Amerikan Havayolları, bir yolcudan, üzerindeki "Filistin" yazılı kazağı çıkarmasını istedi

Amerikan Havayolları'nın uçuş görevlisi, "Filistin" yazılı kazak giyen yolcudan kazağını çıkarmasını veya ters çevirerek giymesini istedi

(AA)
(AA)
TT

Amerikan Havayolları, bir yolcudan, üzerindeki "Filistin" yazılı kazağı çıkarmasını istedi

(AA)
(AA)

Kimliğini açıklamayan yolcu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 28 Kasım'da ABD'nin New York kentinden Phoenix kentine giden AA2829 sefer sayılı uçağa bindiği sırada Amerikan Havayolları'nın uçuş görevlisince, üzerindeki "Filistin" yazılı kazağı çıkarması veya ters çevirerek giymesi yönünde uyarıldığını ifade etti.

Bunu yapmadığı takdirde kolluk kuvvetleri tarafından uçaktan çıkarılmakla tehdit edildiğini belirten yolcu, "haklarının farkında olmadığı ve yalnız olduğu için" kazağını ters çevirerek giydiğini aktardı.

Uçuş görevlisine, "Benim duygularım ne olacak?" diye sorduğunu belirten yolcu, kendisine "Üzgünüm ama bu politik." cevabı verildiğini bildirdi.

Yolcu, havayollarının tutumuna ilişkin şunları kaydetti:

Kazağımın üzerinde hakaret veya küfür içeren hiçbir şey olmamasına rağmen istediklerini yapmaya karar verdim. Sesimiz asla susturulamayacak. Gazze'de masum Filistinli çocukların öldürülmesine suç ortaklığı yapıyorsunuz ve bunu 'siyasi' olarak nitelendirme cüreti gösteriyorsunuz.

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Tlaib, havayolları şirketinden açıklama talep etti

Filistin asıllı Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Tlaib, söz konusu olaya ilişkin Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, havayolları şirketine tepki gösterdi. Tlaib, "Amerikan Havayolları'nın Filistinlilere karşı bir ön yargısı mı var? Bu tür bir hedef gösterme ve kötü muameleyi mümkün kılan bir şirket politikaları mı var?" sorularını sordu.

Şirkete bu konuyla ilgili elektronik posta yolladığını belirten Tlaib, konuyla alakalı yanıt beklediğini kaydetti.

Tlaib, "Filistinliler vardır. Bizler insanız ve silinmeyeceğiz." ifadesini kullandı.

"Sesler susturuluyor ve marjinalleştiriliyor"

Amerikan-Arap Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada da "Amerikan Havayolları tarafından gerçekleştirilen bu eylem sadece ayrımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda Filistinlilere ve onların kendilerini tanımlama haklarına yönelik ön yargının daha geniş bağlamına da katkıda bulunmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Olayın, "bireylerin kültürel ve ulusal kimliklerini ifade etme konusundaki temel haklarına yönelik üzücü bir saygısızlığı yansıttığı" belirtilen açıklamada, "Bu olay, Filistinlilerin ve destekçilerinin sıklıkla karşılaştığı geniş çaptaki ayrımcılığın simgesidir ve seslerinin susturulması ve marjinalleştirilmesine yönelik endişe verici bir eğilime işaret etmektedir." denildi.

Komite, havayolları şirketini mağdur yolcudan "resmi bir özür dilemeye" çağırdı.

Konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmayan havayolları şirketinin internet sitesinde, "yolcuların uygun şekilde giyinmeleri ve çıplak ayak veya rahatsız edici kıyafetlere izin verilmediği" uyarısı yer alsa da "politik" olarak nitelendirilen kıyafetlerle ilgili yazılı bir şirket politikası bulunmuyor.



Lukaşenko'ya hakaretten tutuklanan Belaruslu muhalif cezaevinde öldü

Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
TT

Lukaşenko'ya hakaretten tutuklanan Belaruslu muhalif cezaevinde öldü

Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)

Belaruslu muhalif aktivist Igor Lednik, tutulduğu cezaevinde hayatını kaybetti.

64 yaşındaki Lednik, 2022'de Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko'ya hakaret suçlamasıyla tutuklanarak üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Lednik'in ölümü üyesi olduğu Belarus Sosyal Demokrat Partisi tarafından açıklandı. 

Partiden yapılan açıklamada muhalif siyasetçinin sağlığının cezaevine girdikten sonra kötüleştiği ifade edildi.

Kalp sorunları da olduğu bilinen Lednik, bir süre önce sindirim sistemiyle ilgili bir operasyon geçirmişti. Partinin açıklamasında Belaruslu siyasetçinin ölüm nedenine ilişkin bir detay paylaşılmadı.

Sürgündeki muhalefet lideri Svetlena Tihanovskaya ise Lednik'in ölümüyle ilgili yetkilileri suçlarken, durumu "adeletsizlik ve inanılmaz bir trajedi" diye niteledi.

Tihanovskaya, "Rejim, ülkelerindeki hayatı iyi yönde değiştirmek isteyen Belarusluları cezaevlerinde öldürüyor" ifadelerini kullandı.

Tihanovskaya, "korkunç koşullarda" tutulan ve sağlık problemleri yaşayan en az 10 siyasi tutuklu daha bulunduğunu söyledi.

Geçen ay bir başka muhalif siyasetçi Vadzim Hırasko, tutulduğu cezaevinde zatürreden hayatını kaybetmişti. Hak örgütleri, Hırasko'nun gerekli tıbbi desteği almadığını öne sürmüştü.

Belarus'ta 2020'deki başkanlık seçimlerinin ardından görülen kitlesel protestoların ardından rejimin muhaliflere yönelik baskıları artmıştı.

İnsan hakları örgütü Viasna'ya göre ülkede 1400'den fazla siyasi tutuklu bulunuyor.

Independent Türkçe


Sınır Tanımayan Doktorlar: Refah'ta yaşayan Gazzeliler temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldı

(AA)
(AA)
TT

Sınır Tanımayan Doktorlar: Refah'ta yaşayan Gazzeliler temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldı

(AA)
(AA)

MSF'den yapılan açıklamada, Gazze'ye yönelik saldırıların yaklaşık 1,5 milyon kişinin Refah'a gitmesine neden olduğu belirtildi.

Son dört ayda Refah'taki insanların çoğunun, ellerindeki birkaç eşyayla defalarca yerinden edildiği hatırlatılan açıklamada, Refah ve çevresinde uygun olan her arazi, sokak ve açık alana çadırların kurulduğu kaydedildi.

Açıklamada, "Refah'ta artık boş yer kalmadı. Arabalar, aşırı kalabalık sokaklarda zar zor gidebiliyor ve yürümek bile zor olabiliyor. Bölgede barınan Gazzeliler, su, yiyecek ve barınma dahil temel ihtiyaçlarından mahrum bırakıldı. Bu insanlar İsrail ordusu tarafından defalarca tahliye emirlerine ve zorla yerlerinden edilmeye maruz kaldı." değerlendirmesi yapıldı.

İsrail ordusu, yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı Refah kentine yönelik hava saldırılarına devam ediyor.


Küba, Uluslararası Adalet Divanında ABD'yi İsrail'in suç ortağı olmakla itham etti

(AA)
(AA)
TT

Küba, Uluslararası Adalet Divanında ABD'yi İsrail'in suç ortağı olmakla itham etti

(AA)
(AA)

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar devam ediyor.

Duruşmalarda Küba adına söz alan Dışişleri Bakan Yardımcısı Anayansi Rodriguez Camejo, “İşgalci güç İsrail'in hukuka aykırı kuvvet kullanımı nedeniyle Filistin halkı, kadınlar ve sivil nüfus bir bütün olarak katledilmeye devam ediyor. Bu katliam, uluslararası hukuka göre soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olan Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin suç ortaklığıyla gerçekleşmektedir.” dedi.

İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin uluslararası hukuka göre gayrimeşru olduğunu vurgulayan Camejo, “İsrail’in sivil ve savaşan ayrım yapmayan politikaları, Filistinlilere yönelik yıllardır süren işgal, işkence, zorla yerinden etme, hapsetme ve vatandaşlık haklarını reddetme politikalarının devamıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Camejo, İsrail'in Filistin'deki işgalini reddetmenin, UAD kararlarına uyumun, ülkeler için uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülük olduğunu vurguladı.

“İsrail, Filistin'de yaptığı ihlallerle BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından kabul edilen çok sayıda karar ve hükmü görmezden geldi." diyen Camejo, ABD'nin de BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisini kullanarak uluslararası toplumun Filistin konusunda etkin şekilde harekete geçmesini 47 kez engellediğine işaret etti.

Camejo “İsrail'in ihlali, Amerika Birleşik Devletleri'nin gerçek eylemsizliğinin bir sonucu olup, Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının kötüye ve sorumsuzca kullanılmasının doğrudan bir sonucudur.” dedi.

Kolombiya

Kolombiya adına söz alan Dışişleri Bakan Danışmanı Andrea Jimenez Herrera da İsrail'in Filistin'i işgalinin uluslararası hukuka ve BM Şartı'na aykırı olduğunu belirterek Uluslararası Adalet Divanından bu yönde bir karar almasını istedi.

Herrera, “İsrail, Filistin topraklarındaki yasa dışı işgal, yerleşim ve ilhak faaliyetlerine son vermelidir. Bunu kayıtsız, şartsız, derhal ve eksiksiz yapmalıdır. Devam etmekte olan uluslararası haksız eylemlere son vermeli ve bunların tekrarlanmayacağına dair uygun güvence ve garantiler sunmalıdır. İsrail ayrıca uluslararası insancıl hukuka ve uluslararası insan hakları hukukuna saygı göstermelidir. Bunlar Filistin halkının haklarıdır.” dedi.


İngiltere'de WikiLeaks'in kurucusu Assange'ın ABD'ye iade davası ikinci gününde sürüyor

(AA)
(AA)
TT

İngiltere'de WikiLeaks'in kurucusu Assange'ın ABD'ye iade davası ikinci gününde sürüyor

(AA)
(AA)

Ekim 2010'da ABD'nin Irak ve Afganistan'da işlediği suçları da delillendiren binlerce gizli belgeyi yayımlayan Assange'ın dün Yüksek Mahkemede başlayan ABD'ye iade davası, ikinci gününde devam ediyor.

Assange'ın ABD'ye iadesine karşı çıkan göstericiler, dün olduğu gibi bugün de mahkeme binasının önünde toplanarak, "Julian Assange'ın ABD'ye iade edilmemesi" talebinde bulundu.

Yağmurlu havaya rağmen mahkeme binası önünde bekleyen göstericiler, ellerinde "Gazetecilik suç değildir" ve "Assange'a özgürlük" yazılı pankartlar taşıdı.

"Bu yaptıkları yanlarına kar kalmayacak"

Julian Assange'ın eşi Stella Assange da eşine destek için mahkemeye geldi.

Stella Assange, mahkeme binası girişinde yaptığı açıklamada, Assange destekçilerine seslenerek, şunları söyledi:

Lütfen Julian özgür olana kadar Julian ve bizim için orada olun. Ne bekleyeceğimizi bilmiyoruz ama buradasınız çünkü dünya izliyor. Bu yaptıkları yanlarına kar kalmayacak. Julian'ın özgürlüğüne ve hepimizin gerçeğe ihtiyacı var.

Yüksek Mahkemenin Assange'in ABD'ye iade edilip edilmeyeceğine ilişkin kararını bugün açıklaması bekleniyor.


AB'den Rusya'ya yeni yaptırımlar

(AA)
(AA)
TT

AB'den Rusya'ya yeni yaptırımlar

(AA)
(AA)

AB Dönem Başkanı Belçika'nın resmi sosyal medya hesabından, "AB ülkelerinin büyükelçileri, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı çerçevesinde 13'üncü yaptırım paketi üzerinde prensipte anlaşmaya vardı." paylaşımı yapıldı.

"Bu, AB tarafından onaylanan en geniş yaptırım paketlerden biri." ifadesi kullanılan paylaşımda, paketin 24 Şubat'ta resmen onaylanacağı kaydedildi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de "Rusya'ya yönelik 13'üncü yaptırım paketimize ilişkin anlaşmayı memnuniyetle karşılıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Putin'in savaş makinesini zayıflatmaya devam etmeliyiz." diyen von der Leyen, AB'nin Ukrayna dolayısıyla Rusya'ya uyguladığı yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısının 2 bini bulduğunu ve Rusya'nın insansız hava araçlarına erişimini daha da azalttıklarını belirtti.

Yeni pakette yaptırım listesine 200'e yakın kişi ve kuruluş eklenmesi bekleniyor.

Detayları henüz paylaşılmayan yaptırım paketinin onayı savaşın başladığı 24 Şubat'ın ikinci yıl dönümüne denk geliyor.

AB, şimdiye kadar Rusya'ya yönelik 12 yaptırım paketi yürürlüğe koydu. Rusya'ya yönelik yaptırımlar, ticaret, finans, sanayi, teknoloji, ulaşım, çift kullanımlı ve lüks ürünleri de içeren geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Deniz yoluyla taşınan ham petrol ile bazı petrol ürünlerinin Rusya'dan AB'ye ithalatına yönelik yasak, bazı Rus bankalarının uluslararası ödeme sistemi SWIFT'ten çıkarılması ve çok sayıda yayın kuruluşunun faaliyetlerinin askıya alınması da yaptırımlar arasında yer alıyor.


Almanya'da geçen yıl mültecilere yönelik saldırılarda iki kat artış kaydedildi

(AA)
(AA)
TT

Almanya'da geçen yıl mültecilere yönelik saldırılarda iki kat artış kaydedildi

(AA)
(AA)

Neuen Osnabrücker gazetesi, hükümetin, Sol Parti Milletvekili Clara Bünger'in soru önergesine verdiği yanıtı sayfasına taşıdı.

Gazetenin hükümetin yanıtına dayandırılan haberine göre, ülkede 2022'de mültecilere yönelik 1248 saldırı gerçekleşirken 2023 verileri, saldırılarda bir yıl öncesine göre neredeyse iki kat artış olduğunu ortaya koydu. Ülkede 2023'te mültecilere yönelik 2 bin 378 saldırı gerçekleşti.

Geçen yıl mültecileri hedef alan 313'ü şiddet içeren saldırılarda, 219 kişi yaralandı.

Mülteci yurtlarına yönelik 2022'de 70 saldırının gerçekleşen ülkede, bu sayı, 2023'te 180 olarak kayıtlara geçti.

Haberde değerlendirmelerine yer verilen Bünger, ırkçıların her zaman var olan öfkeyi uygulamaya koymak ve mültecilere saldırmak için kendilerinde cesaret bulmalarının şaşırtıcı olmadığını ifade etti.


Amy Winehouse heykeline Filistin çıkartması yapıştırılmasının ardından soruşturma başlatıldı

Yahudi şarkıcının anıtı 2014'ten bu yana hayatının son yıllarında yaşadığı yerin civarında olan Camden Pazarı'nda sergileniyor (AFP)
Yahudi şarkıcının anıtı 2014'ten bu yana hayatının son yıllarında yaşadığı yerin civarında olan Camden Pazarı'nda sergileniyor (AFP)
TT

Amy Winehouse heykeline Filistin çıkartması yapıştırılmasının ardından soruşturma başlatıldı

Yahudi şarkıcının anıtı 2014'ten bu yana hayatının son yıllarında yaşadığı yerin civarında olan Camden Pazarı'nda sergileniyor (AFP)
Yahudi şarkıcının anıtı 2014'ten bu yana hayatının son yıllarında yaşadığı yerin civarında olan Camden Pazarı'nda sergileniyor (AFP)

Metropolitan Polis Teşkilatı, Amy Winehouse heykelindeki Davud'un Yıldızı kolyesinin üzerine Filistin bayrağı çıkartması yapıştırılmasının ardından soruşturma başlattı.

Olay Pazartesi günü Birleşik Krallık'taki Camden Pazarı'nın kuzey avlusunda meydana geldi ve çıkartma kısa süre sonra hızla kaldırıldı.

Metropolitan Polis Teşkilatı, görüntüden haberdar olduklarını ve bunun "birçok kişiyi üzeceğini" bildiklerini söyledi.

Camden Pazarı'yla olayın gerçekleşme şeklini ve kamera görüntüleri gibi başka kanıtların varlığını tespit etmek üzere soruşturma yapıyoruz.

Yahudi şarkıcının anıtı 2014'ten bu yana hayatının son yıllarında yaşadığı yerin civarında olan Camden Pazarı'nda sergileniyor.

Camden Pazarı, olayın polise bildirilmesinden hemen önce çıkartmanın söküldüğünü belirtti.

Ayrıca şunu da ekledi:

Camden Pazarı her şeyden önce bir çeşitliliğin sembolü ve herkesi kucaklayan küresel bir destinasyondur. Bölgemizde herhangi bir ayrımcılığa müsamaha gösterilmeyecektir.

Antisemitizme Karşı Kampanya'dan (Campaign Against Antisemitism) bir sözcü çıkartmanın kaldırıldığını doğrulayarak şunları söyledi:

Britanyalı Yahudi bir şarkıcının heykeli üzerinde yer alan ve Yahudiliğin bilinen sembolü olan Davud'un Yıldızı'nın Filistin Yönetimi bayrağı çıkartmasıyla kaplanması antisemitiktir. Bu, ne olduklarını itiraf edemeyecek kadar korkak ya da cahil olan antisemitlerden sık sık duyduğumuz 'Bu sadece İsrail'e bir eleştiri' bahanesinin ne kadar boş olduğunu gösteriyor. Halihazırda Britanyalı Yahudilerin yüzde 69'u Yahudiliklerini gösteren işaretleri kullanma ihtimallerinin azaldığını söylüyor. Bir Yahudi'nin heykeli bile bundan kurtulamazken, buna şaşırmak mümkün mü?

Amy Winehouse'un ailesiyle temasa geçildi ancak yorum yapmayı reddettiler.

Independent Türkçe


Ukrayna ordusu, Dnipro Nehri üzerindeki köprübaşında kontrolü kaybettiklerine dair iddiayı yalanladı

Kiev’deki Trukhaniv Adası’ndaki Dnipro Nehri kıyısındaki insanlar (AFP)
Kiev’deki Trukhaniv Adası’ndaki Dnipro Nehri kıyısındaki insanlar (AFP)
TT

Ukrayna ordusu, Dnipro Nehri üzerindeki köprübaşında kontrolü kaybettiklerine dair iddiayı yalanladı

Kiev’deki Trukhaniv Adası’ndaki Dnipro Nehri kıyısındaki insanlar (AFP)
Kiev’deki Trukhaniv Adası’ndaki Dnipro Nehri kıyısındaki insanlar (AFP)

Ukrayna ordusu, ülkenin güneyindeki Dnipro Nehri’nin işgal altındaki kıyısında yer alan Krynky köprübaşında kontrolün kaybedildiğine dair iddiaları yalanladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Ukrayna’nın güneyindeki Herson bölgesinde bulunan Krynky köyünde kontrolü ele geçirdiğini söylemişti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Ukrayna Ordusu Güney Komutanlığı tarafından sosyal medyada yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Saldırgan ülkenin askeri ve siyasi liderliği, Dnipro Nehri’nin sol yakasındaki köprübaşında kontrolün ele geçirildiğini iddia etti. Bu bilginin doğru olmadığını resmi olarak bildiriyoruz. Ukrayna’nın güneyindeki savunma güçleri mevzilerini kontrol etmeye ve düşmana ağır kayıplar vermeye devam ediyor.”

Putin ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, dün yaptıkları açıklamada, Ukrayna ordusunun 2023 yazında, özellikle bataklıkların varlığı ve nehri ateş altında geçmesi nedeniyle çok zor koşullar altında mevzi kurabildiği Krynky köyünde kontrol sağladıklarını ilan etti.

Her iki taraftan da düzenli olarak yayınlanan görüntülere göre, Ruslar bölgeyi yoğun bir şekilde vurdu ve Krynky bölgesi tamamen yok edildi.

Bu köprübaşı, Ukrayna’nın yaz aylarındaki karşı saldırılarının birkaç başarısından biriydi, ancak Kiev kuvvetlerinin güneye ilerlemesine asla izin verilmedi.

Rusya’nın Krynky üzerindeki kontrolünü ilan etmesi, Putin tarafından, birkaç gün önce Ukrayna’nın doğusundaki Avdiivka şehrinin ele geçirilmesinden sonra üst üste ikinci başarı olarak ilan edildi.

Ukrayna ordusu, doğu ve güney cephelerinde çok sayıda Rus saldırısıyla karşı karşıya.

Şiddetli bombardımana maruz kalan Ukrayna, aynı zamanda Batı yardımlarının, özellikle de Başkan Joe Biden’ın Cumhuriyetçi muhalifleri tarafından engellenen ABD yardımlarının azalması nedeniyle topçu mühimmatı sıkıntısı çekiyor.

Kiev’e göre, Rusya da büyük kayıplar yaşıyor, ancak ekonomisini savaşa yönlendirdikten sonra daha fazla personele ve silah üstünlüğüne sahip.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rus işgalinin başlamasının ikinci yıldönümünde, savaş alanında çok zor bir durumda olduklarını itiraf etti.


İsrailli Bakan, işgal altındaki Filistin topraklarının "İsrail'e ait olduğunu" savundu

(AA)
(AA)
TT

İsrailli Bakan, işgal altındaki Filistin topraklarının "İsrail'e ait olduğunu" savundu

(AA)
(AA)

İsrail Ulusal Misyonlar Bakanı Strook, sosyal medyada paylaşılan bir konuşmasında, "İsrail topraklarında bir Filistin devleti olmayacak çünkü Filistin halkı diye bir şey yok, böyle bir ulus yok." ifadelerini kullandı.

Filistin devletinin tanınmasına karşı olduklarını söyleyen İsrailli Bakan, "İsraillilerin bir çoğu Filistin devletinin kurulması fikrini yalnızca tarihsel temelden yoksun olduğu için değil aynı zamanda İsrail devletine varoluşsal tehdit oluşturduğu için reddediyor." dedi.

İsrailli yetkililer her ne kadar işgal altındaki Filistin topraklarının kendilerine ait olduğunu iddia etse de Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere uluslararası toplumun ezici çoğunluğu İsrail'in Filistin topraklarında yasa dışı işgalci olduğunu belirtiyor.


Hz. Süleyman'ın mührünü Siyonizm'e nasıl kaptırdık?

(AA)
(AA)
TT

Hz. Süleyman'ın mührünü Siyonizm'e nasıl kaptırdık?

(AA)
(AA)

Mehmed Mazlum Çelik 

İslam inancında son peygamber Hz. Muhammet'tir; ama kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de İslam peygamberinden önce gelen Hz. Süleyman, Hz. Musa ve Hz. İsa gibi nebiler de birer İslam peygamberi kabul edilir.

Dolayısıyla önceki peygamberlere karşı büyük bir hürmet söz konusu.

"Davut Yıldızı" olarak bilinen "Hz. Süleyman Mührü" ise İslam Medeniyeti içerisinde saygı duyulan imgelerden biri. 

Hz. Süleyman Mührü
Hz. Süleyman Mührü

Bugün Hz. Süleyman Mührü, "Siyon Yıldızı" olarak İsrail bayrağında bulunması hasebiyle bazı Müslümanlar tarafından kötü anılıyor.

Oysa bu simge en az "Filistin davası" kadar değerlidir ve nasıl ki Filistin'in tek bir taşı Siyonizm'e terk edilemeyecekse bu imge de karanlığın simgesi olarak görülmemeli.

Hz. Süleyman'ın mührünü Siyonizm'in bir parçası olarak gören vicdanlar, zaman içerisinde Filistin'i de İsrail'in toprağı olarak görmekten çekinmeyecektir.

Hz. Süleyman'ın mührü
Hz. Süleyman'ın mührü

Siyonistler mührü 1882'de sahiplendi

Tarihi kaynaklar incelendiğinde Hz. Süleyman Mührü, kutsal kitapların hiçbirinde yer bulmaz; ama İslam Peygamberi Hazreti Muhammet bu mühre büyük bir önem atfeder.

Tirmizi, bir hadisinde mührü şu sözleri aktarır:

(Kıyametten önce yer altından) elinde Süleyman mührü ve Musa'nın asası olduğu halde bir dabbe (dört ayaklı hayvan) çıkacak ve asasıyla Müslümanların yüzünü aydınlatacak, mührüyle kafirlerin yüzünü mühürleyecektir.

Bu sözlerden de anlaşılabileceği üzere Hz. Süleyman'ın mührüne esasen politik bir anlam atfeden ilk kişi Hz. Muhammet'tir.

İslam peygamberi, mührü Müslümanlar için bir siyasi imge ve özgürlük nişanesi olarak ele alıyor. 

Mühr-i Süleyman'ın ilk defa İslam aleminde kullanılmasına ise 691 yılında Emevi halifesi Abdülmelik döneminde şahit oluyoruz.

Kudüs Kubbetüs'ahra mabedinde Hz. Süleyman Mührü'nün en önemli İslam simgelerinden birisi olarak bu dönemde karşımıza çıkar.

(Independent Türkçe)

Yine Kasru'l-Hayrü'l - Garbi'nin motifleri bu mühürle süslüdür.

Fatimiler'in önemli hükümdarlarından Mustansır Kahire'deki Hâkim Camisine ve devletin resmi parasına da bu mührü yerleştirir.

Yine Mısır'da kurulan bir Türk devleti olan Tolonoğulları bu yıldızı türbelerin her tarafına işlemiştir.

Büyük Türk Sultanı Gazneli Mahmut ile özdeşleşen simge Hz. Süleyman mührü olarak bilinen aynı yıldızdır.

Tahtına çıkan ahşap kapının önündeki altı köşeli süsleme hükümranlığının en önemli motiftir.

Batılılar daha çok "Davut Kalkanı" bizim ise "Hz. Süleyman mührü" dediğimiz yıldız, Müslümanlar için siyasi gücün simgesiydi.

Ne Yahudilik kültüründe ne de Hıristiyanlıkta 1882 yılına kadar bu yıldıza atfedilmiş politik bir anlam bulunmuyordu.

Para en önemli siyasi figürdür ve Türk-İslam devletlerinin çoğunda basılan paralarda Hz. Süleyman mührünün izlerini görüyoruz. 

Mesela Selçuklu Devletinde Tuğrul Bey, bağımsızlık nişanesi olan parasının bir yüzüne tamamen bu mührü koyduracaktı.

Asıl önemlisi Hz. Süleyman Mührü, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi ile özdeşleşmişti.

Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü özgürleştirdikten sonra bastırdığı gümüş paralara Hz. Süleyman'ın mührünü basacaktı.

Diyarbakır Ulu Cami'nin revakında bağımsızlığın nişanesi olarak Hz. Süleyman'ın mührünü görüyoruz.

İslam dünyası için "Kelime-i Tevhit" bayrağından sonra en önemli simgenin açıkça Hz. Süleyman mührü olduğunu görüyoruz. 

Malatya Ulu Cami'nin çinilerinde "bağımsızlığın simgesi" olarak karşımıza Hz. Süleyman'ın mührü çıkıyor.

Artukluların neredeyse yaptığı her mimari eserin siyasi bağımsızlık simgesi olarak yine karşımıza Hz. Süleyman mührü çıkıyor.

Endülüslerin yaptığı meşhur "Katalan Haritası" (Dünya Haritası) üzerinde anavatan olarak görülen Cezayir'de karşımıza Hz. Süleyman mührü çıkıyor. 

Katalan Haritası
Katalan Haritası

Osmanlı'ya gelecek olursak karşımıza neredeyse her taşın altından Hz. Süleyman mührü çıkıyor. 

Hamamlar, kubbeler, vakıflar, saraylar her yerde bizleri bu mühür karşılıyor. 

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra bastırdığı paraya bu mührü koyacaktı.

Fatih Sultan Mehmet
Fatih Sultan Mehmet

Fatih'in dışında Çelebi Mehmed, II. Beyazit ve Osmanlı'nın en kudretli padişahlarından Yavuz Sultan Selim bastırdığı paralara bu mührü koyacaktı. 

Barbaros Hayrettin Paşa, Akdeniz'e açıldığında gemilerinde dalgalanan sancakların içinde en önemlilerinden birisi Hz. Süleyman mührüydü. 

Osmanlı padişahlarının kendilerini her türlü kötülüklerden koruyacağına inanarak giydikleri gömlekteki en önemli simge Hz. Süleyman mührüdür. 

Tılsımlı gömlek
Tılsımlı gömlek

Liste o kadar uzun ki burada durmak zorundayız.

Gelelim bu mührü nasıl yitirdik, onu inceleyelim;

Bu mühür, ilk defa 18'inci yüzyılda Batılılar Yahudileri tanımlamak için kullandı.

19'uncu yüzyılda ise kimlik arayışları artan Yahudiler bu simgeyi yavaş yavaş benimsemeye başlayacaktı.

Theodor Herzl, 1882 yılında Siyonizmin resmi propaganda gazetesi olan Die Welt'in simgesi yapmasıyla bu figür zamanla Yahudilerin politik argümanı haline dönüşecekti. 

Yahudilik dini İslamiyet'ten eski olsa da altı köşeli yıldız, Davut Kalkanı veya Siyon Yıldızı olarak bilinen Hz. Süleyman mührünü bir simge olarak Müslümanlar daha önce ve daha çok benimsemiş; bayraklarında, paralarında, mimari eserlerinde ve kişisel kıyafetlerinde kullanmıştı.

Müslüman kalkanlarındaki mühür
Müslüman kalkanlarındaki mühür

Bu simge 18 ve 19'uncu yüzyıllardan itibaren Siyonistler tarafından sahiplenilmiş ve kullanılmaya başlandı.

Bugün sırf Siyonist İsrail bayrağında "Hz. Süleyman Mührü" kullanılıyor diye bu mühre düşmanlık yapmak ile "Kelime-i Tevhit" bayrağını görünce düşmanlık yapan zihniyetin ortak noktası tamamen cehalet olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Independent Türkçe