Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: “Umman girişimi yeni bir metin içermiyor”

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
TT

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan İran’a iş birliği çağrısı

Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)
Grossi, UAEA Genel Kurulunun başında Viyana’da (AFP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, “Yalnızca İran’ın tam iş birliği ve somut sonuçlar, İran’ın barışçıl bir nükleer programa sahip olduğuna dair güvenilir garantilere yol açacaktır” dedi.

Öte yandan İran’ın nükleer müzakerelerdeki baş yetkilisi olan İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı Muhammed İslami, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşundaki çözülmemiş sorunlar meselesini acilen kapatması çağrısında bulundu.

Viyana’daki UAEA üyelerinin Genel Kurulu’nun başlangıcında Grossi, İran’a nükleer faaliyetlerinde daha fazla şeffaflık sağlaması ve BM kuruluşu nezdinde güven oluşturulması çağrısında bulundu.

UAEA’ın İran ile bazı konularda bazı ilerlemeler kaydettiğini belirten Grossi, ancak aynı zamanda iş birliğinin Mart ayındaki isteklerinin aksine bazı konularda ilerleme kaydedemediğini belirtti. Ayrıca UAEA’nın uranyum izleri bulduğu iki gizli alan sorununun çözülmesi ve Tahran’ın devre dışı bıraktığı güvenlik kameralarının yeniden kurulması konusunda İran ile anlaşmaya varıldığını söyledi.

Ek soruşturma konusuna ve İran’ın Şubat 2011’de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması Ek Protokolü’nün uygulanmasını durdurduktan sonra terk ettiği mekanizmaya değindi. İran, 2015 nükleer anlaşması kapsamında sürpriz denetimler gibi daha geniş denetimlere izin veren Ek Protokolü uygulamayı kabul etti.

UAEA’nın başkanlığı pozisyonunda ikinci dönemine başlayan Grossi, “Bizim veya İran’ın özel konuşması mümkün değil” dedi. Ajans’ın İran ile ortak bir anlayışa ulaşması ihtiyacından bahseden Grossi, “Karşılıklı iş birliği ve şeffaflığa ulaşmak için her birimiz kendi işimizi yapmalıyız” diyerek, ekibinin ellerinde doğru bilgi olmadığında İran’ın faaliyetleri hakkında doğru bir rapor sunamayacağını vurguladı.

Grossi, Tahran’ın teslimini nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması şartına bağladığı, iki buçuk yıl öncesine ait güvenlik kamerası kayıtlarına UAEA tarafından erişim sağlanamadığını dile getirdi.

Askıdaki sorunları kapatma

İran Atom Enerjisi Kurumu (IEAK) Başkanı ise ülkesinin elektrik üretmek ve diğer sivil kullanımlar için nükleer enerjinin kullanımını genişletmeye kararlı olduğunu söyledi. Ayrıca nükleer programın ‘yaptırımlara rağmen ilerleme kaydettiğini’ belirtti.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, ülkesinin nükleer elektrik üretiminin enerji sepetindeki payını 2040 yılına kadar 20 bin megawatta çıkarmaya kararlı olduğunu açıkladı.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirerek eleştiren İslami, ülkesinin UAEA ile işbirliğinin bir başarının sonucu olarak görülmemesi ve siyasi gündem takibinden olumsuz etkilenmemesi gerektiğini bir kez daha dile getirdi. Muhammed İslami, “Beş yılın üzerine de ABD, İran’a yasa dışı yaptırımlar uygulamaktan vazgeçmedi” dedi.

IAEK Başkanı Muhammed İslami, dün Viyana’daki Uluslararası Ajansın Genel Kurulu’nda bir konuşma yapıyor (AFP)

“İran’ın kuruluşla” devam eden işbirliği göz ardı edilmemelidir” diyen İslami, UAEA’nın İran’ın nükleer tesislerine yönelik en büyük ve en yoğun denetimleri yürüttüğünü açıkladı. Muhammed İslami, İran’ın nükleer programıyla ilgili bilgilerin gizliliğini korumak için somut ve etkili önlemler alma çağrısında bulundu. İslami ayrıca, “Ajans tarafsızlığını ve saygılı davranışını korumalı ve üç aylık raporlarını hazırlarken gereksiz ayrıntılar vermekten kaçınmalıdır” dedi.

İslami, konuşması sırasında UAEA Başkanı’nın İran’ın nükleer anlaşma kapsamında kabul ettiği ek denetimlere geri dönmesi yönündeki taleplerine de üstü kapalı yanıt vererek, “Üye devletlerin Koruma Önlemleri Anlaşması uyarınca yasal yükümlülükleri ile gönüllü yükümlülükleri arasında açık bir ayrım olmalıdır” şeklinde konuştu.

Ülkesinin, UAEA’nın ‘olağanüstü konular meselesinin bir an önce kapatıldığını’ duyurması yönünde çağrıda bulunduğunu söyleyen İslami, İran’ın Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için önerdiği taslağı kabul etmek için gizli sahalara ilişkin soruşturma dosyasını kapatma yönündeki önceki şartına atıfta bulundu.

İslami, konuşmasının bir bölümünde ise İran’ın baş düşmanı İsrail’e sözlü saldırıda bulundu. Muhammed İslami, “İsrail’in İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik tehditleri, UAEA tüzüğüne ve BM Şartı’na aykırıdır” diyerek, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na katılamamasını eleştirdi. Ayrıca dünyanın nükleer silah cephaneliğinin genişlemesi konusundaki endişelerini dile getirdi.

Umman girişimi yeni bir metin içermiyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, New York’tan dönüşünde ülkesinin nükleer anlaşmaya dönüş konusunda Amerikalılardan her zaman olumlu mesajlar aldığını söyledi. Ancak ülkesinin ABD tedbir ve davranışlarının ikiyüzlülüğüne tahammül edemeyeceğine karşı da uyarıda bulundu.

Sultan Heysem bin Tarık’ın nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten İranlı Bakan, resmi IRNA haber ajansına belirttiğine göre ise Umman girişiminin ‘yeni bir metin içermediğini’ vurguladı.

Abdullahiyan, detaylara girmekten kaçınırken, Umman Sultanı’nın inisiyatifinin, hızlandırma ve tüm tarafların yükümlülüklerine dönmesine yönelik bir yol çerçevesinde geldiğini dile getirdi. “Ancak bu Umman Sultanı’nın yeni bir planı veya metni olduğu anlamına gelmiyor” diyen Abdullahiyan, Ummanlı mevkidaşı Bedir el-Busaidi ile New York'ta kaldıkları süre boyunca yaptıkları istişarelere dikkat çekti.

İran - Avrupa gerginliği

Pazar günü CNN’de yayınlanan bir röportajda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin uranyumu silah seviyesine yakın seviyelere kadar zenginleştirmesini savundu. Ayrıca bunun, Avrupa ülkelerinin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmasının sonlanmasına verdikleri desteğe bir yanıt olduğunu belirtti.

Genel Kurul çalışmaları sırasında kaydedilen röportajda ülkesinin başlangıçta zenginleştirmeyi yüzde 60’a çıkarmayı amaçlamadığını söyleyen Reisi, “Ancak Avrupa ülkeleri, yükümlülüklerini ayaklar altına aldılar” dedi.

İran, Nisan 2021'de nükleer görüşmelerin başlamasıyla birlikte uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmeye başladı. O dönemde Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine yapılan ve santrifüjlerin yüzde 60 oranında arızalanmasına neden olan bir saldırı, İran’ın bu adımı için bir gerekçe olarak sunuldu.

Reisi’nin son röportajından önce İran, uranyum zenginleştirme oranının yüzde 60 artırılması da dahil olmak üzere nükleer anlaşmanın yükümlülüklerinden vazgeçmenin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından ABD tarafından yeniden uygulanan yaptırımlara yanıt olarak geldiğini dile getirdi.

Mart ayında UAEA yer altı Fordo tesisinde yüzde 84 oranında zenginleştirilmiş uranyum parçacıkları bulduğunu duyurdu.

Reisi, yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme birikiminin hızlanmasının ardından ülkesinin nükleer bomba üretmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları yalanladı. CNN’e yaptığı açıklamada ise Tahran’ın nükleer silahlara veya askeri boyutu olan herhangi bir faaliyete ulaşma niyetinde olmadığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Reisi, “Avrupalılar yükümlülüklerini yerine getirmeye geri dönerse, İslam Cumhuriyeti de geçmişte olduğu gibi yükümlülüklerine tam olarak uyacaktır” dedi.

Tahran’ın İran’ın faaliyetlerini izleme konusunda en deneyimli UAEK müfettişlerini dışarıda bırakma kararı hakkında da yorum yapan Reisi, Genel Kurul çalışmalarının oturum aralarında düzenlediği basın toplantısında, “İran, UAEA müfettişlerini topraklarında istemediğini söylemedi. İran’ın, kurumun nükleer sahalarını denetlemesinden rahatsız olmadığını belirtti.

İbrahin Reisi, CNN’e yaptığı açıklamada “İran, burada herhangi bir müfettişin bulunmasını istemediğimizi söylemedi. Fransa, İngiltere ve Almanya’nın söylediğini söyledik. UAEA’nın söylediği şu; Bu üç ülkenin bireylerine karşı bazı hassasiyetlerimiz var. Güvenleri, şüphe gölgesi altında” dedi.

İran’ın hamlesi, bu ayın başında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın UAEA’nın Yönetim Kurulu’nda Tahran’a, ‘açıklanmayan yerlerde bulunan uranyum izlerinin varlığına ilişkin açıklama da dahil olmak üzere bazı konularda kurumla derhal iş birliği yapması çağrısında bulunulan’ bir hamlenin ardından geldi.

Avrupa ülkeleri, Tahran’da öfkeye yol açan bir hareketle, İran’ın nükleer anlaşma kapsamında süresi önümüzdeki ay dolması planlanan füze ve drone programlarına yönelik yaptırımları uzatma kararı aldı.

ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya, geçen hafta yaptıkları açıklamada İran’ı, ‘bir dizi BM müfettişinin ülkede çalışmasını engelleme kararını iptal etmeye’ çağırmıştı.

Reisi ve Abdullahiyan’ın, Avrupa Troykası’ndaki mevkidaşlarıyla Genel Kurul çalışmaları sırasında herhangi bir görüşme yapmaması dikkat çekti. Bu durum, iki taraf arasındaki gerginliğin yüksek olduğunun bir göstergesiydi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın bazı uluslararası denetçileri engelleme kararının, İran’ın nükleer programının sorumlu tarafı olmakla ilgilenmediğini gösterdiğini söyledi.



ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
TT

ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)

ABD'nin Meksikalı bir valiyi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlaması, iktidardaki Ulusal Yenilenme Hareketi'nde (Morena) ihtilaf yarattı.

New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı'nın geçen hafta açıkladığı iddianamede, aralarında Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya'nın da bulunduğu 10 mevcut ve eski yetkili "uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle" suçlanmıştı.

Sözkonusu kişilerin Sinaloa Karteli'nin Meksika'dan ABD'ye fentanil, eroin, kokain ve metamfetamin sokmasını sağladığı öne sürülmüştü. Ayrıca bazı isimlerin, kartelin şiddet eylemlerine bizzat katıldığı, "El Chapo" lakaplı Joaquin Guzman'ın destekçilerinin kontrolündeki çeteyle bağlantıları olduğu iddia edilmişti.

76 yaşındaki Meksikalı vali, hakkındaki iddiaları reddederek suçlamalara savunmasını hazırlamak için görevinden geçici olarak ayrılacağını duyurmuştu.

Meksika lideri Claudia Sheinbaum, suçlamalar hakkında kanıt bulunması halinde gerekli adımların atılacağını söylemişti. Ancak ABD'nin iade talebi ve iddialarla ilgili henüz bir kanıt sunmadığını belirtmişti.

Reuters'ın analizinde, ABD'nin suçlamalarının Morena'da ihtilaf yarattığı yazılıyor. Adlarının paylaşılmaması şartıyla ajansa konuşan Morenalı yetkililer, Beyaz Saray'ın baskısına nasıl yanıt verileceği ve Moya'nın geleceği hakkında parti içinde "hararetli tartışmalar" yaşandığını söylüyor.

Kaynaklara göre, Morena'nın kurucusu olan eski Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador'a sadık kanat, ABD'nin baskısına boyun eğilmesine yönelik her türlü adıma karşı çıkıyor.

Obrador'a yakın kesimler, Rocha'nın istifasını da eleştiriyor. Ayrıca valinin ABD'ye iadesinin gündeme getirilmesini "Meksika'nın egemenliğine ihanet" olarak görüyorlar.

Morena'nın yeni lideri Ariadna Montiel'in tarafındaki genç siyasetçilerse Rocha'ya yönelik suçlamayı, partideki yolsuzluk iddialarıyla mücadele etmek için fırsat olarak görüyor. Bu kanat, Obrador'un mirasına saygı duyarken ilk gruba kıyasla Sheinbaum'a daha yakın.

Siyasi analistler, iç çatışmaların Morena için "dönüm noktası" niteliğinde olduğunu belirtiyor. Morena'nın İşçi Partisi (PT) ve Yeşiller'le kurduğu koalisyonla Kongre'de elde ettiği üstünlük de tehlikede. Bölünme sinyallerinin Morena'nın anket ve sandık performansını ciddi şekilde etkileyebileceği vurgulanıyor.

Sheinbaum ise zor seçimlerle karşı karşıya. 1994-2000'de Meksika'yı yöneten Ernesto Zedillo'nun danışmanı Antonio Ocaranza şunları söylüyor:

ABD'yi memnun etmenin siyasi bedeli yüksek. Sheinbaum, Moya'nın iadesine ilişkin talebi kabul etmese bile hükümeti içindeki yolsuzluğa karşı mücadele verdiğini kanıtlamak için daha büyük bir baskı altında olacak.

Independent Türkçe, Reuters, El Pais


Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin lideri Şi Cinping'in görüşmesi yaklaşırken, Pekin'in barış anlaşması için Tahran'a baskı yapıp yapmayacağı merak ediliyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Çinli mevkidaşı Vang Yi'yle Pekin'de görüştü. Toplantının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı "hukuk dışı" diye nitelenirken, saldırıların sonlandırılması çağrısında bulunuldu.

Pekin yönetimi, ABD ve İran arasında 7 Nisan'da varılan ateşkes anlaşmasında Pakistan'la birlikte arabuluculuk da yapmıştı.

Trump, nisanda yapılması planlanan toplantıyı savaş nedeniyle mayısa ertelemişti. 14-15 Mayıs'ta gerçekleşecek görüşme öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'e özellikle Hürmüz Boğazı'nı açması için Tahran yönetimine baskı yapma çağrısında bulunmuştu.

CNN'in analizinde, Pekin'in kısa süre içinde hem Arakçi hem de Trump'ı ağırlamasının "Çin'in küresel bir güç olarak rolünü pekiştirmeyi hedefleyen Şi için zafer niteliğinde olduğu" yazılıyor.

Diğer yandan Çin'in Tahran'a baskı yapmaya ne kadar istekli olduğu ayrı bir tartışma konusu. Zira Şi, savaşın yarattığı ekonomik krizin getirdiği risklerle ülkesini "ABD'ye alternatif bir küresel güç" olarak konumlandırmaya yönelik uzun vadeli hedefi arasında bir denge kurmaya çalışıyor.

New York Times'ın analizinde de Hürmüz krizinin enerji piyasalarında yarattığı şok etkisinin Çin'in Asya'daki nüfuzunun artmasını sağladığına işaret ediliyor.

Vietnam uçak yakıtı satın almak için Çin'le görüşürken Filipinler de gübre ihracatını kısıtlamaması için Pekin yönetimiyle müzakere ediyor. Avustralya da uçak yakıtı sevkıyatı için Çin'le işbirliği peşinde.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olmasına rağmen Çin, devasa rezervleri ve temiz enerjiye yatırımlarıyla güçlü pozisyonunu koruyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ın analizinde, Pekin'in İran savaşındaki yoğun diplomatik trafiğiyle şu mesajı vermek istediği ifade ediliyor:

Bölgesel güvenliğin ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğu bu dönemde Çin, güvenilir bir stratejik ortaktır.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Global Times 


Uzayan Ukrayna savaşı Putin’in “güçlü lider” imajını sarstı mı?

Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
TT

Uzayan Ukrayna savaşı Putin’in “güçlü lider” imajını sarstı mı?

Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)

Dört yıldır süren Ukrayna savaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "güçlü lider" imajını sarsmaya başlıyor.

Putin, Sovyetler Birliği'nin II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin kutlandığı Zafer Günü vesilesiyle 8-9 Mayıs'ta Ukrayna'da ateşkes ilan etmişti.

Wall Street Journal'ın analizinde Ukrayna ordusunun, başkent Moskova dahil Rusya'nın çeşitli bölgelerine saldırılarını sürdürdüğü bir ortamda Putin'in "kutlayacak bir zaferinin olmadığı" yorumu yapılıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu hafta başında Ukrayna'ya ait 300 drone'un Moskova semalarında vurulduğunu bildirmişti. Bazı insansız hava araçlarının çeşitli binalara isabet ettiği aktarılmıştı.

ABD ve Avrupa basınında çıkan haberlerde, Kremlin'de suikast ve darbe endişeleri nedeniyle Putin'in etrafındaki güvenlik önlemlerinin son dönemde ciddi şekilde artırıldığı da yazılmıştı.

Avrupalı istihbarat ajanslarının raporlarına dayandırılan iddialara göre Putin, bazen haftalarca özel korunaklı sığınaklarda kalıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Zafer Günü etkinliklerinde güvenlik gerekçesiyle internet ve telekomünikasyon hizmetlerine kısıtlamalar getirileceğini de duyurmuştu.

Diğer yandan analizde, 2012'den beri iktidardaki liderin, "Rus takvimindeki en kutsal gün olan 9 Mayıs'ı merkezine alan yeni bir devlet dini oluşturduğu" yorumu paylaşılıyor.

Diğer yandan Putin'in Ukrayna'ya yönelik askeri harekatının bu ocak ayı itibarıyla Sovyetler Birliği'nin Nazilere karşı savaşından daha uzun sürdüğüne dikkat çekiliyor.

Eskiden Putin'in konuşmalarını yazan, artık Rusya dışında yaşayan muhalif siyasetçi Abbas Gallyamov, şunları söylüyor:

Geçen her gün, dedelerimizin anısına layık olmadığımız hissi daha da pekişiyor. Putin bu ‘ecdat kültünü' yarattı, şimdiyse bu ona geri tepiyor.

Telegram'daki savaş yanlısı bazı hesaplarda da "Dedelerimiz şimdiye kadar Berlin'e çoktan ulaşmıştı" paylaşımlarıyla Kremlin'e tepki gösteriliyor.

Ukrayna'nın Rus petrol tesisleri ve rafinerilerine son dönemdeki saldırıları da savaşın gidişatını değiştirdi. Analize göre Ukrayna'nın elindeki drone ve füze kapasitesiyle Rus topraklarının yüzde 70'i sürekli saldırı tehdidi altında.

Eski televizyon yıldızı ve fenomen Viktorya Bonya'nın Putin'e yönelik eleştirileri de ses getirmişti. Monako'da yaşayan Bonya, milyonlarca kez görüntülenen Instagram videosunda, çevresindeki bürokratlar gerçekleri söylemediği için Putin'in ülkenin sorunlarından bihaber olduğunu belirtmişti. Kremlin ise geçen ay paylaşılan videodaki eleştirileri "dikkate aldıklarını" bildirmişti.

Peskov, şubattaki açıklamasında savaşın ve yarattığı ekonomik yükün Rus toplumunu yıprattığına dair eleştirileri reddederek şunları söylemişti:

Hem Rusya hem de Ruslar son 4 yılda gerçekten çok değişti. Toplum, Putin'in etrafında olağanüstü şekilde kenetlendi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Izvestia, CNN