“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Hamas’ın ‘bir miktar cezayı’ hak ettiğini ve Rusya'nın uluslararası sisteme ‘saldırdığını’ söyledi

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
TT

“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)

Henry Kissinger, küresel diplomaside başarılı bir diplomat olarak yerinden oynamayan bir taş bırakmadı. Ancak, uzun yaşamı boyunca birçok ülkede ‘yıkım mühendisliği' ile suçlandı. Bunlar arasında Arap dünyasında Lübnan, Güney Amerika'da Şili ve Arjantin, Asya'da Vietnam ve Kamboçya ve Afrika'da birçok ülke yer alıyor.

Eğer Kissinger'in başarısı ve eleştirileri olmasaydı, yıldızı 50 yıldan fazla bir süredir parlamazdı ve adı Amerikan dış politikasına, belki de genel olarak Batı'ya kazınmazdı. Amerikan diplomasisinin mimarları, Cumhuriyetçi ve Demokratik partiler arasında, son günlerine kadar ona geri dönmeye devam etti. Birçokları onun ABD'nin iç işlerinde bile hala canlı olan derin bir iz bıraktığını söylüyor.

Henry Kissinger, geçtiğimiz 27 Mayıs'ta 100. yaşına basmıştı. Kissinger, 1994 tarihli ‘Diplomasi’ adlı kitabının da gösterdiği gibi, büyük meselelerde uluslararası bir referans noktası olarak son günlerine kadar kaldı. 100 yaşında, yarım asır önce bir dönüm noktası yarattığı Çin'e gitti. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Avrupa'nın geleceği hakkında çok konuştu. Yapay zekanın uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisine dair önemli bir görüşü vardı.

Henry Kissinger, Ortadoğu'da da bir ‘ikon’ haline geldi. 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD Dışişleri Bakanı olarak uyguladığı ‘mekik diplomasisi’, sadece Mısır ve İsrail arasında bir barış antlaşmasının temeli olmakla kalmadı. Aynı zamanda şimdi muallakta bir barış süreci haline gelen Filistinliler ve Araplar ile İsrailliler arasındaki barış sürecinin ABD tarafından himaye edilmesinin de anahtarı oldu.

cdvrt
Kissinger, 2007'de ABD Başkanı Joe Biden'la birlikteydi ve Biden o dönemde Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin Başkanıydı (AP)

Hamas'ın Gazze'yi çevreleyen İsrail yerleşimlerine yönelik çarpıcı saldırılarının ardından Kissinger, bu ‘açık saldırı eyleminin bir miktar cezayla karşılanması gerektiğini’ söyleyerek bölgede tehlikeli bir tırmanma olasılığına karşı uyarıda bulundu. Ayrıca, ‘Ortadoğu'daki çatışmanın, başka Arap ülkelerini de kamuoyu baskısı altına sokarak tırmanma riski taşıdığını’ belirterek, 1973'teki Yom Kippur Savaşı'ndan çıkarılan derslere atıfta bulundu. Hamas ve destekçilerinin gerçek amacının ‘sadece Arap dünyasını İsrail'e karşı seferber etmek ve barış müzakereleri yolundan çıkmak’ olabileceğini söyledi. Ancak İsrail'in saldırıda İran'ın parmağı olduğunu teyit etmesi halinde “İran'a karşı adımlar atabileceğine” de işaret etti. Kissinger, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ve Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının “uluslararası sisteme temel bir saldırı” oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu.

Kissinger'ın Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisi

Prens Faysal bin Selman bin Abdulaziz’in Oxford Üniversitesi'nde ‘İran, Suudi Arabistan ve Körfez 1968-1971’ adlı doktora tezini hazırlarken Kissinger'la yaptığı uzun bir röportaj, Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisinin ‘Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikalarında etkili olmadığını’ gösterdi. Hatta Kissinger bu bölgeyle ilgili ayrıntıları ve Şah dönemindeki Suudi-İran ilişkilerinin seyrini bilmediğini itiraf etti.

Medine Valisi Prens Faysal bin Selman, kitabında şunları yazdı: "Birçok kişi, Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikasının Kissinger'ın etkisiyle büyük ölçüde şekillendiğini düşünüyor. Ancak, bu bakış açısı yanlış görünüyor, çünkü Kissinger'ın kendisi 1969'da Körfez hakkındaki algısına ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: 'Benim bir algım yok,' Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin gidişatını bilmiyorum, benim için öncelik Sovyetleri Ortadoğu'dan çıkarmak."

Gerçekçi siyaset

Şarku'l Avsat geçtiğimiz Mayıs ayındaki 100. doğum gününde, ABD ile Çin arasındaki ilişkiyi kuran Henry Kissinger'ın rolünü değerlendiren akademisyenlerden ve diplomatlardan oluşan bir grupla görüştü. Kissinger, Çin'in Sovyetler Birliği'nin yörüngesinde dönen komünist sisteminden uzaklaşmasına yardımcı oldu ve böylece uluslararası güçler arasındaki denge doktrinini kurdu.

cdevrg
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 20 Temmuz 2023'teki Çin ziyareti sırasında Pekin'de Kissinger'ı kabul etti (AP)

1954 yılında doktora derecesiyle mezun olduğu Harvard Üniversitesi'ndeki akademik çalışmalarında olduğu gibi, Kissinger, on dokuzuncu yüzyılda Alman yazar Ludwik von Rochow tarafından ideolojik bir yaklaşım ve ahlaki kavramlardan önce siyasi ve diplomatik eylemdeki mülahazaları ve özel koşulları sunmak için icat edilen ‘gerçekçi siyaset’ (reelpolitilk) doktrinini benimsedi. Almanya'da Yahudi olarak dünyaya gelen Kissinger, Adolf Hitler liderliğindeki Nazilerin yönetiminden kaçmak için 1938'de ailesiyle birlikte ABD'ye sığınmayı başardı. Sadece Amerikan siyaset dünyasına girmekle kalmayıp, aynı zamanda 1969'da ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ardından 1973'te Başkan Richard Nixon yönetiminde Dışişleri Bakanı oldu. 1974'te ‘Watergate’ skandalının ardından Nixon'un yerini alan Başkan Gerald Ford'un yönetiminde, 1977'nin başına kadar son görevinde kaldı.

Tüm olumsuzluklara rağmen Henry Kissinger, Soğuk Savaş mimarı George Kennan ve Almanya'nın yeniden birleşmesi mimarı Hans Dietrich Genscher gibi yirminci yüzyılın önde gelen ‘realpolitik’ savunucularının yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi politikacıların saflarına yükseldi.

100. yaş gününde kutlayacak çok şeyi vardı.

Tarihi atılım

Henry Kissinger'ın 1994 yılında yayınladığı ‘Diplomasi’ kitabı uluslararası ilişkilerde hala önemli bir referans olmakla birlikte geçtiğimiz onlarca yıl içinde yayınlanan birçok kitap 1973 yılında, diplomatik bir figür olan uluslararası ilişkilerde jeopolitik bir deprem yaratan, çabaları sonucunda ABD Başkanı Nixon ve Çin lideri Mao Zedong arasında bir zirve gerçekleşmiş ve ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin kurulmasına öncülük eden ayrıca, nükleer denge doktrinini Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri yeniden tanımlayarak tekrar ele alan Henry Kissinger’ı ele aldı. Kissenger, bir yanda Mısır ve Suriye, diğer yanda İsrail arasında ateşkes için ABD'ni n arabuluculuğunu yürütürken Ortadoğu'da büyük bir değişiklik yaptı. Bu daha sonra Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında Camp David barış anlaşmalarını sonuçlandırmayı mümkün kıldı.

rfeg4t
Kissinger (ortada), 1974'teki akşam yemeğinde Deng Şiaoping ile (sağda) konuşurken (Getty)

Vanderbilt Üniversitesi'nde Tarih Profesörü olan Thomas Schwartz, Şarku'l Avsat’ın bir Kissinger'ın Amerikan dış politikası üzerinde olağanüstü bir etkisi olup olmadığı sorusuna Henry Kissinger and American Power: A Political Biography (Henry Kissinger ve Amerika'nın Gücü: Politik Bir Biyografi) isimli kitabından bir alıntıyla yanıt vererek,  “Gerald Ford ve George H.W. Bush dönemlerinde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Brent Scowcroft, eski Dışişleri Bakanı Lawrence Eagleburger (yine George H.W. Bush döneminde), eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice (George W. Bush döneminde) ve diğerleri gibi onunla çalışan veya yanında bulunan birçok insan Kissinger’ın Dışişleri Bakanı olarak göreve gelmesinden çok sonra ABD’nin dünyadaki yerini şekillendirdiler” dedi.

Kissinger'ın ‘her zaman popüler olmayan’ realist veya realpolitik yaklaşımıyla, eski Başkan Barack Obama'yı uluslararası meseleleri bu doğrultuda ele aldığını iddia etmeye bile teşvik etmesi hala dikkat çekicidir.

‘Oyunun Ustası’

Öte yandan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, Kissinger'ı ‘uluslararası ilişkiler ve diplomasi alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarından biri’ olduğu için ‘çağdaş diplomasi dünyasında tamamen benzersiz’ bir figür olarak görüyor. Dünya Savaşı sonrası dönemde diplomat olarak çalışan bir ilk olmasının yanı sıra, ‘akademisyen olarak bu alanda yaptığı çalışmaların çok etkileyici olduğunu’ sözlerine ekledi. Larsen, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İlk olarak ABD ile Çin arasındaki ilişkiye, ikinci olarak da Ortadoğu'daki diplomasisine atıfta bulunarak Kissinger, muazzam bir başarıya imza attı” ifadelerini kullandı. Kissinger'ın akademik kimliği ve çalışan bir diplomat olmasının, onu ‘her iki alanda da en iyisi olarak kimsenin sahip olmadığı bir kombinasyon’ haline getirdiğine dikkat çekti. Larsen ayrıca Kissinger'ın 100. doğum günü vesilesiyle uluslararası barış ve güvenliğe ömür boyu hizmetlerinden ötürü saygılarını sunduğunu ifade etti.

Araplar açısından ‘kararlı bir başarı’

Filistinliler ve İsrailliler arasındaki 1993 Oslo Anlaşmalarında ana arabulucu olan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, ABD'nin Ortadoğu Barış Elçisi olarak görev yapan ve yakın zamanda ‘Master of the Game: Henry Kissinger and the Art of Middle East Diplomacy (Oyunun Ustası: Henry Kissinger ve Ortadoğu Diplomasisi Sanatı) isimli kitabını yazan eski ABD Dışişleri müsteşarı Martin Indyk ile tamamen aynı fikirde.

xcdfvrg
Kissinger ve Sedat, 16 Ocak 1974'te Kahire'de (AP)

Indyk, kitabında Kissinger'ın Ortadoğu'daki belirleyici rolüne odaklandı. Kissenger’ı ‘zeki ve yorulmak bilmeyen bir arabulucu’ olarak tanımlayan Indyk, hedefinin, ‘rakip güçlerin rekabetini ustaca manipüle ederek’ Ortadoğu'da istikrarlı bir güç dengesi kurmak olduğuna dikkat çekti.

Bununla birlikte, Martin Indyk tarafından benimsenen tarihsel anlatılar, büyük ölçüde ABD ve İsrail arşivlerinin yanı sıra Kissinger ve diğer paydaşlarla yaptığı doğrudan röportajlara dayanıyordu. Mısır ve Suriye, genel olarak Arap bölgesindeki arşivlere erişimi yoktu. Kissenger, Eski ABD Başkanları Bill Clinton ve Barack Obama ile çalışmasına ayrıca eski Başkan Donald Trump'ın Ortadoğu politikasını eleştirdi.  Indyk, birçok Arap ülkesi ile İsrail arasındaki ‘İbrahim (Abraham) Normalleşme Anlaşmaları’nı, Kissinger'ın Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'le anlaşmadaki başarısına ve Clinton yönetiminin Suriye-İsrail barış anlaşmasına varamamasına benzetti. Kissinger'ın İsrail'in işgal altındaki Arap topraklarından ilk büyük çekilmesine yol açan ikinci Sina müzakerelerindeki başarısı, Obama yönetiminin Filistin- İsrail ihtilafını iki devletli bir çözüme dayanarak çözememesi karşılığında ABD'nin Mısır ile yeni ilişkilerini güçlendirdi.

dfrg
Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve eski İsrail Başbakanı Golda Meir, 4 Kasım 1977 Pazar gecesi New York'ta Yahudi Kongre üyelerine verilen akşam yemeğinin ardından konuşuyor (AP)

Profesör Schwartz, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kissinger’ın Ortadoğu'daki rolünün oldukça belirleyici olduğunu vurguladı. En önemli izlerinden birinin, İsrail'in varlığına yönelik en büyük tehdidi ortadan kaldıran ve İsrail ile ABD'nin çok daha güçlü bir ittifak kurmasını sağlayan, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının temelini atmak olduğunu söyledi. Ayrıca, ‘İbrahim Anlaşmaları’nın da Kissinger'ın yaklaşımının bir mirası olduğunu’ ileri sürdü.

Ancak Indyk, Kissinger'ın 1974 başlarında Ürdün Kralı Hüseyin'i (FKÖ'den ziyade) Filistinlileri temsil etmesine izin verecek şekilde barış sürecine dahil etme fırsatını kaçırdığına inanıyor. Kissinger'in tereddüdünün, FKÖ Başkanı Yaser Arafat'ın 1974 Rabat zirvesi sırasında Filistin halkının FKÖ’nün meşru ve tek temsilcisi olarak tanınmasıyla temsil edilen ‘büyük Arap desteğini’ almasına izin verecek ölçüde olmasını eleştirdi.

‘Gerçeklik yok oluyor’

Uluslararası Kriz Enstitüsü'ndeki Birleşmiş Milletler Direktörü Richard Gowan, Kissinger'ın yaptıklarına karşı daha şüpheci görünüyor ve 1970’li yıllarda şekillendirmeye çalıştığı dünyanın çökmeye başladığını düşünüyor. Gowan, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kissinger'ın başlıca stratejik projeleri Rusya ile yumuşama ve Çin'e açıklıktı. ABD şimdi her iki güçle de karşı karşıya. Bir anlamda, Kissinger'ın amacı ideolojik çatışmadan çok büyük güçler arasında reelpolitikti. Çünkü reelpolitiki daha istikrarlı gördü. Ancak artık gerçekçilik ruhunun yok olduğu bir dünyadayız” dedi. Ayrıca, ‘Kissinger'ı eleştirenlerin çoğunun, Washington'un orada işlenen zulümlere göz yumduğu Bangladeş Savaşı gibi krizlerdeki rolünü hatırlayacağına da işaret etti.  Ancak Gawon, ‘onun gerçekçilik anlayışından hala öğrenebileceğimiz şeyler olduğuna’ olan inancını da dile getirdi.

Güncel sorunlar bile

Schwartz’ın söylediğine göre bazıları, Henry Kissinger'ın, SSCB'nin gücünü dengelemek için sözde ‘Çin kartını’ kullanmak istediği için 1973'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinin hatalı olduğuna inanıyor. Ayrıca bunun ‘her birinin göreli gücünün bugünkünden tamamen farklı olduğu bir zamanda’ gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu. Kissinger’in Çin'in uluslararası sistemde önemli bir rol oynayacağını anladığını vurguladı.

fvgth
Kissinger ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Eylül 2023'te New York'ta (DPA)

Birçoğu ‘Çin'in ekonomik entegrasyonunun siyasi demokrasiye yol açacağına’ inansa da Kissinger'ın güçleri arasında ‘ABD ve Çin'in bir tür dengeye ulaşabileceklerine ikna olmaya devam ettiğini’ düşünüyor.

Kissinger, Avrupa diplomasisinin on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkışına dayanarak çağdaş uluslararası ilişkilerde bir dönüm noktası, yirminci yüzyılda önemli bir oyuncu ve hala yirmi birinci yüzyılda varlığını sürdüren bir yaklaşımın kurucusuydu.



24 yaşındaki Billie Eilish'ten estetik açıklaması

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

24 yaşındaki Billie Eilish'ten estetik açıklaması

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Doğal şekilde yaşlanacağı için çok heyecanlı olduğunu söyleyen Billie Eilish, asla estetik ameliyat yaptırmayacağını ilan etti.

24 yaşındaki şarkıcı, salı günü Amy Poehler'ın Good Hang podcast'inde yaşlanmak hakkında konuştu. "Yüzümle vücudumun yaşlanmasından ve onları değiştirmemekten çok heyecan duyuyorum" dedi.

Çocuklarım bana baktığında yüzümün onların yüzü gibi görünmesini istiyorum, şu anda ortalıkta ne yaşanıyorsa onun kötü yapılmış bir versiyonu gibi değil.

Birds of a Feather'la bilinen şarkıcı, ergenliğinde yaşlanmaya karşı farklı bir bakış açısına sahip olduğunu itiraf etti.

"Sadece 'Hep böyle kalacağım' diye düşünüyordum" diye hatırladı.

17 yaşındayken 'Tamam, ben şu an sonsuza dek olacağım kişiyim' diye düşünüyordum. Ama tabii ki işler böyle yürümüyor.

Eilish daha önce de ünlülerin estetik ameliyat yaptırması hakkındaki düşüncelerini paylaşmıştı. 2021'de The Guardian'a verdiği röportajda, OverHeated şarkısının ulaşılmaz beden standartlarını teşvik eden insanları nasıl eleştirdiğini ele almıştı.

v dfvfd
Billie Eilish, salı günü yayımlanan Good Hang programında yaşlanmak hakkında konuştu (Good Hang/YouTube)

"Estetik işlem yaptırmak, şunu bunu yaptırmak, sizi mutlu eden şeyleri yapmak tamamen normal. Ama bunu inkar edip, 'Ah, ben bunu kendi başıma başardım, biraz daha çabalasanız siz de başarabilirsiniz' dediğinizde, bu beni gerçekten çok kızdırıyor" diye açıkladı.

Bunu görmek genç kadınlar ve erkekler için çok kötü.

Bad Guy'la tanınan şarkıcı, "İnternette, benim asla görünmediğim şekilde görünen insanlar görüyorum" diye devam etti.

Ve hemen şöyle düşünüyorum: 'Aman Tanrım, nasıl böyle görünüyorlar?' Bu sektörün inceliklerini, insanların fotoğraflarda gerçekten ne kullandığını biliyorum ve gerçek görünen şeyin sahte olabileceğini de biliyorum. Yine de görüyorum ve 'Aman Tanrım, bu beni gerçekten kötü hissettiriyor' diyorum.

Estetik cerrahi hakkındaki görüşlerinin yanı sıra Eilish, görünümü ve tarzı hakkında da açıkça konuştu. Geçen hafta Elle'de yayımlanan röportajda, "vücuduyla toksik bir ilişki" yaşadığı dönemde kendine özgü bol kıyafetlerini giymeye başladığını söyledi.

"Çok fazla yeme problemi yaşadım. Büyük bir gömlek giydiğimde hissettiğim rahatlamayı hatırlıyorum. Aynı zamanda, hip-hop kültürüne olan sevgim ve erkek olmak istemem de etkiliydi" diyen Grammy ödüllü sanatçı, genellikle bol gömlek ve pantolonlarla sahne alıyor.

Bu, hepimizin içinde taşıdığı kadın düşmanlığı... Yani kadınsı görülmek, dolayısıyla zayıf algılanmak istemiyordum. Bu doğru değil. Bu şekilde hissetmemenin iyi bir yolunu buldum.

Independent Türkçe


Trump’ın İran savaşındaki U dönüşleri Körfez’i endişelendiriyor

İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
TT

Trump’ın İran savaşındaki U dönüşleri Körfez’i endişelendiriyor

İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)
İran'ın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD'nin ablukası, küresel piyasaları alt üst etti (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz'deki gemilerin geçişi için başlattığı "Özgürlük Projesi'ni" askıya alırken Körfez ülkeleri, İran'ın güçlenmesinden endişeleniyor.

Trump, mahsur kalan gemilerin ABD ordusunun desteğiyle Hürmüz'den geçmesi için 4 Mayıs'ta başlattığı "Özgürlük Projesi" girişimini bir gün sonra askıya aldığını duyurdu.

ABD Başkanı, sosyal medyadaki açıklamasında Tahran yönetimiyle görüşmelerde "ilerleme kaydedildiğini" savunurken, İran basınında Trump'ın projeyi askıya alma kararı "başarısızlık ve geri adım" diye yorumlandı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Trump'ın projeyi başlattığını açıklamasının ardından İran'ın füze saldırısı düzenlediğini iddia etmişti. Körfez ülkesi, saldırıda tek faal petrol ihracat limanı Füceyre'nin hedef alındığını, tesiste yangın çıktığını ve üç kişinin yaralandığını duyurmuştu.

Diğer yandan İran yönetimi, BAE'ye saldırı düzenlendiğine dair haberlerin asılsız olduğunu savunmuştu. BAE'nin İran'a yönelik saldırılarda üs olarak kullanılması halinde sert karşılık verileceği uyarısı yapılmıştı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Trump yönetiminin müttefiki BAE'ye yönelik saldırıyı "görmezden geldiğine" dikkat çekiliyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ateşkesin ihlal edilmediğini söylemişti.

Körfez ülkelerinin, bu tavrı gören Tahran'ın daha da güçlenebileceğinden endişelendiği aktarılıyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey isim öldürüldü. İran da İsrail'in yanı sıra ABD'nin varlıklarının yer aldığı Körfez ülkelerine misilleme yaptı. İran ordusu, savaşın başından bu yana BAE'ye en az 2 bin 838 füze ve drone'la saldırı düzenledi.

Analize göre ABD'nin "tereddütlü tavrı" Körfez ülkelerinin güvenini sarsıyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Gulf International Forum'un direktörü Dania Thafer, şu yorumu yapıyor:

Körfez ülkelerinin bakış açısına göre ABD onların güvenliğini öncelikli görmüyor. Körfez ülkelerini feda ediyor gibi görünüyor. ABD karşılık vermezse, İranlılar ABD'nin savaşa geri dönmek istemediği sonucuna varacak ve bu da caydırıcılığın etkisini azaltacaktır.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Ellie Geranmayeh de Devrim Muhafızları'ndaki daha şahin kanadın "stratejik sabır" yaklaşımını bıraktığını belirtiyor:

Oyunun kuralları değişti. Stratejik sabır dönemi sona erdi ve Tahran artık ilk hamleyi yapmaktan çekinmiyor.

Bazı analistler de İsrail'le artan işbirliği nedeniyle İran'ın BAE'yi daha sık hedef aldığını söylüyor. Ayrıca Tahran yönetiminin, Yemen ve Sudan'daki çatışmalarda BAE'yle Suudi Arabistan arasında yaşanan gerginliği kendi lehine çevirmek istediği yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Khaleej Times, Press TV


İran-Çin görüşmesi: Hürmüz krizi çözülecek mi?

Abbas Arakçi, mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü (Reuters)
Abbas Arakçi, mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü (Reuters)
TT

İran-Çin görüşmesi: Hürmüz krizi çözülecek mi?

Abbas Arakçi, mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü (Reuters)
Abbas Arakçi, mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü (Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyaretinden günler önce Pekin'e gitti.

Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu.

Görüşmenin ardından Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı "hukuk dışı" diye nitelendi. Saldırıların sonlanması ve diplomatik çözüme yönelik çalışmaların sürmesi çağrısı yapıldı.

Çin Komünist Partisi'nin yayın organı Global Times'ın toplantı öncesinde yayımladığı analizde, ziyaretin "Tahran'ın kilit ortaklarına yönelik daha geniş kapsamlı diplomatik girişimlerinin bir parçası" olduğu ifade edildi.

Pekin yönetimi, ABD ve İran arasında 7 Nisan'da varılan ateşkes anlaşmasında Pakistan'la birlikte arabuluculuk yapmıştı.

Analizde, Çin'in diplomatik çabaları desteklediği ve bölgedeki çatışmanın yayılmasını engellemek istediği belirtiliyor.

İran Devrim Muhafızları'na yakın Tesnim Haber Ajansı da Arakçi'nin Hürmüz Boğazı'ndaki durumla savaşın yarattığı olumsuz etkileri mevkidaşı Vang Yi'yle görüştüğü yazıyor.

Diğer yandan ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlaması için Çin'e çağrı yapıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Arakçi'nin Pekin ziyaretine ilişkin açıklamasında, "Umarım Çin, İran'a söylenmesi gerekenleri söyler. İran'ın boğazı kapatmaya son vermesi Çin'in menfaatine. Bu durum Çin'e de zarar veriyor" dedi.

Devrim Muhafızları, Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirirken, Amerikan ordusu da bölgedeki ablukasını sürdürüyor.

Trump, ABD ordusunun desteğiyle gemilerin boğazdan geçişinin sağlanması için 4 Mayıs'ta başlattığı "Özgürlük Projesi" girişimini 5 Mayıs'ta durdurdu. ABD Başkanı, dünkü açıklamasında İran'la görüşmelerde "ilerleme kaydedildiğini" savundu. İran basınındaysa Trump'ın projeyi askıya alma kararı "başarısızlık" diye yorumlandı.

Öte yandan Pekin, gelecek hafta da Trump ve Şi Cinping görüşmesine ev sahipliği yapacak.

Trump, nisanda yapılması planlanan toplantıyı savaş nedeniyle mayısa ertelemişti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent da 14-15 Mayıs'ta gerçekleşecek görüşme öncesinde Hürmüz'ün açılmasını sağlaması için Çin'e çağrı yapmıştı.

Asya devi, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'inden fazlasını satın alıyor. ABD'nin, İran'la petrol ticareti yaptığı gerekçesiyle 5 Çinli firmayı yaptırım listesine alması Pekin'in tepkisini çekmişti. Çin Ticaret Bakanlığı, firmalara yaptırım kararını tanımama talimatı göndermişti.

Independent Türkçe, CNN, Reuters, New York Times, Global Times, Tesnim, Press TV