Gazze halkı internet erişimini nasıl sağlıyor?

Gazze’de iletişim için radyo ve toplu şarj istasyonlarından, cep telefonlarını uzaktan çalıştıran uluslararası eSIM’lere kadar çeşitli yollara başvuruluyor

İllüstrasyon: Ewan White
İllüstrasyon: Ewan White
TT

Gazze halkı internet erişimini nasıl sağlıyor?

İllüstrasyon: Ewan White
İllüstrasyon: Ewan White

Salim er-Reyyis

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeydoğusundaki Beyt Hanun ilçesinin doğusundaki sınır bölgelerini füzelerle hedef alması sonucunda 27 Ekim'de Gazze Şeridi'nin mobil ağ ve internet ile bağlantısı kesildi. Bu kesinti, iki milyondan fazla Gazzeliyi hem birbirleriyle hem de yurtdışındakilerle temas kurmaya en çok ihtiyaç duydukları bir dönemde iletişim ağlarından mahrum bıraktı.

İsrail ordusu, 7 Ekim'den birkaç gün sonra Gazze’nin orta kesimlerinde yer alan Rimal mahallesindeki büyük yerleşim bölgelerini vurdu. Bombardımanda Gazze Şehri'ndeki Filistin Telekomünikasyon Şirketi Paltel’in binası hedef alındı. Bombardıman sonucunda internet ve mobil ağ bağlantısına olanak tanıyan baz istasyonları hasar gördü ve geniş bölgelerde iletişim ağları kesintiye uğradı.

Gazze’de yaşayan Ekrem Acur (32), şehirdeki diğer yakınları ve akrabalarıyla internet üzerinden iletişim kuruyor. Patlama sesi duyduklarında, birbirlerini kontrol ediyorlar. Nerenin vurulduğunu, patlamanın akrabalarının ya da arkadaşlarının yakınlarında meydana gelip gelmediğini öğrenmek için yerel haber gruplarından gelen haberleri takip ediyorlar.

Radyoya dönüş

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre Ekrem Acur, “İnternet kesildiği anda sanki sağır ve kör oluyorum. Neler olduğunu bilmiyorum, göremiyorum, kimseyle iletişim kuramıyorum” ifadelerini kullanıyor. Acur’un ve onun gibi yüzlerce Gazzeli, adeta 50 küsur yıl öncesine, internetin ve mobil ağların ortaya çıkışından ve belki de elektriğin yaygın olarak kullanılmaya başlamasından önceki yıllara geri dönüyor.

swdefrgt
Filistin Kızılayı’nın cep telefonu şarj istasyonlarından birinde tek elektrik prizine bağlı telefonlarını şarj etmeye çalışan Gazzeliler (DPA)

Bu yüzden Acur, neler olup bittiğini öğrenmenin tek yolu haline geldiği için pille çalışan küçük, eski bir radyo edinmek gibi alternatif yollar aramak zorunda kaldı. Acur, radyo sinyali zayıf ve karışık olsa da tamamen izole olmaktan ve hiçbir haber alamamaktan daha iyi olduğunu söylüyor. Kesintilerin uzun sürebileceğini düşünen Acur, evinin yakınlarındaki bir marketten çok sayıda pil satın aldı. İsrail ordusunun Gazze’nin kuzey sakinlerini Gazze Şeridi'nin güneyine gitmeleri yönündeki tehditkar uyarılarını duyana kadar bu durumu sürdüren Acur, ailesi ve çocuklarının can güvenliği için arkadaşlarıyla birlikte Deyr el-Beleh’e kaçmaya karar verdi.

Gazzeli Acur (32): İnternet kesildiği an, sanki sağır ve kör olmuş gibi hissediyorum. Neler olduğunu bilmiyorum, göremiyorum, kimseyle iletişim kuramıyorum.

Acur, yerinden edilip güneye gittikten sonra tekrar internete erişebildi. Ancak bu kez elektrik kesintileri ve jeneratörün de günde 3 saatten az çalışması nedeniyle kısıtlı zaman aralıklarında insanların kendileri ve aileleri için günlük kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla özel mülk olan bir kuyudan su çıkarmak için çalışmaya başladılar. Bu durum, iletişimin ve internetin kesildiği 27 Ekim gününe kadar devam etti. O gün Gazze’nin tamamı bir kez daha dünyadan izole edildi.

Depolama ve stoklama

İsrail, son yıllarda Gazze’ye karşı çok sayıda savaş başlatmıştı ve bu ilk değildi. Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un doğusundaki evinde yaşayan evli ve beş çocuklu Mahmud Kudeyh (47), son yıllarda yaklaşık 2 bin litre mazot satın alıp depoladı. Savaşın ne zaman patlak vereceğinin kestirilemediğini söyleyen Kudeyh, depoladığı yakıtla elektrik jeneratörünü çalıştırıp su ve internet temin edebileceğini düşünmüştü, ancak stokladığı yakıtın kendisine hiçbir faydası olmayacağını bilmiyordu.

Bombardımanların yoğunlaşması ve İsrail tanklarının ve askeri araçlarının Han Yunus'un doğusuna saldırması üzerine ailesiyle birlikte şehrin batı bölgesine kaçmak zorunda kaldı. Bu yüzden kendisi için son derece önemli olan bu yakıt rezervinden yararlanamadı. Ölüm ve yıkım korkusuyla evlerini bırakıp kaçan diğer vatandaşlar gibi o da evini ve yakıt stokunu geride bıraktı.

Evli ve beş çocuk babası Gazzeli Kudeyh (47): Yiyecek ve su bulmazken internetin hiçbir faydası yok. İnternet karnımızı doyurup, susuzluğumuzu gidermez. Bazıları alternatif yollar arıyor, ama ben radyodan ya da başkalarında duyduğum haberlerle yetiniyorum. Eve dönmek için savaşın bitmesini bekliyorum.

Kudeyh şu an ailesiyle birlikte Han Yunus'ta Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) bağlı bir okula sığınmış durumda. Kendisinin ve ailesinin yiyecek ve su gibi temel ihtiyaçlarını zar zor karşılayabiliyor. Haftalardır internete bağlanamayan Kudeyh, “Yiyecek ve su bulmazken internetin hiçbir faydası yok. İnternet karnımızı doyurup, susuzluğumuzu gidermez. Bazıları alternatif yollar arıyor, ama ben radyodan ya da başkalarında duyduğum haberlerle yetiniyorum. Eve dönmek için savaşın bitmesini bekliyorum” ifadelerini kullandı.

eSIM’ler ve İsrail simleri

Gazze'de internet bağlantısının zayıflaması, elektriğin kesilmesi ve yakıtın bitmesi nedeniyle gazeteciler yurt dışındaki medya kuruluşlarıyla iletişimde birçok sorunla karşı karşıya kaldılar. Resim, video ve haber metinlerini zorlukla gönderiyorlardı. Fakat çoğu gazeteci, İsrail'in tehditleri ve bölge sakinlerinin güneye gitmesi yönündeki uyarıları altında bu sorunların çözüleceğine inanıyordu.

Gazze’deki gazeteciler ve basın mensuplarının çoğu Gazze’nin merkezinde ve güneyindeki hastanelerde gazetecilere özel kurulan çadırlara sığındılar. Ancak, indirme kotası sınırlı olan mevcut bazı İnternet hatlarından materyal indirmesi gereken kişi sayısındaki fazlalığın yarattığı büyük baskı nedeniyle işleri hiç de kolay değildi. Yabancı bir haber ajansında çalışan foto muhabiri Semir Ahmed, Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’ndeki gazeteci çadırına sığınan gazetecilerden biriydi. Ahmed, internette çalışmanın ve kullanmanın zor olduğunu, ancak birkaç günlük gecikmelere ve sorunlara rağmen internete görüntü yükleyebildiğini söyledi.

xascdfveg
İsrail, hava saldırılarıyla Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki tüm altyapıyı yok etti, 7 Kasım 2023 (EPA)

27 Ekim akşamına kadar, mevcut imkanlarla çalışmalarına devam eden Ahmed, görüntüleri internete yüklerken gönderim işlemi aniden kesildi. Bunun internet kaynaklı bir sorun olduğunu düşündüklerini söyleyen Ahmed, “Arızayı gidermeye çalıştıktan sonra gazeteci arkadaşlardan biri Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren Filistin merkezli cep telefonu operatörleri Jawwal ve Ooredoo'da iletişimin kesilmiş olabileceğini söyledi” dedi.

Meslektaşları bunun genel bir sorun olduğundan emindi. Birkaç dakika içinde uydudan yayın yapan haber kanallarından birinden, İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyini hedef alan bombardımanları sonucunda Gazze'deki iletişim ve internet ağlarında bir arıza meydana geldiğini öğrendiler. Gazeteciler, savaşla ve sahada savaştan etkilenenlerle ilgili olayları ve gerçekleri ortaya koyan materyalleri ve haberleri göndermek için alternatif yollar aramaya başladılar.

Semir, bir meslektaşı aracılığıyla 4G bağlantılı bir İsrail SIM kartı elde etmeyi başardıysa da dosyaları aktarmak amacıyla sinyal alımını güçlendirmek için yüksek bir yere çıkmaya ihtiyacı vardı. Gazze’de tüm bağlantıların kesildiği günün akşamı daha iyi bir internet erişimi için Nasır Tıp Kompleksi'nin binalarından birinde bir yangın merdivenine tırmanmak zorunda kalan Ahmed, “Neredeyse 24 saat internetsiz, dünyadan kopmuş halde kaldık. Artık alternatif bir yol bulamayacağımızı düşünüyorduk” ifadelerini kullandı.

Gazze’de yabancı bir haber ajansı için çalışan gazeteci Semir Ahmed: İnternette çalışmanın ve kullanmanın zordu. Ancak birkaç günlük gecikmeye ve sorunlara rağmen internete görüntü yükleyebildim.

Yabancı ülkelerdeki pek çok genç, başta gazeteciler olmak üzere Gazze sakinlerin dünya ile iletişim kurmalarını sağlayacak alternatif yollar aramaya başladılar. Mobil cihaza gönderilen bir ‘QR’ kodun okutulmasıyla cihaza tanımlanan, uydulara bağlanan ve ‘eSIM’ olarak bilinen uluslararası kullanımlı elektronik SIM kartları devreye girdi. Böylece kapsama alanı Gazze Şeridi'nin tamamına özellikle de sınıra yakın güney kesimine kadar ulaşabilen ve gerek İsrail gerek Mısır alt yapısı olsun mevcut en güçlü hücresel ağa bağlanabildiler.

Herkes internete bunun tek yol olan İsrail alt yapısına sahip SIM kartlarıyla bağlanabiliyordu. Onlarca Filistinli ve Arap ülkelerinden gençlerin eSIM alıp kendilerine göndermek için gönüllü olduklarını söyleyen Ahmed, bu gençleri şahsen tanımadıklarını, onların sadece Gazze’dekileri ve Filistin davasını destekleyen gençler olduklarını vurguladı. Ahmed, bu gençlerin savaşın gidişatını kesintisiz olarak raporlamaları için gazetecilerin çalışmalarına devam etmelerini sağlamakla ilgilendiklerini de sözlerine ekledi.

szxcsc
Han Yunus’ta yakınlarıyla haberleşebilmek için telefonlarıyla internet üzerinden arama yapmaya çalışan Gazzeliler, 29 Ekim 2023 (Getty)

Her ne kadar Gazzeliler için internet üzerinden iletişim kurabilecekleri en iyi çözüm eSIM olsa da tüm akıllı telefonlar yenilikçi bir hizmet olan eSIM’i desteklemiyor. eSIM, yalnızca iPhone ve Samsung markalarının yeni model telefonları tarafından destekleniyor. Bu yüzden Semir ve diğer gazeteciler, fiyatları bin 400 doları aşan, eSIM destekleyen yeni model telefonlar almak zorunda kaldılar. Ahmed, bombardımanlar devam ederken bazı cep telefonu mağazalarıyla iletişim kurabildi. Ancak diğerleri, bu özellikte cep telefonlarının çok fazla olmaması ya da bunları satın alacak miktara sahip olmamaları nedeniyle bu telefonları edinemediler.

Uydu kanallarının muhabirleriyle telekonferans teknolojisi aracılığıyla doğrudan iletişim kurmasını sağlayan şirketlerde çalışanların yaşadığı sorunlar daha da karmaşık. Mühendis İsmail Hammade, 17 yılı aşkın bir süredir Gaza Media Company'de yayın mühendisi olarak çalışıyor.

Ancak telekonferans teknolojisi teknik açıdan oldukça pahalı geliyor. Çünkü muhabirin haber stüdyosundan sorulan soruyu duyması 15-20 saniye kadar sürüyor. Buna ses dalgalarının iletilmesi ve sesin duyulabilmesi için gereken süre anlamına gelen ‘gecikme süresi’ deniyor.

Gazze'de bir medya şirketinde yayın mühendisi olarak çalışan İsmail Hammade: Pahalı ve İsrail ordusu sinyalin kaynağını takip edebildiği için tehlikeli olmasına rağmen Thuraya cihazlarını kullanmak zorunda kaldık.

Taşıdığı tüm risklere rağmen bir başka yöntem kullanmak zorunda kaldıklarını söyleyen Hammade, şöyle devam etti:

Mali açıdan pahalı ve İsrail ordusu sinyalin kaynağını takip edebildiği için tehlikeli olmasına rağmen uydu bağlantısı sağlayan Thuraya cihazlarını kullanmak zorunda kaldık. İsrail ordusu daha önceki yıllarda Hamas'ın iletişim için Thuraya'yı kullandığını iddia etmişti. Bu yüzden sinyalin kaynağını risk ve tehdit olarak değerlendirebilir ve böylece kullanıcıyı doğrulamadan sinyalin kaynağını bombalayabilir.

Geçtiğimiz yıllarda iletişim ağlarındaki gelişmelere ve teknik olarak güvenli yolların bulunmasına rağmen İsrail, Gazze Şeridi'nde hem halkı hem de medya çalışanlarını zor durumda bırakan krizlere neden oldu. Hammade, bu krizlerin gazetecileri ‘ilkel iletişim araçlarını kullanmaya ve hayatlarını tehlikeye atmaya zorladığını’ söyledi.

*Bu makale Şarku’l Avat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.