İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ruhani hükümetinin desteklediği İran Uzmanlar Girişimi, Robert Malley’in ekibine üç kişiyi getirdi.

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
TT

İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)

Dün Semafor web sitesi, İran’ın başta nükleer programı olmak üzere küresel güvenlik meselelerindeki imajını ve konumunu güçlendirmek için gösterdiği ‘sessiz’ çabalarla ilgili ilginç bilgiler ortaya çıkaran bir araştırma raporu yayınladı.

Araştırmada, özellikle Tahran’ın, yurtdışındaki ikinci nesil göçmen olan İran kökenli etkili akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan ve doğrudan Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘İran Uzmanlar Girişimi’ adı verilen bir ağ oluşturma çabalarına ışık tutuldu.

Araştırmada, Londra merkezli Farsça yayın yapan Iran International kanalı tarafından tercüme edilen ve Semafor ile paylaşılan İran hükümeti yazışmaları ve e-postalarına değinildi. İki kurum, İran Uzmanlar Girişimi’nin çalışmalarının bazı yönlerine ilişkin ortak bir rapor sundu ve bu konuda ayrı ayrı özel materyaller hazırladı.

Araştırmaya göre bu girişim 2014 baharında, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde kuruldu. O dönemde Ruhani ve bazı İranlı yetkililer girişimin çabalarını övdü. Girişim, İran Dışişleri Bakanlığı’nın listesindeki isimlerden en az üç kişiye ulaşmayı başardı. Bu üç kişi, Biden yönetiminin İran’daki Özel Temsilcisi Robert Malley’in üst düzey yardımcılarıydılar ya da olmuşlardı. Malley, geçtiğimiz Haziran ayında güvenlik yetkisi askıya alındıktan sonra izne çıkarılmıştı.

Belgeler, nükleer diplomasinin kritik bir döneminde İran Dışişleri Bakanlığı’nın düşünce tarzı ve iç çalışmalarına ilişkin yeni ve eşi benzeri görülmemiş bilgiler sunuyor ve İran’ın bu tür etkileme operasyonlarını nasıl yürütebildiğini gösteriyor.

hrt
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Bu temaslar, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı’nın bu ağ üzerinden özellikle Barack Obama yönetiminin son yıllarında Washington ve Avrupa’daki siyasi çevrelere ne derece ulaştığını ortaya koyuyor.

Yazarlar ve analistler

Girişimde yer alan yazarlar, bolca başmakaleler ve analizler kaleme alıyordu. Televizyonda ve X’te (eski adıyla Twitter) görüşlerini paylaşıp nükleer mesele konusunda Tahran’la bir anlaşmaya varılması ihtiyacını düzenli olarak savunuyorlardı. Bu, o dönemdeki Obama ve Ruhani yönetimleriyle uyumlu seyreden bir tutumdu.

E-postalar, Ruhani’nin 2013'te seçilmesinin ardından, nükleer meseleyle ilgili olarak Batı ile bir anlaşmaya varmaya çalışırken başlatılan girişimi tarif ediyor. E-postalara göre İran Dışişleri Bakanlığı, iç araştırma merkezi Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü aracılığıyla projenin ‘10 çekirdek’ üyesiyle temasa geçti. Bakanlık, Tahran ile Washington arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın avantajlarını artırmak üzere projenin uygulanması konusunda etkin bir şekilde çalışmak amacıyla önümüzdeki 18 ay boyunca bu teması sürdürmeyi planlıyordu.

Proje hız kazandıkça, Berlin’de yaşayan İranlı diplomat ve daha sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olan Said Hatibzade, 5 Mart 2014’te İran Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Mustafa Zehrani’ye bir mail yazdı. Söz konusu mailde şu ifadelere yer verildi:

İran Uzmanlar Girişimi olarak adlandırdığımız bu girişim, başta Avrupa ve ABD olmak üzere önde gelen uluslararası düşünce kuruluşları ve akademik kurumlarla bağlantılar kuran 6 ila 10 seçkin ikinci kuşak İranlıdan oluşan çekirdek bir gruptan oluşuyor.

Aralarındaki yazışmalar İngilizce ve Farsça arasında değişiyordu. Iran International tarafından tercüme edilen yazışmalar Semafor tarafından bağımsız olarak doğrulandı.

Bir hafta sonra Hatibzade, 11 Mart’ta bir kez daha yazarak, Prag’da görüştüğü iki genç akademisyen Ariane Tabatabai ve Dina Esfandiary’den girişime destek aldığını belirterek “Üçümüz girişimin çekirdek grubu olmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.

Tabatabai şu anda Pentagon’da Savunma Bakanı’nın Özel Operasyonlardan Sorumlu Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak çalışıyor ve bu pozisyon, ABD hükümetinden güvenlik izni alınmasını gerektiriyor. Daha önce Biden’ın 2021’de göreve gelmesinden sonra İran’la müzakere yapan Malley’in ekibinde diplomat olarak çalışmıştı.

Bu arada Esfandiary, Malley’in 2018’den 2021’e kadar başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nda Ortadoğu ve Kuzey Afrika konusunda kıdemli danışman olarak çalışıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Tabatabai ve Esfandiary, girişim hakkında yorum taleplerine yanıt vermezken, Uluslararası Kriz Grubu, Esfandiary’nin girişime katıldığını doğruladı. Bununla birlikte, girişimin İran Dışişleri Bakanlığı tarafından denetlenmeyen, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan gayrı resmi bir ağ olduğuna ve bir Avrupa hükümeti ile bazı Avrupa kurumlarından fon aldığına işaret etti.

njy
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Avrupa merkezli bir araştırma merkezi olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), kıdemli meslektaşlarından Ellie Geranmayeh’in de girişime katıldığını doğruladı. Konsey Sözcüsü, bir Avrupa hükümetinin İran Uzmanlar Girişimi’ni desteklediğini söyledi ancak bu kişinin ismini vermedi. Araştırma merkezinin her zaman çalışanlarının araştırma gezilerinin ‘temel maliyetlerini’ karşıladığını vurguladı. Sözcü “Avrupa politikasını yönlendirme çabalarının bir parçası olarak ECFR, araştırma ziyaretleri ve çalıştaylar da dahil olmak üzere dünya çapındaki uzmanlar ve düşünce kuruluşlarıyla düzenli olarak iletişim halindedir” dedi.

İran Uzmanlar Girişimi

İran Uzmanlar Girişimi meselesinin tartışıldığı e-postalar, Iran International’ın elde ettiğini belirttiği binlerce Zehrani yazışmasından oluşan bir koleksiyonun parçasını oluşturuyor. Bunların içerisinde pasaportların, özgeçmişlerin, konferans davetiyelerinin, uçak biletlerinin ve vize başvurularının kopyaları bulunuyor.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın temaslarına göre, bu ilk temasın ardından girişim projesi hız kazandı. 14 Mayıs 2014’te uluslararası nükleer görüşmelerin gerçekleştirilmesi amacıyla Viyana’daki Palais Coburg Otel’de bir başlangıç ​​konferansı düzenlendi. Bir e-postaya göre, eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yanı sıra nükleer müzakere ekibinin üyeleri ve Batılı düşünce kuruluşlarından sekiz temsilci de toplantıya katılanlar arasında yer aldı. Alt düzey İranlı diplomatlar başlangıçta toplantının Tahran’da yapılmasını önerdi ancak Zarif’in yardımcısı lojistik nedenlerden dolayı bu öneriye karşı çıktı.

E-postalara göre Zarif, Viyana’daki görüşmeler sırasında, İran’ın nükleer meseleyle ilgili olarak uluslararası sahnedeki görüşlerini destekleyebilecek tanınmış bir yüz oluşturmaya odaklanıyordu.

Bu bağlamda, İran Uzmanlar Girişimi üyesi İranlı Alman vatandaşı akademisyen Adnan Tabatabai’nin (Ariane Tabatabai ile ilişkisi yok) adını özellikle belirtti. E-postalara göre Tabatabai, Zarif’e gruptan nükleer müzakerelerle ilgili makaleler yayınlama teklifi götürdü. Zarif teklifi kabul etti ve ‘bu makalelerin veya başyazıların’ yurtdışındaki çeşitli İranlı ve İranlı olmayan kişilerin yanı sıra eski yetkililerin isimleriyle yayınlanmasını önerdi.

Adnan Tabatabai, Iran International ve Semafor’un haberleri hakkında yorum yapmayı reddetti ve bu haberlerin ‘aslında yalanlara ve yanlış varsayımlara dayandığını’ söyledi. Ayrıca bunu çürütecek bir kanıt sunmamakla birlikte Zarif ile yazışmalarının gerçekliğini sorguladı.

Girişim, temel hedeflerinden birine ulaşma konusunda hızla ilerledi. Bu hedef, ABD ve Avrupa’daki prestijli medya kuruluşlarında özellikle politika yapıcıları hedef alan fikir makaleleri ve analizler yayınlamaktı. Viyana toplantısından bir aydan kısa bir süre sonra, Robert Malley’in öğrencisi olan ve girişimin uzmanları arasında yer alan Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez, Zehrani’ye yayınlanmadan önce nükleer krizin etkisiz hale getirilmesine ilişkin bir makale gönderdi. 4 Haziran 2014’te Farsça olarak “Yorumlarınızı ve geri bildirimlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum” diye yazdı ve mailine ‘İran’la Nükleer Diplomasinin Kavramsal Riskleri’ başlıklı bir makale ekledi.

E-postalar, Zehrani’nin bu makaleyi geldiği gün Dışişleri Bakanı Zarif ile paylaştığını gösteriyor. Daha sonra bu yazı, 12 gün sonra National Interest dergisinde, bazı küçük ifade değişiklikleriyle ‘İran Görüşmelerinde Yanlış İkilemler’ başlığı altında yayınlandı.

dfvgtr
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

E-postalara göre Pentagon’un mevcut yetkilisi Ariane Tabatabai, siyasi etkinliklere katılmadan önce İran Dışişleri Bakanlığı’nı en az iki kez ziyaret etti.

27 Haziran 2014’te Zehrani’ye Farsça bir mektup yazarak İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nde İran nükleer programıyla ilgili bir çalıştaya davet edildiğini bildirerek “Gitmeye niyetim yok ama sonra Emily Landau gibi gidip dezenformasyon yayan bir İsrailli yerine benim gidip konuşmamın daha iyi olabileceğini düşündüm. Ben de sizin fikrinizi sorup, daveti kabul edip gitmem gerektiğini düşünüyor musunuz diye öğrenmek istedim” diye yazdı.

Zehrani aynı gün “Her şeyi göz önünde bulundurursak en iyisi İsrail’i ziyaret etmekten kaçınmaktır. Teşekkür ederim” cevabını verdi. Birkaç saat sonra Tabatabai şu cevabı verdi:

“Tavsiyeniz için çok teşekkür ederim. Sizi gelişmelerden haberdar edeceğim.”

Semafor web sitesine göre Tabatabai’nin İsrail’deki konferansa gittiğine dair hiçbir kanıt yok, ancak kitapları ve araştırma raporları bir dizi üst düzey İsrailli yetkiliyle röportajlar yaptığını gösteriyor.

Ariane Tabatabai, Zehrani’ye, nükleer anlaşmayla ilgili olarak ABD Kongresi önünde ifade vermesinin planlandığını söyledi. 10 Temmuz 2014’te, İran konusunda katı görüşlü olarak tanımladığı iki Harvard akademisyeni Gary Samore ve William Tobey ile birlikte birden fazla kongre komitesinin huzuruna çıkmasının istendiğini yazdı ve ekledi:

“Önümüzdeki günlerde sizi rahatsız edeceğim. William ve Gary’nin İran hakkında olumlu görüşlere sahip olmadığı göz önüne alındığında bu biraz zor olacak.”

Tabatabai, Zehrani ile Boston Globe’da yayınlanan ve “İran’ın nükleer programıyla ilgili beş efsaneyi” özetleyen bir makalenin bağlantısını paylaştı. Makale, İran’ın neden nükleer enerjiye ihtiyaç duyduğunu açıklıyor ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in İslam’a aykırı olduğu için nükleer silah geliştirilmesini yasakladığı iddia edilen bir fetvaya ışık tutuyordu. Bazı Batılı yetkililer fetvanın meşruiyetini sorguladı.

Bir akademisyen ya da gazeteci olarak İran’ı haber yapmak mayın tarlası sayılıyor. Hem ülkeye hem de İranlı yetkililere erişim sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Fırsatlar bile ciddi uyarılarla birlikte geliyor. Tahran aynı zamanda bilgi operasyonlarını güçlü bir şekilde yurt dışına taşıyor. Ancak bazen başarılı, bazen başarısız oluyor. 2021 yılında ABD’de kalıcı olarak ikamet eden İranlı akademisyen Kaveh Afrasiabi’nin, İran rejimi için kayıt dışı bir ajan olarak çalıştığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından yaşananlarda olduğu gibi. Biden yönetimi ile İran arasında bu ay varılan tutuklu takası anlaşması kapsamında Afrasiabi’nin Tahran’a dönmesine izin verildi, ancak kendisi ABD’de kalmayı planladığını söyledi.



Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Avrupa’yı, ülkede yakın dönemde patlak veren protestolarda “gerilimi kışkırtmakla” ve halkı “tahrik etmekle” suçladı.

İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın bölgede barış ve istikrarın korunması için bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu, ülkenin meşru çıkarlarını güvence altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, dün (cuma) Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ankara’nın ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurdu.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında da İran’ın, nükleer silaha erişimi engelleyecek güvence mekanizmalarını ve yaptırımların etkili biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Arakçi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel meseleler üzerine yaptığımız toplantı ve görüşmeler her zaman verimli ve yapıcı oldu” dedi.

Açıklamasında, “Bu görüşmeler sırasında, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını bir kez daha teyit ettim. İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alacak; nükleer silah edinilmeyeceğine dair garantiler ile mevcut yaptırımların kaldırılmasını içeren adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ise dün (cuma), İran’ın askeri bir saldırıyı önleyecek bir anlaşma yapmak istediğine inandığını söyledi. Buna karşılık Tahran, balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İranlı yetkililer, son dönemde protestoların sert biçimde bastırılması ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle tırmanan gerilimi düşürmeye katkı sunabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Türkiye’yi ziyaret ederken; Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme Kremlin tarafından da doğrulandı.

ABD Başkanı Trump, son haftalarda İran’a yönelik askeri saldırı tehdidini artırırken, Washington Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi.


ABD, İsrail ile yaklaşık 6,5 milyar dolar değerinde silah anlaşmasını onayladı

ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
TT

ABD, İsrail ile yaklaşık 6,5 milyar dolar değerinde silah anlaşmasını onayladı

ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üç ayrı sözleşme kapsamında İsrail'e 6,5 milyar dolardan fazla değerde potansiyel askeri satışları onayladığını duyurdu.

Pentagon, iki ayrı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tahmini 1,98 milyar dolarlık hafif taktik araçlar ve ilgili ekipmanların potansiyel satışını ve 3,8 milyar dolar değerinde AH-64E Apache helikopterlerinin satışını onayladığını belirtti.

740 milyon dolar değerinde üçüncü bir askeri sözleşme de imzalandı. İlk anlaşmada ana yüklenici AM General olurken, Apache helikopterlerinin satışında ise ana yükleniciler Boeing ve Lockheed Martin oldu.


Minneapolis protestolarıyla bağlantılı olarak iki Amerikalı gazeteci gözaltına alındı

Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
TT

Minneapolis protestolarıyla bağlantılı olarak iki Amerikalı gazeteci gözaltına alındı

Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).

ABD yetkilileri dün, Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine, Minneapolis'te göçmen polisi tarafından iki kişinin öldürüldüğü protestolarla bağlantılı olarak, biri daha önce CNN'de çalışan iki gazeteciyi gözaltına aldı.

Federal ajanların elinde Renee Goode ve Alex Pretti'nin ölümünden bu yana, ABD'nin kuzeyindeki bu şehir, uluslararası yankı uyandıran gerilim ve protestolarla sarsılıyor; bu durum, ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetiminin belgesiz göçmenlere yönelik agresif baskısı karşısında çelişkili tutumlarıyla birlikte yaşanıyor.

Adalet Bakanı Pam Bondi, "X" platformunda, eski CNN sunucusu Don Lehman ve üç kişinin daha Los Angeles'ta "benim talimatımla... iki hafta önce Minnesota, St. Paul'daki City Church'e yönelik koordineli saldırıyla bağlantılı olarak" gözaltına alındığını duyurdu.

Gözaltına alınanlar arasında serbest gazeteci ve eski bir Demokrat Kongre adayı da bulunuyor.

Lehmann, protestolarla ilgili haberleri nedeniyle sivil haklara ilişkin olarak suçlandı.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), basına yönelik "skandal saldırıyı" kınarken, Trump'ın sert eleştirmeni olan Kaliforniya'nın Demokrat Valisi Gavin Newsom, X'te "Putin seninle gurur duyardı" diye yazdı.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, üst düzey bir AB yetkilisinden gelen ilk resmi açıklamada, dün Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen "dehşet verici" sahneleri kınadı.

AFP'ye verdiği demeçte, "Renée Goode, Alex Peretti, küçük çocuklar, kadınlar ve erkeklerin bu kadar ayrım gözetmeyen şiddete maruz kalmalarını görmek beni şoke etti" dedi.

erfghyuj
Bir protestocu elinde Amerikan bayrağı ve "ICE"in Minneapolis'ten ayrılmasını talep eden bir pankart tutuyor (AP)

Peretti 24 Ocak'ta federal ajanlar tarafından öldürülürken, 37 yaşındaki Renee Goode ise 7 Ocak'ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından öldürüldü.

Trump bu hafta, Minneapolis'te belgesiz göçmenleri gözaltına almak için görevlendirilen maskeli polis memurlarının bir kısmını geri çekme sözü verdi. Gerilimi azaltmayı amaçlayan açıklamaların ardından Trump, dün sert tavrına geri dönerek Peretti'yi "sorun çıkaran" olarak nitelendirdi.

Trump, Truth Social platformunda, 37 yaşındaki hemşirenin ölümünden 11 gün önce çekilen ve geniş çapta yayılan bir videoya yorum yaptı. "O bir sorun çıkaran, muhtemelen bir isyancı ve Alex Peretti''nin popülaritesi bu kayıttan sonra düştü" dedi.

Görüntülerde, bir adamın federal polis aracına tekme attığı ve ardından polis memurlarının onu yere yatırdığı görülüyor.

Minnesota'daki olaylar, ABD Kongresi'nde de yankı buldu; Demokratlar, federal göçmenlik yetkililerinde reformlar yapılmadan İç Güvenlik Bakanlığı bütçesini onaylamayı reddediyor.