“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Hamas’ın ‘bir miktar cezayı’ hak ettiğini ve Rusya'nın uluslararası sisteme ‘saldırdığını’ söyledi

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
TT

“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)

Henry Kissinger, küresel diplomaside başarılı bir diplomat olarak yerinden oynamayan bir taş bırakmadı. Ancak, uzun yaşamı boyunca birçok ülkede ‘yıkım mühendisliği' ile suçlandı. Bunlar arasında Arap dünyasında Lübnan, Güney Amerika'da Şili ve Arjantin, Asya'da Vietnam ve Kamboçya ve Afrika'da birçok ülke yer alıyor.

Eğer Kissinger'in başarısı ve eleştirileri olmasaydı, yıldızı 50 yıldan fazla bir süredir parlamazdı ve adı Amerikan dış politikasına, belki de genel olarak Batı'ya kazınmazdı. Amerikan diplomasisinin mimarları, Cumhuriyetçi ve Demokratik partiler arasında, son günlerine kadar ona geri dönmeye devam etti. Birçokları onun ABD'nin iç işlerinde bile hala canlı olan derin bir iz bıraktığını söylüyor.

Henry Kissinger, geçtiğimiz 27 Mayıs'ta 100. yaşına basmıştı. Kissinger, 1994 tarihli ‘Diplomasi’ adlı kitabının da gösterdiği gibi, büyük meselelerde uluslararası bir referans noktası olarak son günlerine kadar kaldı. 100 yaşında, yarım asır önce bir dönüm noktası yarattığı Çin'e gitti. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Avrupa'nın geleceği hakkında çok konuştu. Yapay zekanın uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisine dair önemli bir görüşü vardı.

Henry Kissinger, Ortadoğu'da da bir ‘ikon’ haline geldi. 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD Dışişleri Bakanı olarak uyguladığı ‘mekik diplomasisi’, sadece Mısır ve İsrail arasında bir barış antlaşmasının temeli olmakla kalmadı. Aynı zamanda şimdi muallakta bir barış süreci haline gelen Filistinliler ve Araplar ile İsrailliler arasındaki barış sürecinin ABD tarafından himaye edilmesinin de anahtarı oldu.

cdvrt
Kissinger, 2007'de ABD Başkanı Joe Biden'la birlikteydi ve Biden o dönemde Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin Başkanıydı (AP)

Hamas'ın Gazze'yi çevreleyen İsrail yerleşimlerine yönelik çarpıcı saldırılarının ardından Kissinger, bu ‘açık saldırı eyleminin bir miktar cezayla karşılanması gerektiğini’ söyleyerek bölgede tehlikeli bir tırmanma olasılığına karşı uyarıda bulundu. Ayrıca, ‘Ortadoğu'daki çatışmanın, başka Arap ülkelerini de kamuoyu baskısı altına sokarak tırmanma riski taşıdığını’ belirterek, 1973'teki Yom Kippur Savaşı'ndan çıkarılan derslere atıfta bulundu. Hamas ve destekçilerinin gerçek amacının ‘sadece Arap dünyasını İsrail'e karşı seferber etmek ve barış müzakereleri yolundan çıkmak’ olabileceğini söyledi. Ancak İsrail'in saldırıda İran'ın parmağı olduğunu teyit etmesi halinde “İran'a karşı adımlar atabileceğine” de işaret etti. Kissinger, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ve Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının “uluslararası sisteme temel bir saldırı” oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu.

Kissinger'ın Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisi

Prens Faysal bin Selman bin Abdulaziz’in Oxford Üniversitesi'nde ‘İran, Suudi Arabistan ve Körfez 1968-1971’ adlı doktora tezini hazırlarken Kissinger'la yaptığı uzun bir röportaj, Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisinin ‘Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikalarında etkili olmadığını’ gösterdi. Hatta Kissinger bu bölgeyle ilgili ayrıntıları ve Şah dönemindeki Suudi-İran ilişkilerinin seyrini bilmediğini itiraf etti.

Medine Valisi Prens Faysal bin Selman, kitabında şunları yazdı: "Birçok kişi, Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikasının Kissinger'ın etkisiyle büyük ölçüde şekillendiğini düşünüyor. Ancak, bu bakış açısı yanlış görünüyor, çünkü Kissinger'ın kendisi 1969'da Körfez hakkındaki algısına ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: 'Benim bir algım yok,' Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin gidişatını bilmiyorum, benim için öncelik Sovyetleri Ortadoğu'dan çıkarmak."

Gerçekçi siyaset

Şarku'l Avsat geçtiğimiz Mayıs ayındaki 100. doğum gününde, ABD ile Çin arasındaki ilişkiyi kuran Henry Kissinger'ın rolünü değerlendiren akademisyenlerden ve diplomatlardan oluşan bir grupla görüştü. Kissinger, Çin'in Sovyetler Birliği'nin yörüngesinde dönen komünist sisteminden uzaklaşmasına yardımcı oldu ve böylece uluslararası güçler arasındaki denge doktrinini kurdu.

cdevrg
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 20 Temmuz 2023'teki Çin ziyareti sırasında Pekin'de Kissinger'ı kabul etti (AP)

1954 yılında doktora derecesiyle mezun olduğu Harvard Üniversitesi'ndeki akademik çalışmalarında olduğu gibi, Kissinger, on dokuzuncu yüzyılda Alman yazar Ludwik von Rochow tarafından ideolojik bir yaklaşım ve ahlaki kavramlardan önce siyasi ve diplomatik eylemdeki mülahazaları ve özel koşulları sunmak için icat edilen ‘gerçekçi siyaset’ (reelpolitilk) doktrinini benimsedi. Almanya'da Yahudi olarak dünyaya gelen Kissinger, Adolf Hitler liderliğindeki Nazilerin yönetiminden kaçmak için 1938'de ailesiyle birlikte ABD'ye sığınmayı başardı. Sadece Amerikan siyaset dünyasına girmekle kalmayıp, aynı zamanda 1969'da ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ardından 1973'te Başkan Richard Nixon yönetiminde Dışişleri Bakanı oldu. 1974'te ‘Watergate’ skandalının ardından Nixon'un yerini alan Başkan Gerald Ford'un yönetiminde, 1977'nin başına kadar son görevinde kaldı.

Tüm olumsuzluklara rağmen Henry Kissinger, Soğuk Savaş mimarı George Kennan ve Almanya'nın yeniden birleşmesi mimarı Hans Dietrich Genscher gibi yirminci yüzyılın önde gelen ‘realpolitik’ savunucularının yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi politikacıların saflarına yükseldi.

100. yaş gününde kutlayacak çok şeyi vardı.

Tarihi atılım

Henry Kissinger'ın 1994 yılında yayınladığı ‘Diplomasi’ kitabı uluslararası ilişkilerde hala önemli bir referans olmakla birlikte geçtiğimiz onlarca yıl içinde yayınlanan birçok kitap 1973 yılında, diplomatik bir figür olan uluslararası ilişkilerde jeopolitik bir deprem yaratan, çabaları sonucunda ABD Başkanı Nixon ve Çin lideri Mao Zedong arasında bir zirve gerçekleşmiş ve ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin kurulmasına öncülük eden ayrıca, nükleer denge doktrinini Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri yeniden tanımlayarak tekrar ele alan Henry Kissinger’ı ele aldı. Kissenger, bir yanda Mısır ve Suriye, diğer yanda İsrail arasında ateşkes için ABD'ni n arabuluculuğunu yürütürken Ortadoğu'da büyük bir değişiklik yaptı. Bu daha sonra Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında Camp David barış anlaşmalarını sonuçlandırmayı mümkün kıldı.

rfeg4t
Kissinger (ortada), 1974'teki akşam yemeğinde Deng Şiaoping ile (sağda) konuşurken (Getty)

Vanderbilt Üniversitesi'nde Tarih Profesörü olan Thomas Schwartz, Şarku'l Avsat’ın bir Kissinger'ın Amerikan dış politikası üzerinde olağanüstü bir etkisi olup olmadığı sorusuna Henry Kissinger and American Power: A Political Biography (Henry Kissinger ve Amerika'nın Gücü: Politik Bir Biyografi) isimli kitabından bir alıntıyla yanıt vererek,  “Gerald Ford ve George H.W. Bush dönemlerinde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Brent Scowcroft, eski Dışişleri Bakanı Lawrence Eagleburger (yine George H.W. Bush döneminde), eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice (George W. Bush döneminde) ve diğerleri gibi onunla çalışan veya yanında bulunan birçok insan Kissinger’ın Dışişleri Bakanı olarak göreve gelmesinden çok sonra ABD’nin dünyadaki yerini şekillendirdiler” dedi.

Kissinger'ın ‘her zaman popüler olmayan’ realist veya realpolitik yaklaşımıyla, eski Başkan Barack Obama'yı uluslararası meseleleri bu doğrultuda ele aldığını iddia etmeye bile teşvik etmesi hala dikkat çekicidir.

‘Oyunun Ustası’

Öte yandan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, Kissinger'ı ‘uluslararası ilişkiler ve diplomasi alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarından biri’ olduğu için ‘çağdaş diplomasi dünyasında tamamen benzersiz’ bir figür olarak görüyor. Dünya Savaşı sonrası dönemde diplomat olarak çalışan bir ilk olmasının yanı sıra, ‘akademisyen olarak bu alanda yaptığı çalışmaların çok etkileyici olduğunu’ sözlerine ekledi. Larsen, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İlk olarak ABD ile Çin arasındaki ilişkiye, ikinci olarak da Ortadoğu'daki diplomasisine atıfta bulunarak Kissinger, muazzam bir başarıya imza attı” ifadelerini kullandı. Kissinger'ın akademik kimliği ve çalışan bir diplomat olmasının, onu ‘her iki alanda da en iyisi olarak kimsenin sahip olmadığı bir kombinasyon’ haline getirdiğine dikkat çekti. Larsen ayrıca Kissinger'ın 100. doğum günü vesilesiyle uluslararası barış ve güvenliğe ömür boyu hizmetlerinden ötürü saygılarını sunduğunu ifade etti.

Araplar açısından ‘kararlı bir başarı’

Filistinliler ve İsrailliler arasındaki 1993 Oslo Anlaşmalarında ana arabulucu olan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, ABD'nin Ortadoğu Barış Elçisi olarak görev yapan ve yakın zamanda ‘Master of the Game: Henry Kissinger and the Art of Middle East Diplomacy (Oyunun Ustası: Henry Kissinger ve Ortadoğu Diplomasisi Sanatı) isimli kitabını yazan eski ABD Dışişleri müsteşarı Martin Indyk ile tamamen aynı fikirde.

xcdfvrg
Kissinger ve Sedat, 16 Ocak 1974'te Kahire'de (AP)

Indyk, kitabında Kissinger'ın Ortadoğu'daki belirleyici rolüne odaklandı. Kissenger’ı ‘zeki ve yorulmak bilmeyen bir arabulucu’ olarak tanımlayan Indyk, hedefinin, ‘rakip güçlerin rekabetini ustaca manipüle ederek’ Ortadoğu'da istikrarlı bir güç dengesi kurmak olduğuna dikkat çekti.

Bununla birlikte, Martin Indyk tarafından benimsenen tarihsel anlatılar, büyük ölçüde ABD ve İsrail arşivlerinin yanı sıra Kissinger ve diğer paydaşlarla yaptığı doğrudan röportajlara dayanıyordu. Mısır ve Suriye, genel olarak Arap bölgesindeki arşivlere erişimi yoktu. Kissenger, Eski ABD Başkanları Bill Clinton ve Barack Obama ile çalışmasına ayrıca eski Başkan Donald Trump'ın Ortadoğu politikasını eleştirdi.  Indyk, birçok Arap ülkesi ile İsrail arasındaki ‘İbrahim (Abraham) Normalleşme Anlaşmaları’nı, Kissinger'ın Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'le anlaşmadaki başarısına ve Clinton yönetiminin Suriye-İsrail barış anlaşmasına varamamasına benzetti. Kissinger'ın İsrail'in işgal altındaki Arap topraklarından ilk büyük çekilmesine yol açan ikinci Sina müzakerelerindeki başarısı, Obama yönetiminin Filistin- İsrail ihtilafını iki devletli bir çözüme dayanarak çözememesi karşılığında ABD'nin Mısır ile yeni ilişkilerini güçlendirdi.

dfrg
Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve eski İsrail Başbakanı Golda Meir, 4 Kasım 1977 Pazar gecesi New York'ta Yahudi Kongre üyelerine verilen akşam yemeğinin ardından konuşuyor (AP)

Profesör Schwartz, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kissinger’ın Ortadoğu'daki rolünün oldukça belirleyici olduğunu vurguladı. En önemli izlerinden birinin, İsrail'in varlığına yönelik en büyük tehdidi ortadan kaldıran ve İsrail ile ABD'nin çok daha güçlü bir ittifak kurmasını sağlayan, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının temelini atmak olduğunu söyledi. Ayrıca, ‘İbrahim Anlaşmaları’nın da Kissinger'ın yaklaşımının bir mirası olduğunu’ ileri sürdü.

Ancak Indyk, Kissinger'ın 1974 başlarında Ürdün Kralı Hüseyin'i (FKÖ'den ziyade) Filistinlileri temsil etmesine izin verecek şekilde barış sürecine dahil etme fırsatını kaçırdığına inanıyor. Kissinger'in tereddüdünün, FKÖ Başkanı Yaser Arafat'ın 1974 Rabat zirvesi sırasında Filistin halkının FKÖ’nün meşru ve tek temsilcisi olarak tanınmasıyla temsil edilen ‘büyük Arap desteğini’ almasına izin verecek ölçüde olmasını eleştirdi.

‘Gerçeklik yok oluyor’

Uluslararası Kriz Enstitüsü'ndeki Birleşmiş Milletler Direktörü Richard Gowan, Kissinger'ın yaptıklarına karşı daha şüpheci görünüyor ve 1970’li yıllarda şekillendirmeye çalıştığı dünyanın çökmeye başladığını düşünüyor. Gowan, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kissinger'ın başlıca stratejik projeleri Rusya ile yumuşama ve Çin'e açıklıktı. ABD şimdi her iki güçle de karşı karşıya. Bir anlamda, Kissinger'ın amacı ideolojik çatışmadan çok büyük güçler arasında reelpolitikti. Çünkü reelpolitiki daha istikrarlı gördü. Ancak artık gerçekçilik ruhunun yok olduğu bir dünyadayız” dedi. Ayrıca, ‘Kissinger'ı eleştirenlerin çoğunun, Washington'un orada işlenen zulümlere göz yumduğu Bangladeş Savaşı gibi krizlerdeki rolünü hatırlayacağına da işaret etti.  Ancak Gawon, ‘onun gerçekçilik anlayışından hala öğrenebileceğimiz şeyler olduğuna’ olan inancını da dile getirdi.

Güncel sorunlar bile

Schwartz’ın söylediğine göre bazıları, Henry Kissinger'ın, SSCB'nin gücünü dengelemek için sözde ‘Çin kartını’ kullanmak istediği için 1973'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinin hatalı olduğuna inanıyor. Ayrıca bunun ‘her birinin göreli gücünün bugünkünden tamamen farklı olduğu bir zamanda’ gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu. Kissinger’in Çin'in uluslararası sistemde önemli bir rol oynayacağını anladığını vurguladı.

fvgth
Kissinger ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Eylül 2023'te New York'ta (DPA)

Birçoğu ‘Çin'in ekonomik entegrasyonunun siyasi demokrasiye yol açacağına’ inansa da Kissinger'ın güçleri arasında ‘ABD ve Çin'in bir tür dengeye ulaşabileceklerine ikna olmaya devam ettiğini’ düşünüyor.

Kissinger, Avrupa diplomasisinin on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkışına dayanarak çağdaş uluslararası ilişkilerde bir dönüm noktası, yirminci yüzyılda önemli bir oyuncu ve hala yirmi birinci yüzyılda varlığını sürdüren bir yaklaşımın kurucusuydu.



Hürmüz krizi: Körfez ülkeleri binlerce kamyonla karadan ürün taşıyor

BAE'de kamyonlar, İran'ın saldırdığı Füceyre limanından aldıkları yükü Arap yarımadasında çeşitli rotalar üzerinden taşıyor (Reuters)
BAE'de kamyonlar, İran'ın saldırdığı Füceyre limanından aldıkları yükü Arap yarımadasında çeşitli rotalar üzerinden taşıyor (Reuters)
TT

Hürmüz krizi: Körfez ülkeleri binlerce kamyonla karadan ürün taşıyor

BAE'de kamyonlar, İran'ın saldırdığı Füceyre limanından aldıkları yükü Arap yarımadasında çeşitli rotalar üzerinden taşıyor (Reuters)
BAE'de kamyonlar, İran'ın saldırdığı Füceyre limanından aldıkları yükü Arap yarımadasında çeşitli rotalar üzerinden taşıyor (Reuters)

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesiyle Arap yarımadasındaki kara taşımacılığı rotaları tekrar hareketlendi.

Wall Street Journal'ın analizinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman'daki otoyolların "acil durum lojistiği için hayati bir bağlantı hattına dönüştüğü" yazılıyor.

Suudi Arabistan devleti kontrolündeki madencilik şirketi Maaden'in CEO'su Bob Wilt "600 kamyonla başladık, taşıt sayısı önce 1600'e sonra da 2 bine çıktı. Artık Körfez'den Kızıldeniz'e 3 bin 500 kamyon çalışıyor" diyor.

Riyad yönetimi, Maaden şirketine fosfat, altın ve alüminyum üretimini artırması talimatını vermişti. Gelecek 10 yılda 110 milyar dolarlık yatırım alması öngörülen firma, nadir toprak metallerinin rafine edilmesinde ABD'li MP Materials şirketi ve Pentagon'la işbirliği içinde çalışıyor.

Kızıldeniz'deki limanlar fosfat ticareti için inşa edilmediğinden, Maaden bölgede prefabrik depolar kurdu. Fosfat üretiminde kilit öneme sahip aşındırıcı sülfürik asidin paslanmaz çelikten bölmelere sahip tanker kamyonlarına aktarılması için özel boru sistemleri inşa edildi.

Suudi Arabistan'ın Yenbu limanından yola çıkan fosfatlar Cibuti, Tayland ve Arjantin gibi ülkelere ulaştırıldı.

Emtia araştırma şirketi CRU'dan Peter Harrisson, bunu "Suudi Arabistan'ın lojistik mucizesi" diye niteliyor.

MSC ve Maersk gibi deniz taşımacılığı devleri de Arap yarımadasındaki otoyolları kullanmaya başladı.

Bu alternatif, deniz taşımacılığının yerini almasa da bazı kilit pazarlarda dengeleyici rol oynayarak küresel ticaretin ayakta kalmasını sağlayabilir.

Wilt, karayolu taşımacılığı sayesinde küresel gıda arzını tehdit eden gübre kıtlığının önemli ölçüde azaltılabileceğini belirtiyor.

BAE merkezli süpermarket zinciri Spinneys, Britanya menşeli gıda ürünlerini Birleşik Krallık'tan alıp Batı Avrupa üzerinden Mısır ve Suudi Arabistan'a uzanan bir rotayla 16 günde Dubai'ye ulaştırmayı başardı.

BAE devletine ait demiryolu şirketi Etihad Rail Freight da ülkenin doğu kıyısındaki Füceyre limanından Basra Körfezi'ndeki Abu Dabi'ye yüzlerce Nissan aracı taşıdı. Bu, Körfez ülkesindeki ilk trenle araç nakliyesi oldu.

WSJ'nin analizinde yoğun çalışan kamyon konvoyları "deve kervanlarının modern versiyonu" diye niteleniyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Maritime Executive


İşçi Partisi’nde kriz büyüyor: Başbakan Keir Starmer yerine kimler gelebilir?

Keir Starmer'ın da olası liderlik yarışında adaylığını koyma hakkı var (Reuters)
Keir Starmer'ın da olası liderlik yarışında adaylığını koyma hakkı var (Reuters)
TT

İşçi Partisi’nde kriz büyüyor: Başbakan Keir Starmer yerine kimler gelebilir?

Keir Starmer'ın da olası liderlik yarışında adaylığını koyma hakkı var (Reuters)
Keir Starmer'ın da olası liderlik yarışında adaylığını koyma hakkı var (Reuters)

İşçi Partisi'nde yaşanan depremde Birleşik Krallık (BK) Başbakanı Keir Starmer'a istifa çağrıları artıyor.

7 Mayıs'ta düzenlenen yerel yönetim ve bölgesel meclis seçimlerinde İşçi Partisi büyük mağlubiyet yaşadı.

136 yerel yönetimde yapılan seçimde İşçi Partisi, sahip olduğu 2 bin 403 sandalyenin 1406'sını kaybetti. Londra'da ise İşçi Partisi'ndeki 19 belediyeden 9'u el değiştirdi.

Sözkonusu belediyelerde toplam iki sandalyesi bulunan radikal sağcı Reform UK, 1444 sandalye kazanarak seçimi önde tamamladı.

Starmer ise seçimin ardından yaptığı açıklamada, sonuçların "çok vahim" olduğunu itiraf ederken istifayı düşünmediğini söyledi. Bunun yerine kendisinden istifa etmesini isteyenlerin parti içinde liderlik değişimi için resmi başvuruda bulunması gerekeceğini belirtti.

İşçi Partisi'nde liderlik yarışının başlayabilmesi için parlamenterlerin beşte birinin, yani 81 siyasetçinin tek bir aday etrafında birleşmesi gerekiyor. Bu desteği sağlayan aday veya adaylar, parti üyelerinin oy kullanacağı liderlik seçiminde Starmer'a karşı yarışabilir. Şu ana kadar kimse resmen liderlik yarışına girmedi.

Parti içinde iki farklı yaklaşım öne çıkıyor. Liderliğin hızlı biçimde değişmesini isteyenler Sağlık Bakanı Wes Streeting'i desteklerken, düzenli ve kontrollü bir geçiş talep edenlerse Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ı öne çıkarıyor.

Wes Streeting

43 yaşındaki Streeting, İşçi Partisi'nin "muhafazakar" kanadına yakın bir isim olarak görülüyor. Eski Başbakan Tony Blair hükümetine duyduğu hayranlığı da sık sık dile getiriyor.

Diğer yandan Jeffrey Epstein'le bağlantısı nedeniyle BK'nin ABD Büyükelçiliği görevinden alınan Peter Mandelson'la yakın ilişkisi nedeniyle eleştiriliyor.

Starmer'a zarar veren Mendelson skandalının Streeting'i de yıpratabileceği düşünülüyor.

Andy Burnham

56 yaşındaki Burnham, daha önceden İşçi Partisi'nin liderliği için yarışa girmeye çalışmış fakat partinin yürütme kurulu parlamenter olmasını engellediği için rekabet edememişti. Parti içinde birçok kişi bu kararı, Starmer'ın en güçlü rakibinin önünü kesme hamlesi olarak yorumlamıştı.

Yaklaşık 10 yıldır Greater Manchester Belediye Başkanlığı görevini yürüten Burnham, "Manchesterizm" adını verdiği, iş dünyasıyla uyumlu ancak kamusal hizmetleri güçlendirmeyi hedefleyen bir yaklaşımı benimsiyor.

Angela Rayner

Starmer'ın eski yardımcısı Angela Rayner, parti tabanındaki genç seçmenler ve geleneksel sosyalistler arasında güçlü destek görüyor.

İşçi sınıfı kökenli siyasetçi, yaşlı bakım çalışanı olarak eğitim aldıktan sonra sendikal faaliyetler aracılığıyla siyasete yöneldi.

Başbakan yardımcısı ve konut bakanı olduğu dönemlerde yürüttüğü sosyal politikalarla dikkat çeken 46 yaşındaki Rayner, Jeremy Corbyn liderliğinde partide hızla yükseldi.

Konuşulan diğer isimler arasında eski İşçi Partisi lideri Ed Miliband ve İçişleri Bakanı Shabana Mahmood da var.

Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Miliband, kasımda BBC'ye açıklamasında aday olmayı düşünmediğini söylemişti.

Ancak Times'ın aktardığına göre parti içinde yarışın başlaması halinde adaylığını açıklayabilir.

Starmer'ı istifaya çağıran isimler arasında yer alan 45 yaşındaki Mahmood ise sıkı göç politikaları nedeniyle partinin muhafazakar kanadına daha yakın.

Independent Türkçe, BBC, CNN, Times


Trump’ın Altın Kubbesi, açıklanandan 7 kat daha maliyetli çıktı

Trump'ın savunma sisteminin adı, ABD'nin desteğiyle İsrail ordusu için inşa edilen Demir Kubbe'den geliyor (AP)
Trump'ın savunma sisteminin adı, ABD'nin desteğiyle İsrail ordusu için inşa edilen Demir Kubbe'den geliyor (AP)
TT

Trump’ın Altın Kubbesi, açıklanandan 7 kat daha maliyetli çıktı

Trump'ın savunma sisteminin adı, ABD'nin desteğiyle İsrail ordusu için inşa edilen Demir Kubbe'den geliyor (AP)
Trump'ın savunma sisteminin adı, ABD'nin desteğiyle İsrail ordusu için inşa edilen Demir Kubbe'den geliyor (AP)

ABD'nin 175 milyar dolar harcanacağını söylediği Altın Kubbe sisteminin gerçek maliyeti çok daha yüksek çıktı.

ABD Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) dün yayımladığı raporda, savunma sistemi projesinin maliyetinin 1,2 trilyon doları bulabileceği belirtildi.

Trump'ın geçen sene mayısta duyurduğu proje kapsamında biri uydu tabanlı üçü de karada olmak üzere dört katmanlı bir savunma sistemi inşa edilmesi planlanıyor.

Altın Kubbe sisteminde, Alaska ve Hawaii dahil ABD topraklarındaki çeşitli bölgelere kurulan 11 kısa menzilli füze bataryası yer alıyor.

Dört entegre katmandan oluşan mekanizmada füze uyarı ve takibinin yanı sıra füze saldırılarına karşı savunma için uzay tabanlı bir algılama ve takip sistemi var. Karadaki katmanlarsa radarlar ve lazer silahlarından oluşuyor.

Amerikan savunma devi Lockheed Martin'in ürettiği "Yeni Nesil Önleyiciler" (Next Generation Interceptors -NGI) adlı anti-balistik füze bataryalarının sisteme entegre edilmesi de planlanıyor.

Elon Musk'ın SpaceX firması da yaklaşan füzeleri takip edecek uydular tasarlamak için federal hükümetle 2 milyar dolarlık anlaşma yapmıştı.

Uzay önleyicilerinin, ABD'ye fırlatılan füzeleri atmosferde seyir halindeyken yok etmesi hedefleniyor.

CBO'nun analizinde sadece uzay tabanlı bileşenlerin bile en az 540 milyar dolara mal olabileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı, sistemin 2029'da görev süresi dolmadan faaliyete geçeceğini söylemişti. Ancak rapora göre Altın Kubbe'nin inşası ve aktif hale getirilmesi 20 yılı bulabilir.

Diğer yandan BBC'nin aktardığına göre raporda, Altın Kubbe'nin Rusya veya Çin'in tam ölçekli bir saldırısı karşısında gerekli savunmayı sağlayamayabileceğine dikkat çekiliyor.

Kongre, Cumhuriyetçilerin kapsamlı vergi ve harcama tasarısı aracılığıyla savunma projesi için yaklaşık 24 milyar dolarlık bütçeyi geçen yaz onaylamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel