İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ruhani hükümetinin desteklediği İran Uzmanlar Girişimi, Robert Malley’in ekibine üç kişiyi getirdi.

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
TT

İran’ın ‘sessiz’ çabaları: Tahran yönetimi nükleer programı desteklemek için gizli bir yapı oluşturmuş

Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)
Ariane Tabatabaei, 2021 yazında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi ile yaptığı toplantılardan birinde Robert Malley’in arkasında oturuyor (UAEA)

Dün Semafor web sitesi, İran’ın başta nükleer programı olmak üzere küresel güvenlik meselelerindeki imajını ve konumunu güçlendirmek için gösterdiği ‘sessiz’ çabalarla ilgili ilginç bilgiler ortaya çıkaran bir araştırma raporu yayınladı.

Araştırmada, özellikle Tahran’ın, yurtdışındaki ikinci nesil göçmen olan İran kökenli etkili akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan ve doğrudan Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘İran Uzmanlar Girişimi’ adı verilen bir ağ oluşturma çabalarına ışık tutuldu.

Araştırmada, Londra merkezli Farsça yayın yapan Iran International kanalı tarafından tercüme edilen ve Semafor ile paylaşılan İran hükümeti yazışmaları ve e-postalarına değinildi. İki kurum, İran Uzmanlar Girişimi’nin çalışmalarının bazı yönlerine ilişkin ortak bir rapor sundu ve bu konuda ayrı ayrı özel materyaller hazırladı.

Araştırmaya göre bu girişim 2014 baharında, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde kuruldu. O dönemde Ruhani ve bazı İranlı yetkililer girişimin çabalarını övdü. Girişim, İran Dışişleri Bakanlığı’nın listesindeki isimlerden en az üç kişiye ulaşmayı başardı. Bu üç kişi, Biden yönetiminin İran’daki Özel Temsilcisi Robert Malley’in üst düzey yardımcılarıydılar ya da olmuşlardı. Malley, geçtiğimiz Haziran ayında güvenlik yetkisi askıya alındıktan sonra izne çıkarılmıştı.

Belgeler, nükleer diplomasinin kritik bir döneminde İran Dışişleri Bakanlığı’nın düşünce tarzı ve iç çalışmalarına ilişkin yeni ve eşi benzeri görülmemiş bilgiler sunuyor ve İran’ın bu tür etkileme operasyonlarını nasıl yürütebildiğini gösteriyor.

hrt
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Bu temaslar, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı’nın bu ağ üzerinden özellikle Barack Obama yönetiminin son yıllarında Washington ve Avrupa’daki siyasi çevrelere ne derece ulaştığını ortaya koyuyor.

Yazarlar ve analistler

Girişimde yer alan yazarlar, bolca başmakaleler ve analizler kaleme alıyordu. Televizyonda ve X’te (eski adıyla Twitter) görüşlerini paylaşıp nükleer mesele konusunda Tahran’la bir anlaşmaya varılması ihtiyacını düzenli olarak savunuyorlardı. Bu, o dönemdeki Obama ve Ruhani yönetimleriyle uyumlu seyreden bir tutumdu.

E-postalar, Ruhani’nin 2013'te seçilmesinin ardından, nükleer meseleyle ilgili olarak Batı ile bir anlaşmaya varmaya çalışırken başlatılan girişimi tarif ediyor. E-postalara göre İran Dışişleri Bakanlığı, iç araştırma merkezi Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü aracılığıyla projenin ‘10 çekirdek’ üyesiyle temasa geçti. Bakanlık, Tahran ile Washington arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın avantajlarını artırmak üzere projenin uygulanması konusunda etkin bir şekilde çalışmak amacıyla önümüzdeki 18 ay boyunca bu teması sürdürmeyi planlıyordu.

Proje hız kazandıkça, Berlin’de yaşayan İranlı diplomat ve daha sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olan Said Hatibzade, 5 Mart 2014’te İran Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Mustafa Zehrani’ye bir mail yazdı. Söz konusu mailde şu ifadelere yer verildi:

İran Uzmanlar Girişimi olarak adlandırdığımız bu girişim, başta Avrupa ve ABD olmak üzere önde gelen uluslararası düşünce kuruluşları ve akademik kurumlarla bağlantılar kuran 6 ila 10 seçkin ikinci kuşak İranlıdan oluşan çekirdek bir gruptan oluşuyor.

Aralarındaki yazışmalar İngilizce ve Farsça arasında değişiyordu. Iran International tarafından tercüme edilen yazışmalar Semafor tarafından bağımsız olarak doğrulandı.

Bir hafta sonra Hatibzade, 11 Mart’ta bir kez daha yazarak, Prag’da görüştüğü iki genç akademisyen Ariane Tabatabai ve Dina Esfandiary’den girişime destek aldığını belirterek “Üçümüz girişimin çekirdek grubu olmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.

Tabatabai şu anda Pentagon’da Savunma Bakanı’nın Özel Operasyonlardan Sorumlu Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak çalışıyor ve bu pozisyon, ABD hükümetinden güvenlik izni alınmasını gerektiriyor. Daha önce Biden’ın 2021’de göreve gelmesinden sonra İran’la müzakere yapan Malley’in ekibinde diplomat olarak çalışmıştı.

Bu arada Esfandiary, Malley’in 2018’den 2021’e kadar başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nda Ortadoğu ve Kuzey Afrika konusunda kıdemli danışman olarak çalışıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Tabatabai ve Esfandiary, girişim hakkında yorum taleplerine yanıt vermezken, Uluslararası Kriz Grubu, Esfandiary’nin girişime katıldığını doğruladı. Bununla birlikte, girişimin İran Dışişleri Bakanlığı tarafından denetlenmeyen, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan gayrı resmi bir ağ olduğuna ve bir Avrupa hükümeti ile bazı Avrupa kurumlarından fon aldığına işaret etti.

njy
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

Avrupa merkezli bir araştırma merkezi olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), kıdemli meslektaşlarından Ellie Geranmayeh’in de girişime katıldığını doğruladı. Konsey Sözcüsü, bir Avrupa hükümetinin İran Uzmanlar Girişimi’ni desteklediğini söyledi ancak bu kişinin ismini vermedi. Araştırma merkezinin her zaman çalışanlarının araştırma gezilerinin ‘temel maliyetlerini’ karşıladığını vurguladı. Sözcü “Avrupa politikasını yönlendirme çabalarının bir parçası olarak ECFR, araştırma ziyaretleri ve çalıştaylar da dahil olmak üzere dünya çapındaki uzmanlar ve düşünce kuruluşlarıyla düzenli olarak iletişim halindedir” dedi.

İran Uzmanlar Girişimi

İran Uzmanlar Girişimi meselesinin tartışıldığı e-postalar, Iran International’ın elde ettiğini belirttiği binlerce Zehrani yazışmasından oluşan bir koleksiyonun parçasını oluşturuyor. Bunların içerisinde pasaportların, özgeçmişlerin, konferans davetiyelerinin, uçak biletlerinin ve vize başvurularının kopyaları bulunuyor.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın temaslarına göre, bu ilk temasın ardından girişim projesi hız kazandı. 14 Mayıs 2014’te uluslararası nükleer görüşmelerin gerçekleştirilmesi amacıyla Viyana’daki Palais Coburg Otel’de bir başlangıç ​​konferansı düzenlendi. Bir e-postaya göre, eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yanı sıra nükleer müzakere ekibinin üyeleri ve Batılı düşünce kuruluşlarından sekiz temsilci de toplantıya katılanlar arasında yer aldı. Alt düzey İranlı diplomatlar başlangıçta toplantının Tahran’da yapılmasını önerdi ancak Zarif’in yardımcısı lojistik nedenlerden dolayı bu öneriye karşı çıktı.

E-postalara göre Zarif, Viyana’daki görüşmeler sırasında, İran’ın nükleer meseleyle ilgili olarak uluslararası sahnedeki görüşlerini destekleyebilecek tanınmış bir yüz oluşturmaya odaklanıyordu.

Bu bağlamda, İran Uzmanlar Girişimi üyesi İranlı Alman vatandaşı akademisyen Adnan Tabatabai’nin (Ariane Tabatabai ile ilişkisi yok) adını özellikle belirtti. E-postalara göre Tabatabai, Zarif’e gruptan nükleer müzakerelerle ilgili makaleler yayınlama teklifi götürdü. Zarif teklifi kabul etti ve ‘bu makalelerin veya başyazıların’ yurtdışındaki çeşitli İranlı ve İranlı olmayan kişilerin yanı sıra eski yetkililerin isimleriyle yayınlanmasını önerdi.

Adnan Tabatabai, Iran International ve Semafor’un haberleri hakkında yorum yapmayı reddetti ve bu haberlerin ‘aslında yalanlara ve yanlış varsayımlara dayandığını’ söyledi. Ayrıca bunu çürütecek bir kanıt sunmamakla birlikte Zarif ile yazışmalarının gerçekliğini sorguladı.

Girişim, temel hedeflerinden birine ulaşma konusunda hızla ilerledi. Bu hedef, ABD ve Avrupa’daki prestijli medya kuruluşlarında özellikle politika yapıcıları hedef alan fikir makaleleri ve analizler yayınlamaktı. Viyana toplantısından bir aydan kısa bir süre sonra, Robert Malley’in öğrencisi olan ve girişimin uzmanları arasında yer alan Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez, Zehrani’ye yayınlanmadan önce nükleer krizin etkisiz hale getirilmesine ilişkin bir makale gönderdi. 4 Haziran 2014’te Farsça olarak “Yorumlarınızı ve geri bildirimlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum” diye yazdı ve mailine ‘İran’la Nükleer Diplomasinin Kavramsal Riskleri’ başlıklı bir makale ekledi.

E-postalar, Zehrani’nin bu makaleyi geldiği gün Dışişleri Bakanı Zarif ile paylaştığını gösteriyor. Daha sonra bu yazı, 12 gün sonra National Interest dergisinde, bazı küçük ifade değişiklikleriyle ‘İran Görüşmelerinde Yanlış İkilemler’ başlığı altında yayınlandı.

dfvgtr
Zarif’in ekibi ile İran Girişimi Uzmanları arasında nükleer müzakereler sırasında yapılan yazışmalara dair Iran International kanalı tarafından yayınlanan bir fotoğraf

E-postalara göre Pentagon’un mevcut yetkilisi Ariane Tabatabai, siyasi etkinliklere katılmadan önce İran Dışişleri Bakanlığı’nı en az iki kez ziyaret etti.

27 Haziran 2014’te Zehrani’ye Farsça bir mektup yazarak İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nde İran nükleer programıyla ilgili bir çalıştaya davet edildiğini bildirerek “Gitmeye niyetim yok ama sonra Emily Landau gibi gidip dezenformasyon yayan bir İsrailli yerine benim gidip konuşmamın daha iyi olabileceğini düşündüm. Ben de sizin fikrinizi sorup, daveti kabul edip gitmem gerektiğini düşünüyor musunuz diye öğrenmek istedim” diye yazdı.

Zehrani aynı gün “Her şeyi göz önünde bulundurursak en iyisi İsrail’i ziyaret etmekten kaçınmaktır. Teşekkür ederim” cevabını verdi. Birkaç saat sonra Tabatabai şu cevabı verdi:

“Tavsiyeniz için çok teşekkür ederim. Sizi gelişmelerden haberdar edeceğim.”

Semafor web sitesine göre Tabatabai’nin İsrail’deki konferansa gittiğine dair hiçbir kanıt yok, ancak kitapları ve araştırma raporları bir dizi üst düzey İsrailli yetkiliyle röportajlar yaptığını gösteriyor.

Ariane Tabatabai, Zehrani’ye, nükleer anlaşmayla ilgili olarak ABD Kongresi önünde ifade vermesinin planlandığını söyledi. 10 Temmuz 2014’te, İran konusunda katı görüşlü olarak tanımladığı iki Harvard akademisyeni Gary Samore ve William Tobey ile birlikte birden fazla kongre komitesinin huzuruna çıkmasının istendiğini yazdı ve ekledi:

“Önümüzdeki günlerde sizi rahatsız edeceğim. William ve Gary’nin İran hakkında olumlu görüşlere sahip olmadığı göz önüne alındığında bu biraz zor olacak.”

Tabatabai, Zehrani ile Boston Globe’da yayınlanan ve “İran’ın nükleer programıyla ilgili beş efsaneyi” özetleyen bir makalenin bağlantısını paylaştı. Makale, İran’ın neden nükleer enerjiye ihtiyaç duyduğunu açıklıyor ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in İslam’a aykırı olduğu için nükleer silah geliştirilmesini yasakladığı iddia edilen bir fetvaya ışık tutuyordu. Bazı Batılı yetkililer fetvanın meşruiyetini sorguladı.

Bir akademisyen ya da gazeteci olarak İran’ı haber yapmak mayın tarlası sayılıyor. Hem ülkeye hem de İranlı yetkililere erişim sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Fırsatlar bile ciddi uyarılarla birlikte geliyor. Tahran aynı zamanda bilgi operasyonlarını güçlü bir şekilde yurt dışına taşıyor. Ancak bazen başarılı, bazen başarısız oluyor. 2021 yılında ABD’de kalıcı olarak ikamet eden İranlı akademisyen Kaveh Afrasiabi’nin, İran rejimi için kayıt dışı bir ajan olarak çalıştığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından yaşananlarda olduğu gibi. Biden yönetimi ile İran arasında bu ay varılan tutuklu takası anlaşması kapsamında Afrasiabi’nin Tahran’a dönmesine izin verildi, ancak kendisi ABD’de kalmayı planladığını söyledi.



İran savaşı, ABD’de azil tartışmasını yeniden alevlendirdi: Trump’ı görevden alın

Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
TT

İran savaşı, ABD’de azil tartışmasını yeniden alevlendirdi: Trump’ı görevden alın

Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)

ABD'de Demokrat ve Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump'ın görevden alınması için ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi'ni tekrar gündeme taşıyor.

Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı.

ABD Başkanı'nın anlaşmadan önce savurduğu "Bir medeniyet yok olacak" tehdidiyse büyük yankı uyandırdı.

CNN'in haberinde, Trump'ın şiddet içeren söylemleri nedeniyle ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi uyarınca azledilmesine yönelik taleplerin yeniden gündeme taşındığı yazılıyor.

Sözkonusu ek madde, bir ABD başkanının görevini yerine getiremeyeceğine karar verilmesi durumunda, yerine başkan yardımcısının geçici olarak getirilmesini öngörüyor.

Ancak bunun için Kongre'de iki kanadın üçte ikisinin desteği gerekiyor.

Trump'ın İran'daki sivil altyapıyı ve elektrik tesislerini vurma tehditleri, Demokratların tepkisi çekerken, Cumhuriyetçi kanattan da başkana tepkiler geliyor.

Komplo teorileriyle tanınan muhafazakar radyo sunucusu Alex Jones, pazartesi günkü yayınında ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi'ni devreye sokarak Trump'ın görevden alınması gerektiğini savundu.

Trump'a uzun süre destek verdikten sonra Cumhuriyetçi liderle arası bozulan Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene de X'teki açıklamasında, ABD Başkanı'nın “İran medeniyetini yok etme” tehdidine “Bu şeytani ve delice” diye tepki gösterdi.

Greene, daha sonra “25. Ek Madde!!!” paylaşımıyla Trump'ın görevden alınması gerektiğini savundu.

Sağcı podcast yayıncısı Candace Owens da “25. Ek Madde'nin devreye konması lazım” dedi.

ABD Başkanı'na karşı cephe alanlar arasında, Trump'ın ilk döneminde Beyaz Saray İletişim Direktörü olarak görev yapmış Anthony Scaramucci de var.

Scaramucci, X'teki paylaşımında Trump'ın nükleer silah kullanma tehdidinde bulunduğunu öne sürdü:

Kendinize gelin, nükleer saldırı çağrısı yapıyor. Derhal görevden alınmasını sağlayın.

Temsilciler Meclisi, Ukrayna'dan Joe Biden ve oğluyla ilgili soruşturma başlatmasını talep ederek kanunları çiğnediği gerekçesiyle Trump hakkında Aralık 2019'da azil süreci başlatmıştı. Bu dönemde Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar çoğunluktaydı.

Daha sonra Temsilciler Meclisi, 6 Ocak 2021'deki Kongre baskınında oynadığı rol gerekçesiyle yine Trump'ın görev süresi bitmeden azledilmesine ilişkin süreç başlatmıştı. Böylelikle Trump, ABD tarihinde hakkında ikinci kez azil süreci başlatılan ilk ABD Başkanı olmuştu.

Ancak iki durumda da Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'da yapılan oylama sonucu Trump görevine devam etmişti.
Independent Türkçe, CNN, Axios


ABD-İran ateşkesi dünya basınında nasıl görüldü?

İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
TT

ABD-İran ateşkesi dünya basınında nasıl görüldü?

İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)

ABD ve İran arasındaki geçici ateşkes dünya basınında geniş yer buldu.

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamki açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.  

İran yönetimiyse "ABD'yi 10 maddelik planı kabul etmeye zorlayarak tarihi zafer elde ettiklerini" öne sürdü.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği'nden yapılan açıklamada paylaşılan 10 maddeye göre Hürmüz Boğazı'ndan geçişin, İran Silahlı Kuvvetleri'yle koordinasyon içinde kontrollü şekilde yapılması ve "direniş ekseninin" tüm unsurlarına karşı yürütülen saldırıların sonlandırılması isteniyor.

Ayrıca ABD askerlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi garantiye alacak ve mutabakata varılan protokolle İran'ın hakimiyetini sağlayacak bir geçiş düzenlemesinin oluşturulması talep ediliyor.

İran'a verilen zararların tamamen tazmin edilmesi, tüm birincil ve ikincil yaptırımlarla, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının kaldırılması şart koşuluyor.

İran'ın yurtdışındaki bloke edilmiş tüm varlık ve mali kaynaklarının serbest bırakılması ve tüm maddelerin bağlayıcı bir BMGK kararıyla onaylanması talep ediliyor.

Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı.

"ABD'nin itibarı zarar gördü"

New York Times'ın analizinde, Trump'ın anlaşmadan önce savurduğu "Bir medeniyet yok olacak" tehdidi hatırlatılarak, "Başkan'ın şiddet içeren söylemleri, müzakereci olarak güvenilirliğine ve ülkesinin dünyadaki itibarına zarar verdi" deniyor.

Ayrıca Trump'ın İran savaşında "istediğini alamadığı için tehditlerinin dozunu yükselttiği" ifade ediliyor.

CNN'in analizinde de İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetinin sürdüğüne dikkat çekilerek, "Savaşın, İran'ın boğazı kontrol ettiği bir senaryoyla sonlanması stratejik bir felaket ve Trump için bir yenilgi olur" deniyor. Tahran yönetimi, boğazdan geçişin İran ordusunun koordinasyonuyla gerçekleştirileceğini duyurmuştu.

ABD Başkanı'nın, son günlerde İran yönetimine karşı tehditkar tavrı ve sert sözleriyle "ahlaki sınırları aştığı" ve ABD'yi "dünyanın en istikrarsız gücü haline getirdiği" belirtiliyor.

"Dünyanın ABD'ye bakış açısı kökten değişti"

BBC, Trump'ın bu anlaşmayla kendine "geçici bir rahatlama sağladığını" ifade ediyor. ABD ve İran, iki haftalık süreçte ateşkesi kalıcı hale getirmek için görüşme yapacak. Ancak analizde, çatışmalar tekrar başlamasa bile İran savaşının "dünyanın geri kalanının ABD'ye bakış açısını kökten değiştireceği" yazılıyor.

"Çatışmalar yeniden başlayabilir"

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını söylerken, çatışmaların sürebileceği uyarısında bulundu.

Rus devletine ait medya kuruluşu RT'nin analizinde de "Trump, İran medeniyetini yok etme tehdidinden geri adım attı" denirken, Medvedev'in işaret ettiği tehlike hatırlatılıyor.

Çin de çatışmaların durdurulması için yaptığı itidal çağrısı ve Pakistan'la ortak hazırladığı 5 maddelik planla dikkat çekmişti.

"İki taraf da zorlu bir çıkmazda"

Çin Komünist Partisi'nin yayın organı Global Times'ın analizinde, İran'ın ABD'ye sunduğu 10 maddelik planın "diyalog başlatıcı" olduğu belirtiliyor. Özellikle tüm ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Amerikan birliklerinin Ortadoğu'dan çekilmesi taleplerinin gerçekçi olmadığı ifade ediliyor.

Diğer yandan Lanzhou Üniversitesi'nden Ortadoğu uzmanı Zhu Yongbiao, "her iki tarafın da son derece zorlu bir çıkmaza girdiğini, çatışmanın sürmesinin savaşın bedelini giderek daha da katlanılmaz hale getireceğini" vurguluyor. Bu nedenle, müzakerelerin her iki tarafın beklentileriyle de örtüştüğünü söylüyor.

NYT'nin üç İranlı yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Tahran yönetimi Pakistan'ın yanı sıra Çin'in de devreye girmesiyle ateşkes önerisini kabul etti.

Independent Türkçe, BBC, New York Times, CNN, RT, Global Times, Times of Israel, Arab News


Trump hakkındaki yeni kitap Beyaz Saray'da paniğe yol açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump hakkındaki yeni kitap Beyaz Saray'da paniğe yol açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

New York Times'ın Trump muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın yakında çıkacak kitabının, Beyaz Saray'da "büyük endişeye" neden olduğu bildirildi.

Axios'a göre yeni kitabın adı Rejim Değişikliği: Donald Trump'ın İmparatorluk Başkanlığının İç Yüzü (Regime Change: Inside the Imperial Presidency of Donald Trump) olacak ve 23 Haziran'da piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Trump, martta Haberman’a yüklenmişti ve o sırada bunun nedeni net değildi.

Trump, Truth Social'da şöyle yazmıştı:

Maggot Hagerman (kurtçuk -çn.), başarısız The New York Times'ın bir başka AHLAKSIZ yazarı, söylediklerinin neredeyse her zaman tersinin doğru olduğunu çok iyi bilmesine ve anlamasına rağmen, benim hakkımda yalan haberler yazmakta ısrar ediyor.

Ardından, "Maggot'ı ve bazı 'ortaklarını' Florida'da The Times'a karşı açtığım davaya eklemeyi düşünüyorum, ki gayet iyi gidiyor gibi görünüyor" diyerek onu davayla tehdit etmişti.

Kitabın, Trump'ın yürütme yetkisini nasıl yeniden şekillendirdiğini derinlemesine inceleyeceği ve yazarların ikinci döneminin  yalnızca bir başkanlık değişiminden ibaret kalmayıp yabancı bir rejim değişikliği operasyonuna benzediğini savunacağı bildiriliyor.

Axios'a göre Haberman ve Swan yeni kitap için yaklaşık bin röportaj gerçekleştirdi ve bu durum bazı Trump çevrelerini endişelendiriyor.

Axios'un haberine göre, Trump'ın "Truth Social" paylaşımını yaptığı sırada Haberman'la Swan aylardır kitap yazma iznindeydi ve üç gün sonra Beyaz Saray'da Trump'la konuşurken görüldüler.

The New York Times'a göre, kitapta Trump'ın üst düzey danışmanlarının İran'daki "rejim değişikliği" fikriyle alay ettiği, hatta birinin bu fikri "saçmalık" diye nitelediği iddiası yer alıyor.

Görsel kaldırıldı.
The New York Times'ın Beyaz Saray muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın yeni kitabına göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran'ın savaş hedeflerini özetleyen bir İsrail sunumunu "saçmalık" diye nitelendirdiği bildiriliyor (AFP)

Bu sahne, Trump ve CIA Direktörü John Ratcliffe, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve başkalarının katıldığı bir toplantıyı anlatıyor; burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İran hakkında verilen istihbaratın dikkate alınmadığı bildiriliyor.

The New York Times'ın Haberman'la Swan tarafından yazılan ve kitaptan alıntı yapan haberine göre, Netanyahu'nun istihbaratı 4 bölümden oluşuyordu: Ülkenin en yüksek liderini öldürme gerekliliğini anlatan baş kesme; İran'ın komşu ülkeleri hedef alma yeteneğinin etkisiz hale getirilmesi; İran halkı arasında bir ayaklanma kışkırtma gerekliliği; ve son olarak, laik bir liderin göreve getirilmesi için tam bir rejim değişikliği.

Toplanan ABD yetkililerinin ilk iki noktanın ulaşılabilir, son ikisininse hayal ürünü olduğuna inandıkları bildiriliyor.

Ratcliffe'in Netanyahu'nun sunumunu tek bir kelimeyle tanımladığı bildiriliyor: "Gülünç". Yeni kitaba göre Rubio da aynı fikirdeydi ve bunu "saçmalık" diye niteledi.

The Independent, Beyaz Saray'dan konuyla ilgili yorum talep etti.

Independent Türkçe