İsrail halkı 7 Ekim sonrası sağa kaydı

Savaş İsraillileri sağa doğru itiyor. Halkın üçte biri Gazze’deki yerleşkelerin yeniden inşasını destekliyor. Yüzde 58 yeni seçim yapılmasını ve yüzde 19 Netanyahu’nun kalmasını destekliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mateh Asher Bölge Konseyi’ndeki Regba kontrol merkezinde kuzey cephe hattı konseylerinin başkanlarıyla bir araya geldi (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mateh Asher Bölge Konseyi’ndeki Regba kontrol merkezinde kuzey cephe hattı konseylerinin başkanlarıyla bir araya geldi (DPA)
TT

İsrail halkı 7 Ekim sonrası sağa kaydı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mateh Asher Bölge Konseyi’ndeki Regba kontrol merkezinde kuzey cephe hattı konseylerinin başkanlarıyla bir araya geldi (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mateh Asher Bölge Konseyi’ndeki Regba kontrol merkezinde kuzey cephe hattı konseylerinin başkanlarıyla bir araya geldi (DPA)

İsrail’de yapılan bir kamuoyu anketi, kamuoyunun büyük bir kesiminin, ordunun Gazze savaşında kazanımlar sağladığına ikna olmaya başladığını ve bu savaşın, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Siyonist yerleşim yerlerini yeniden inşa etme arzusunu canlandırdığını gösterdi. İsraillilerin yaklaşık üçte biri savaştan sonra siyasi tutumlarının daha aşırı hale geldiğini söyledi. Çoğunluk ise ateşkesin ardından yeni seçimlerin yapılması gerektiğini savunuyor.

İsrail’de yayın yapan Kanal 12 için Midgham Merkezi tarafından gerçekleştirilen ankete göre İsraillilerin yüzde 44’ü, savaşın sonunda Gazze’de Siyonist yerleşim yerlerinin yeniden inşasını destekliyor. Ankete katılanların yüzde 39’u buna karşı olduklarını belirtirken, yüzde 17’si ise bu sorunun cevabını bilmediklerini ifade etti.

İsrail’de savaştan sonra yeni seçim yapılıp yapılmayacağı sorulduğunda, ankete katılanların yüzde 58’i, yeni seçim yapılması gerektiği cevabını verdi. Yüzde 19’u ise, 7 Ekim’deki saldırıda ortaya çıkan başarısızlıklara rağmen Binyamin Netanyahu liderliğindeki mevcut hükümetin devam etmesini desteklediklerini söyledi. Sadece yüzde 13’ü yeni seçim yapılmadan, Netanyahu’nun yerine Likud liderlerinden birinin başkanlığında alternatif bir hükümet kurulmasını desteklediğini belirtirken, yüzde 10’u ise bu sorunun cevabını bilmediğini dile getirdi.

İsrail’in Gazze’de kalması

Savaşın sonunda Gazze’de ne olması gerektiği sorulduğunda yüzde 32’lik kesim, İsrail’in Gazze Şeridi’nde kalıcı olarak kalması ve buradaki Yahudi yerleşimini yenilemesi gerektiği yanıtını verdi (muhaliflerin yüzde 13’üne kıyasla kendilerini Netanyahu destekçisi olarak tanımlayanların yüzde 53’ü bu görüşe destek verdi). Yüzde 30’luk kesim ise Gazze Şeridi’nin uluslararası bir kuruluşun kontrolüne verilmesini desteklediğini ifade etti (muhaliflerin yüzde 49’una kıyasla kendilerini Netanyahu destekçisi olarak tanımlayanların yüzde 19’u, bu görüşü destekledi). Ankete katılanların yüzde 14’ü, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde tam kontrol sahibi olmasını desteklediğini belirtirken, yüzde 10’u da Gazze Şeridi’nin Filistin Yönetimi’nin kontrolüne geçmesini desteklediğini söyledi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri araçları (Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri araçları (Reuters)

Gazze Şeridi’nde yerleşim yerlerinin yenilenmesinin desteklenmesi veya reddedilmesine ilişkin bir soruya yanıt olarak, sağcı destekçilerin yüzde 60’ı ve merkez sol seçmenlerin yüzde 16’sı da dahil olmak üzere İsraillilerin yüzde 44’ü, Gazze’de yeniden yerleşimi desteklediğini söyledi. Yüzde 17’si bu sorunun cevabını bilmediğini belirtirken, yüzde 39’u Gazze’ye yeniden yerleşime karşı çıktı.

Daha sağcı ve solcu

Anket katılımcılarına savaştan sonra daha sağcı mı yoksa solcu mu oldukları ya da siyasi konumlarını değiştirip değiştirmedikleri soruldu. Ankete katılanların yüzde 36’sı daha sağcı olduklarını söylerken, yüzde 6’sı daha ​​solcu olduklarını belirtti ve yüzde 53’ü Gazze savaşı sonrasında tutumlarında bir değişiklik olmadığını ifade etti. Netanyahu blokunun seçmenlerinin yüzde 55’i, rakiplerinin yüzde 22’sine kıyasla daha sağcı olduklarını söyledi. Kendisini sağcı olarak tanımlayanların yüzde 52’si tutumunu değiştirerek daha aşırıya kaçarken, merkez sol seçmenlerin yalnızca yüzde 10’u daha sağcı hale geldiğini söyledi.

9 Kasım’da Tel Aviv’deki bir polis merkezi önünde İsrail’deki Arap toplumunun liderlerinin tutuklanmasını reddeden bir protesto (AFP)
9 Kasım’da Tel Aviv’deki bir polis merkezi önünde İsrail’deki Arap toplumunun liderlerinin tutuklanmasını reddeden bir protesto (AFP)

Anket, İsraillilerin savaştan sonra İsrail’de olması gereken önceliklere ilişkin tutumunu da inceledi. Yüzde 19’luk kesim, mevcut hükümetin, başarısızlığına rağmen iktidara devam etmesi gerektiğini söyledi (Bu oran Netanyahu bloğu seçmenlerinde yüzde 38, sağcı seçmenlerde ise yüzde 27). Öte yandan ankete katılanların yüzde 13’ü başka bir Likud üyesinin başkanlığında alternatif bir hükümet kurulmasını destekliyor (sağcı destekçilerin yüzde 27’si ve Netanyahu bloku seçmenlerinin yüzde 18’i). İsraillilerin yüzde 58’i ise Gazze savaşının ardından İsrail’de yeni seçimlerin yapılmasını desteklerken, bu sorunun cevabını ise bilmediklerini söyledi.

Netanyahu taraftarı seçmenlerin yüzde 31’i, yeni seçimlerin yapılmasını destekliyor. Aynı şekilde sağcı seçmenlerin yüzde 48’i, yeni seçimlerin yapılmasını desteklerken, Netanyahu karşıtı kamptaki seçmenlerin yüzde 83’ü ve merkez sol partilerin seçmenlerinin yüzde 78’i yeni seçimlerin yapılmasını destekliyor.



Hegseth: İran savaşı bir bataklık değil eleştiriler Tahran’a propaganda zaferi sağlıyor

Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
TT

Hegseth: İran savaşı bir bataklık değil eleştiriler Tahran’a propaganda zaferi sağlıyor

Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Kongre’deki bazı Demokratları ve Cumhuriyetçileri İran savaşı hakkındaki açıklamaları nedeniyle sert sözlerle eleştirdi. Hegseth, Kongre Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yaptığı konuşmada, “Bu aşamada Amerika Birleşik Devletleri’nin karşı karşıya olduğu en büyük ve en tehlikeli tehdit, Kongre’deki bazı Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçilerden gelen pervasız, zayıf ve yenilgici açıklamalardır” dedi.

Hegseth, Demokratların eleştirilerine yanıt vererek İran savaşının “bir bataklık” olarak nitelendirilmesini reddetti ve bu tür söylemlerin Tahran’a “propaganda zaferi” kazandırdığını savundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusunda “diğer başkanlardan farklı olarak cesaret gösterdiğini” belirten Hegseth, Trump’ın bu konuda “kararlı” olduğunu vurguladı.

fdv
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Kaine, 29 Nisan 2026'da bir kongre oturumunda (AFP)

Yasa koyuculara çatışmanın üzerinden yalnızca iki ay geçtiğini hatırlatarak, ABD’nin Irak, Afganistan ve Vietnam savaşlarının uzun sürelerine dikkat çeken Hegseth, “Amerikan halkının güvenliği için varoluşsal bir mücadeleden sadece iki ay sonra, İran’ın nükleer bomba sahibi olmasına izin veremeyiz. Bu görevle gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde kıdemli Demokrat üye Adam Smith’e yanıt olarak geldi. İran savaşının başlangıcından bu yana Kongre’de yapılan ilk açık oturumda Hegseth’e Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve Savunma Bakanlığı Finans Müsteşar Vekili Jules Hurst de eşlik etti. Hurst, İran savaşının maliyetinin şu ana kadar 25 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Demokratlardan sert eleştiriler

Demokratlar, savaşın başlamasından bu yana geçen sürede yönetimin stratejisini sert şekilde eleştirdi. Adam Smith, yönetimin askeri stratejisini “gerçekçilik” olarak tanımlamasını eleştirerek, bunun “dünyaya mümkün olduğunca fazla güç ve baskı uygulamak üzerine kurulu bir yaklaşım” olduğunu söyledi.

sdgtrbgb
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, İran savaşına karşı eleştirel bir tutum sergiliyor (AFP)

Smith, ABD’nin Orta Doğu’da İran’a karşı “tam ölçekli bir savaş başlattığını” belirterek bunun gerçekçilikle bağdaşmadığını savundu. Savaşın bölgesel etkilerine değinen Smith, 13 Amerikan askerinin öldüğünü ve yüzlercesinin yaralandığını ifade etti. Ayrıca binlerce sivilin hayatını kaybettiğini, çok sayıda ülkenin çatışmaya dolaylı olarak dahil olduğunu söyledi.

Smith, savaşın ekonomik etkilerine de dikkat çekerek ABD’de benzin fiyatlarının bir doların üzerinde arttığını, gübre ve gıda fiyatlarında da artış beklendiğini dile getirdi.

“Gerçekçilik” ve strateji tartışması

Smith, yönetimin “gerçekçilik” tanımını eleştirerek, bunun İran’ı dönüştürmeyi hedefleyen geniş çaplı bir savaş anlamına geldiğini söyledi. İran’ın nükleer programının hâlâ varlığını sürdürdüğünü, balistik füze kapasitesinin devam ettiğini ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyetinin bulunduğunu belirtti.

“Plan nedir?” diye soran Smith, sadece taktiksel başarıların yeterli olmadığını, stratejik bir hedefin bulunmadığını savundu.

Savunma bütçesi ve “güç yoluyla barış” yaklaşımı

Pentagon yetkilileri ayrıca 2027 savunma bütçesini ele aldı. Hegseth, 1,5 trilyon dolarlık bütçenin ABD’nin ulusal savunmasını güçlendirecek yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Hegseth, Trump yönetiminin stratejisinin “gerçekçilik” ve “güç yoluyla barış” ilkesine dayandığını belirterek, ABD’nin amacının savaşı önlemek olduğunu ifade etti. “Barış istiyoruz ama savaşa da hazır olmalıyız” dedi.

sdrfg
Trump ve Hegseth, 6 Nisan 2026'da Kongre oturumu için Beyaz Saray'da (DPA)

ABD’nin uzun yıllardır “rejim değiştirme ve ulus inşa etme” gibi stratejilerle meşgul olduğunu söyleyen Hegseth, Trump’ın bu yaklaşımı değiştirdiğini vurguladı.

NATO’ya eleştiri

Hegseth ayrıca NATO müttefiklerini de eleştirerek, bazı ülkelerin İran’a karşı ABD operasyonlarını yeterince desteklemediğini söyledi. Avrupa ülkelerinin bölgedeki enerji bağımlılığına rağmen daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti ve “Bu kabul edilemez, not ediyoruz” dedi.


İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
TT

İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)

İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin, ülkesinin zor bir dönemden geçen Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu belirterek, Washington ile Tahran arasında yürütülecek müzakerelerin sürdürülmesinin bölgesel barış ve istikrar açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

Şarku’l Avsat gazetesine konuşan Parmelin, ABD-İran-İsrail hattındaki gerilimin etkilerine değinerek, “Bölgedeki mevcut güvenlik durumu gündemin ilk sırasında yer aldı. Bu zor dönemde İsviçre’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğunu ifade ettim. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sergilediği bilgelik ve itidali takdir ettim. Aynı zamanda barış ve istikrar için müzakere yoluyla diplomatik çözüm çabalarının desteklenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık” dedi.

Parmelin, 22-23 Nisan tarihlerinde Cidde’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 70. yılı vesilesiyle yapıldığını belirterek, ziyaretin siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Ziyarete Ekonomik İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Helene Budliger Artieda ile birlikte İsviçre’nin önde gelen sektörlerini temsil eden üst düzey bir ticari heyetin eşlik ettiğini ifade etti.

Stratejik iş birliğini derinleştirme

Parmelin, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerde, belirsizliklerin arttığı küresel ortamda ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandıklarını belirtti. Lojistik, temel emtialar, finansal hizmetler ve sigorta gibi stratejik alanlarda iş birliğini derinleştirme fırsatlarının ele alındığını kaydetti.

Ziyaret kapsamında düzenlenen ekonomik yuvarlak masa toplantısına da değinen Parmelin, toplantıya Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Fahd bin Abdulcelil Al Seyf ile birlikte başkanlık ettiğini ve her iki ülkeden kamu ve özel sektör temsilcilerinin katıldığını söyledi. Bu toplantının somut iş birliği alanlarını belirlemek ve şirketler arasındaki bağları güçlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Parmelin ayrıca, Suudi Arabistan ile yeni ikili yatırım koruma anlaşmasının imzalanmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, anlaşmanın yatırımcılar için hukuki güveni artırmayı ve ekonomik iş birliği koşullarını güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı. İmza törenine Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan’ın da katıldığını kaydetti.

İkili ilişkiler ve ekonomik iş birliği

İsviçre ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin 70 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu belirten Parmelin, bu ilişkilerin karşılıklı saygı, düzenli diyalog ve artan ekonomik bağlar temelinde geliştiğini söyledi. Ortaklığın, istikrar, açık piyasalar ve kurallara dayalı uluslararası iş birliği gibi ortak çıkarlar üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Ekonomik iş birliğinin ilişkilerin merkezinde yer aldığını vurgulayan Parmelin, yaklaşık 200 İsviçreli şirketin Suudi Arabistan’da ilaç, makine, mühendislik, teknoloji, lojistik ve finans gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’daki fırsatlara da değinen Parmelin, Suudi Arabistan Vizyon 2030 kapsamında özellikle turizm, araştırma, inovasyon, sürdürülebilir altyapı, ileri üretim ve mesleki eğitim alanlarında İsviçre’nin önemli katkılar sunabileceğini ifade etti.

Parmelin, iki ülkenin ortak ekonomik komite toplantıları, mali diyalog ve siyasi istişareler yoluyla iş birliğini kurumsal düzeyde geliştirdiğini belirterek, çok taraflı platformlarda da yakın iş birliği yürütüldüğünü söyledi.

İsviçre-Suudi Arabistan ilişkilerinin geniş kapsamlı ve ileriye dönük olduğunu vurgulayan Parmelin, mevcut ve yeni sektörlerde iş birliğini artırmak için önemli fırsatlar bulunduğunu sözlerine ekledi.


Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
TT

Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)

Nijerya’nın güneyindeki Ekiti eyaletinde kimliği belirsiz silahlı kişiler bir kiliseye baskın düzenleyerek papazı öldürdü, çok sayıda ibadet edeni ise bilinmeyen bir yere kaçırdı. Olay, yerel kaynaklar tarafından doğrulanırken, polis yetkilileri de daha sonra saldırıyı kabul etti.

Saldırı, salı akşamı İda-Onyo Ekiti kasabasında, açık alanda düzenlenen ayin sırasında meydana geldi. Silahlı kişiler kilise avlusuna girerek dini törene liderlik eden papaza doğrudan ateş açtı.

Yerel kaynaklara göre saldırganlar, kalabalık bir grup halinde kasaba dışındaki toplanma alanına baskın gerçekleştirdi. Açılan ateş sonucu papaz olay yerinde yaşamını yitirirken, çok sayıda ibadet eden zorla kasaba çevresindeki ormanlık bölgeye götürüldü.

“Yaşlılar ve çocuklar da kaçırıldı”

Şarku’l Avsat’ın Vanguard gazetesinden aktardığı habere göre ağır silahlı saldırganlar birkaç dakika boyunca bölgede kaldıktan sonra kurbanlarını ormana götürdü. Saldırıdan kurtulan görgü tanıkları, kaçırılanlar arasında yaşlılar ve çocukların da bulunduğunu belirtti. Tanıklar, “Kasabaya kalabalık şekilde ve ağır silahlarla girdiler” ifadelerini kullandı.

rvfed
Amerikalı bir asker, Nijerya’daki Bagaçi kampında Nijeryalı askerleri eğitirken (Arşiv – Reuters)

Gazete, olayla ilgili yerel polisle iletişime geçmeye çalıştığını ancak çabaların sonuçsuz kaldığını, polis sözcüsü Sunday Abutu’nun arama ve mesajlara çarşamba sabahına kadar yanıt vermediğini aktardı.

Yerel kaynaklar kasabada “kaos ve panik” yaşandığını bildirirken, bir görgü tanığı saldırıyı “korkunç ve ani” olarak nitelendirdi.

Güvenlik güçleri bölgede

Üst düzey bir eyalet yetkilisi ve güvenlik komitesi üyesi, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla saldırıyı doğruladı. Yetkili, güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edildiğini ve saldırganların peşine düştüğünü belirterek, kaçırılanların sağ salim kurtarılacağına inandığını söyledi.

rtthyth
Silahlı gruplar tarafından kaçırılan Hristiyanlar, Komin Wali’den döndükten sonra Kaduna eyaletine ulaştı (AP)

Yetkili, “Evet, bugün (salı) İda-Onyo’da bazı ibadet edenler kaçırıldı. Güvenlik güçleri olayı yakından takip ediyor ve saldırganları arıyor” dedi. Ancak kaçırılanların sayısına ilişkin bilgi verilmedi.

Dini hassasiyet ve tartışmalar

Kiliselerin hedef alınması ve Hristiyanların kaçırılması, Nijerya’da hassasiyet yaratan bir konu olmaya devam ediyor. Özellikle Donald Trump’ın Nijerya yönetimini Hristiyanları korumakta yetersiz kalmakla suçlaması ve “soykırım” iddiasını gündeme getirmesi tartışmaları artırmıştı.

gtrth
Nijerya’daki Boko Haram terör örgütüne ait unsurlar Dolaşımda olan görsel)

Nijerya hükümeti ise bu suçlamaları reddederek ülkedeki çatışmaların dini temelli olmadığını savunuyor. Yetkililer, Boko Haram ve ISWAP gibi örgütlerin yanı sıra organize suç şebekelerinin halkı din veya etnik köken ayrımı gözetmeden hedef aldığını belirtiyor.

Hükümet ayrıca, özellikle kuzeydoğuda yoğunlaşan saldırılarda Müslümanların da başlıca mağdurlar arasında yer aldığını vurguluyor.

Karmaşık demografik yapı

Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya, karmaşık demografik ve dini yapısıyla dikkat çekiyor. Nüfusu 250 milyonu aşan ülkede, kuzeyde ağırlıklı olarak Müslümanlar, güneyde ise Hristiyanlar yaşıyor.

Ülkedeki güvenlik sorunları yalnızca dini boyutla sınırlı değil. Etnik gerilimler de önemli rol oynuyor. Kuzeyde Hausa-Fulani, güney ve güneybatıda ise Igbo ve Yoruba etnik grupları öne çıkıyor.

frthth
12 Nisan’da Borno eyaletindeki Gilli şehrinde yerel pazara düzenlenen hava saldırısının kurbanları (AP)

Özellikle “Orta Kuşak” olarak bilinen bölgede, çoğunluğu Müslüman olan Fulani çobanlarla, çoğunluğu Hristiyan olan çiftçiler arasında toprak ve su kaynakları nedeniyle sık sık çatışmalar yaşanıyor.

İklim değişikliği ve çölleşmenin kuzeyde artmasıyla birlikte çobanların güneye göç etmesi, son yıllarda şiddet olaylarının tırmanmasına yol açarken, bu çatışmalar giderek daha fazla siyasi ve güvenlik boyutu kazanıyor.

rbtrbtr
Nijerya’nın Plateau eyaletinin başkenti Jos’ta gerçekleşen silahlı saldırı yerinde polisler ve siviller (Reuters)