Fransa’da Beşinci Cumhuriyet 65 yaşında

Fransa’nın başkenti Paris’te 14 Temmuz’daki Ulusal Gün kutlamaları (AFP)
Fransa’nın başkenti Paris’te 14 Temmuz’daki Ulusal Gün kutlamaları (AFP)
TT

Fransa’da Beşinci Cumhuriyet 65 yaşında

Fransa’nın başkenti Paris’te 14 Temmuz’daki Ulusal Gün kutlamaları (AFP)
Fransa’nın başkenti Paris’te 14 Temmuz’daki Ulusal Gün kutlamaları (AFP)

Beşinci Fransa Cumhuriyeti’nin 4 Ekim 1958’deki kuruluşundan bu yana geçen 65 yıl boyunca Fransa, genel olarak siyasi istikrarın yaşandığı, cumhurbaşkanının büyük yetkilere sahip olduğu bir sistem içinde yaşadı. Eski Fransız cumhuriyetlerinin tarihini karakterize eden parlamento çatışmalarının yoğunluğu azaldı. Bugüne kadar bu cumhuriyet, esnekliğini ve uyum sağlama yeteneğini kanıtladı.

Peki, Beşinci Cumhuriyet’in devam etmesinin en önemli sebepleri ve en öne çıkan noktaları nelerdir?

Esneklik ve uyum yeteneği

Bugün halen yürürlükte olan Beşinci Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasının temel nedeni, esnekliği ve uyum yeteneğidir. Anayasasının onaylanmasından bu yana resmi olarak sorgulanmamış olmasına rağmen, Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin dün yayınladığı bir habere göre, reform yapmaya ve gelişmeye devam etti.

Beşinci Cumhuriyet rejimi, Cezayir Savaşı etrafında dönen derin siyasi krize ve çatışmalara yanıt verebildi. 13 Mayıs 1958’de Fransız hükümeti, hükümetin başına geçen General Charles de Gaulle için özel görevler kabul etti. De Gaulle, 28 Eylül 1958’de referandumla onaylanan ve aynı yılın 4 Ekim’inde Beşinci Cumhuriyet’in başladığı yeni bir anayasanın oluşturulmasında önemli bir rol oynadı.

sxc
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 1958 Fransız Anayasası’nın ilanının 65. yıl dönümü dolayısıyla 4 Ekim 2023’te Paris’teki Anayasa Konseyi’nde konuşma yapıyor (Reuters)

Beşinci Cumhuriyet’in doğuşuyla Dördüncü Cumhuriyet geride bırakıldı. Le Figaro’ya göre 1958 Anayasası, Cezayir savaşının krizini çözemeyen Genel Kurul (parlamento) hakimiyetindeki sisteme ve ‘parti sistemine’ son vermek için gelmişti. Anayasa, her şeyden önce Fransa’nın 1940’ta Naziler tarafından yenilgiye uğratıldığı İkinci Dünya Savaşı’nda direnmesini engelleyen parlamenter sisteme yanıt vermeyi amaçlıyordu. Bu yenilgi, Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin parlamenter sistemine son verdi.

sdth
Fransız Mühürler Bekçisi (Garde des sceaux- Adalet Bakanı) Michel Debre, 6 Ekim 1958’deki mührünün ardından Beşinci Cumhuriyet Anayasasını sunuyor (AFP)

Anayasa değişikliği

1960’tan 2008’e kadar Beşinci Cumhuriyet’in sistemi, yirmi dört kez revize edildi ve Temel Kanun’un 66 maddesi yeniden yazıldı veya değiştirildi.

Fransa Anayasa Konseyi’nin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, 4 Haziran 1960 tarihli ilk anayasa değişikliği, anayasanın 86. maddesinde yapılan değişikliğe göre eski Afrika kolonilerinin bağımsızlığına izin veriyordu.

Bazı uluslararası anlaşmaların (1993’te sığınma hakkı ve 1999’da Uluslararası Ceza Mahkemesi) onaylanmasına izin verilmesi de dahil olmak üzere diğer değişiklikler daha sonra geldi. Bu değişiklikler daha belirleyiciydi. Le Figaro’ya göre bu, cumhurbaşkanlığı görevleriyle ilgili incelemelerden başlayarak kurumların lafzının, ruhunun ve uygulamalarının değiştirilmesine katkıda bulundu.

zxs
Fransız Anayasa Konseyi, 3 Mayıs 2023’te Paris’te (Reuters)

Cumhurbaşkanlığına ilişkin ilk değişiklik, cumhurbaşkanlığı seçiminin artık 80 bin seçmenle değil, doğrudan halk oyuyla yapılmasıydı. Bu değişiklik, 6 Kasım 1962’de yapılan referandumda Fransız halkının yüzde 76,97’sinin oyuyla kabul edildi. Le Figaro’ya göre bu, Beşinci Cumhuriyet sistemindeki en radikal dönüm noktasıdır. Cumhurbaşkanının, hükümetin ve parlamentonun yetkilerine ilişkin başka hiçbir madde değişmese bile halk oyu, cumhurbaşkanına meşruiyet, dolayısıyla yetki vererek onu her şeyin kendisinden kaynaklandığı ve her şeyin kendisine döndüğü kişi haline getiriyor.

thyu
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Mart 2007 (AFP- Arşiv)

Eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac döneminde 24 Eylül 2000’de büyük bir çoğunluk katılımıyla yapılan değişiklik referandumunun (yüzde 69,81’lik rekor bir çekimser oy oranıyla yüzde 73,21 evet oyu verdi) ardından cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldan beş yıla indirgenerek anayasada büyük bir değişiklik yapıldı. Cumhurbaşkanlığının görev süresi ile temsilcilerin görev yetkilerinin eş zamanlı hale getirilmesi ve 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından milletvekili seçimlerinin yapılması nedeniyle parlamento çoğunluğu, oylama yöntemi sebebiyle her zamankinden daha fazla, başkanlık çoğunluğunun bir uzantısı haline geldi. Le Figaro’ya göre bu durum, en azından 2022 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilen Macron’un yalnızca göreli bir çoğunluk elde etmesine kadar geçerliydi.

thy
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2022 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferinin ardından kutlama yapıyor (AFP)

Kriz karşısında etkinlik

Şarku’l Avsat’ın Fransa merkezli Montaigne Araştırma Enstitüsü’nden aktardığına göre Beşinci Cumhuriyet, etkinliğine dair yeterli kanıtı sağladı. 1961 askeri darbesi ve 1968 toplumsal devrimi gibi krizler karşısında Cumhuriyet, bunları anayasal araçlarla aşmayı başardı. Bu anayasal araçlar ise; İlk durumda 16. maddeyle cumhurbaşkanına tanınan tüm yetkiler, ikinci durumda ise Ulusal Meclis’in feshiydi.

Fransız Siyasi ve Parlamenter Gazetesi’nin çarşamba günü yayınladığı bir haberine göre, 1968’de General de Gaulle’e verilen cumhurbaşkanlığı fesih yetkisi, onun birkaç hafta süren gösterilere yeni bir sayfa açmasına olanak tanıdı. Cumhurbaşkanı Georges Pompidou 1974 yılında öldüğünde anayasa, cumhurbaşkanlığını geçici olarak Senato Başkanına devrederek güçlü bir devletin devamlılığını sağladı. 1986, 1993 ve 1997 yıllarında Cumhuriyet, çeşitli ‘bir arada yaşama’larla gerçeklik sınavını geçmeyi başardı. ‘Bir arada yaşama’, aynı siyasi partiye mensup olmayan cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaydı.

csdf
Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, 7 Haziran 1968’de kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında (AFP- Arşiv)

Bu etkinliğin ana nedeni, Montaigne Araştırma Enstitüsü’ne göre, gücün açıkça halka, özellikle de doğrudan seçim yoluyla cumhurbaşkanına devredilmesi, seçim çoğunluğunun hükümet çoğunluğunu destekleyen parlamento çoğunluğunu takip etmesi ve bu üç çoğunluğun seçiminin bazı istisnalarla çakışmasıdır. Bu düzen, cumhurbaşkanlığı süresinin beş yıla indirilmesiyle (2000 yılında) ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından belirleyici parlamento seçimlerinin yapılmasıyla daha tutarlı hale geldi.

scdfe
Paris’teki Fransız göstericiler, 12 Şubat 2022 (Reuters)

Çağdaş Fransız rejimlerinin sürdürülebilirliği

Sürdürülebilirlik açısından, 1870 Savaşı’nın ardından doğan ve 1940’ta Fransa’nın Almanya’ya yenilmesiyle sona eren Üçüncü Fransız Cumhuriyeti, Fransız cumhuriyetleri arasında Beşinci Cumhuriyet’ten yetmiş yıl daha uzun ömürlü olan tek cumhuriyettir. Üçüncü Cumhuriyet’in kuruluşunun fiilen Şubat 1875’te çıkarılan anayasa kanunlarıyla gerçekleştirildiği dikkate alınırsa Üçüncü ve Beşinci Cumhuriyetlerin yaşı eşit, yani 65 olacaktır.

Diğer yandan 3. Napolyon’un imparatorluğu (1852- 1870) on sekiz yıl sürdü 1. Napolyon’un imparatorluğu on bir yıldan az (1804- 1815) sürdü. Kral Louis Philippe’nin başkanlığındaki Temmuz monarşisi (1830- 1848) yaklaşık on sekiz yıl sürdü. Birinci Fransız Cumhuriyeti on iki yıl (1792- 1804) ve Dördüncü Cumhuriyet on iki yıl (1946- 1958) devam etti.

xscdf
Fransız Hava Kuvvetleri’ne ait alfa uçakları, Paris’teki Bastille Günü (Fransa Ulusal Günü) için düzenlenen geleneksel askerî geçit töreni sırasında Şanzelize Caddesi üzerinde uçuyor, 14 Temmuz 2017 (Reuters)

Hızla değişen bir toplumda Beşinci Fransız Cumhuriyeti, bugün birçok zorlukla karşı karşıya. Siyasi ve Parlamenter Dergisi’nin haberine göre Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yeni Kaledonya’nın Fransa’dan bağımsızlığı, Korsika adasının özerkliği, ademi merkeziyet ve cumhurbaşkanının temel konularda referandum çağrısı gibi meselelerle yüzleşmek için önümüzdeki aylarda bir dizi anayasal reform başlatmaya çalışacak.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.