Gandi ile İmam Muhammed Abduh arasında: Tolstoy

Lev Tolstoy. (AFP)
Lev Tolstoy. (AFP)
TT

Gandi ile İmam Muhammed Abduh arasında: Tolstoy

Lev Tolstoy. (AFP)
Lev Tolstoy. (AFP)

Paul Chaoul

Çocukluğumdan, okumaya başladığım ilk günden beri Rus edebiyatına aşık oldum. Şiirde Puşkin (Rusya'nın Shakespeare'i), romanda Tolstoy, Dostoyevski ve Gogol, tiyatroda ise Çehov ile tanıştım. Dostoyevski'nin hayatı, çelişkileri ve tuhaflığıyla yakından ilgileniyorsam da Tolstoy'un hayatıyla hiç ilgilenmemiştim. Ancak hayatını araştırdığımda, medeniyetler hakkındaki derin görüşleri, sürekli huzur ve sosyal reform arayışı, her şeyden önce şiddetsizliğin ve hoşgörünün savunucusu olarak temsil ettiği diğer tarafını şaşkınlıkla keşfettim. Ayrıca, ‘Hz. Muhammed' (Hz. Muhammed’in Yönetimi) adlı bir kitabını keşfetmem de beni çok şaşırttı. Bununla da bitmedi. Dünyanın diğer köşesinde, yani Çin ve Hindistan'da, büyük Çinli şair Lao Tzu üzerindeki etkisi ve aralarında derin bir bağ bulunan Gandi üzerindeki etkisi yoluyla etkisi ve nüfuzu derinleşti. Gandi'nin etkilendiği, hatta inanç ve fikirlerini değiştirdiği bilimsel ve felsefi bir ilişki ortaya çıktı.

Gandi, Tolstoy'dan çok etkilendi. Tolstoy, Gandi için bir idoldü. Gandi, Tolstoy’un ‘Tanrı'nın Egemenliği İçinizdedir’ adlı kitabını okuduktan sonra, 1909 yılının ekim ayında ona ilk mektubunu gönderdi. Bu mektuplaşma, Tolstoy'un 1910 yılında ölümüne devam etti.

Tolstoy şöyle yazdı:

"Şiddetsizlik, çarpıtılmış, yalanlarla öğrenilen sevgiden başka bir şey değildir."

Tolstoy'un kitabı, Gandi’de bir bilinç uyandırdı ve Bhagavad-Gita, İncilleri ve özellikle Mesih'in ‘Dağdaki Vaaz’ını yeniden okuması için sağlam bir temel sağladı.

Gandi, 1932 yılında şöyle dedi:

"Tolstoy, benim daha önceden ancak belirsiz bir şekilde bildiğim inancımı pekiştirdi. Tolstoy'un ortaya koyduğu temeller üzerinde çalıştım ve ona sadık bir öğrenci olarak, bana verdiği şeylere ekledim."

Bence Tolstoy'un Gandi'ye verdiği en büyük ders, onun gerçek deneyiminin, mutlak gerçeğe sahip olduğu yönündeki her iddianın tamamen reddedilmesiyle birlikte, bir sevgi ve hoşgörü eylemi olarak kendini göstermesidir.

Gerçeğin her birimize farklı bir şekilde geldiğine dair bu basit fikir bundan kaynaklanıyor. Gandi'nin yazdığı gibi, altın kural diğerinin hakikatine karşılıklı hoşgörüdür çünkü hepimiz aynı fikirlere sahip değiliz ve hakikati yalnızca parçalı bir şekilde ve farklı açılardan görüyoruz.

Bu açık felsefe, Martin Luther King, Abdulgaffar Han, Mandela, Dalai Lama ve Gandi'ye hayran olan Vaclav Havel gibi birçok aktivist ve yazara ilham verdi. Gandi'nin öğretileri, Sorel, Fanon, büyük düşünür Žižek ve Thomas Mann gibi birçok entelektüel tarafından da benimsendi. Ayrıca, şiddeti ve şiddet yanlısı grupları ele almak için ‘şiddetsizlik’ sloganını benimseyen dünyanın dört bir yanındaki hareketler de Gandi'den etkilenmiştir.

“Din konusunda öyle bir bakış açısına sahip oldunuz ki, geleneklerin perdelerini yırttınız ve gerçek tevhide ulaştınız. Allah'ın size gösterdiği yolda sesinizi yükselttiniz ve onları bu yolda taşımak için önlerinde eylemle ilerlediniz. Böylece, sözünüzle akıllara rehberlik ettiğiniz gibi, eyleminizle de azimleri ve ruhları teşvik eden oldunuz.”

Muhammed Abduh'un Tolstoy'a yazdığı mektuptan     

Ancak Tolstoy'un etkisi sadece Gandi ile sınırlı kalmadı ‘Hz. Muhammed’ adlı kitabıyla İslam'ın bazı misyonerler tarafından maruz kaldığı sahtekarlık ve uydurmalara karşı hakkı savundu. Tolstoy, kitabında şöyle der:

"İslam dininin erdemlerinden biri, Hıristiyanlara ve Yahudilere iyi davranılmasını ve onlara yardım edilmesini emretmesidir. Hatta Müslümanların Hıristiyanlarla evlenmesine bile izin vermiştir. Ben, Allah'ın son peygamberi olarak seçtiği ve son elçisi olarak görevlendirdiği Hz. Muhammed'den çok etkilendim. O, zavallı bir ümmeti aşağılık alışkanlıkların şeytanının pençesinden kurtardı ve onlara ilerleme ve gelişme yolunu gösterdi. Bu, bir gurur ve onur olarak ona yeter."

Fotoğraf Altı: Mahatma Gandi. (AFP)
Mahatma Gandi. (AFP)

Hz. Muhammed'e duyulan bu hayranlık, bana büyük Alman şair Goethe ve büyük Arjantinli şair Borges'i hatırlattı. Ancak dikkat çekici olan, Tolstoy'un fikirlerinin birçok Arap yazara, özellikle de Mihail Nuayme'ye ilham vermiş olmasıdır. Ayrıca, Tolstoy, bazı önemli Arap aydınlarıyla, özellikle de İmam Muhammed Abduh ile sağlam bir düşünce ilişkisi kurmuştur. Abduh’un, Hz. Muhammed hakkındaki kitabını okuduktan sonra onunla mektuplaştığı biliniyor.

Şeyh Muhammed Abduh, Tolstoy'un romanlarını ve Hz. Muhammed'i anlatan kitabını okudu. Tolstoy, Hıristiyan inancını benimsemiş olmasına rağmen Hz. Muhammed'in hayranı ve İslam aşığıydı. İslam’ı barışı, yaşamı ve insanlığın ilerlemesini isteyen asil bir din olarak görüyor. Şeyh Muhammed Abduh'un Rus yazara hayran olmasını ve romanlarını okumayı kabul etmesini sağlayan şey de budur.

İkisi de dinin ve insanın hayatı yarattığını, insanın bu hayatta en değerli şey olduğunu ve dinin, bu insanın ruhunu ve aklını yükseltmek ve hayatı yaratmak ve yaşatmak için geldiği konusunda hemfikirdi.

İmam Muhammed Abduh'un torunu Dr. Malik Mansur, dedesi Abduh ve Tolstoy arasında karşılıklı iki mektubun Moskova'daki Tolstoy Müzesi'nde hala muhafaza edildiğini ve dinlerin hoşgörüsü, iki yazarın büyüklüğü ve iyiliğe, sevgiye çağrılarına, taassubun reddedilmesine şahitlik ettiğini bildirdi.

Mansur, dedesi İmam Muhammed Abduh'un, mektubu kendi el yazısıyla yazdığını ve posta yoluyla gönderdiğini söyledi. O zamanlar Mısır Müftüsü olarak görev yaptığını ve Tolstoy’un mektuba nazik, sevgi dolu ve asil bir şekilde, tüm güzel insan değerleriyle dolu bir yanıt verdiğini ifade etti.

İmam Muhammed Abduh'un mektubuyla başlıyoruz. Bu mektubun detayları şöyle:

“Ey büyük bilge Tolstoy,

Sizin şahsiyetinizi tanıma şerefine erişemedik ama ruhunuzu tanıma fırsatından mahrum kalmadık. Fikirlerinizden bize ışık saçıldı, görüşleriniz gökyüzünde güneşler gibi parladı ve akıl sahiplerinin kalplerini sizinle birleştirdi. Allah sizi insanların yaratılış fıtratını tanımaya ve insanları doğru yola iletmeye yönlendirdi. Böylece, insanın bu varlığa, bilgiyle gelişip, çalışmakla meyve vermek için geldiğini, meyvesinin, ruhunun rahatlayacağı bir yorgunluk ve ruhunu kalıcılaştırıp yükseltecek bir çaba olması gerektiğini anladınız. İnsanların, fıtrata aykırı hareket ettikleri ve kendilerine verilen güçleri, rahatlarını bozacak ve güvenlerini sarsacak şeyler için kullandıkları için içine düştüğü mutsuzluğu hissettiniz. Din konusunda öyle bir bakış açısına sahip oldunuz ki, geleneklerin perdelerini yırttınız ve gerçek tevhide ulaştınız. Allah'ın size gösterdiği yolda sesinizi yükselttiniz ve onları bu yolda taşımak için önlerinde eylemle ilerlediniz. Sözlerinizle akıllara rehberlik ettiğiniz gibi, eylemlerinizle de azimleri ve ruhları teşvik ettiniz.”

Fotoğraf Altı: İmam Muhammed Abduh.
İmam Muhammed Abduh.

"Ayrıca, görüşleriniz, yoldan sapanlara yol gösteren bir ışık olduğu gibi, eylemlerinizde gösterdiğiniz örnek, doğru yolu bulanlara bir rehberdir. Varlığınız, zenginler için bir uyarı olduğu gibi, fakirler için bir yardımdır. Nasihat ve irşatta çektiğin zahmetlere karşılık aldığın en büyük izzet ve en büyük mükâfat, mahrumiyet ve tehcir dedikleri şeydir. Dini liderlerden aldığınız tek şey, sizin sapkınlardan olmadığınızı halka duyurmalarından ibaretti. Bu yüzden, onların sözlerinden ayrıldığınız için Allah'a şükrediyorum, tıpkı onların inançlarından ve eylemlerinden ayrıldığınız gibi… Ayrıca, önümüzdeki günlerde kaleminizden çıkacak yeni eserleri ilgiyle bekliyoruz. Allah'tan size uzun ömürler vermesi, gücünüzü koruması, söylediklerinizin anlaşılması için kalplerin kapılarını açmasını ve insanların eylemlerinizden ilham almasını dileriz. Selam olsun."

Eğer bilge cevap vermeyi tercih ederse, cevap Fransızca olsun. Çünkü başka Avrupa dilini bilmiyorum.

Mısır Müftüsü

Muhammed Abduh”

“Dinler, inançlar, emirler, yasaklar, mucizeler ve hurafelerle ne kadar dolup taşarsa, insanlar arasında ayrılık yaratma etkisi o kadar yayılır ve aralarında dolaşarak düşmanlık ve nefret tohumlarını eker. Tam tersine, ne kadar sadeliğe yönelirse ve kirlerden kurtulursa, insanlığın ulaşmaya çalıştığı ideal hedefe o kadar yaklaşır, o da tüm insanların birliğidir.”

Tolstoy'un Muhammed Abduh'a yazdığı mektuptan

Tolstoy’un yanıtı

Tolstoy, Muhammed Abduh'a nazik bir mektupla yanıt verdi:

“Müftü Muhammed Abduh,

Sevgili dostum,

Kıymetli mektubunuzu aldım ve bana büyük bir mutluluk verdi. Aydınlanmış bir insanla iletişim halinde olmamı sağladığınız için size teşekkür ederim. O kişi, benim doğduğum ve büyüdüğüm dinden farklı bir dine mensup olsa da onun dini benim dinimle aynıdır. Çünkü inançlar farklıdır ve çoktur, ancak tek bir doğru din vardır. Umarım, mektubunuzda belirttiğiniz gibi, inandığım dinin sizin inandığınız din olduğunu varsayarak yanılmamışımdır. Bu din, Allah'ı ve onun şeriatını kabul etmeyi esas alır ve insanı, komşusunun hakkını gözetmeye ve kendisi için ne istiyorsa başkaları için de istemeye çağırır. Bu ilkeden tüm doğru ilkeler çıkmalıdır ve bu ilkeler, Yahudiler, Brahmanlar, Budist, Hıristiyanlar ve Müslümanlarda aynıdır.

f

İnancıma göre, dinler, inançlar, emirler, yasaklar, mucizeler ve hurafelerle ne kadar dolup taşarsa, insanlar arasında ayrılık yaratma etkisi o kadar yayılır ve aralarında dolaşarak düşmanlık ve nefret tohumlarını eker. Tam tersine, ne kadar sadeliğe yönelirse ve kirlerden kurtulursa, insanlığın ulaşmaya çalıştığı ideal hedefe o kadar yaklaşır, o da tüm insanların birliğidir.

Bu nedenle, mektubunuzla büyük bir sevinç duydum ve aramızdaki yakınlık ve iletişim bağlarının güçlenmesini dilerim.

Sevgili Müftü Muhammed Abduh, saygılarımı kabul edin.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe