İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ruhani hükümetinin desteklediği İran Uzmanlar Girişimi, Robert Malley’in ekibine üç kişiyi getirdi.

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
TT

İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)

Dün Semafor web sitesi, İran’ın başta nükleer programı olmak üzere küresel güvenlik meselelerindeki imajını ve konumunu güçlendirmek için gösterdiği ‘sessiz’ çabalarla ilgili ilginç bilgiler ortaya çıkaran bir araştırma raporu yayınladı.

Araştırmada, özellikle Tahran’ın, yurtdışındaki ikinci nesil göçmen olan İran kökenli etkili akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan ve doğrudan Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘İran Uzmanlar Girişimi’ adı verilen bir ağ oluşturma çabalarına ışık tutuldu.

Araştırmada, Londra merkezli Farsça yayın yapan Iran International kanalı tarafından tercüme edilen ve Semafor ile paylaşılan İran hükümeti yazışmaları ve e-postalarına değinildi. İki kurum, İran Uzmanlar Girişimi’nin çalışmalarının bazı yönlerine ilişkin ortak bir rapor sundu ve bu konuda ayrı ayrı özel materyaller hazırladı.

Araştırmaya göre bu girişim 2014 baharında, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde kuruldu. O dönemde Ruhani ve bazı İranlı yetkililer girişimin çabalarını övdü. Girişim, İran Dışişleri Bakanlığı’nın listesindeki isimlerden en az üç kişiye ulaşmayı başardı. Bu üç kişi, Biden yönetiminin İran’daki Özel Temsilcisi Robert Malley’in üst düzey yardımcılarıydılar ya da olmuşlardı. Malley, geçtiğimiz Haziran ayında güvenlik yetkisi askıya alındıktan sonra izne çıkarılmıştı.

Belgeler, nükleer diplomasinin kritik bir döneminde İran Dışişleri Bakanlığı’nın düşünce tarzı ve iç çalışmalarına ilişkin yeni ve eşi benzeri görülmemiş bilgiler sunuyor ve İran’ın bu tür etkileme operasyonlarını nasıl yürütebildiğini gösteriyor.

hrt
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Bu temaslar, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı’nın bu ağ üzerinden özellikle Barack Obama yönetiminin son yıllarında Washington ve Avrupa’daki siyasi çevrelere ne derece ulaştığını ortaya koyuyor.

Yazarlar ve analistler

Girişimde yer alan yazarlar, bolca başmakaleler ve analizler kaleme alıyordu. Televizyonda ve X’te (eski adıyla Twitter) görüşlerini paylaşıp nükleer mesele konusunda Tahran’la bir anlaşmaya varılması ihtiyacını düzenli olarak savunuyorlardı. Bu, o dönemdeki Obama ve Ruhani yönetimleriyle uyumlu seyreden bir tutumdu.

E-postalar, Ruhani’nin 2013'te seçilmesinin ardından, nükleer meseleyle ilgili olarak Batı ile bir anlaşmaya varmaya çalışırken başlatılan girişimi tarif ediyor. E-postalara göre İran Dışişleri Bakanlığı, iç araştırma merkezi Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü aracılığıyla projenin ‘10 çekirdek’ üyesiyle temasa geçti. Bakanlık, Tahran ile Washington arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın avantajlarını artırmak üzere projenin uygulanması konusunda etkin bir şekilde çalışmak amacıyla önümüzdeki 18 ay boyunca bu teması sürdürmeyi planlıyordu.

Proje hız kazandıkça, Berlin’de yaşayan İranlı diplomat ve daha sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olan Said Hatibzade, 5 Mart 2014’te İran Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Mustafa Zehrani’ye bir mail yazdı. Söz konusu mailde şu ifadelere yer verildi:

İran Uzmanlar Girişimi olarak adlandırdığımız bu girişim, başta Avrupa ve ABD olmak üzere önde gelen uluslararası düşünce kuruluşları ve akademik kurumlarla bağlantılar kuran 6 ila 10 seçkin ikinci kuşak İranlıdan oluşan çekirdek bir gruptan oluşuyor.

Aralarındaki yazışmalar İngilizce ve Farsça arasında değişiyordu. Iran International tarafından tercüme edilen yazışmalar Semafor tarafından bağımsız olarak doğrulandı.

Bir hafta sonra Hatibzade, 11 Mart’ta bir kez daha yazarak, Prag’da görüştüğü iki genç akademisyen Ariane Tabatabai ve Dina Esfandiary’den girişime destek aldığını belirterek “Üçümüz girişimin çekirdek grubu olmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.

Tabatabai şu anda Pentagon’da Savunma Bakanı’nın Özel Operasyonlardan Sorumlu Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak çalışıyor ve bu pozisyon, ABD hükümetinden güvenlik izni alınmasını gerektiriyor. Daha önce Biden’ın 2021’de göreve gelmesinden sonra İran’la müzakere yapan Malley’in ekibinde diplomat olarak çalışmıştı.

Bu arada Esfandiary, Malley’in 2018’den 2021’e kadar başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nda Ortadoğu ve Kuzey Afrika konusunda kıdemli danışman olarak çalışıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Tabatabai ve Esfandiary, girişim hakkında yorum taleplerine yanıt vermezken, Uluslararası Kriz Grubu, Esfandiary’nin girişime katıldığını doğruladı. Bununla birlikte, girişimin İran Dışişleri Bakanlığı tarafından denetlenmeyen, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan gayrı resmi bir ağ olduğuna ve bir Avrupa hükümeti ile bazı Avrupa kurumlarından fon aldığına işaret etti.

njy
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Avrupa merkezli bir araştırma merkezi olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), kıdemli meslektaşlarından Ellie Geranmayeh’in de girişime katıldığını doğruladı. Konsey Sözcüsü, bir Avrupa hükümetinin İran Uzmanlar Girişimi’ni desteklediğini söyledi ancak bu kişinin ismini vermedi. Araştırma merkezinin her zaman çalışanlarının araştırma gezilerinin ‘temel maliyetlerini’ karşıladığını vurguladı. Sözcü “Avrupa politikasını yönlendirme çabalarının bir parçası olarak ECFR, araştırma ziyaretleri ve çalıştaylar da dahil olmak üzere dünya çapındaki uzmanlar ve düşünce kuruluşlarıyla düzenli olarak iletişim halindedir” dedi.

İran Uzmanlar Girişimi

İran Uzmanlar Girişimi meselesinin tartışıldığı e-postalar, Iran International’ın elde ettiğini belirttiği binlerce Zehrani yazışmasından oluşan bir koleksiyonun parçasını oluşturuyor. Bunların içerisinde pasaportların, özgeçmişlerin, konferans davetiyelerinin, uçak biletlerinin ve vize başvurularının kopyaları bulunuyor.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın temaslarına göre, bu ilk temasın ardından girişim projesi hız kazandı. 14 Mayıs 2014’te uluslararası nükleer görüşmelerin gerçekleştirilmesi amacıyla Viyana’daki Palais Coburg Otel’de bir başlangıç ​​konferansı düzenlendi. Bir e-postaya göre, eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yanı sıra nükleer müzakere ekibinin üyeleri ve Batılı düşünce kuruluşlarından sekiz temsilci de toplantıya katılanlar arasında yer aldı. Alt düzey İranlı diplomatlar başlangıçta toplantının Tahran’da yapılmasını önerdi ancak Zarif’in yardımcısı lojistik nedenlerden dolayı bu öneriye karşı çıktı.

E-postalara göre Zarif, Viyana’daki görüşmeler sırasında, İran’ın nükleer meseleyle ilgili olarak uluslararası sahnedeki görüşlerini destekleyebilecek tanınmış bir yüz oluşturmaya odaklanıyordu.

Bu bağlamda, İran Uzmanlar Girişimi üyesi İranlı Alman vatandaşı akademisyen Adnan Tabatabai’nin (Ariane Tabatabai ile ilişkisi yok) adını özellikle belirtti. E-postalara göre Tabatabai, Zarif’e gruptan nükleer müzakerelerle ilgili makaleler yayınlama teklifi götürdü. Zarif teklifi kabul etti ve ‘bu makalelerin veya başyazıların’ yurtdışındaki çeşitli İranlı ve İranlı olmayan kişilerin yanı sıra eski yetkililerin isimleriyle yayınlanmasını önerdi.

Adnan Tabatabai, Iran International ve Semafor’un haberleri hakkında yorum yapmayı reddetti ve bu haberlerin ‘aslında yalanlara ve yanlış varsayımlara dayandığını’ söyledi. Ayrıca bunu çürütecek bir kanıt sunmamakla birlikte Zarif ile yazışmalarının gerçekliğini sorguladı.

Girişim, temel hedeflerinden birine ulaşma konusunda hızla ilerledi. Bu hedef, ABD ve Avrupa’daki prestijli medya kuruluşlarında özellikle politika yapıcıları hedef alan fikir makaleleri ve analizler yayınlamaktı. Viyana toplantısından bir aydan kısa bir süre sonra, Robert Malley’in öğrencisi olan ve girişimin uzmanları arasında yer alan Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez, Zehrani’ye yayınlanmadan önce nükleer krizin etkisiz hale getirilmesine ilişkin bir makale gönderdi. 4 Haziran 2014’te Farsça olarak “Yorumlarınızı ve geri bildirimlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum” diye yazdı ve mailine ‘İran’la Nükleer Diplomasinin Kavramsal Riskleri’ başlıklı bir makale ekledi.

E-postalar, Zehrani’nin bu makaleyi geldiği gün Dışişleri Bakanı Zarif ile paylaştığını gösteriyor. Daha sonra bu yazı, 12 gün sonra National Interest dergisinde, bazı küçük ifade değişiklikleriyle ‘İran Görüşmelerinde Yanlış İkilemler’ başlığı altında yayınlandı.

dfvgtr
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

E-postalara göre Pentagon’un mevcut yetkilisi Ariane Tabatabai, siyasi etkinliklere katılmadan önce İran Dışişleri Bakanlığı’nı en az iki kez ziyaret etti.

27 Haziran 2014’te Zehrani’ye Farsça bir mektup yazarak İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nde İran nükleer programıyla ilgili bir çalıştaya davet edildiğini bildirerek “Gitmeye niyetim yok ama sonra Emily Landau gibi gidip dezenformasyon yayan bir İsrailli yerine benim gidip konuşmamın daha iyi olabileceğini düşündüm. Ben de sizin fikrinizi sorup, daveti kabul edip gitmem gerektiğini düşünüyor musunuz diye öğrenmek istedim” diye yazdı.

Zehrani aynı gün “Her şeyi göz önünde bulundurursak en iyisi İsrail’i ziyaret etmekten kaçınmaktır. Teşekkür ederim” cevabını verdi. Birkaç saat sonra Tabatabai şu cevabı verdi:

“Tavsiyeniz için çok teşekkür ederim. Sizi gelişmelerden haberdar edeceğim.”

Semafor web sitesine göre Tabatabai’nin İsrail’deki konferansa gittiğine dair hiçbir kanıt yok, ancak kitapları ve araştırma raporları bir dizi üst düzey İsrailli yetkiliyle röportajlar yaptığını gösteriyor.

Ariane Tabatabai, Zehrani’ye, nükleer anlaşmayla ilgili olarak ABD Kongresi önünde ifade vermesinin planlandığını söyledi. 10 Temmuz 2014’te, İran konusunda katı görüşlü olarak tanımladığı iki Harvard akademisyeni Gary Samore ve William Tobey ile birlikte birden fazla kongre komitesinin huzuruna çıkmasının istendiğini yazdı ve ekledi:

“Önümüzdeki günlerde sizi rahatsız edeceğim. William ve Gary’nin İran hakkında olumlu görüşlere sahip olmadığı göz önüne alındığında bu biraz zor olacak.”

Tabatabai, Zehrani ile Boston Globe’da yayınlanan ve “İran’ın nükleer programıyla ilgili beş efsaneyi” özetleyen bir makalenin bağlantısını paylaştı. Makale, İran’ın neden nükleer enerjiye ihtiyaç duyduğunu açıklıyor ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in İslam’a aykırı olduğu için nükleer silah geliştirilmesini yasakladığı iddia edilen bir fetvaya ışık tutuyordu. Bazı Batılı yetkililer fetvanın meşruiyetini sorguladı.

Bir akademisyen ya da gazeteci olarak İran’ı haber yapmak mayın tarlası sayılıyor. Hem ülkeye hem de İranlı yetkililere erişim sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Fırsatlar bile ciddi uyarılarla birlikte geliyor. Tahran aynı zamanda bilgi operasyonlarını güçlü bir şekilde yurt dışına taşıyor. Ancak bazen başarılı, bazen başarısız oluyor. 2021 yılında ABD’de kalıcı olarak ikamet eden İranlı akademisyen Kaveh Afrasiabi’nin, İran rejimi için kayıt dışı bir ajan olarak çalıştığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından yaşananlarda olduğu gibi. Biden yönetimi ile İran arasında bu ay varılan tutuklu takası anlaşması kapsamında Afrasiabi’nin Tahran’a dönmesine izin verildi, ancak kendisi ABD’de kalmayı planladığını söyledi.



Peş peşe iptal kararları: İki dizinin fişi çekildi

Ünlü nörolog Dr. Oliver Sacks'ın hayatı ve vakalarından esinlenen Brilliant Minds'da Zachary Quinto, eksantrik nörolog Dr. Oliver Wolf rolünde (NBC)
Ünlü nörolog Dr. Oliver Sacks'ın hayatı ve vakalarından esinlenen Brilliant Minds'da Zachary Quinto, eksantrik nörolog Dr. Oliver Wolf rolünde (NBC)
TT

Peş peşe iptal kararları: İki dizinin fişi çekildi

Ünlü nörolog Dr. Oliver Sacks'ın hayatı ve vakalarından esinlenen Brilliant Minds'da Zachary Quinto, eksantrik nörolog Dr. Oliver Wolf rolünde (NBC)
Ünlü nörolog Dr. Oliver Sacks'ın hayatı ve vakalarından esinlenen Brilliant Minds'da Zachary Quinto, eksantrik nörolog Dr. Oliver Wolf rolünde (NBC)

Amerikan yayın ağı NBC, iddialı yapımları arasında gösterilen iki dizisinin fişini çekti. 

Kanal, medikal drama Brilliant Minds ve sahte belgesel türündeki komedi dizisi Stumble için devam kararı almadı.

Ünlü nörolog Oliver Sacks'in Karısını Şapka Sanan Adam (The Man Who Mistook His Wife for a Hat) ve Mars'ta Bir Antropolog (An Anthropologist on Mars) kitaplarından esinlenen Brilliant Minds, ikinci sezonun ardından ekranlara veda ediyor. Stumble ise ilk sezonun ardından iptal edildi.

Başrolünde Star Trek yıldızı Zachary Quinto'nun nörolog Oliver Wolf rolüyle yer aldığı dizi, tıp dünyasının çözülemeyen gizemlerini ve zihnin gizemlerini araştıran Dr. Wolf'la ekibine odaklanıyordu.

Eylül 2024'te başlayan yapım, ikinci sezonunda reytinglerin düşmesi üzerine geçen şubatta yayından çekilmişti. 

Dizinin henüz yayımlanmamış son 6 bölümü, 27 Mayıs'tan itibaren ekrana gelerek izleyiciyle vedalaşacak. 

Emmy adayı Greg Berlanti'nin yapımcıları arasında bulunduğu dizide Quinto'ya Tamberla Perry ve Ashleigh LaThrop gibi isimler eşlik ediyordu.

Eleştirmenlerin favorisi reytinge yenildi

Oklahoma'daki bir üniversitenin amigo takımı dünyasını mizahi bir dille ele alan Stumble, başrol oyuncusu Jenn Lyon'ın performansıyla eleştirmenlerden tam not alsa da geniş kitlelere ulaşmayı başaramadı. 

Kasımda başlayan ve martta sezon finali yapan dizi, düşük izlenme oranları nedeniyle ikinci sezon onayını alamadı. 

Kadrosunda Taran Killam ve Kristin Chenoweth gibi isimlerin yer aldığı yapım, NBC'nin bu sezonki tek sezonluk projeleri arasına girdi.

Gelecek planları ve akıbeti belirsiz yapımlar

Bu iptallerin ardından NBC'de ikinci sezon onayı bekleyen tek komedi, başrollerini Tracy Morgan ve Daniel Radcliffe'in paylaştığı The Fall and Rise of Reggie Dinkins oldu. Ayrıca drama dizisi Av Partisi (The Hunting Party) de hâlâ onay bekleyen yapımlar arasında yer alıyor.

Kanal, 2026-2027 yayın dönemi için ise rotasını yeni projelere kırmış durumda. Öne çıkan pilot bölümler arasında Buffy the Vampire Slayer ve Angel yıldızı David Boreanaz'ın yeni projesi ve Dan Goor'la Luke Del Tredici imzalı bir dedektiflik komedisi bulunuyor. 

Sektör kaynakları, bu yeni projelerin onay almasına kesin gözüyle bakıyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


NATO'nun sinema ve TV hamlesi açığa çıktı

ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'yu hedef alan açıklamaları dikkat çekiyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'yu hedef alan açıklamaları dikkat çekiyor (Reuters)
TT

NATO'nun sinema ve TV hamlesi açığa çıktı

ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'yu hedef alan açıklamaları dikkat çekiyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'yu hedef alan açıklamaları dikkat çekiyor (Reuters)

NATO'nun "dağıldığı" endişesi bizzat birliğin üyeleri tarafından dile getirilirken askeri ittifakın gizli bir girişimi ortaya çıktı. 

Guardian'ın özel haberine göre NATO, Avrupa ve ABD'deki sinemacı ve televizyoncularla kapalı kapılar ardında toplantılar gerçekleştiriyor. 

Yönetmen, senarist ve yapımcıların davet edildiği toplantıların "NATO propagandasını" amaçladığı öne sürülüyor. 

Birleşik Krallık merkezli gazete; Los Angeles, Brüksel ve Paris'te üç zirvenin yapıldığını ve gelecek ay Londra'da benzer bir toplantının daha düzenleneceğini bildirdi. 

Çağrılanlardan bazılarının davet karşısında afalladığı ve kendilerine "NATO propagandasına katkıda bulunma" teklifinin yapılacağını düşündüğü aktarıldı. 

"Avrupa ve ötesinde gelişen güvenlik durumunun" ele alınacağı zirvenin Chatham House Kuralı'na tabi tutulacağı da belirtildi.

Bu, katılımcıların edindikleri bilgileri kullanabileceği ancak toplantıdaki diğer kişilerin kimliklerini açıklayamayacağı anlamına geliyor. 

Guardian, yapılan toplantıların halihazırda üç farklı projenin başlatılmasını sağladığını da haberinde öne sürdü. 

Organizatörlerin "işbirliği ve uzlaşma" mesajının vurgulanmasını yeterli gördükleri de haberde belirtildi. 

Kendi ülkesinde ödül kazanan İrlanda filmi Christy'nin senaristi Alan O'Gorman, bu zirveleri "kabul edilemez bir açık propaganda" diye niteledi:

Benim gibi pek çok kişinin NATO üyesi olmayıp birliğin katıldığı savaşlar yüzünden acı çeken ülkelerde yaşayan arkadaşları ya da akrabaları var ya da bizzat oralarda yaşıyorlar. Birlik, mesajlarını sinema ve TV'ye yansıtmak istiyor.

Alan O'Gorman, Londra'daki zirveye davet edilen pek çok senaristin "sanatın savaşı desteklemesi" ve "NATO propagandasına yardım" fikrinden çok rahatsız olduğunu sözlerine ekledi. 

NATO'dan gazeteye yapılan açıklamada 4. zirvenin yapılacağı doğrulandı:

Eğlence sektörü temsilcilerinin NATO'nun işleyişine ve görev tanımına duydukları merakı dile getirmeleri üzerine bu adım atıldı. Bu etkinlikler sivil toplum, düşünce kuruluşları camiası ve NATO temsilcilerinin katılımını içeriyor.

Independent Türkçe, Guardian, AP


Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal

Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal
Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal
TT

Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal

Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal
Savaşın faturası ağır: Amerikalılar daha az araba kullanıyor, tatiller iptal

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşı 10. haftasına yaklaşırken benzin fiyatlarının hızla yükselmesi, birçok Amerikalıyı günlük harcamalarını kısmaya itti.

Washington Post/ABC News/Ipsos anketine göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 44'ü yüksek benzin fiyatları nedeniyle daha az araba kullandığını, yüzde 42'si ise hane harcamalarını kıstığını söyledi. Ayrıca anket, ABD'lilerin yüzde 34'ünün seyahat veya tatil planlarını değiştirdiğini ortaya koydu.

Amerikan Otomobil Birliği motor kulübüne göre, ülke genelinde ortalama benzin fiyatı cumartesi günü galon başına 4,43 dolara ulaşırken, Amerikalılar davranışlarını değiştiriyor. Geçen yıl bu zamanlarda ulusal ortalama galon başına sadece 3,15 dolardı.

GasBuddy'nin petrol analisti Patrick de Haan, cumartesi günkü ortalama fiyatın endişe verici yeni bir rekor olduğunu söyledi.

X'te, "Ulusal ortalama benzin fiyatı, mayısın ikinci gününde bugünkü kadar yüksek olmamıştı" diye yazdı.

De Haan, Post'a, benzin fiyatlarının gelecek haftalarda daha da yükselebileceğini söyledi.

"Gelecek haftalarda çok daha büyük bir enerji krizine dönüşebilecek bir döneme giriyoruz ve olası bir hatayı kabullenmek yerine, hem Beyaz Saray hem de İran pozisyonunu sertleştirmiş görünüyor" dedi.

The Independent, yorum talebiyle Beyaz Saray'a ulaştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers gazeteye, Trump'ın çatışmanın "geçici, kısa vadeli aksaklıkları" konusunda "Amerikan halkına dürüst" davrandığını söyledi.

Rogers, "Başkan petrol ve benzin fiyatlarını rekor hızda çok yıllık düşük seviyelere indirdi ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği normale döndükçe, bu enerji fiyatları bir kez daha düşecek" diye ekledi.

Yine de nisanda Quinnipiac Üniversitesi'nin yaptığı ankete göre, ABD'li seçmenlerin yaklaşık yüzde 65'i yüksek benzin fiyatlarından Trump'ı "çok" veya "biraz" sorumlu tutuyor.

frgf
Beyaz Saray sözcüsü, Trump'ın çatışmanın "kısa vadeli aksaklıkları" konusunda "açık sözlü" olduğunu söyledi (AFP)

Başkan cuma günü Kongre'ye İran'la düşmanlıkların "sonlandırıldığını" ve ABD'nin 7 Nisan'dan beri İran'la çatışmaya girmediğini söyledi.

Cumartesi günü Trump, İran'dan gelen yeni barış planını incelediğini duyurdu ancak ülkenin "henüz yeterince büyük bir bedel ödemediği" konusunda uyardı.

Truth Social'da, "İran'ın bize yeni gönderdiği planı yakında inceleyeceğim ancak son 47 yıldır insanlığa ve dünyaya yaptıkları için henüz yeterince büyük bir bedel ödemediklerinden bunun kabul edilebilir olacağını düşünemiyorum" diye yazdı.

Ayrıca gazetecilere, İran'ın "yanlış davranması" durumunda yeni saldırıların emrini verebileceğinin "muhtemel" olduğunu söyledi.

Trump cumartesi günü, "Eğer yanlış davranırlarsa, kötü bir şey yaparlarsa, o zaman göreceğiz. Ama bu gerçekleşebilecek bir olasılık" dedi.

Independent Türkçe