İsrail, Husilerin el koyduğu gemiyle ilişkisini inkar etti

Netanyahu, Husilerin bir gemiye el koymasını ‘İran’ın yeni bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi

Kaçırılan Galaxy Leader isimli gemi 2008 yılında Slovakya’nın Koper limanına demirlemişti (AP)
Kaçırılan Galaxy Leader isimli gemi 2008 yılında Slovakya’nın Koper limanına demirlemişti (AP)
TT

İsrail, Husilerin el koyduğu gemiyle ilişkisini inkar etti

Kaçırılan Galaxy Leader isimli gemi 2008 yılında Slovakya’nın Koper limanına demirlemişti (AP)
Kaçırılan Galaxy Leader isimli gemi 2008 yılında Slovakya’nın Koper limanına demirlemişti (AP)

İsrail, Yemen’deki Husi milislerin Aden Körfezi’nde İsrail’e ait bir yük gemisine el koyduklarına dair açıklamasını yalanlayarak, bu geminin Japon şirketi tarafından işletilen bir İngiliz gemisi olduğunu öne sürdü.

İsrail Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamada, alıkonulan geminin İsraillilere ait olmadığı ve mürettebatın arasında İsraillilerin de bulunmadığı ifade edildi.

Açıklamada, “Bu, İran’ın özgür dünyanın vatandaşlarına yönelik saldırganlığının artışını temsil eden ve küresel nakliye rotalarının güvenliği üzerinde uluslararası yansımaları olan İran’ın yeni bir terör eylemidir” denildi.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee de Kızıldeniz’de Husiler tarafından kaçırılan geminin İsrail gemisi olduğu iddiasını yalanlayarak, gemide İsrailli bulunmadığını vurguladı.

Adraee sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Kızıldeniz’in güneyinde Yemen yakınlarında bir kargo gemisinin Husiler tarafından kaçırılması, küresel sonuçları olan çok vahim bir olaydır. İsrailliler hariç çeşitli milletlerden sivillerin görev yaptığı gemin Türkiye’den ayrılıp Hindistan’a doğru gidiyordu. Bu bir İsrail gemisi değil.”

Husiler, dün Kızıldeniz’de İsrail’e ait Galaxy Leader isimli bir kargo gemisine el konularak Yemen kıyılarına götürüldüğünü duyurdu.

Husi Askeri Sözcüsü Yahya Saree yaptığı açıklamada, “Yemen Silahlı Kuvvetleri, düşman İsrail’e ait olan veya onunla çalışan tüm gemilere, Silahlı Kuvvetler için meşru bir hedef haline gelecekleri uyarısını yineliyor. Vatandaşları Kızıldeniz’de çalışan tüm ülkeleri, İsrail gemileri veya İsraillilere ait gemilerle her türlü iş veya faaliyetten kaçınmaya çağırıyoruz” dedi.

Saree ayrıca, “Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinli kardeşlerimize yönelik saldırganlık ve çirkin suçlar sona erene kadar İsrail’e karşı askeri operasyonlarımıza devam edeceğimizi teyit ediyoruz” diye ekledi.

Husi Sözcüsü Muhammed Abdusselam ise ayrı bir açıklamada, İsrail gemisinin alıkonulmasının başlangıç ​​olduğunu doğrulayarak, ancak Gazze’deki savaşın durdurulmasıyla çatışmanın büyümeyeceğini belirtti.

ABD’li bir askeri yetkili de olayla ilgili, “Durumun farkındayız ve yakından takip ediyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kuruluşu (UKMTO), Kızıldeniz’in güney bölgesinden geçen gemilere dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

UKMTO tarafından yapılan açıklamada, Hudeyde’nin batısındaki gemiyle bağlantının kesildiği ve muhtemelen ‘izinsiz kişilerin’ gemiye bindiği ifade edildi.

Açıklamada konuyla ilgili soruşturmanın devam ettiği bilgisi de verildi.

Husiler, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail ile savaşan Hamas hareketiyle dayanışma amacıyla İsrail’e uzun menzilli füzeler ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) fırlatıyor.

Husi lideri geçen hafta, İsrail’e daha fazla saldırı düzenleyeceklerini ve Kızıldeniz ile Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki İsrail gemilerini hedef alabileceklerini söyledi.

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesi, Dışişleri Bakanlığı’na atıfta bulunarak, Bahamalar bayrağını taşıyan geminin İsrailli bir şirket tarafından kiralandığını bildirdi.

Ancak gemide İsrailli olmadığı ve geminin, güneye doğru yola çıkmak üzere 4 gün önce Mısır’ın Port Said limanından ayrıldığı bilgisi verildi.



Erdoğan, Trump ile Suriye'deki durum ve Barış Konseyi hakkında görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
TT

Erdoğan, Trump ile Suriye'deki durum ve Barış Konseyi hakkında görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkiler, Suriye'deki durum, Gazze'deki Barış Konseyi'nin çabaları ve bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan Trump'a, Türkiye'nin ateşkes anlaşmasını ve Kürtlerin Suriye devletine entegrasyonunu ABD ve Suriye yetkilileriyle iş birliği içinde yakından takip ettiğini bildirdi.

Erdoğan, telefon görüşmesinde, Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında Suriye'de varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının tam olarak uygulanmasının gerekliliğini vurguladı.


Trump: Bir başka ABD donanma filosu daha İran'a doğru ilerliyor

ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
TT

Trump: Bir başka ABD donanma filosu daha İran'a doğru ilerliyor

ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, bir başka Amerikan “savaş filosunun” İran'a doğru yola çıktığını ve Tahran'ın Washington ile bir anlaşmaya varmasını umduğunu söyledi.

Trump konuşmasında, “Şu anda İran'a doğru güzelce seyreden bir başka muhteşem deniz filosu var” dedi. “Umarım bir anlaşmaya varırlar” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi birkaç kaynağa göre Trump, İran hükümetinin konumunun zayıfladığını gösteren çeşitli ABD istihbarat raporları aldı. Raporlar, İran hükümetinin iktidar üzerindeki kontrolünün, 1979 devriminde Şah'ın devrilmesinden bu yana en zayıf noktasına ulaştığını öne sürüyor. Raporlara göre, geçen yılın sonlarında patlak veren protestolar, özellikle yetkililerin Yüksek Lider Ali Hamaney'e destek kaleleri olarak gördüğü bölgelere yayılmasının ardından, İran hükümetinin bazı unsurlarını sarstı.

Protestolar yatışmış olsa da hükümet zor durumda kalmaya devam ediyor. İstihbarat raporları, protestoların yanı sıra İran ekonomisinin tarihi düzeyde bir zayıflık yaşadığını defalarca vurguladı. Ekonomik zorluklar, aralık ayı sonlarında sponten protestolara yol açtı. Ocak ayında gösteriler yaygınlaşırken, İran hükümeti ailelerin karşı karşıya olduğu mali zorlukları hafifletmek için çok az seçeneği olduğunu fark etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yetkililer sert baskıya başvurdu ve bu bu sert baskı halkın büyük bir bölümünü yönetime daha da yabancılaştırdı.

ABD ordusu bölgedeki güçlerini takviye ediyor, ancak Trump yönetiminin hangi adımları atacağı hala belirsizliğini koruyor.

ABD ordusu bölgedeki güçlerini artırıyor, ancak Trump yönetiminin hangi adımları atabileceği belirsiz.


Washington ve Tahran zorlu bir seçimin eşiğinde

İranlı bir kadın, Tahran'ın merkezindeki Enghelab (Devrim) Meydanı'nda, devasa bir Amerikan karşıtı pankartın yakınından geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'ın merkezindeki Enghelab (Devrim) Meydanı'nda, devasa bir Amerikan karşıtı pankartın yakınından geçiyor (EPA)
TT

Washington ve Tahran zorlu bir seçimin eşiğinde

İranlı bir kadın, Tahran'ın merkezindeki Enghelab (Devrim) Meydanı'nda, devasa bir Amerikan karşıtı pankartın yakınından geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'ın merkezindeki Enghelab (Devrim) Meydanı'nda, devasa bir Amerikan karşıtı pankartın yakınından geçiyor (EPA)

Washington ve Tahran, karşılıklı uyarıların artması ve ABD Merkez Komutanlığı'nın operasyon bölgesine USS Abraham Lincoln uçak gemisinin varışının ardından, olası bir askeri harekatın önünü açan zorlu seçimler aşamasına yaklaşıyor.

İran hükümeti sözcüsü Fatıma Muhacerani dün “tüm seçeneklerin masada olduğunu” belirterek, “hükümetin önceliğinin diplomasi olmakla birlikte tam hazırlıklı olmayı sürdürmek olduğunu” vurguladı.

Devlet televizyonu daha sonra, denizaltı füze tünellerinde fırlatılmaya hazır uzun menzilli seyir füzelerini göstererek, bunu "deniz altındaki gizli mermi" olarak tanımladı. Fars Haber Ajansı, İslam Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısının Hürmüz Boğazı'nın hava sahası, yüzeyi ve deniz altı katmanlarının tamamen kontrol altında olduğunu doğruladığını ve herhangi bir savaşın İran'ın durdurulamaz ilerlemesiyle karşılanacağı uyarısında bulunduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir telefon görüşmesi yaptı ve Tahran'ın savaşı önleyecek her türlü yolu memnuniyetle karşıladığını vurguladı.

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın pazartesi akşamı Axios'a “İran yakınlarında büyük bir filo” olduğunu söylemesinin ardından geldi, ancak Trump, Tahran'ın “anlaşma yapmak istediğini” ifade ederek müzakerelere de işaret etti.

Washington, insan hakları örgütlerine göre binlerce kişinin ölümüne yol açan rejim karşıtı protestolara yönelik baskılara yanıt olarak Tahran'a karşı yeni bir askeri müdahaleyi dışlamadı. Washington Enstitüsü'nün kıdemli araştırmacısı Farzin Nadimi, Şarku'l Avsat’a verdiği demeçte, askeri yığınaklanmanın, diplomatik kanallar başarısız olursa, tam ölçekli bir savaşa sürüklenmeden sınırlı saldırılar için hazırlıklı olunduğunu gösterdiğini belirtti.