu olan herhangi bir faaliyete ulaşma niyetinde olmadığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Reisi, “Avrupalılar yükümlülüklerini yerine getirmeye geri dönerse, İslam Cumhuriyeti de geçmişte olduğu gibi yükümlülüklerine tam olarak uyacaktır” dedi.

Tahran’ın İran’ın faaliyetlerini izleme konusunda en deneyimli UAEK müfettişlerini dışarıda bırakma kararı hakkında da yorum yapan Reisi, Genel Kurul çalışmalarının oturum aralarında düzenlediği basın toplantısında, “İran, UAEA müfettişlerini topraklarında istemediğini söylemedi. İran’ın, kurumun nükleer sahalarını denetlemesinden rahatsız olmadığını belirtti.

İbrahin Reisi, CNN’e yaptığı açıklamada “İran, burada herhangi bir müfettişin bulunmasını istemediğimizi söylemedi. Fransa, İngiltere ve Almanya’nın söylediğini söyledik. UAEA’nın söylediği şu; Bu üç ülkenin bireylerine karşı bazı hassasiyetlerimiz var. Güvenleri, şüphe gölgesi altında” dedi.

İran’ın hamlesi, bu ayın başında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın UAEA’nın Yönetim Kurulu’nda Tahran’a, ‘açıklanmayan yerlerde bulunan uranyum izlerinin varlığına ilişkin açıklama da dahil olmak üzere bazı konularda kurumla derhal iş birliği yapması çağrısında bulunulan’ bir hamlenin ardından geldi.

Avrupa ülkeleri, Tahran’da öfkeye yol açan bir hareketle, İran’ın nükleer anlaşma kapsamında süresi önümüzdeki ay dolması planlanan füze ve drone programlarına yönelik yaptırımları uzatma kararı aldı.

ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya, geçen hafta yaptıkları açıklamada İran’ı, ‘bir dizi BM müfettişinin ülkede çalışmasını engelleme kararını iptal etmeye’ çağırmıştı.

Reisi ve Abdullahiyan’ın, Avrupa Troykası’ndaki mevkidaşlarıyla Genel Kurul çalışmaları sırasında herhangi bir görüşme yapmaması dikkat çekti. Bu durum, iki taraf arasındaki gerginliğin yüksek olduğunun bir göstergesiydi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın bazı uluslararası denetçileri engelleme kararının, İran’ın nükleer programının sorumlu tarafı olmakla ilgilenmediğini gösterdiğini söyledi.



ABD Başkanı’nın telefon ekranında gerçekleşen ve gerçekleşmeyen savaş

ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)
TT

ABD Başkanı’nın telefon ekranında gerçekleşen ve gerçekleşmeyen savaş

ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)

Samir Ebu Havvaş

ABD Başkanı Donald Trump, savaşın sekizinci gününde kendisine ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı askeri operasyonun ilk günlerinde 160'tan fazla kız öğrencinin öldürüldüğü İran’ın Minab şehrindeki kız okuluna düzenlenen saldırı sorulduğunda, bunun İranlıların kendi işi olduğunu söyleyebildi. Bu açıklamaların yapıldığı günlerde -ki ABD Başkanı günde birden fazla kez konuşur- Beyaz Saray hesapları savaşı tanıtan videolar yayınladı. Bu videolardan biri popüler savaş oyunu Call of Duty’den, diğer bir video ise Hollywood filmlerinden alınan görüntülerden oluşuyordu. Tüm videolar, Amerikan süper kahramanı, net bir hedef veya takvim belirtmeden, başlattığı savaşın galibi olarak gösterilmek üzere düzenlenmişti.

ABD Başkanı ve onun düşünce tarzına göre yazılmış gibi görünen bu pasajlar, üstünlük, büyüklük ve ‘heyecan’ fikirlerine dayanıyor. Bu pasajlar, siyasi, kültürel, sanatsal ve Hollywood dünyasından birçok kişinin itirazına neden oldu. Bu kişiler, bu savaşta hayatını kaybeden sivil kurbanlara ve savaşın başında öldürülen altı Amerikan askerine saygısızlık olarak görüyorlar. Ancak Başkan, bu protestolara kayıtsız kalıyor ve ne İranlıların ne (özgürleştirdiğini iddia ettiği) Arapların ne de dünyadaki diğer insanların duygularını dikkate almak zorunda hissetmiyor.

Oyun, oyundur!

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump için savaş, gerçek dünyada yaşanmıyor. Gerçekten kan dökülmüyor, gerçekten binalar yıkılmıyor, gerçek anlamda milyarlarca dolar harcanmıyor.  Dünya, çifte bir çelişkiyle karşı karşıya. Bir savaş video oyununa daha uygun bir isim olarak ‘Destansı Öfke’ adlandırdığı operasyonunu başlatan ve ülkesinin ekonomisinden ve bu savaşa dahil olan tüm ülkelerin ekonomilerinden eşi benzeri görülmemiş kaynakları seferber eden bir lider. Aynı zamanda bu savaşın gerçekleşmediğini, hızlı ve çabuk olduğunu, ‘inanılmaz’ başarılar ve hedeflerle dolu olduğunu, Trump’ın açıklamalarına göre onu takip edenlerin bir video oyunu veya basketbol ya da Amerikan futbolu maçı izliyormuş gibi hissedecekleri ölçüde sürekli olarak izlenim vermek istiyor.

Trump’ın her fırsatta savaş hakkında konuşurken gösterdiği coşku, eğlence ve keyif dünyasından ayrılmak istemeyen birinin yaşadığı coşkuyla aynı. ABD Başkanı önceki açıklamalarında, sanki bir futbol maçıymış gibi, bu savaştan ‘sıkılmayacağını’ övünerek söylemişti. Bu savaşta aynı anda hem ana oyuncu hem koç hem hakem hem yorumcu hem de seyirci konumunda. Hatta, coşkusuyla, rakip takımın ana oyuncusu ve koçu olmayı bile hedefliyor olabilir.

Trump'ın açıklamalarına dayanarak savaşı takip eden herkes, bir video oyunu ya da basketbol veya Amerikan futbolu maçı izliyormuş gibi hissediyor.

Trump, ilerlemiş yaşına rağmen, neredeyse her gün düzenlediği birçok etkinlik de dahil olmak üzere, başkanlığı süresince her şeye sosyal medyada genç bir influencerın bakış açısıyla yaklaşıyor. Trump, sosyal medya platformlarının gücünü çok erken keşfetti ve bunun sonucunda ‘Truth Social’ adındaki kendi sosyal medya platformunu kurdu.

Trump için gerçek dünya, küçük telefon ekranının sınırları içinde gerçekleşiyor ve diğer her şey, oyunu oynamayı bilmeyen insanlar tarafından uydurulmuş bir illüzyondan ibaret. Oysa bu oyunun kurallarını kendisi belirlemek ve istediği zaman da değiştirmek istiyor. Son savaşını desteklemek konusunda pek hevesli olmayan ülkelere, özellikle İspanya ve İngiltere'ye karşı tutumu bu görüşünü yansıtıyor. Zira Trump’a göre bu iki ülke de oyundan çıkarılması gereken kötü oyuncular. Bizzat kendisi de İngiltere’nin oyuna katılmak için çok geç kaldığını ve bu yüzden artık ‘oynamaya’ hakkı olmadığını söyledi. İspanya'ya yönelik öfkesi ve onu cezalandırma tehdidi, aynı takımda olması gereken, ancak oyunun dışında kalmayı seçen bir oyuncudan puan düşürmeye benziyor.

Kelimelerin gücü

Trump'ın dünyasında ne varsa oyun mantığına dayanıyor. Son derece dürtüsel, gayet kararsız bir oyuncu ve bu dünyadan, var olan tek dünya kendi dünyası olduğu sürece, her saat ve her gün ona var olma nedeni vermesinden başka bir şey istemiyor. Böylece kendisi, yönetimindeki başka hiçbir yetkili değil, İran’a karşı savaşının propaganda kampanyasının yönetmeni olur. Özellikle dünyanın en güçlü konumundaki bir adamın ağzından çıktığında sözlerin ne kadar güçlü olabileceğini de çok iyi bilir. Ona göre bir sonraki aşamada kendisiyle müzakere edecek kimse kalmayıncaya İranlı liderleri öldürmekten ve ‘güzel, muhteşem’ diye nitelendirdiği Amerikan silahlarının yol açtığı yıkımın boyutundan coşkuyla bahsetmesi, tüm bunlar siyasi ve askeri gerçeklere dayanmasından ziyade, o anın sözlüğünden, o anın ruh halinden ve kişisel arzularından kaynaklanıyor gibi görünüyor.

cdsffe
Washington'da düzenlenen madalya töreninde, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'ndeki başkanlık masasının arkasında duran ABD Başkanı Donald Trump'ın boş haldeki koltuğu, 3 Aralık 2020 (Jonathan Ernst / Reuters)

Trump'ın kendisine, temas kurduğu veya herhangi bir şekilde ilgi gösterdiği yerlere ve kişilere olan harika şeylerin sözlüğünde gerçekliğe yer yok. Çünkü kendisi gerçekliğin var olmadığını söyleyerek defalarca kez gerçekliği yok saymayı başardı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, ülkesinin İsrail'in savaşa girmesiyle birlikte savaşa girdiğini söylediği açıklamaları, Trump'ın birkaç saat sonra İsrail'i savaşa sokanın kendisi olduğunu, tersinin geçerli olmadığını açıklamasının ardından tuz gibi eriyip gitti.

Trump için gerçek dünya, küçük telefon ekranının sınırları içinde gerçekleşir. Diğer her şey, oyunu oynamayı bilmeyen insanlar tarafından uydurulmuş bir illüzyondan ibarettir.

İlk gün İran halkını sokağa çıkmaya çağıran ve “Ben üzerime düşeni yaptım, gerisi sizde” diyen Trump, iki gün sonra İranlıların bombardıman altında sokağa çıkmasını istemediğini belirterek “Onların sırası daha sonra gelecek” ifadelerini kullandı. Trump’ın Epstein dosyalarının da bu konuyla hiçbir ilgisi olmadığını söylemesi de ona göre gerçeğin bu olması için yeterli. Ona göre herhangi bir konuda onun anlatısına uymayan ne varsa hepsi basit bir şekilde ‘fake’ (sahte).

ds
Washington'da aktör ve yönetmen Rob Reiner'ın ölümüne ilişkin Donald Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı bir gönderiyi gösteren bir telefon ekran fotoğrafı, 15 Aralık 2025 (Kevin Dietsch / Getty / AFP)

Trump’ın dünyasında, olayın görüntüsüne sahip olan kişi olayın kendisine de sahip. Aynı şekilde konuşma gücüne sahip olan kişi de gerçeğin kendisine sahip. Geriye kalan her şey tartışamaya açık. Bunun dışında açıklığa ve mutlak gerçeğe yer yok. Trump, tıpkı sosyal medyadaki tartışmalarda olduğu gibi, herhangi bir şey söyleyebilir, herhangi bir iddiada bulunabilir ve bunu çevrimiçi olarak yayınlayabilir. Bu da tek gerçek haline gelir. Söylediğiniz, bir süreliğine internette kalır, ardından ortadan kaybolur ve yerine başka bir şey gelir. Yok olduğunda ortada ciddi bir tartışma veya gerçekten önemli bir şey kalmaz.

Çizgiler ve rakamlar

ABD Başkanı, Oval Ofis'inden ya da Mar-a-Lago tatil beldesindeki lüks malikanesinden ne coğrafya ve tarihle ne de İran'ın coğrafi büyüklüğü, tarihi ve nüfusu ile ilgileniyor. Bunların hepsi onun için yok hükmünde. Yahut varsa da sadece baktığı ekranda, çizgiler, sayılar, renkler ve verilerden oluşan bir koleksiyondan ibaret, daha fazlası değil. Haritalar değişir, dönüşür, üst üste biner ve hatta kaybolur, ama sadece bu ekranda. İnsanların terör estirdiği, öldürüldüğü, yerinden edildiği ve geleceklerinin yok edildiği gerçek dünya, anlaşmanın mantığına uymayan bir illüzyondan ibaret.

Bu anlamda Trump’ın bilinçli ya da bilinçsiz olarak, kendini yenileyen, sürekli yenilenen kendi gerçekliğini yaratan ve bunu dünyaya dayatan, teknoloji tarafından yönlendirilen hızlı tempolu bir dünyanın neredeyse kaçınılmaz bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla hızlı bir şekilde çözülme belirtisi göstermeyen İran ile halen savaşın ortasında olan Trump'ın, ‘son demlerini yaşadığını’ söylediği Küba hakkında düşünmeye başlaması şaşırtıcı değil. Sıkılma ve yeni hedefler bulma mantığı, bir şeyleri başarmak yerine zaman geçirmek anlamında, bu değişken ve hızla değişen başkanlık pozisyonlarını ve ruh hallerini yöneten tek şey gibi görünüyor.

cfd
Beyaz Saray yakınlarında, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney'in ölümünü duyuran Donald Trump'ın bir gönderisini gösteren bir telefonun ekran fotoğrafı, 28 Şubat 2026 (Andrew Caballero-Reynolds / AFP)

Dolayısıyla Trump, İran hakkında, Gazze hatta Venezuela hakkındaki düşündüğünden farklı düşünmüyor. O uzak ve belirsiz gelecekte her şey harika olacak. Venezuela gibi bir ülke, Gazze'deki soykırım ya da İran'daki büyük jeopolitik sorunlar, hepsi sadece Truth Social üzerinden yapılan ‘paylaşımlar’ haline geliyor. Paylaşımda ister “Gazze'yi yeni bir Riviera yapacağız” isterse “Çok para kazanıyoruz” yazsın, gönderi yayınlandıktan hemen sonra değerini yitirir ve düşünceler bir sonraki gönderiye yönelir.

Trump'ın İran hakkındaki görüşü, Gazze veya hatta Venezuela hakkındaki görüşünden çok da farklı değil. O uzak ve belirsiz gelecekte, her şey harika olacak.

Trump, insanlık tarihinin büyük dramatik şahsiyetlerine benziyor. Kendisi ve dünya hakkındaki kendi anlatısına hapsolmuş bir adam, ki bazıları bunu ‘kronik narsisizm’ olarak nitelendiriyor. Aynı zamanda, 80 yaşına yaklaştığının farkında olduğundan; saatler, günler ve aylar ona, yaratma ve yok etme, sonra yeniden yaratma ve yine yok etme oyunuyla, mutlak eğlenceyle hafifletilmesi gereken bir yük gibi geliyor. Dünya, istikrarlı haliyle, ki bu istikrar ne anlama gelirse gelsin, sıkılmanın bu en büyük ustasına hiç çekici gelmiyor. Dolayısıyla bu istikrarın bazen ekonomik önlemlerle, bazen özel operasyonlarla, bazen savaşlar çıkararak, bazen bir sanatçıyı veya bir gazeteciyi aşağılayarak, dur durak bilmeksizin bozulması gerekiyor. Tüm bunlar olurken de şöyle bir durup oyundaki yeni bir perdeyi düşündüğü ve bu perdeyi ve renklerini seçtiği için kendisiyle övünmesini son derece kabul edilebilir görüyor.


Türkiye İran’a, hava sahasının ihlalinin ‘kabul edilemez’ olduğunu bildirdi

Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, 9 Mart 2026 (AFP)
Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, 9 Mart 2026 (AFP)
TT

Türkiye İran’a, hava sahasının ihlalinin ‘kabul edilemez’ olduğunu bildirdi

Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, 9 Mart 2026 (AFP)
Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, 9 Mart 2026 (AFP)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ‘Türk hava sahasının ihlalinin kabul edilemez olduğunu’ bildirdi. Bu açıklama, İran’a ait ikinci bir füzenin Türk hava sahasında düşürülmesinin hemen ardından geldi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Arakçi telefon görüşmesinde, İran’dan fırlatılan iki füze ile ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütüleceğini Fidan’a iletti. Fidan ise tüm tarafların sivilleri tehlikeye atabilecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Millî Savunma Bakanlığı bugün NATO’nun hava savunma önlemleri çerçevesinde, ülkenin güneydoğusundaki Malatya şehrine Amerikan yapımı Patriot hava savunma sistemini konuşlandırdığını duyurdu.

Malatya’daki Kürecik Radar Üssü, İran’a ait iki balistik füzenin Türkiye’ye yöneldiğinin tespit edilmesine katkı sağladı.

wefre
Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, Diyarbakır, 9 Mart 2026 (Reuters)

Millî Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, NATO’ya ait savunma sistemlerinin İran’dan fırlatılan bir balistik füzeyi Türk hava sahasına girdiği sırada etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Bu, beş gün içinde yaşanan ikinci benzer olay oldu.

Açıklamada, “İran’dan fırlatılan ve Türk hava sahasına giren balistik füze, Doğu Akdeniz’deki NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi” denildi. Füzeden düşen parçaların Gaziantep’te açık bir alana düştüğü, ancak herhangi bir yaralanmaya yol açmadığı bildirildi.

Bakanlık, “Topraklarımıza veya hava sahamıza yönelik herhangi bir tehdide karşı gerekli tüm önlemler kararlılıkla ve tereddütsüz alınacaktır. Türkiye’nin uyarılarının dikkate alınması herkesin yararınadır” ifadelerini yineledi.


İsrail ve İran karşılıklı saldırılar düzenlerken Trump: Savaş yakında bitecek

TT

İsrail ve İran karşılıklı saldırılar düzenlerken Trump: Savaş yakında bitecek

İsrail ve İran karşılıklı saldırılar düzenlerken Trump: Savaş yakında bitecek

 

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen savaşın “çok yakında sona ereceğini” ifade ederken  petrol arzını engellemesi halinde İran’ı “çok daha sert saldırılarla” tehdit etti.

Trump, Fox News’e verdiği bir röportajda, Tahran ile görüşmesinin mümkün olabileceğini belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise İran’daki rejimin devrilmesinin nihayetinde “İran halkının elinde olduğunu” belirterek, İsrail’in Tahran’a yönelik yürüttüğü operasyonların amacının İran rejiminin “kemiklerini kırmak” olduğunu söyledi.

Öte yandan İran İran Devrim Muhafızları, Ortadoğu’daki savaşın nasıl ve ne zaman sona ereceğini İran’ın belirleyeceğini vurguladı.

İran ordusu ayrıca hava kuvvetlerinin intihar tipi insansız hava araçları kullanarak, İsrail’in Hayfa kentindeki petrol ve gaz rafinerisini ile yakıt depolarını hedef aldığını duyurdu.