Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Rusya'nın askeri imajı hâlâ eskisi kadar etkileyici mi?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
TT

Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)

Anton Mardasov

Rusya'nın yakın zamanda 2023 Dubai Havacılık Fuarı'na katılımı, Ukrayna'da savaşın patlak vermesinden ve Rus ekonomisine benzeri görülmemiş yaptırımların uygulanmasından bu yana Rus askeri teçhizatının ilk görünüşü değil. Rus savunma sanayi temsilcileri, 2022 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Afrika Havacılık, Uzay ve Savunma Fuarı'na katılmıştı. Ayrıca, bu yılın başlarında Abu Dabi'deki Uluslararası Savunma Konferansı ve Fuarı'na (IDEX 2023) katıldılar. Orada T-90 tankları ve roket rampaları gibi geniş bir ürün yelpazesini sergilediler.

Güney Afrika Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Rus ihracatçılara bu tür sergiler düzenlemeye davet gönderme kararının, Kremlin'in izolasyon dönemindeki diplomatik çabalarının başarısının tanıtılması ve pazarlama çabalarının sürdürülmesi için bir fırsat oluşturduğuna şüphe yok. Böylelikle Moskova, Rus askeri endüstrisinin silah pazarındaki konumundan vazgeçmeyeceğini ve yalnızca Ukrayna'daki büyük ölçekli savaşta kendi güçlerini tedarik etmekle kalmayıp, aynı zamanda ihracat sözleşmeleri de sunabilecek kapasitede olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Ancak Rusya'nın silah ve askeri teçhizat reklam kampanyasının pratik içeriği oldukça belirsizliğini koruyor. Bu konu genellikle Rus veya yabancı uzmanların ideolojik değerlendirmelere dayalı olarak farklı yorumlarına maruz kalmaktadır, çünkü fiili sözleşmelerin ve tedarik edilen ekipman miktarlarının hesaplanması genellikle araştırma metodolojisine bağlıdır. Mevcut koşullara bağlı olarak süreç tamamlanıncaya kadar bunu doğrulamak zordur. O zaman bile çoğu kişi hala resmi olmayan bilgilere güveniyor.

Propaganda için manevra alanı

2014 yılında Ukrayna krizinin başlangıcından bu yana Washington'un Moskova'ya karşı yaptırım politikasını nasıl sıkılaştırdığı ve bunun 2017 yılında Amerika'nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) kabul edilmesiyle sonuçlandığı biliniyor. CAATSA, Rusya'dan silah satın alan ülkelere, tüzel kişilere veya kişilere karşı ikincil yaptırımların uygulanmasına olanak tanıyor.

Rusya'nın propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023'te istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden önce bile, tedarik edilen ekipman için yeni ödeme mekanizmaları geliştirme ihtiyacı nedeniyle, Rusya'nın askeri ihracatına ilişkin bilgilere erişim neredeyse imkânsız hale geldi. İşin garibi, bu mevzuat, Rusya'nın savunma sanayisinin, 2022 yılının Şubat ayından sonra yürürlüğe giren yaptırımlara önceden uyum sağlamasına yardımcı oldu.

Doğal olarak, Rus propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023 yıllarında, lojistik hizmetlerin bozulması, Rus bankalarının Swift sisteminden çıkarılması ve hükümet savunma taleplerindeki keskin artış gibi tüm zorluklara rağmen, istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor. Batı medyası aynı zamanda kamuoyunu işlerin tam tersi gittiğine inandırmaya çalışıyor.

sdefw
15 Kasım'da Dubai Air Show'da bir Rus askeri nakliye uçağı (Reuters)

Bu koşullar altında, doğru sonuçlara varmak zor. Rus temsilcilerinin çeşitli platformlardan Kremlin'in Suriye'deki kampanyasının bölgesel aktörler arasında Rus silahlarına eşi benzeri görülmemiş bir ilgi uyandırdığını nasıl doğruladığını hatırlamak yeterli. Öte yandan, Batılı temsilciler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında savaş yürütmeyi propagandaya aykırı buluyordu. Ancak, her zaman olduğu gibi, gerçek orta yerdedir. Sözleşme müzakereleri ve gerekli tüm prosedürlerin iki ila üç yıl arasında değişen uzun bir zaman alması, bu anlaşmaların pazarlama etkisinin gecikmesine yol açıyor.

Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki Rus silahlarının ana ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak'tır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yaptığı halka açık açıklamalara göre Rusya'nın silah satışları 2014 yılında 15 milyar dolar, 2015 yılında 14,5 milyar dolar, 2016 yılında 15,3 milyar dolar, 2017 yılında 15,3 milyar dolar, 2018 yılında 16 milyar dolar, 2019 yılında 13 milyar dolar (her ne kadar Savunma Bakanlığı bu rakamı 15,2 milyar dolar olarak tahmin etse de) ve 2020 yılında yaklaşık 13 milyar dolar değerine ulaştı.

Bu dönemde, Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki ana Rus silah ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak idi. Bu ülkelerin, Rusya'nın Suriye iç savaşına müdahalesinden önce Rusya ile belirli silah kategorileri hakkında görüşmeler veya müzakerelere başladığına dikkat etmek gerek. Bu yıllarda bölgedeki Rus savunma sanayii için önemli olan tek sözleşme, Türkiye'ye S-400 füze sistemlerinin teslimatıydı. Bu, Türkiye'nin bağımsız bir hava savunma sistemi kurmasını sağladı.

sdefr
Putin, Ekim 2022'de Ryazan bölgesindeki bir askeri eğitim merkezini ziyareti sırasında – Rusya (AP)

İsrail-Filistin çatışmasının mevcut arka planı göz önüne alındığında, Rus uzmanlar topluluğu içinde bazı sesler, bu durumun, devam eden çatışmada Batı tercihleri ​​doğrultusunda, Arap ülkelerinin Rus silahlarını satın alma ilgisini artırabileceğini gösteriyor. Ancak, bunun gerçekleşme olasılığı hala çok düşük.

Daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi?

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan bir raporda Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Rusya'nın 2018-2022 yılları arasında askeri ihracat değerinin yüzde 31 düşmesine rağmen, Rusya’nın, dünya pazarındaki yüzde 16'lık payıyla silah ihracatçısı ülkeler arasındaki konumunu sürdürdüğünü ortaya koydu.

SIPRI’nın Rus-Sovyet silah ihracatını değerlendirme metodolojisi kusursuz değildir. Değerlendirme indeksi değeri metodolojisi, daha ucuz Sovyet tanklarının veya uçaklarının maliyetini, daha pahalı Batı tanklarının veya uçaklarının maliyetiyle aynı düzeyde değerlendirdiği için sürekli eleştirilere maruz kalıyor. Ancak genel olarak bu çalışma, Rusya'nın dünya silah ihracatındaki payını azaltmaya yönelik yönünü yansıtıyor. Özellikle, havacılık alanında (savaş uçakları ve helikopterler, Rusya'nın toplam tedarikinin yüzde 40'ını oluşturuyor) imzalanan birçok sözleşme, uygulamaya hazır hale geldi. Açık bilgi kaynakları, 2023 yılında Hindistan'a S-400 sistemlerinin, Zimbabve'ye Ansat helikopterlerinin ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne L-39 savaş eğitim uçaklarının teslim edileceğini gösteriyor.

Yalnızca resmi Kremlin verilerine göre silah üretimi geçen yıl 2,7 kat, bazı bölgelerde ise 10 kat arttı

Aşağıda satışlardaki olası düşüşün ana nedenlerini inceleyeceğiz:

En önemli ve birincil neden, Ukrayna'daki savaş nedeniyle savunma sanayii üzerindeki ağır yerel taleptir. Bu durum ihracat fırsatlarını önemli ölçüde azaltıyor.

Ukrayna'daki savaşın seyri, 2033 yılına kadarki hükümet silahlanma programı da dahil onaylanmış veya onaylanma aşamasında olan bir dizi belgeyi engelledi. Sonuç olarak, Savunma Bakanlığı ve savunma sanayii kompleksi, kara kuvvetleri için büyük maliyetli ve sivil sanayinin seferberlik kapasitelerini füze ve mühimmat üretimi için kullanarak yetkisiz yeni bir program yürütüyor.

scdfrg
Her iki yılda bir düzenlenen Deniz Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda (NAVDEX) Rus silah şirketlerinin sergilenmesi sırasında

Rusya'nın resmi verileri, silah üretiminin geçen yıl 2,7 kat arttığını, bazı alanlarda ise 10 kat arttığını gösteriyor. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki yoğun helikopter kullanımı ve yeni alaylar kurma planları, ihracat imajına doğrudan olumsuz etki yapıyor. ‘Wall Street Journal’ gazetesine göre Moskova, daha önce Mısır, Pakistan, Belarus ve Brezilya'ya sattığı helikopter motorlarını geri almaya çalışıyor.

İkinci olarak, 24 Şubat 2022'den sonra, ikincil yaptırım tehdidi yeni bir seviyeye ulaştı ve bu da bazı ithalatçıları önceki düzenlemelerden vazgeçmeye zorladı. Böylece Endonezya, Rus yapımı Su-35 savaş uçaklarının yerine Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarını satın almaya karar verdi. Mısır ile imzalanan Su-35 savaş uçaklarının teslimat sözleşmesi de iptal edildi. Özbekistan ise ilk kez Fransız Hava Kuvvetleri'nin fazlası olan Rafale veya Mirage-2000 savaş uçaklarını satın alma konusunda ilgi gösterdi.

Batı, Rusya ve Çin'in silahlarına iyi bir alternatif oluşturabilecek Güney Kore silahlarına Körfez ülkelerinde artan bir ilgi var.

Ayrıca yaptırımlar, Rus ihracatçıları ve kalan müşterileri, yerel para birimleriyle ödeme yapmaya ve silahları teslim etmek için karmaşık lojistik yollar bulmaya zorluyor. Birçok ülke, Rus uçaklarına hava sahasını kapattı ve Rusya'nın deniz yoluyla nakliyeyi güvence altına alması zor hale geldi.

Üçüncüsü, Rus askeri imajı eskisi kadar etkileyici değil. Rusya, hiçbir ilerleme kaydetmediği yerel bir savaşta sıkışıp kaldı. Örneğin Moskova, gerçekliğin güzel bir resmini çizmeye devam edebilir ve Pakistan ile askeri-teknik işbirliğinden duyduğu memnuniyeti resmen ilan edebilir. Ancak bu Pakistan'ın, İngiltere'nin arabuluculuğu ve desteğiyle Ukrayna topçusu için önde gelen mühimmat tedarikçilerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmez.

vdfgbrth
Geçtiğimiz Mayıs ayında Lazkiye'deki Hmeymim üssünde Sovyetler Birliği'nin Nazi Almanya'sına karşı kazandığı zaferin 78. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen askeri geçit töreni sırasında (AFP)

Ek olarak, Moskova'nın beklentilerinin aksine, Ukrayna ve Gazze savaşının ardından Körfez ülkelerinde Güney Kore silahlarına artan bir ilgi söz konusu. Bu silahlar, Batı, Rusya ve Çin silahlarına iyi bir alternatif sağlayabilir ve çeşitlendirmeye yardımcı olabilir.

Dördüncüsü, Ukrayna'nın Sovyet silahlarının satışı ve bakımında elde ettiği tüm büyük stoklardan yararlanarak önceki konumunu kaybetmesine rağmen, Kiev'in Ankara gibi diğer aktörlerle işbirliği yapması, silah pazarında Moskova ile rekabet etmesi, örneğin helikopter ekipmanı garanti hizmetleri sağlaması imkansız değil.

Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batılı siyasi çevrelerde değişen güç dengelerine ağırlık veriyor

fgrth
Ukraynalı bir roketatar, Haziran 2023'te Bakhmut yakınlarındaki Rus mevzilerine Grad füzesi ateşledi. (AP)

Ukrayna Savaşı, Rus savunma yetkililerini mevcut tasarımlarda hızlı değişiklikler yapmaya ve bazılarını sıfırdan oluşturmaya zorladı. Bu değişiklikler, ihraç için hazır silah listelerine dahil edilmek üzere yapıldı. Ancak, hükümetle çalışan birçok uzman, askeri ihracatın, teknoloji transferi ve ortak projeleri de dahil olmak üzere, savaşın bitiş zamanlamasına ve Ukrayna ile anlaşmanın şekline gerçekten bağlı olduğunun farkında. Ancak o zaman, Rus askeri-sanayi kompleksi, sahada ve gelişmiş Batı sistemleriyle karşı karşıyayken edindiği deneyime dayanarak güncellediği silahları dünya pazarlarına sunabilecektir.

Ancak savaşın sona ermesi ihtimali çok zayıf.

Moskova'nın ve askeri harekatının asıl görevinin, aynı askeri harekatın başlatılmasından kaynaklanan sonuçları hafifletmek olduğu açık. Stratejik olarak Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batı siyasi çevrelerinde güç dengesinin değişmesine ağırlık veriyor. Ancak bu algılamanın beklentilerin aksine etkileri olabilir, çünkü askeri-sanayi kompleksi genel ekonomik büyümenin itici gücü olamaz ve sivil endüstrideki birçok teknoloji uzun süredir askeri teknolojileri geride bıraktı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Çin’in hipersonik seyir füzeleri İran deniz kuvvetleri cephaneliğine giriyor

İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
TT

Çin’in hipersonik seyir füzeleri İran deniz kuvvetleri cephaneliğine giriyor

İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)

Tahran, Çin’den hipersonik gemisavar seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaşırken, ABD bölgesel sulara bir savaş gücü konuşlandırdı. Söz konusu füzelerin alınması, İran topraklarının derinliklerine yönelik olası saldırılara karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor.

Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı habere göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzelerin alımına yönelik anlaşma neredeyse tamamlanmış durumda; ancak teslimat tarihi konusunda henüz bir uzlaşı sağlanmış değil. Hipersonik füzelerin menzili yaklaşık 290 kilometre olup, düşük irtifada yüksek hızla uçacak şekilde tasarlanarak deniz savunma sistemlerinden kaçınabiliyor.

Silahlanma uzmanları, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD donanması için ciddi bir tehdit oluşturacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, iki yıl önce başlayan Çin’den füze sistemleri alımına yönelik müzakereler, haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın ardından önemli ölçüde hız kazandı.

Müzakereler geçen yaz nihai aşamalara girerken, İran’ın üst düzey askerî ve hükümet yetkilileri Çin’e seyahat etti. Bu isimler arasında İran Savunma Bakan Yardımcısı Mesud Ourai de bulunuyor. İki güvenlik yetkilisine göre, Ourai’nin ziyareti daha önce kamuoyuna açıklanmamıştı.

İsrail istihbaratında eski bir subay ve halihazırda İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) bünyesinde İran uzmanı olan Danny Citrinowicz, “İran’ın bölgedeki gemilere hipersonik saldırı kapasitesine sahip olması, köklü bir değişiklik anlamına gelir. Bu füzelerin engellenmesi son derece zor” değerlendirmesinde bulundu.

Reuters’ın raporunda, anlaşma kapsamında kaç füzenin olduğu, İran’ın ödemeyi kabul ettiği miktar ve Çin’in bölgedeki artan gerilimler karşısında anlaşmayı ilerletip ilerletmeyeceği belirtilmedi.

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, “İran’ın müttefikleriyle askeri ve güvenlik anlaşmaları var; şimdi bu anlaşmalardan yararlanmanın zamanı” dedi.

Çin’in Savunma ve Dışişleri bakanlıkları, Reuters’ın yorum talebini reddetti. Beyaz Saray ise ajansın İran-Çin füze sistemi müzakerelerine dair sorusunu doğrudan yanıtlamadı.

dvbth
Geçtiğimiz hafta Umman Denizi’nde düzenlenen ortak deniz tatbikatları sırasında bir Rus savaş gemisi (EPA)

Beyaz Saray’dan bir yetkili, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile mevcut gerilime atıfta bulunarak, “Ya bir anlaşmaya varırız ya da bir önceki seferde yaptığımız gibi çok sert adımlar atmak zorunda kalırız” şeklinde net bir tutum sergilediğini belirtti.

Bu füzeler, Çin’in İran’a sevk edebileceği en yeni askerî teçhizat arasında yer alıyor ve ilk olarak 2006’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan silah ambargosunu zorluyor. Ambargo, 2015’te ABD ve müttefikleriyle yapılan nükleer anlaşma kapsamında askıya alınmış, ancak geçtiğimiz eylül ayında tekrar yürürlüğe konmuştu.

Amerikan kalabalığı

İran ile Çin arasındaki anlaşma, bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde Çin ile İran arasındaki askerî ilişkilerin derinleştiğini doğrulayacak ve ABD’nin İran’ın füze programını kontrol altına alma ve nükleer faaliyetlerini sınırlama çabalarını zorlaştıracak. Aynı zamanda söz konusu anlaşma Çin’in, uzun yıllar ABD askerî hakimiyetinde kalan bölgede varlığını artırma isteğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Çin, İran ve Rusya, her yıl ortak deniz tatbikatları düzenliyor. Geçen yıl ABD Hazine Bakanlığı, bazı Çinli kuruluşlara, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) balistik füze programında kullanılmak üzere kimyasal öncül maddeler sağladıkları gerekçesiyle yaptırım uyguladı. Çin ise bu suçlamaları reddederek, söz konusu yaptırım kapsamındaki durumdan haberdar olmadığını ve çift kullanımlı ürünler için ihracat kontrollerini sıkı bir şekilde uyguladığını belirtti.

Geçtiğimiz eylül ayında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ı askeri bir geçit töreninde ağırlayan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, “Çin, İran’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal onurunu korumasını destekliyor” ifadesini kullandı.

Çin, 18 Ekim’de Rusya ve İran ile ortak bir mesaj yayımlayarak, yaptırımların yeniden uygulanmasının yanlış bir karar olduğunu ifade etti.

İran hükümeti tarafından füze müzakereleri hakkında bilgilendirilen bir yetkili, “İran artık ABD’ye karşı, Rusya ve Çin ile bir karşı karşıya gelme alanı haline geldi” değerlendirmesinde bulundu.

rgbgrb
USS Gerald R. Ford uçak gemisi dün Girit Adası’ndaki Souda Körfezi’ne ulaştı. (Reuters)

Bu anlaşma, ABD’nin İran’a yakın mesafede deniz filosu topladığı bir dönemde gündeme geliyor. Bu filo, USS Abraham Lincoln ve savaş grubu ile USS Gerald R. Ford ve eskort gemilerinden oluşuyor. İki uçak gemisi birlikte beş binden fazla personel ve 150’den fazla uçak taşıyabilir.

İsrailli araştırmacı Danny Citrinowicz, “Çin, İran’da Batı yanlısı bir rejim görmek istemiyor; çünkü bu kendi çıkarlarına tehdit oluşturur. Çin, mevcut rejimin sürmesini umuyor” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, 19 Şubat’ta İran’a nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varması için on gün süre tanıdığını, aksi halde askerî operasyon yapılacağını açıklamıştı.

ABD, Trump’ın saldırı emri vermesi durumunda, haftalar sürebilecek sürekli askerî operasyonlar ihtimaline hazırlanıyor.

Tükenmiş cephanelik

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nde (SIPRI) kıdemli araştırmacı olan Peter Wallensteen, ‘CM-302 füzelerinin satın alınmasının, geçen yılki savaşla büyük ölçüde yıpranmış İran cephaneliğinde önemli bir iyileşme sağlayacağını’ belirtti.

Devlete ait Çin Havacılık, Uzay Bilimi ve Sanayi Şirketi (CASIC), CM-302 füzesini, dünyanın en iyi gemisavar füzesi olarak tanıtıyor; füzenin bir uçak gemisini veya destroyeri batırma kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. Silah sistemi, gemilere, uçaklara veya kara hareketli araçlarına monte edilebiliyor ve kara hedeflerini de vurabiliyor. Şirket, yorum talebine yanıt vermedi.

Altı kaynak, İran’ın ayrıca Çin’den taşınabilir kara-hava füze sistemleri, balistik füze karşıtı silahlar ve uydu karşıtı silahlar satın almak için de görüşmeler yürüttüğünü aktardı.

Çin, 1980’lerde İran’a silah tedarikinde başlıca bir kaynak olmuş, ancak 1990’ların sonlarında uluslararası baskılar nedeniyle geniş çaplı silah sevkiyatları azalmıştı. Son yıllarda ise ABD yetkilileri, bazı Çinli şirketleri İran’a füze ile ilişkili malzeme sağlamakla suçladı; ancak Çin’in tamamen füze sistemleri sağladığını kamuoyuna açıkça iddia etmediler.


Dünyayı sarsan savaş: Ukrayna ve Rusya

Görsel: Pete Reynolds
Görsel: Pete Reynolds
TT

Dünyayı sarsan savaş: Ukrayna ve Rusya

Görsel: Pete Reynolds
Görsel: Pete Reynolds

Christopher Phillips

Rusya'nın 2022 yılının şubat ayında Ukrayna'yı topyekûn savaş ilan etmesinden dört yıl sonra, savaşın derin bir etki yarattığı aşikâr. Bu etkilerin en ağır yükünü Ukrayna'nın üstlendiği de şüphesiz. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin tahminlerine göre savaş boyunca 100 bin ila 140 bin Ukrayna askeri öldü, 500 bini yaralandı. Birleşmiş Milletler (BM), savaş sırasında yaklaşık 15 bin sivilin öldüğünü teyit etse de tahminlere göre gerçek sayı çok daha yüksek. Bunun yanında Ukrayna'nın doğusundaki geniş alanlar Rusya'nın işgali altındaki Kırım Yarımadası'na ilhak edildi, savaşın yıkımından kaçan mülteciler akın etti, şehirler bombalandı ve sistematik olarak yıkıldı. Rusya da özellikle askerleri arasında ağır kayıplar verdi. Tahminlere göre toplam 1,2 milyon kayıp içinde yaklaşık 325 bin Rus askeri öldürüldü. Aynı zamanda, Batı'nın yaptırımları, zorunlu askerlik kampanyaları ve artan siyasi baskı, Ukrayna'yı giderek bir savaş ekonomisi ve toplumuna dönüştürdü. Ancak bu savaş, sadece iki tarafla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda jeopolitiğin temellerini sarsarak, öncekinden radikal bir şekilde farklı olan yeni bir dünya düzeninin ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

Çok kutuplu sistemin teyidi

Mevcut çok kutuplu sistemi yaratan, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekun işgali ve ardından gelen gelişmeler değildi. Tüm bunlar sadece bu sistemin ortaya çıkışını teyit etti. Bu bakımdan, 1991 Körfez Savaşı ile karşılaştırılabilir. 1980'lerin sonlarında, yapısal bir değişim Soğuk Savaş dönemine hakim olan iki kutuplu sistemi fiilen sona erdirdi, ancak ABD liderliğindeki yeni tek kutuplu dünya düzeni ancak Saddam Hüseyin'in Kuveyt'ten kovulmasından sonra şekillendi. Bu tek kutuplu sistem, iki kutuplu sistemin ani çöküşünden daha yavaş bir hızla çöktü. Washington'ın terörle savaşındaki başarısızlıkları, 2008 küresel finans krizi ve Çin'in yükselişi, ABD'nin uluslararası sahnedeki hegemonyasının kademeli olarak azalmasına katkıda bulundu. 2020’lerin başında, başta Ortadoğu olmak üzere birçok alanda ABD'nin belirgin bir şekilde gerilediği görüldü. Rusya, Çin ve diğer bölgesel güçler ise ABD'nin gündemine giderek daha fazla meydan okudu. Ancak ‘Bu değişimler küresel düzeni nasıl yeniden şekillendirecekti?’ sorusu halen cevap bekliyordu.

Orta güçlerin, Washington ile ittifak halinde kalmalarına rağmen, ulusal çıkarlarıyla çeliştiği durumlarda artık ABD politikasını takip etmek zorunda olmadıklarını düşündükleri açıkça ortaya çıktı.

Ancak 2022 yılında Rusya'nın işgali bu sorunun cevabını açıkça ortaya koydu. O dönemde Joe Biden liderliğindeki Washington, George H.W. Bush'un Kuveyt'in işgalinden sonra yaptığı gibi, dünyayı Moskova'nın saldırganlığını kınamaya çağırmaya çalışırken, dünya değişmişti. Sadece Japonya ve Güney Kore dahil olmak üzere ABD'nin Batılı müttefikleri Biden'a katılarak Rusya'ya yaptırım uyguladı. Çin, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika ve Küresel Güney ülkeleri katılmayı reddetti. Ortadoğu da aynı yolu izledi. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi önemli ABD müttefikleri bile tutumlarından geri adım attı; son ikisi, Avrupalıların Rus gazı arzındaki kaybını telafi etmek için petrol üretimini artırma yönündeki Biden'ın talebini reddetti. Bu orta güçlerin, Washington ile ittifak halinde kalmalarına rağmen, ulusal çıkarlarıyla çeliştiği durumlarda artık ABD politikasını takip etmek zorunda olmadıklarını düşündükleri açıkça ortaya çıktı.

Avrupa kurumları, savaş başlamadan sadece birkaç yıl önce öngörülemeyen şekillerde uyum sağladı.

Rusya ve Ukrayna dışında, işgalin en önemli etkisi Avrupa'da hissedildi. Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra, Avrupa ülkeleri güvenlik tehditlerinin azaldığına inanarak yüksek savunma harcamalarını azaltmalarını sağlayan ‘barış getirisinden’ yararlandılar. Ancak, 2008 yılında Gürcistan'ın işgali, Kırım'ın ilhakı ve 2014-2015'te Donbas'ın işgali sonrasında Rusya'nın 2022'deki topyekun işgali, Avrupalı liderleri rahatlıklarından uyandırdı ve Baltık ülkeleri, Polonya ve Doğu Avrupa'daki diğer ülkelerin sıradaki hedefler olacağına dair korkularını körükledi. Avrupa'nın Washington ile koordineli olarak verdiği ilk tepki, Kiev'e askeri ve ekonomik destek sağlamak ve Moskova'ya yaptırımlar uygulamak olsa da daha derin bir değişim zihniyetin kendisinde yaşandı. Savunma harcamaları, 2021'de Avrupa Birliği genelinde yaklaşık 218 milyar eurodan 2025'te yaklaşık 381 milyar euroya sıçradı. 2014 yılında, sadece üç NATO üyesi, ittifakın gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sini savunma harcamalarına ayırma hedefini gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bugün, NATO üyesi 32 ülkenin tamamı bu hedefi karşılıyor ve Rusya'nın genişlemesinden en çok korkan ülkeler olan Polonya, Baltık ülkeleri ve Norveç, savunma harcamaları açısından ABD'li muadillerini geride bırakıyor.

Bu değişimle birlikte Avrupa kurumları da birkaç yıl önce hayal bile edilemeyecek şekilde uyum sağladı. Öncelikle siyasi ve ekonomik örgüt olan Avrupa Birliği (AB), kıtayı savunmada kilit bir rol üstlenerek, üye ülkelerin yeniden silahlanmasını desteklemek için Avrupa Barış Fonu gibi mekanizmaların kapsamını genişletti. Bunun yanında Rusya'nın tehditlerinden korkan Finlandiya ve İsveç, tarihi tarafsızlık politikalarını terk ederek sırasıyla 2023 ve 2024 yıllarında NATO'ya katıldılar.

dfvrgth
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Kiev'de Devlet Günü'nü kutlayan tören sırasında Ukrayna Savunma Şehitleri Anıt Duvarı'na çelenk bıraktı, 15 Temmuz 2025 (AFP)

Ancak Avrupa’daki bu dayanışma, Batı ittifakının genel gücünü tam olarak yansıtmıyordu. Viktor Orban liderliğindeki Macaristan, sınırlı ağırlığına rağmen, Moskova'ya sempati duyduğunu ifade ederek ve Avrupa'nın Rusya’ya misilleme paketini geciktirmeye ve azaltmaya çalışarak, AB’nin ortak çabalarını defalarca kez engelledi. NATO üyesi Türkiye, çatışmada tarafsızlığını koruyarak hem Kiev hem de Moskova ile yakın ticari ilişkilerini sürdürdü ve hatta İsveç ve Finlandiya'nın Kürt ayrılıkçılara destek verdikleri gerekçesiyle ittifaka katılımlarını engelledi.

Önemli bir gelişme olarak, Donald Trump'ın yeniden başkan olarak seçilmesi ABD'nin tutumunu yeniden şekillendirdi ve “Amerika'yı Yeniden Büyük Yap” (Make America Great Again/MAGA) hareketi, Ukrayna ve Avrupa'yı desteklemenin yararını ve hatta gerekliliğini geniş çapta sorguladı. Burada sorulacak soru şu: ABD, bu yaklaşımı resmi olarak benimseyecek mi? Washington, Kiev'e verdiği desteği kesecek mi, yoksa Moskova'nın lehine bir barış anlaşması imzalamaya zorlayacak mı? Ancak kesin olan ise savaşın popülist sağın retoriğinde merkezi bir konu haline geldiği ve bu durumun Batı ittifakının içeriden kırılganlığını artırdığı gerçeğidir.

Çin ve orta güçler faydalandı

Ancak, çatışmanın neden olduğu jeopolitik değişimlerin tümü kötü sonuçlar doğurmadı. Uluslararası sahnede, özellikle Küresel Güney ülkelerinde yeni faydalanıcılar ortaya çıktı. Bunların başında Çin geliyor. Rusya'nın Batı ile ilişkilerinin çöküşü, Moskova'nın ticaret ve stratejik emtia alanlarında Pekin'e olan bağımlılığını derinleştirerek, on yıl önce nispeten eşit olan ilişkilerini, açıkça Çin'in lehine olan bir ilişkiye dönüştürdü. Rusya'nın uluslararası izolasyonu, 2024 yılında Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) katılımıyla BRICS grubunun genişlemesine de destek sağladı. Bu genişleme, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi diğer güçlerin artan katılımıyla birlikte, bu orta güçlere, 2022'den önce bu tür fırsatların bulunmadığı uluslararası arenada çıkarlarını desteklemek ve manevra alanlarını genişletmek için ilave bir platform oluşturdu.

Rusya'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olması, küresel etkisini zayıflattı ve diğer güçlerin geleneksel olarak Moskova'nın hakimiyetinde olan bölgelerdeki boşluğu doldurmalarına olanak sağladı.

Aynı zamanda, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olması, küresel etkisini zayıflatırken diğer güçlerin geleneksel olarak Moskova'nın hakim olduğu alanlardaki boşluğu doldurmalarına kapı açtı. Bu, Rusya'nın değerli kaynaklarını ikinci kez Beşşar Esad'ı kurtarmak için harcayamadığı ve aslında harcamak istemediği Suriye'de açıkça görülüyor. Bu durum, Beşşar Esed rejiminin 2024 yılında düşüşüne yol açtı. Şam rejiminin düşüşüyle birlikte Rusya'nın etkisi keskin bir şekilde azaldı ve yerini Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın artan etkisi aldı. Benzer şekilde, Moskova'nın Libya ve Sudan'daki konumu da zayıfladı. Bu durum Kremlin'in Ukrayna dışındaki etkisinin azaldığını gösteriyor.

rfv
Donetsk bölgesindeki Druzhkivka yakınlarında gizli bir konumda Rus mevzilerine BM-21 Grad roketatarlarla ateş açan Ukraynalı askerler, 21 Ocak 2026 (AFP)

Rusya'nın küresel zayıflığının ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Trump yönetimi, tartışıldığı gibi Kiev ile Moskova arasında tatmin edici bir anlaşma sağlarsa, Rusya eski etkisinin bir kısmını hızla geri kazanabilir. Ancak savaş devam ederse, bu durum kaynakları ciddi şekilde tüketecek ve hatta Putin'in iç politikadaki konumunu tehdit edebilir.  Ancak savaşın yol açtığı diğer değişiklikler daha kalıcı görünüyor. Çok kutupluluk artık bir gerçeklik ve taraflar Ukrayna'da nominal bir barışa ulaşsalar bile, Avrupalı liderlerin yeniden silahlanma çabalarını durduracak kadar Rusya'ya güvenmeleri olası görünmüyor. Batı ittifakını bölen çatlaklar, Trump'ın ayrılmasıyla iyileşebilir. Ancak o zamana kadar Avrupalılar, çıkarlarını Washington'daki karar vericilerin keyfi kararlarına tekrar maruz bırakmayacaklardır. Kesin olan bir şey varsa, o da çatışmanın sonucu ne olursa olsun, küresel siyasetin manzarasını geri dönülmez bir şekilde değiştirdiği gerçeğidir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)

Somali Cumhurbaşkanlığı, eş-Şebab Hareketi’ne katılan ‘suça sürüklenmiş gençlere’ radikal ideolojiyi terk etmeleri şartıyla af ilan ederek yeni bir adım attı. Şarku’l Avsat’a konuşan Somalili bir Afrika meseleleri uzmanı, bu adımın, entegrasyon ve rehabilitasyon dahil olmak üzere birkaç koşulun yerine getirilmesi şartıyla, eş-Şebab'ın etrafındaki çemberi daraltma şansını artıracağına inanıyor.

Somali Haber Ajansı SONNA dün, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un, (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milislerinin saflarında radikal ideoloji ile aldatılmış gençlere, aşırıcı ideolojiyi terk etmeleri halinde af kararı verdiğini bildirdi.

SONNA, devletin bu gençlere yeni bir hayat ve geleceklerini inşa etme fırsatları sunarak, onların toplumun ayrılmaz bir parçası olmalarını sağlayacağını da ifade etti.

SONNA’nın pazar günkü haberine göre Somali ordusu, ‘terörizmi ortadan kaldırmak için devam eden çabalar çerçevesinde, Orta Şabelle eyaletinin Hawadli bölgesinde saklanan Havaric milislerinin hücrelerini’ hedef alan planlı bir askeri operasyon başlattı.

dfvfbf
Hiran bölgesinde eş-Şebab Hareketiyle bağlantılı silahlı militanlar hedef alındı (Somali Haber Ajansı)

Somali, Afrika Birliği Somali Misyonu'na (AMISOM) ev sahipliği yapıyor. AMISOM, 15 yıldır Somali'de terörist faaliyetlerini artıran eş- Şebab Hareketi ile mücadelesinde Somali'ye destek sağlamak amacıyla 2024 yılının aralık ayında Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kabul edilen kararın ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında resmi olarak faaliyete geçti.

Somali uzmanı Abdulvali Jama Barre, Başbakan Şeyh Mahmud'un af kararının güvenlik, sosyal ve stratejik olmak üzere üç açıdan yorumlanabileceğini belirtti. Bu önemli bir araç, ancak tamamlayıcı politikalarla desteklenmedikçe başarısı garanti edilemez.

Barre, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Af, özellikle de birçok gencin yanlış yönlendirme veya zorlama sonucu örgüte katılmış olması ve güvenli bir çıkış yolu bulmanın muhalifleri örgütü terk etmeye teşvik etmesi nedeniyle geri dönüşün önünü açan olumlu bir adımdır. Bu aynı zamanda, devletin sert çizgideki liderlerle yanlış yönlendirilmiş gençleri birbirinden ayırdığını gösteren insani ve siyasi bir mesajdır ve hükümetin intikamcı olmayan bir kuluçka merkezi olduğu imajını pekiştirir.”

Bu durum, eş-Şebab Hareketi’nin operasyonlarının yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Ezher Aşırılıkla Mücadele Gözlemevi, eş-Şebab Hareketi’nin sivilleri terörize etme ve sınır ötesi saldırılar düzenleme yönündeki kanlı stratejisi çerçevesinde Ramazan ayında Somali-Kenya sınırında terör tehdidini artırdığını açıkladı.

Gözlemevi tarafından dün yapılan açıklamada, “Bu gerginliğin artışı cumartesi gecesi terörist hareketin üyeleri Cuba'nın merkezindeki Bawali ve Somali'nin güneyindeki Aşağı Şabelle eyaletine bağlı Konyabarow bölgelerinde 10 sivili kurşuna dizerek infaz etmesiyle başladı” ifadeleri yer aldı. Gözlemevi, eş-Şebab’ın Ramazan ayı boyunca genel dini duyguları istismar etmek için şu anda faaliyetlerini yoğunlaştırdığını kaydetti.

Barre ise eş-Şebab Hareketi’nin dini duyguları istismar ettiğini belirterek “Bu yüzden eş-Şebab'ı sürekli dini ve fikri rehberlik, ekonomik entegrasyon ve akıllı güvenlik izleme yoluyla başarılı bir şekilde kontrol altına almak için, af kararı tek başına yeterli olmaz. Bu kararın gerçek rehabilitasyon programlarıyla bağlantılı olması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.