Trump, 2024 başkanlık seçimleri yarışında en önemli beş eyalette Biden'ı geride bıraktı

Seçmenlerin Biden'ın yaşının yanı sıra ekonomi ve dış politikayı yönetme şekli konusunda şüpheleri var

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
TT

Trump, 2024 başkanlık seçimleri yarışında en önemli beş eyalette Biden'ı geride bıraktı

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)

The New York Times (NYT) tarafından dün yayınlanan bir anket, eski Başkan Donald Trump’ın 2024 başkanlık seçimlerinde en önemli altı eyaletin beşinde Başkan Joe Biden'ı büyük bir farkla geride bıraktığını gösterdi.

Anket, Trump'ın Nevada'da 10, Georgia'da 6, Arizona ve Michigan'da 5 ve Pensilvanya'da 4 puan gibi büyük bir farkla Biden'ın önünde olduğunu ortaya koydu. Biden’ın yalnızca Wisconsin'de iki puanla Trump’ı geçmeyi başardığı görülüyor. Biden, 2020 seçimlerinde altı eyaletin tamamında Trump’ı yenmişti.

NYT, Biden’ın yaşı konusunda büyük şüphelerle ve ekonomiyi yönetme şekliyle ilgili olarak da derin bir memnuniyetsizlikle karşı karşıya olduğunu aktardı. NYT’ye göre, seçmenlerin üçte ikisi, ABD'nin yanlış yönde ilerlediğine inanıyor ve dış politika konularında Biden’a verilen destek azalıyor. ABD’nin en önemli 6 eyaletinin tamamında yapılan anketler, Trump'ın Biden karşısında 48’e 44 önde olduğunu gösteriyor. Anket, Biden'ın zayıf performansını yaşı nedeniyle oluşan güven eksikliğine bağlarken seçmenler, Trump'ın ekonomiyi, dış politikayı ve göçü daha iyi yönetme becerisine sahip olduğuna inanıyor.

Trump'ın yükselişinin siyahi seçmenlerden gelen eşi benzeri görülmemiş düzeydeki destek sayesinde arttığı söylenebilir. NYT'ye göre, altı eyalette nüfusun yüzde 22’lik rekor bir oranı, Biden konusunda Trump’ın yanında yer alıyor. Trump, şu anda 2024 başkanlık seçimleri için Cumhuriyetçi adaylar arasında önemli bir ilerleme kaydetmiş durumda.

En önemli konu ekonomi

Seçmenler, ekonomide yüzde 59’a yüzde 37’lik bir farkla Biden’a karşısında Trump’a daha fazla güvendiklerini söylüyor. Trump ile Biden arasındaki en büyük destek farkı ekonomi konusunda ortaya çıkıyor. Ekonomik konularda Trump, her yaş grubundan ve her gelir seviyesinden hem erkekler hem de kadınlar, üniversite mezunu olanlar ve olmayanlar arasında tercih ediliyordu.

Bu sonuç, Biden için özel bir sorunu da ortaya koyuyor. Çünkü seçmenlerin neredeyse iki katı, 2024 başkanlık seçimlerinde oylarını kürtaj ya da silah gibi sosyal meselelerden ziyade ekonomik meselelerin belirleyeceğini söylüyor. Seçimlerde ekonominin belirleyiciliğini savunan seçmenlerin yüzde 60’ı yüzde 32’ye karşı ezici bir çoğunlukla Trump’a oy vermeyi düşündüklerini açıkladı. Biden'ın seçim kampanyası, ekonomideki başarıları nedeniyle yeniden seçilmesi gerektiği mesajını öne çıkarıyor. Ancak ankete göre, seçmenlerin yalnızca yüzde 2'si Biden'ın ekonomide iyi bir performans sergilediğini söylüyor.

Pas kuşağı bölgesi

Biden’ın 2020 yılındaki başkanlık seçimlerinde zafere giden yolu, pas kuşağı (New York eyaletinin güneybatısını, Pennsylvania'nın kuzey yarısını ve batısını, Batı Virginia'nın ve Kentucky'nin kuzeyini, Michigan'ın güneyini, Ohio eyaletinin tamamını, Indiana'nın kuzey yarısını, Illinois'nin kuzeydoğusunu ve Wisconsin'in güneydoğusunu kapsayan bölge/the rust belt) denilen coğrafyadan geçti. Anket, Biden'ın endüstriyel kuzey eyaletlerinde çeşitliliğin daha fazla olduğu, ABD'nin güneyi boyunca uzanan en güneşli bölgelerinin oluşturduğu güneş kuşağı (sun belt) bölgesine kıyasla daha güçlü olduğunu gösteriyor. Biden’ın, seçmenlerin gözünde sınıfta kaldığı konular ise güvenlik açıklarından çeşitli sosyal sorunlara kadar uzanıyor. Seçmenler, göçmenlik konusunda 12 puan, ulusal güvenlik konusunda 12 puan ve İsrail-Filistin çatışması konusunda 11 puan farkla Trump'ı Biden'a tercih etti.

Seçmenlerin yüzde 58’lik çoğunluğu, Biden’ın politikasıyla uyumlu olarak Ukrayna'ya daha fazla ekonomik ve askeri yardım yapılmasını destekliyor. Ancak bu destek, dış politikayı yönetme meselesindeki daha kapsamlı sorularda Biden’a fayda sağlayacak gibi görünmüyor.

Ulusal güvenlik konusunda ise erkek ve kadın seçmenler arasındaki görüş farkı oldukça büyüktü. Bu konuda erkek seçmenlerin yüzde 33’ü Biden’ı, yüzde 62’si Trump’ı tercih etti. Kadın seçmenlerin ise yüzde 47'si Trump’ı yüzde 46’sı Biden’ı önde görüyor..

Biden ve kürtaj hakkı meselesi

Seçmenlerin Biden'a en büyük desteği verdikleri mesele kürtaj hakkıydı. Seçmenler, eski Başkan Trump’a karşı yüzde 9’luk bir farkla Başkan Biden'ı destekledi. Biden ayrıca, ‘demokratik’ değerlerle ilgilenme konusunda seçmenlerin kendisine olan güvenini Trump karşısında yüzde 3 gibi küçük bir farkla korudu.

NYT'ye konuşan Pensilvanyalı seçmen Spencer Weiss (53), Başkan Biden döneminde dünyanın parçalanmaya başladığını söyledi.

Weiss, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkan olarak ülke için olumlu yönde rol model olacak bir lider olabileceğini düşündüğüm birini görmeyi tercih ederim.  Trump'ın en azından bu konuda aklı başında olduğunu düşünüyorum."

Biden yakında 81 yaşına girecek. Böylece Biden, ABD tarihinde başkanlık için yarışan en yaşlı aday olacak. Biden’ı 77 yaşındaki Trump takip ediyor. Ankete katılanların yüzde 71'i, Biden'ın etkili bir başkan olarak hizmet edemeyecek kadar yaşlı olduğunu söylüyor. Biden'ın destekçilerinin yüzde 54'ü de onun bu iş için çok yaşlı olduğunu belirtti.

Biden'ın popülaritesindeki düşüşü değiştirmeye ve ekonomik göstergeleri iyileştirmeye çalışması için önünde hala bir yıl var. Biden'ın büyük bütçeli seçim kampanyası, bahsi geçen bu beş eyaletteki zayıf yönlerini desteklemeyi hedefliyor. Öte yandan hakkında 4 dava olan eski Başkan Trump için 2024 yılı duruşmalarla dolu ve hareketli geçecek gibi görünüyor.



Trump, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için 48 saat süre verirken  İsrail, Dimona ve Arad saldırılarına karşılık verdi

TT

Trump, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için 48 saat süre verirken  İsrail, Dimona ve Arad saldırılarına karşılık verdi

Trump, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için 48 saat süre verirken  İsrail, Dimona ve Arad saldırılarına karşılık verdi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine açması için 48 saat süre verdi ve aksi takdirde ülkenin enerji altyapısını hedef almakla tehdit etti.

Trump’ın açıklamasına karşılık İran ordusu, bölgedeki enerji tesisleri ile su arıtma altyapılarını hedef alabilecekleri uyarısında bulundu.

İran’ın Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdindeki temsilcisi ise, “düşman” olarak nitelendirilen ülkelerin gemileri hariç olmak üzere, güvenlik ve emniyet düzenlemeleri çerçevesinde gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilebileceğini belirtti. Temsilci ayrıca mevcut durumdan ABD ve İsrail saldırılarını sorumlu tuttu.

Öte yandan İran tarafından fırlatılan iki füzenin İsrail’in güneyindeki Dimona ve Arad kentlerinde 100’den fazla kişinin yaralanmasına yol açtığı bildirildi. Bunun üzerine İsrail ordusu, sabaha karşı Tahran’ın merkezine hava saldırıları düzenledi. İran kaynakları ayrıca İsfahan, Yezd ve Buşehr kentlerinde de hava saldırıları gerçekleştirildiğini duyurdu.


Dünya ekonomisi, İran savaşının etkilerinin “ön faturasını” bekliyor

New York Borsası'nın bulunduğu Finans Mahallesi'nde yürüyen İnsanlar (AFP)
New York Borsası'nın bulunduğu Finans Mahallesi'nde yürüyen İnsanlar (AFP)
TT

Dünya ekonomisi, İran savaşının etkilerinin “ön faturasını” bekliyor

New York Borsası'nın bulunduğu Finans Mahallesi'nde yürüyen İnsanlar (AFP)
New York Borsası'nın bulunduğu Finans Mahallesi'nde yürüyen İnsanlar (AFP)

Önümüzdeki hafta, 2026 yılının küresel ekonomik gidişatını izlemek açısından önemli bir dönüm noktası olacak. Açıklanacak olan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) ve enflasyon verileriyle birlikte, Ortadoğu’daki savaşın küresel ekonomide bıraktığı izlerin ne kadar derin olduğu konusundaki tartışmalar, teorik tahminlerden somut rakamlara dönüşecek.

ABD ekonomisi enerji kaynakları sayesinde nispeten istikrarlı görünürken, Avrupa ve İngiltere ‘fırtınanın’ ortasında kalmaya devam ediyor. Yaşam maliyetlerindeki artış, bu ülkeleri neredeyse imkânsız bir denklemle karşı karşıya bırakıyor. Dolayısıyla ya enflasyonla mücadele etmek için faizleri artırmaya devam edip şiddetli bir durgunluk riskini göze alacaklar ya da bekleyip fiyatların güvenli seviyeleri aşmasını izleyecekler.

DFVBGR
FED Başkanı, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına başkanlık etti (AFP)

ING Bankası'ndan ekonomi uzmanı James Knightley bir değerlendirmesinde şunları söyledi:

“ABD Merkez Bankasının (FED) iki görevi var. Bunlardan birincisi fiyat istikrarını korumak ve istihdamı en üst düzeye çıkarmak, ikincisi daha büyük zorluklar içeriyor. Dolayısıyla FED’in faiz oranlarını yükseltmek yerine düşürme eğiliminde olduğunu düşünmeye devam ediyoruz.”

Belirsizlik bulutu Euro Bölgesi üzerinde

Euro Bölgesi, Ortadoğu'daki savaşın ve enerji fiyatlarındaki ‘devasa’ artışın hem şirketlerin hem de tüketicilerin güvenine ne kadar zarar verdiğini ortaya çıkaracak verilerle dolu yoğun bir hafta bekliyor. Salı günü, Fransa, Almanya ve tüm Euro Bölgesi için mart ayı ilk PMI verilerinin açıklanmasıyla başlayacak olan hafta, hafta boyunca yayınlanacak bir dizi güven anketiyle devam edecek.

Geçtiğimiz şubat ayındaki rapor, talepte toparlanma sinyalleri ve iyimserlikte bir artışa işaret etse de Ortadoğu’daki son gelişmeler bu ivmeyi baltalama tehdidi oluşturuyor. Bu bağlamda Investec analisti Ryan Djajasaputra, imalat sektörünün enerji maliyetlerindeki sert artıştan ‘en çok zarar görecek’ sektör olacağını vurguladı. Wall Street Journal (WSJ) gazetesine göre Djajasaputra, çatışmanın sebep olduğu ‘belirsizlik bulutunun’ bu ayki PMI üzerinde ağır bir gölge oluşturacağını öngördü.

RGBH
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, banka yönetim kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi (Reuters)

Yarın PMI ile birlikte Euro Bölgesi tüketici güvenine ilişkin ön veriler de açıklanacak. Bunu çarşamba günü, yakından takip edilen Almanya İfo İş Ortamı Endeksi izleyecek. Ardından perşembe günü Fransa imalat sektörü güven verileri açıklanacak. Cuma günü ise piyasalar, enerji fiyatlarındaki artışın nihai tüketiciye ne kadar hızlı yansıdığını gösteren önemli bir gösterge olacak İspanya'nın ön enflasyon verilerini bekliyor.

Para politikası açısından ise savaş ortamı, Avrupa Merkez Bankası (ECB) içindeki güç dengesini değiştirdi. Son toplantısında faiz oranlarını sabit tutan banka, yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu yeniden tırmandırması halinde faiz artırımına hazır olduğunu açıkça belirtti. London Stock Exchange Group (LSEG) verileri, finans piyasalarının artık Avrupa Merkez Bankası’nın önümüzdeki haziran ayında faiz artışı yapacağına dair fiyatlandığına işaret ediyor.

Bu gergin ortamda, Avrupa tahvil piyasası yoğun bir hareketlilik yaşıyor. Belçika ve Hollanda, pazartesi ve salı günleri ihale düzenleyecek. Alman Finans Ajansı ise salı ve çarşamba günleri çeşitli vadeli tahvillerin ihalesinden önce üç aylık finansman gözden geçirme raporunu açıklayacak. İtalya ise çarşamba ve cuma günleri yapılacak ihalelerle haftayı kapatacak.

İngiltere ve zorlu seçimler

Geçtiğimiz çarşamba günü şubat ayı tüketici fiyat enflasyonu verilerinin açıklanması beklenirken yatırımcılar da bu verileri büyük bir ihtiyatla bekliyor. Bu rakamlar, Ortadoğu'daki savaşın yol açtığı petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki muazzam sıçramadan önceki döneme ait olsa da son şoktan önce ülkenin hareket ettiği fiyat tabanına ilişkin belirleyici bir tablo sunacak.

EFV
Londra'daki İngiltere Merkez Bankası binası yakınlarında bulunan bir bilgilendirme levhası (Reuters)

İngiltere halihazırda yüksek enflasyon seviyeleriyle boğuşuyor. Bu durum, İngiltere Merkez Bankası’nın son toplantısında faiz oranlarını değiştirmeden bırakmasına neden olurken, gerekirse fiyatları kontrol altına almak için faizleri artırabileceğini açıkça ima etti. HSBC'deki ekonomi uzmanları, tüketici fiyat endeksi ve perakende fiyat endeksinin şubat ayı verilerinde yüzde 3 ve yüzde 3,8'de sabitlenebileceğini öngörüyor. Ancak bu tahminleri aşan rakamlar, özellikle 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin 2008'den bu yana en yüksek seviyelere ulaşmasıyla birlikte, yatırımcıları paniğe sürükleyebilir.

Enflasyonun yanı sıra salı günü mart ayı imalat ve hizmet sektörlerine ait satın alma yöneticileri endekslerinin ilk verileri açıklanacak; bu veriler, İran'a yönelik askeri operasyonların başlamasından bu yana iş dünyasındaki güvenin ne kadar sarsıldığını gösteren ilk canlı tabloyu sunacak. Hafta, tüketici güven anketi ve perakende satış rakamlarının açıklanmasıyla sona erecek. Bu göstergeler, İngiliz hanelerinin yeni bir enflasyon dalgasıyla başa çıkmaya ne kadar hazır olduklarını yansıtacak.

Çin, Japonya ve ‘enerji güvenliğindeki’ dönüşümler

Öte yandan Çin'deki verilerde göreceli bir sükûnet hakim olsa da BNP Paribas raporları siyasi önceliklerin ‘mali istikrar ve enerji güvenliğine’ doğru yeniden şekillendiğine işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin'e yapmayı planladığı ziyaretin ertelenmesiyle, ikili ilişkiler gözlem altında kalmaya devam ediyor.

FVG
Pekin'deki bir Walmart markette meyve ayıran çalışanlar (Reuters)

Çin Japonya ve Güney Kore'ye kıyasla doğrudan enerji şoklarından nispeten daha az etkileniyor. Bu da ülkeye iç politikalarını belirleme konusunda bir miktar bağımsızlık sağlıyor.

Japonya'da ise gözler, yıllık ücret müzakerelerinin sonuçlarına ve hükümetin enerji desteğiyle hafif bir düşüş gösterebilecek enflasyon verilerine odaklanırken, yatırımcılar ise son derece yüksek getiri sunan 40 yıllık Japon devlet tahvillerine olan talebi izliyor.

Diğer taraftan Avustralya, ‘fırtına öncesi sessizlik’ denilebilecek bir ortamda enflasyon verilerini bekliyor. Analistler, İran'daki savaşın etkisiyle önümüzdeki aylarda enflasyon oranlarının yaklaşık yüzde 5 oranında sıçrayacağını öngörüyor. Bu durum, Avustralya Merkez Bankası'nın yıl sonuna kadar faiz oranlarını 5 kez artırma olasılığını güçlendiriyor. Norveç'te ise, mevcut ‘enerji şoku’ nedeniyle Merkez Bankası'nın gelecekteki faiz indirimlerine karşı büyük bir ihtiyat sergilemesi bekleniyor.


ABD Kongresi, İran savaşı için bir “çıkış yolu” arıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
TT

ABD Kongresi, İran savaşı için bir “çıkış yolu” arıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)

ABD’nin İran’a karşı savaşı dördüncü haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’nin desteğini almadan askeri operasyonları başlatmasının ardından, ABD’li milletvekillerinin savaşın nasıl sona ereceği, maliyeti ve hedefleri konusunda endişeleri giderek artıyor.

Savaş devam ederken bilançosu da netleşmeye başladı. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşta şimdiye kadar en az 13 Amerikan askeri hayatını kaybetti, 230'dan fazlası yaralandı. Bunun yanında Beyaz Saray, Savaş Bakanlığı'nın (Pentagon) yaklaşık 200 milyar dolarlık ek fon talebini değerlendiriyor. Bir yandan da müttefik ülkeler İran’ın saldırılarına maruz kalırken petrol fiyatları yükseliyor ve raporlar, binlerce ek Amerikan askerinin Orta Doğu'ya gönderildiğini doğruluyor.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, yaptığı bir açıklamada, “Asıl soru şu: Sonuçta neyi başarmaya çalışıyoruz?” diye sordu ve ardından ‘İranlı liderleri hedef alan her türlü adımı genel olarak desteklediğini’ diye ekledi. ABD Başkanı Trump, cuma günü geç saatlerde yönetiminin savaşın hedefleri konusunda çelişkili sinyaller vermesine rağmen, askeri operasyonları ‘azaltmayı’ değerlendirdiğini söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Hedeflerimize çok yaklaştık ve İran'ın terörist rejimi ile ilgili olarak Orta Doğu'daki büyük çaplı askeri faaliyetlerimizi kademeli olarak sonlandırmayı düşünüyoruz” diye yazdı.

Trump, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Hürmüz Boğazı'nı kullanan diğer ülkeler, gerektiğinde onu korumak ve denetlemek zorunda kalacaklar, ancak ABD bunu yapmayacak! Bize talep edilirse, bu ülkelerin Hürmüz Boğazı ile ilgili çabalarına yardımcı olacağız, ancak İran tehdidi ortadan kaldırıldığında bu gerekli olmayacak.”

ABD Kongresi: Savaşı desteklemekle ve savaşın getireceklerine dair endişe arasında

Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın, ABD’nin İsrail ile koordineli olarak yürüttüğü savaşa girme kararı, kendi partisinin kontrolündeki Kongre’nin ona hesap sorabilmesini kısıtlıyor. Cumhuriyetçiler çoğunlukla Trump’ın yanında durmuş olsa da yakında savaşın devamı ile ilgili daha hassas kararlarla karşı karşıya kalacaklar. Başkan, ‘Savaş Yetkileri Yasası’ uyarınca Kongre'nin onayı olmadan 60 gün boyunca askeri operasyonlar yürütebilir. Cumhuriyetçiler de şimdiye kadar Demokratların askeri harekatı durdurmak için sunduğu karar tasarılarını kolaylıkla reddetmeyi başardılar.

Ancak milletvekilleri, yönetimin daha kapsamlı bir strateji sunması gerektiği konusunda uyarıda bulundu; aksi takdirde, özellikle 200 milyar dolarlık ek finansman talebi nedeniyle Kongre'de olumsuz tepkilerle karşılaşacağı belirtildi.

Trump'ın savaşın “Ben bitmesi gerektiğini hissettiğimde sona erecek” yönündeki açıklamaları geniş çapta endişe yarattı. Demokrat Senatör Mark Warner, “Ne zaman öyle hissedecek? Bu delilik” açıklamasında bulundu.

“Görev ‘neredeyse tamamlandı’”

Savaşın devam etmesine rağmen, Başkan’ın partisi bu durumla doğrudan yüzleşmeye hazır görünmüyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, askeri operasyonun yakında sona ereceğini söyledi. Johnson, yaptığı açıklamada, “Asıl görevin şu anda neredeyse tamamlandığını düşünüyorum” diyerek hedeflerin ‘balistik füzeleri ve üretim araçlarını imha etmek ve İran'ın deniz kuvvetlerini felç etmek’ olduğunu söyledi. Temsilciler Meclisi Başkanı, bu hedeflerin zaten gerçekleştirildiğini belirtti.

Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri tehdit etme kabiliyetinin, özellikle de ABD'nin müttefiklerinin çoğunun Trump'ın askeri destek talebine yanıt vermeyi reddetmesi nedeniyle, ‘çatışmayı biraz uzattığını’ kabul etti. Johnson, “Durum sakinleştiğinde, görevin neredeyse tamamlanmış olacağını düşünüyorum” dedi. Buna karşın Trump yönetimin, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek ve füze kapasitesini azaltmak gibi hedeflerinin halen ‘belirsiz ve değişken’ olduğunu düşünen Warner, “Rejim değişikliği mi? Mümkün değil. Zenginleştirilmiş uranyumdan kurtulmak mı? Kara kuvvetleri konuşlandırılmadan olmaz” ifadelerini kullandı.

Bütçe sorunu

ABD'de yasama organı olan Kongre, harcamaları kontrol etme yetkisini elinde tutuyor. Bu da Trump yönetimi üzerinde önemli bir baskı aracı. Pentagon, Beyaz Saray'dan yaklaşık 200 milyar dolarlık ek bütçe talep etti. Bu yüksek rakamın geniş bir destek bulması pek olası görünmüyor. Senato'daki Demokratların lideri Chuck Schumer bu rakamı ‘abartılı’ olarak nitelendirdi.

ABD’de bu yıl onaylanan savunma harcamaları 800 milyar doları aşarken Kongre, daha önce de önümüzdeki yıllarda Pentagon'a 150 milyar dolarlık ek kaynak sağlayan bir vergi indirimi paketini onaylamıştı.

Senatör Mazie Hirono, ABD'nin başka öncelikleri olduğunu belirterek, sağlık hizmetleri ve gıda yardımı programlarına ayrılan fonların kesilmesini eleştirdi.

Yasal süreye karşı zaman yarışı

ABD’li bazı temsilciler, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından yaşanan süreci hatırlattı. O dönemde dönemin ABD Başkanı George Bush’un askeri güç kullanımı için Kongre’den yetki istemişti. Hirono, “Bunlar, Amerikan halkı için odaklanmamız gereken konular” diye ekledi.

Cumhuriyetçi Senatör Tillis ise Trump'ın şu anda ‘Savaş Yetkileri Yasası’ kapsamında hareket etme alanına sahip olduğunu, ancak bunun yakında değişeceğini belirtti. Tillis, “Yaklaşık 45 gün geçtikten sonra yönetim, ya savaşı sürdürmek için resmi yetki talep etmek ya da savaştan çıkmak için net bir yol sunmak şeklindeki iki seçenekten birini netleştirmek zorunda kalacak” diye ekledi.