‘9 Kasım’ Almanya'nın modern tarihinde nasıl bir dönüm noktası oldu?

Birinci Cumhuriyet'in kuruluşundan Nazilerin Yahudi katliamına ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasına kadar

3 Ekim 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesiyle birlikte, Alman Parlamento Binası önünde siyah-kırmızı-altın federal bayrağı yükselirken yüz binlerce kişi toplandı... 9 Kasım'da Berlin Duvarı'nın yıkılması, ülkenin yeniden birleşmesi için önemli bir adım oldu (Fotoğraf, Alman Federal Arşivi'nden)
3 Ekim 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesiyle birlikte, Alman Parlamento Binası önünde siyah-kırmızı-altın federal bayrağı yükselirken yüz binlerce kişi toplandı... 9 Kasım'da Berlin Duvarı'nın yıkılması, ülkenin yeniden birleşmesi için önemli bir adım oldu (Fotoğraf, Alman Federal Arşivi'nden)
TT

‘9 Kasım’ Almanya'nın modern tarihinde nasıl bir dönüm noktası oldu?

3 Ekim 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesiyle birlikte, Alman Parlamento Binası önünde siyah-kırmızı-altın federal bayrağı yükselirken yüz binlerce kişi toplandı... 9 Kasım'da Berlin Duvarı'nın yıkılması, ülkenin yeniden birleşmesi için önemli bir adım oldu (Fotoğraf, Alman Federal Arşivi'nden)
3 Ekim 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesiyle birlikte, Alman Parlamento Binası önünde siyah-kırmızı-altın federal bayrağı yükselirken yüz binlerce kişi toplandı... 9 Kasım'da Berlin Duvarı'nın yıkılması, ülkenin yeniden birleşmesi için önemli bir adım oldu (Fotoğraf, Alman Federal Arşivi'nden)

9 Kasım, Alman tarihinde, yeni siyasi dönemleri ve halkların geleceğini şekillendiren önemli olayları beraberinde getiren önemli bir gün. 9 Kasım 1918'de, Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda ülkenin yenilgileriyle birlikte Almanya Cumhuriyeti kuruldu. 1938 yılının aynı gününde ise Naziler, ‘Kristal Gece’ adı verilen bir katliamda Almanya'daki Yahudilere saldırdı. 9 Kasım 1989'da ise Berlin Duvarı'nın yıkılması, Almanya'nın yeniden birleşmesi, Doğu Bloğu'nun çöküşü, Avrupa'nın yeniden birleşmesi ve Soğuk Savaş'ın sonu için önemli bir adım oldu.

Birinci Alman Cumhuriyeti'nin Kuruluşu

Sosyal Demokrat Parti üyesi Philipp Scheidemann, 9 Kasım 1918'de, Birinci Dünya Savaşı'ndaki Alman ordusunun yenilgileri üzerine Almanya Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etti. Bu olay, Alman İmparatoru II. Wilhelm'in hükümdarlığının sonunu getirdi. II. Wilhelm, Alman ordusu ve Alman halkının desteğini kaybettikten sonra, 9 Kasım 1918'de tahttan çekilmek zorunda kaldı. Bu durum, Almanya'nın 11 Kasım'da Müttefikler ile ateşkes imzalamasına ve böylece Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesine yol açtı.

Weimar Cumhuriyeti olarak bilinen bu cumhuriyet, Nazilerin eline geçtiği 1933 yılının başlarına kadar varlığını sürdürdü.

Dünya tarihine odaklanan ‘history.com’ sitesine göre, Almanya, Weimar Cumhuriyeti döneminde en büyük ekonomik zorluklardan biri olan hiperenflasyonla karşı karşıya kaldı.

Fotoğraf Altı:  Philipp Scheidemann, 9 Kasım 1918'de Reichstag'ın (o zamanki Alman Parlamento binası) balkonundan Alman Cumhuriyeti'nin kuruluşunu duyuruyor... Berlin, 9 Kasım 1918 (Alman Federal Arşivleri)
Philipp Scheidemann, 9 Kasım 1918'de Reichstag'ın (o zamanki Alman Parlamento binası) balkonundan Alman Cumhuriyeti'nin kuruluşunu duyuruyor... Berlin, 9 Kasım 1918 (Alman Federal Arşivleri)

Versay Antlaşması'nın Almanya'ya ağır mali (tazminat) yükümlülükler yüklemesi sonucunda, ülkenin gelir getiren kömür ve demir cevheri üretiminde kapasitesi azaldı. Savaş borçları ve tazminatların Alman hükümetinin hazinelerini tüketmesi nedeniyle, hükümet borçlarını ödeyemedi.

Yeni cumhuriyetin yaşadığı ekonomik krizler, siyasi istikrarsızlık, Almanların savaştaki yenilgisinden duydukları büyük hayal kırıklığı ve aşırılık yanlısı partilerin, Weimar hükümetinin Almanya'nın çıkarlarını savunmadaki zayıflığını vurgulamalarına odaklanan propagandaları, bu cumhuriyetin çöküşüne ve Almanya'da, Adolf Hitler liderliğindeki aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi'nin (Nazi Partisi) iktidara gelmesine yol açan başlıca faktörlerdi. Bu parti daha sonra Almanya'yı ve dünyayı yıkıcı bir İkinci Dünya Savaşı'na sürükleyecekti.

Fotoğraf Altı:  9 ve 10 Kasım 1938'de Naziler tarafından düzenlenen ve ‘Kristal Gece’ olarak bilinen saldırılardan sonra Berlin'de bir Yahudi dükkanının kırık camlarının önünden geçen insanlar (Anonim)
9 ve 10 Kasım 1938'de Naziler tarafından düzenlenen ve ‘Kristal Gece’ olarak bilinen saldırılardan sonra Berlin'de bir Yahudi dükkanının kırık camlarının önünden geçen insanlar (Anonim)

‘Kristal Gece’

Almanya tarihinde 9 Kasım, önemli bir olayın tarihi olarak tarihe geçti. 9 Kasım 1938 ve ertesi günü, Naziler, Almanya, Avusturya ve Çekoslovakya'nın bazı bölgelerinde yaşayan Yahudilere karşı bir pogrom gerçekleştirdiler. Bu pogrom, ‘Kristal Gece’ veya ‘Kırık Camlar Gecesi’ olarak bilinir.

9 Kasım gecesi, Nazi liderleri, Nazi Partisi'nin yarı askeri kolları olan SS, SA ve Hitler Gençliği üyelerine Yahudi topluluklarını bastırmaları emri verdi. Kristal Gece adını, Almanya sokaklarını dolduran şiddet dalgası sırasında kırılan Yahudi tapınakları, evler ve dükkanların cam parçalarından aldı.

Fotoğraf Altı:  ‘Kristal Gece’ veya ‘Kırık Camlar Gecesi’ olarak bilinen 9 Kasım gecesi Almanya'daki Yahudilere yönelik Nazi saldırılarının ardından 10 Kasım 1938'de Almanya'nın Frankfurt kentindeki Boemstrasse Sinagogu'nun yakılması (Anonim)
‘Kristal Gece’ veya ‘Kırık Camlar Gecesi’ olarak bilinen 9 Kasım gecesi Almanya'daki Yahudilere yönelik Nazi saldırılarının ardından 10 Kasım 1938'de Almanya'nın Frankfurt kentindeki Boemstrasse Sinagogu'nun yakılması (Anonim)

Almanya'nın her yerindeki yüzlerce Yahudi tapınağı ve kurumu saldırıya, yağmaya ve yıkıma uğradı. Birçok Yahudi, SA (Fırtına Birlikleri) kalabalıkları tarafından saldırıya uğradı. Naziler bu olaylarda en az 91 Yahudi’yi öldürdü ve 26 binden fazlasını toplama kamplarına gönderdi.

Bu olay, Nazilerin Almanya'da (1933-1945) Yahudilere yönelik giderek artan zulmün dönüm noktası oldu ve Nazilerin İkinci Dünya Savaşı sırasında ‘Nihai Çözüm’ olarak adlandırdıkları ve 1941-1945 yılları arasında Nazi kontrolündeki bölgelerde fiilen Yahudilerin soykırımına (Holokost) yol açtıkları şeyin habercisi oldu.

Fotoğraf Altı:  Doğu Almanya sınır muhafızları, protestocuların Berlin Duvarı'ndan bir parçayı yıkıp attığı Brandenburg Kapısı'ndaki bir çatlaktan bakıyorlar, Doğu Berlin, 11 Kasım 1989 (AP - Arşiv)
Doğu Almanya sınır muhafızları, protestocuların Berlin Duvarı'ndan bir parçayı yıkıp attığı Brandenburg Kapısı'ndaki bir çatlaktan bakıyorlar, Doğu Berlin, 11 Kasım 1989 (AP - Arşiv)

Berlin Duvarı'nın yıkılışı

9 Kasım 1989'da, o zamanlar ‘Alman Demokratik Cumhuriyeti’ (Sovyetler Birliği yanlısı komünist ve ‘Doğu Almanya’ olarak bilinen) tarafından yönetilen Doğu Berlin ile ‘Federal Almanya Cumhuriyeti’ (‘Batı Almanya’ olarak bilinen) tarafından yönetilen Batı Berlin'i ayıran Berlin Duvarı yıkıldı.

Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya) hükümeti, 12-13 Ağustos 1961'de Doğu Berlin'den Batı Berlin'e yoğun göçü önlemek için bu duvarı inşa etmeye başladı. Batılılar ise bu duvarı, Avrupa'nın bölünmesinin bir işareti, komünist baskının ve ideolojik çatışmanın bir sembolü olarak gördüler.

Berlin Duvarı'nın yıkılması (9 Kasım 1989), İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Doğu ve Batı Almanya olarak bölünen Almanya'nın yeniden birleşmesi yolunda önemli bir adım oldu. Almanya, 3 Ekim 1990'da yeniden birleşti.

Fotoğraf Altı:  Doğu Almanya vatandaşları, 9 Kasım 1989 Perşembe günü Doğu Almanya sınırlarının açıldığının duyurulmasının ardından Brandenburg Kapısı'ndaki Berlin Duvarı'na tırmandılar. Fotoğraf, 10 Kasım 1989 Cuma günü Doğu Berlin, Doğu Almanya'da çekildi. (AP - Arşiv)
Doğu Almanya vatandaşları, 9 Kasım 1989 Perşembe günü Doğu Almanya sınırlarının açıldığının duyurulmasının ardından Brandenburg Kapısı'ndaki Berlin Duvarı'na tırmandılar. Fotoğraf, 10 Kasım 1989 Cuma günü Doğu Berlin, Doğu Almanya'da çekildi. (AP - Arşiv)

Uzmanlar, bu duvarın yıkılmasını, Sovyetler Birliği'nin liderliğindeki Doğu Bloğu'nun (Varşova Paktı) çöküşünün ve dolayısıyla Doğu Bloğu'ndaki komünist rejimlerin çöküşünün bir işareti olarak gördüler. Bu, ABD'nin liderliğindeki Batı Bloğu ile Doğu Bloğu arasındaki Soğuk Savaş'ın sonunu da simgeliyordu.

Bu duvarın yıkıldığı günün ayrıntılarında, yarım milyon kişinin Doğu Berlin'de komünist hükümete karşı reform talep eden büyük bir protestoda toplandığından beş gün sonra, Doğu Almanya liderleri, artan protestoları yatıştırmak için sınır kısıtlamalarını hafifletmeye çalıştı. Bu, ekonomik ve siyasi nedenlerle Batı Berlin'e geçmeye çalışan Doğu Almanlar için seyahat etmeyi kolaylaştırdı.

Fotoğraf Altı:  10 Kasım 1989, Cuma günü, Doğu ve Batı Berlinli Almanlar, Berlin Duvarı'ndaki bir geçiş noktasının yakınında bir araya geldi. Doğu Almanya polisi onları izliyordu. (AP - Arşiv)
10 Kasım 1989, Cuma günü, Doğu ve Batı Berlinli Almanlar, Berlin Duvarı'ndaki bir geçiş noktasının yakınında bir araya geldi. Doğu Almanya polisi onları izliyordu. (AP - Arşiv)

BBC'nin aktardığına göre 9 Kasım 1989’da Doğu Almanya'nın iktidardaki partisinin Politbüro üyesi Günter Schabowski, bir basın toplantısında, Doğu Almanya Demokratik Cumhuriyeti (komünist olarak bilinen Doğu) sakinlerinin artık ülkenin batı sınırını geçebileceklerini duyurdu. Schabowski, bir gazetecinin sorusuna yanıt olarak "Bu karar derhal ve gecikmeden yürürlüğe girecektir" dedi.

Aslında, kararın uygulanması ertesi gün, vize başvurusu hakkında ayrıntılarla başlaması planlanmıştı. Ancak haberler televizyonlarda her yere yayıldı ve Doğu Almanlar sınırlara büyük bir kalabalık halinde akın ettiler. Harald Jäger adında bir sınır muhafızı, Schabowski'nin konuşmasını izledikten sonra, sınırın açılmasına izin verildiğine inanarak geçidi halka açtı. (Bu, üstlerinden bu konuda net bir cevap almadığı için oldu.) BBC'ye göre, bu durum, 9 Kasım'da ve sonraki günlerde binlerce Doğu Alman'ın duvara doğru akmasına ve Batı Berlin'e geçmesine yol açtı. Pek çok kişi Berlin'deki Brandenburg Kapısı'nda duvara tırmandı ve duvarı çekiç ve baltalarla parçaladı. Bu kutlama ve ağlama ortamında, görüntüler tüm dünyadaki ekranlarda yayınlandı.



ABD ordusu Suriye'deki DEAŞ hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırılar başlattı

ABD askeri savaş uçakları (Reuters)
ABD askeri savaş uçakları (Reuters)
TT

ABD ordusu Suriye'deki DEAŞ hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırılar başlattı

ABD askeri savaş uçakları (Reuters)
ABD askeri savaş uçakları (Reuters)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı büyük çaplı saldırılar düzenlediğini açıkladı. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, saldırıların 19 Aralık'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla başlatılan operasyon çerçevesinde düzenlediği belirtildi. Açıklamada saldırıların ‘bölgedeki ABD askerlerine ve Uluslararası Koalisyon güçlerine yönelik terörizmi ortadan kaldırma konusundaki verilen sözün’ bir parçası olduğu ifade edildi.

ABD merkezli haber kanalı Fox News, bugün sabah yetkililerin Suriye'deki birkaç DEAŞ hedefine hava saldırıları düzenlendiğini söylediğini bildirdi. Bu saldırıların sonuçlarına ilişkin henüz net bir bilgi yok.

Öte yandan İngiltere Savunma Bakanlığı dün, İngiliz ve Fransız hava kuvvetlerinin Suriye'de DEAŞ tarafından kullanıldığından şüphelenilen bir yeraltı silah deposunu bombalamak için ortak bir operasyon düzenlediğini açıkladı.

Batı ülkelerinin savaş uçakları, 2019 yılına kadar Suriye'nin bazı bölgelerini kontrol eden DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek için devriye geziyor. İngiltere, istihbarat analizlerinin Palmira (Tedmur) kentinin kuzeyindeki dağlarda silah ve patlayıcı depolamak için kullanıldığına inanılan bir yeraltı tesisi tespit ettiğini açıkladı.

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bu eylem, DEAŞ’ın ve onların tehlikeli ve şiddet içeren ideolojisinin Ortadoğu'da yeniden ortaya çıkmasını önlemek için müttefiklerimizle omuz omuza durma konusundaki İngiltere'nin liderliğini ve kararlılığını gösteriyor.”


Netanyahu, ABD'nin askeri yardımını on yıl içinde ‘sıfıra’ indirmek istiyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu, ABD'nin askeri yardımını on yıl içinde ‘sıfıra’ indirmek istiyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yayımlanan bir röportajda, önümüzdeki on yıl içinde İsrail’in Amerikan askeri yardımlarına olan bağımlılığını ‘kademeli olarak azaltmayı’ umduğunu söyledi.

Netanyahu, İsrail’in yabancı askeri yardımlara bağımlı olmamasının gerekli olduğunu vurguladı, ancak ülkenin ABD’den tamamen bağımsız hale gelmesi için kesin bir takvim vermedi.

Economist dergisine konuşan Netanyahu, “On yıl içinde askeri yardımları kademeli olarak azaltmak istiyorum” dedi. Bunun ‘zamanla sıfıra indirilmesi’ anlamına gelip gelmediği sorulduğunda ise “Evet” yanıtını verdi.

Netanyahu, son ABD ziyaretinde Başkan Donald Trump’a, İsrail’in Washington’dan yıllar boyunca aldığı askeri yardımları büyük bir takdirle karşıladığını, ancak artık güçlü hale geldiklerini ve olağanüstü yetenekler geliştirdiklerini söylediğini aktardı.

Geçtiğimiz aralık ayında Netanyahu, İsrail’in diğer ülkelere bağımlılığı azaltmak amacıyla bağımsız bir silah sanayii geliştirmek için 350 milyar şekel (110 milyar dolar) harcayacağını açıklamıştı.

2016 yılında ABD ve İsrail hükümetleri, Eylül 2028’e kadar geçerli olacak on yıllık bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Buna göre İsrail’e 38 milyar dolarlık askeri yardım sağlanacaktı. 33 milyar dolar ekipman alımları için, 5 milyar dolar ise füze savunma sistemleri için ayrılmıştı.

Geçen yıl İsrail’in savunma sanayii ihracatı yüzde 13 arttı. Bu artış, çok katmanlı gelişmiş hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere İsrail savunma teknolojisinin büyük satın alma sözleşmeleri ile desteklendi.


Çin, Rusya ve İran Güney Afrika sularında deniz tatbikatlarına başladı

Güney Afrika ve Çin bayrakları, bu hafta Güney Afrika karasularında Çin, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu BRICS Plus ülkeleri tarafından gerçekleştirilecek ortak deniz tatbikatı öncesinde Simons Town deniz üssünde bir gemide dalgalanıyor- Cape Town (Reuters)
Güney Afrika ve Çin bayrakları, bu hafta Güney Afrika karasularında Çin, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu BRICS Plus ülkeleri tarafından gerçekleştirilecek ortak deniz tatbikatı öncesinde Simons Town deniz üssünde bir gemide dalgalanıyor- Cape Town (Reuters)
TT

Çin, Rusya ve İran Güney Afrika sularında deniz tatbikatlarına başladı

Güney Afrika ve Çin bayrakları, bu hafta Güney Afrika karasularında Çin, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu BRICS Plus ülkeleri tarafından gerçekleştirilecek ortak deniz tatbikatı öncesinde Simons Town deniz üssünde bir gemide dalgalanıyor- Cape Town (Reuters)
Güney Afrika ve Çin bayrakları, bu hafta Güney Afrika karasularında Çin, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu BRICS Plus ülkeleri tarafından gerçekleştirilecek ortak deniz tatbikatı öncesinde Simons Town deniz üssünde bir gemide dalgalanıyor- Cape Town (Reuters)

Çin, Rusya ve İran bugün Güney Afrika sularında bir haftalık ortak deniz tatbikatına başladı. Ev sahibi ülke bu tatbikatı “deniz taşımacılığı ve denizcilik ekonomik faaliyetlerinin güvenliğini sağlamak” amacıyla gerçekleştirilen bir “BRICS Plus” operasyonu olarak nitelendirdi.

BRICS Plus, başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'yı içeren jeopolitik bloğun genişletilmiş halidir ve üyeleri tarafından Amerika ve Batı'nın ekonomik hakimiyetine karşı bir denge unsuru olarak görülmektedir. BRICS Plus içinde altı ülke daha bulunmaktadır.

Güney Afrika, Çin ve Rusya ile düzenli olarak deniz tatbikatları düzenlemektedir, ancak bu tatbikatlar, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile Çin, İran, Güney Afrika ve Brezilya gibi birçok BRICS Plus ülkesi arasında gerginliğin arttığı bir dönemde gerçekleşmektedir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre genişletilmiş BRICS grubu Suudi Arabistan, Mısır, Endonezya, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni de içermektedir.

Açılış törenini yöneten Çinli askeri yetkililer, Brezilya, Mısır ve Etiyopya'nın gözlemci olarak katıldığını belirtti.

Güney Afrika Ordusu yaptığı açıklamada, "Barış İradesi 2026 tatbikatları, BRICS Plus ülkelerinin deniz kuvvetlerini, ortak deniz güvenliği operasyonları ve birlikte çalışabilirlik eğitimi için bir araya getiriyor" ifadelerini kullandı. Ortak operasyonların sözcüsü Yarbay Mbo Matipula ise Reuters'a, tüm üyelerin davet edildiğini ifade etti.

Trump, BRICS ülkelerini “anti-Amerikan” politikalar izlemekle suçluyor ve ocak ayında tüm üyelere yüzde 10'luk ek gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti.