Çin-Hindistan rekabeti: Maldivler'in yeni lideri ilk hamlesini yaptı

"Tüm Hint askerleri ülkeden çıkarılacak"

45 yaşındaki Muizzu, Birleşik Krallık'taki Leeds Üniversitesi'nden mühendislik alanında doktora sahibi (Reuters)
45 yaşındaki Muizzu, Birleşik Krallık'taki Leeds Üniversitesi'nden mühendislik alanında doktora sahibi (Reuters)
TT

Çin-Hindistan rekabeti: Maldivler'in yeni lideri ilk hamlesini yaptı

45 yaşındaki Muizzu, Birleşik Krallık'taki Leeds Üniversitesi'nden mühendislik alanında doktora sahibi (Reuters)
45 yaşındaki Muizzu, Birleşik Krallık'taki Leeds Üniversitesi'nden mühendislik alanında doktora sahibi (Reuters)

Maldivler'in yeni lideri Muhammed Muizzu, ülkedeki tüm Hint askerlerinin sınırdışı edileceğini duyurdu.

17 Kasım'da cumhurbaşkanlığı görevine başlayacak Muizzu, Birleşik Krallık'ın kamu yayıncısı BBC'de dün yayımlanan söyleşisinde şu ifadeleri kullandı: 

Maldivler topraklarında herhangi bir yabancı ülkenin askerini istemiyoruz. Maldivler halkına bunun sözünü verdim ve ilk günden itibaren sözümü yerine getireceğim.

Muizzu, seçimi kazandıktan birkaç gün sonra Hindistan'ın Maldivler Büyükelçisi Munu Mahawar'la görüştüğünü ve kendisine "çok net şekilde her bir Hint askeri personelinin ülkeden çıkarılması gerektiğini söylediğini" de ifade etti.

Haberde, Çin'e yakın duran Muizzu'nun böyle bir adım atmasının, Maldivler ve Hindistan arasında diplomatik soruna yol açabileceğine dikkat çekildi.  

Ana muhalefetteki İlerici Parti (PPM) ve Ulusal Halk Kongresi'nin (PNC) oluşturduğu koalisyonun adayı Muizzu, 30 Eylül'de ikinci turu düzenlenen seçimlerde yüzde 54,4 oyla galip gelmişti. Hindistan'a yakın Maldivler Demokratik Partisi'nden (MDP) mevcut cumhurbaşkanı İbrahim Muhammed Salih'in oy oranıysa yüzde 46,4'te kalmıştı.

Maldivler ordusunun paylaştığı rakamlara göre ülkede yaklaşık 75 Hint askeri var. Bu personelin, Hindistan'ın Maldivler'e "hediye" olarak 2010 ve 2013'te gönderdiği iki askeri helikopterle 2020'de gönderdiği küçük bir askeri uçağın bakımı için görevlendirildiği bildirilmişti. Ancak muhalifler, Yeni Delhi yönetiminin ülkeye asker yerleştirmek için bunu bahane olarak kullandığını savunuyor.

Muizzu, Hindistan ve Çin arasındaki gerginliğin artması durumunda Maldivler'deki bu askerlerin sorun yaratabileceğine dikkat çekerek, "Maldivler bu küresel güç mücadelesine girmek için fazla küçük. Biz bu işe bulaşmayacağız" dedi. 

Salih ise seçimlerden önce yaptığı açıklamada, askeri personel durumunun abartıldığını savunarak, "Ülkedeki Hintli askeri personel, Maldivler ordusunun komutası altında görev yapıyor" demişti.

Öte yandan Hindistan, Sifavaru limanında bir donanma üssü inşa etmek için Maldivler'le 2021'de anlaşma imzalamıştı. Yeni Delhi yönetimi, üssün Maldivler ordusuna ait olacağını ve buradaki askerlerin Hint personel tarafından eğitileceğini bildirmişti. 

Çin ve Hindistan arasındaki çekişme, 520 bin nüfuslu Maldivler'deki seçimlere de yansımıştı.

2013-2018'de ülkenin cumhurbaşkanı olan Abdulla Yameen yönetiminde Maldivler, Çin'le ilişkileri geliştirmişti. Yameen, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne de katılmıştı. Ancak 2018'deki seçimleri kazanan Salih, Çin'den uzaklaşarak Hindistan'la ilişkileri geliştirme politikası izlemişti. 

Yameen'in Aralık 2022'de yolsuzluktan suçlu bulunarak 11 ay hapse mahkum edilmesinin ardından seçimlere onun yerine Muizzu girmişti.

Pasifik-Hint Okyanusu'nda nüfuzunu artırmak isteyen Pekin yönetimi, Maldivler gibi stratejik konumdaki bir ülkeyi de kendine yakın tutmak istiyor. 

Son yıllarda adada altyapı projelerine yatırım yaparak Maldivler'le ilişkileri geliştiren Çin'in lideri Şi Cinping, seçimlerinden ardından "Muizzu'yla çalışarak yola devam etmeye hazırız" demişti.

Hindistan ise uzun yıllara dayanan kültürel ve finansal bağlarının olduğu Maldivler'in Çin'in eksenine kaymasını istemiyor. 

Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.