Hamas saldırısının ardından İsrail solu, sağ kesimin tutumunu benimsiyor

7 Ekim operasyonunun Gantz ve Lapid liderliğindeki merkez sağın güçlenmesine yol açması muhtemel

Hamas'ın Kfar Azza yerleşim yerine yönelik saldırısının etkileri (AFP)
Hamas'ın Kfar Azza yerleşim yerine yönelik saldırısının etkileri (AFP)
TT

Hamas saldırısının ardından İsrail solu, sağ kesimin tutumunu benimsiyor

Hamas'ın Kfar Azza yerleşim yerine yönelik saldırısının etkileri (AFP)
Hamas'ın Kfar Azza yerleşim yerine yönelik saldırısının etkileri (AFP)

Halil Musa 

İsrail'deki sol partilerin popülaritesi ve varlığı son 20 yılda keskin bir şekilde azaldı.

Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısı, saldırının İsrail sağına güvenilirlik kazandırdığına inanan destekçilerine ağır bir darbe teşkil etti. 

Hamas hareketinin ve Filistinli grupların Gazze sınırındaki İsrail ordusu kamplarına ve yerleşimlerine yönelik saldırısı, solun bu yerleşim yerlerindeki kalelerini hedef aldı.

Bu durum, bazı solcu barış aktivistlerinin, saldırıyı kendi inançları açısından entelektüel ve siyasi bir başarısızlık olarak değerlendirmesine yol açtı.

İsrail meseleleri araştırmacısı Muhammed Mustafa, İsrail'de solun yaşadığı siyasi ve ideolojik şokun, bu toplumsal kesimlerin kişisel acılarıyla karıştığını söyledi.

Saldırıda ölenler ve Gazze Şeridi'ndeki rehineler arasında bazı barış aktivistlerinin de bulunduğuna işaret etti.

Mustafa, "Saldırı, solun söylemi için belirleyici oldu. İsrail solu entelektüel açıdan sağı iğnelemek yerine kendi kendini iğneledi. Sol kesim, yaşananları entelektüel ve politik bir başarısızlık olarak değerlendirdi" ifadelerini kullandı. 

İsrail solunun Hamas'ın saldırısını Filistin-İsrail çatışmasıyla ilgili herhangi bir siyasi, sosyal veya tarihi bağlamla ilişkilendirmeyi reddettiğini belirten Mustafa, "Sol kesim böylece İsrail sağının, bilhassa İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, çatışmanın iyiyle kötünün arasında olduğu yönündeki açıklamalarını benimsedi" dedi. 

Likud Partisi'nin fikirleri

Hayfa'daki Mada al-Carmel Merkezi'nde araştırmacı İmtanes Şehade "Sol partiler son 20 yılda keskin bir düşüş yaşadı. 7 Ekim saldırısı ardından sol için bir proje görmek zor. Merkez sağın konumu, Yeş Atid partisine başkanlık eden muhalefet lideri Yair Lapid ve Resmi Kamp partisi lideri Benny Gantz'ın liderliğinde pekişecek" diye konuştu. 

İsraillilerin Hamas'ın saldırısından ders çıkarmadıklarını öne üren Şehade, bunu barışın olmayışına, Gazze'yi Batı Şeria'dan ayırma stratejisinin başarısızlığına bağladı. 

Şehade, "Sağa doğru gidecekler, ancak bu, Bezalel Smotrich ve Itamar Ben Gvir liderliğindeki radikal sağ değil" vurgusunda bulundu.

"İsrailliler, İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin yansımalarını kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeyecek" ifadelerini kullanan Şehade, merkez sağın 1970 ve 1980'lerde Likud Partisi'nin son 20 yıldır mevcut olmayan fikirlerini benimsemesinin muhtemel olduğuna dikkat çekti. 

Filistin Otoritesi

Şehade aynı zamanda, "Merkez sağ askeri açıdan şahinleşecek. Barışı reddedecek ve Filistinlilere karşı sıkı güvenlik önlemleri alacak. Gantz ve Lapid, hayatta kalmasını ve güvenlik görevlerini yerine getirmesini sağlamak için Filistin Otoritesi'nin pekiştirilmesini destekliyor" dedi. 

Merkez sağın Netanyahu'nun yargının yetkilerini azaltacak yargı değişiklikleri yapma projesini iptal edeceğini ve Siyonist liberalizmin korunması için çalışacağını da ekledi. 

Demokratik Ulusal Birlik Partisi lideri Sami Ebu Şehade de "İsrail solu Filistinlilere ırkçı ve küçümseyici bir şekilde yaklaşıyor. Zirâ Gazze'de Filistinlilere karşı yürütülen soykırım savaşını destekliyorlar. İsrail solunun küresel solla hiçbir ilgisi yok. İsrail solu yalnızca İsrail'in yurtdışındaki bazı destekçilerinin hayalinde var" açıklamalarında bulundu.

İsrail solunun rolünün 2000 yılından bu yana değersiz hale geldiğini söyleyen Ebu Şehade, sözlerine şunları ekledi:

7 Ekim, İsrailliler için tarihin başlangıcı ve sonuydu. Bu tarihi İsrail işgalinin varlığını kabul etmeden değerlendirmek Siyonist anlatıya hizmet ediyor. Filistinlilere ve insanlığa karşı işlenen suçlara meşruiyet kazandırıyor. Hamas saldırısını tarihsel bir bağlama oturtmak ve Filistinlilerle insan olarak ilgilenmek, İsrail'in şu anda Gazze'de yaptıklarına hizmet etmiyor. Bu, hiçbir tarafın sivillere yönelik şiddetini haklı çıkarmaz. 

Sağın güvenilirliği

İsrailli siyasi analist Yoav Stern de "Hamas'ın İsrail'e saldırısı ve sivillerin sıfır mesafeden öldürülmesi, ayrıca Gazze'ye kaçırılmaları, Filistinlilerin eline geçmekten korkan İsrailliler için tehlikeli bir kabusa neden oldu. Saldırı, İsrail sağının Filistinlilerin barış anlaşması yapılsa dahi İsraillileri öldürecekleri yönündeki açıklamalarının inandırıcılığını artırıyor" açıklamalarında bulundu. 

Önceden İsrail işgaline son veren ve Filistinlilere kendi devletlerini kurma olanağı tanıyan bir barışı savunan konumundaki Stern, Hamas saldırısının ardından ise üslubunu değiştirerek intikam çağrısında bulunmaya başladı. 

Stern, "Gazze'deki savaş ne kadar sürerse sürsün, Filistin ve İsrail tarafları eski günlerine dönecek. Dökülen onca kan ve yıkımın ardından çözüm ne olacak? Bu ülkeyi bölmekten başka çaremiz yok. Çatışmayı sona erdirmek için bir Filistin devletinin kurulmasının bir alternatifi yok" ifadelerini kullandı. 

Bir Filistin devleti

İsrailliler için iki olasılık olduğuna dikkat çeken Stern, ya Filistinlileri kendileriyle konuşacak alanları olmayan "canavarlar" olarak göreceklerini, ya da Filistinlilere haklarını vermek için Hamas'ın saldırısından yararlanacaklarını belirtti.

Mısır ile İsrail arasında 1973'de kaydedilen Ekim Savaşı'ndan sonra da benzer bir şey yaşandığını hatırlatan Stern, iki taraf arasında barış anlaşmasına varıldığını ifade etti.

Stern, "Muhalefet lideri Yair Lapid'in birkaç gün önce çatışmaların sona ermesi ardından iki devletli çözüme dair yaptığı atıf ilginçti. Zirâ bu ilk kez oluyor. 7 Ekim saldırısı, İsrail'deki siyasi partilerin yıllarca görmezden geldiği Filistin sorununu tekrar gündeme getirdi" diye konuştu. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



İklim bilimci: Avrupa, daha sık aşırı hava olaylarına sahne olacak

Paris'te yaşanan sıcak hava dalgasında serinlemek için vantilatör kullanan bir kadın (AP)
Paris'te yaşanan sıcak hava dalgasında serinlemek için vantilatör kullanan bir kadın (AP)
TT

İklim bilimci: Avrupa, daha sık aşırı hava olaylarına sahne olacak

Paris'te yaşanan sıcak hava dalgasında serinlemek için vantilatör kullanan bir kadın (AP)
Paris'te yaşanan sıcak hava dalgasında serinlemek için vantilatör kullanan bir kadın (AP)

Alman iklim bilimci Stefan Rahmstorf’un değerlendirmelerine göre Avrupa, kıtadaki sıcaklıkların hızla yükselmesi nedeniyle gelecekte aşırı hava olaylarının giderek daha sık yaşanmasına hazırlıklı olmalı.

Alman Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’nde görev yapan Rahmstorf, Rheinische Post gazetesine yaptığı açıklamada, “Isınmanın daha güçlü olduğu yerlerde aşırı hava olayları da daha şiddetli oluyor. Isınmayla birlikte bu olayların sıklığı da artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rahmstorf, geçmişte 500 yılda bir meydana gelen aşırı hava olaylarının bugün 50 yılda bir yaşanabildiğini belirtti. “Küresel sıcaklıkların bugün ulaştığı 1,4 derecelik artışın bile yol açabileceği bu denli şiddetli olayların bazılarını henüz hiç yaşamadık. Önümüzdeki on yıllarda karşılaşacağımız daha sıcak iklimi düşünün” ifadelerini kullandı.

Bu yaz Avrupa’da yaşanan yüksek sıcaklıklar, kuraklık, nehirlerde su seviyelerinin düşmesi ve orman yangınları nedeniyle mevcut yazı aşırı hava koşullarının yaşandığı bir dönem olarak değerlendirenleri Rahmstorf’un açıklamaları da teskin etmedi. Alman bilim insanı, “Böyle devam etmeyecek; durum daha da kötüleşecek” dedi.

Rahmstorf, uzun vadeli iklim ısınmasının doğal hava değişkenlikleriyle aynı döneme denk gelmesi halinde, rekor sıcaklıkların görüldüğü aşırı yaz mevsimlerinin ortaya çıktığını söyledi. “Ancak iklim değişikliği sürekli devam ediyor. Emisyonları sıfıra indirmediğimiz sürece bu tür sıcak yazları giderek daha sık yaşayacağız” diye konuştu.

Rahmstorf ayrıca iklim nötrlüğünün durumun iyileşeceği anlamına gelmediğini vurguladı. “Bu yalnızca durumun daha da kötüleşmeyeceği anlamına geliyor” diyen bilim insanı, karbondioksit gibi iklime zarar veren gazların atmosfere salınmaya devam etmesi halinde atmosferin sıcaklığının da yükselmeyi sürdüreceğini belirtti.


İsrail, İHA atışlarını durdurmaması halinde Hamas'ı Gazze'ye yönelik yoğun saldırılarla tehdit ediyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

İsrail, İHA atışlarını durdurmaması halinde Hamas'ı Gazze'ye yönelik yoğun saldırılarla tehdit ediyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden dün yapılan açıklamada, İsrail'in Hamas Hareketi’ni Gazze Şeridi’nde yoğun saldırılarla hedef almakla tehdit ettiği ve Gazze’den İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) ve yangın balonu atışları derhal durdurulmadığı takdirde sivillere çeşitli bölgeleri tahliye etmeleri talimatı vereceği belirtildi.

Sivil Savunma ve tıbbi kaynakların bildirdiğine göre dün İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda dokuz Filistinli hayatını kaybederken, İsrail ordusu, İzzettin el-Kassam Tugayları'na bağlı bir hücrenin komutanını öldürdüğünü duyurdu.

Geçtiğimiz yılın ekim ayında ilan edilen ateşkese rağmen, İsrail'in saldırıları neredeyse her gün devam ediyor. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre Gazze kentinde, yerinden edilenlerin sığındığı Cevazat Mülteci Kampı’na İHA ile düzenlenen bir saldırı yedi kişinin ölümüne ve 15 kişinin yaralanmasına yol açtı.

Öte yandan Gazze kentindeki Şifa Hastanesi yedi cenaze teslim aldığını doğruladı. Hastane ve Sivil Savunma Müdürlüğü, aralarında yaşları belirtilmeyen üç kadının da bulunduğu ölenlerin isim listesini yayımladı. İsrail ordusu ise Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, daha fazla detay vermeksizin "Bu bölgedeki teröristleri hedef aldık" dedi.

Gazze Şeridi'nin güneyinde yer alan Han Yunus'taki Sivil Savunma tarafından yapılan açıklamada, "Bugün sabah saatlerinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir çadırın hedef alınması sonucu 25 yaşındaki Muhanned Osman Yasin Fervane adlı genç şehit oldu, iki vatandaş da yaralandı" denildi.

Han Yunus'taki Nasır Hastanesi cenazenin kendilerine ulaştığını bildirerek, çok sayıda yaralıya da tıbbi müdahalede bulunulduğunu açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, daha fazla ayrıntı vermeden bir ‘teröristi’ hedef aldıklarını ifade etti.

Kuzeninin teyit ettiğine göre saldırı, düğününe birkaç saat kala Muhanned Fervane'nin evinin çatısındaki çadırını hedef aldı.

Muhammed Fervane’nin kuzeni, "Ailedeki herkes Muhammed'in düğününü kutlamaya hazırdı. Ancak bugün düğünü yerine cenazesine katılıyoruz" dedi.

İsrail ordusunun Arap basını sözcüsü Ella Waweya, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları’na bağlı bir hücrenin komutanı olan Fervane'nin, savaş boyunca ve son dönemde birçok plan üzerinde çalıştığını ve bölgede faaliyet gösteren güçler için acil bir tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü.

İsrail ve Hamas, Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023'teki saldırısının ardından başlayan savaşın üzerinden iki yıl geçtikten sonra ilan edilen ateşkes anlaşmasını ihlal etme konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunuyor.

Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerini güvenilir kabul ettiği, Gazze'deki Hamas yönetimine bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre ateşkesin ilan edilmesinden bu yana en az 951 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin öldüğünü bildirdi.


İsrail’in kapsamlı saldırısı, seçimlerde Arapların saf dışı bırakılmasına zemin hazırlıyor

Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
TT

İsrail’in kapsamlı saldırısı, seçimlerde Arapların saf dışı bırakılmasına zemin hazırlıyor

Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)

İsrail parlamentosu Knesset'te yer alan muhafazakar İslamcı Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) Başkanı Mansur Abbas’ın Filistin devletini destekleyen açıklamaları, İsrail'deki tüm Arap siyasi liderler ile solcu ve liberal parti liderlerinin yaptığı sıradan açıklamalar olmasına rağmen, sağ kesim ona karşı şiddetli bir kışkırtma kampanyası başlattı.

Arap siyasetçiler, bu ‘şoke edici’ şiddetli kampanyayı, hükümetin Arap partilerini saf dışı bırakma ve onları önümüzdeki 27 Ekim'de yapılması planlanan parlamento seçimlerine katılmaktan men etme niyetinin bir ön hazırlığı olarak değerlendirdi.

Birleşik Arap Listesi’nden bir kaynak, “Bu seçimlerde ciddi bir krizle karşı karşıya olan ve devrilme ihtimalinin giderek artmasından dehşete düşen Netanyahu, kaybettiği oyları geri kazanmak için şiddetli ve ırkçı bir kampanyayla Arapları dışlama kozunu kullanmaya çalışıyor. İşe Birleşik Liste ile başladı, ancak tehlike tüm Arap partilerinin kapısında” ifadelerini kullandı.

Mansur Abbas, hareketin kuruluşunun 30. yıl dönümü ve seçimlerdeki aday listesinin belirlenmesi münasebetiyle geçtiğimiz cumartesi günü Tayibe kentinde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, “Filistin devleti artık sahada bir gerçeklik halini aldı, dünya onu ezici bir çoğunlukla tanıyor; tanımayan sadece İsrail ve ABD kaldı” dedi. Abbas ayrıca, Filistin devletinin tanınması ve onunla barış yapılması çağrısında bulundu.

FRGTYH
İsrail parlamentosu Knesset'te yer alan muhafazakar İslamcı Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) Başkanı Mansur Abbas (ortada), İsrail’in kuzeyindeki El-Maghar köyünde düzenlenen ve seçim zaferini kutlamak amacıyla düzenlenen siyasi mitingde destekçilerine hitap ederken

Abbas, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler, İsrail'deki Arap vatandaşları ve Filistin halkının evlatları olarak, kendimizi devletimiz ile halkımız arasında bir köprü olarak görüyoruz. Barışın sağlanmasına katkıda bulunmak istiyoruz. İsrail ve Amerika'nın Filistin'i tanıması için çabalıyoruz. Çünkü bizler barışı ve uzlaşmayı sağlamak, işgali ve çatışmayı sona erdirmek için çalışıyoruz."

Sürpriz açıklama

Abbas'ın bu açıklaması Arap vatandaşlar için bile şaşırtıcıydı. Çünkü Mansur Abbas, Naftali Bennett ve Yair Lapid hükümetiyle koalisyona katıldığı beş yıl öncesinden bu yana Filistin meselesine hiç değinmemişti.

Abbas, açıklamalarında İsrail'deki Arapların günlük haklarına ilişkin meselelere odaklandıysa da eski polis şefi Yoav Segalovich'i seçim listesine ikinci sıradan aday olarak getirme yönündeki son adımı ile İsrail'i bir Yahudi devleti olarak kabul ettiğine ve Arapların sivil hizmet yapmasını desteklediğine dair açıklamaları, Arap vatandaşlar arasında kendisine yönelik geniş çaplı eleştirilere neden oldu.

CSDFVGBHN
Birleşik Arap Listesi Başkanı Mansur Abbas (AFP)

Rakipleri onu ‘Siyonistleşmek ve halkının temel davasından ve Filistinli kimliğinden vazgeçmekle’ suçlamaya başlamıştı. O da bu suçlamalara dolaylı bir yoldan cevap vermeye karar vererek bu Filistin odaklı açıklamayı yaptı.

Ne var ki Netanyahu tam da böyle bir ‘fırsatı’ kolluyordu. Segalovich'in gözünün korkarak Abbas'ın listesine katılmaktan vazgeçmesi umuduyla hiç vajit kaybetmeksizin bu açıklamanın etrafında bir fırtına kopardı.

Abbas'ın Segalovich'e başvurmasının en önemli nedenlerinden birinin, Likud Partisi’nin kendisini, listesini ve tüm Arap partilerini gayrimeşru ilan etme planına karşı koymak olduğu biliniyor. Zira eski bir ordu mensubu, üst düzey bir polis şefi ve eski İç Güvenlik Bakan Yardımcısı olan Segalovich'in listede yer almasıyla birlikte, kimse güvenlik gerekçelerini öne sürerek listeyi yasa dışı ilan edemeyecek.

GBHYJUK
Birleşik Arap Listesi Başkanı Mansur Abbas (sağda), Haziran 2021'de Tel Aviv'de Yair Lapid (solda) ve Naftali Bennett ile bir koalisyon hükümeti anlaşması imzalarken (AFP)

Bu açıklamalar, İsrail'deki farklı siyasi kutuplardan üst düzey siyasetçiler arasında tepkilere ve karşı çıkmalara yol açtı. İlk karşı çıkanlardan biri, Abbas'ın açıklamalarıyla derhal arasına mesafe koyan ve sosyal medya platformu X hesabından "Filistin devleti diye bir şey yok ve kuracağımız hükümet döneminde de bir Filistin devleti kurulmayacak" diye yazan Gadi Eisenkot oldu.

Ancak Eisenkot'un bu hamlesiyle bitmedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da, “Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) ile solcu bir koalisyon kurmanın bedeli bir kez daha gözler önüne seriliyor. Eisenkot, Lieberman ve Tropper'ın ortakları, Likud seçmenlerini boykot edip Tibi ve Tecemmu (Balad Partisi) destekçilerini kucaklayanlardır” dedi.

Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:

“İran'ın kontrolünde bir devlet kurulamayacak. Ben başbakan olduğum sürece, İran'ın kontrolünde bir Filistin devleti kurulmayacak: ne Gazze'de ne de Yahudiye ve Samarya'da (Batı Şeria). Nokta."

CDVGHYJUF
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Lideri Gadi Eisenkot (Reuters)

Ben-Gvir de bu fırsatı kaçırmadı ve şunları söyledi:

“Gadi, Naftali ve Yair'in dostu Mansur'un Birleşik Arap Listesi’nde 'Filistin devleti ayaktadır' deyişine kulak verin. Onun kurulacak bir sonraki hükümet için planı bu. Bir terör devleti kurmayı ve hapishanelerdeki dostları için iptal ettiğim tüm ayrıcalıkları geri getirmeyi amaçlıyor. Bunun yaşanması kabul edilemez ve yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz!"

Eisenkot lehine anketler

Anketlerin, Netanyahu'nun önümüzdeki seçimlerde iktidarı kaybedeceğine ve Eisenkot'un seçimleri kazanarak bir sonraki hükümeti kurmakla görevlendirileceğine işaret ettiği belirtiliyor. İsrail televizyonu Kanal 12, halkın tutumlarını daha derinlemesine analiz etmeye ve İsraillilerin Netanyahu'nun değiştirilmesi gerektiğine ne ölçüde inandığını incelemeye çalıştığı kapsamlı bir kamuoyu yoklaması gerçekleştirdi. Soruları ayrıntılı bir şekilde yönelterek, devletin tüm işlerini yönetmede başarısız olduğu gerekçesiyle Netanyahu'nun reddedildiğini gösteren kesin yanıtlar aldılar.

Anket sonuçları

“Bugün seçim yapılsaydı hangi partiye oy verirdiniz?” sorusuna verilen cevapların yüzde 49'u Netanyahu'ya muhalif bloktaki bir partiye, yüzde 35'i Netanyahu'nun blokundaki bir partiye, yüzde 6'sı her iki blokta da yer almayan bir partiye, yüzde 10'u ise kararsızım şeklinde dağılıyordu.

“Sizce başbakanlık koltuğuna kim daha uygun?” sorusuna verilen cevapların yüzde 58’i Netanyahu'dan başka biri, yüzde 34’ü Netanyahu ve yüzde 8’i kararsızım olarak kayıtlara geçti.

Başbakanlık için üç gerçekçi aday var. Bunlar, Binyamin Netanyahu, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett. 10 ‘çok iyi’, 1 ise ‘çok kötü’ anlamına gelecek şekilde her birine 1'den 10'a kadar bir puan verilmesi istendiğinde cevaplar, güvenlik alanında Netanyahu 4.8, Eisenkot 5.8 ve Bennett  4.9 olarak şekillendi.

Ekonomi ve hayat pahalılığı alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.1 ve Bennett 4.8, eğitim alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.3 ve Bennett 5.0, demokrasiyi koruma alanında, Netanyahu 4.3, Eisenkot 5.7 ve Bennett 5.0, İsrail'i daha iyi bir geleceğe taşıma konusunda, Netanyahu 4.3, Eisenkot 6.0 ve Bennett 5.0 puan aldı.

“İsrail'in Yahudi halkının ulusal yurdu olduğunu ve tüm vatandaşları için eşit sosyal ve siyasi haklara sahip bir devlet olduğunu vurgulayan Bağımsızlık Bildirgesi'nin iki ilkesini destekliyor musunuz yoksa karşı mı çıkıyorsunuz?” sorusuna gelen yanıtlara gelince ankete katılanların yüzde 79'u İsrail'in bir Yahudi devleti olması ilkesini desteklediğini söylerken, yüzde 75'i bildirgenin öngördüğü liberal değerleri desteklediğini ifade etti. Yaklaşık yüzde 67'lik bir kesim ise her iki ilkeyi birden; yani din, ırk veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin liberal değerlere sahip bir Yahudi devleti olmasını destekliyor.

Anketi hazırlayanlar, Eisenkot ve Bennett'in Netanyahu'ya karşı üstünlüğünün sadece geçici bir durum olmadığı, yüzeysel bir öfkeden kaynaklanmadığı ve bir sağ-sol desteği ifadesi olmadığı, aksine çok daha derin nedenlere dayandığı sonucuna vardılar. Zira halk, Netanyahu'nun artık ülkeyi yönetemeyeceği ve Eisenkot'un, hatta Bennett'in bile her konuda ondan daha iyi olduğu kanaatine vardı. Bu durum da Netanyahu'nun çevresinde büyük bir paniğe yol açıyor.