Abrams tankları Ukrayna’da savaşın seyrini değiştirebilir mi?

Ukrayna ordu komutası, Rus savunma hatlarını geçmenin zorluğunu kabul etti.

Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
TT

Abrams tankları Ukrayna’da savaşın seyrini değiştirebilir mi?

Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)

Halid Hamada

Ruya’nın geniş çaplı işgalinin ilk 10 ayında Ukrayna’nın uluslararası ortakları modern muharebe tanklarını teslim etme konusunda ihtiyatlıydı. Bunun yerine, aralarında Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin de bulunduğu bir grup ülke, çok sayıda yenilenmiş Sovyet dönemi tankı sağladı. O zamanlar, Ukrayna kuvvetlerinin işletim sistemlerine aşinalığı ve yedek parçaların bulunabilirliği nedeniyle bu tankların saha durumu için uygun olduğu düşünülüyordu.

2023’ün başlarında Ukrayna’nın modern muharebe tankları edinme yönündeki tekrarlanan taleplerine yanıt verildi. İngiltere, Ocak ortasında Challenger-2 tanklarının Ukrayna’ya gönderilmesine onay verdiğini açıklayarak yanıt veren ilk ülke oldu. Berlin ise katılımının Washington’un Abrams tanklarını gönderme onayına bağlı olduğunu duyurdu. Öyle ki Almanya, Washington’la anlaşmaya vardıktan sonra Leopard tanklarını teslim ederek İngiltere örneğini takip etti ve diğer ülkelerin de aynısını yapmasına izin verdi.

Üç model, Ukrayna ordusunun kullanabileceği zırhın niteliksel gelişimini temsil ediyor. Bunlar daha iyi koruma, daha fazla hareket kabiliyeti ve gece görüş yetenekleri ve yüksek hassasiyetli ateş gücü için daha geniş menzil gibi bir dizi pratik avantaj sunuyor.

Değişen savaş sisteminde tankların rolü

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ocak 2023’te açıkladığı karar doğrultusunda Ukrayna’nın alacağı toplam 31 adet Abrams tankından ilk kısım yerine ulaştı. Abrams, yaygın olarak şu anda kullanımda olan en güçlü tanklar arasında sayılıyor. Rus ordusunda kullanılan tanklardan önemli ölçüde daha gelişmiş ve bu nedenle Ukrayna’nın büyüyen Batı tankları cephaneliğine önemli bir katkı oluşturacak. Öte yandan çok az gözlemci, bunun savaş alanında önemli bir etki yaratmasını veya savaşın gidişatını değiştirmesini bekliyor.

“Abrams, yaygın olarak şu anda kullanımda olan en güçlü tanklar arasında sayılıyor. Rus ordusunda kullanılan tanklardan önemli ölçüde daha gelişmiş ve bu nedenle Ukrayna’nın büyüyen Batı tankları cephaneliğine önemli bir katkı oluşturacak.”

Ukrayna’nın modern muharebe tanklarının teslimini memnuniyetle karşılamasına paralel olarak, askeri liderler arasında bu tankların birleşik silah sistemine nasıl entegre edileceği konusunda büyük bir soru dolaşıyor; Yeteneklerini hangi savaş sistemine göre kullanacaklar? Bu soru, Ukrayna’nın hava üstünlüğünün olmayışı, Rusya’nın çok sayıda tank toplama stratejisi, son 19 ayda yaşanan büyük çaplı Rus işgali sırasında yaşanan ağır tank kayıpları ve modern savaş alanında tankların rolünü ortadan kaldıracak füze ve drone teknolojisindeki ilerlemelerin boşa çıkmasıyla tutarlı.

Öte yandan pek çok analist, Rusya’nın işgalin ilk aşamasındaki yıkıcı tank kayıplarının, modern savaşlarda tankların rolüyle ilgili temel sorunlara dayandırılamayacağını, daha ziyade tankların nasıl kullanıldığıyla ilgili olduğunu belirtiyor. Bu alanda Rus liderler zayıf planlama ve zayıf lojistik hazırlıkla suçlanıyor. Zira tank sütunları, onları tanksavar silahlarından veya artan insansız hava aracı saldırılarından korumak için yeterli piyade desteğinin olmadığı hassas noktalara rutin olarak konuşlandırıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 9 Ekim 2023’te NATO Parlamenterler Asamblesi’nde video teknolojisi aracılığıyla konuşuyor (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 9 Ekim 2023’te NATO Parlamenterler Asamblesi’nde video teknolojisi aracılığıyla konuşuyor (AP)

Savaş alanında zırhın rolünü savunanlar, zayıf bir stratejinin, ağır zırhın hatlara nüfuz etme veya serbest bırakıldıktan sonra bölgeyi kontrol etme ihtiyacını engellememesi gerektiğini söylüyor. Doğru stratejiler ve uygun hava savunma araçlarıyla tanklar, savaş alanında belirleyici bir rol oynamaya devam edebilir. Aynı şekilde tankları tamamen terk etmek, sahada konuşlanmış kuvvetler için korkunç sonuçlar doğurabilir. Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacı Rob Lee’ye göre tanklar olmasaydı, geniş çaplı bir kara savaşına girişen bir ordu, aynı rolü yerine getirmek için zırhlı personel taşıyıcılara ve piyade savaş araçlarına güvenmek zorunda kalacaktı, bu da daha büyük oranda felaketle sonuçlanan kayıplara yol açabilirdi. Rob Lee ayrıca, “Tankın rolünü silmek için henüz çok erken. Dersleri henüz net olmayan bir çatışmaya dayanarak savaşın geleceği hakkında diğer kapsamlı çıkarımlara atlamaktan kaçınmalıyız” dedi.

Ukrayna şu ana kadar edindiği modern muharebe tanklarının yalnızca küçük bir kısmını konuşlandırdı. Ağustos sonundaki raporlara göre Ukrayna, karşı saldırının başlamasını takip eden on üç hafta içinde 71 Leopart 2 tankından yalnızca beşini kaybetti. Bu nedenle Ukraynalı komutanlar, güçlendirilmiş zırhlı kuvvetlerini konuşlandırmak için açıkça doğru zamanlamayı bekliyor. Rusya’nın Ukrayna’nın güneyindeki iyi hazırlanmış savunma pozisyonları zorlu bir engel olmaya devam ederken, Ukrayna kuvvetleri Rus hatlarına nüfuz edebilirse düz ve açık arazi tanklar için ideal olabilir.

Şu ana kadar kaydedilen ilerleme yavaş ve maliyetli görünüyor. Ancak oldukça istikrarlı. Çünkü asker taşıyıcıların ve tankların hareket edebilmesi için her aşamada derin mayın tarlalarının temizlenmesi gerekiyor. Sınırlı darbeler vuruldu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’nın daha fazla ilerleyişini önlemek için önemli takviyeler getirmesiyle bu konu hâlâ sıcak bir şekilde tartışılıyor. Rusya’nın ilk savunma hatları yakınındaki mayın tarlalarının yoğunluğu, Abrams tanklarının ve diğer modern Batı zırhlılarının şu anda saldırı operasyonlarında önemli bir rol oynayamayacağı anlamına geliyor. Ukrayna tankları Rusya’nın ilk savunma hattının ötesinde konumlarını güçlendirmeyi başaramadığı ve daha az güçlendirilmiş bölgelere doğru ilerlemediği sürece bu durum değişmeyecek.

Abrams ve ortak silah operasyonlarında başarılı olmak için gerekenler

Bazılarının ‘Sadece Abrams tanklarının varlığı güçlü bir caydırıcılık oluşturacaktır’ şeklindeki sözlerini veya bazı eleştirmenlerin ‘31 Abrams tankının Ukrayna’ya tesliminin, sembolik bir jestten başka bir şey olmadığı’ yönündeki inancını kabul etmek mümkün değil. Bütün bunlara rağmen bu gelişmiş zırhlı muharebe aracı, Ukrayna’nın saldırı yeteneklerine niteliksel bir katkıyı temsil ediyor. Ancak bu, Ukraynalı liderlerin bu ABD yapımı araçları mevcut birimlere entegre etme ve bunları karmaşık birleşik silah operasyonlarında etkili bir şekilde kullanma ve insansız hava aracı saldırıları ile hava kontrolü eksikliğinden kaynaklanan riskleri takdir etme becerisine bağlı. Bu anlamda Ukrayna askeri istihbaratının başkanı Kirilo Budanov, tankların çok spesifik ve iyi tasarlanmış operasyonlar için kullanılması gerektiğini söyledi. Budanov, “Çünkü sadece ön cephede ve birleşik silahlı muharebede kullanılırlarsa muharebe sahasında uzun süre dayanamazlar. Sızma operasyonlarında kullanılmalılar, ama iyi hazırlanmış olmalılar” dedi.

“Tanklar savaş alanında önemli bir rol oynamaya devam edebilir ve tankların tamamen terk edilmesi, sahada konuşlanmış kuvvetler için korkunç sonuçlar doğurabilir.”

Hiç şüphe yok ki Abrams tanklarının gelişi Kiev’e yönelik hoş bir sinyaldir ve bazı kazanımların pekiştirilmesine katkıda bulunabilir. Ancak sahanın manzarasını önemli ölçüde değiştiremez. Peki bu tank, Alman yapımı Leopard-2 ve İngiliz yapımı Challenger-2 de dahil olmak üzere halihazırda savaşta olan diğer ana muharebe tanklarının performansına ne gibi niteliksel katkılar sağlayabilir? Ayrıca Rus hatlarında bir ilerleme sağlanana kadar Rus uzun menzilli füzelerin etkilerini sınırlayacak mı, yoksa hava savunmasında dengeyi yeniden mi değiştirecek?

Bu çerçevede İngiliz Kraliyet Tank Alayı'nın eski komutanı Hamish de Bretton-Gordon, Abrams’ın Ukrayna’ya teslimatlarının ‘karada olduğundan çok psikolojik olarak daha önemli’ olduğunu söyledi. “Rusya’nın Kırım’daki konumu, gün geçtikçe daha az savunulabilir hale gelirken, tanklar gerçekten önemli bir ana ulaştı” diyen eski komutan, Rus Karadeniz filosunun denizaltı ve gemi kayıplarına uğraması da dahil olmak üzere, Sivastopol’da yaşanan olaylara dikkati çekti.

Batılı tanklar üstün hareket kabiliyetine, ateş gücüne ve korumaya sahip. Bu durum, Ukrayna kuvvetleri Rusya’nın ilk savunma hattını geçtikten sonra uzun menzilli füzelerle desteklendiği sürece kazanımların pekiştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde savunma araştırmaları ve askeri analist Johann Michel’e göre bu kolay değil. Michel, “Ukrayna, şu anda pek çok zorlukla karşı karşıya. Çünkü hava üstünlüğü yok ve hava üstünlüğü olmadan yoğun şekilde güçlendirilmiş bir mevziyi geçmeye veya yenmeye çalıştığınızda bu acı verici ve maliyetlidir” dedi.

Kremlin Batı’nın Ukrayna’ya takviye yapması konusunda ne diyor?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısından 18 ayı aşkın bir süre sonra Biden yönetimi, uzun müzakerelerin ardından Kremlin’de gerilimin tırmanmasına yol açabilecek tüm açık tabuları yıktı. Öyle ki önce toplar geldi, ardından çok sayıda roket sistemi ve birçok Demokratın muhalefetine rağmen gönderilen misket bombaları. Ayrıca müttefiklerine de derinlere inmeleri ve Sovyet döneminden kalma mühimmat ve hava savunma sistemlerini aramaları çağrısı yaptı. Daha sonra Ukraynalı pilotları, F-16 savaş uçakları için eğitmeyi kabul etti ve şimdi de en gelişmiş tanklar geldi. Aynı şekilde Washington’un Kiev’in bir yılı aşkın bir süredir istediği uzun menzilli taktik füze sistemini göndermesi konusu da hala büyük soru işareti olmaya devam ediyor.

“Bazılarının ‘Sadece Abrams tanklarının varlığı güçlü bir caydırıcılık oluşturacaktır’ şeklindeki sözlerini veya bazı eleştirmenlerin ‘31 Abrams tankının Ukrayna’ya tesliminin, sembolik bir jestten başka bir şey olmadığı’ yönündeki inancını kabul etmek mümkün değil. Bütün bunlara rağmen bu gelişmiş zırhlı muharebe aracı, Ukrayna’nın saldırı yeteneklerine niteliksel bir katkıyı temsil ediyor.”

Birleşik Krallık ve Fransa, Storm Shadow ve Scalp füzelerinin konuşlandırılmasıyla uzun menzilli silahları sahaya sürdü. Bunlar, savaş cephesinin dışına ve Rusya’nın içine saldırabileceği için sorunlu kabul ediliyor. Ancak ABD’li yetkililer, bu konuda sessiz.

Kremlin, ABD’nin Ukrayna’ya uzun menzilli ATACMS ve Abrams tankları tedarikinin savaş alanındaki durumu değiştirmeyeceğini söylüyor. Olağan basın toplantısında bu konuyla ilgili bir soruya yanıt olarak, Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, “Rus Silahlı Kuvvetleri, Moskova’nın Ukrayna’da kendi askeri operasyonu olarak adlandırdığı operasyonda sürekli olarak yeni silah türlerinin kullanımına uyum sağlıyor” dedi. Peskov, “Tüm bunlar, hiçbir şekilde sürecin özünü ve sonuçlarını etkileyemez. Savaş alanındaki güç dengesini değiştirebilecek sihirli bir tedavi ya da tek bir silah türü yok. Abrams da yanacak” ifadelerini kullandı.

Rus savunma hatlarına ilişkin sorular

ABD, Rus siperlerinin eteklerinde karşı saldırıları durdurulan ülkeye uzun zamandır beklenen ağır askeri yardımını ikiye katladı. Ancak Rusya’nın gerginliği daha da artırmasına yönelik korkular, Washington’un ‘Rus işgali altındaki topraklardaki ikmal hatlarını, hava üslerini ve demiryolu ağlarını hedef almak ve bozmak için’ orduya taktik füze sistemleri sağlama kararını kısıtlamaya devam ediyor.

Ukrayna ordusu, uzun menzilli silahlar sayesinde, ciddi bir tepki vermeden, savaşı Kırım Yarımadası gibi Rus işgali altındaki bölgelere taşımayı başardı. Tankları, tanksavar siperleri ağına ve topçu ateşinin yoğunluğuna rağmen batı Zaporijya’daki Rus savunma hattını geçmeyi de başardı.

“Batılı tanklar üstün hareket kabiliyetine, ateş gücüne ve korumaya sahip. Bu durum, Ukrayna kuvvetleri Rusya’nın ilk savunma hattını geçtikten sonra uzun menzilli füzelerle desteklendiği sürece kazanımların pekiştirilmesine katkı sağlayabilir.”

Abrams muharebe tankı, ölümcül ateş gücü, benzersiz şekilde hareket etme ve çevik manevra kabiliyeti, termal görüşlerden elde edilen diğer teknolojiler ve dost ve düşman hedefleri arasında ayrım yapabilen dijital savaş alanı yönetim sistemi gibi özelliklere sahip. Bu da onu, İngiltere’den Challenger-2 ve Alman Leopard-2’nin yanında şok ve imha gücü oluşturma kapasitesine sahip kılıyor. Ancak Ukrayna kuvvetlerinin bu avantajlardan yararlanmadaki başarısı üç faktöre bağlı:

Birinci faktör; Ukraynalı komutanların bu araçları mevcut birimlere entegre edebilmesi ve karmaşık birleşik silah operasyonlarında etkin bir şekilde konuşlandırabilmesi… Bir başka ifadeyle bir yandan savunma hatlarını delmeye hazırlık amacıyla onları yok edecek ateş gücüne sahip olarak başarı koşullarını güvence altına almak, diğer yandan da karşı saldırıyı engelleyebilecek Rus İHA’larının ve füzelerinin etkinliğini sınırlama yeteneği. Rusya’nın güney Ukrayna’daki iyi hazırlanmış savunma mevzileri tank ilerlemeleri önünde zorlu bir engel oluştururken, eğer Ukrayna kuvvetleri Rus hatlarını geçebilirse bölgenin düz ve açık arazisi tanklar için ideal olabilir.

İkinci faktör; Sonbahar yağmurları savaş alanını etkilemeye, kuru zemini çamura çevirmeye ve Abrams tankları ile Bradley ve Stryker savaş araçlarının ilerlemesini zorlaştırmaya başlamadan önce, savaşa elverişli kalan birkaç haftaya yatırım yapma. Bazı ABD’li yetkililer, Kiev’in hafif mobil saldırılarla ilerleme kaydetmeye devam edebileceğine inanıyor ve kapsamlı bir karşı saldırı konusunda büyük umutlar beslemiyor.

Üçüncü faktör; Batı desteğinin, özellikle de ABD’nin desteğinin devam etmesi, Ukrayna’nın, Rus füze çabalarının dikkatini dağıtmak ve Azak Denizi kıyılarına ulaşmayı başarmak için birden fazla eksende eşzamanlı karşı saldırılar başlatmasına olanak tanıyan bir dizi tank edinmesine yol açacak. Deniz saldırılarıyla eş zamanlı olarak Rus Karadeniz filosu denizaltı ve gemilerde kayıplara uğradı. Ayrıca destek, kontrolü savaşta belirleyici bir anı temsil edecek olan Kerç Köprüsü’ne (Kırım Köprüsü) giden yolu açıyor.

“Ukrayna ordusu, uzun menzilli silahlar sayesinde, ciddi bir tepki vermeden, savaşı Kırım Yarımadası gibi Rus işgali altındaki bölgelere taşımayı başardı. Tankları, tanksavar siperleri ağına ve topçu ateşinin yoğunluğuna rağmen batı Zaporijya’daki Rus savunma hattını geçmeyi de başardı.”

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya Savunma Bakanı Sergey Lavrov’a ‘karşı saldırıyı durdurmak için dört haftası var’ demesi, Rusya’nın Batı’nın takviyelerine tepki aşamasından çıkıp çatışmayı yeni bir aşamaya yönelme arzusunun açık bir göstergesi olabilir.

Yeni savaş sistemine geçiş

Liderlik ve saha yetkinliğinin, iklim koşullarının, ABD ve Avrupa’nın maddi desteğinin bulunmasını gerektiren yukarıda belirtilen üç faktörün devamının garantileri nelerdir? Başarı için mevcut fırsatlar, rakibin beklenmedik tepkileri, sahadaki sürprizler veya hesaplanmamış koşullarla ilgili olarak liderlerin kontrolü dışında -ve planlamanın ötesinde- koşullar nelerdir?

Her biri için Ukrayna hükümetinin veya müttefik ülkelerden herhangi birinin iradesini aşan çoklu karar alma referansları göz önüne alındığında, tüm bu faktörlerin birleşimi ve sürdürülebilirliği olasılıklarının başarılması zor görünmektedir. Bu durum, ABD hükümetinin Ukrayna’ya destek sağlamayı bırakmasıyla ortaya çıktı. Ayrıca bu, Avrupa’nın ABD desteğini telafi edemeyeceğini ilan eden bir tutum gerektiriyor.

Ukraynalı bir asker, 8 Ekim 2023’te Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine havan topu atıyor. (Reuters)
Ukraynalı bir asker, 8 Ekim 2023’te Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine havan topu atıyor. (Reuters)

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü askeri harekatla ilgili Batı pozisyonları, ABD’nin Rusya’yı ekonomik ve askeri açıdan yenilgiye uğratma ve onu kayıtsız şartsız geri çekilmeye zorlama yönündeki tutumuna dayanıyor. Ancak ABD ve Batı’nın sahada bunu başarma konusundaki ısrarı, ilan edilen hedefe ulaşmayı sağlayacak güç dengesinde üstünlük sağlamaya dayanmıyor. Başka bir ifadeyle Batı’nın Ukrayna’ya destek sağlama çabası, gelişigüzel oldu. Öyle ki hazırlık, eğitim, savaş planlama ve uygulama aşamaları, tüm bu sorumlulukları üstlenen entegre bir komuta çerçevesi dışındaydı. Avrupa ve ABD, tutarsız silah sistemleri sağlama konusunda ortaktı ve Ukrayna, istenen hedeflerin mevcut araçlarla dengelenmesini sağlamadan savaşı planlama ve hedefleri, zamanlamayı ve savaş alanlarını seçme konusunda benzersizdi. Bu da savaşın en önemli ilkelerinden biri olarak sayılıyor. Tüm bunlardan çıkarılacak dersler üzerinde durmadan ve savaş sistemini gerçek güç dengesine uyacak şekilde değiştirmeden sahadaki sonuç ise daha fazla yıkım ve başarısızlık oldu.

Herhangi bir saldırı operasyonunun veya saldırı niteliğindeki herhangi bir operasyonun başarısının altın kuralı, kara kuvvetleri dengesinde ve ateş destek araçlarında açık bir üstünlüğe hava kontrolünde eşitliğin sağlanmasına dayanıyor. Bu, durum, füzeler, anti-zırh silahları ve diğer mühimmat veya lojistik destek türleri de dahil olmak üzere her türlü desteğin sağlanmasında, savaş alanına rastgele gelen onlarca tank grubu baz alınarak gerçekleşemez.

Ukrayna’nın müttefikleri üstünlük kompleksinden kurtulmalı ve mevcut güç dengesinin başarılı saldırılara izin vermediğini kabul etmeli. Bu da şimdiye kadar benimsenen savaş sisteminin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Ukraynalı komutanlar, saldırı tanklarının imhasına yol açan Rus savunma hatlarını ve zırh karşıtı mayın tarlalarını geçmenin zorluğunu kabul ediyor. Bu durum ise geri adım atmayı ve yüzleşme tarzını değiştirmeyi gerekli kılıyor. Bu, savaşçıların kaynakları ve askeri kapasitelerinin eşit olmadığı ve taktiklerinin büyük ölçüde farklı olduğu durumlarda benimsenen bir model olarak, asimetrik savaş veya asimetrik angajman teknik ve yöntemlerinin benimsenmesinin gerekliliği anlamına gelir. Öyle ki zayıf taraf, başarıya ulaşmak için kendi yeteneklerinin veya kuvvetlerinin kalitesinin eksikliğini telafi etmek amacıyla diğer tarafın göreceli zayıflıklarından yararlanmaya başvurabiliyor.

“Savunma pozisyonları dışında Rus tanklarıyla mücadelede eşit fırsatlar nedeniyle Batı Amerika, İngiliz ve Alman tanklarının yeteneklerinden maksimum fayda sağlanabilecek.”

Rus işgal kuvvetlerinin güçlü noktalarını ortadan kaldırmak, onların konuşlandığı mevzilerinden çıkarılmasını gerektiriyor. Bu da iki birleşik seçeneğe başvurmak anlamına geliyor. Birincisi; Ukrayna’nın çabalarını, Rus kuvvetlerinin arka hatlarında, komuta merkezlerinde, lojistik üslerinde ve yedek bölgelerinde yoğun özel operasyonlar başlatmaya yönlendirmek ve bunların konuşlanma derinliğini tehdit etmek. Bu, Rusya’nın çabalarının dağılmasına, savunmasının zayıflamasına ve güçlerini korumak için savunma aygıtını değiştirmeye zorlanmasına yol açacak.

İkincisi; Hatlar boyunca Ukrayna saldırılarının durdurulması, Rus kuvvetlerini mevzilerini terk etmeye ve tekrar saldırıya geçerek Ukrayna’nın derinliklerine doğru ilerlemeye motive ediyor. Öyle ki düz coğrafyası, Rus tanklarının hazırlanmış pusuya ve mayın tarlalarına çekilmesine ve yenilgiye uğratılmasına olanak tanıyor. Bu manevrada savunma pozisyonları dışında Rus tanklarıyla mücadelede eşit fırsatlar nedeniyle Batı Amerika, İngiliz ve Alman tanklarının yeteneklerinden maksimum fayda sağlanabilecek.

Son olarak modern tarih, üstün bir ordu ile zafere ulaşmak için sınırlı kaynakları kullanmayı başaran zayıf bir ordu arasında birden fazla başarılı çatışma kaydediyor. Ayrıca Vietnam deneyiminden, özellikle de Dien Bien Phu Savaşı’ndaki Fransız yenilgisinden ve öncesinde Rusya’nın Leningrad’daki deneyiminden de yalnızca bir savaş modelinin benimsenmesiyle sınırlı olmayan, aynı zamanda bir yandan uzun vadeli çatışmalara ayak uydurabilecek bir siyasi ve ekonomik strateji geliştirmek, diğer yandan Ukrayna’nın dünyadaki dostları ve müttefikleri için küresel kamuoyuna ve uluslararası kurumlara yatırım yapabilecek dengeli bir diplomatik rol geliştirilebilecek, öğrenilmesi gereken birçok ders çıkarılabilir.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.