Fransa, Gazze savaşıyla ilgili siyasi zayıflığını insani girişimlerle mi telafi ediyor?

Macron, bölgedeki liderlerle temaslarını yoğunlaştırsa da ufukta herhangi bir siyasi girişim varmış gibi görünmüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsviçre'deki Lozan Üniversitesi'nde düzenlenen bir konferansta AB hakkında konuştu, 16 Kasım 2023 (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsviçre'deki Lozan Üniversitesi'nde düzenlenen bir konferansta AB hakkında konuştu, 16 Kasım 2023 (EPA)
TT

Fransa, Gazze savaşıyla ilgili siyasi zayıflığını insani girişimlerle mi telafi ediyor?

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsviçre'deki Lozan Üniversitesi'nde düzenlenen bir konferansta AB hakkında konuştu, 16 Kasım 2023 (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsviçre'deki Lozan Üniversitesi'nde düzenlenen bir konferansta AB hakkında konuştu, 16 Kasım 2023 (EPA)

Yedinci haftasına giren Gazze savaşının mağdurlarına insani yardım gönderme kararı alan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Batı ülkelerinin liderleri arasında bu alanda adım atan tek isim gibi görünüyor. Macron, pazar günü Mısır Cumhurbaşkanı, Katar Emiri, Filistin Devlet Başkanı ve İsrail Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmelerinden ve Elysee Sarayı'nın bu görüşmelerle ilgili yaptığı açıklamaların ardından, dün X platformu (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, Gazze’ye insani yardımın mümkün olduğu kadar hızlı ve güvenli bir şekilde ulaşması ve bir ateşkes anlaşmasıyla sonuçlanacak acil bir insani ateşkesin ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.

Macron’un Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı'nın, İsrail Başbakanı’ndan dikkatini Gazze'deki mevcut askeri operasyonların neden olduğu insani felakete ve çok sayıda sivil can kaybına çektiği bildirildi. Açıklamaya göre Macron telefon görüşmesinde ayrıca, ‘teröristlerle siviller arasında ayrım yapılmasının ve sivillere koruma sağlanmasının gerektiğini’ vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı dün X hesabından yaptığı paylaşımda tıpkı telefon görüşmeleriyle ilgili Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamalarda olduğu gibi, ülkesinin 9 Kasım’da Paris'in ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası konferanstan başlayarak, Gazzeli sivillerin yararına başlattığı insani girişimlere ilişkin detaylardan bahsetti. Söz konusu konferansta uluslararası kuruluşlardan ve Avrupa Birliği'nden (AB), Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ve Kızılhaç gibi Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarına ve sivil toplum kuruluşlarına bir milyar doların üzerinde yardım sağlandı. Macron, açıklamasında daha önce gönderilen 100 ton insani yardımın yanı sıra bölgeye önümüzdeki hafta 10 ton tıbbi yardım taşıyan Fransa Hava Kuvvetleri’ne ait bir uçak gönderme kararı aldığını belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı, tıbbi yardım içinde yaklaşık 500 yaralının tedavisi için yeterli olacak iki mobil sağlık biriminin olduğunu kaydetti. Macron, aynı zamanda içinde 40 yatak kapasiteli bir hastanenin olduğu bir amfibi helikopter gemisinin önümüzdeki günlerde Mısır'a ulaşacağını ifade etti.

Fransız lider, amfibi helikopter gemisinin kritik vakaların tedavisinin yapılması ve yaralı sivillerin gerekirse yakınlardaki hastanelere götürülmesini kolaylaştırmak amacıyla gönderildiğini söyledi.

Ülkesinin, ‘yararlı ve gerekli olması halinde’ Fransa'da acil bakıma ihtiyaç duyan yaralı Gazzeli çocukların tedavisi için başta hava taşımacılığı olmak üzere mümkün olan tüm araçları seferber ettiğini söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesindeki hastanelerde 50'ye kadar hastayı kabul edecek şekilde gerekli düzenlemelerin yapıldığını da sözlerine ekledi.

Gazze Şehri'ndeki Şifa Hastanesi'nden bir grup yeni doğmuş bebeğin Mısır'a nakledilmeleri için hazırlayan bir hemşire (AP)
Gazze Şehri'ndeki Şifa Hastanesi'nden bir grup yeni doğmuş bebeğin Mısır'a nakledilmeleri için hazırlayan bir hemşire (AP)

Paris'teki siyasi kaynaklara göre Fransa’nın attığı bu adımda, siyasi olarak açıkça zayıf kalması karşısında insani yönlere odaklanması ve bu alanda yaptıklarını öne çıkarması dikkati çekiyor. Bunun aynı zamanda Fransa'nı Ortadoğu'daki olayların gidişatında etkisinin azaldığını ve Avrupa'da kolektif eylemin olmadığının bir göstergesi olduğunu vurgulayan kaynaklar, Paris'in siyasi yöndeki zayıflığını insani boyuta odaklanarak telafi etmeye çalıştığını, ancak sivillerin çektikleri sıkıntıları hafifletmek için insani çalışmaların önemine rağmen siyasi çalışmanın yerini alamayacağını düşünüyorlar.

Gerek Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı düzeyinde gerekse cumhurbaşkanlığı düzeyinde olsun, Fransa diplomasisinin performansına ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulunan aynı kaynaklar, öncelikle Netanyahu ile yapılan görüşmede Macron'un Netanyahu’nun ‘dikkatini’ çok sayıda sivil can kaybına çekmesini ‘zayıf bir dil’ olarak gördüler. Paris’in İsrail’i Gazze’de yaptıkları karşısında ne eleştirdiğini ne de kınadığını hatırlatan kaynaklar, bunun yerine Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı'na göre Gazze’de öldürülenlerin sayısının en az 5 bini çocuk olmak üzere 12 bini aştığı gerçeğine dikkat çekmekle yetindiğinin altını çizdiler.

Macron'un kullandığı dil, son olarak pazar günü Gazze’de olanlar karşısında üzüntüsünü dile getiren BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk'un da aralarında bulunduğu uluslararası kuruluşların yetkililerinin kullandığı dilden ne kadar uzak görünüyor. Turk, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ordusunun bazı eylemlerinin savaş suçu teşkil edebileceğine işaret ederek “Gazze'de son 48 saat içinde yaşanan korkunç olaylar inanılır gibi değil” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Macron, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'la yaptığı telefon görüşmesinde, bölge ülkelerinin liderleriyle yaptığı görüşmelerde yaptığı gibi, ‘Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği terör saldırılarını kesin ve mümkün olan en sert şekilde kınaması gerektiğini’ hatırlattı. Buna karşın uygulamaları uluslararası insancıl hukuku ve savaş yasalarını ne kadar ihlal ederse etsin İsrail'i kınamak hala çok zor.

Ürdün tarafından gönderilen ve dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaşan sahra hastanesinin bileşenlerini taşıyan yardım konvoyu (AFP)
Ürdün tarafından gönderilen ve dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaşan sahra hastanesinin bileşenlerini taşıyan yardım konvoyu (AFP)

Macron, dün X platformundan yaptığı açıklamada, Fransa'nın insani ateşkes için ‘elinden gelen her şeyi yaptığını’ vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz hafta İngiltere merkezli televizyon kanalı BBC'ye verdiği röportajda ‘doğrudan’ ateşkese varılması çağrısında bulunmuş, ancak daha sonra geri adım atmıştı. Fransız kaynaklar, Macron’un, bir yandan İsrail'in tepkisi, diğer yandan Fransa'daki Yahudi kuruluşların ‘tutumunu açıklığa kavuşturulmasını’ istemeleri karşısında neden geri adım attığının anlaşılabilir olduğunu düşünüyorlar. Kaynaklar, Macron’un ‘İsrail’i Gazze'de sivillerin ölümüne yol açan bombardımanları durdurmaya ve terörle mücadelenin sivilleri öldürmek anlamına gelmediğini düşünmeye çağırmasının’ İsrail tarafını kızdırdığını eklediler.

Macron, sivilleri hedef almanın hiçbir meşru yanı ve bunu haklı gösterecek bir nedeni olmadığını belirterek, İsrail'i uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeye çağırmıştı. Ancak ertesi gün, İsrail'in kasten sivilleri öldürdüğünü söylemek istemediğini belirterek sözlerini açıklamak ve için İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog ile bir telefon görüşmesi yapmak zorunda kaldı.

Cumhurbaşkanı Macron'un, 15 Kasım’da BM Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından yayınlanan ve acil insani ateşkes çağrısı yapan uluslararası karardan bahsetmeyi reddetmesi, Fransa'nın tutumuyla ilgili açıklaması zor olan bir diğer noktayı oluşturuyor. Söz konusu karar oylanmış gibi davranıp bu kararın ölü bir metin olarak görmek Fransa gibi diğer Batılı ülkeler için de geçerli. BMGK’nın beş daimi üyesinin üzerinde uzlaştığı tek karar da bu. Söz konusu karar İsrail'e yönelik baskıya hukuki ve meşru bir zemin sağlarken başta ABD olmak üzere İsrail'i etkileyebilecek güçte olan taraflar bugüne kadar İsrail'e baskı yapacak ciddi bir çaba sarf etmediler.

Fransa’nın korkmadan ve çekinmeden siyasi olarak eleştirdiği tek konu, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimciler tarafından Filistinlilere uygulanan şiddeti kınamak. Macron, Abbas'la yaptığı görüşmede ‘Filistinli sivillere yönelik şiddet eylemlerini kınadığını’ ifade etti. Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde de ‘Filistinli sivillere yönelik şiddetin artmasından duyduğu derin endişeyi’ dile getiren Macron, Netanyahu’ya ‘şiddetin yayılmasını önlemek ve sükunetini korumak için mümkün olan her şeyi yapması’ çağrısında bulundu.



Ortadoğu'daki petrol krizi Çinli güneş paneli üreticilerine yaradı

Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
TT

Ortadoğu'daki petrol krizi Çinli güneş paneli üreticilerine yaradı

Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)

Bir enerji düşünce kuruluşuna göre, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşıyla tetiklenen enerji krizi, Asya, Afrika ve ötesinde petrol ve doğalgaz alternatiflerine yönelik talebi yükselttiği için Çin'in güneş enerjisi ihracatı martta tek bir ayda ikiye katlanarak rekor seviyeye ulaştı.

Ember'ın belirttiğine göre, ihracat martta 68 gigavata (GW) ulaştı; bu da İspanya'nın tüm güneş enerjisi kapasitesine eşdeğer ve Ağustos 2025'te belirlenen önceki rekoru yüzde 49 oranında aştı.

Düşünce kuruluşunun gümrük verilerine ilişkin analizine göre, aynı ayda en az 50 ülke Çin'den yaptığı güneş enerjisi ithalatında tüm zamanların rekorunu kırarken, 60 ülke de son 6 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Enerji krizinden en çok etkilenen bölgelerde en keskin artışlar görüldü. Afrika'ya ihracat şubata kıyasla yüzde 176 artarak 10 GW'a, Asya'ya ihracat ise ikiye katlanarak yaklaşık 39 GW'a ulaştı; her ikisi de tüm zamanların rekoru oldu.

İki bölge birlikte toplam artışın dörtte üçünü oluşturdu. Hindistan'ın ithalatı yüzde 141, Nijerya'nın yüzde 519, Kenya'nın yüzde 207 ve Etiyopya'nın yüzde 391 artarak, her biri ilk kez tek bir ayda 1 GW'tan fazla güneş enerjisi teknolojisi ithal etti.

Japonya, Avustralya ve AB genelinde de rekorlar kırıldı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ticaret akışlarını muazzam ölçüde etkilemesi nedeniyle Ortadoğu, güneş enerjisi ithalatında artış görmeyen tek bölge oldu.

Ember'dan kıdemli analist Euan Graham, "Fosil yakıt şokları güneş enerjisi yükselişini hızlandırıyor" dedi.

Güneş enerjisi zaten küresel ekonominin motoru haline gelmişti ve artık mevcut fosil yakıt fiyat şokları bunu bir üst seviyeye taşıyor. Ülkeler rekor seviyelerde güneş paneli ithal ediyor ve artan küresel talebi karşılamak için kendi yerli montaj ve üretim kapasitelerini geliştiriyor.

Bu artışın bir kısmı, nisanda yürürlüğe giren ve güneş paneli maliyetlerine yaklaşık yüzde 9 ekleyen Çin ihracat vergi iadesi yasasındaki değişiklikten de kaynaklandı. Yasa değişikliği, son tarihten önce alımlarda bir artışa yol açtı.

Talep sadece bitmiş panellerle sınırlı değildi. Çin dışında giderek daha fazla panel haline getirilen güneş hücreleri ve yonga levhalarının ihracatı, şubattaki seviyelere göre yüzde 108 artarak 36 GW'a ulaştı ve Ekim 2025'ten bu yana ilk kez panel ihracatını geride bıraktı. Panel ihracatı yüzde 91 artarak 32 GW'a yükseldi.

Ülkeler gün içinde üretilen güneş enerjisini akşam kullanmak üzere depolamak istedikçe batarya ihracatı da arttı. Çin'in batarya ihracatı şubata kıyasla yüzde 44 artarak martta 10 milyar dolara ulaştı; özellikle AB, Avustralya ve Hindistan'da güçlü bir talep görüldü.

Temiz enerji altyapısının ölçeği, yanıt verdiği fosil yakıt krizine rakip olmaya başlıyor. Bu hafta yayımlanan Ember'ın 2026 Küresel Elektrik İncelemesi, 2025'te güneş enerjisi üretimindeki rekor büyümenin, geçen yıl Hürmüz Boğazı'ndan yapılan tüm sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatına eşdeğer miktarda doğalgazla çalışan elektriğin yerini almaya yeteceğini ortaya koydu.

Küresel elektrikli araç filosu, 2025'te günlük 1,8 milyon varil petrol talebinin yerini aldı; bu da ABD ham petrol üretiminin yüzde 13'üne eşdeğer.

Independent Türkçe


Pentagon, İran savaşı nedeniyle NATO üyelerine yaptırım uygulanmasını değerlendiriyor

NATO Genel Sekreteri (AFP)
NATO Genel Sekreteri (AFP)
TT

Pentagon, İran savaşı nedeniyle NATO üyelerine yaptırım uygulanmasını değerlendiriyor

NATO Genel Sekreteri (AFP)
NATO Genel Sekreteri (AFP)

Bir ABD’li yetkili, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) içinde dolaşıma giren dahili bir e-postada, Washington yönetiminin İran’la yürütülen savaşta ABD operasyonlarını yeterince desteklemediğini düşündüğü NATO müttefiklerine yönelik cezalandırıcı seçeneklerin ele alındığını bildirdi. Bu seçenekler arasında, İspanya’nın NATO üyeliğinin askıya alınması ve Birleşik Krallık’ın Falkland Adaları üzerindeki talebine ilişkin ABD tutumunun gözden geçirilmesi de yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkili, söz konusu seçeneklerin, bazı müttefiklerin İran savaşı kapsamında ABD’ye askeri erişim, konuşlanma ve hava sahası kullanım hakları tanıma konusunda isteksiz ya da olumsuz bir tutum sergilediği yönündeki hayal kırıklığını yansıtan bir notta detaylandırıldığını belirtti.

Yetkili, e-postada askeri erişim, konuşlanma ve hava sahası kullanım haklarının ‘NATO için asgari düzeyin de altındaki beklenti’ olarak nitelendirildiğini ve söz konusu seçeneklerin Pentagon’un üst düzey kademelerinde tartışıldığını ifade etti.

Aynı yetkiliye göre, e-postada yer alan seçeneklerden biri, ‘uyumsuz’ olarak tanımlanan ülkelerin NATO içindeki önemli ve prestijli görevlerden uzaklaştırılmasını içeriyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yardımcı olmak üzere deniz kuvvetleri göndermedikleri gerekçesiyle NATO üyelerini sert sözlerle eleştirdi. Küresel deniz trafiği açısından kritik öneme sahip boğaz, 28 Şubat’ta başlayan hava savaşının ardından ulaşıma kapanmıştı.

Trump ayrıca ABD’nin NATO’dan çekilme ihtimalini de gündeme getirdi. Reuters’a 1 Nisan’da verdiği röportajda Trump, bu olasılığa ilişkin bir soruya “Benim yerimde olsaydınız siz yapmaz mıydınız?” yanıtını verdi.

Yetkili, söz konusu e-postanın ABD’nin bu adımları mutlaka atacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Söz konusu e-postada, Avrupa’daki ABD üslerinin kapatılmasına yönelik herhangi bir önerinin yer almadığını belirten yetkili, birçok kişinin beklediği üzere ABD’nin Avrupa’daki bazı askerlerini geri çekmesinin seçenekler arasında bulunup bulunmadığına ilişkin ise yorum yapmayı reddetti.

Pentagon’dan konuya ilişkin yorum talebine yanıt veren sözcü Kingsley Wilson, “Başkan Donald Trump’ın da ifade ettiği gibi, ABD’nin NATO müttefikleri için yaptığı onca şeye rağmen, onlar bizim yanımızda durmadı” dedi.

Wilson, açıklamasında, “Savunma Bakanlığı, müttefiklerimizin sadece ‘kâğıttan kaplan’ (görünürde güçlü ancak etkisiz) olmaması ve sorumluluklarını yerine getirmesi için başkana güvenilir seçenekler sunacaktır. Bu konudaki iç değerlendirmelere ilişkin başka bir yorumumuz yok” ifadelerini kullandı.

Analistler ve diplomatlar ise ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın, 76 yıl önce kurulan NATO’nun geleceğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor. Söz konusu gelişmelerin, ABD’nin olası bir saldırı durumunda Avrupalı müttefiklerine destek verip vermeyeceğine dair benzeri görülmemiş endişelere yol açtığı ifade ediliyor.


Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin üç hafta uzatılacağını duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
TT

Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin üç hafta uzatılacağını duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 3 hafta uzatılacağını açıkladı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda “İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 3 hafta süreyle uzatılacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı en kısa zamanda ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kimliğinin gizli kalmasını isteyen ABD'li bir yetkili, başlangıçta Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirilmesi planlanan Lübnan ve İsrail büyükelçileri arasındaki görüşmelerin ‘artık Beyaz Saray'da yapılacağını’ belirterek “Başkan Trump, iki ülkenin temsilcilerini varışlarında karşılayacak” dedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, toplantı sırasında Beyrut'un taleplerinin ateşkesin uzatılması, evlerin yıkımının durdurulması, sivillere, ibadethanelere, gazetecilere, sağlık ve eğitim çalışanlarına yönelik saldırıların sonlandırılması olacağını söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşme ihtimalinin kesinlikle söz konusu olmadığını vurgulayan Avn, “Washington'u ziyaret edip Trump ile görüşerek ona Lübnan'daki durumun gerçeklerini ayrıntılı olarak anlatabilmeyi umuyorum” ifadelerini kullandı.

Hizbullah ile İsrail arasındaki son savaş, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırının ilk gününde İran'ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak Hizbullah'ın İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından 2 Mart'ta patlak verdi.

1948'den beri resmi olarak savaş halinde olan iki ülke, savaşı sona erdirmek amacıyla 14 Nisan'da Washington'da bir görüşme turu düzenledi. Bu, 1993'ten bu yana yapılan ilk görüşmeydi.

Bu görüşmelerden iki gün sonra ABD, Lübnan'da 2 bin 400'den fazla kişinin ölümüne ve 1 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan savaşta 10 günlük bir ateşkes ilan etti.

ergrt
Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad, ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen bir toplantıda, 14 Nisan 2026 (AP)

Perşembe günü gerçekleşmesi planlanan görüşmelere, bir önceki turda olduğu gibi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad katılacak ve ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa da toplantıya eşlik edecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkilinin Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamaya göre bu kez toplantıya ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de katılacak.

Görüşme öncesi Hizbullah ile İsrail birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçladılar.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre perşembe günü İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

İsrail, saldırıların yanı sıra sınır köylerinde patlatma ve yıkım operasyonlarını sürdürüyor ve onlarca köyün sakinlerinin köylerine dönmesini engelliyor.

Buna karşın Hizbullah dün yayınladığı üç açıklamada, Tayyibe kasabasında İsrail askerlerinin toplandığı yerlere yönelik iki saldırı düzenlendiğini ve Mecdel Zun beldesinde bir İsrail keşif uçağının düşürüldüğünü duyurdu. Hizbullah, bu eylemlerin, ‘düşman İsrail’in ateşkesi ve Lübnan hava sahasını ihlal etmesine misilleme’ olarak gerçekleştirildiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz hafta yayınladığı ateşkes anlaşmasının metnine göre İsrail kendisine karşı yürütülen veya planlanan operasyonlara karşı meşru müdafaa hakkını saklı tutuyor.

Lübnanlı resmi bir kaynak çarşamba günü, bu hafta sonu sona erecek olan ‘ateşkesin bir ay süreyle uzatılmasını ve İsrail'in ordusunun bulunduğu bölgelerdeki bombalama ve yıkım operasyonlarını durdurmasını ve ateşkes anlaşmasına uymasını’ talep edeceklerini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott’un o sırada yaptığı açıklamaya göre iki ülke ilk toplantıda “kararlaştırılacak bir yer ve zamanda” doğrudan müzakerelere başlanılması konusunda anlaştı.

Lübnan, eski Washington Büyükelçisi Simon Karam'ı İsrail ile müzakere heyetinin başkanı olarak atadı.