Kerime Naci
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, geçtiğimiz cuma akşamı Rusya'ya geldi. Hafter burada, Rusya’nın Afrika kıtasındaki askeri varlığını denetlemenin yanı sıra Libya ve Suriye dosyalarının koordinasyonunda başlıca askeri yetkili olarak kabul edilen Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Korgeneral Yunus-Bek Yevkurov tarafından karşılandı.
(Mareşal Halife Hafter liderliğindeki) LUO Başkomutanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu ziyaretin iki ülke arasında eğitim, uzmanlık alışverişi ve savunma kapasitelerinin geliştirilmesi alanlarında ortak koordinasyon olanaklarının araştırılması çerçevesinde gerçekleştirildiği belirtildi.
Ziyaret, Libya'nın doğu kutuplarına doğru kayan momentumun ortasında gerçekleşti. Türkiye, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hafter'in, oğlu Saddam'ı yardımcısı olarak atamasının hemen ardından (Hafter'in karargahı olan) er-Recme Askeri Üssü ile ilişkilerini güçlendirmek için harekete geçti.
Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşmasını değerlendirme oturumunu yapmadan önce, ilk kez Libya'nın doğusuna giderek Halife Hafter ile görüştü. Bu ziyaret, ABD Maslahatgüzarı Jeremy Brent'in önderliğinde Bingazi, Sirte ve Trablus'ta yürütülen diplomatik çabaların ardından gerçekleşti. Brent, güvenlik ve askeri alanlarda iş birliğini ve ortak koordinasyon mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile bir toplantı düzenlemişti.
Uluslararası meşruiyet
Gözlemciler, Moskova'nın hamlelerini, özellikle Türkiye'nin geçtiğimiz yılın sonlarında kaybettiği, Rusya'nın geleneksel müttefikleri olan Hafter ve oğullarının liderliğindeki er-Recme Askeri Üssü’ne siyasi, ekonomik ve askeri açılımından sonra, Libya'nın doğusundaki nüfuzunuzu kaybetme korkusu olarak değerlendirdiler. Afrika kıtasına olan ana bağlantısı olan Suriye'den sonra, Rusya'nın rolünün arttığı ve Avrupa ve ABD’nin nüfuzunun belirgin bir şekilde azaldığı Afrika Sahel ülkelerine yakın olan Libya'nın doğusuna odaklandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Bingazi Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Mahmud el-Kadiki, Halid Hafter'in Moskova ziyaretinin LUO’ya yeni bir ivme ve ek bir meşruiyet kazandırmayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Kadiki, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Halid Hafter'in Moskova ziyareti rastgele değil, kasıtlı olarak atılmış bir adım. Bu adım özellikle uluslararası sahnede Libya’nın doğusunu canlandırmayı amaçlıyor. Bu, Halid ve Saddam'ın önderlik ettiği bölgesel bir açılım ve LUO’nun son derece karmaşık bir bölgesel ortamda Libya devletinin kazanımlarını koruma yeteneğine sahip olduğunu kanıtlıyor.”
Rusya'nın, Türkiye'nin doğu Libya kampıyla diplomatik kanallar açmasından endişe duyduğunu söyleyen Prof. Kadiki, “Türkiye'nin bu açık tutumu, Rusya'nın doğudaki kazanımlarını korumaya yönelik stratejisinin bir kısmını sarstı. Bunun yanında ABD’nin doğu ve batı Libya'da sorunsuz bir şekilde ilerleyen baskısı da söz konusu” yorumunda bulundu.
Moskova'nın Libya’nın doğusu ile olan ortaklığının, Türkiye'nin er-Recme Askeri Üssü’ne dönük hamlelerinden etkilendiğini, ancak bunun Türkiye ile Bingazi arasında yıllardır süren gergin ilişkilere rağmen ilişkilerin kopması anlamına gelmediğini belirten Prof. Kadiki, Türkiye'nin Libya'nın doğusuna yönelik yeniden konumlanmasının, Hafter'in geleneksel müttefiki Moskova'yı endişelendirdiğini belirtti.
Halid Hafter'in LUO Genel Komutanlığı’nın siyasi ve askeri yüzü olarak öne çıkmasının, özellikle Türkiye'nin Bingazi'ye doğru hamlesinden sonra, Rusya'nın Libya’nın doğusunda yeniden konumlanma ihtiyacıyla örtüştüğünü düşünen Prof. Kadiki, “Hafter'in oğulları diplomatik hamleleriyle uluslararası sahnede kişisel varlıklarını göstermek değil, genel liderliğin Libya ordusunun uluslararası arenada meşruiyetini güçlendirme arzusunu yansıtmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Genel Komutanlığın Saddam veya Halid Hafter aracılığıyla, Libya devletinin ve özellikle ordunun kazanımlarını korumaya devam edecek yeni bir nesil getirmeye çalıştığını düşünen Prof. Kadiki, “Bu adımlar, Genel Komutanlığın sadece bir askeri kurum değil, aynı zamanda Libya'nın doğusunda daha önce yaşanan karmaşık olaylar ışığında uluslararası meşruiyetin önemini kabul eden siyasi bir aktör olduğunu da gösteriyor” şeklinde konuştu.
Rusya'nın geleneksel müttefiki Hafter ile ilişkiler kurma hamlesini ‘doğal’ olarak nitelendiren Prof. Kadiki, “Rusya, Moskova'da Savunma Bakan Yardımcısı ile Halid Hafter arasında gerçekleşen görüşmeyle, göz ardı edilemeyecek bir ortak olduğunu kanıtladı” dedi.
Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin amacının, Hafter'in oğullarını önümüzdeki dönemde Moskova'nın ortakları olarak tanıtmak olduğunu vurgulayan Prof. Kadiki, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Saddam ve babasıyla görüşmüştü. Şimdi de Rusya’nın Savunma Bakan Yardımcısı, Halid ile baş başa bir görüşme gerçekleştirdi. Bu hamle, Moskova'nın doğu Libya'ya uzun vadeli bir yatırım yapmaya meyilli olduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Genel Komutanlığın, bir haftadan kısa bir sürede birden fazla bölgesel tarafı (Türkiye, Mısır, ABD, BAE ve Rusya) çekerek, ülkenin çıkarlarını güvence altına almak ve dış kararlarının tek bir uluslararası tarafa bağımlı olmasını önlemek için diplomatik beceriyle Libya'nın çıkarlarını yönettiğini kanıtladığını düşünen Prof. Kadiki, Hafter'in oğullarının Moskova ziyaretlerinin, ABD ve Türkiye'nin Libya'nın doğusunda nüfuz için rekabet ettiği kritik bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle, askeri mesajlardan çok daha derin siyasi mesajlar içerdiğini de sözlerine ekledi.
Saddam Hafter, geçtiğimiz mayıs ayında babasıyla birlikte Rusya’nın daveti üzerine Zafer Bayramı'nın 80. yıldönümü kutlamalarına katılmak amacıyla Moskova'yı ilk kez ziyaret etmişti. Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı General Yunus-Bek Yevkurov'un da hazır bulunduğu kapalı bir toplantıda Hafter ile görüşme fırsatını kaçırmadı.
Nüfuz alanının genişlemesi
Öte yandan Güvenlik Çalışmaları ve Barış Araştırmaları Platformu Başkanı İbrahim Nasır, Halid Hafter’in Moskova ziyaretini ‘Hafter'in oğullarının babalarının misyonunu tamamlamaya hazırlık niteliğinde ve önemli’ olarak nitelendirdi. Nasır’a göre er-Recme Askeri Üssü’nden Moskova'ya gelen bu genç adamın varlığı, Rusya'nın özellikle Suriye'deki müttefiki eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşüşünden sonra Libya'daki nüfuzunu gelecekte de sürdüreceğinin bir işaretiydi ve Rusya, odak noktasını hızla Afrika'ya açılan ana kapısı haline gelen Libya'ya kaydırdı.
Rusya'nın düşüşünden önce Afrika'daki genişlemesi için Suriye rejimine güvendiğini vurgulayan Nasır, ancak Putin’in Libya’nın doğusunda artan nüfuzundan yararlanabilmesi için artık Libya'ya odaklanmaya başladığını belirtti. Hafter'in oğlunun Moskova ziyareti ve Rusya Savunma Bakan Yardımcısı tarafından resmi olarak kabul edilmesinin, bu genç komutanın Libya sahnesinde Rusya gibi etkili ülkelerle iletişim kurmaya uygun kişisel özellikleriyle ilgili olduğunu söyleyen Nasır, “Bu, Libya sahnesinde şekillenmeye başlayan gerçekliğin ve Hafter'in oğullarının babalarının yerini almaya hazırlandıklarının bir yansımasıdır” yorumunda bulundu.
Prof. Kadiki’nin Moskova'nın hamlesinin Türkiye'nin Libya'nın doğusuna açık tutumuna yanıt olarak geldiği yönündeki açıklamasına bir yanıt olduğu şeklindeki değerlendirmesini yorumlayan Nasır, Türkiye'nin Libya’Nın doğusuyla ilk kez yakınlaşma hamlesinde bulunmadığını, Halife Hafter'in daha önce Türkiye'yi ziyaret ederek savunma sanayii ile eğitim ve rehabilitasyon faaliyetlerine dair konuları görüştüğünü hatırlattı. Nasır’a göre Türkiye, Halife Hafter'in Libya'nın doğusunda dayattığı gerçeklikten yararlanmak istiyor. Nasır, Washington'ın Libya'daki hamlelerine dair ise Libya sahnesini açık bir alan olarak gördüğü ve Trablus, Bingazi ve Sirte ile temaslarının Libya genelindeki nüfuzunu teyit ettiği değerlendirmesinde bulundu.
Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin er-Recme Askeri Üssü için uluslararası meşruiyet arayışının bir parçası olduğunu düşünen Nasır, Rusya'nın Libya'da etkili bir ülke olduğuna, Libya'nın da Rusya-Afrika iletişim zincirinin halkalarından biri olduğuna inanıyor. Nasır, Hafter'in, Rusya, Türkiye, Mısır ve bazı Körfez ülkeleriyle köprüler kurarak, çatışmanın diğer taraflarından farklı bir düzeye ulaşabildiğini ve batı Libya'daki kaostan yararlandığını söyledi.
Taktiksel bir hamle
Afrika meseleleri uzmanı ve araştırmacı Muhammed Abdulkerim, Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin, babasının yaklaşımının bir devamı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Abdulkerim’e göre Halid’in babası Halife Hafter, ülkesinin siyasi ve güvenlik hayatındaki varlığına ve rolüne daha fazla meşruiyet kazandırmak amacıyla, güçlü ülkelerin desteğini kazanmak için daha önce mümkün olan her kapıyı çalmıştı.
Bu ziyaretin Libya'nın dış politikası üzerinde uzun vadeli stratejik etkileri olacağını düşünmeyen Abdulkerim, aksine Hafter ve oğullarının başlattığı bu hamleleri esasen Rusya'ya çeşitli hizmetler sunarak, karşılığında Rusya'nın uluslararası veya yarı uluslararası araçlarla Hafter'in kampına destek vermesini sağlamak üzerine kurulu ‘taktiksel bir hamle’ olarak görüyor.
Hafter'in oğullarının yavaş yavaş babalarının rollerini üstlendiğine dair işaretler olduğunu belirten Abdulkerim, “Halife Hafter'in sağlığının bozulduğuna ve Libya'nın lideri olarak kabulünün azaldığına dair net işaretler ortaya çıktığında bu görüş daha da somutlaşacak” ifadelerini kullandı.
Abdulkerim, Saddam Hafter'in, özellikle de sonuncusu Mısır'a olmak üzere birçok önemli uluslararası ziyarette babasına eşlik etmesinden dolayı babasının siyasi ve askeri uzantısı olmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Mareşal Hafter sonunda oğlu Saddam'ı yardımcısı olarak atarken, oğlu Halid, Korgeneral Abdurrazık en-Nazuri'nin yerine LUO Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi.