Rehine aileleri Netanyahu’ya baskıyı arttırıyor

Rehine aileleri, takas anlaşmasının kabul edilmesi yönündeki baskıları yoğunlaştırıyor

Netanyahu, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirlerin aileleriyle görüştü (DPA)
Netanyahu, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirlerin aileleriyle görüştü (DPA)
TT

Rehine aileleri Netanyahu’ya baskıyı arttırıyor

Netanyahu, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirlerin aileleriyle görüştü (DPA)
Netanyahu, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirlerin aileleriyle görüştü (DPA)

Hamas hareketinin İsrail’e 7 Ekim’de düzenlediği kapsamlı saldırılarda 239 kişiyi rehin almasının üzerinden 44 gün geçmesine rağmen esir takasında gelişme sağlanmaması İsrail kamuoyunda hayal kırıklığı yaşanıyor. Buna karşılık bazı aileler, esir takas anlaşması yapma yönündeki çabalarını yoğunlaştırdı. Savaş Yönetim Konseyi üyesi Bakanlar Benny Gantz ve Gadi Eizenkot'a, hükümeti bir takas anlaşmasına gitmenin gerekliliği konusunda ikna etme çabalarını iki katına çıkarmaları, bu konuyu öncelikler listesinde en üste koymaları yönünde çağrıda bulundu.

Bu talep, davalarının ihmal edilmesini protesto eden esir ailelerinden oluşan kapsamlı bir heyetin yaptığı toplantı sonrasında kaydedildi. Hükümetin onların acılarını hissetmediğini, ailelerini parçalayacak bir anlaşmanın tamamlanması sürecini engellediğini öne sürdüler. İşin ciddiyetinin farkına varılmadığını vurgulayan aileler, bu seferki rehinelerin savaş sırasında esir alınan askerler değil, esir alınan masum vatandaşlar olduğuna dikkat çekti. Hükümetin bu insanları koruma görevini yerine getiremediğine de değinen aileler, ilki Hamas üyelerinin eline düşmeleri, diğeri ise kurtarılmamaları olmak üzere iki kere cezalandırılmalarının mantıklı olmadığını ifade etti.

Foto: Hamas ile yapılan anlaşma kapsamında İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik görüşmeler (Reuters)
 Hamas ile yapılan anlaşmanın odak noktası İsrailli rehinelerin serbest bırakılması (Reuters)

Cumartesi ve Pazar gecesi 25 binden fazla İsraillinin katıldığı, beş gün boyunca Tel Aviv’den Kudüs’e yürüyüşün gerçekleştirildiği etkinlikte esirlerin aileleri kapsamlı bir halk desteğiyle karşılandı. Etkinliğe katılanlar, daha sonra ise başka bir etkinliğe katılmak için Tel Aviv'e döndü. Dayanışma amacıyla ülke genelinde 20 farklı alanda protesto gösterileri düzenlendi. Bu gösterilerin bir kısmında savaşı uzatmak ve iktidarda kalmak amacıyla anlaşmayı geciktirmekle suçladıkları Başbakan Netanyahu'nun görevden alınması yönünde talepler yükseldi.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, takas anlaşmasına ilişkin taslağın geçtiğimiz Salı günü itibariyle tamamlandığını, ancak İsrail hükümetinin ordunun baskısı altında anlaşmayı onaylamadığını belirtti. O zamandan bu yana hükümetin İsrailli esirler ile ilgilenmediğini düşünen aileler ise çocuklarının hayatının tehlikeye gireceğinden korkuyor.

İsrailli esirlerin aileleri Tel Aviv'de gösteri düzenledi (AFP)
İsrailli esirlerin aileleri Tel Aviv'de gösteri düzenledi (AFP)

Kaynaklar, anlaşmanın beklemede olduğunu söylüyor. İki taraf arasında arabuluculuk yapan Katar hükümetinin bir sözcüsü, anlaşmanın tamamlanmasını engelleyen küçük teknik ve lojistik anlaşmazlıkların bulunduğunu söyledi. Hamas, ateşkesin 5 günü boyunca İsrail’e ait insansız hava araçlarının uçmayı bırakmasını talep ediyor. Böylece bir anlaşmaya varılması durumunda esirlerin serbest bırakılması için tahliye edildiği yerin izlemesini engellemek istiyorlar. Bu talebi reddeden İsrail ise bu uçakların askeri operasyonların nasıl durdurulacağını denetlemek için uçtuğunu iddia ediyor. Ancak kaynaklar, anlaşmanın şartları konusunda hükümet ve ordu arasında anlaşmazlıkların olduğunu belirtiyor. Zirâ İsrailliler, zafer işareti ile Filistinli mahkumların İsrail hapishanelerinden serbest bırakılmasını izlemeye dayanamıyor. Ancak ılımlı bakanlar ise rehinelerin hayatlarının bu tür duygulardan daha önemli olduğunu, ailelerin acılarına bir son vermenin bu duyguların bastırılıp mantıklı düşünmeyi gerektirdiğini söylüyor. Ancak radikal sağcılar, Hamas'a boyun eğip ordu karar verene dek savaşı durdurmanın doğru olmadığına inanıyor. Savaşın rehinelerin hayatına mâl olsa dahi sürdürülmesini istiyor.

Kaynakların Şarku’l Avsat’a aktardığına göre, Hamas ilk olarak 5 günlük ateşkese karşılık 53'ü anne ve yabancı esir, 34'ü çocuk olmak üzere 87 esirin serbest bırakılması yönünde bir tutum sergiliyor. İsrail hapishanelerinde aralarında çocukların, kadınların ve kronik hastaların da bulunduğu yaklaşık 200 Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını istiyor.

İsrail tarafında ise anlaşmanın Hamas'tan yeni taleplerin gelmesi nedeniyle reddedildiğinden söz ediliyor. İsrail medyası anlaşmanın İsrail savaş kabinesi içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle ertelendiğini doğruluyor.

İsrailli rehinelerin aileleri Lahey'de basın toplantısı düzenledi (EPA)
İsrailli rehinelerin aileleri Lahey'de basın toplantısı düzenledi (EPA)

İsrail gazetesi Maariv'in askeri ilişkiler analisti Tal Lev Ram, Pazar günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun güçlerini Gazze’nin diğer bölgelerine doğru ilerletmeye çalıştığına dikkat çekti. Artık ordu liderliğinin, Gazze’nin güneyinde ilerlemeye devam etme arzusu ile kaçırılanların serbest bırakılmasına yönelik müzakerelerdeki ilerleme arasındaki krizi yönetmesi gerektiğine değinen Ram, “Zaman İsrail'in lehine değil. Bu, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, bilhassa Gazze’de Hamas'a karşı elde edilen askeri başarılarla bağdaşmıyor. Ordu, ateşkesten sonra savaşa devam edebilmeyi garanti altına almak istiyor” ifadelerini kullandı.

Yediot Ahronot gazetesinin askeri analisti Yossi Yehoşua ise Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin tutumlarını benimsiyor. İkili, esir takası anlaşmasının şartlarını iyileştirmek ve İsrailli esir sayısını artırmak için İsrail'in Gazze’deki saldırısı yoğunlaştırılması, Hamas'ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'a daha fazla baskı uygulanması gerektiğini vurguluyor. Yehoşua, bu müzakerelerde karar verecek kişinin Sinvar olduğunu itiraf ediyor.

İsrailli esirlerin aileleri, serbest bırakılmalarını talep eden posterler hazırlıyor (Reuters)
İsrailli esirlerin aileleri, serbest bırakılmalarını talep eden posterler hazırlıyor (Reuters)

Haaretz gazetesinin askeri analisti Amos Harel, savaş kabinesinde esir takası anlaşmasına dair anlaşmazlıkların olduğuna dikkat çekiyor. Gantz ve Eizenkot'un, İsrail'in esirler arasında kurtarılabilecek olanları bir an önce kurtarmak için bu fırsattan yararlanmak zorunda olduğunu söylediğine değinen Harel, zirâ aksi takdirde hayatları için bariz bir tehlikenin söz konusu olacağını belirtiyor. Gallant ve Halevi ise artık ateşkes için durmanın uygun olmadığını, Hamas üzerindeki askeri baskının yoğunlaştırılması gerektiğini iddia ediyor. Zirâ Sinvar'ın başka tavizler vermesinin ancak bu şekilde mümkün olacağını ifade ediyor. Harel aynı zamanda, “Bu anlaşmazlıkla ilgili nihai bir tutum belirlemeyen Netanyahu, iç siyasi meselelerle meşgul. Bakanlar Itamar Ben Gvir ve Bezalel Smotrich tarafından kuşatılmaktan korkuyor” vurgusunda bulunuyor.



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.