Mısır - İran uzlaşısı pamuk ipliğine bağlı

Mısır ile İran arasındaki uzlaşının hızı artıyor ancak bu muhtemelen bölgedeki gerilimlerden ve Mısır'ın Washington ve Tel Aviv'le olan ilişkilerinden etkilenecek

Al-Majalla
Al-Majalla
TT

Mısır - İran uzlaşısı pamuk ipliğine bağlı

Al-Majalla
Al-Majalla

Amr İmam

Mısır ve İran arasındaki barış çabaları büyük bir ivme kazanıyor, ancak bu başarısı, bölgesel gerilimlerin karmaşık ağı ve Mısır, Washington ve Tel Aviv arasındaki diplomatik ilişkilere bağlı. Kahire ve Tahran'ın anlaşmazlıklarını aşma ve yeni bir bölüme başlama yeteneğine dair yaygın iyimserlik söz konusu, ancak barış sürecini engelleyebilecek birkaç faktör var.

Geçtiğimiz 20 Eylül'de, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları vesilesiyle Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan arasında yapılan görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerde bir umut ışığı belirdi. Görüşmenin ardından da bu umut ışığı devam etti. Görüşmede bakanlar karşılıklı saygı, iyi komşuluk ilişkileri ve her ülkenin içişlerine karışmama gibi prensipler temelinde ikili ilişkileri güçlendirmek için olası yol haritalarını görüştü.

Ancak, Bakan Şukri, bölgesel istikrar ve bölge halklarının refahını tehdit eden ‘karmaşık krizler’ olduğunu kabul etti. Bu krizleri özellikle belirtmekten kaçınarak, bunun yerine bu gerginlik odaklarını ele almanın gerekliliğine vurgu yaptı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile yaptığı görüşmeyi, Kahire ile ilişkileri normalleştirme yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi. İran'ın, Mısır ile ilişkilerini güçlendirmek ve bunları olumlu bir yola sokmak istediğini ifade etti. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de bu uzlaşmacı tonu yineleyerek, dışişleri bakanlarının görüşmesinin diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasına teşvik olacağını umduğunu söyledi.

İki müttefikten iki düşmana

Kahire ve Tahran arasındaki anlaşmazlık, 1979 İslam Devrimi'nden sonra başladı. Devrim, Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin yönetimini sona erdirdi ve İran'da dini liderliğin hakimiyetine yol açtı. Mısır, diğer birçok Arap ülkesi gibi, İran ile ilişkisinde hızlı bir değişiklik yaşadı. Mısır'da sadece bir dost rejimin çöküşü nedeniyle değil, aynı zamanda İran'da yaşanan ideolojik değişimler ve İslam Devrimi’ni ihraç etme politikası nedeniyle de endişeler ortaya çıktı.

Tahran ile gerginliği daha da artıran, devrik Şah'ın tahtını kaybetmesinin ardından Mısır'a sığınması ve Kahire'de coşkuyla karşılanması idi. Durum burada bitmedi, Şah'ın 1980 yılının Temmuz ayında vefatından sonra cenaze töreni Kahire'nin güneyinde bulunan eski bir camide gerçekleşti. Şah'ın ailesi, dul eşi Farah Diba da dahil olmak üzere orada kalmaya, her yıl anmalara devam etti. Bu durum İran'la  anlaşmazlığı körükledi.

“İran Dışişleri Bakanı, Mısırlı mevkidaşı ile görüşmeyi, Kahire ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi. İran'ın Mısır'la ilişkileri güçlendirme ve onları olumlu bir yola döndürme arzusunu dile getirdi.”

İslam Cumhuriyeti'nin Mısır'a karşı duyduğu düşmanlık büyüdü. İran, 1979 yılında Mısır'ın merhum lideri Enver Sedat'ın İsrail ile imzaladığı barış anlaşmasına başlangıçta karşı çıktı. Mısır, 8 yıl süren Irak-İran Savaşı sırasında Irak'ı destekledi. Sedat, 1981 yılının Ekim ayında suikasta uğradığında, İran bu olaydan dolayı kutlama yaparak suikastçının adını Tahran'daki bir caddeye verdi.

Kahire, o zamandan beri İran'ın Körfez bölgesindeki istikrarsızlaştırıcı güç olarak statüsünün artmasıyla birlikte stratejik çıkarlarının tehlikeye girdiğini görerek, gittikçe artan bir hoşnutsuzluk hissetti. Bu hoşnutsuzluk daha da derinleşti, çünkü Mısır, İran'ın çeşitli Arap ülkelerinde nüfuzunu genişlettiğini fark etti. Bu, Mısır'ın rolünü, tarihsel olarak onlarca yıl boyunca siyasi, askeri ve kültürel nüfuzunun temel alanı olarak gördüğü bölgede geriye itti.

Son yıllarda, İran'ın Yemen'deki Husi milislerine verdiği destek konusundaki Mısır endişeleri arttı. Özellikle Yemenli milislerin, Süveyş Kanalı'na giden yolda Babu'l Mendeb Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerini ve gemileri hedef almaya başlamasıyla bu endişeler daha da çoğaldı.

 İlişkileri onarma çabaları

Görünüşe göre, iki ülkenin dışişleri bakanlarının son toplantısı, Umman ve Irak gibi ülkeler tarafından kolaylaştırılan aylarca süren diplomasi ve arka plandaki arabuluculuğun taçlandırılmasıydı. Her iki ülkeden yetkililer, son birkaç ay içinde ilk görüşmelere katıldılar. Umman ve Irak'ın arabuluculuk çabaları ivme kazanırken, bu çabalar, bu yılın başlarında Suudi Arabistan ve İran arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasıyla daha da cesaretlendirildi.

xscdf
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın New York'taki görüşmesinden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

 Ancak Mısır ve İran, 1979'da diplomatik ilişkilerini kesmelerine rağmen, minimum düzeyde normal bir ilişki kurmaya çalıştılar. 1991'de iki ülke karşılıklı maslahatgüzar atamayı kabul etti. 2003 yılında, Mısır'ın merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi ile bir araya geldi ve bu, iki ülkenin liderleri arasında diplomatik kopuştan beri yapılan ilk görüşme oldu. O dönem, Hatemi'nin benimsediği reformcu yaklaşımla desteklenen bir iyimserlik hakimdi, ancak bu iyimserlik uzun sürmedi.

2011'de Mübarek'in devrilmesinin ardından, iki ülke arasındaki soğuk ilişkilerde geçici bir çabalama yaşandı. O sırada, İran hükümeti, Kahire'deki Tahrir Meydanı'nda Mübarek karşıtı göstericilere destek verdi ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Şubat 2013'te Kahire'yi ziyaret etti.

Ayrıca sonraki yıllarda İran'ın politikaları ve özellikle İran'ın komşu ülkelerdeki sabotaj eylemleri nedeniyle tüm bu uzlaşma girişimleri bir anda durduruldu.

Son aylarda Çin'in arabuluculuğuyla Riyad ve Tahran arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Kahire ve Tahran arasındaki uzlaşma çabalarına yeni bir ivme kazandırdı. Bu yılın Mayıs ayında, Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, İran ve Mısır'ın her ikisinin de ilişkileri geliştirmek için karşılıklı adımlar atacağı konusunda iyimser olduğunu ifade etti. Aynı ay içinde, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Mısır'ı ziyaret eden Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile yaptığı görüşmede, Mısır ile tam diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine hazır olduğunu açıkladı.

Dikkate değer gelişmeler

İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için her iki ülkenin de istekli olduğunu gösteren önemli gelişmeler yaşandı. Bu yılın Temmuz ayında, İran'ın resmi haber ajansı, önümüzdeki altı hafta içinde Kahire ve Tahran arasındaki doğrudan uçuşların yeniden başlayacağını öngördü. Bunun ardından, dört ay önce Mısır, İran dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen yolcular için vize giriş şartlarını hafifletme kararı aldı. Ayrıca, bu yılın Mayıs ayında, Mısırlı yetkililer, Mısır ve İran arasında büyükelçilerin değişimi için hazırlıkların sürdüğünü duyurdu. Bu yetkililer, Cumhurbaşkanı Sisi ile Cumhurbaşkanı Reisi arasında yıl sonuna kadar bir toplantı yapılmasını beklediklerini ifade ettiler.

Son aylarda Riyad ile Tahran arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik Çin'in arabuluculuğunda yaşanan süreç, Kahire ile Tahran arasındaki uzlaşma çabalarına yeni bir ivme kazandırdı.

Şarku’l Avsat’ın Majalla dergisinden aktardığı habere göre Mısırlı analistler, Mısır'ın İran ile ilişkilerini normalleştirmesinin, Yemen'deki Husi isyancılarını, Mısır'ın milli gelirinin önemli bir kaynağı olan Süveyş Kanalı'na giden gemileri hedef almaktan caydırmak da dahil olmak üzere, Mısır için birçok şekilde faydalı olacağını düşünüyor. Bu analistler, Mısır'ın İran ile doğal ilişkiler kurmasının, Mısır'a birçok yönden fayda sağlayacağını söylüyorlar. Bu faydalardan biri de Yemen'deki Husi isyancılarına, Mısır'ın milli gelirinin önemli bir kaynağı olan Süveyş Kanalı'na giden gemileri hedef almaktan caydırmak için baskı yapmaları.

Mısır merkezli araştırma kuruluşu Arap İran Politika Analizleri Forumu'nun Başkanı Muhammed Hasan Ebu en-Nur, Mısır ve İran arasındaki anlaşmaların, Filistin meselesi konusunda daha geniş anlaşmalara kapı açabileceği görüşünde. Ebu en-Nur, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada "Mısır ve İran arasındaki anlaşmalar, İran'ın Gazze Şeridi'ndeki çoğu silahlı gruba verdiği desteğin ışığında, Filistin meselesi konusunda daha geniş anlaşmalara kapı açabilir. Mısır, Filistin meselesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, İran ile ilişkilerinin iyileştirilmesi, Gazze gibi yerlerde istikrara olumlu yansıyacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Gazze'deki huzur, Mısır'ın son on yılda terörden kurtarmak için ağır bedel ödediği Sina Yarımadası'nda istikrarın sağlanmasına da katkıda bulunur. Ayrıca İran ile ilişkilerin iyileştirilmesi, Mısır'ın Suriye, Irak ve Yemen gibi bölgedeki ülkelerdeki sorunların çözümünde arabuluculuk yapmasına yardımcı olacaktır. Mısır bu ülkelerde,daha aktif bir siyasi ve ekonomik rol oynamayı arzuluyor.

Konunun bir başka yönü daha var: Kahire'ye İranlı turist akını olasılığı, Mısır turizminin umutlarını artırabilecek ve çok ihtiyaç duyulan parayı getirebilecektir.

Ayrıca ihracatını şu anki 50 milyar dolardan yıllık 100 milyar dolara çıkarmaya çalışan Mısır, büyük İran pazarında cazip fırsatlar bulabilir.

İnce bir çizgi

Ancak işler bu kadar basit değil. İki ülke arasındaki barışın önünde duran gelecekteki birçok zorluk var. Bunlardan biri, özellikle Suudi Arabistan ve Kuveyt ile İran arasında yaşanan Körfez bölgesindeki deniz sınırlarının belirlenmesi konusundaki gerilimlerdir.

Mısırlı bazı analistler, Mısır'ın İran ile ilişkilerini normalleştirmesinin, Mısır için birçok şekilde faydalı olacağını düşünüyor. Bu faydalardan biri, Yemen'deki Husi isyancılarını, Mısır'ın milli gelirinin önemli bir kaynağı olan Süveyş Kanalı'na giden gemileri hedef almaktan caydırmak için baskı yapmalarıdır.

Kahire'deki gözlemciler Mısır'ın İran'la ilişkilerini yeniden değerlendirmesinin bu gerilimlerden ciddi şekilde etkileneceğini söylüyor. Mısır'ın eski Dışişleri Bakanı Muhammed el-Arabi, "Mısır ve İran arasındaki uzlaşmanın hızı artıyor, ancak Mısır bu uzlaşmanın kendi çıkarlarına veya Arap ulusal güvenliğine zarar vermeyeceğinden emin olacak" dedi. Arabi ayrıca, "Mısır, İran ile Arap ülkeleri arasındaki değişken ilişkileri ve İran'ın Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde izlediği politikaları göz ardı edemez" ifadelerini kullandı.

Mısır'ın karar alma çevrelerinde, Mısır'ın güvenliği ile diğer Arap ülkelerinin güvenliği, özellikle Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin güvenliği arasındaki bağlantının derinlemesine anlaşıldığı görülüyor. Geçmişte Sisi, herhangi bir Körfez ülkesinin tehdit altında olması durumunda ordusunun sürece müdahil olacağını tekrarladı.

scdvfe
İranlı bir kadın, Tahran'da Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'ın katili Halid el-İslambuli'nin duvar resminin yanından geçiyor (AFP)

Mısır, İran'la ilişkilerini düzelterek, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti ile normal ilişkileri sürdürmek ve İran'a karşı düşmanca pozisyonlar alan iki ülke olan ABD ve İsrail'i kızdırmak arasındaki ince çizgide de yürüyecek.

Mısır ve İsrail, güvenlik ve diplomasi alanlarında koordineli çalışıyor. Filistinliler ve İsrailliler arasındaki Mısır arabuluculuğu, Tel Aviv'de her zaman memnuniyetle karşılanıyor. Mısır, Washington ile on yıllarca süren stratejik ilişkilere sahip ve ABD ile çok yönlü iş birliğini yaşamsal önemde görüyor.

Bu değerlendirmeler, Kahire'nin Tahran'la ilişkileri düzeltme yönünde bir sonraki adımı atmadan önce derinlemesine düşüneceğini gösteriyor.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Trump: ABD'nin İran'da hâlâ ilgilenmesi gereken bir veya iki hedef var

ABD Başkanı Donald Trump, Florida'nın Palm Beach kentindeki kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı etkinliğine gelişinde gazetecilere açıklamalarda bulunuyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'nın Palm Beach kentindeki kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı etkinliğine gelişinde gazetecilere açıklamalarda bulunuyor. (Reuters)
TT

Trump: ABD'nin İran'da hâlâ ilgilenmesi gereken bir veya iki hedef var

ABD Başkanı Donald Trump, Florida'nın Palm Beach kentindeki kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı etkinliğine gelişinde gazetecilere açıklamalarda bulunuyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'nın Palm Beach kentindeki kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı etkinliğine gelişinde gazetecilere açıklamalarda bulunuyor. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'ın askerî kapasitesinin büyük bölümünü imha ettiğini, ancak aralarında Cebelü'l-Fes (Balta Dağı) adlı nükleer tesis olduğu şüphesi bulunan bir bölgenin de yer aldığı bir veya iki hedefin hâlâ ele alınması gerektiğini söyledi.

Trump, ABD ve İsrail'in şubat ayı sonunda Tahran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmek amacıyla İran'la yürütülen müzakerelerin “iyi gittiğini” belirterek, “Ancak bildiğiniz gibi, onlara tamamen güvenilemez” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, İran'ın askerî kapasitesine ve nükleer programına büyük zarar verdiklerini belirterek, Washington'un yeni bir saldırı düzenlemek için acele etmediğini yineledi.

Florida'daki konutunda gazetecilere konuşan Trump, “Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırdık. Hâlâ ilgilenmemiz gereken bir veya iki tesis var ancak bunu 10 dakika içinde gerçekleştirebiliriz” dedi. Trump, Tahran'ın yaklaşık 200 kilometre güneyinde, İsfahan eyaletinde bulunan Cebelü'l-Fes bölgesini de söz konusu hedefler arasında gösterdi.

İran hükümeti ise bölgede herhangi bir nükleer faaliyet yürütüldüğü iddiasını reddetti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dün yaptığı açıklamada, savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerin tıkanması üzerine Trump'ın İran'a yeni saldırılar düzenlenmesi konusunda henüz karar vermediğini belirtmişti. Rubio, Washington'un diplomatik bir çözüme açık olduğunu da ifade etti.

Öte yandan İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney, dün yaptığı açıklamada, ara seçimlerin ardından saldırıların yeniden başlatılabileceğine ilişkin tehditler üzerine ABD ve İsrail'i yeni saldırılar düzenlememeleri konusunda uyardı.


Trump: Bolsonaro ABD'de kalabilir

Flavio Bolsonaro, ailesiyle birlikte Miami Havalimanı'na gelişinde. (AFP)
Flavio Bolsonaro, ailesiyle birlikte Miami Havalimanı'na gelişinde. (AFP)
TT

Trump: Bolsonaro ABD'de kalabilir

Flavio Bolsonaro, ailesiyle birlikte Miami Havalimanı'na gelişinde. (AFP)
Flavio Bolsonaro, ailesiyle birlikte Miami Havalimanı'na gelişinde. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, Brezilya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva karşısında kaybeden Senatör Flavio Bolsonaro'nun ABD'de “istediği kadar kalabileceğini” söyledi.

Trump, Florida eyaletinin Palm Beach kentindeki kulübünde gazetecilere yaptığı açıklamada, seçim yenilgisinin ardından ABD'ye giden Bolsonaro ile görüşmeyi planlamadığını ifade etti.


Körfez yetkilileri: "ABD, İran'a saldırı tarihini verdi"

Pentagon, USS Theodore Roosevelt uçak gemisiyle 9 bin askeri daha Basra Körfezi'ne göndermişti (AP)
Pentagon, USS Theodore Roosevelt uçak gemisiyle 9 bin askeri daha Basra Körfezi'ne göndermişti (AP)
TT

Körfez yetkilileri: "ABD, İran'a saldırı tarihini verdi"

Pentagon, USS Theodore Roosevelt uçak gemisiyle 9 bin askeri daha Basra Körfezi'ne göndermişti (AP)
Pentagon, USS Theodore Roosevelt uçak gemisiyle 9 bin askeri daha Basra Körfezi'ne göndermişti (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, ara seçimlerden bir gün sonra İran'a saldırı düzenlenebileceği konusunda Körfez'deki müttefiklerini uyardığı öne sürülüyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla ABD'li medya kuruluşu MSNOW'a konuşan Körfez ülkelerinden üç üst düzey yetkili, Washington'ın 4 Kasım'da İran'a askeri harekat düzenlenebileceği yönünde uyarıda bulunduğunu iddia ediyor.

Yetkililere göre olası askeri operasyonun "kısa ve yoğun bir saldırı dalgası" halinde düzenlenebileceği söylenmiş.

Diğer yandan kaynaklardan biri, bazı Körfez devletlerinin ABD'nin kendi ülkelerindeki üslerden saldırı düzenlemesine karşı çıkabileceğini söylüyor. İran ordusu ve desteklediği Şii milisler, ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki stratejik hedefleri vurmuştu.

Beyaz Saray'dan medya kuruluşuna gönderilen açıklamada "hassas askeri planlar hakkında yorum yapılamayacağı" belirtilirken, Trump'ın "İran'ın asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak için tüm seçenekleri masada tuttuğu" ifade edildi.

ABD Başkanı, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde İran'a saldırı düzenlenmeyeceğini söylemişti. 30 Ekim'deki açıklamasında da İran'la savaşın "çok kısa süre içinde biteceğini" belirtmişti.

İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta başlattığı savaşta Amerikan ordusu İran'a yönelik son askeri harekatı 1 Eylül'de düzenlemişti.

Wall Street Journal'ın 28 Ekim'deki haberinde de Körfez ülkelerinin, ABD'deki ara seçimler sonrasında İran'a saldırı düzenleyebileceği hakkında uyarıldığı aktarılmıştı. Muhtemel hedefler arasında İran'daki altyapı ve nükleer tesislerin yer aldığı yazılmıştı.

Washington, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yeniden başlaması için Tahran'a baskıyı artırıyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, müzakerelerin yeniden başlatılması için İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye mektup göndermişti. Tahran yönetimiyse mektuba henüz yanıt vermedi.

İran yönetimi görüşmeler için ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukasını kaldırmasını, yaptırımları hafifletmesini ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakmasını şart koşuyor.

Pew Araştırma Merkezi'nin 8 Ekim'de yayımladığı ankete göre Amerikalıların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 65) Trump'ın İran savaşını yönetme biçimini onaylamıyor. Cumhuriyetçiler de petrol fiyatlarının fırlamasına yol açan savaşa karşı giderek daha olumsuz bir tutum sergiliyor.

Independent Türkçe, MSNOW, Wall Street Journal