İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ruhani hükümetinin desteklediği İran Uzmanlar Girişimi, Robert Malley’in ekibine üç kişiyi getirdi.

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
TT

İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)

Dün Semafor web sitesi, İran’ın başta nükleer programı olmak üzere küresel güvenlik meselelerindeki imajını ve konumunu güçlendirmek için gösterdiği ‘sessiz’ çabalarla ilgili ilginç bilgiler ortaya çıkaran bir araştırma raporu yayınladı.

Araştırmada, özellikle Tahran’ın, yurtdışındaki ikinci nesil göçmen olan İran kökenli etkili akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan ve doğrudan Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘İran Uzmanlar Girişimi’ adı verilen bir ağ oluşturma çabalarına ışık tutuldu.

Araştırmada, Londra merkezli Farsça yayın yapan Iran International kanalı tarafından tercüme edilen ve Semafor ile paylaşılan İran hükümeti yazışmaları ve e-postalarına değinildi. İki kurum, İran Uzmanlar Girişimi’nin çalışmalarının bazı yönlerine ilişkin ortak bir rapor sundu ve bu konuda ayrı ayrı özel materyaller hazırladı.

Araştırmaya göre bu girişim 2014 baharında, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde kuruldu. O dönemde Ruhani ve bazı İranlı yetkililer girişimin çabalarını övdü. Girişim, İran Dışişleri Bakanlığı’nın listesindeki isimlerden en az üç kişiye ulaşmayı başardı. Bu üç kişi, Biden yönetiminin İran’daki Özel Temsilcisi Robert Malley’in üst düzey yardımcılarıydılar ya da olmuşlardı. Malley, geçtiğimiz Haziran ayında güvenlik yetkisi askıya alındıktan sonra izne çıkarılmıştı.

Belgeler, nükleer diplomasinin kritik bir döneminde İran Dışişleri Bakanlığı’nın düşünce tarzı ve iç çalışmalarına ilişkin yeni ve eşi benzeri görülmemiş bilgiler sunuyor ve İran’ın bu tür etkileme operasyonlarını nasıl yürütebildiğini gösteriyor.

hrt
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Bu temaslar, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı’nın bu ağ üzerinden özellikle Barack Obama yönetiminin son yıllarında Washington ve Avrupa’daki siyasi çevrelere ne derece ulaştığını ortaya koyuyor.

Yazarlar ve analistler

Girişimde yer alan yazarlar, bolca başmakaleler ve analizler kaleme alıyordu. Televizyonda ve X’te (eski adıyla Twitter) görüşlerini paylaşıp nükleer mesele konusunda Tahran’la bir anlaşmaya varılması ihtiyacını düzenli olarak savunuyorlardı. Bu, o dönemdeki Obama ve Ruhani yönetimleriyle uyumlu seyreden bir tutumdu.

E-postalar, Ruhani’nin 2013'te seçilmesinin ardından, nükleer meseleyle ilgili olarak Batı ile bir anlaşmaya varmaya çalışırken başlatılan girişimi tarif ediyor. E-postalara göre İran Dışişleri Bakanlığı, iç araştırma merkezi Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü aracılığıyla projenin ‘10 çekirdek’ üyesiyle temasa geçti. Bakanlık, Tahran ile Washington arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın avantajlarını artırmak üzere projenin uygulanması konusunda etkin bir şekilde çalışmak amacıyla önümüzdeki 18 ay boyunca bu teması sürdürmeyi planlıyordu.

Proje hız kazandıkça, Berlin’de yaşayan İranlı diplomat ve daha sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olan Said Hatibzade, 5 Mart 2014’te İran Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Mustafa Zehrani’ye bir mail yazdı. Söz konusu mailde şu ifadelere yer verildi:

İran Uzmanlar Girişimi olarak adlandırdığımız bu girişim, başta Avrupa ve ABD olmak üzere önde gelen uluslararası düşünce kuruluşları ve akademik kurumlarla bağlantılar kuran 6 ila 10 seçkin ikinci kuşak İranlıdan oluşan çekirdek bir gruptan oluşuyor.

Aralarındaki yazışmalar İngilizce ve Farsça arasında değişiyordu. Iran International tarafından tercüme edilen yazışmalar Semafor tarafından bağımsız olarak doğrulandı.

Bir hafta sonra Hatibzade, 11 Mart’ta bir kez daha yazarak, Prag’da görüştüğü iki genç akademisyen Ariane Tabatabai ve Dina Esfandiary’den girişime destek aldığını belirterek “Üçümüz girişimin çekirdek grubu olmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.

Tabatabai şu anda Pentagon’da Savunma Bakanı’nın Özel Operasyonlardan Sorumlu Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak çalışıyor ve bu pozisyon, ABD hükümetinden güvenlik izni alınmasını gerektiriyor. Daha önce Biden’ın 2021’de göreve gelmesinden sonra İran’la müzakere yapan Malley’in ekibinde diplomat olarak çalışmıştı.

Bu arada Esfandiary, Malley’in 2018’den 2021’e kadar başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nda Ortadoğu ve Kuzey Afrika konusunda kıdemli danışman olarak çalışıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Tabatabai ve Esfandiary, girişim hakkında yorum taleplerine yanıt vermezken, Uluslararası Kriz Grubu, Esfandiary’nin girişime katıldığını doğruladı. Bununla birlikte, girişimin İran Dışişleri Bakanlığı tarafından denetlenmeyen, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan gayrı resmi bir ağ olduğuna ve bir Avrupa hükümeti ile bazı Avrupa kurumlarından fon aldığına işaret etti.

njy
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Avrupa merkezli bir araştırma merkezi olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), kıdemli meslektaşlarından Ellie Geranmayeh’in de girişime katıldığını doğruladı. Konsey Sözcüsü, bir Avrupa hükümetinin İran Uzmanlar Girişimi’ni desteklediğini söyledi ancak bu kişinin ismini vermedi. Araştırma merkezinin her zaman çalışanlarının araştırma gezilerinin ‘temel maliyetlerini’ karşıladığını vurguladı. Sözcü “Avrupa politikasını yönlendirme çabalarının bir parçası olarak ECFR, araştırma ziyaretleri ve çalıştaylar da dahil olmak üzere dünya çapındaki uzmanlar ve düşünce kuruluşlarıyla düzenli olarak iletişim halindedir” dedi.

İran Uzmanlar Girişimi

İran Uzmanlar Girişimi meselesinin tartışıldığı e-postalar, Iran International’ın elde ettiğini belirttiği binlerce Zehrani yazışmasından oluşan bir koleksiyonun parçasını oluşturuyor. Bunların içerisinde pasaportların, özgeçmişlerin, konferans davetiyelerinin, uçak biletlerinin ve vize başvurularının kopyaları bulunuyor.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın temaslarına göre, bu ilk temasın ardından girişim projesi hız kazandı. 14 Mayıs 2014’te uluslararası nükleer görüşmelerin gerçekleştirilmesi amacıyla Viyana’daki Palais Coburg Otel’de bir başlangıç ​​konferansı düzenlendi. Bir e-postaya göre, eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yanı sıra nükleer müzakere ekibinin üyeleri ve Batılı düşünce kuruluşlarından sekiz temsilci de toplantıya katılanlar arasında yer aldı. Alt düzey İranlı diplomatlar başlangıçta toplantının Tahran’da yapılmasını önerdi ancak Zarif’in yardımcısı lojistik nedenlerden dolayı bu öneriye karşı çıktı.

E-postalara göre Zarif, Viyana’daki görüşmeler sırasında, İran’ın nükleer meseleyle ilgili olarak uluslararası sahnedeki görüşlerini destekleyebilecek tanınmış bir yüz oluşturmaya odaklanıyordu.

Bu bağlamda, İran Uzmanlar Girişimi üyesi İranlı Alman vatandaşı akademisyen Adnan Tabatabai’nin (Ariane Tabatabai ile ilişkisi yok) adını özellikle belirtti. E-postalara göre Tabatabai, Zarif’e gruptan nükleer müzakerelerle ilgili makaleler yayınlama teklifi götürdü. Zarif teklifi kabul etti ve ‘bu makalelerin veya başyazıların’ yurtdışındaki çeşitli İranlı ve İranlı olmayan kişilerin yanı sıra eski yetkililerin isimleriyle yayınlanmasını önerdi.

Adnan Tabatabai, Iran International ve Semafor’un haberleri hakkında yorum yapmayı reddetti ve bu haberlerin ‘aslında yalanlara ve yanlış varsayımlara dayandığını’ söyledi. Ayrıca bunu çürütecek bir kanıt sunmamakla birlikte Zarif ile yazışmalarının gerçekliğini sorguladı.

Girişim, temel hedeflerinden birine ulaşma konusunda hızla ilerledi. Bu hedef, ABD ve Avrupa’daki prestijli medya kuruluşlarında özellikle politika yapıcıları hedef alan fikir makaleleri ve analizler yayınlamaktı. Viyana toplantısından bir aydan kısa bir süre sonra, Robert Malley’in öğrencisi olan ve girişimin uzmanları arasında yer alan Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez, Zehrani’ye yayınlanmadan önce nükleer krizin etkisiz hale getirilmesine ilişkin bir makale gönderdi. 4 Haziran 2014’te Farsça olarak “Yorumlarınızı ve geri bildirimlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum” diye yazdı ve mailine ‘İran’la Nükleer Diplomasinin Kavramsal Riskleri’ başlıklı bir makale ekledi.

E-postalar, Zehrani’nin bu makaleyi geldiği gün Dışişleri Bakanı Zarif ile paylaştığını gösteriyor. Daha sonra bu yazı, 12 gün sonra National Interest dergisinde, bazı küçük ifade değişiklikleriyle ‘İran Görüşmelerinde Yanlış İkilemler’ başlığı altında yayınlandı.

dfvgtr
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

E-postalara göre Pentagon’un mevcut yetkilisi Ariane Tabatabai, siyasi etkinliklere katılmadan önce İran Dışişleri Bakanlığı’nı en az iki kez ziyaret etti.

27 Haziran 2014’te Zehrani’ye Farsça bir mektup yazarak İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nde İran nükleer programıyla ilgili bir çalıştaya davet edildiğini bildirerek “Gitmeye niyetim yok ama sonra Emily Landau gibi gidip dezenformasyon yayan bir İsrailli yerine benim gidip konuşmamın daha iyi olabileceğini düşündüm. Ben de sizin fikrinizi sorup, daveti kabul edip gitmem gerektiğini düşünüyor musunuz diye öğrenmek istedim” diye yazdı.

Zehrani aynı gün “Her şeyi göz önünde bulundurursak en iyisi İsrail’i ziyaret etmekten kaçınmaktır. Teşekkür ederim” cevabını verdi. Birkaç saat sonra Tabatabai şu cevabı verdi:

“Tavsiyeniz için çok teşekkür ederim. Sizi gelişmelerden haberdar edeceğim.”

Semafor web sitesine göre Tabatabai’nin İsrail’deki konferansa gittiğine dair hiçbir kanıt yok, ancak kitapları ve araştırma raporları bir dizi üst düzey İsrailli yetkiliyle röportajlar yaptığını gösteriyor.

Ariane Tabatabai, Zehrani’ye, nükleer anlaşmayla ilgili olarak ABD Kongresi önünde ifade vermesinin planlandığını söyledi. 10 Temmuz 2014’te, İran konusunda katı görüşlü olarak tanımladığı iki Harvard akademisyeni Gary Samore ve William Tobey ile birlikte birden fazla kongre komitesinin huzuruna çıkmasının istendiğini yazdı ve ekledi:

“Önümüzdeki günlerde sizi rahatsız edeceğim. William ve Gary’nin İran hakkında olumlu görüşlere sahip olmadığı göz önüne alındığında bu biraz zor olacak.”

Tabatabai, Zehrani ile Boston Globe’da yayınlanan ve “İran’ın nükleer programıyla ilgili beş efsaneyi” özetleyen bir makalenin bağlantısını paylaştı. Makale, İran’ın neden nükleer enerjiye ihtiyaç duyduğunu açıklıyor ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in İslam’a aykırı olduğu için nükleer silah geliştirilmesini yasakladığı iddia edilen bir fetvaya ışık tutuyordu. Bazı Batılı yetkililer fetvanın meşruiyetini sorguladı.

Bir akademisyen ya da gazeteci olarak İran’ı haber yapmak mayın tarlası sayılıyor. Hem ülkeye hem de İranlı yetkililere erişim sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Fırsatlar bile ciddi uyarılarla birlikte geliyor. Tahran aynı zamanda bilgi operasyonlarını güçlü bir şekilde yurt dışına taşıyor. Ancak bazen başarılı, bazen başarısız oluyor. 2021 yılında ABD’de kalıcı olarak ikamet eden İranlı akademisyen Kaveh Afrasiabi’nin, İran rejimi için kayıt dışı bir ajan olarak çalıştığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından yaşananlarda olduğu gibi. Biden yönetimi ile İran arasında bu ay varılan tutuklu takası anlaşması kapsamında Afrasiabi’nin Tahran’a dönmesine izin verildi, ancak kendisi ABD’de kalmayı planladığını söyledi.



İran savaşı, Trump’ın ziyaretinden günler önce Washington ile Pekin arasındaki gerilimi artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025 tarihinde Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen ABD-Çin zirvesi görüşmelerinin ardından el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025 tarihinde Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen ABD-Çin zirvesi görüşmelerinin ardından el sıkışırken (AP)
TT

İran savaşı, Trump’ın ziyaretinden günler önce Washington ile Pekin arasındaki gerilimi artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025 tarihinde Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen ABD-Çin zirvesi görüşmelerinin ardından el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025 tarihinde Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen ABD-Çin zirvesi görüşmelerinin ardından el sıkışırken (AP)

ABD yönetimi, cuma günü Çin’deki bağımsız bir petrol rafinerisine, milyarlarca dolarlık İran petrolü satın aldığı gerekçesiyle yaptırım uyguladı. Söz konusu adım, hafta sonu İslamabad’da Washington ile Tahran arasında yeni bir müzakere turu başlatma çabalarının aksamasıyla aynı döneme denk gelirken, aynı zamanda Pekin ile gerilimi artırıyor.

Yaptırımlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin’in başkenti Pekin’e gerçekleştirmesi planlanan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmesini içeren ziyaret öncesinde geldi. İran’la yaşanan gerilim nedeniyle daha önce ertelenen bu ziyaret, Trump’ın sekiz yıl aradan sonra Çin’e yapacağı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Öte yandan South China Morning Post gazetesinin haberine göre, Cumhuriyetçi Senatör Steve Daines, 1 Mayıs’ta Şanghay ve Pekin’i kapsayacak şekilde iki partiden beş üyeli bir ABD heyetine liderlik edecek. Söz konusu ziyaretin, planlanan başkanlık ziyareti öncesinde hazırlık niteliği taşıdığı belirtiliyor.

‘Yasadışı’ yaptırımlar

ABD Hazine Bakanlığı, Hengli Petrochemical (Dalian) rafinerisini yaptırım listesine aldı. Bakanlık, tesisi İran’dan ham petrol ve petrol ürünleri satın alan en büyük müşterilerden biri olarak tanımladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi ayrıca İran’ın ‘gölge filosu’ kapsamında faaliyet gösteren yaklaşık 40 nakliye şirketi ve gemiye de yaptırım uygulandığını duyurdu.

Çin ise söz konusu yaptırımlara tepki göstererek tek taraflı ‘yasadışı’ önlemlere karşı olduğunu açıkladı. Washington’daki Çin Büyükelçiliği, normal ticaret faaliyetlerinin zarar görmemesi gerektiğini belirterek ABD’yi Çinli şirketleri hedef almak için yaptırımları ‘kötüye kullanmayı’ bırakmaya çağırdı. Büyükelçilik Sözcüsü yaptığı açıklamada, ABD’ye ticaret, bilim ve teknoloji konularını siyasallaştırmama ve bunları bir araç olarak kullanmama çağrısında bulundu.

Trump yönetimi geçen yıl da Hebei Xinhai Chemical Group, Shandong Shouguang Luqing Petrochemical ve Shandong Shengxing Chemical gibi diğer küçük bağımsız Çin rafinerilerine yaptırım uygulamıştı. Bu yaptırımlar, söz konusu tesislerin ham petrol temininde zorluk yaşamasına ve rafine ürünlerini farklı isimler altında satmak zorunda kalmasına yol açtı. Çin’in toplam rafineri kapasitesinin yaklaşık dörtte birini oluşturan bu tesisler, dar ve zaman zaman negatif kâr marjlarıyla faaliyet gösterirken, son dönemde zayıf iç talep nedeniyle de baskı altında bulunuyor.

ABD yaptırımları, ABD yargı yetkisi kapsamındaki varlıkların dondurulmasını ve Amerikan kişi ve kurumlarının listelenen kuruluşlarla iş yapmasının yasaklanmasını içeriyor. Bu durum, bazı büyük bağımsız rafineri şirketlerinin İran petrolü alımından kaçınmasına neden oldu. Kpler verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla Çin, İran petrol sevkiyatlarının yüzde 80’inden fazlasını satın alıyor.

Nispi dokunulmazlık

Uzmanlar, yaptırımlar dosyası kapsamında uzun süredir bağımsız rafinerilerin ABD yaptırımlarının tam etkisinden görece daha az etkilendiğini belirtiyor. Bunun başlıca nedeni olarak, bu şirketlerin ABD finans sistemiyle sınırlı bağlantılara sahip olması gösteriliyor. Uzmanlara göre, İran petrolü alımlarını kolaylaştıran Çin bankalarına yönelik yaptırımların devreye sokulması, çok daha güçlü bir etki yaratabilir.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’un İran yönetimine karşı ‘boğucu bir mali baskı’ uyguladığını belirterek, “Hazine Bakanlığı, İran’ın petrolünü küresel pazarlara taşımak için kullandığı gemi ağı, aracılar ve alıcılar üzerindeki baskıyı artırmaya devam edecek” dedi.

Bessent ayrıca, iki Çin bankasına İran kaynaklı fonların hesaplarından geçtiğinin tespit edilmesi halinde ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarı mesajı gönderildiğini açıkladı.

Son dönemde bağımsız rafinerilerin, küresel Brent ham petrol fiyatlarının üzerinde prim ödeyerek İran petrolü satın almak zorunda kaldığı belirtiliyor. Bu durum, ABD’nin deniz yoluyla taşınan İran petrolüne yönelik yaptırımlara geçici muafiyet tanımasının ardından Hindistan’ın alımlarını artırabileceği beklentisiyle fiyatların yükselmesine bağlandı. Ancak söz konusu muafiyetin geçen hafta sona erdiği ifade edildi.


Trump: Muhabirler Yemeği'ndeki olay, İran'la savaş kazanma hedefimden beni caydırmayacak

ABD Başkanı Donald Trump, silahlı saldırı olayının ardından düzenlenen basın toplantısında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, silahlı saldırı olayının ardından düzenlenen basın toplantısında (AFP)
TT

Trump: Muhabirler Yemeği'ndeki olay, İran'la savaş kazanma hedefimden beni caydırmayacak

ABD Başkanı Donald Trump, silahlı saldırı olayının ardından düzenlenen basın toplantısında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, silahlı saldırı olayının ardından düzenlenen basın toplantısında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington’da katıldığı Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırının, İran’la yürütülen savaştan kendisini caydırmayacağını, olayın büyük olasılıkla bu çatışmayla bağlantılı olmadığını söyledi.

Trump, olayın ardından Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran savaşında zafer kazanmaktan beni hiçbir şey alıkoyamaz. Bildiklerimize dayanarak bununla bir bağlantısı olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Ancak Trump daha önce yaptığı değerlendirmede, olayın İran savaşıyla bağlantılı olup olmadığının “asla kesin olarak bilinemeyeceğini” ifade ederek, saldırganın motivasyonunun araştırıldığını ve şüpheliyi “yalnız kurt” olarak nitelendirdi.

Trump, Washington’daki medya etkinliği sırasında ateş açtığı iddia edilen şüpheliyi “potansiyel bir katil” olarak tanımlarken, üzerinde “çok sayıda silah” bulunduğunu belirtti.

 Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”)Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”)

Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Trump, saldırganın bir güvenlik kontrol noktasını aştığını, “Bir polis memuru vuruldu ancak çok iyi bir kurşun geçirmez yelek giydiği için hayatta kaldı” ifadeleriyle belirtti.

ABD Başkanı’nın paylaştığı video görüntülerinde, şüphelinin bir güvenlik bariyerini aşarak koştuğu ve Gizli Servis ajanlarının hızla müdahale ettiği görülüyor.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ajansa konuşan kaynaklar, şüphelinin Kaliforniya eyaletinden 31 yaşında bir erkek olduğunu bildirdi.

Trump, 1965 yılında açılışından bu yana önemli siyasi etkinliklere ev sahipliği yapan ve Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nin de düzenlendiği Washington Hilton Hotel’in “özellikle güvenli bir tesis olmadığını” savundu. “Bu gece yaşanan tüm koşullara baktığımızda, açıkçası buranın çok güvenli bir bina olmadığını söyleyebilirim” dedi.


Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında ateş açan silahlı saldırgan yarın mahkemeye çıkacak

Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”).
Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”).
TT

Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında ateş açan silahlı saldırgan yarın mahkemeye çıkacak

Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”).
Trump’ın Washington’da katıldığı medya etkinliği sırasında silahlı saldırı şüphelisine ait paylaştığı fotoğraf (“Truth Social”).

ABD federal savcısı, Washington’da Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında, Donald Trump’ın da katıldığı etkinlikte meydana gelen silahlı saldırı şüphelisinin yarın mahkemeye çıkarılacağını açıkladı.

Gizli Servis ajanlarıyla çatışmaya giren ancak yara almayan şüphelinin yarın hâkim karşısına çıkacağı bildirildi. Federal savcı Jeanine Pirro, şüpheliye şiddet suçu sırasında ateşli silah kullanma ve tehlikeli bir silahla federal görevliye saldırı suçlamalarının yöneltileceğini duyurdu.

Washington Emniyet Müdürü Jeffrey Carroll, düzenlenen basın toplantısında saldırgan hakkında silah bulundurma ve saldırı suçlamaları yöneltileceğini belirterek, olayın motivasyonunun henüz bilinmediğini ifade etti.

Carroll,“İlk bilgilere göre şüphelinin otelde konaklayan bir kişi olduğunu düşünüyoruz” dedi. Olayın münferit göründüğünü vurgulayan Carroll, soruşturmanın şüphelinin kimi hedef aldığına odaklandığını kaydetti.

Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser ise gece saatlerinde yaptığı açıklamada, şüphelinin silah ve bıçak taşıdığını ve tek başına hareket ettiğinin değerlendirildiğini söyledi.

Bowser, “Şu aşamada başka bir kişinin olaya karıştığına dair nedenimiz yok. Mevcut durumda tek başına hareket etmiş görünüyor” dedi.

Bowser ayrıca, “Şu an için kamuya yönelik herhangi tehdit olduğuna dair bir bulgu yok” ifadelerini kullandı.