“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Hamas’ın ‘bir miktar cezayı’ hak ettiğini ve Rusya'nın uluslararası sisteme ‘saldırdığını’ söyledi

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
TT

“Diplomasi ve yıkımın” mimarı Kissinger'ın ölümü

Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)
Kissinger, 2010'da Berlin'de bir akademik etkinliğe katıldığı sırada (DPA)

Henry Kissinger, küresel diplomaside başarılı bir diplomat olarak yerinden oynamayan bir taş bırakmadı. Ancak, uzun yaşamı boyunca birçok ülkede ‘yıkım mühendisliği' ile suçlandı. Bunlar arasında Arap dünyasında Lübnan, Güney Amerika'da Şili ve Arjantin, Asya'da Vietnam ve Kamboçya ve Afrika'da birçok ülke yer alıyor.

Eğer Kissinger'in başarısı ve eleştirileri olmasaydı, yıldızı 50 yıldan fazla bir süredir parlamazdı ve adı Amerikan dış politikasına, belki de genel olarak Batı'ya kazınmazdı. Amerikan diplomasisinin mimarları, Cumhuriyetçi ve Demokratik partiler arasında, son günlerine kadar ona geri dönmeye devam etti. Birçokları onun ABD'nin iç işlerinde bile hala canlı olan derin bir iz bıraktığını söylüyor.

Henry Kissinger, geçtiğimiz 27 Mayıs'ta 100. yaşına basmıştı. Kissinger, 1994 tarihli ‘Diplomasi’ adlı kitabının da gösterdiği gibi, büyük meselelerde uluslararası bir referans noktası olarak son günlerine kadar kaldı. 100 yaşında, yarım asır önce bir dönüm noktası yarattığı Çin'e gitti. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Avrupa'nın geleceği hakkında çok konuştu. Yapay zekanın uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisine dair önemli bir görüşü vardı.

Henry Kissinger, Ortadoğu'da da bir ‘ikon’ haline geldi. 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD Dışişleri Bakanı olarak uyguladığı ‘mekik diplomasisi’, sadece Mısır ve İsrail arasında bir barış antlaşmasının temeli olmakla kalmadı. Aynı zamanda şimdi muallakta bir barış süreci haline gelen Filistinliler ve Araplar ile İsrailliler arasındaki barış sürecinin ABD tarafından himaye edilmesinin de anahtarı oldu.

cdvrt
Kissinger, 2007'de ABD Başkanı Joe Biden'la birlikteydi ve Biden o dönemde Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin Başkanıydı (AP)

Hamas'ın Gazze'yi çevreleyen İsrail yerleşimlerine yönelik çarpıcı saldırılarının ardından Kissinger, bu ‘açık saldırı eyleminin bir miktar cezayla karşılanması gerektiğini’ söyleyerek bölgede tehlikeli bir tırmanma olasılığına karşı uyarıda bulundu. Ayrıca, ‘Ortadoğu'daki çatışmanın, başka Arap ülkelerini de kamuoyu baskısı altına sokarak tırmanma riski taşıdığını’ belirterek, 1973'teki Yom Kippur Savaşı'ndan çıkarılan derslere atıfta bulundu. Hamas ve destekçilerinin gerçek amacının ‘sadece Arap dünyasını İsrail'e karşı seferber etmek ve barış müzakereleri yolundan çıkmak’ olabileceğini söyledi. Ancak İsrail'in saldırıda İran'ın parmağı olduğunu teyit etmesi halinde “İran'a karşı adımlar atabileceğine” de işaret etti. Kissinger, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ve Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının “uluslararası sisteme temel bir saldırı” oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu.

Kissinger'ın Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisi

Prens Faysal bin Selman bin Abdulaziz’in Oxford Üniversitesi'nde ‘İran, Suudi Arabistan ve Körfez 1968-1971’ adlı doktora tezini hazırlarken Kissinger'la yaptığı uzun bir röportaj, Suudi Arabistan ve Körfez hakkındaki bilgisinin ‘Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikalarında etkili olmadığını’ gösterdi. Hatta Kissinger bu bölgeyle ilgili ayrıntıları ve Şah dönemindeki Suudi-İran ilişkilerinin seyrini bilmediğini itiraf etti.

Medine Valisi Prens Faysal bin Selman, kitabında şunları yazdı: "Birçok kişi, Körfez'deki Ulusal Güvenlik Konseyi politikasının Kissinger'ın etkisiyle büyük ölçüde şekillendiğini düşünüyor. Ancak, bu bakış açısı yanlış görünüyor, çünkü Kissinger'ın kendisi 1969'da Körfez hakkındaki algısına ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: 'Benim bir algım yok,' Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin gidişatını bilmiyorum, benim için öncelik Sovyetleri Ortadoğu'dan çıkarmak."

Gerçekçi siyaset

Şarku'l Avsat geçtiğimiz Mayıs ayındaki 100. doğum gününde, ABD ile Çin arasındaki ilişkiyi kuran Henry Kissinger'ın rolünü değerlendiren akademisyenlerden ve diplomatlardan oluşan bir grupla görüştü. Kissinger, Çin'in Sovyetler Birliği'nin yörüngesinde dönen komünist sisteminden uzaklaşmasına yardımcı oldu ve böylece uluslararası güçler arasındaki denge doktrinini kurdu.

cdevrg
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 20 Temmuz 2023'teki Çin ziyareti sırasında Pekin'de Kissinger'ı kabul etti (AP)

1954 yılında doktora derecesiyle mezun olduğu Harvard Üniversitesi'ndeki akademik çalışmalarında olduğu gibi, Kissinger, on dokuzuncu yüzyılda Alman yazar Ludwik von Rochow tarafından ideolojik bir yaklaşım ve ahlaki kavramlardan önce siyasi ve diplomatik eylemdeki mülahazaları ve özel koşulları sunmak için icat edilen ‘gerçekçi siyaset’ (reelpolitilk) doktrinini benimsedi. Almanya'da Yahudi olarak dünyaya gelen Kissinger, Adolf Hitler liderliğindeki Nazilerin yönetiminden kaçmak için 1938'de ailesiyle birlikte ABD'ye sığınmayı başardı. Sadece Amerikan siyaset dünyasına girmekle kalmayıp, aynı zamanda 1969'da ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ardından 1973'te Başkan Richard Nixon yönetiminde Dışişleri Bakanı oldu. 1974'te ‘Watergate’ skandalının ardından Nixon'un yerini alan Başkan Gerald Ford'un yönetiminde, 1977'nin başına kadar son görevinde kaldı.

Tüm olumsuzluklara rağmen Henry Kissinger, Soğuk Savaş mimarı George Kennan ve Almanya'nın yeniden birleşmesi mimarı Hans Dietrich Genscher gibi yirminci yüzyılın önde gelen ‘realpolitik’ savunucularının yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi politikacıların saflarına yükseldi.

100. yaş gününde kutlayacak çok şeyi vardı.

Tarihi atılım

Henry Kissinger'ın 1994 yılında yayınladığı ‘Diplomasi’ kitabı uluslararası ilişkilerde hala önemli bir referans olmakla birlikte geçtiğimiz onlarca yıl içinde yayınlanan birçok kitap 1973 yılında, diplomatik bir figür olan uluslararası ilişkilerde jeopolitik bir deprem yaratan, çabaları sonucunda ABD Başkanı Nixon ve Çin lideri Mao Zedong arasında bir zirve gerçekleşmiş ve ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin kurulmasına öncülük eden ayrıca, nükleer denge doktrinini Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri yeniden tanımlayarak tekrar ele alan Henry Kissinger’ı ele aldı. Kissenger, bir yanda Mısır ve Suriye, diğer yanda İsrail arasında ateşkes için ABD'ni n arabuluculuğunu yürütürken Ortadoğu'da büyük bir değişiklik yaptı. Bu daha sonra Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında Camp David barış anlaşmalarını sonuçlandırmayı mümkün kıldı.

rfeg4t
Kissinger (ortada), 1974'teki akşam yemeğinde Deng Şiaoping ile (sağda) konuşurken (Getty)

Vanderbilt Üniversitesi'nde Tarih Profesörü olan Thomas Schwartz, Şarku'l Avsat’ın bir Kissinger'ın Amerikan dış politikası üzerinde olağanüstü bir etkisi olup olmadığı sorusuna Henry Kissinger and American Power: A Political Biography (Henry Kissinger ve Amerika'nın Gücü: Politik Bir Biyografi) isimli kitabından bir alıntıyla yanıt vererek,  “Gerald Ford ve George H.W. Bush dönemlerinde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Brent Scowcroft, eski Dışişleri Bakanı Lawrence Eagleburger (yine George H.W. Bush döneminde), eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice (George W. Bush döneminde) ve diğerleri gibi onunla çalışan veya yanında bulunan birçok insan Kissinger’ın Dışişleri Bakanı olarak göreve gelmesinden çok sonra ABD’nin dünyadaki yerini şekillendirdiler” dedi.

Kissinger'ın ‘her zaman popüler olmayan’ realist veya realpolitik yaklaşımıyla, eski Başkan Barack Obama'yı uluslararası meseleleri bu doğrultuda ele aldığını iddia etmeye bile teşvik etmesi hala dikkat çekicidir.

‘Oyunun Ustası’

Öte yandan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, Kissinger'ı ‘uluslararası ilişkiler ve diplomasi alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarından biri’ olduğu için ‘çağdaş diplomasi dünyasında tamamen benzersiz’ bir figür olarak görüyor. Dünya Savaşı sonrası dönemde diplomat olarak çalışan bir ilk olmasının yanı sıra, ‘akademisyen olarak bu alanda yaptığı çalışmaların çok etkileyici olduğunu’ sözlerine ekledi. Larsen, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İlk olarak ABD ile Çin arasındaki ilişkiye, ikinci olarak da Ortadoğu'daki diplomasisine atıfta bulunarak Kissinger, muazzam bir başarıya imza attı” ifadelerini kullandı. Kissinger'ın akademik kimliği ve çalışan bir diplomat olmasının, onu ‘her iki alanda da en iyisi olarak kimsenin sahip olmadığı bir kombinasyon’ haline getirdiğine dikkat çekti. Larsen ayrıca Kissinger'ın 100. doğum günü vesilesiyle uluslararası barış ve güvenliğe ömür boyu hizmetlerinden ötürü saygılarını sunduğunu ifade etti.

Araplar açısından ‘kararlı bir başarı’

Filistinliler ve İsrailliler arasındaki 1993 Oslo Anlaşmalarında ana arabulucu olan eski Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Elçisi Terje Rod-Larsen, ABD'nin Ortadoğu Barış Elçisi olarak görev yapan ve yakın zamanda ‘Master of the Game: Henry Kissinger and the Art of Middle East Diplomacy (Oyunun Ustası: Henry Kissinger ve Ortadoğu Diplomasisi Sanatı) isimli kitabını yazan eski ABD Dışişleri müsteşarı Martin Indyk ile tamamen aynı fikirde.

xcdfvrg
Kissinger ve Sedat, 16 Ocak 1974'te Kahire'de (AP)

Indyk, kitabında Kissinger'ın Ortadoğu'daki belirleyici rolüne odaklandı. Kissenger’ı ‘zeki ve yorulmak bilmeyen bir arabulucu’ olarak tanımlayan Indyk, hedefinin, ‘rakip güçlerin rekabetini ustaca manipüle ederek’ Ortadoğu'da istikrarlı bir güç dengesi kurmak olduğuna dikkat çekti.

Bununla birlikte, Martin Indyk tarafından benimsenen tarihsel anlatılar, büyük ölçüde ABD ve İsrail arşivlerinin yanı sıra Kissinger ve diğer paydaşlarla yaptığı doğrudan röportajlara dayanıyordu. Mısır ve Suriye, genel olarak Arap bölgesindeki arşivlere erişimi yoktu. Kissenger, Eski ABD Başkanları Bill Clinton ve Barack Obama ile çalışmasına ayrıca eski Başkan Donald Trump'ın Ortadoğu politikasını eleştirdi.  Indyk, birçok Arap ülkesi ile İsrail arasındaki ‘İbrahim (Abraham) Normalleşme Anlaşmaları’nı, Kissinger'ın Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'le anlaşmadaki başarısına ve Clinton yönetiminin Suriye-İsrail barış anlaşmasına varamamasına benzetti. Kissinger'ın İsrail'in işgal altındaki Arap topraklarından ilk büyük çekilmesine yol açan ikinci Sina müzakerelerindeki başarısı, Obama yönetiminin Filistin- İsrail ihtilafını iki devletli bir çözüme dayanarak çözememesi karşılığında ABD'nin Mısır ile yeni ilişkilerini güçlendirdi.

dfrg
Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve eski İsrail Başbakanı Golda Meir, 4 Kasım 1977 Pazar gecesi New York'ta Yahudi Kongre üyelerine verilen akşam yemeğinin ardından konuşuyor (AP)

Profesör Schwartz, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kissinger’ın Ortadoğu'daki rolünün oldukça belirleyici olduğunu vurguladı. En önemli izlerinden birinin, İsrail'in varlığına yönelik en büyük tehdidi ortadan kaldıran ve İsrail ile ABD'nin çok daha güçlü bir ittifak kurmasını sağlayan, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının temelini atmak olduğunu söyledi. Ayrıca, ‘İbrahim Anlaşmaları’nın da Kissinger'ın yaklaşımının bir mirası olduğunu’ ileri sürdü.

Ancak Indyk, Kissinger'ın 1974 başlarında Ürdün Kralı Hüseyin'i (FKÖ'den ziyade) Filistinlileri temsil etmesine izin verecek şekilde barış sürecine dahil etme fırsatını kaçırdığına inanıyor. Kissinger'in tereddüdünün, FKÖ Başkanı Yaser Arafat'ın 1974 Rabat zirvesi sırasında Filistin halkının FKÖ’nün meşru ve tek temsilcisi olarak tanınmasıyla temsil edilen ‘büyük Arap desteğini’ almasına izin verecek ölçüde olmasını eleştirdi.

‘Gerçeklik yok oluyor’

Uluslararası Kriz Enstitüsü'ndeki Birleşmiş Milletler Direktörü Richard Gowan, Kissinger'ın yaptıklarına karşı daha şüpheci görünüyor ve 1970’li yıllarda şekillendirmeye çalıştığı dünyanın çökmeye başladığını düşünüyor. Gowan, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kissinger'ın başlıca stratejik projeleri Rusya ile yumuşama ve Çin'e açıklıktı. ABD şimdi her iki güçle de karşı karşıya. Bir anlamda, Kissinger'ın amacı ideolojik çatışmadan çok büyük güçler arasında reelpolitikti. Çünkü reelpolitiki daha istikrarlı gördü. Ancak artık gerçekçilik ruhunun yok olduğu bir dünyadayız” dedi. Ayrıca, ‘Kissinger'ı eleştirenlerin çoğunun, Washington'un orada işlenen zulümlere göz yumduğu Bangladeş Savaşı gibi krizlerdeki rolünü hatırlayacağına da işaret etti.  Ancak Gawon, ‘onun gerçekçilik anlayışından hala öğrenebileceğimiz şeyler olduğuna’ olan inancını da dile getirdi.

Güncel sorunlar bile

Schwartz’ın söylediğine göre bazıları, Henry Kissinger'ın, SSCB'nin gücünü dengelemek için sözde ‘Çin kartını’ kullanmak istediği için 1973'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinin hatalı olduğuna inanıyor. Ayrıca bunun ‘her birinin göreli gücünün bugünkünden tamamen farklı olduğu bir zamanda’ gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu. Kissinger’in Çin'in uluslararası sistemde önemli bir rol oynayacağını anladığını vurguladı.

fvgth
Kissinger ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Eylül 2023'te New York'ta (DPA)

Birçoğu ‘Çin'in ekonomik entegrasyonunun siyasi demokrasiye yol açacağına’ inansa da Kissinger'ın güçleri arasında ‘ABD ve Çin'in bir tür dengeye ulaşabileceklerine ikna olmaya devam ettiğini’ düşünüyor.

Kissinger, Avrupa diplomasisinin on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkışına dayanarak çağdaş uluslararası ilişkilerde bir dönüm noktası, yirminci yüzyılda önemli bir oyuncu ve hala yirmi birinci yüzyılda varlığını sürdüren bir yaklaşımın kurucusuydu.



Jon Jones, Beyaz Saray'da neden dövüşmüyor?

Dana White ve Donald Trump (Reuters)
Dana White ve Donald Trump (Reuters)
TT

Jon Jones, Beyaz Saray'da neden dövüşmüyor?

Dana White ve Donald Trump (Reuters)
Dana White ve Donald Trump (Reuters)

Dana White, Jon Jones'un UFC'nin Beyaz Saray etkinliği için aklından "hiçbir zaman" geçmediğinde ısrar etti ve eski ağırsıklet şampiyonunun emekli olduğunu yineledi.

Jones, UFC 326 yayını sırasında nihayet açıklanan ana etkinlikte yer almamasıyla dikkat çekti. Etkinliğin yan ana maçındaysa rakibi olacağı konuşulan Alex Pereira'yla Ciryl Gane, geçici ağırsıklet şampiyonluğu için karşı karşıya gelecek.

Jones, emekliliğinden bir yıl sonra Beyaz Saray'da dövüşmek için "görüşmeler" yaptığını söylemişti.

Ancak White, 38 yaşındaki Jones'un söylediklerinin gerçekle ilgisi olmadığını ve UFC'nin onu etkinliğe dahil etmeyi hiç düşünmediğini belirtti.

 Asla, asla, asla, size 100 bin kere söylediğim gibi, Jon Jones'un Beyaz Saray'da dövüşmesi aklımdan bile geçmedi. Bunu neden yapmayacağımı size anlattım. Meta gözlükleriyle çekim yapan bir videoda kalçalarının ne kadar kötü durumda olduğundan söz ediyordu. Neredeyse koşamadan oynadığı o Amerikan futbolu maçını gördünüz mü bilmiyorum. Kalçalarında artrit varmış; doktor da kalça protezi takılması gerektiğini söylemiş. Tüm bunlar bir kenara, Jon Jones olayı da tamamen saçmalık. Jon Jones'la görüşmediğimizi veya Jon Jones'un dövüşle ilgilenmediğini söylemiyorum. Ve daha da çılgıncası, ben avukatına 'Asla olmayacak, asla' diye mesaj attıktan sonra Jon Jones'un çıkıp 'Beyaz Saray dövüşü için görüşmeler yapıyorum' demesiydi.

Jon Jones'un emekli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle söyleyebiliriz.

Independent Türkçe


İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu
TT

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran Uzmanlar Meclisi, Pazar günü Mücteba Hamaney’i ülkenin yeni dini lideri  olarak seçti. Hamaney, 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen ABD ve İsrail saldırısında öldürülen babası Ali Hamaney’in yerine geçti.

88 üyeden oluşan meclisin açıklamasında, “Bugünkü olağanüstü oturumda, Uzmanlar Meclisi temsilcilerinin kararlı oylarıyla Mücteba Hüseyni Hamaney, İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana üçüncü lider olarak atanmıştır” denildi.

Meclis ayrıca İran halkına, yeni liderin etrafında birlik olmaları ve ona biat etmeleri çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, yeni liderin ABD ile uyumlu hareket etmesi gerektiğini vurguladı. ABC News’e konuşan Trump, “Onayımız olmadan uzun süre dayanamaz. Bu, İran politikasında istikrarı sağlamak açısından önemli” ifadelerini kullandı.

Mücteba Hamaney Kimdir?

Mücteba Hüseyni Hamaney, İran’daki iktidar hiyerarşisinin en gizemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Babasının aksine, kamu hayatında sınırlı bir varlık gösterdi; hiçbir devlet görevinde bulunmadı, kamuya açık konuşmalar yapmadı ve medyaya röportajlar vermedi. Sadece az sayıda fotoğraf ve video yayınlandı.

Buna rağmen yıllardır, babasının en önemli bağlantı kanallarından biri olarak sistem içindeki etkisi hakkında spekülasyonlar devam etti. Hamaney’in babasının yerine geçmesi tartışmalara yol açtı; zira İran İslam Cumhuriyeti ideolojisine göre Yüksek Rehber seçimi dini statü ve siyasi liderliğe dayalıdır, aileden miras yoluyla belirlenmez.

Hamaney’in İkinci Oğlu

Mücteba Hüseyni Hamaney, 8 Eylül 1969’da İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed şehrinde dünyaya geldi. Rehber Ali Hamaney’in altı çocuğundan ikinci oğlu olan Mücteba,  1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından şekillenen dini ve siyasi bir ortamda büyüdü. İran’da tanınmış bir dini aileden geliyor; kardeşi Mustafa Hamaney ve akrabalarından Hadi Hamaney de din adamıdır.

Ayrıca muhafazakâr kanattaki önde gelen isimlerle aile bağları bulunuyor. Muhafazakâr siyasetçi Gulam Ali Haddad-Adel’in kızı Zühre Haddad ile evlendi; Haddad-Adel, eski İran parlamento başkanıdır.

Din Eğitimi ve Kariyeri

Orta öğrenimini Tahran’daki Alavi Dini Okulu’nda tamamladı. 1999 yılında dini eğitimine devam etmek için Kum’a taşındı ve burada dini kıyafetini giymeye başladı.

Cumhuriyet sonrası dönemde öğrenciler genellikle daha genç yaşta medrese eğitimine başlarken, Mücteba’nın 30 yaşında medreseye katılması nispeten geç bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.

Kum’da fıkıh ve geleneksel dini bilimler üzerine eğitim aldı, ancak medrese kurumları içinde önde gelen bir dini otorite olarak öne çıkmadı; genellikle orta dereceli bir din adamı olarak sınıflandırılıyor.


İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
TT

İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)

Rüstem Mahmud

ABD Başkanı Donald Trump ile İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri arasındaki telefon görüşmesinin ardından İran Kürtleri ve onları temsil eden siyasi güçler, küresel bir siyasi mesele haline geldi. Görüşmede, İran rejimini ülke içindeki belirli bir coğrafi alandan çıkmaya zorlayacak ve böylece rejime karşı halk ayaklanmasını tetikleyecek bir kıvılcım yaratma amacıyla, Kürt partilerine bağlı silahlı örgütlerin bölgelerinde büyük çaplı bir kara savaşına girişme olasılığı ele alındı.

Sahada ise İran'ın kuzey ve batısındaki Kürt çoğunluklu bölgelerin çoğunda gergin bir atmosfer ve bekleyiş hali hakim. Bu arada, beş İranlı Kürt siyasi parti bir koalisyon konseyi kurduklarını açıkladı; bu hamle bazı İranlı muhalif gruplar tarafından memnuniyetle karşılanırken, diğerleri tarafından uyarılarla karşılandı. Komala Partisi'nden bir İranlı Kürt siyasi kaynak, el-Mecelle'ye partisinin ve diğer İranlı Kürt siyasi örgütlerinin bir sonraki aşamaya ilişkin vizyonunu açıkladı.

Trump, Hicri ile yaptığı görüşmenin ardından Iraklı Kürt liderler Kürdistan Demokrat Partisi'nden Mesud Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden Bafel Talabani ile iki telefon görüşmesi yaptı. Görüşmelerin ardından, İran'ın batısında ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Kürdistan ve Kirmanşah illeri yoğun bombardımanlara sahne oldu. Hedef alınan yerler arasında çok sayıda  ordu, istihbarat ve Devrim Muhafızları tesisi ile polis karakolları gibi sivil güvenlik tesisleri de vardı. Gözlemciler bunu Kürtleri bölgelerinin kontrolünü ele geçirmeye teşvik etme taktiği olarak yorumladı.

İran Kürdistanı Demokratik Partisi'nden üst düzey bir siyasi kaynak, Mecelle'ye yaptığı açıklamada, sahada harekete geçmelerinin henüz netleşmemiş üç vizyonla bağlantılı olduğunu söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri bu savaşı nasıl bitirmeyi planlıyor? Rejimde radikal bir değişiklik, devlet başkanının değiştirilmesi veya İran ordusunun ve nükleer programının yok edilmesi yoluyla mı, yoksa kalan iç detayları halka bırakma yoluyla mı gerçekleşecek? ABD, Kürtlere güvenlik, askeri veya siyasi olarak ne tür koruma garantileri sunabilir? Ayrıca, ABD, ülkenin geleceği, siyasi sistemin doğası ve Kürtlerin bu sistemdeki yeri konusunda diğer İran siyasi güçlerine ne tür vizyonlar dayatabilir?”

İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Bunların yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor

Sahada, paylaşılan haberlere göre, bu bölgede Devrim Muhafızları birlikleri ile Kürt savaşçılar arasında silahlı çatışmalar yaşandı. Hiçbir İran Kürt partisi sorumluluğu üstlenmedi ve İranlı yetkililer tarafından da resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, çeşitli Kürt şehirlerine dair dolaşımda olan videolarda, yerel halkın Dini Lider Ali Hamaney'in ölüm haberini duyduktan sonra sevinç gösterilerinde bulunduğu, Kürtçe sloganlar atarak İran rejiminin devrilmesini ve Kürt halkı için özgürlük talep ettiği görülüyor.

xcvfgh
Kürdistan Özgürlük Partisi'nden İranlı Kürt savaşçılar, Irak'ın Erbil şehrinin dışındaki bir üste eğitim görüyorlar, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Senendec'de yaşayan aktivist Feryad Jamkar, Mecelle'ye konuşarak İran'ın Kürt bölgelerindeki durumu şöyle anlattı: “Yaklaşık iki hafta önce, savaş beklentilerinin artmasıyla birlikte, başkent Tahran ve Tebriz, İsfahan ve hatta Meşhed şehirlerinde yaşayan on binlerce Kürt, özellikle öğrenciler ve devlet memuru olmayan aileler, Kürt bölgelerine geri dönmeye başladı. Bu şehirlerin savaş sırasında ağır bombardımanlara maruz kalacakları ve büyük olasılıkla geniş çaplı bir kaos yaşanacağı inancı hakim. Nitekim başkent Tahran'da Kürt çoğunluğunun yaşadığı Sadıkiye, Narmak ve Settar Han gibi mahalleler, Kürt sakinlerinden neredeyse tamamen boşaldı. Bu arada, ülkenin batısındaki Kürt şehirlerinin sakinleri kırsal kesime ve daha küçük kasabalara gidiyor. Son saatlerde gıda ve yakıt talebinde büyük bir patlama yaşandı, fiyatlar istisnai biçimde yükseldi ve birçok tüccar mallarını satmayı reddetti. Bunların nedeni, Kürt toplumunun, açıkça dile getirmese de, bölgelerinde büyük dönüşümlerin yakın olduğuna dair derin bir his beslemesidir. Bölgeleri, rejim ile yerel İran toplulukları arasında beklenen çatışmaların odak noktası olacaktır. Mevcut davranışları, yakın gelecekte olabilecekler için bir hazırlık biçimidir.”

1 İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Büyük çoğunluğu ülkenin batısındaki Batı Azerbaycan, Kirmanşah ve Kürdistan illerinde yaşıyorlar. Bununla birlikte, yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor. Kürt bölgelerindeki ciddi az gelişmişlikten kaynaklanan yoksulluk, 1990'ların başından beri yüz binlercesinin İran'ın diğer bölgelerine göç etmesine neden oldu.

Kürt bölgeleri, bazen geniş çaplı halk ayaklanmalarına dönüşen sürekli protestolara sahne olmaktadır. 2022'de genç kız  Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından olduğu gibi kimi zaman bunlar büyük ayaklanmalara dönüştü

İran Kürtlerinin, uzun ve zengin bir siyasi tarihi vardır. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Kaçar hanedanına karşı Kürt isyanları yaşandı ve bunlar Şah yönetimi altında 1946'da  Mahabad'da ilk Kürt devletinin deklare edilmesiyle sonuçlandı. Bu tarih ayrıca, İslam Devrimi'nin başarısının ardından 1980'lerin başlarında İranlı Kürt partilerin yürüttüğü silahlı mücadeleyi de içeriyor; İran rejimi yıllarca süren baskıcı operasyonlarla kontrolü yeniden ele geçirene kadar, bu mücadelede Kürt çoğunluklu bölgeleri birkaç yıl boyunca kontrol etmişlerdi.

df
İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri

O zamandan beri Kürt bölgelerinde sürekli olarak çeşitli biçimlerde protestolar yaşanıyor ve bu protestolar bazen, genç kız Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından 2022'de olduğu gibi, büyük halk ayaklanmalarına dönüşüyor. İran makamları, Kürt bölgelerini güvenlik güçleri aracılığıyla yönetiyor ve sürekli bir olağanüstü hal ilan ediyor. İran'daki siyasi tutukluların yarısı ve ölüm cezasına çarptırılanların bir kısmı Kürt etnik kökenlidir. İran makamları, Kürt toplumunu rejime karşı çıkan siyasi güçlerle ilişkilerde en disiplinli toplum olarak görüyor. Onu, hem etnik hem de mezhepsel kimlikleri nedeniyle, iktidardaki rejimin merkezine kolayca ulaşılabilir ve ısrarlı muhalif olarak değerlendiriyor.

Birleşik bir siyasi vizyon

İranlı Kürt solcu-milliyetçi Komala Partisi'nden bir Kürt siyasi kaynak, kendisi ile yaptığımız röportajda ​​İran Kürt siyasi sisteminin mevcut olaylara ve önümüzdeki haftalar ve aylarda neler olabileceğine dair vizyonunu açıkladı. Kürt siyasi kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “İran'da yakın gelecekte iki senaryodan birinin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Ya rejim tamamen çökecek ya da açık ve öngörülemeyen bir kaos durumuyla karşılaşmak istemeyen uluslararası güçlerin desteğiyle zayıf bir yapı olarak kalacak. Her iki durumda da, ülkedeki ana siyasi güçlerden oluşan küçük bir siyasi konseyin kurulmasını ve üç temel konuda acilen anlaşmaya varmasını talep ediyoruz. Birincisi, her türlü kaos ve iç çatışmadan kaçınmak için, yeni bir siyasi sisteme geçişte, net adımlar ve kesin olarak tanımlanmış aşamalarla, ülkede sırayla neler olması gerektiğine dair stratejik bir vizyonun belirlenmesi. İkincisi, İran'ı bu vahim tarihi duruma getiren, ardı ardına gelen siyasi rejimlerin neden olduğu temel sorunların kapsamlı bir şekilde incelenmesidir. Bunların hepsinin ortak paydası, milliyetçi radikalizm ve dogmatik ideoloji ile birlikte, tüm kaynaklar ve ülkenin kurumları ve coğrafyası üzerindeki aşırı merkezi kontrol olmuştur. Tüm bu özelliklerden ve uygulamalardan tamamen farklı yeni bir siyasi sistemin özellikleri üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Üçüncüsü, İran devletinin sınırları içinde bu ulusların özgünlüklerine saygı duyan ve herhangi bir partinin İran'ın geleceği üzerinde yeni bir ulusal veya mezhepsel hegemonya kurmasını engelleyen federal bir sistem kurulmasıdır. Bu sistem gelecekte merkezi Fars milliyetçiliği ile diğer İranlı ulusların (Araplar, Kürtler, Azeriler ve Beluçlar) hakları arasındaki ilişkiyi çizecektir.

Rıza Pehlevi, yeni koalisyonun oluşumunu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan çeşitli ayrılıkçı gruplar” olarak tanımladı ve mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu

Son savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce, en büyük ve tüm Kürt siyasi yönelimleri (milliyetçi, solcu ve muhafazakâr) temsil eden beş İranlı Kürt siyasi parti, “İşbirliği İçin Diyalog Merkezi”nde düzenlenen uzun toplantıların ardından “İran Kürdistan'ı Siyasi Güçler Koalisyonu”nun kurulduğunu duyurdu. Bu gelişmeyi takip eden kaynaklar, yeni ittifakın ABD ve Batı'nın baskısı ve bu değişime sponsor olması sonucu, İran rejimine yönelik siyasi bir baskı biçimi olarak ortaya çıktığını belirtti. Ancak Kürt partiler yayınladıkları bildirilerinde, siyasi projelerinin “yeni ve önemli bir saha çalışması aşaması” için hazırlık aşamasında olduğunu ifade etti. Bildiri, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Abdullah Öcalan liderliğindeki Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) yakın olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi tarafından imzalandı. Ayrıca, Irak'taki KDP’ye yakın olan İran Kürdistanı Demokratik Partisi, İran Kürdistan Örgütü ve KYB’ye yakın olan Kürdistan Emekçiler Örgütü (Komala) de imzaladı. İttifak açıklamasında şunları söyledi: “İttifakın amacı, İran'daki Kürt siyasi hareketini genişletmek, Kürdistan'ın ülkenin siyasi denklemindeki rolünü güçlendirmek, Kürt halkının hak ve özgürlüklerini garanti altına almak ve İran'ın geleceğini yeniden şekillendirmede aktif olarak yer almak için birlik olmak ve ortak mücadele vermektir. Ulusların haklarının tanınmasına, demokrasinin kabulüne ve her türlü diktatörlüğün reddedilmesine dayalı kapsamlı bir demokratik geçişin kademeli olarak oluşmasını destekliyoruz.”

vfbghyj
İran Kürdistanı Demokratik Partisi üyeleri, Irak'ın Erbil şehrindeki Koya bölgesinde bulunan genel merkezlerine giden yoldaki bir kontrol noktasındalar, 27 Şubat 2026'da (AP)

İran'ın eski yöneticisi Rıza Pehlevi'nin oğlu, yeni kurulan koalisyonu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan birkaç ayrılıkçı grup” olarak tanımladı. İran ordusuna doğrudan hitap ederek, mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu. İran ordusuna “Önümüzdeki günlerde ve haftalarda, İslam Cumhuriyeti'nin tamamen çökmesi ve bu rejimin ülkeden atılmasıyla birlikte, İran'ın ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü savunmada her zamankinden daha uyanık, kararlı ve gayretli olacağız. Bu temel ilkeye bağlı kalarak, İran ordusunun ulusal görevini yerine getirmesini, milletin yanında durmasını ve İran'ı İslam Cumhuriyeti ve ayrılıkçılara karşı savunmasını bekliyoruz” dedi.

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim organları oluşturacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi

Kürt İttifakı, Pehlevi'nin açıklamalarına “zayıf” ve “asılsız” diyerek yanıt verdi ve ekledi: “İran Kürdistan'ındaki Siyasi Güçler İttifakı, Rıza Pehlevi'nin bu zayıf ve temelsiz açıklamalarını kınarken, Kürt ulusunun ideallerini ve İran'ın ezilen halklarının meşru haklarını savunmadaki ilkeli duruşunu yeniden teyit etmektedir. İttifak, bu temelsiz nefretin nihayetinde hiçbir sonuç vermeyeceğine inanmaktadır. Ancak ülke içinde ayaklanan halkın özgürlük ideallerinin gerçekleştirilmesi, diktatörlüğün ve faşizmin tüm biçim ve tezahürlerinin sonsuza dek gömülmesi için İran'ın özgür uluslarının ve özgürlüğe aşık halkının mücadele azmini güçlendirecektir.”

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Pehlevi'nin açıklamalarını kınayarak, bunları “ulusal totalitarizme dayalı” bir siyasi sistemi yeniden şekillendirme girişimi olarak nitelendirdi. Örgütünün, mevcut rejiminin yetkililerini veya onlardan önceki Şah rejimi yetkililerini dışlayan bir sistem kurma konusundaki kararlılığını vurgulayan Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim yapıları kurma hakkına sahip olacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi.