El Kaide, Mali'de yayılmak için nasıl ikna edildi?

Cihatçı gruplar stratejik önceliklerin değiştirilmesine zemin hazırladı

DEAŞ’a bağlı grupların yaygın olduğu Menaka bölgesindeki Malili askerler (AFP)
DEAŞ’a bağlı grupların yaygın olduğu Menaka bölgesindeki Malili askerler (AFP)
TT

El Kaide, Mali'de yayılmak için nasıl ikna edildi?

DEAŞ’a bağlı grupların yaygın olduğu Menaka bölgesindeki Malili askerler (AFP)
DEAŞ’a bağlı grupların yaygın olduğu Menaka bölgesindeki Malili askerler (AFP)

Maher Farghali

Kuzey Afrika’daki El Kaide’nin eski lideri Abdulmalik Droukdel adına 2013 yılında, Mali ve Sahil ülkelerindeki örgüt liderlerine gönderilen ve ‘Azavad’daki İslamcı Cihat Projesi Hakkında Genel Yönergeler’ başlığını taşıyan eski bir mektup, El Kaide'ye bağlı örgütleri kontrol altına almak, ehlileştirmek ve Selefî cihatçılıktan siyasi bir yapıya dönüştürmek için başarılı girişimlerde bulunulduğunu ortaya koydu. Amaç, çevrelerindeki gerçeklere daha duyarlı hale gelmelerini ve şeriat hükümlerinin uygulanması, toplumun İslamlaştırılması ve bir İslam devletinin kurulması gibi hedeflerin gerçekleştirilmesiydi. Bu durum, geçtiğimiz günlerde Bamako'daki iktidar askeri konseyi karşısında Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) ile Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNİM) arasında sağlanan ittifak ve sahadaki koordinasyon sırasında netleşti.

El Kaide’nin yeni evrimi

Gözlemcilerin Mali'deki çatışma haritasının yeniden çizilmesi olarak değerlendirdiği bu gelişmede, ideolojik açıdan birbirine zıt olan Azavad devleti kurmayı hedefleyen milliyetçi proje ile İslam emirliği kurmayı amaçlayan sınır ötesi cihatçı proje arasındaki derin uçurum yavaş yavaş kapandı. Bu süreç 2013 yılında El Kaide'nin medya kolu es-Sehab Vakfı’nın ‘Azavad'daki İslami Cihat Projesiyle İlgili Genel Yönergeler’ adıyla yayımladığı mektupla başladı. 17 sistematik çalışma yönergesi içeren bu belgede öne çıkan başlıca noktalar arasında, birincisi askeri olarak çalışma alanı, ikinci olarak davet alanı öne çıkıyordu. Birincisi bilinçlendirme ve yetiştirme cephelerinden biri çatışmanın yükünü taşırken diğer alan kitleleri bilinçlendirme, kışkırtma ve harekete geçirme çabası yürütüyor. Belge ayrıca yerel yöneticilerle çatışmayı yatıştırarak bunu davet, açıklama, kışkırtma, üye kazanma, para ve taraftar toplama amacıyla kullanmayı, diğer gruplarla savaşmamayı, halkı öldürmekten ve onlarla çatışmaktan kaçınmayı, düşmanları camilerde, pazarlarda ve kalabalık yerlerde hedef almaktan uzak durmayı da öngörüyordu.

El Kaide'ye bağlı CNIM, sınır ötesi değil yerel bir cihatçı model haline geldi ve Mali ile Sahel'deki yerel kabilevi ve toplumsal yapılara geniş ölçüde uyum sağladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre mektupta, El Kaide örgütü ile Azavad projesi arasındaki ilişkiyi ve bu projenin nasıl geliştirileceğini ele aldı. Örgütün kendi faaliyetinin niteliğini belirlemesi gerektiğini vurguladı. Buna göre ‘Küresel cihadı mı destekliyor yoksa yerel Azavad projesini mi?’ ve ‘İkisi birbirini etkileyeceğinden nasıl denge kuracak?’ sorularının yanıtları arandı.

Mektupta bu konuda, örgüt yapısını Azavad projesinin yönetiminden bağımsız tutmak ya da iç faaliyeti Azavad yönetimine, küresel cihat faaliyetini ise örgüt yönetimine bağlamak ya da örgütün bir bölümünü boşaltarak Ensaruddin Emiri’nin emrine vermek şeklindeki seçenekleri önerdi. Tüm bunlar, örgüt mensuplarının Azavad vatandaşlığına kavuşturulması hakkını, Azavad topraklarındaki cihat faaliyetinin durdurulmasını ve örgüte mensubiyetin korunmasını, çıkarlar ile zararlar arasında denge gözetilmesini ve Azavad topraklarındaki faaliyetlerin tamamen durdurulmasını gerektiriyor.

Mektup aynı zamanda Azavad'daki El Kaide’ye bağlı hareket ve tugaylara kabile ve aşiret liderlerini sürece dahil etmelerini, hiçbir tarafı dışlamamalarını, tekfir meselelerini gündeme getirmemelerini, bölge ülkelerini güvence altına alan olgun bir dış söylem benimsemelerini ve İslami anayasa tasarısında şu an belirli bir fıkhi görüşü benimsememelerini emrediyor.

dsv
Mali'nin başkenti Bamako'da bir ordu anıtı, 26 Nisan 2026 (AFP)

Geniş çevrelerde yayımlanan ve El Kaide'ye bağlı gruplar arasında dolaşıma giren bu yönergelere bakıldığında, ‘yerel yönetimle çeliştiği sürece ulusal örgütlerin kendini feshetmesi; genel çıkar açısından yararlı olduğu sürece milliyetçi, etnik ya da laik eğilimli fraksiyonları kabul etmek ve onlarla ittifak kurma çağrıları yapıldığı görülüyor. Nitekim Mali'deki FLA ile yakın zamanda kurulan ittifak da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Mektupta şu ifadeler yer aldı:

“Mali’deki projeyi istikrarlı bir devlet olarak abartmamalıyız; Azavad'daki Arap toplumunun farklı kesimleriyle köprüler kurmalıyız. Bu, uluslararası baskıları hafifletmemizi sağlayacaktır. Azavad projesine önünde pek çok aşama bulunan küçük bir bebek gözüyle bakmak önemli. Çünkü bu bakış açısı rakipleri tarafsızlaştırmamızı, çıkarlar ile zararlar arasında denge gözetmemizi ve yerel toplumla kabileleri seferber etmek, tekfir meselelerini gündeme getirmemek ve kabilevi temsili ile İslam dinine bağlılığı bir araya getiren tüm bileşenleri kapsayan bir İslam konseyi oluşturmak gibi en uygun politikaları uygulamamızı mümkün kılar.”

CNIM yerel cihada doğru ilerliyor

Cihatçıların devlet anlayışları, demokratik pratik, parti sistemi, anayasa ve beşeri kanunlara karşı tam bir karşıtlık içinde olmalarına karşın cihat faaliyetlerine ilişkin yönerge mesajı doğrultusunda hareket eden El Kaide'ye bağlı CNIM, sınır ötesi değil yerel bir cihatçı model haline geldi. Kidal’den Tuareg lider Iyad Ag Ghali ve Mali'nin orta kesimlerinden Fula kökenli Amadou Kofa'nın liderliğinde Mali ve Sahel'deki yerel kabilevi ve toplumsal yapılara geniş ölçüde uyum sağladı.

Azavad'daki İslami Cihat Projesiyle İlgili Genel Yönergeler’in en kritik noktası, başkentlerden uzak ve dışlanmış yerel halkın desteklenmesiydi. Bu kitleler savaşa davet edilerek korunmaları sağlandı ve kendilerine iş fırsatları sunuldu.

CNIM'in sahada hayata geçirdiği ilk uygulama, Tuareg kabilesine ve Arap, Fula, Songay ile Bambara topluluklarına sızmaktı. Örgütün çekiciliği Dogon, Seno-Gondo Ovası, Sikasso bölgesindeki Minianka ve Burkina Faso'nun farklı bölgelerindeki More ve Bissa gibi diğer etnik grupları da kapsadı. Bu etnik grupların çeşitliliği örgütün medya söylemine de yansıdı. Örgüt, farklı bileşenlerinin ötesine geçebilmek amacıyla 2020 yılı ortasından 2023 yılı sonuna kadar bir dizi reform ve yeniden yapılanma gerçekleştirdi. Bu süreç, aralarındaki gerilimin büyümesine ve yıllar önce patlak veren iki grup arasındaki çatışmaya yanıt niteliği taşıyordu.

İkinci olarak örgüt başarılı oldu saflarını birleştirdi. DEAŞ’ın kalelerinden sürdü ve iç uyumu ile bütünlüğü korumak amacıyla farklı gruplar arasında bağımsızlık ile karşılıklı bağlılık arasında daha etkin bir denge sağlayan bir sistem geliştirdi. Bu yeni yapı, grupları belirli düzeyde özerkliklerini korurken örgüt içindeki diğer gruplarla iş birliği ve koordinasyonu sürdürmelerine olanak tanıdı.

Afrika Araştırmaları Merkezi'ne göre örgüt, yerel komuta düzeyini geniş çapta üç katmanlı bir hiyerarşiye böldü. Bunlar; Merkezi liderlik grubu (Şura Konseyi), kendi belirlenen bölgelerindeki operasyonları denetleyen bölgesel komutanlıklar (bölge emirlikleri) ve yerel düzeydeki bölge komutanlıkları (merkez emirlikleri). Liderlik, genel stratejik yönelimi, farklı taraflar ve gruplar arasındaki uyumu ile İslami Mağrip El Kaidesi ve diğer gruplar gibi ana ve ortak örgütlerle koordinasyonu güvence altına aldı. Yalnız kalmış topluluklar üzerindeki nüfuzunu artırmak amacıyla örgüt ve bünyesindeki gruplar Mali ile Burkina Faso arasındaki Nijer sınırını ve Tillia, Oulam ve Banibangou bölgelerini sömürmeye çalışıyor.

Azavad'daki İslami Cihat Projesiyle İlgili Genel Yönergelerin en kritik noktası, başkentlerden uzak ve dışlanmış yerel halkın desteklenmesiydi. Bu kitleler El Kaide bağlantılı örgüt saflarında savaşmaya davet edilerek korunmaları sağlandı ve kendilerine iş fırsatları sunuldu. Mali'deki etnik ve kabilevi çatışmalara dinî bir kılıf giydirerek genişleyen CNIM; Ensaruddin, Masina Kurtuluş Cephesi, el-Murabitun ve Tevhid ve Cihad olmak üzere dört ana gruptan oluşuyor. Bünyesinde Serma Tugayı başta olmak üzere çeşitli tugaylar da bulunuyor.

Etnik öz savunma milislerinin yayılması, bölgede faaliyet gösteren silahlı grupların ve terör eylemleri ile gerçekleştirdikleri katliamlardan sorumluluklarının tespit edilmesini güçleştirdi.

Dr. Ahmed Askar, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“CNIM, yönergelerde yer aldığı üzere arazi anlaşmazlıkları ve çoban toplulukları arasındaki çatışmalar gibi yerel meseleleri benimsemede başarılı oldu. Bu durum örgüte çekicilik ve güç kazandırarak El Kaide üyelerinin yerel halkı güvenlik güçleriyle ilişkilerini kesmek ya da ölümcül misilleme eylemlerine maruz kalmak gibi bir seçimle karşı karşıya bırakmasını sağladı. Bu süreç aynı zamanda örgütün yerel halkı yönetimlerin korunan bölgelerdeki balıkçılık, hayvancılık ve altın çıkarımına yönelik yasaklara uymamaya itmesine de zemin hazırladı; bu faaliyetlerden elde edilen gelirler örgüte pek çok kişiyi çekti.”

Küresel Terörle Mücadele Merkezi, Afrika Saheli'ndeki kırılgan devletlerin risklerini inceleyen bir araştırmasında, CNIM'in suç çetelerine faaliyetleri için dinî meşruiyet sağladığını, hatta pek çok kaçağa sığınak sunduğunu teyit etti. Taraflar arasında para, koruma ve engebeli arazilerdeki geçiş güzergâhları konusunda bir alışveriş gerçekleşti. Mali Askeri Konseyi’ne karşı duyulan ortak düşmanlık da bu ilişkiyi pekiştirdi.

Büyük toprak parçaları üzerindeki kontrolü sayesinde örgüt, bu bölgelerin yönetimi ile otlak, arazi ve kaynak anlaşmazlıklarının çözümünde bir model sundu. Örgüt ve lideri İyad Ag Gali, öz savunma milislerini destekleyerek ve topraklarını savunmak ya da geri almak isteyen çoban topluluklarının yanında yer alarak nüfuz kazandı. Örgüt, kendisine başvuranları korumak ya da erzak satın almak amacıyla köylerde düzenli devriye gezdi. Bu durum, örgüte köylüler arasında geniş bir kitle tabanı oluşturdu.

dfvrtbg
Gece gerçekleştirilen ve üç kişinin hayatını kaybetmesine yol açan bombalı araç saldırısının ardından Gao'da hasar gören bir binanın yanında duran Mali askerleri, 13 Kasım 2018 (AFP)

Afrika Araştırmaları Merkezi, El Kaide gruplarının toplulukları mezhepsel kutuplaştırma yoluyla nasıl ele geçirdiğini açıkladı. Merkeze göre gruplar önce toplulukları birbirine düşürdü, ardından güvenlik kuvvetlerine alternatif olarak halkı koruma çözümleri sundu. Bu yöntem, mağdurları istismar etmelerine ve saflarına katılmaya yönlendirmelerine imkân tanıdı. Hükümetin otlaklar ve sınırlardan yabancı hayvan geçişini yasaklayan mevzuatının ardından örgütler ve tugaylar güvenlik kurumlarını zayıflatmak, hayvancılık taşımacılığını mümkün kılmak, otlak bölgelerini korumak ve kuraklık mevsiminde hayvanlarını canlı tutmak için mücadele eden dışlanmışları istihdam etmek amacıyla sahaya girdi. Gruplar aynı zamanda topraklarını savunmak ya da geri almak isteyen çoban topluluklarının yanında da yer aldı.

Dr. Hamdi Abdurrahman ise şu değerlendirmede bulundu:

“Etnik öz savunma milislerinin (Fula, Bambara, Dogon ve Mossi) yayılması, ardı ardına gelen hükümetlerin bir kısmını silahlandırıp desteklediği milislerin yoğun varlığı nedeniyle faaliyet gösteren silahlı grupların ve terör eylemleri ile gerçekleştirilen katliamlardan sorumluluklarının tespit edilmesini güçleştirdi. Bu milisler arasında ‘geleneksel avcılar’ olarak bilinen Dozo ve Dan Na Ambassagou grubu da yer alıyor. Bu gruplar kabileleri savunurken Mali ordusu da operasyonlar sırasında onların arazi bilgilerinden yararlandı ve hatta seçimlerin güvenliğini sağlamak için bu gruplardan timler oluşturdu. CNIM, devletin kontrolünün olmadığı yerde toplumun askerileşmesinden ve çiftçileri, balıkçıları ve çobanları korumaktan aciz kalan devletin boşluğunda ortaya çıkan öz savunma gruplarından yararlandı. Örgüt müdahale ederek saldırılarını topluluk içi hesaplaşmalarla iç içe geçirdi. Bu durum şiddet yanlısı aşırılık örgütleri ile suç çeteleri arasındaki ayrımın yapılmasını daha da güçleştirdi.

El Kaide'ye bağlı CNIM'in ve müttefik ile ortak örgüt ve tugaylarının en belirgin dönüşümleri, ibadet anlayışı bakımından Selefiler, yerel anlayış bakımından cihatçılar ve siyasi anlayış bakımından İhvancılar olarak özetlenebilir.

Öte yandan Dr. Ahmed Emel, Afrika Araştırmaları dergisinde Sahel bölgesi ülkelerinde terörle mücadelede ordunun performansı üzerindeki yapısal kısıtlamaların etkisine ilişkin şunları yazdı:

“Örgüt, yerel cihada ve ticaretin düzenlenmesine öncelik verdi. Çoğunlukla ticaret yollarını güvence altına alarak ve bazı ürünlerin ticareti üzerinden vergi toplayarak para kazandı. Bu durum örgütün savaşçı ya da yardımcı olarak istihdam ettiği topluluk bireyleriyle sosyal etkileşim kurmasını sağladı. Ancak geleneksel herhangi bir denetimden kaçarak sivil hedeflere yönelik terör eylemleri düzenleyen ve altın gelirleri ile ticaret ağlarını kontrol etmek amacıyla yerel toplulukları sindirmeye çalışan yeni saldırganların sürekli ortaya çıkması sorun teşkil ediyor. Böylece yasadışı silah ticareti ile çeteler ve çoban grupları arasında bir bağ kuruldu. Yasadışı silah ticareti kırsal bölgelerin büyük kesiminde yaygın bir olgu haline geldi. Bu çeteler yasadışı silah tedarik yolları oluşturarak Sahel bölgesi, Büyük Göller bölgesi ve Orta Afrika'daki çatışma bölgeleri arasındaki örgütler ve yasadışı ticaret için önemli kanallar işlevi üstlendi.”

Mektup, Mali'deki örgütlerin başkalarıyla ilişkilerini düzenleme yönündeki dönüşümlerini açığa çıkarırken ‘stratejik öncelikleri değiştirmeye’ kapı aralayarak cihatçı grupların genel seyri hakkında önemli ipuçları verdi. Bu dönüşüm; fikirlerin evrilme imkânını, cihadı ulusüstü değil ulusal kılmayı, yalnızca yerel düzeyde savaşmayı, cihadın küreselleşmesine son vermeyi, türbeleri yıkmak gibi bazı davranışlarla toplulukları düşman haline getirmemeyi, iç ve dış faaliyeti belirlemeyi ve tüm taraflar arasında denge gözetmeyi kapsıyor.

El Kaide'ye bağlı CNIM'in ve müttefik ile ortak örgüt ve tugaylarının en belirgin dönüşümleri, ibadet anlayışı bakımından Selefiler, yerel anlayış bakımından cihatçılar ve siyasi anlayış bakımından İhvancılar olarak özetlenebilir. Tüm bunları yerel halkın sıkıntılarından nemalanarak, kontrol altındaki bölgelerde (kuzey ve orta Mali) belirli düzeyde yerel özerkliğe izin vererek, küresel cihattan uzaklaşarak ve mümkün olduğunca geleneksel kabilevi yapıları (liderler ve gelenekler gibi) koruyarak yapıyor. Bunun karşılığında ya kendisine biat edilmesini ya da muhalefet edilmemesini talep ediyor. Propagandalarında (Tamasheq ve Fulfulde gibi) yerel dilleri kullanıyor. Bu gelişme, Azavad'daki İslami Cihat Projesiyle İlgili Genel Yönergelerinde yer alan ‘toplulukları karşıya almak yerine onlarla bütünleşmek ve aynı hedefi paylaşan diğer gruplarla ittifak kurmak’ şeklindeki El Kaide stratejisinin bir parçasıydı.



Abiy Ahmed, Afrika Boynuzu'nu nasıl aleyhine çevirdi?

Etiyopya'nın Oromia’daki seçim bölgesinde bulunan Agaro kasabasında, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'e ait duvar resminin önünden geçen bir kadın, 28 Mayıs 2026
Etiyopya'nın Oromia’daki seçim bölgesinde bulunan Agaro kasabasında, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'e ait duvar resminin önünden geçen bir kadın, 28 Mayıs 2026
TT

Abiy Ahmed, Afrika Boynuzu'nu nasıl aleyhine çevirdi?

Etiyopya'nın Oromia’daki seçim bölgesinde bulunan Agaro kasabasında, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'e ait duvar resminin önünden geçen bir kadın, 28 Mayıs 2026
Etiyopya'nın Oromia’daki seçim bölgesinde bulunan Agaro kasabasında, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'e ait duvar resminin önünden geçen bir kadın, 28 Mayıs 2026

Amr İmam

Etiyopya'da patlak veren yeni iç savaş devam ediyor; Abiy Ahmed'in federal hükümeti, yedi silahlı grubun ittifakıyla karşı karşıya. Bir zamanlar çıkarları farklı olan bu grupların artık ortak bir amacı var: Abiy Ahmed'i iktidardan uzaklaştırmak.

Her iki taraf da karşılıklı saldırılara devam ediyor ve çatışmaların hangi yönde ilerleyeceğini kestirmek için henüz çok erken.

İnsan hakları örgütleri, özellikle 2020-2022 Tigray savaşının hâlâ taze olan hatıraları göz önüne alındığında, şiddetin kapsamı genişledikçe ölü sayısının hızla artabileceği konusunda uyarıyor. Kasım 2022'de Pretoria Anlaşması ile sona eren bahsi geçen çatışmanın yaklaşık 600 bin kişinin hayatına mal olduğu tahmin ediliyor. Birçok kişi mevcut çatışmaların daha da ölümcül olmasından endişe ediyor.

Tamamen askeri ölçülere göre Etiyopya ordusu, savaşan yedi gruba göre üstün. Ancak, 28 Eylül'de Addis Ababa'nın güneydoğusundaki bir hava üssünü hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısı, koalisyonun orduya zarar verme gücünü ve kapasitesini gösterdi.

Savaş şu anda Etiyopya'nın 1,1 milyon kilometrekarelik yüzölçümünün yaklaşık yüzde 40'ını kapsıyor ve çatışmaların çoğu kuzeyde yoğunlaşmış durumda. Söz konusu çatışma bölgeleri Etiyopya'nın komşularıyla da sınır komşusu ve bu durum, çatışmanın alanı genişledikçe komşularının tutumları hakkında meşru soruları gündeme getiriyor.

2022 yılının sonlarına doğru, Addis Ababa ve Asmara arasındaki ortaklık çöktü; Etiyopya, Eritre'yi Amhara Fano savaşçılarını ve daha sonra Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne bağlı radikal fraksiyonları silahlandırmakla suçladı

 Abiy Ahmed'in Nisan 2018'de göreve gelmesinden bu yana, başlangıçtaki iyimserliğe rağmen, Etiyopya'nın komşularının çoğuyla ilişkileri keskin bir şekilde kötüleşti. Bu sorun, savaşın Afrika Boynuzu'ndaki bu ülkede yayılmaya devam etmesi durumunda büyük önem kazanıyor. Halihazırda ilişkilerdeki gerilim durumu göz önüne alındığında, Etiyopya'nın komşularının bu duruma seyirci kalacağı ve hatta Abiy Ahmed'i istifaya zorlamaya çalışan grupları gizlice destekleyeceği tahmin ediliyor.

Kızıldeniz’e erişim çabası

Eritre, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi ve mevcut gerilimler göz önüne alındığında, Etiyopya'nın en önemli komşusudur. Göreve başlamasından üç ay sonra, Abiy Ahmed Temmuz 2018'de Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki ile görüşmek üzere Asmara'ya gitti. İki lider, 1998'den 2000'e kadar ülkeleri arasında süren sınır savaşını resmen sona erdiren ortak bir bildiri imzaladı.

 Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki, Etiyopya'nın Addis Ababa kentindeki Eritre büyükelçiliğinin yeniden açılışını kutluyor, 16 Temmuz 2018 (AFP)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki, Etiyopya'nın Addis Ababa kentindeki Eritre büyükelçiliğinin yeniden açılışını kutluyor, 16 Temmuz 2018 (AFP)

Kısa bir süre sonra sınır yeniden açıldı, uçuşlar ve telefon görüşmeleri tekrar başladı ve aynı yılın eylül ayında Cidde'de bir anlaşma imzalandı. Bu yakınlaşma Abiy Ahmed'e 2019 Nobel Barış Ödülü'nü kazandırdı. Kısa bir süre için iki lider, Somali'yi üçlü bir ittifaka dahil etmeyi bile başardı.

Kasım 2020'de, Etiyopya'daki Tigray çatışmasının patlak vermesiyle bu sıcak ilişkiler askeri bir ortaklığa dönüştü. Eritre güçleri, Isaias'ın uzun süredir düşmanı olan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne (TPLF) karşı Etiyopya federal güçleri ve Amhara milisleriyle birlikte savaştı.

Daha önce de belirtildiği gibi, çatışmalar geniş çaplı bir yıkıma ve ağır bir bilançoya neden oldu.

Ancak Isaias, Etiyopya ve Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin Kasım 2022'de Eritre'nin katılımı olmadan Pretoria Anlaşması'na (ateşkes anlaşması) varmasıyla kendini tecrit edilmiş hissetti. Eritre Cumhurbaşkanı TPLF'yi tamamen ortadan kaldırmak istiyordu, ancak anlaşma TPLF'nin Tigray'da siyasi bir güç olarak kalmasına izin verdi ve Eritre birlikleri de dahil olmak üzere yabancı güçlerin çekilmesini şart koşarak ilişkiye yeni bir gerilim kaynağı ekledi.

2022'nin sonlarına doğru, Addis Ababa ve Asmara arasındaki ortaklık çöktü. Etiyopya, Eritre'yi Amhara Fano savaşçılarını ve ardından federal hükümete karşı olan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne bağlı radikal fraksiyonları silahlandırmakla suçladı. Eski sınır sorunları da tamamen ortadan kalkmadı; bunlardan biri de Etiyopya ile sınır anlaşmazlığının merkezinde yer alan Eritre'nin Badme kasabasının statüsüydü.

İki ülke arasındaki uçurum, Abiy Ahmed'in tamamen karayla çevrili Etiyopya için Kızıldeniz'e erişimi “varoluşsal bir ihtiyaç” olarak nitelendirmeye başlamasıyla daha da derinleşti. Bu bağlamda Asmara, Etiyopya'nın sınırına sadece yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta bulunan Eritre'nin Assab Limanı hakkındaki söylemlerini, topraklarına yönelik örtülü bir tehdit olarak gördü.

2024'ten 2026'ya kadar ilişkiler daha da kötüleşti. Hem Etiyopya hem de Eritre orduları, özellikle Assab yakınlarında, ortak sınırları yönünde güçler konuşlandırdı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Eritre'nin Mısır ve Somali ile yakınlaşması, Mısır'ın Addis Ababa ile Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı ve Kızıldeniz'e erişim konusunda anlaşmazlık yaşadığı bir dönemde gerilimleri daha da artırdı.

1 Ekim 2026'da Addis Ababa, “Etiyopya ulusal güvenliğine doğrudan tehdit oluşturan” 10 Eritreli diplomatı sınır dışı edeceğini ve Asmara'daki büyükelçiliğini kapatacağını duyurdu.

Eritre Dışişleri Bakanlığı ise “aynı şekilde karşılık vermekten başka seçeneğimiz yok” şeklinde yanıt verdi.

Travmalar yaşayan binlerce Eritreli mültecinin bombardımanlar ile silahlı saldırılardan kaçmasının ardından, Etiyopya'nın Afar bölgesindeki Semera'da bulunan Agda Oteli yerleşkesinde bir adam kapıdan çıkarken polis nöbet tutuyor, 14 Şubat 2022 (AFP)
Travmalar yaşayan binlerce Eritreli mültecinin bombardımanlar ile silahlı saldırılardan kaçmasının ardından, Etiyopya'nın Afar bölgesindeki Semera'da bulunan Agda Oteli yerleşkesinde bir adam kapıdan çıkarken polis nöbet tutuyor, 14 Şubat 2022 (AFP)

Somaliland anlaşması

2018'deki Asmara gezisinden bir ay önce Abiy Ahmed, iyimser bir atmosferde Mogadişu'ya geldi. Bu ziyaret, iktidarının başlangıcında benimsediği uzlaşmacı yaklaşımın devamıydı. Abiy ve dönemin Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu, ticaret, limanlar ve altyapı alanlarında iş birliğini güçlendirme sözü verdiler ve bu hedefleri ilerletmek için ortak bir komite kurdular.

Somali ve Etiyopya bir süre terörle mücadelede iş birliği yaptı, ancak daha sonra Etiyopya odağını tekrar Somaliland'a çevirdi ve bu da Mogadişu açısından Addis Ababa'nın kendi işlerine müdahale ettiğinden şüphelenmek için yeterli bir sebepti

O dönemde Abiy Ahmed, içindeki herhangi bir tarafın yanında durmak ve tarafını tutmak yerine, Somali'ye federal düzeyde tek bir ortak olarak davranmayı tercih etti. Bu yaklaşım, Mogadişu'daki karar vericiler nezdinde güvenilirliğini artırdı, ancak hükümeti uzun süredir Addis Ababa ile yakın iş birliği içinde olan ayrılıkçı Somaliland bölgesini kızdırdı.

Mogadişu ve Addis Ababa bir süre terörle mücadelede iş birliği yaptı. Fermacu, Mogadişu'da geniş ölçüde Etiyopya'nın tercih ettiği ortak olarak görülüyordu.

İlişkilerde biraz iyi niyet vardı, ancak bu daha çok kişisel uzlaşıya ve ortak bölgesel çıkarlara dayanıyordu, geçmişin gerçek bir değerlendirmesine değil. Hasan Şeyh Muhammed 2022'de Somali cumhurbaşkanlığına döndüğünde, özellikle egemenlik ve federal birlik konusunda daha iddialı bir tavır benimsemesinin ardından ilişkiler değişti. Aynı zamanda Abiy Ahmed de ülkesinin Kızıldeniz'e erişmesini sağlama çabalarında daha iddialı tavır sergilemeye başlamıştı.

Ardından Etiyopya odağını tekrar Somaliland'a çevirdi ve bu da Mogadişu açısından Addis Ababa'nın kendi işlerine müdahale ettiğinden şüphelenmek için yeterli bir sebepti. Ocak 2024'te Abiy Ahmed, Etiyopya'ya Berbera Limanı yakınlarındaki 20 kilometrelik bir kıyı şeridini ticari ve askeri amaçlarla 50 yıllığına kiralama hakkı veren bir mutabakat zaptı imzaladı; karşılığında Etiyopya'nın Somaliland'ı tanıması gerekiyordu.

Bu, Etiyopya'nın istediği gibi denize erişmesini sağlayacak, Somaliland'a da daha sonra uluslararası toplumdan elde etmeye çalıştığı tanınmayı sunacaktı.

Somaliland Devlet Başkanı Muse Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Addis Ababa kentinde bir liman inşasına ilişkin mutabakat zaptı imzalama töreninde, 1 Ocak 2024 (Reuters)
Somaliland Devlet Başkanı Muse Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Addis Ababa kentinde bir liman inşasına ilişkin mutabakat zaptı imzalama töreninde, 1 Ocak 2024 (Reuters)

Mogadişu cevap olarak Addis Ababa'daki büyükelçisini geri çağırdı ve Somali parlamentosu, anlaşmayı geçersiz ilan eden bir yasayı kabul etti.

Bu bozulma, Somali'nin Mısır'la güvenlik iş birliğini güçlendirdiği bir dönemde Afrika Birliği Somali Misyonu'na (AMISOM) katılan Etiyopya birlikleri üzerindeki baskıyı da artırdı.

Vekalet savaşı

Abiy Ahmed'in Sudan ile ilişkisi büyük umutlarla başladı, ancak bu umutlar 2020'nin sonlarında solmaya başladı. İki ülke arasında, her iki ülkenin de hak iddia ettiği verimli bir sınır üçgeni olan el-Faşka nedeniyle gerilimler arttı ve Etiyopya'daki Tigray çatışmasının sonuçları, Büyük Rönesans Barajı üzerindeki anlaşmazlıklar ve Sudan iç savaşının patlak vermesinden sonra her iki tarafın seçtiği ittifaklar nedeniyle gerilim yükseldi.

Bir zamanlar zekice bir dış politika aracı gibi görünen şey, şimdi Abiy hükümetinin etrafında daralan çember gibi görünüyor

2019'da Abiy Ahmed, Sudanlı askeri yetkililer ve sivil liderler arasında arabuluculuk yaparak, geçici bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan güç paylaşımı anlaşmasına varılmasına yardımcı oldu. Ancak Kasım 2020'ye gelindiğinde, özellikle Tigray çatışmasının patlak vermesinden sonra her şey değişti.

Etiyopya federal güçleri ve Amhara milisleri kuzey Etiyopya'ya doğru ilerlerken, Sudan ordusu, Hartum ve Addis Ababa arasında 2008 yılında yapılan bir anlaşma uyarınca Amhara çiftçilerinin yaşadığı ve topraklarını işlediği el-Faşka bölgesine girdi. 2021 yılının başlarında, Sudan güçleri çiftçileri bu bölgeden çıkardı ve bölgenin büyük bir kısmının kontrolünü ele geçirdi; bu da bir dizi çatışmaya, suçlamaya ve gerilimlerin hızla tırmanmasına neden oldu. Addis Ababa, Sudan'ın başka meselelerle meşgul olmasından faydalandığını iddia ederken, Hartum sadece topraklarını geri aldığını ısrarla belirtti.

Büyük Rönesans Barajı üzerindeki anlaşmazlık da derinleşti. Sudan, Mısır gibi, su kaynaklarına zarar vereceğinden endişe ederek, Etiyopya'nın Mavi Nil barajını doldurmasına ve işletmesine karşı çıktı. Sudan ayrıca on binlerce Tigraylı mülteciye ev sahipliği yaptı ve bu durum Etiyopya'ya, Sudan'ı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne güvenli sığınak sağlamakla suçlamak için bir gerekçe sundu.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı General Abdulfettah Burhan, Port Sudan Uluslararası Havalimanı'nda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'i karşılıyor, 9 Temmuz 2024 (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı General Abdulfettah Burhan, Port Sudan Uluslararası Havalimanı'nda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'i karşılıyor, 9 Temmuz 2024 (AFP)

Sudan'daki iç karışıklık, özellikle Nisan 2023'te Sudan ordusu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında geniş çaplı çatışmaların patlak vermesinden sonra durumu daha da karmaşık hale getirdi. Etiyopya başlangıçta resmi olarak tarafsız bir duruş sergiledi ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) liderliğindeki bazı arabuluculuk çabalarına katıldı. Ancak, HDK'nin başlıca bölgesel destekçileriyle olan yakın ortaklığı Hartum'da endişelere yol açtı.

2025'ten itibaren Sudan ordusu, Etiyopya'yı HDK'ye lojistik ve eğitim desteği sağlamakla ve Etiyopya topraklarından insansız hava aracı saldırıları düzenlemesine izin vermekle defalarca suçladı.

Uzak dostlar

Dış düşmanlar bazen bir ülkeyi birleştirmeye katkıda bulunabilir, özellikle de hükümet onları destek toplamak için bir araç olarak kullandığında. Abiy Ahmed yıllardır bunu yapıyor; Mısır ve Eritre başta olmak üzere dış aktörlerle olan gerilimleri kullanarak kendisine yönelik iç desteği güçlendiriyor. Ancak bu taktik, şu anda kendisine karşı ayaklanan bölgelerde uzun süredir devam eden şikayetlerin ve haksızlıkların, Abiy Ahmed'in kullanabileceği herhangi bir dış tehditten daha yüksek sesle dile getirilmesiyle etkisini kaybediyor gibi görünüyor.

Bu da bir zamanlar zekice dış politika aracı gibi görünen şeyin, şimdi Abiy Ahmed hükümetinin etrafında daralan bir çember gibi göründüğü anlamına geliyor.

Komşu ülkeler, Etiyopya'nın dağılmasının kendi sınırlarını istikrarsızlaştırabileceğinden korkarak, federal hükümete karşı harekete geçen grupları desteklemekte tereddüt edeceklerdir. Ancak, baskı arttıkça, sadece sessizlikleri bile Abiy Ahmed'in konumunu zayıflatmaya yetecektir.

Etiyopya Başbakanı'nın 29 Eylül'de Addis Ababa'da Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Muhammed ile yaptığı görüşme, belki de Etiyopya başkentinin eteklerinde savaşın şiddetlendiği bir dönemde, Etiyopya'nın komşularından birinin sadakatini kazanmak için girişilen son çabaydı.

En dikkat çekici husus, Abiy Ahmed'in komşularının çoğunun kendisinden uzaklaşmasına neden olurken, belki de ihtiyaç duyduğu desteği sağlayacakları inancıyla, uzak ortaklarıyla daha yakın ilişkiler kurmasıdır.

Şüphesiz ki, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut gelişmeler ışığında önemi giderek artan stratejik bir su yolu olan Kızıldeniz'in kontrolü konusunda çıkarları bu ortakların çıkarlarıyla örtüşüyor. Bununla birlikte, uzak müttefiklerle kurulan bu yakın ilişkiler, Etiyopya Başbakanı’na sunabilecekleri desteğin, artan iç huzursuzluk döneminde onu kurtarıp kurtaramayacağı konusunda soru işaretleri de doğuruyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."


Etiyopya'da hükümet yanlısı milisler, Tigray'ın başkentindeki havalimanının kontrolünü ele geçirdiklerini açıkladı

Tigray'ın başkenti Mekele'de bir cadde, (Reuters)
Tigray'ın başkenti Mekele'de bir cadde, (Reuters)
TT

Etiyopya'da hükümet yanlısı milisler, Tigray'ın başkentindeki havalimanının kontrolünü ele geçirdiklerini açıkladı

Tigray'ın başkenti Mekele'de bir cadde, (Reuters)
Tigray'ın başkenti Mekele'de bir cadde, (Reuters)

Etiyopya'da hükümet yanlısı bir milis grup dün yaptığı açıklamada, isyancı güçlere karşı düzenlediği karşı saldırının ardından kuzeydeki Tigray bölgesinin başkenti Mekele'deki havalimanının kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

“Tigray Barış Gücü”, X platformunda yaptığı paylaşımda, kentin yaklaşık 10 kilometre dışında bulunan Alula Aba Nega Havalimanı'nın kontrolünü tamamen ele geçirdiklerini belirtti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre, bu iddia bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamadı.

Silahlı grup daha önce yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki isyancıların kalesi konumundaki Tigray'ın başkentine doğru ilerlediğini bildirmişti. Etiyopya ile Eritre'nin diplomatik ilişkilerini kesmesinin ardından çatışmaların daha geniş kapsamlı bir savaşa dönüşebileceğine yönelik endişeler artıyor.

Etiyopya ordusu ve müttefik güçleri, geçen hafta “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” (TPLF) ile çatışmaların başlamasından bu yana bölgede hızlı ilerleme kaydetti. Bölgedeki iktidar partisinin öncülük ettiği isyancı ittifakıyla yaşanan çatışmalar, 2020-2022 yılları arasındaki iç savaştan bu yana şiddetin en ciddi şekilde tırmandığı dönem olarak değerlendiriliyor.

Analistler, mevcut çatışmanın, farklı güçlerin nüfuz mücadelesi verdiği ve giderek daha kırılgan hale gelen bölgede Etiyopya sınırlarının ötesine taşmasından endişe ediyor. Etiyopya'nın eski baş düşmanı Eritre, Tigray'ın kuzeyinde; üç yılı aşkın süredir devam eden iç savaşla mücadele eden Sudan ise bölgenin batısında bulunuyor.

Etiyopya hükümeti, Eritre, Sudan ve Mısır'ı muhalif ittifaka destek vermekle suçladı. Üç ülke de bu suçlamaları reddetti.


Nijer’de iki saldırıda 50’den fazla güvenlik görevlisi öldü

Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
TT

Nijer’de iki saldırıda 50’den fazla güvenlik görevlisi öldü

Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)

İki güvenlik kaynağı, Sahra Altı Afrika’nın Sahel bölgesinde yer alan Nijer’in batısında düzenlenen iki ayrı saldırıda 50’den fazla güvenlik gücü mensubunun hayatını kaybettiğini belirtti. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bölgede, terör örgütü DEAŞ’ın bölgesel kolunun da aralarında bulunduğu silahlı gruplar faaliyet gösteriyor.

Kaynaklar Reuters’a, çarşamba günü bir jandarma konvoyunun Abala-Filinge yakınlarında pusuya düşürüldüğünü belirtti. Cumartesi günü ise Birni-N’Konni’de düzenlenen ayrı bir saldırıda 30’dan fazla askerin öldüğünü ifade ettiler. İki saldırının da teröristler tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, olaylara ilişkin ayrıntı verilmedi.

SITE Intelligence Group, dün DEAŞ’ın Batı Afrika’daki kolu olan ve “DEAŞ-Sahel Vilayeti” olarak bilinen örgütün pazar günü yayımladığı iki ayrı açıklamayla saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini bildirdi.

Örgüt, ocak ayında başkent Niamey’deki sivil havalimanına ve bir askeri hava üssüne saldırmıştı. Bu saldırı, hükümetin isyancı gruplarla mücadelede kayda değer ilerleme sağlayamadığına ilişkin değerlendirmeleri gündeme getirmişti. Ülkeyi 2023’teki darbenin ardından iktidarı ele geçiren ordu yönetiyor.

Nijer’de isyancı askerler geçen ay havalimanına ve devlet başkanlığı yerleşkesine saldırmış, bunun üzerine hükümete bağlı güçlerle çatışma yaşanmıştı. Hükümet güçlerine Kremlin’in kontrolündeki paramiliter yapı Afrika Kolordusu’na bağlı unsurlar destek verdi.

Analistler ve güvenlik kaynakları, özellikle Nijer’in batısında isyancı gruplar karşısında tekrarlanan kayıpların ardından cephede görev yapan ordu birlikleri arasındaki hoşnutsuzluğun giderek arttığını belirtiyor.